*192101* Ayl k Siyasi Gençlik Dergisi * Say : *Ekim 2007 *Fiyat : 1 YTL * ISSN: E itim ve mesleki haklar m z için birleflelim!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "*192101* Ayl k Siyasi Gençlik Dergisi * Say : 126 2007-09 *Ekim 2007 *Fiyat : 1 YTL * ISSN: 1302-7506. E itim ve mesleki haklar m z için birleflelim!"

Transkript

1 *192101* Ayl k Siyasi Gençlik Dergisi * Say : * *Fiyat : 1 YTL * ISSN: E itim ve mesleki haklar m z için birleflelim! E itim ve mesleki haklar m z için birleflelim! Sayfa 4 Rüzgar ekiyorlar f rt na biçecekler! Sayfa 8 Büyük Ekim Devrimi nin kazan mlar yolumuzu ayd nlat yor Sayfa Bizim tanr m z Çin halk kitleleridir! Sayfa 31

2 B E L L E K B Z M TANRIMIZ Ç N HALK K TLELER D R * 1 Ekim 1949 da ilan edilen Çin Halk Cumhuriyeti, Çin halk n n büyük mücadelesi ile anlaml hale gelmifltir. As rlar boyunca sürekli ezilen Çin halk n n ba ms zl k ve halk demokrasisi için ÇKP öncülü ünde verdi i mücadele ve sonras nda tarihin en kitlesel hareketlerinden birisi olan Büyük Proleter Kültür Devrimi, gerçek bir demokrasi ve öz yönetim istemine sahip tüm dünya halklar na umut olmufltur y l nda kurulan ÇKP, önündeki tek örnek olan Ekim Devrimi nin kazan mlar n sonuna kadar sahiplenirken Marksizm-Leninizm in Çin koflullar na yarat c bir flekilde uyarlanmas anlay fl ndan asla taviz vermemifltir. ÇKP, Yeni Demokratik Devrim e kadar verdi i mücadeleyi üç dönem fleklinde ele alm flt r: Birinci Büyük Devrim, Toprak Devrimi ve Japonya ya Karfl Direnme Savafl. Çin devriminin birinci döneminde ÇKP ve Çin halk emperyalizme ve feodalizme karfl büyük bir savafl verirler. Kuruldu u dönem ilerici yönleri olan Komintang n içindeki gerici kli in gerçeklefltirdi i ihanet sonucunda bu devrim yenilgiyle sonuçlan r. Bu yenilginin di- er bir taraf n da ÇKP içinde 1927 y l nda egemen olan sa c klik oluflturur y l nda yaflanan yenilgi, ÇKP içerisinde sa c lar n dayanak durumu olur. Yaflanan yenilgiye ra men burjuva demokratik devrimin tamamland n iddia eden bu sa c grup, aktif mücadele yerine sosyalist devrim koflullar olufluncaya kadar beklemeyi savunmaktayd. Savunduklar bu görüfllerin yan nda ÇKP ye karfl hizip girifliminde bulunan sa c grup, bu nedenle 1927 y l nda ÇKP den uzaklaflt r l r. Sa c l n yaratt tahribat n etkisiyle ve Komintang n artan sald r lar - na karfl bu sefer de parti içerisinde küçük-burjuva acelecilik egemen hale gelir. Bu anlay fl, ÇKP içerisinde egemen olduktan sonra 1927 yenilgisini do ru alg layamayarak, devrimin sürekli olarak ilerledi ini bu nedenle de sald r lar n artt r lmas gerekti ini savunur. Taktik konularda kendisini hissettiren solculuk, büyük oranda örgüt içerisinde de yans ma bulur. Kendi yoldafllar na karfl yap c elefltiri yapmak yerine sertleflen, y k c laflan müdahale tarz, Mao Zedung gibi yoldafllar n çabalar yla etkisiz hale getirilir y l nda toplanan 6. parti kongresi verilen mücadele sonucunda esasen do ru bir çizgiyi parti genelinde egemen k lar. Çin genelinde yaflanan durumu do ru tahlil eden kongre, içinden geçilen dönemde sald r lar süreklilefltirmek yerine temel görevin kitleleri kazanmak oldu unu belirtir. Buna ra men 6. Kongre nin baz subjektif belirlemeleri de olmufltur. Bu nedenle 6. Kongre sol sapmay tamamen engelleyememifltir y l nda sol fikirler tekrar parti içerisinde egemen olmaya bafllar. Komintang içerisinde yaflanan sorunlar abartarak Yeni Devrimci At l m yönünde bir karar alarak partiyi de bu karar peflinde sürükleyen sol anlay fl, ülke çap nda devrimin eflitsiz geliflimini kavrayamaz. Mao yoldafl n k rsal bölgelere önem veren siyasetine ac mas zca sald ran Li Li San önderli indeki sol sapma, flehirlerin öncülü- ü düflüncesini savunur. lk sol sapmaya oranla daha geliflmifl bir flekilde ortaya ç kan Li Li San önderli indeki sol sapma parti içerisinde verdi i yanl fl kararlar nedeniyle uzun süre egemen kalamaz. Ancak ÇKP MK s ilk etapta Li Li San çizgisine karfl uzlaflmac bir tav r al r ve bu çizgiyi taktiksel hatalar yapt gerekçesiyle elefltirirken sol olarak nitelendiremez. Parti içerisindeki sol hatalara karfl verilen mücadelenin zay fl nedeniyle bu sefer de Vang Ming önderli inde sözde Li Li San ve uzlaflma çizgisine karfl ym fl gibi görünen ancak esasta kendisi de sol ve sekter bir sapma olan çizgi merkezi önderli e karfl bayrak açar. Bu yeni sol çizgi, Li Li San çizgisini sa oportünist olarak ilan eder ve Parti MK s n sözde sa çizgiye karfl mücadele vermemekle suçlar. Yeni sol çizgi, ülke çap nda devrim dalgas n n yükseldi ini, bu nedenle yine ülke çap nda sald r ya geçmek gerekti ini iddia eder. Sol çizginin parti içerisinde egemen olmas nedeniyle 1931 y l nda bafllayan Japon iflgali bu sapma taraf ndan do ru de erlendirilemez. Bu dönemde Çan Kay fiek in 2 yaflad bunal m abartan sol çizgi, Japon iflgaline karfl ara s n flardan ittifak al nabilece i gerçe ini göz ard eder. Parti içerisindeki bu sol çizgi görece uzun bir süre, dört y l boyunca örgütlülü e birçok alanda kay plar verdirir, partinin gücünün büyük bölümü Uzun Yürüyüfl s ras nda yok olur y l nda örgütlenen ÇKP Merkez Komitesi Siyasi Büro Geniflletilmifl Toplant s nda sol çizgi mahkum edilir ve Mao Zedung baflkanl ndaki yönetim ifl bafl na gelir. Bu de ifliklik ÇKP tarihinde bir dönüm noktas olur. Vang Ming in önderli indeki sol sapman n etkisiyle ÇKP ve HKO 3 oldukça zor durumlarla karfl karfl ya kal r. Zunyi toplant s sonras nda Mao Zedung un baflkanl ndaki ÇKP, yine onun önderli inde dünya çap nda ün salan 12 bin km lik Uzun Yürüyüfl le yok olmaktan kurtulur. Bu olay Çin devriminin dönüm noktalar ndan birisi olur. 300 bin kifliden oluflan K z l Ordu, bu zorlu yürüyüflün sonunda 30 bin kifliye kadar düfler. Niceliksel azalmaya ra men do ru siyasal çizginin varl, ÇKP yi daha öncesinde olmad kadar güçlü k lar y l nda ÇKP, devrimin stratejik aflamalar ndan birisi olan Japonya ya Karfl Direnme Savafl dönemini bafllat r. Bu dönemde yaflanan geliflmeler sonucu ÇKP, Komintang la Japon iflgaline karfl birleflik bir cephe kurar. Parti içerisindeki sa c lar, birleflik cephenin anlam n tam olarak kavrayamazlar ve her sorunun birleflik cephede çözülmesini istemeye bafllarlar. Mao birleflik cephe anlay fl n en özlü flekilde flu sat rlarla ifade etmektedir: Birleflik cephe siyaseti, ne hep dostluk, mücadele yok, ne de hep mücadele, dostluk yok demektir; aksine; bu siyaset her iki yan da, dostlu u da, mücadeleyi de birlefltirir y l n n bafllar nda ve sonras ndaki dönemde Mao Zedung yoldafl parti içerisinde kapsaml bir e itim ve düzeltme siyasetini hakim hale getirir. Mao yoldafl n önderlik etti i düzeltme hareketi oldukça önemlidir. ÇKP içerisindeki kadrolar n ve militanlar n örgütsel düzenlili ini sa lamay hedefleyen bu çal flma, büyük bir Marksist e itim hareketidir. Özellikle elefltiri ve özelefltiri sayesinde parti kadrolar bu e itim hareketinin içerisinde yeni bir birli e ulaflt lar. Japonya ya Karfl Direnme Savafl bitti inde K z l Ordunun 1 milyon savaflç s bulunuyordu ve ÇKP, nüfusu 100 milyonu bulan kurtar lm fl bölgelere sahiptir. flte özellikle bu mücadele döneminin sonucunda ÇKP, halk iktidar na bir ad m daha yaklafl r ve 1 Ekim 1949 tarihinde Çin Halk Cumhuriyetini ilan eder. Çin halk n n ve ÇKP nin mücadelesi devrimden sonra da ayn h zla devam eder. Mao nun devrimin ve partinin sorunlar na yaklafl m konusunda gösterdi i büyük dikkat, her türlü sapma ve karfl -devrimci hareketin teflhirinde önemli bir rol oynar. Mao nun Çin de sosyalizmi gelifltirmek amac yla yapt çal flmalar ve prati e yön gösterme çabas da dikkate de erdir. ÇKP flahs nda Mao nun kitlelere duydu u sars lmaz güven ve her sorunda (parti içi sorunlar da dahil olmak üzere) kitleleri seferber etme u rafl, kitleleri harekete geçirme çabas nda olan bizler için oldukça ö reticidir. Özellikle Mao yoldafl n sistemlefltirdi i kitlelerden kitlelere formülasyonu, her kitle çal flmas n n yan s ra örgüt içi çal flmalarda da rehber almam z gereken oldukça önemli bir formülasyondur. Üzerinden geçen 58 y la ra men Çin Devrimi ve 1966 y l nda bafllat lan Büyük Proleter Kültür Devrimi politik ve teorik bak mdan zenginliklerle doludur ve bu nedenle dikkatle incelenmeyi hak etmektedirler. Bütün gericiler ka ttan kaplanlard r Görünüflte, gericiler korkunçturlar, ama gerçekte o kadar güçlü de ildirler. Uzun erimli bir bak fl aç s ndan, gerçekten güçlü olan gericiler de il, halkt r. Rusya da, 1917 fiubat Devrimi nden önce, hangi taraf gerçekten güçlüydü? Görünüflte Çar güçlüydü, ama fiubat Devrimi nin bir üfürüflüyle süpürülüp gitti. Gerçekte, Rusya da güçlü olan flçi- Köylü ve Asker Sovyetleriydi. Çar yaln zca ka ttan bir kapland. Bir zamanlar Hitler çok güçlü diye düflünülmüyor muydu? Ama tarih onun ka ttan bir kaplan oldu unu tan tlad. Mussollini de böyleydi, Japon emperyalizmi de. Ama Sovyetler Birli- i nin, demokrasiyi ve özgürlü ü seven bütün ülkelerin halklar n n gücünün, önceden görülmüfl oldu undan çok daha büyük oldu u tan tland. 4 * Mao Zedung 2 Komintang adl örgütün bafl ndaki karfl devrimci unsur. 3 Halk Kurtulufl Ordusu: ÇKP nin önderli i alt ndaki k z l ordu. 4 Mao Zedung un Amerikal gazeteci Anna L. Strong la yapt söylefliden al nm flt r. 31

3 SUNU D VAN TOPLANTISINA ÇA RI! Arkadafllar, Hepimizin bildi i gibi uzun süreden beri YDG nin niteli i, kitle çizgisi, çal flma tarz, kitle örgütü olma özelli ini tamamlay c unsurlar n, kendi demokratik mekanizmalar n n nas l infla edilece i gibi konular tart flmaktay z. Bu demokratik mekanizmalar n ilki olarak ortaya ç kartt m z YDG toplant lar nda gerek alan pratiklerinde alaca m z tav rlar gerekse de yukar da belirtti imiz örgütümüzün genel sorunlar n tart flt k/tart fl yoruz. Yapt m z tart flmalarda ortaklaflmalar yakalayabilmek ve alanlarda yap lan tart flmalar n di er alanlar m z taraf ndan da takip edilebilmesi için tart flmalar mümkün oldu u kadar dergimizin sayfalar na da tafl maya çal flt k. Parçada yap lan tart flmalar n, geliflmelerin bütüne mal edilebilmesi ve farkl alan pratiklerinden ders/deneyim ç karabilmemiz aç s ndan tart flmalar n bir bütün örgüt taraf ndan takip edip, de erlendirmeye almam z önemli bir noktada durmaktad r. Bununla beraber örgütün bu süreçten sonraki yönelimi, çal flma tarz, kendi mekanizmalar n nas l yarataca gibi sorunlar örgütün flu anki temel sorunlar n oluflturmaktad r. Dolay s ile bu konularda örgütün yerelden merkeze, merkezden yerele çeflitli tart flmalarla, -sürekli ikna yöntemleri kullan larak-, mümkün olan en genifl ortaklaflmay yakalay p bu konulara dair kendi görüfllerini ortaya koymas bu gün aç s ndan zorunlu bir ihtiyaç olarak kendisini ortaya koymaktad r. Alanlar m zda yap lan YDG toplant lar nda bu konulara iliflkin birçok fikir ortaya ç kmaktad r. Bir alan m z YDG nin çal flma tarz na iliflkin YDG toplant lar n birim ve merkezi toplant lar fleklinde al rken ayn zamanda da kad n sorunu, kültür sanat, liseli, üniversiteli gibi alan komisyonlar n oluflturmaya bafllam flt r. Baflka bir alan m zda legal dernek süreci önerilmekte, yine baflka bir alan m z divanlar n oluflturulmas gerekti ini söylemektedir. Bunlar flekilsel alg lanmamas gereken örgütün genel örgütlenme muhtevas n oluflturacak ve çal flma tarz ndan tutal m da kitle çizgisine kadar birçok konunun sonucu olarak ortaya ç - kan önerilerdir. Alanlar m zda bu konulara iliflkin farkl fikirler olsa da bugün üzerinde ortaklafl lan en önemli konu tüm bu konular n beraber tart fl labilece i demokratik bir ortam olan konferans n örgütlenmesidir. Konferanslar örgütlerin en genifl tart flma ortamlar yakalad klar ve tüm örgütün görüfllerinin hiçbir engelleme yap lmadan tart fl ld yerler oldu u için örgütlerin en üst merkezi organlar ndan biridir. Yani yapaca m z konferans bir sonraki konferans m za ya da kongremize kadar örgütümüzün yönelimini belirleyecektir. YDG nin politikalar n n belirlenmesi, nas l örgütlenece i, kitle çizgisinin nas l olaca, halk gençli inin sorunlar na nas l yan t olaca gibi konularda alanlar m zda tart flsak da bu konulara örgütün bir bütün bak fl aç - s n belirlemek ve bir örgüt oldu umuz bilinci ile tek vücut hareket edebilmek için konferans bir gereklilik olarak kendini dayatmaktad r. Konferans örgütleyecek birim Konferans m z n örgütlenmesi sorunu da bafll bafl na bir sorun olarak karfl m zda durmaktad r. Konferans m z n politik yönelimi, teknik sorunlar n n nas l giderilece i gibi birçok sorun, oluflturulacak bir birimin varl n zorunlu hale getirmektedir. Peki, bu birimin örgütsel yap s nas l olacak, bu birime kimler kat lacak? Kat lacak kiflileri kimler belirleyecek? Konferans m z n örgütlenmesi için gerekli tüm teknik ve politik ifllerin sorumlulu u tüm alanlar m zdan seçilecek delegelerden oluflturulacak bir divan üstlenecektir. Bu divan ald ilk toplant dan itibaren YDG konferans sonlanana kadar, konferans n öncesinde yap lacak tüm çal flmalardan ve konferans an - n n örgütlenmesinden sorumlu olacakt r. Faaliyetimizin oldu u tüm alanlar m z n yapt - YDG toplant lar ndan demokratik yöntemlerle kendi delegelerini seçmeleri gerekmektedir. Hemen flunu belirtmemiz gerekmektedir ki delegelik sistemi tamamen gönüllülük temelinde ele al nmal d r ve alanlar m z unutmamal d r ki divan için gönderecekleri delegeler alanlar n n düflüncelerini en iyi yans tacak kiflilerden oluflmal d r. Divan n örgütsel yap s, alanlarla olan ba gibi birçok konu divan toplant s nda tart fl larak belirlenecektir. YDG konferans n n sürecinin uzamamas ve tart flmalara çok bo ulmamas için al nacak olan ilk toplant ya tüm alanlar m z n kendi fikirlerini oluflturarak, önerilerini netlefltirmifl bir flekilde gelmeleri önemlidir. Tüm alanlar m z YDG toplant lar nda esas gündem olarak YDG konferans n almal d r ve yapaca tart flmalar n sonucunda kendi delegelerini seçmelidirler. Alanlar - m z toplant larda konferansa bak fl aç lar n, konferans n tarihi, konferans n içeri i, konferans delegelerinin nas l seçilece i, konferans n masraflar vb. gündemler sorunlar üzerine kendi fikirlerini, belirleyerek gelmelidirler. fiimdiden tüm arkadafllara çal flmalar nda baflar lar. YER: ANKARA (Sabah UMUT YAYIMCI- LIK irtibat bürosunda bulufluyoruz.) TAR H: 15 AMATÖR SANATÇILAR VE SANATÇI ADAYLARI KEND ATÖLYEN Z KURMAK STER M S N Z? NCE MEMED K TAP-KAFE S ZLERE DESTEK VER YOR! Her Türlü Sanat Ve Atölye Çal flmalar n za Karfl l ks z Yer mkan!!! ADRES: Kuruköprü Mah. Zaimo lu Oteli Karfl s Özden fl Merkezi Asma Kat (CHP Seyhan lçe Baflkanl Karfl s ) TEL: E POSTA: YAfiAMA EN YAKIN VAK T Sab rs zl klar n doru unda yaflamak. Bir gün isyan kokacaksa bu bedenler ve vaktidir tan onlar kan n su niyetine içen, yemese de seni gram gram bitiren onlar her fleyin de erinin var oldu unu sanan ama gözlerimizde de eri olmayan. sen onlar için bir hiç, bir köle, bir yaflama biçimi ve ey insan, baflkald rman n tam vakti! e er s rt nda çul, akl nda y llar n sorusu, ellerinde y llar n yorgunlu u varsa ve dahas sen, sen bitti ini zannediyorsan ölmeden tam vaktidir, yaflamaya en yak n vaktidir SYAN! ey insan, yaflamaksa senin yapt n, orada yatan sen, yitip giden sen unutulan unutturulmaya çal fl lan. kufllar n yiyece i bir parça et, bir parça ekmek yokken onlar bir yudum da olsa yiyorlar her bir yerinden ve en yak n vaktidir topra na su, mezar na çiçek b rak lm flsa a z ndan ç kan son kelime isyand r. ve biliyorsun bunu sen de il, senden sonrakiler görecek sana sayg, do mam fl çocu una can, korktu un yar nlara UMUT olacak bu gidiflin.. Mu la dan bir YDG li UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY LTD. fit Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A a Mah. mam Murat Sok. No: 8/1 Aksaray-Fatih/ STANBUL Tel: (0212) FAKS: (0212) Sahibi ve Yaz iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask : Ezgi matbaa Tel: (0212) Da t m: YAY-SAT ISSN Yeni Demokrat Gençlik in adresleri: BÜROLAR KARTAL: STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI fihani NO:11 KAT:3 DA RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) Cep: ZM R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TEL: (0232) Cep: MALATYA: DABAKHANE MAHALLES, BOZTEPE CAD., BABACAN fihani NO: 9 KAT:1/16 TEL: (0422) Cep: ERZ NCAN: ORDU CAD. ORDU fihani KAT:3 TEL: (0 446) CEP: BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) Cep: MERS N: S L FKE CAD. ÇAVDARO LU fihani KAT: 3 NO: 118 MERS N AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR DUISBURG-ALMANYA TEL: FAKS: BANKA HESAP NUMARALARI Selma fiahin Ziraat Bankas stanbul/aksaray fiubesi Euro Hesab : TL Hesab :

4 Efi TL K VE KARDEfiL K Ç N GERÇEK DEMOKRAS Y KAZANANA KADAR TÜM TEHD TLERE RA MEN PLAN YAPMAYA DEVAM EDEL M! Yeni anayasa tart flmalar ekseninde devam eden bu süreçte çokça demokratikleflmeden bahsedilmesine ra men hak gasplar n n artt na flahit olmaktay z. Sivil anayasa söylemlerinin havada uçuflmas na ra men özgürlükler ad na herhangi bir olumlu bir geliflmenin yaflanmamas durumu ile karfl karfl yay z. Acaba sivil anayasan n ilerici yönleri var m? Biz bu anayasa tart flmalar n n neresindeyiz? gibi sorularla muhatap olmamam z mümkün de il. Çerçeve bir yasa olan anayasada yap lan de ifliklikler, gericilerin reformlar olmaktan öteye gidememektedir. Henüz tasla n tasla olarak lanse edilen anayasan n, bürokrat kesimle AKP yi destekleyen güçler aras ndaki köfle kapmaca oyununa benzedi ini söyleyebiliriz. Cumhurbaflkanl seçimleri sonucunda bir mevzi daha gerileyen bürokrat elit, yarg n n ba ms zl tart flmas n bafllatarak yeni anayasaya karfl ç kmaktad r. Yine bürokrat kesimin en büyük kozlar ndan birisi de Kemalizm ve türban tart flmalar d r. Yeni anayasan n türbana s k flt r lmas ndan en fazla rahats z olan kesim ise AKP hükümetidir. Bugüne kadar yürütme ve yasama organlar ndan ne kadar ba ms z(!) oldu unu defalarca gördü- ümüz yüksek yarg organlar n n a rl kl olarak hükümet taraf ndan atanacak olmas da, YÖK e yap lacak müdahaleler de iflte bu köfle kapmaca oyununun bizlere yans yan unsurlar d r. Bürokrat güçler mevzisinde yer alan YÖK ün canh rafl ç rp n fllar özellikle halk gençli i nezdinde gülünç bir durumun temsiline benzemektedir. Anayasan n kapal kap lar arkas nda, anti-demokratik flekilde haz rland n iddia eden, cumhuriyetin ruhuna ayk r oldu u için türban konusunda geçit vermeyen YÖK ün bugüne kadar üniversitelere dönük yapt haz rl klar, ald kararlar eminiz ki üniversiteli halk gençli inin ve dikkat eden tüm kesimlerin bir bir akl na geliyordur. Gelece imizi ilgilendiren konularda yasa taslaklar haz rlayan, stratejiler belirleyen YÖK ün bu çal flmalar yaparken biz halk gençli ine ne kadar dan flt n, ne kadar demokrat oldu- unu daha fazla sorgulamam z, sorgulamaktan da fazla yaflananlar n bir bir hesab n sormam z gerekmektedir Askeri Faflist Cuntas n n ürünü oldu unu akl m zdan asla ç karmamam z gereken YÖK ün bu nedenle sadece Kas m ay n n bafl nda yap lacak eylemlere s k flt r lmadan, daha kitlesel kat l m n yollar aranarak protesto edilmesini hedeflemeliyiz. Egemen s n flar n haz rlad bir yasan n ne AKP nin haz rlad 60. hükümet program nda belirtilen refah art - fl na, iflkenceye s f r tolerans aldatmacas na ra men, anayasa ile demokratikleflece iz, sivilleflece iz söylemlerine ra men son aylarda yaflanan gözalt nda ölüm vakalar, artan iflkence flikayetleri, Emekli Sen, Kaos GL gibi örgütlerin kapat lmas giriflimleri, yükselen iflsizlik oran, halk n sosyal güvenlik haklar n n giderek daha fazla budanmas, artan iflçi ölümleri ve al nmayan tedbirler, liselerde devreye sokulan güvenlik protokolü ile polislere verilen yetkiler, F tiplerinde yaflanan hak ihlalleri ve sald - r lar as l gerçe in ne oldu unu kan tlamaktad r. kadar halk için olabilece i ortadad r. Bugüne kadar mücadele etmeksizin hiçbir hakk n kazan lmad düflünüldü ünde, yeni anayasa tart flmas n n bizlere demokratikleflmeyi sa layamayaca bütün gerçekli iyle ortaya ç kmaktad r. AKP nin haz rlad 60. hükümet program nda belirtilen refah art fl na, iflkenceye s f r tolerans aldatmacas na ra men, anayasa ile demokratikleflece iz, sivilleflece iz söylemlerine ra men son aylarda yaflanan gözalt nda ölüm vakalar, artan iflkence flikayetleri, Emekli Sen, Kaos GL gibi örgütlerin kapat lmas giriflimleri, yükselen iflsizlik oran, halk n sosyal güvenlik haklar n n giderek daha fazla budanmas, artan iflçi ölümleri ve al nmayan tedbirler, liselerde devreye sokulan güvenlik protokolü ile polislere verilen yetkiler, F tiplerinde yaflanan hak ihlalleri ve sald r lar as l gerçe in ne oldu unu kan tlamaktad r. Bu nedenle sözde demokratikleflme masallar na kanmak, sivil anayasa tart flmalar na destek vermek brahim yoldafl n da söyledi i gibi Halk n a z na bir parmak bal çalarak onun öfkesini yat flt rmak ve bütün ar kovanlar n kurtarmak isteyen gericilerle ayn paralele düflmek olur. ( brahim Kaypakkaya, Seçme Yaz lar, s: 332) DTP nin yan nday z Egemenlerin ilericileri hedef gösterme çabas ve artan kontra eylemleri de iflte bu sivilleflmenin ve demokratikleflmenin baflka bir göstergesi olsa gerek. Ankara Balgat ta bulunan DTP Genel Merkezinin kurflunlanmas ve ard ndan sald rganlar n vatan hainleri diye ba rmas nas l bir tesadüf olabilir ki? Genelkurmay n yapt aç klamalar sonucu daha fazla hedef haline getirilen DTP nin bu sald r lar karfl s nda yaln z b rak lmamas gerekmektedir. En demokratik hak olan fikirlerini serbestçe aç klayabilme hakk elinden al nanlarla, demokratik siyaset yürütme hakk engellenenlerle ayn saflarda oldu umuzu bu yaz m z vesilesiyle bir kere daha ilan ediyoruz. Gerilla cenazelerini ald klar için denmedik söz b rak lmayan DTP lilerin bir de haklar nda onlarca dava bulunmaktad r. DTP li milletvekilleri bile egemenlerin cilal z rh, dokunulmazl ktan yararlanamamaktayken hangi demokrasiden, hangi eflitlikten, hangi bar fltan ve hangi kardefllikten bahsedildi ini anlamam z mümkün de ildir. Birileri yazd klar ve flevkle söyledikleri sözlerle halk - m z aç ktan aç a tehdit ederken, katilleri kutsay p ezilen halk m za plan yapmay n plan diyerek gözda vermeye çal fl rken insan haklar - n n bu ülkede ezenler taraf ndan zerre kadar savunuldu unu söylememiz imkans zd r. Adana daki pis su ar tma tesislerinde ölen üç iflçinin hesab verilmeden, emekçi halk m z açl kla terbiye edilmeye çal fl l rken sosyal adaletten bahsedenlerin niyetlerini iyi olarak de erlendirmemiz mant ks zd r. Adam kay rmay, rüflveti ve torpili önledi ini iddia eden AKP hükümetinin son dönemde ö retmen atamalar nda halk gençli ine yaflatt klar da sab r s n rlar n zorlamaktad r. On binlerce ö retmen aç olmas na ra men ve yine on binlerce iflsiz ö retmen aday bulunmas na ra men atama yapmayan devlet, e itime verdi i önemi, liselerin önüne polis dikerek göstermektedir. Üniversitelerde kurulmaya bafllanan Yaflam Boyu Ö renme Merkezleri, Teknokentler, say s ç gibi artan mesleki yeterlilik kurslar, yüz binlerce ö rencinin tek sosyal güvenlik kayna olan Medikolar n özellefltirilmesi ve özel üniversitelere yap lan yard mlar, gizli aç k bu kurumlara verilen destekler gelece imizin kimler taraf ndan çal nd n gözler önüne sermektedir. Alternatifimiz YDG flte tüm bu sald r lar n aras nda YDG nin iradesini oluflturmak, YDG yi yerellerden merkeze do ru kurumsallaflt rmak oldukça önemli bir yerde durmaktad r. Halk gençli inin kendisini ifade edemedi i bu dönemde artan sald r lar ve gençli in örgütsüzlü ü YDG nin önüne büyük bir görev koymaktad r. Önümüzdeki dönemde artan sald r lara karfl gençli in nefes alabildi i demokratik mevziler kazanma mücadelesinde YDG önemli bir alternatiftir. Bu nedenle tüm YDG lilerin bu bilinçle hareket etmesi ve üzerlerine düflen bu büyük sorumlulu u hevesle tafl yabilmesi gerekmektedir. Yap lmas planlanan YDG konferans n n da iflte bu bak fl aç s yla örgütlenmesi ve haz rl klar n buna göre yap lmas oldukça önemlidir. Özellikle son dönemde üzerimize düflen görevlerin geçmifle göre daha a r ama daha nitelikli oldu unu kavramam z gerekmektedir. Konferans n yap lmas ndan içeri inin belirlenmesine, kitlelerin yo un bir flekilde kat l - m n n sa lanmas ndan teknik her türlü konuya, çeflitli DKÖ lerin kendilerini ifade edebilmesinden anlay fl m z n bir ad m daha ileride netlefltirilmesine kadar oldukça karmafl k sorumluluklar m z n oldu unun fark na varmal y z. Alanlar m zda yapt m z YDG toplant lar nda ad m ad m örgütledi imiz konferans m - z n anl k tart flmalar yerine planl çal flmalara, suskunluk yerine yarat c önerilere, tek düzelik yerine gençli in rengini yans tan bir canl l a ihtiyac bulunmaktad r. Önümüzdeki ay gerçeklefltirilecek 6 Kas m protestolar n n da halk gençli i içerisinde tepkiyi örgütleyebilme kabiliyetimize fl k tutaca ortadad r. Muhtemelen 6 Kas m sonras nda yap - lacak olan konferans m z n haz rl klar kapsam nda 6 Kas m ve emperyalist yasalar gündeminin yo un bir flekilde ifllenilmesi ve bu gündemler do rultusunda YDG konferans için aktif bir flekilde kitle çal flmas yapmam z gerekmektedir. Alanlar m zda yapt m z YDG toplant lar - na ayr m gözetmeksizin kat lmak isteyen herkesi dahil etme anlay fl ndan bir an bile uzaklaflmamal y z. Birimlerde yap lan YDG toplant lar n n aç k ça r s n yapmam z, kitleleri srarla toplant lar m za davet etmemiz, her seferinde daha fazla kesimin kendi rengini YDG ye aktarmas anlam na gelecektir ve böylece konferansta temsil edilecek gençlik kesimlerinin say s da artm fl olacakt r. flte bugün YDG nin önündeki en büyük görev budur. çinde bulundu umuz ay iyi bir haz rl k dönemi olarak geçirmek için zaman kaybetmeden prati e dönük ad mlar m z h zland ral m. Kaybedece imiz her an eksilen zamanken kazanaca m z koca bir dünya bulunmaktad r. 3

5 E itim ve mesleki haklar m z için birleflelim! E itimin! bilimselli i, demokratikli i vb konulara hiç de inilmemekte, ancak mezun olanlar n büyük sermaye sahibi patronlar/flirketler taraf ndan yeterli görülmedi inden yak n larak, müfredat belirlerken, e itimle hiç iliflkisi olmayan ifl çevreleri nin görüflünün al nmas kararlaflt r lmaktad r. Biz üniversiteli gençli in ve tüm akademik personelin baflta gelen sorunlar ndan birisi olan ve y llard r ad soruflturmalarla, sürgünlerle, bask yla bir tutulan YÖK ün bir kurulufl y ldönümü ile yine karfl karfl yay z. Art k hepimizin gözünde meflrulu unu kaybeden YÖK ün 22 Temmuz seçimleri döneminde neredeyse tüm siyasi partilerin kald r lacak denilerek seçim vaadi haline gelmesi de bu meflruluk yitiminin en aç k göstergesidir. Ancak YÖK ün hiçbir parti veya hükümet taraf ndan kald r lmayaca, biçimsel de iflikliklerle yetinilece i art k bizler aç s ndan ortada olan bir gerçektir. Üniversitelerde her türlü ba ml l k anlam - na gelen YÖK ün sistemin ne kadar ifline yarad aç kt r. Sorgulamayan, araflt rmayan, ezberci, tek tip bir gençlik ve emperyalizme yedeklenmifl bir iflsizler ordusu yetifltirmek isteyenler için ad de iflse de YÖK gibi bir kuruma sürekli ihtiyaç duyulaca n biliyoruz. Özellikle son y llarda biz üniversiteli gençli i ilgilendiren ancak bizlerin çok haberdar olmad m z, bilmemizin de fazla arzu edilmedi i bir süreç ifllemektedir. Avrupa Birli i ne uyum ad alt nda yap lan müzakerelerde dayat lan ve Avrupa çap nda Bologna Süreci olarak adland r lan bir dizi reform gündemde yerini korumaktad r. Bu reformlar ekonomik ve siyasi aç dan zorlu günler geçiren ve krizi giderek derinleflen emperyalist sistemin derdine derman olarak düflünülmektedir ve biz ö rencilerin ç - karlar na z t bir içeri e sahiptir. Bu reformlar hem e itim sürecine iliflkindir hem de mezuniyet sonras mesleki hak gasplar yla ilgilidir. Geçti- imiz y l netleflen YÖK Stratejisi nde de somutlanan bu süreçle birlikte e itimin tan m yeniden yap lmaktad r. Toplumsal bir hak olarak herkesin yararlanmas gereken e itim bireysel bir hak olarak tan mlanmakta ve cahil kalmak istemeyenin sunulan hizmetin (e itimin) karfl l n ödemesi gerekti- i iddia edilmektedir. Böylece e itimin paral hale gelmesinin önündeki engeller tamamen kald r lmakta, yoksul halk çocuklar n n okumas tehlikeye girmektedir. Bu kapsamda ö rencilerin s n rl haklar ndan olan sa l k hizmeti de özellefltirilmektedir. Medikolar n tasfiyesi ile ö renciler hastaland klar nda paras z flekilde tedavi edilmeyecek, adres olarak özel hastaneler gösterilecektir. Zaten y llard r bar nma sorunu yaflayan, yeterli ve yaflanabilir bir yurt olana sunmayan, bizleri özel yurtlara veya pahal kiral k evlere mecbur b rakan sistem, sa l k hakk m z da gasp ederek bizlere haklar m z korumak için birleflip mücadele etmekten baflka çare b - rakmamaktad r. Özel okullara verilen destek artt r lmaktad r. Devlet üniversitelerine üvey evlat muamelesi yap lmakta, bizlerden yüzlerce lira har(a)ç al nmakta, teknik yetersizlikler her yerde karfl m za ç kmaktad r. Oysaki sistem, öz(el) evlatlar na maddi kaynaklar aktarmakta, burslu ö rencilerin (her biri bin YTL aras ) y ll k masraf n özel üniversitelere ödemektedir. E itimin bilimselli i, demokratikli i vb. konulara hiç de inilmemekte, ancak mezun olanlar n büyük sermaye sahibi patronlar/flirketler taraf ndan yeterli görülmedi- inden yak n larak, müfredat belirlerken, e itimle hiç iliflkisi olmayan ifl çevreleri nin görüflünün al nmas kararlaflt r lmaktad r. Üniversitelerin asli bir unsuru olan ve verilen e itimden bire bir etkilenen biz ö rencilerin üniversite yönetiminde ve müfredatta hiçbir görüfl bildirme ve karar alma hakk yokken para sahibi olmaktan baflka bir niteli i olmayan flirketler bu konuda söz sahibi olabilmektedir. Onurlu, yurtsever, ülke ve dünya gündemine duyarl bir gençlik bu sistemin arzulad ve yetifltirece i bir gençlik de ildir. Amaç emperyalizme ba l l kla çal flan, nitelikli ama uysal iflgüçleri yetifltirmektir. Gençli in y llard r u runa mücadele etti i anadilde, demokratik, bilimsel, paras z e itim, ö rencilerin de söz hakk na sahip oldu u özerk-demokratik üniversite talebi yok say lmakta, bizleri ucuz ifl gücüne çevirmek isteyen patronlar el üstünde tutulmaktad r. Bu sald r lar yaln zca e itim sürecine yönelik de ildir. Mezuniyetten sonra da ifl güvenceli, kadrolu bir çal flma yaflam bizleri beklememektedir. Mesleki Yeterlilik Yasas, Sözleflmeli Ö retmenlik, Yetkin Mühendislik, Aile Hekimli i, Yabanc lar n Çal flt r lmas gibi kanun ve uygulamalarla mesleki haklar m za yönelik kapsaml bir sald r planlayan sistemin, e itimi bir hak olmaktan ç kararak tamamen piyasa koflullar na göre düzenlemesi, y llarca ald m z ve u runa milyarlarca para döktü- ümüz e itimin art k geçerli bir ifl bulmak için yetmemesi nas l bir sosyal devlet anlay fl yla uyuflabilir ki? Diplomalar m zdan unvanlar n kald r lmas, mesle imizi elimize alabilmek için y llarca stajyer olarak çal flt r lmak istenmemiz, üniversite e itiminin yetmedi i iddias yla yeni s navlar n önümüze ç kar lmas ö rencilerin yarar na olabilir mi? Yüz binlerce ö retmen aç na ve yine yüz binlerce iflsiz ö retmene ra men bu sene sadece 20 bin ö retmenin atanmas hangi mant kla aç klanabilir? ç ve d fl borçlar n gitgide büyüdü ü, silah sektörüne servetlerin ak t ld bütçeden, e itime ve sa l a halka yetecek kadar pay ay rmayan sistemin emperyalist efendilerinin ç karlar ndan baflka düflündü ü hiçbir fley olmad ortadad r. Bizim ma duriyetlerimiz üzerinden kendisini var eden egemenlerin ö renci gençlik üzerinden yaratt sektörlerin her geçen artt n görüyoruz. Üniversiteye/özel liselere/anadolu liselerine haz rl k dershaneleri, KPSS ye/ DGS ye/kpds ye/ YDS ye/ ÜDS ye haz rl k dershaneleri ve sanki bunlar yetmezmifl gibi sertifika programlar, bilgisayar/yabanc dil/mesleki yeterlilik kurslar ile ceplerimizdeki her kurufl bu sektöre ak t lmaktad r. Son y llarda tamamen piyasaya göre belirlenen bu uygulamalar yayg nlafl rken bilimden, bilimsel araflt rmadan, kültürel ve sportif etkinliklerden giderek mahrum b rak lmam z asla tesadüf de ildir. Bizleri birbirimize yabanc laflt ran, asosyallefltiren ve bireycilefltiren, bizleri zorlu yaflam koflullar içerisinde birbirimizin rakipleri olarak lanse eden bu sistemin tüm uygulamalar na karfl var gücümüzle karfl durmal y z. Bizleri birbirimize düflman, rakip olarak tan tanlara ve gelece imize yönelen her türlü sald r ya ancak beraber ve birlik olursak karfl durabiliriz. Yunanistan da, Almanya da, Fransa da ve baflka ülkelerde arkadafllar m z, ö renci dostlar m z, akademisyen büyükleri ile birlikte benzeri sald r lara karfl kitlesel karfl koyufllar örgütlemektedir. Dünya genelinde yüz binlerce ö rencinin benzeri yasalarla gelece ini çalmaya çal flanlara bir cevap da ülkemiz cephesinden vermenin zaman gelmifltir. Bizler üniversite ö rencileri olarak daha fazla sömürü ve hak gasp de il eflit, paras z, bilimsel, ve yönetiminde söz sahibi oldu umuz e itim kurumlar istiyoruz. Mezuniyetin ard ndan sendikal, kadrolu, ifl güvenceli, insanca yaflama yeten bir maafla sahip bir çal flma yaflam talep ediyoruz. Seçimlerde mutlaka oy kullanmam z gerekti ini belirtenler, üniversitelerimizde söz sahibi olmam za izin vermiyorlar. Okullar m zda ve e itim sisteminde yap lan hiçbir de ifliklik bizlere sorulmuyor. Tüm bu nedenlerden kaynakl okullar m z n aç ld bu günlerden bafllayarak gelece imizi çalan yasalar geri çekilinceye kadar srarla mücadele etmemiz gerekmektedir. 20. kurulufl y l nda halk gençli inin örgütlü sesi olan Yeni Demokrat Gençlik saflar nda örgütlenelim ve gelece imize sahip ç kal m. 4

6 Heyecan, merak ve üzerimizdeki sorumlulu- un a rl yla Erzincan dan Hopa ya do ru köy çal flmas için yola ç kt k. Yol boyunca Karadeniz in o eflsiz yeflil do as bizi cezbetmeye yetmiflti bile. Trabzon a vard ktan sonra aktarmayla Hopa ya geçecektik. Trabzon ile Hopa aras ndaki yol Karadeniz in do al sahillerinin katili olan Karadeniz Sahil Yolu ydu. Bu yolun maceras n anlatan bir arkadafl m z n sahil yolu Karadeniz in do al k y lar n yok etmesine karfl n, Karadeniz de bu y k ma karfl tepkisini koymakta hiç gecikmedi. K fl aylar nda olanca h rç nl yla kabararak yolu defalarca yutmufltur demesi içimdeki coflkuyu ve heyecan art rmaya yetmiflti. Yaklafl k sekiz saatlik bir yolculuktan sonra bu y lki köy çal flmas n yapaca m z köye gelmifltik. Geldi imiz köy küçük bir Hemflin köyüydü. Bu köyde hem çay toplayacakt k hem de bunun yan nda Karadeniz insan n biraz daha yak ndan tan ma f rsat n bulacakt k. Çal flma boyunca yine o köyden olan bir yoldafl m z n evinde kalacakt k. Kalaca m z eve vard ktan sonra köyden gençler de kald m z eve geldiler ve sohbet koyulaflmaya bafllad. Kald m z eve gelen gençler bize Karadeniz bölgesi ile ilgili merak etti imiz birçok fleyi ö renmek için ciddi imkânlar sunuyordu. Bu köy çal flmas nda çay toplayacakt k, malum sohbetimiz de do rudan çay üzerinden bafllam flt. Çay n nas l yetiflti i, hangi ifllemlerden geçti i, nas l topland vb. üzerinde uzun uzun konufltuktan sonra Çernobil nükleer santralindeki patlaman n Karadeniz deki etkilerini sordu umuzda Bu bölgedeki insanlar n büyük ço unlu u kanserden dolay yaflam n yitirmektedir. Ve birçok insan hasta oldu unda doktora gitmemektedir. Gitmemelerinin tek nedeniyse kanser olabilecekleri ihtimalidir. Ve ne ac ki birço umuz bu korkuyla yaflamaktay z. Ald m z bu cevap karfl s nda tüylerimiz diken diken oldu. Zihnimde geçen y llarda kaybetti imiz Karadeniz in yi it o lu Kaz m KOYUNCU geliyor. O da bu facian n bir ma duru olarak kanserden dolay genç yaflta aram zdan ayr lm flt. Oysa kald m z evin duvar nda o gülümseyen resmi halen daha as l yd ve resmin alt nda Hemflince Kurban oldu um yaz l yd. Bu da gerçekten Karadeniz insan n n kendi ac lar n ve sevinçlerini kendi dillerinde dile getiren sanatç lar n ne kadar sahiplendi ini ve ba r na bast n göstermeye yetmifltir. Daha sonraki günlerde sohbet etti imiz köylüler çaydan baflka geçim kaynaklar n n olmad - n anlat yorlard. Yaln z hiçbir zaman ürettikleri çaya karfl n hak ettikleri ücreti alamad klar n anlatmaktayd lar. Çay süreci daha önceki YDG de anlat ld ndan burada üzerinde durmayaca m. Karadeniz de asimilasyon Buraya gelmeden önce burjuva bas n n anlat mlar nda Karadeniz Bölgesinin Türk milliyetinden oldu unu okurduk ama kald m z bölgede Türk milliyetine mensup hiç kimseyle tan flmad k! Yani daha do rusu bölgede yaflayan insanlar n büyük ço unlu u Laz, Hemflin, Gürcü ve Rumlardan oluflmaktad r. Bölgenin Türk olarak gösterilmesinin esas nedeniyse, farkl milliyetten halk m z asimile edip Türklefltirmektir. Tabii bu asimilasyon sald r s ndan Karadeniz müzi i de ciddi olarak nasibini alm flt r. Daha önceleri televizyonlarda Karadeniz müzi i yapan daha do rusu yapt n iddia eden ( smail Türüt, Davut Gülo lu vb.) sanatç lar dinlemifltik. Karadeniz müzi inin bu tarz oldu unu düflündü ümden kaynakl Karadeniz müzi ini pek dinlemezdim. Ama orada Kara- YDG nin köy çal flmalar ndan deniz müzi inin gerçekte bize dinlettirilmeye çal fl lan müzik olmad n gördük. Bu tür sanatç - lar n Karadeniz müzi ini yok etmekten baflka bir amac n n olmad n gördük. Tabii bu tarz sanatç lar n varl na karfl n h rç n Karadeniz olanca öfkesiyle donatt gerçek sanatç lar n ç - kararak egemen sistemin o yoz sanatç lar n n yüzüne bir flamar gibi indirmifltir. Karadeniz müzi ini ayakta tutmaya ve gelifltirmeye çal flan bu sanatç lar ve müzik gruplar sayesinde Karadeniz kültürünü daha iyi tan ma olana bulabilmekteyiz. Mesela Homfletsu ho Vova isimli müzik grubu eskiden dü ünlerde söylenen ve unutulmaya yüz tutmufl türküleri ve a tlar tekrar düzenleyerek yok edilmeye çal fl lan Karadeniz kültürünün haf zalarda canl kalmas n sa lamaktad r. Köy çal flmas boyunca çal flt m z köydeki insanlarla çok s cak iliflkiler kurduk. Tabii nas l bizim bölgeyi tan ma yönlü yaklafl m m z varsa oradaki köylülerin de bizim geldi imiz bölgelerle ilgili merak edip ö renmek istedikleri birçok fley vard. Biz geldi imiz bölgeleri, oradaki yaflam koflullar m z, kültürümüzü anlatt kça aram zdaki iliflkiler daha da geliflti. Ac - lar m z, sevinçlerimizi anlatt m zda aram zdaki ba lar n kuvvetlenmesinin as l nedeninin ayn bask ve sömürü cenderesinden geçmemiz oldu- unu gördük. Egemen sistem kendi varl n sürdürebilmek için farkl milliyetten insanlar birbiriyle çat flt rarak ezilen halk m z n öfkesini kendini var edebilmek için kullanmaktad r. Bu sald r - lara karfl Kaz m Koyuncu nun Batman da kat ld - festivalde söyledi i Denizin çocuklar ndan da lar n çocuklar na selam getirdim sözleri oldukça anlaml d r. Biz YDG liler olarak da egemenlerin bu sald r lar n geri püskürtmek için Yaflas n halklar n kardeflli i slogan n daha gür bir flekilde hayk rmak zorunday z. Hopa daki köy çal flmalar bittikten sonra di- er yoldafllar m zla beraber Erzincan a geçip oradan da her birimiz geldi imiz illere döndük. Tabii örgütledi imiz bu köy çal flmas vas tas yla hem Karadeniz insan n tan ma f rsat n bulduk hem de önümüze koydu umuz bu y lki köy çal flmas n kimi eksikliklere karfl n gerçeklefltirebilmenin coflkusuyla alanlar m zdaki faaliyetimize sar ld k. Kars tan bir YDG li Yurtseverlik, halk n yan nda olmakt r Son dönemde bas nda O.S, Yasin Hayal, Erhan Tuncel, Kerinçsiz vb. flürekâs n n sözcülü ünü yapmak için ortaya ç km fl yeni kafatasç larla karfl lafl yoruz. Tabii bu defakiler bu katillerin müzik dünyas ndaki sanatç lar idi. Bu sözcülü- e soyunanlar Ozan Arif, smail Türüt ve onlar n hukuk alan nda sözcülü ünü yapan Nevzat Erdemir. Yaz m z n genel içeri inden kaynakl biz sadece smail Türüt hakk nda bir fleyler anlataca z. smail Türüt 1997 y l nda az l faflist ve çete liderli i yapmakta olan ve internette adl bir sitenin kurucular ndan olan Sedat Peker için Reis isimli bir flark bestelemiflti. Bunun yan nda düzenin birçok yöneticisine yaltaklanmak için de flark lar vard r. (Mesut Y lmaz vb) Kat ld etkinliklerde bozkurt iflaretleri ile selamlama yapan sanatç smail Türüt, Radikal in yöneltti i soru üzerine flu yan t veriyor: Peker le ilgili flark yapt m. Alaattin Çak c n n ismi geçen türkülerim var. Sevgiyle alakal d r tabii. Bunlar garip bir fley de il. Bu insanlar bizim insan m z. Toplumun de er verdi i, sayg duydu um insanlar. smail Türüt ün faflist karakterini anlamak için fazlaca örne e gerek yok asl nda. fiu zamana kadar yapt klar hangi zihniyetin ürünü oldu unu aç k bir flekilde anlat yor. smail Türüt her ne kadar Karadeniz halk n n flark lar n yapt n iddia etse de bunun gerçekle hiçbir alakas yoktur. Türüt en son söyledi i flark s plan yapmay n plan ile yurtsever duygular - n dile getirdi ini ve bununla Karadeniz halk n temsil etti ini iddia etmektedir. Türüt hiçbir zaman Karadeniz de konuflulan dillerde müzik yapmam flt r. Bunun da nedeni bellidir, egemenlerin ona yükledi i misyon gere i bölgede yaflayan Laz, Hemflin, Gürcü, Rum milliyetlerinden halk m z n dilinden müzik yapmaktan ziyade o milliyetlerin flark lar n Türkçeymifl gibi kamuoyuna yans tarak asimilasyona katk sunmakt r. Bu da onun misyonunu aç k bir flekilde gözler önüne sermektedir. Bölgede yaflayan çeflitli milliyetlerden halk m z yok sayarak sistemin kuruluflundan beridir hedefledi i tek dil, tek kültür, tek ulus gibi faflist yaklafl m n hayat bulmufl halidir smail Türüt. Türüt yapt flark lar nda yurtsever oldu undan dem vursa da bizim anlad m z yurtseverlik Karadeniz sahillerini yok eden Karadeniz Sahil Yoluna karfl tav r almakt r. Karadeniz deki ölüm vakalar n n önemli bir k sm kanser hastal ndan dolay olmaktad r ve insanlar n büyük bir bölümü kanser hastas olma korkusu ile yaflamaktad r, yurtseverlik buna neden olan Çernobil facias na karfl tav r almakt r. Yurtsever olmak ezilen Karadeniz halk yla ezilen Kürt halk n karfl karfl ya getiren flovenist yaklafl mlara karfl Yaflas n Halklar n Kardeflli i ilkesini savunmakt r. Bizim yurtseverlikten anlad m z çay ve f nd ktan baflka geçim kayna olmayan Karadeniz köylüsünün f nd k mitinglerinde, çaya kota uygulanmas na karfl yol kesme eylemlerinde polis ve jandarma coplar na maruz kalan Karadeniz köylüsüyle beraber olmakt r. Biz Kaz m Koyuncu yu sevdik çünkü o Karadeniz sahilleri yok edilmesin, Karadeniz sahil yolu projesine hay r! diyenlerdendi. Biz Kaz m Koyuncu yu sevdik kendisinin de ölümüne sebep olan kanser hastal na neden olan nükleer santrallere karfl düzenlenen eylemlerde en öndeydi. Biz Kaz m Koyuncu, Birol Topalo lu, Fuat Saka, Efkan fieflen, Volkan Konak, Homfletsu ho (Hemflin Ezgileri) Vova, Gökhan Birbenleri sevdik çünkü onlar yok edilmeye çal fl lan Karadeniz kültürünü gelifltirmek için Karadeniz halk yla beraber, onlar n sorunlar n, ac lar n, sevinçlerini bizlere ulaflt rd lar. Onun için bizler flunu unutmamal y z ki Karadeniz halk n n gerçek sanatç lar Türütler de ildir. Karadeniz halk n n gerçek sanatç lar yaflam n içinde var olan Kaz m Koyuncu, Gökhan Birben, Birol Topalo lu, Fuat Saka, Efkan fieflen, Volkan Konak, Homfletsu ho (Hemflin Ezgileri) Vova ve ad n s ralayamad m z birçok Karadenizli sanatç d r. Biz onlar seviyoruz. 5

7 ZGÜR OKUL YDG KONFERANSI VE GÖREVLER M Z! YDG konferans nda hangi konular n tart fl lmas n istiyoruz, YDG nin özelde de liseli YDG nin nas l kurumsallaflmas gerekti i konusundan konferansa gelmesini istedi imiz, getirebilece imiz müzik gruplar na, afifl tasar m örneklerine, konferans program na kadar önerilermizi netlefltirmifl bir flekilde divan toplant s nda yerimizi almal y z. Bir önceki say m zdaki Özgür Okul köflesinde YDG nin kurumsallaflmas meselesi üzerine yürüttü ümüz tart flmalara liseli YDG lilerin de kendi alanlar n n somut sorunlar n ve alanlar nda uygulayacaklar politikalar gibi konular ele alarak örgütümüzün yürüttü ü genel tart flmalara kat lmalar gerekti ine de inilmektedir. Elbette ki bu tart flmalar n yürütülece i yer kendi alan m z içerisinde ald m z YDG toplant lar olacakt r. Kendi alanlar m zda yapt m z toplant - lardan ç kard m z deneyimlerin genel ile birlefltirebilmesi için; alanlar m zda ald m z kararlar n ve gerek politik gündemlerimizin neler olmas gerekti i üzerine, gerekse de örgütümüzün di er sorunlar karfl s nda oluflturdu umuz çözüm önerilerinin neler oldu unu örgütümüzün bütünü ile paylaflmam z vazgeçilmez bir ihtiyaç olarak kendini dayatmaktad r. Geneldeki tart flmalara liselilerin katk s üzerine Bugün aç s ndan örgütümüzün bütünü için tart flt m z tüm konulara bizler liseli YDG liler olarak ikili bir bak fl aç s ndan yaklaflmal - y z. Örgütümüzün kitle çizgisinin, çal flma tarz n n nas l olmas gerekti i örgütün bütünü aç s ndan önemli olan konularken ayn zamanda bizlerin alan m z içerisinde bunu nas l uygulayaca m z ve -öznel sorunlar tart flarak- bunu nas l somut flartlara uyarlayaca m z da o kadar önemli bir noktada durmaktad r. Ayn flekilde YDG nin nas l kurumsallaflaca konusu da alanlar n kurumsallaflmas konusundan ayr, soyut bir konu de ildir. Tam aksine as l önemli olan konu alanlar n kurumsallaflmas meselesidir. Kitle örgütleri çevreden merkeze do ru örgütlenirler, o zaman birimler örgütlenme sorunlar n tart fl p netlefltirmedikçe merkezi örgütlenmeler ya kurulamaz ya da üstten dayatmalara yol açan bir merkezileflme yaflanm fl olur. Bu da birimlerin demokratik bir ortamda, örgüt içinde kendilerini ifade etmeleri ve kendi demokratik mekanizmalar n yaratmalar gibi birçok meselede ciddi sorunlar ortaya ç kartmaktad r. Ayr ca bu tart flmalar n örgütün bir bütün olarak önümüzdeki dönemde uygulayaca yönelim aç s ndan belirleyici, esas unsuru oluflturaca n düflündü ümüzde bu tart flmalar n niteliklerini yükseltmemiz gerekti i de ortaya ç kacakt r. Tart flmalar n niteli inin yükselmesinde araflt rma-inceleme yapmam z n önemli yeri oldu u kadar birimlerin sorunlar ndan ç kart lan sonuçlar n analizinin yap l p ülke genelinde bir senteze ulafl labilmesi de önemlidir. Liseliler ve YDG konferans Ülke genelinde yapt m z toplant - lardan birçok öneri ortaya ç kmaktad r. Bu önerilerin birleflti i ortak nokta YDG konferans n n örgütlenmesinin bir gereklilik haline geldi idir. YDG konferans n n örgütlenmesi fikri konferans n nas l örgütlenece i, gereken komisyonlar n nas l kurulaca, görevlendirmelerin hangi mekanizmalar arac l ile yap - laca gibi soru ve sorunlar beraberinde getirmifltir. Bu sorunlar tart fl l p çözümlenmesi için ülke genelinden seçilecek delegelerle oluflturulacak bir divan n görevlendirilmesi fikri ço unluk taraf ndan kabul gördü. Bu divan n ilk toplant s da bilindi i gibi 15 Ekim de Ankara da gerçeklefltirilecektir. Bu toplant ya kadar tüm alanlar m z, yapacaklar YDG toplant lar nda delegelerini seçmeli ve yürüttü ümüz tart flmalar üzerine fikirlerini netlefltirerek delegelerin savunaca fikirleri belirlemelidir. Hiç flüphesiz ki birçok birimimizin beraber faaliyet yürüttü ü yerlerden seçilen delegeler birden fazla birimin (semt, üniversite, kad n, liseli ) ortak fikirlerini divan toplant lar na tafl yacakt r. Bu, delege say s n n s n rl olmas gerçekli inin do al bir sonucu olarak ortaya ç kmakla beraber seçilecek delege say s n n birden fazla oldu u alanlar m zda delegelerin farkl birimlerden(alanlardan) olmas - na da özen göstermemiz gerekmektedir. Bizler de liseli YDG liler olarak faaliyetimizin oldu u alanlardan delegelerimizi seçmeli ve divan toplant s nda sunaca m z fikirleri netlefltirmeliyiz. YDG konferans nda hangi konular n tart fl lmas n istiyoruz, YDG nin özelde de liseli YDG nin nas l kurumsallaflmas gerekti i konusundan konferansa gelmesini istedi imiz, getirebilece- imiz müzik gruplar na, afifl tasar m örneklerine, konferans program na kadar önerilermizi netlefltirmifl bir flekilde divan toplant s nda yerimizi almal y z. Baz tart flma konular Burada baz alanlar m z n liseli YDG nin kurumsallaflmas meselesi üzerine yürüttü ü tart flmalara k saca olsa de inmenin yararl olaca n düflünmekteyiz. Bir alan m z liseli YDG nin, YDG nin komisyonlar ndan biri olarak örgütlenmesi gerekti ini tart fl rken; kad n, kültür-sanat gibi komisyonlaflman n benzer bir fleklinin de liseliler özgülünde uygulanmas gerekti ini söylemektedir. Baflka bir alan m zda liseli YDG nin kurumsallaflmas sorununun farkl liselerden genifl bir kat - l mla beraber kurultay tarz bir organizasyonla seçilecek bir divan n oluflturulmas gerekti ini söylemektedir. Daha birçok öneri ortaya ç kmakla beraber tüm bu önerilerin yo- un tart flmalarla zenginlefltirilmesi gerekmektedir. Özellikle birimlerin nas l kurumsallaflaca, çal flma tarz m z n, kitle çizgimizin nas l olmas gerekti i konular nda alanlara özel birim toplant lar nda tart flmakta ciddi s k nt lar çekmekteyiz. Ayr ca flu andan konferans m - z n bafllayaca güne kadar örgütümüzün kitle çal flmas nda uygulayaca politikan n ne olaca, kitleye dönük çal flman n nas l yap laca-, hangi sloganlar n fliar edinilece- i de ayr bir sorun olarak önümüzde durmaktad r. Bununla birlikte içerisinde bulundu- umuz sene YDG nin yirminci y l na denk gelmektedir. YDG nin 20. y l nda konferans yapmas n n tarihsel bir önemi olmas n n yan s ra bunun pratik çal flmalara yans t lmas gerekmektedir. 20. y l konusuna bir sonraki say m zda daha uzun de inme flans m z olaca için flimdilik k sa bir hat rlatma ile geçmenin daha uygun olaca n düflünmekteyiz. Tüm konular ard ard na s ralad m zda uzun bir liste oluflmas - na karfl n konular n ço unu uzun süredir tart flt m z konular oluflturmaktad r. Bugün aç s ndan sorun tart flmalar belirli olgunlu a ulaflt r p, deneyimler ve sonuçlar ç kartmaya bafllamam z gerekmektedir. YDG nin liselerde nas l kurumsallaflaca, politik yöneliminin, kitle çizgisinin, çal flma tarz n n nas l olmas gerekti- i üzerine bafllam fl oldu umuz tart flmay çeflitli deneme yaz lar ile dergimiz sayfalar na tafl yarak tart flmalar daha zengin hale getirmemiz gerekmektedir. Bir sonraki say m zda liseli YDG lilerin tart flmalar n dergimiz sayfalar nda görmek umuduyla. 6

8 BEDAVA K TAP BALDAN TATLI??? Egemenlerin sürdürürken flafl rmad, hiçbir zaman da uygulamakta tereddüde düflmedi i tek ifl olan emek sömürüsü, bin bir surat misali hep aram zda dolaflmakta ve boyad i renç yüzüyle her zaman zevkimizi bu burjuva literatürdeki zevk de il yaflamsal de erimizdirbozmaktad r. Okullar n aç ld bu Eylül ay da emekçi kesim aç s ndan bin bir surat n koyu bir rengiyle karfl laflma, bo uflma dönemidir. Ceplerin en çok y prand ve y rt ld bu ay, elbette ki hiçbir emekçi taraf ndan güler yüzle karfl lanmad. yilik sahibi devletin lütfetti i kitaplar, ellerin cebe gidifl gelifllerini ne kadar azaltabildi? Ço u ailenin k fll k yakaca olmaktan ileri gitmiyor, çünkü içinde bilimsel bilgi nam na koca bir hiç var. A açlar n bofla kesilmesi anlam na da gelmekteyken, ne bir ihtiyaç olabilir ne de e itim sisteminin sistemli sömürü listesinden bir eksik. Devlet bu sene de kitap veriyor diye sevinen ailelerin sevinçleri, okuldan verilen sayfalarca ihtiyaç listesini ellerine al nca kursaklar nda kal yor. Koskoca bir sene boyunca çocuklar n n kullanmaya gerek duymayaca bir sürü v r z v rla dolu bu liste tek bir ö renci için bile olsa, halk n ço unun açl k s n r n n alt nda yaflad bu ülkede sab rlar zorluyor ve cepleri kavuruyor. Bir 4. s n f ö rencisinin en ucuz k rtasiyeden yapt al flverifl YTL aras tutarken, buna fakir halk m z n hiçbir zaman tek çocukla yetinmedi i gerçe ini katarsak bu fiyat ortalama YTL ye ç k yor. Ö rencilerin s n f atlamas demek, bu ülkede, masraflar n boyutlanmas demek de il de nedir? fl sadece ilkö retimdeki listelerle s n rl kalm yor. Lise ö rencilerinin listeleri daha uzun olmasa da ihtiyaçlar daha pahal olmal de il mi? Milli E itim in kitab n be enmeyen - gerçi be enilecek yönü yok zaten ama- e itimcilerin ortak zümre kararlar, okul genelinde yeni yeni kitaplar, malzemeler yarat lmas na yol aç yor. Mesela; lise birinci s n f ö rencisi yaklafl k olarak haftada saat ngilizce dersi görüyor. hani art k haz rl k yok ya herkese eflit düzeyde ngilizce e itimi verilmesi gerek.- Derslerde bu Milli E itimin seviyesiz kitaplar yla e itim vermeyi mümkün görmeyen ö retmenler, eski haz rl k ö rencilerinin de bafl belas olan set kitaplar n takviye olarak istemekte ve bunu zorunlu k lmaktalar. Yine alamayanlar için not tehditleri havada uçuflmaktad r. Gelin görün ki, bu kitaplar n ikinci eli bile YTL den afla düflmemektedir. Zaten maafl en iyi ihtimalle 600 YTL olan bir emekçinin de bunu karfl lamas halinde ne yiyip Polis abi bir üçlük* versene Ülkemiz egemenlerinin bizlere sundu u e itim sistemi gün geçtikçe tek tipleflmeye do ru yol almaktad r. E itim sisteminin ezberci ve anti-bilimsel oluflu daha da geliflerek karakollaflmaya bafllamaktad r. E itimin çarp k bir sistem içinde verilmesi ve hiçbir sosyal faaliyetin bulunmamas nedeniyle kendini de il e itimden ma dur olanlar sorgulayan sistem, ö renci yuvalar olarak bilinen liseleri art k polis yuvas haline getirmektedir. Tek tip uygulamayla zaten bizleri birer potansiyel suçlu olarak gören egemenler art k yapt klar anlaflmayla polisleri e itim anlay fl - n n içerisine dâhil etmekteler. Liselerde fliddetin önüne geçmek istemek amac yla uygulanan bu sistem, fliddetin önüne geçmeyi de il, tamamen fliddeti teflvik etmektedir. Milli E itim Bakan Hüseyin Çevik polislerin okullarda bulunmalar - n flu cümlelerle aç klamaktad r Liselerde yaflanan fliddetin önüne geçebilmek amac yla böyle bir uygulama bafllat lmaktad r. Ayn zamanda liselerde fliddete yönelen ö renciler baflar s z olan ö rencilerdir Bununla birlikte yozlaflmaya karfl bu bir önlemdir Bugün aç kça bilinmektedir ki, liselere uyuflturucu sokan da polisin kendisidir. Bu bir önlem de il, tamamen yozlaflman n süreklileflmesini sa lamakt r. Örnek verecek olursak, Mersin Erdemli ve Kazanl karakollar na kendi polisleriyle yapt klar operasyonlarda karakol damlar nda büyük miktarda ekilmifl ve paketlenmifl esrar ele geçirilmifltir. Bu gibi örnekler sadece ne içece i ne devleti, ne de zümre ö retmenlerini ilgilendirmektedir. Lisede s n f atlad kça ÖSS derdi de büyüdü ünden takviye kitaplar na ÖSS haz rl k kitaplar da eklenmektedir. Dershaneye giden ö rencilerin nas l olsa kitab vard r. Ha, bu arada art k dershane zorunluluk ya, devlet bu dershane masraflar n bir ek olarak de il, temel olarak görüyor. Onlara göre bu para en helal, en gerekli masraf. Bu yüzden biz de bunu masraf listesine eklemeye gerek duymuyoruz. Peki ya dershaneye gidemeyen ö renciler? Eh onlar da art k anne babalar n n ceplerine bir darbe indirsin de bo- azlar ndan biraz daha kessinler de il mi ya! Paralar olmad için alamad kemerlerini biraz daha s ks nlar! Hep devlet hep devlet olmaz ki! Bütün bu insanlar, bu halk devlet için de il mi? flte bu liste böyle uzay p gitmekte ve emekçinin güzel günlere ait özlemlerini, umutlar n biraz daha soldurmaktad r. Elinde listeyle ve cebindeki ekmek paras yla al flverifle giden velilerin dönüflünü düflünün bir. Listedeki her malzemeyi alamayaca ndan Ya bu ç kar, evde var bundan, eski meski kullan rlar., Arkadafl ndan idare etse de bir süre, ben daha sonra al r m., Bunu taksit yapamaz m y z?, Valla bu ay aç kalaca z yönlü ifadeleriyle masraf biraz daha azaltmaktan baflka bir fley düflünemeyen bu insanlardan çocuklar n lisede, üniversitede okutup cahillik ten kurtarabilmesini nas l bekleyebiliriz. Masraflar bu kadar çok zaten, bir de kitap masraf olsayd daha a r olmaz m yd? Madem bu kadar gereksiz, devlet neden hem müsrif olup kitap da t yor hem de masraf azaltm - yor? Nedenleri çok aç k asl nda. Amaç elbette halka hizmet de il. Öyle ki, e er Milli E itim üstüne almasayd bu ifli, nas l inand racakt halk iyiliksever bir devlet oldu una? Yap lan araflt rmalara göre kitap için yap lan harcama sadece e itim gelirlerinin %5 lik bir k sm n kaps yor. Bir düflünün, halk n giderek fakirleflti i bir dönemdeyiz. Tepkiler artmakta. Zengin fakir aras ndaki uçurum gittikçe derinleflmekte. Devlete olan öfke zamanla kabarmakta. Siz olsayd n z bu dönem koflullar n de ifltirmeden çünkü koflullarda ufak bir de iflim yapmak, kervan yükü mal n z n bir devesini gözden ç karmak demektir- nas l bir yol bulup da bu iflin içinden s yr - l p öfkeyi baflka bir yöne aktarabilirdiniz? Üstüme düflen görevi yapt m. Benim suçum de il di er masraflar diyerek iflin içinden ustaca s yr lan devlet, halk n gözünde de sosyal devlet(!) haline dönüflürken asl nda ne kadar asosyal bir devlet oldu unu bu oynad ikiyüzlü oyunla kan tl yor. Birkaç tanesi d fl nda hiçbir ö retmenin e itim verilecek düzeyde görmedi i bu kitaplar, çanta içlerinde art bir yükten baflka bir fley ifade etmiyor. Bu ücretsiz kitap da t m n n ne kadar bafltan savmac bir tarzda ve göz boyar nitelikte oldu u gayet aç k. Neden biraz daha kitaplar n üstüne düflülüp onlar biraz daha bilimsel hale getirip ö renciler dershane masraf ndan da kurtar lm yor? O halde onun bu lütufkârl n sosyal devlet çerçevesine sokmak da bizim anlay fl - m zla uyuflamaz. Göz boyamaya çal flan devlet, her yönümüzü çembere alarak plan n n arka k sm n bizden saklamaya çal fl yor. Bizim yapmam z gereken de plan n arka k sm n teflhir etmek, o çemberi k rmaya çal flmakt r. Mersin den Liseli Bir YDG li Mersin için de il ülkemizin birçok yeri için geçerlidir. Bir di er nedene geçecek olursak fliddeti yaratan n baflar s z ö renci oldu u iddia edilmektedir. Bunun temelini sorgulayal m ve suçlu olarak lanse edilen ö renciden bafllayal m. E itimin ezbere dayal oldu unu daha önce söylemifltik. Böylesi bir e itimde ö renci ö renmekten çok hat rlamaya çal flacakt r. Ve sosyal bir yaflant s olmayan, okullarda ö rendi i konular yaflamla bütünlefltiremeyen bir ö renci olgunlaflmak yerine özenti, flekilci bir kiflili e bürünecektir. Bununla birlikte kendine bir Polat Alemdar aramaya yönelecektir. Ve maalesef egemenler bu olanaklar bizlere çok fazla sunmaktad r. Bugün her TV kanal nda bu tip karakterler mevcuttur. Bundan dolay d r ki bir ö rencinin böylesi bir e itimden tam not almas beklenemez. Ve bu durumda fliddeti uygulayan baflar s z ö renci de il, baflar s z e itim sistemi ve onun yarat c lar d r *üçlük: esrar n kullan ld ortamlarda, esrar için bir adland rma Mersin den Bir YDG li 7

9 f rum Bolonya Sürecinin dayatt hak gasplar na karfl birleflelim! Rüzgar ekiyorlar, f rt na biçecekler Emperyalizm, bizden gelece imizi adamam z istiyor. Hayat m z, ideallerimizi, umutlar m z teslim etmemizi, bir kenara atmam z, kariyer peflinde koflan, ç karc, bencil kiflilikler yaratmak için bir ad m daha at yor. Unutmamal lar ki bizim gelece imiz onlara sat l k de il! Bolonya ad mlar n bertaraf edelim! Onlar rüzgar ektiler f rt nalar kopartmak için ileri! Üniversitelerin yeniden aç ld bir dönemdeyiz. Uzun süren e itim-ö retim y l n atlat p, bin bir engeli aflarak üniversiteye yerleflen yüz binlerce gencin iyi bir yaflam için katland, di er yandan sadece ÖSS de bir baflkas n n önüne geçemedi i için milyonlarca gencin umutlar n bir sonraki y la b rakt bir dönemi geride b rakt k. Yeni bir akademik y l n bafllamas yla birlikte ö rencilerin demokratik ve akademik sorunlar n n her geçen gün giderek boyutland bir dönemin içerisinde bulunuyoruz. Sürecin özelli i üniversitelerin üzerine giydirilmeye çal fl lan yeni bir elbisenin ya da ona biçilen misyonun, üniversitelerin konumunu, ifllevini yeniden tan mlayan emperyalistlerce belirlenmesidir. Ve yol açt sosyal tahribat ve y k m n içeri- ini iyi kavramak durumunday z. Son birkaç y l içerisinde YÖK ün, üniversiteler üzerinde hakim pozisyonunu kullanarak, s ras yla 2004-YÖK Yasa Tasar s, 2006 Haziran-Türkiye nin Yüksekö renim Stratejisi olarak haz rlad çal flmalar n bütünü, g das n alm fl oldu u Bolonya Süreci nden ve onun hedeflerinden ba ms z düflünülemez. Her iki çal flma da, g das n ald Bolonya Süreci nin özünü oluflturan ve emperyalistlerin açmazda oldu u bir dönemin reçetesi olarak sundu u Avrupa Yüksek Ö renim Alan projesinin ülkemizdeki ad mlar olarak durmaktad r. Birkaç y l öncesinde haz rlanan bu tasar ve strateji raporunu hat rlayacak olursak; katk pay için al nan harç ücretinin alt kata kadar art r lmas na dönük belirleme, üniversitelerde kalite vurgusu, giriflimci üniversite, özel üniversitelerin genel payda ald dilimin yüzde 7 lerden %17 lere ç kar lmas önerisi vb. birçok söylemin, ilk olarak emperyalist devletler ( talya, Almanya, Fransa, Britanya) öncülü ünde Fransa n n Sorbon kentinde 1998 tarihli Sorbon Deklarasyonu ile aç klad metinle ve sonras nda 1999 y - l nda yap lan Bolonya toplant s ndan ç kan bildiri ile paralellik arz etti i görülecektir. Keza ülke d fl nda Fransa, Yunanistan gibi ülkelerde ayn sürece (Bolonya) karfl benzer tasar lar haz rlanm fl, yasalaflt r lmaya çal fl lm fl ama emperyalistler, karfl lar nda beklemedikleri örgütlü, kitlesel bir dinamik ile karfl laflm fllar ve geri ad m atm fllard r. Bu projenin, di er ad yla Avrupa Yüksek Ö retim Alan hedefinin kapsam n n oldukça genifl bir etki a oldu unu görmek gerekir. Bu hedef emperyalist bir ortak pazar birli i olan AB nin daha bakir kalan yüksek ö renim aya n n pazara aç lmas d r. Fransa da yeni mezunlar gerekçe göstermeksizin ilk üç y l içerisinde ç karmay öngören ve büyük patronlar n ç kar n koruyan lk fl Yasas örne ini düflündü ümüzde ayn Fransa n n Bolonya Süreci ni bafllatan ilk dört emperyalist devletten biri olmas, Bolonya raporlar nda bu sürecin itici gücü ya da fitili ateflleyenin yine ayn iflverenler olarak gösterilmesi bir tesadüf de ildir. Yaklaflan Tehlike Ülkemizde ise YÖK, 2001 y l nda dahil oldu u bu sürece yönelik haz rl klar n tamamlamaya çal flarak derecelendirme, kredilendirme, müfredat içeri i gibi alanlarda çal flmalar n yapmaktad r. Bu nedenle Bolonya n n puanlama s ras nda üst basamaklara kadar t rmanabilmifltir. Yaln z en önemli hamlesi olarak gördü ümüz ad m (ki kendileri için de bu böyledir) atmakta zorlanmaktad rlar. Bu da, Avrupa Yüksek Ö retim Alan (Pazar ) için rekabet edebilme, giriflimci üniversite, kalite anlay fl gibi konularda çözüm olarak öne ç kar lan piyasac anlay fl n sunulmas ile birlikte geçmiflteki YÖK Yasa Tasar s nda belirtildi i üzere harç paralar n n kat be kat art r lmas na yönelik ad mlar n henüz at lamay fl d r. Geçmiflte bu nedenle haz rlad tasar ya karfl muhalefet etkisi, proje-sald r paketlerini sadece rafa kald rm flt. leride 2010 y l na kadar sürecek olan bu Bolonya Süreci döneminde bu sald r n n tekrar üniversite ö rencilerinin önüne gelmesi kaç n lmaz gözükmektedir. YÖK ün Sinsi Ad mlar Üniversitelerde çok ciddi bir muhalefet olmamas na karfl n yak n zamanda ö rencilerin soruflturma terörüne maruz kalmas, ipe sapa gelmez gerekçelerle yüzlercesinin okullar ndan uzaklaflt r lmas üniversitelerin ateflini düflürmeye, en aktif unsurlar etkisiz hale getirmeye yönelik at lm fl ad mlard r. Koflullar n sistem için elveriflli oldu u bir dönemde bu sald r n n önümüze tekrar gelmesi söz konusudur. Avrupa ülkelerinden üniversitelerin (Örne in Hollanda n n) en iyi ö rencileri çekme ad na kendi e itim sistemlerini nas l çekici hale getirmeye çal flt klar, pazarlad klar ortaya ç km flt r. En iyi ve en paral ö rencileri çekmek için her türlü pazarlama giriflimleri bafllam flt r. Avrupa da harç ücreti almayan ülkelerin üçte birlik bir kesimi oluflturmas ve bu ülkelerde de e itimin paral (harçl ) hale getirilmesi kaç - n lmaz gözükmektedir. Harç ücreti almayan Yunanistan da yaflanan paral e itim uygulamas yan bafl m zda cereyan etmifltir. E itim alan n n giderek ticari bir hizmet alan olarak görülmesinin, piyasa flartlar na göre iflletilmesinin, sektörlefltirilmesinin bir bedeli olaca bunu da hizmet alan, kullan c ya da müflteri konumuna düflürülen ö rencinin ödeyece i herkesçe görülebilir. Y k m n Boyutu Bolonya ad mlar n n ülkemiz aya n n nas l at ld n, bizlere nas l yans d n somutlayabilmek gerekmektedir. Bu süreçte YÖK ün diplomalardan unvanlar kald rmas n bu sürecin y k mlar ndan biri olarak ifllemek durumunday z. Üniversitelerde Hayat Boyu Ö renme ad alt nda kurslar n aç lmas n n, unvanlar n kald r lmas n n sonucu olarak, daha sonras nda yetkinlik kazan mlar n n asl nda iflsizli i, ucuz ifl gücü pazar n geniflletece ini ve bundan etkilenecek olanlar n bizzat s nava girecek, yeni mezun olanlar n olaca n anlatmal y z. Bunun için Yetkin Mühendislik yasa tasar s n n onaylanmak için meclisten yasalaflmay bekledi ini hat rlatal m. Ayr ca ö renci hareketine de yol açacak bu süreç Avrupa daki üniversitelere gidecek olanlar n beyin göçü anlam na geldi i de ayr bir mevzudur. En iyi ö rencilerin beyin göçü daha h zl bir flekilde gerçekleflecektir. Üniversitelerin yeniden tan mlanmas ve günümüzdeki amac n n ifl gücü pazar için var oldu unun alt n çizen emperyalistler üniversiteleri, fabrikalar n ve iflletmelerin eleman ihtiyac için çal flan bir okul, yan bir kurum gibi görmektedirler. fl hayat nda giderek daha fazla profesyonel elemanlara ihtiyaç duyan patronlar n yol açaca büyük ucuz ifl gücü pazar milyonlarca gencin gelece inin karart lmas anlam na gelmektedir. Pahal bir e itim olan Hayat Boyu Ö renim kurslar ile e itimin giderek elitlefltirilmesi, bireysellefltirilmesi, paras olan n bu imkanlardan yararlanacak olmas, bundan yaralanamayacak olan yüz binlerce ö renci için kötü yaflam koflullar na haz rlanmas anlam na gelmektedir. Ülkemizde özel bir üniversitenin kendi tan t m için, gazetelere manflet ilan olarak Nitelikli fl Gücü Olmak ster misin? fleklinde uçuk ilanlar vermesi durumun ciddiyetini bize göstermektedir. Oras n n üniversite olamayaca aç kt r. Süreci Kavrayal m Ve Haz rlanal m Ticarilefltirilen, giderek daha paral laflan, di er yandan akademik hak gasplar n n doru- a ulaflt üniversitelerde çal flmalar m z bu temel eksenler üzerine oturtmak gerekmektedir. Önümüzdeki ay YÖK ün kurulufl tarihi olan 6 Kas m gündemi bulunmaktad r. Özellikle YÖK ün bu anlaml gününde akademik ve demokratik hak gasplar - na yol açan sald r lar na karfl, Yüksek Ö renim Pazar na karfl ; bilimsel (teorik ve pratik), özerk-demokratik (akademik ve bilimsel özgürlük, tam ortakl k), paras z (paras olan için de- il, herkes için) e itim talebimizin alt - n n ne kadar anlaml oldu u aç kt r. Bu nedenle Bolonya Süreci ni iyi kavramak, y k - c etkisini görmek durumunday z. Hem e itim hem de mesleki boyutu olan bu sald r lara bak ld nda bir bütün olarak hayat m z etkileyecektir. Emperyalizm, bizden gelece imizi adamam z istiyor. Hayat m z, ideallerimizi, umutlar m z teslim etmemizi, bir kenara atmam z, kariyer peflinde koflan, ç karc, bencil kiflilikler yaratmak için bir ad m daha at yor. Unutmamal lar ki bizim gelece imiz onlara sat l k de il! Bolonya ad mlar n bertaraf edelim! Onlar rüzgar ektiler f rt nalar kopartmak için ileri! 8

10 ABBAS(LA) GÜÇLÜ (MÜYÜZ?) Sistemin halk oyalamak, halk apolitiklefltirmek için kulland en önemli araçlar ndan biri TV programlar d r. Özellikle son süreçte kad n programlar n n artmas, polisiye diziler, vatansever diziler derken, tart flma programlar da yeni yay n dönemine dolu dolu bafllad. Bu programlardan birisi de üniversiteleri dolaflarak program yapan Abbas Güçlü ile Genç Bak fl. Yaz n n devam n yazmadan önce Yeni Demokrat Gençlik olarak Abbas Güçlü ye program n n ad n de ifltirmesi tavsiye ediyoruz. Ad Genç Bak fl olmas na ra men konuklar dakikalarca konuflurken ve haz rlanan röportajlar dakikalarca sürerken söz alan ö rencilerin 1 dakika bile konuflamamas ndan kaynakl program n isminin de ifltirilmesini öneriyoruz. Program ismi olarak Abbas Güçlü ile ö renciye karfl polisle iflbirli i ismini önerebiliriz. 26 Eylül tarihindeki Ankara Hukuk Fakültesi ndeki programda sivil anayasa tart flmas yla program bafllad. Program içerisinde bize yabanc olmayan görüntüleri tekrar gördük. Program boyunca ö rencilere söz hakk vermedikleri gibi bir de program bafllamadan önce üniversiteye polis al narak salona girmek isteyen devrimci-demokrat-yurtsever ö rencilerin dövülerek salona al nmad klar n ö rendik. Bir de 12 Eylül cuntas n n bafl mimarlar ndan Kenan Evren le yap lan röportaj izledik. Yaklafl k dakika konuflan Kenan Evren in halk düflmanl - ndan zerre kadar vazgeçmedi ini tekrar görmüfl olduk, Kenan Evren gibi halk düflmanlar, öyle bir an gelecek ki döktü ünüz o kanlarda tek tek bo ulacaks n z. Öte yandan programa konuk olarak kat lan Barolar Birli i Baflkan 12 Eylül ün bilançosunu aç klarken 17 yafl nda birinin idam edilmesinden bahsetse de Erdal Eren in ismini veremedi. Programda söz alan bir üniversite ö rencisinin ö rencilerin de rektörü seçme hakk n n olmas gerekti inden bahsetmesi üzerine Abbas Güçlü anayasay haz rlayanlar n bunu ciddiye almalar gerekti ini belirtti ama 1 dakika söz hakk verse de ö rencilerin çok konufltu undan yak nmadan da edemedi. Abbas Güçlü nün program ne için yapt, kimlere hizmet etti i aç kça ortadad r. Bizler YDG liler olarak bulundu umuz alanlarda bu tür programlar n teflhirini yapmal ve üniversitelerde okuyan ö rencilere har(a)ç fiyatlar na zam yaparken, e itim üzerinde emperyalist politikalar uygularken bizim fikirlerimizi almad klar gibi tart flma programlar nda dahi sözümüzün olmad n vurgulamal sorunlar m z beraber çözmeye ça rmal y z. Mersin Üniversitesi nden bir YDG li BÜLENT KARATAfi IN KAT L DEVLETT R Dersim de asker taraf ndan terörist oldu u gerekçesiyle katledilen Bülent Karatafl ve yaralanan R za Çiçek için 1 Ekim Pazartesi günü Çukurova Üniversitesi nde R1 Derslikleri önünde bir bas n aç klamas gerçeklefltirdik. Bülent Karatafl n katili devlettir yaz l bir pankart açt k. Okunan bas n metninde devletin Dersim halk na yönelik sald r lar n n pervas zca devam etmesine vurgu yap ld. Kitle s k s k Bülent Karatafl ölümsüzdür, Katil devlet hesap verecek, Kanla yaz lan tarih silinmez vb. sloganlar att. Okunan metin ve at lan sloganlardan sonra bas n aç klamas alk fllarla sona erdirildi. ÇÜ YDG nsanca çal flmak, nsanca yaflamak için SES imizi yükseltece iz! Musa Anter i anma etkinli i 20 Eylül de öldürüldü ü yer olan Seyrantepe de yap ld. Yüzlerce insan Musa Anter Park nda bir araya geldi. Anmaya DTP, sivil toplum kurulufllar ve halk kat l m sa lad. DTP l Baflkan Yard mc s Musa FAR SO LU konuflmas nda; Bu co rafyada halen kan ak yor, operasyonlar oluyor, insanlar ölüyor. Toplumsal Emperyalist hegamonyas n kurmufl devletlerden ithal edilen sa l k sisteminin gelecek ve gelmifl olan yasalar n çarp kl klar n anlatmak amac yla, SES (Sa l k ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikas ) Sivas fiubesi taraf ndan, John Q adl film 15 Eylül de gösterildi. Gösterimden sonra de erlendirmede bulunan emekçilerin, dertlerini anlatmas yla bir hafta sonra tekrar buluflma karar al narak faaliyet sona erdi. 4/A, 4/B, 4/C statüsü ve tafleron çal flanlar olarak ayn ifli yapt klar n ifade eden ve 4/A statüsünde çal flanlara verilen haklar, toplu sözleflme ve kadrolu çal flma hakk n talep ediyoruz, çal flanlar ay rarak bölenlere, köle yerine koyanlara isyan ediyoruz! diyen emekçiler örgütlü mücadelenin önemini vurgulad. Gösterimden sonra gelecek ve gelmifl olan ABD patentli yasalar n çeliflkileri masaya yat r ld. Asl nda en güçlü sa l k sistemine (parasal yönden) ABD sahip. Ancak bu güç, hastalar n tedavisinde de il, dünya sa l k sisteminde daha fazla rant elde etmek için, sermayesini artt rmak için kullan l yor. Bu nas l oluyor? Örne in bu güç teknolojik geliflmelerde (ilaç, makine vb) kullan l yor. Ancak hastal a göre ilaç de il, ilaca göre hastal k üretiliyor. En çarp c örnek prozac (depresif hastal klara karfl kullan l - yor). Ülkemizde de bu çabalar görmek mümkün. May s 2005 de Sa l k Bakan Recep Akda n yapt bir konuflmada Hastalar müflteri! demesi her fleyi aç kl yor. Bu konularda görüfllerini bildiren emekçiler izledikleri filmde de sa l k hakk n n toplumsal bir hak oldu unu bir kez daha gördüler. Filmde dikkat çeken bir nokta John Q nun o lunu tedavi ettirebilmek için bireysel olarak harekete geçmesiydi. Asl nda çözümün bu olmad filmin sonunda gözler önüne seriliyordu. Evet, John Q nun o lu tedavi ediliyordu, ancak sadece John Q nun o lu. D flar daki milyonlarca hasta hâla tedavi bekliyor. Sa l k hakt r, örgütlü mücadeleyle al n r. Sivas YDG Ape Musa an ld bar fl tahsis edilmeli. 16 y ld r failler aç a ç kmad. Böyle faili meçhuller komisyonu kurulup araflt - r lmad kça ve aç a ç kar lmad kça sivil anayasa hiçbir anlam ifade etmez aç klamalar nda bulundu. Gündem Gazetesi Genel Ödüllü havuz problemi Egemenler nezdinde e itim ö retim, biz ezilen ve sömürülen ö renciler aç s ndansa eziyet ve kavga y l olarak de erlendirilen yeni bir dönemde hepinize merhaba Ben Kocaeli Üniversitesi nden bir YDG okuru olarak biz ö rencilerin bitmek tükenmek bilmeyen sorunlar - n kendi gerçekli im özgülünde sizlerle paylaflmak istiyorum. Bize içinden ç k lmaz iflçi-havuz problemleri stresini yaflatan bu sorunlar n bafl nda dudak uçuklatan kay t paras sorunu gelmektedir. ( kinci ö retim 1 dönemlik 315 YTL ) Öyle bir iflçi-havuz problemidir ki bu, kay t paras n ödeyecek havuz bir türlü dolmamakta, aksine akla zarar bir flekilde boflalmaktad r. Hatta 10 pehlivan gibi iflçiyi biraya getirsek tafl ma sularla havuzun su seviyesi bir türlü yükselemez. Çünkü söz konusu aç k musluk ülkemizin enflasyonu oldu u Yay n Yönetmeni Yüksel Genç ise; O gün Apé Musa flahs nda düflünce üretenleri katleden sistem bugün düflüncenin yay lma araçlar n katlediyor. O gün gazeteciler katledilirken bugün gazeteler katlediliyor. 16 y ld r Musa Anter in katillerini bulmak istemeyenlerin D NK cinayetini çözebilece inden pek umutlu de iliz diye konufltu. Anmada Diyarbak r Demokrasi Platformu sözcüsü Ali Öncü de konuflma yapt. Anmada Kürtçe fliirler okundu ve fiehit Nam r n ve Katiller bulunsun, hesap sorulsun sloganlar at ld. Amed YDG için karfl m zda iflah olmaz bir mekanizma mevcuttur. Lokomotifi kay t paras olan bu sorunlar dizisinin ikinci aflamas n katk pay oluflturmaktad r. (30YTL) Bitti mi? Bitmedi. fiimdi size 3. aflamada konaklama ya da ulafl m sorunundan bahsedece im. Bulundu um ilçede mevcut bir devlet yurdu olmad - ndan kaynakl alternatif olarak özel yurt sunulmaktad r. Y ll k ücreti YTL olan bu eflsiz yurdun sadece yata ndan yararlanabiliyorsunuz. flinize gelirse! Yok, e er ben evime ailemin yan na her gün gidip gelece im diyorsan o da Kocaeli ve stanbul çevresinde ikamet ediyorsan- servisimiz size hizmet vermekten gurur duyacakt r. Tabii ki her fleyin oldu u gibi bu gururun da bir bedeli mevcuttur. 330 YTL - cik. Bitti mi? Biter mi hiç? Bitmedi tabii ki. Bu sayd klar m z sadece okul öncesi yaflayaca n z flok ve travmalar aras nda yer almaktad r. Yüksek muhasebeme ra men ben bu havuz problemini çözmekte yetersiz kald m. Olur da içimizde bu probleme çözüm bulmufl arkadafllar m z vard r. Ben ve benim gibi di er ö renci arkadafllar m z çözüm önerilerinizi dört gözle bekliyoruz. Okul dönemi yaflayaca n z di er sorunlar paylaflaca m z di er say larda görüflmek dile iyle. Hoflça kal n... Kocaeli Üniversitesi nden bir YDG okuru 9

11 Ufuk ANNE BAK KRAL ÇIPLAK! Bu hikayeyi bilmeyenimiz yoktur. Günün birinde iki uyan k terzi bir ülkeye giderler ve ülkenin kral na bir elbise dikeceklerini ama bu elbiseyi aptallar n göremeyece ini anlat rlar. Ve krala elbiseyi dikme(me)ye bafllarlar. Ama ortada elbise filan yoktur, sadece diker gibi yapmaktad rlar. Kral ve etraf ndakiler elbiseyi göremezler ama kimse baflkas n n yan nda aptal durumuna düflmemek için elbiseyi göremediklerini söylemezler ve olmayan elbiseyi görmeye çal fl rlar. Terziler dikim iflini bitirdikten sonra kral yeni elbisesiyle halk na gösteri yapmaya gider. Halk meydanda toplanm flt r ve herkes merakla kral n yeni elbisesini görmeye çal flmaktad r. Meydana ç plak olarak ç - kan kral n üzerinde gerçekten elbise var zannetmektedirler, tabii kendilerini aptal, kral ve terziyi kendilerinden ak ll zannettiklerinden kral n üzerinde gerçekten elbise oldu unu düflünmektedirler. Herkes kral ç plak görmektedir ama kimse bu gerçe i kendisine dahi itiraf edememektedir. Ta ki hiçbir fleyden korkusu olmayan afacan bir çocu un ç k p da ANNE BAK KRAL ÇIPLAK demesine kadar. O söz söylendikten sonra halk kendisinin aptal olmad n anlar ve kral n üzerinde gerçekten de elbise olmad n fark ederler. Ve kral utanc ndan yerin dibine girer. Bu tan d k ve bildik hikayeyle ülkemizde oldukça s k karfl laflmaktay z ve hikayeyi bizzat kendimiz yaflamaktay z/yaflamak zorunda b rak lmaktay z. Bu hikaye karfl m za en son yeni anayasa tart flmalar ile ç kmaktad r. Yaln z bu hikayeyle bizim ülkemizdeki hikaye aras nda bir fark var, o da hikayedeki kral n gerçekten aptal, bizim ülkemizdeki kral n ise ak ll olmas d r. Bizim ülkenin kral R.T. Erdo an bu sefer terzileri kendisi belirlemifltir. Alt kiflilik anayasa profesörlerinden oluflan, ad na bilim kurulu denilen terziler heyeti ülkemize yeni bir elbise dikmek için u raflmaktad r. Ve gene hikayede oldu u gibi bu elbiseyi göremeyenleri aptal olarak nitelendirmekteler. Son günlerde egemenlerin yeni u rafl sivil bir anayasa yap p ülkemizin demokratikleflmesinin önündeki engelleri kald rmak. Bunun için yo un bir çaba içerisine girilmifltir. Hedef 82 anayasas n n hak ve özgürlükleri engelleyici yönlerini ortadan kald rmak ve bunun yerine bireysel hak ve özgürlükleri koruyan ve AB normlar na uygun demokratik bir anayasa yapmak. Ama yeni yap lacak anayasan n ne kadar demokratik oldu u bir muammad r. Kapal kap lar arkas nda haz rlanan anayasa tasla na iliflkin kamuoyundan herhangi bir tepki ya da elefltiri geldi inde tam bir kabaday üslubuyla herkese haddini bildirmeye çal flan baflbakan m z n tepkisi kim ne derse desin biz kendi bildi imizi okur ve istedi imizi yapar z demektir. Haz rlanan bu yeni anayasa tasla etraf nda kopart lan f rt nalarla halk n gündeminde yeniden bir de ifliklik yap lmaya çal fl lmakta ve bunda büyük bir oranda baflar l olunmaktad r. Komprador burjuvazinin siyasi temsilcisi AKP nin smarlama olarak haz rlatt yeni anayasa tasla- nda sözde Kemalizme yüklenmesi ve 82 anayasas ndaki Kemalizm vurgusunun sert oldu unu belirtmesi, bunun yumuflat larak Kemalizmin revize edilmesini savunmas bürokrat elit taraf ndan cumhuriyetin temel niteliklerine sald r olarak lanse edilmekte, gündem tekrardan de- ifltirilmeye çal fl lmakta ve halk n kutuplaflmaya çal fl lmas sa lanmaktad r. Bununla birlikte üniversitelerdeki türban yasa n n kald r lmas ile ilgili olan maddelerin fleriat ekseninde tart fl lmas tekrardan laiklik ve fleriat kutuplaflmas n yaratmaya çal flmakta ve bu yap lan tart flmalardan yine birileri kendine ç kar sa lamaya çal flmaktad r. Oysaki 1980 Askeri Faflist Cuntas ndan sonra darbeci Kemalist generaller taraf ndan oluflturulan 82 anayasas n inceledi imizde imam hatip liselerinin yayg nlaflt r lmas bu anayasa ile olmufltur. 82 anayasas ile din kitleler üzerinde bir manipüle arac olarak etkin flekilde kullan lm flt r. Kuran kurslar 82 anayasas ndan sonra h zl bir flekilde artm fl-, dinci tarikat örgütlenmelerinin önü iyice aç lm flt r. Ve bunu yapan bizzat devletin kendisidir. Bu sorun yeni anayasa tasla ile ortaya ç kmayacakt r, zaten hep vard. Bu aç dan bakt m zda 82 anayasas ile yeni anayasa tasla n n özde hiçbir fark yoktur. flte egemenlerin demokrasi anlay fl Yine yeni anayasa tasla ile demokratik haklar n önünün aç laca ve ülkenin daha demokratik bir ortama kavuflaca söylenmekte. Madem öyle o zaman sormam z gereken sorular bulunmakta. Geçti imiz birkaç y l içerisinde ç kart lan Terörle Mücadele Yasas, Polis Vazifeleri ve Salahiyetleri Kanunu, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi vb. bunlar ne olacak? Bu ç kart lan kanunlar n uygulanmas ile demokratik bir ortamda oldu umuzu kim iddia edebilir? Yeni anayasa tasla ile hak ve özgürlüklerin güvence alt na al naca söylenmekte ama bundan önce ç kart lan yasalarla bu demokratik hakk n kullanmak isteyenlerin karfl s na kolluk güçleri dikilmekte. flte bu, egemenlerin demokrasi anlay fl. Bu demokrasi anlay fl n daha önce ABD emperyalizminin Afganistan ve Irak iflgalleri öncesinde yapt bu ülkelere demokrasi götürece iz söylemlerinde görmüfltük ve görmeye devam ediyoruz. Emperyalizme göbekten ba ml uflak TC devletinin kendi efendilerinden farkl bir flekilde düflünmesini beklemek abes olacakt r. Anayasa tasla etraf nda kopart lan f rt nalar anayasa tasla n n cumhuriyetin temel niteliklerine sald rd noktas ndad r. Bu aç dan bakt m zda cumhuriyetin temel niteliklerine sald r ld düflünülen maddeler taslaktan ç kar l rsa hiçbir sorun kalmayacakm fl gibi gözükmekte, yani di er maddelerde hemfikirler. Bir örnekle açmaya çal flal m. Tasla- n Yüksek Ö retim Kurumlar ile ilgili olan bölümlerinde 82 anayasas nda bulunan ticari amaçla vak f üniversiteleri kurulamaz ibaresi üniversiteler ve di er yüksek ö retim kurumlar, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre vak flar taraf ndan da kurulabilir fleklinde de ifltirilmifltir. Bu maddeyi yorumlad m zda karfl m za ticari amaçla üniversiteler kurma ve e itimin özellefltirilerek üniversitelerin birer ticarethaneye çevrilmesi do rultusunda ad m at ld ortaya ç kmaktad r. Yap lan tart flmalarda anayasa tasla n n bu maddelerinin hiç bahsinin geçmemesi haz rlanmak istenen anayasan n kimler için haz rland n bize göstermektedir. Yeni anayasa bir ihtiyaç m d r? Evet ihtiyaçt r. Ama kimin için ihtiyaçt r? Bunun halk n yarar na olmad kesin. çinden ç kamad klar yönetememe krizinden kaynakl bir biçim de iflikli ine gitme ihtiyac n hisseden egemenlerin talebidir bu. Do all nda yeni anayasan n emekçi halk n yarar na olabilecek bir yönü bulunmamaktad r. Ancak burada önemli bir nokta bulunmaktad r. Egemenler halk n zihnini buland rmak için bulduklar her f rsat olabildi ince iyi kullanmaya çal flmaktad r. Bundan kaynakl yeni anayasa tasla ile halk n gündemi olabildi ince kar flt r lm fl, günlük konuflulan konularda anayasa tasla üzerine yorumlar yap lmaya bafllanm flt r. Bizim burada yapmam z gereken semt çal flmalar nda yeni anayasan n teflhirini yaparak 82 anayasas ndan herhangi bir fark olmad n kitlelere anlatmakt r. Faflizm ile yönetilen ülkelerde ç kar lan yasalar n hiçbirinin halk n yarar na olmad n anlatmal, kitleleri bu yönde bilinçlendirmeliyiz. Bunun için elimizde oldukça bol materyal bulunmaktad r. Hiçbir arac reddetmeden faaliyeti disiplinli bir flekilde örmeliyiz. Bunun için daha önce ç kart lan yasalar ve yeni taslak ciddi bir flekilde incelenmelidir. Ayn zamanda yani anayasa ile emekçi halk üzerinde sald r lar n artt r lmas planlanmakta ve ç kart lmas düflünülen yeni yasalarla uygulanacak sald r lara k l f haz rlanmaktad r. Modas geçen elbiseyi ç kar p yerine modaya uygun bir elbise giymek demek olan yeni anayasa haz rl bize faflizmin sald r lar n n dozaj n n artaca n göstermektedir. Yapmam z gereken, hikayemizdeki korkusuz çocuk gibi ç - k p, bu gerçekleri halka aç kça söylemektir. O zaman kral n gerçekten ç plak oldu u anlafl lacak ve terzilerin sonunu bekleyen sonu halk kendi elleriyle verecektir. Bunun için halk n gücüne güvenmeli ve srarla kitlelere gitmeliyiz. 10

12 ANAYASAL SAYIKLAMALAR YA DA KEMAL ZM N REV ZYONU Cumhurbaflkanl seçiminin ard ndan gündeme gelen ve AKP taraf ndan kurulan bir akademisyenler kurulu taraf ndan yeni anayasan n tasla haz rlanmaktad r. Asl nda yeni bir anayasan n yeni bir dönem olmad - aç k olmakla beraber; yeni anayasaya neden olan nesnel gerçekleri, önümüzdeki sürecin rengini alg layabilmek aç - s ndan incelemek önemlidir. Toplumsal mutabakat olabilir mi? Anayasa bir üst-yönetim yasal metni olarak toplumsal yap da bir de ifliklik getirmezgetiremez. Yönetim erkinin en az ndan flekli bak mdan, yönetim anlay fl ndaki de ifliklikler yeni bir anayasay zorunlu k lar. Egemenlerin bahsetti i toplumsal mutabakat ise hiç olmad gibi, olmayacak da. Çünkü faflizm içine girdi i krizlerden ç kabilmek için kitleleri dolays z bir aktör olarak konumland rmaya z t bir yönetim biçimidir. Bugün de yaflanan krizde, egemen s n f temsilcileri aras ndaki çat flmada, iki taraf da çat flma alan n kitlelere dolays z olarak açmamaktad r. Çat flma yasal zeminde (parlamento seçimlerinde, cumhurbaflkanl seçimlerinde vs.) sürdürülmektedir. Örne in Abdullah Gül ün cumhurbaflkanl na kat bir flekilde karfl ç kan CHP bile, sorunun bir meflruiyet sorunu olmad - n defalarca önemle vurgulam flt r. Resmi ideolojinin sorgulan fl n n, dolays z olarak rejimi sorgulamaya dönüflmesi egemenler cephesinden hiçbir kesimin ifline gelmemektedir çünkü. Bugün Türkiye de egemen s n flar aras nda çizgi bak m ndan bir farkl laflma söz konusudur. Birinci çizgi TC faflizminin resmi ideolojisi olan Kemalizm in ba naz savunucular olarak Kemalizm in aynen sürdürülmesinden yana iken, ikinci çizgi rejimin hukuksal-yönetsel fleklinde bir ayar n gereklili iyle hareket etmektedir. Kimdir bu çizgilerin sahipleri? Birinci çizginin sahipleri ve savunucular, askeribürokratik burjuvazi olarak TSK, yüksek yarg ve onlar n partiler düzlemindeki temsilcisi CHP dir. Bu kesime gerici birkaç parti ve özellikle son dönemde darbe ba rt lar artan çeflitli örgütlenmeleri (ADD, P, Kuvvac lar vd.) de dahil edebiliriz. kinci ve flu anda uygulanan çizginin savunucular ise emperyalizmin daha fazla deste ini alan sermaye kesimini temsilen TÜS AD ve yine partiler düzleminde temsilcili e, icraatlar yla hak kazanm fl AKP dir. Hatta birinci gruba dahil edilebilecek MHP bile ikinci çizgiye eklemlenme çabas vermektedir. Nitekim son söylemlerindeki demokrasi vurgular, l ml -efendi adam pozlar bunu do rular gibidir. Gelinen aflamada t kanan rejimin, bir anayasal düzenleme ile krizden ç kmayaca aç k olmakla beraber ve her ne kadar faflizm kendi kanunlar n bile aç k aç k çi nemekten çekinmeyecekse de, ortaya koydu u kanunlar kendi gerçekli ini ele vermesi konusunda birer ipucudur. Bu ba lamda yeni anayasa tasla- n n henüz bas na yans yan k s mlara bakt - m zda rejimin aray fl n, egemen yap da düflük düzeyde yaflanan çat flmalar görebiliriz. Ayr - ca anayasa tasla na temel teflkil eden sivillik, ideolojiler üstücülük kavramlar n n da yal n bir aldatmaca oldu una da tan kl k edebiliriz. Kürt sorununa yaklafl m olumlu olabilir mi? a- Özellikle anti-kürtçülük temelinde gelifltirilen ve TC nin resmi ideolojisi olarak Kemalizm in çimentosu olan rkç l k art k evrensel ölçekte katlan lacak gibi de ildir. Katlan lamayan nokta, söylem düzeyindedir. Haz rlanan taslakta Atatürk milliyetçili i tabirinin kald r lmas düflünülüyor. Ama neye fayda ki, yaflam n her alan nda dayat lan rkç l n, anayasada yer almas ya da almamas hiçbir fley ifade etmiyor. Daha dün, inkar edilmedi mi, Kürtler, Ermeniler, Aleviler bir devlet kurumunun en yetkili a z taraf ndan. Ve henüz tazeyken Hrant n kan, kim aldanacak böyle sahtekârl klara. Ayr ca bu de ifliklik tasar s ideolojiler üstü bir anayasa vurgusu yapmaya yönelik. Resmi ideolojinin belkemi inin Kemalist milliyetçilik olarak an lmas bile yaflam n gerçekleriyle bu iddiaya tokat gibi çarp - yor. b- Gelinen aflamada farkl laflan ulusal sorun ve Kürt Ulusal Hareketi, TC faflizmini somut tercihlerle karfl karfl ya b rakm flt r. Irak Kürdistan nda eflikte olan Kürt Devleti realitesi ise farkl aç l mlar n gereklili ini do urmakta etkilidir. Yeni anayasa tasla nda, 1982 Anayasas nda yer alan TC ye vatandafll k ba ile ba l olan herkes Türk tür. ibaresi yerine...vatandafll k ba yla ba l olan herkese Türk denir. gibi bir çocuk kand ran ifadeye yer veriliyor. E itim-ö retim dilinin sadece Türkçe olaca yerine seçmeli dil derslerinin de al nabilece i öngörülüyor. lk baflta resmi ideolojiye ayk r gibi gözükse de, Kürtlere tan nacak haklar bireysellik duvar na çarpmaktad r. Oysa Kürtler bir ulustur. Bu gerçe in anayasa metninde yer almas bile ulusal geliflim hakk - n kullan lmas na elveriflli bir durum sa lamamaktayken, aç ktan Kürt ulusunun inkar sürdürülmektedir. Zaten Kürt ulusunun varl bir flekilde ulus olarak kabul edildi inde uluslararas hukuktan do an haklar gere i Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakk n kullanmas gündeme gelecek ve bu yönlü talepler daha net bir flekilde ifade edilebilecektir. Bu da K br s ve Ege gibi konularda zaten y llard r zor durumda olan TC için yeni bir uluslararas sorun anlam na gelecektir. Rejimin krizine çare olabilir mi? c- Dönem dönem özellikle özellefltirmeler konusunda ufak-tefek ar za ç karan yüksek yarg ya, cumhurbaflkanl na da el at lmas düflünülüyor. Yüksek yarg üyelerinin seçiminde parlamento ve baflbakan n yetkileri geniflletilirken cumhurbaflkan n n yetkileri daralt l yor. d- Yeni süper anayasa, üniversiteli gençli- in tepesine faflizmin yumru u olarak yüklenen YÖK e de el at yor. YÖK e bir koordinasyon kurulundan ibaret bir misyon biçiliyor. Bu konuda elle tutulur bir aç klama yok, ancak YÖK ün yönetim organlar nda sürekli ba naz Kemalistlerin olmas, YÖK ün de kazan lmas gereken bir mevzi olmas na neden olmaktad r. Mesele bununla bitmemektedir, hatta bu meselenin en hafif yönüdür. Esas ve önemli olan bu perde alt ndan, YÖK ün özelde üniversite gençli i, genelde halk nezdindeki müthifl teflhir olmufllu una ince bir ayar n gereklili idir. Anayasa olsa olsa YÖK ün sadece ismini de ifltirecektir. YÖK ün veya benzeri kurumun emperyalizmin talimatlar n harfiyen uygulayaca hatta bugünkü yap ya nazaran daha etkili flekilde hayat verece i aç kt r. e- Askeri vesayetin yasal-merkezi gücü olan Genel Kurmay Baflkanl n n da, sivil olma ad na, yeni anayasada Milli Savunma Bakanl na ba lanaca iddia ediliyor. ddian n ne kadar gerçekçi oldu u bir yana; faflizmin bu ifli de delik-deflik demokrasi perdesine bir yama yapmaktan baflka bir anlam ifade etmiyor. f- Kimse nihayet demesin, çünkü ahlar m - z n zamanafl m na u ramas n n üzerinden dört y l geçti. Bahsetti imiz halen yürürlükte olan 12 Eylül anayasas n n, darbecilere sonsuz bir dokunulmazl k z rh giydiren geçici 15. maddedir. Sahte bir demokrasicilik ad na bile olsun 12 Eylül darbecilerinin yarg lanmas beklenebilirdi. Yarg lama olsa sonuçlar n çok iyi biliyor olacakt k. Darbecilerin hapishane yüzü görmesinden hiç bahsetmeyelim, mahkemeye bile ç kar lmadan aklanacaklard. Ancak TC faflizmi efline az rastlanacak, bir azg n faflizm örne i sergileyerek bu sahte oyunu bile sergilemekten kaç nd. Faflizm, öncellerinin/kendilerinin katliamc l ndan, kendilerinden hesap sorulaca ndan o kadar emindi ki, darbecileri yüksek bir güvenlik çemberiyle korumadan bir an olsun bile geri durmad. deolojiler üstü anayasa olur mu? deolojiler üstü, renksiz bir anayasa meselesine dönelim: Bu kavram (ideolojiler üstücülük) öncelikle eflyan n tabiat na ayk r bir savsaklamad r. Buna ra men bu kavram n kitlelere yönelik bir ideolojik çarp tma arac olarak öne sürüldü ünü de görmek gerekir. Rus Sosyal Emperyalizminin çöküflünden sonra emperyalizm taraf ndan ortaya at lan ideolojiler öldü, art k s n flar yok sald r s n n tipik bir ürünüdür. Sivillik ise ancak ve ancak demokratik sistemlerde mümkün olabilen bir olgudur. Anayasalar kendilerini oluflturan makamlar n sivil olmas ile sivillik kazanamazlar. Aksi bir düflünüfl s n flar gerçe ini yads maya denk düfler.12 Eylül Askeri Faflist Cuntas nas l emperyalizm ve onun yerli uflaklar komprador burjuvazi ve büyük toprak a alar n n ç - karlar do rultusunda TSK eliyle gerçeklefltirilmiflse, bugün farkl bir anayasa ihtiyac yine bu s n flar için bir zorunluluktur. Üstelik 12 Eylül AFC sinin ürünü 1982 anayasas n n toplumun hemen hemen hiçbir kesimince kabul görmüyor olmas bu sonucu dayatm flt r. 11

13 Den gê Ci wanê Kürt gençli i gerçek sorunlar temelinde örgütlenecektir! Kürt halk ndan kopukluktan dem vuruluyor, ancak Kürt halk n n bütününden mi kopulmufltur? Tabii ki hay r. Ulusal Hareket in koptu u Kürt iflçisi ve yoksul köylülü- üdür. Bunlar n talep ve istemlerinden kopulmufltur. De- erlendirmede bu s n flar n talep ve istemlerine yönelik bir yaklafl m yoktur. Eylül ay bafllar nda Gündem gazetesinde Kürt gençli ini yak ndan ilgilendiren, Murat Karay lan n Özelefltiriye do ru yaklafl m, süreç karfl s nda yeni bir ç k fl n temelidir adl Ulusal Hareket in kendini de- erlendirmesi bulunmaktad r. Bu de erlendirme öz itibar yla var olan olumsuz gidiflin nas l engellenece ine yönelik bir de erlendirmedir. De erlendirme yaz s n okudu umuzda çeflitli çeliflkilerle karfl lafl lmaktad r. Ve böylesi bir de erlendirme de Ulusal Hareket in sorunlar na ve ondan büyük bir beklenti içinde olan Kürt gençli i aç s ndan bu beklentinin karfl lanmas n n uza nda oldu unu göstermektedir. Kürt Ulusal Hareketi nin bu de erlendirmesinin esas nedeni Kürt halk n n gerçek sorunlar ndan kopuklu udur. Özelefltiri Ulusal Hareket in Kürt halk ndan kopmas n n bafllang c n son sürece de il, daha eskiye dayand rmaktad r. Elbette ki bütün bunlar son bir-iki y lda geliflen anlay fllar de ildir. Geçmifle dayanan, özellikle kitlesel kabarman n yafland 90 l y llardan sonra geliflen, uluslararas komplonun sald r lar ndan da bir biçimde etkilenerek, içine büzülen, önce kendi içinde ruhsal düzeyde bir daralmay yaflayan ve giderek bu daralmay bir iliflki ve yaflam tarz na dönüfltüren bir kadro gerçe i vard r. Yoksul halk kitlelerine dayanan de il, oluflan bürokratik sistem içerisinde gününü geçiren, daha fazla orta s n f anlay fl na benzer bir yaflam tarz na kayan, elit bir iliflki ve siyaset tarz na do ru giden bir tutum söz konusu olmufltur. Kitleden kopufl bu biçimde yaflanm flt r. Afl r bürokratik durum geliflmifl, birçok kifli flu dernek senin, bu dernek benim, flu kurum senin, bu kurum benim, flu alan senin bu alan benimdir diyerek, dairelerde bürokratik bir sistem içerisinde masa bafl nda devrimcilik yapmaya yönelmifltir. Giderek, halka gitmek, köy köy, mahalle mahalle dolaflma de il, halk n kendi yan na gelmesini bekleyen bir anlay fl geliflmifltir denilmektedir. Dikkat edilirse yaflanan sorunlar 90 l y llara dayand r lmaktad r. 90 l y llarda olan nedir? 90 l y llar Ulusal Hareket nezdinde Kürt halk n n kitlesel kalk flmas n n, Kürt ulusal gerilla ordusuna kitlesel kat l mlar n yafland bir süreçtir. O dönem dünya genelinde sosyalizmin itibar kaybetmesi ve bununla birlikte Kürt Ulusal Hareket in yanl fl askeri taktikleri yenilgiye neden olmufltur. Ancak bunlar n hiçbiri kendi bafl na var olan durumu aç klamaya yetmez. Ulusal Hareket in kuruluflundan beri yanl fl bir çizgi izleyen Kürt orta burjuvazisi özellikle harekete 93 ten sonra damgas n vurmaya bafllam fl, ilk etapta bayraklardan orak-çekiç amblemi silinmifl, tüzükten Marksizm-Leninizm vurgusu kald r lmaya bafllanm flt r. Kürt halk ndan da kopukluk böyle bafllam flt r. Ulusal Hareket bu konuya dil ucuyla de inip geçmektedir. De erlendirmenin içeri i kadrolar n halktan kopmas, orta s n f anlay fl na benzer bir yaflam tarz na sahip olmalar d r. Ancak Ulusal Hareket in önderli i bunun nesnel nedenlerini sorgulamamaktad r. Bunun nesnel nedeni Ulusal Hareket te çubu un Kürt burjuvazisi lehine daha fazla bükülmesidir. Kadrolar n niteli ini belirleyen siyasi çizginin ne oldu u ve bu çizgi etraf nda e itilmeleridir. Hem çubuk Kürt orta burjuvazisi lehine dönecek hem de kadrolardan halkla iliflkilerinin eskisi gibi devam etmesi beklenilecek. Bu beklenti bilimsel de ildir ve gerçekleflmesi imkâns zd r. Kürt halk ndan kopukluktan dem vuruluyor, ancak Kürt halk n n bütününden mi kopulmufltur? Tabii ki hay r. Ulusal Hareket in koptu u Kürt iflçisi ve yoksul köylülü üdür. Bunlar n talep ve istemlerinden kopulmufltur. De erlendirmede bu s n flar n talep ve istemlerine yönelik bir yaklafl m yoktur. Aksine halk m z n ciddi sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlar vard r. Biz bu sorunlar n hepsini çözemeyiz. Ama paylafl r z. Çeflitli sosyal projeler gelifltirebiliriz. Halk m z aras nda dayan flma çal flmalar - n yürütebiliriz denilerek bu s n flar n sorunlar na ve taleplerine cevap verilmemektedir. Kürt iflçisinin ve yoksul köylüsünün sorunlar, istem ve talepleri sosyal projelerin gelifltirilmesi midir yoksa Kürt iflçilerin ve köylülerin birlikteli i midir? De erlendirmede Kürt iflçisinin Kürt burjuvazisi karfl s ndaki çeliflkilerine de inilmemektedir. Yar n bir gün Kürt iflçileri ile Kürt burjuvazisinin çeliflkileri keskinleflti inde Ulusal Hareket kimin saf nda yer alacakt r? Örne in Aky l iflçileri veya Bismil Sinan köylüleri konusunda ne düflünmektedir? Pratikte de görmekteyiz ki Ulusal Hareketin temsilcileri grevci iflçileri ve mücadeleci köylüleri yaln z b rakm flt r. Bu sorunlara net yaklafl m getirmemektedirler. Ancak iflin özü de budur. Bugün için sorunun teorik temeli demokratik konfederalizme dayan rken, de erlendirme bu teoriyi savunmaktad r. De erlendirmede tasfiyecilik olgusundan bahsediliyor, ancak tasfiyecili in dayand teorik temel demokratik konfederalizmin kendisidir. Toplum s n flara ayr ld ndan beri devlet var olagelmifltir. Devlet olgusunun ortadan kald r lmas s n flar n ortadan kald r lmas ndan ba ms z de ildir. Bu da s - n fs z topluma götürecek s n f n ara dönem devletini mecbur k lmaktad r. Bilimsel sosyalizmin teorisi buna yan t vermektedir. Ancak s n fl toplumun oldu u bir dönemde bunu bir ç rp da yok saymaya çal flmak hayalî bir düflüncedir ve gerçekleflmesi imkâns zd r. Bu teorinin baflar flans olmad için bu teoride diretmek Kürt halk n n Ulusal Hareket ten daha fazla kopmas na neden olacakt r. Hele ki ayr ca mevcut devletin ne kadar hukuksuz, ac mas z oldu u ve halk m z her türlü yöntemle bast rarak teslim almak istedi i, kölecilikten baflka bir yaflam tarz tan mad da bilenen bir gerçektir belirlemesinin yap ld bu dönemde bunda srar etmek kadrolar n ve halk n moralini daha da bozacakt r. De erlendirmede sorunun Kürt halk na gitmekle çözülece inden bahsediliyor. Ancak sorun sadece halka gitmek de il. Sorun halka nas l gidildi i, ne anlat ld d r. Kürt Ulusal Hareketi ne yaz k ki önümüzdeki dönemde de sorunu tersten koymaktad r. Dönemsel olarak temel hedef Kürt Halk Önderli inin özgürlü üdür, çokça söylendi i gibi Önderli in özgürlü ü, Kürt sorununun çözümü ve toplumun özgürlü ü anlam na gelecektir. Bununla birlikte acil olarak Önderli in sa l k sorunu ciddiyet kazanm fl bulunmaktad r. Toplumun bu eksende harekete geçirilmesi ve Önderli i sahiplenmek temel bir görev durumundad r. Israrl ve kararl bir biçimde bar fl ve demokratik çözüm çizgisinde dururken savafl rantç lar na karfl mücadele yürütmek, geliflen sald r lar karfl s nda halk m z n hakl savunma mücadelesini güçlendirmek gerekmektedir. Evet, Öcalan n tecrit koflullar tamamen insafs zl kt r. Tüm devrimci demokrat tutsaklar gibi özgür olmay hak edenlerin içerisinde yer almaktad r. Özgürlük talebinin ilericili ini tamamen kabul ediyoruz. Ancak önümüzdeki dönemde Kürt iflçisinin ve köylüsünün sorunlar n esas almay p toplumu bu eksende harekete geçirmek ve bunu dönemsel yani k sa ve orta vadede hedef olarak koymak Kürt halk ndan kopmaktan baflka bir ifle yaramayacakt r. Bu sorunun çözümü var olan bozuk düzenin de ifltirilmesi veya ciddi anlamda krize sürüklenmesidir. Bu yap lmadan devrimci-demokrat tutsaklar n serbest kalmas sa lanamayacakt r. Bunu yapman n da yolu ezilen s n flar n birli ini savunmakt r. Baflar gelirse ancak bu flekilde gelebilir. Koflullar n bu oldu u durumda bizlere ne düflmektedir? T. Kürdistan nda çal flmalar - m z daha çok üniversiteli gençlik içerisinde bulunmaktad r, bununla birlikte çok daha s - n rl iliflkilerimiz di er s n f ve katmanlar n içerisindedir. Özellikle üniversiteli gençli in haklar n n gasp edilmesine yönelik çal flmalar m z yo unlaflt rmal y z. Bu dönemki esas çal flma alan m z üniversiteli gençlik ve politikam z da e itimdeki hak gasplar d r. Bugün aç s ndan Kürt gençli inin de en önemli sorunu budur. Geçmifl dönem çal flmalar m zda bu yönlü ajitasyon ve propagandalar n etkisini gördük/biliyoruz. Öyleyse ulusal çeliflkileri göz ard etmeden bu yönlü çal flmalara a rl k verilmelidir. Bununla birlikte Ulusal Hareket e yönelik elefltiri ve yaklafl mlar m z Kürt halk gençli i içerisinde tart flt rmal y z. Elbette üslup ve içeri e dikkat ederek. Bununla birlikte Ulusal Hareket in gelifltirdi i demokratik eylemlerin hepsine kat l nmal, hem de eylemin yasall tart fl lmadan. Bu konuda Kürt halk faflizmle karfl karfl ya geldi inde yaln z b rak lmamal - d r. Bu konuda geçmifl dönem yaflad m z hantall k h zla at lmal d r. Aksi takdirde a z laf yapan ama eli ifl yapmayan bir pozisyonda kal r z. A z laf yapan ama eli a z na göre daha fazla ifl yapan bir örgüt pozisyonuna gelmemiz gerekmektedir. Bunun için çabam z artt ral m. 12

14 Üniversiteler tamamen özerk olabilir mi Dergimizin 124. say s nda Forum köflesinde ç kan özerklikle ilgili yaz ya baz yanl fl anlamalara meyil vermemek aç s ndan katk da bulunmak istiyoruz. Yaz da özerklik tan m flöyle ifade edilmifl: Özerklikten kas t; e itim, ö retim ve araflt rmada siyasal etki ve ekonomik güçlerden ar nm fll k olarak tan mlanabilir. Üniversiteler için özerkli in bu flekilde tan mlanmas n iki aç dan do ru bulmuyoruz. Yaz da böylesi bir talep savunulmasa da tan m n bu flekilde yap lmas baz yanl fl anlamalara neden olabilir. Birincisi ve önemlisi, böyle bir özerklik tan m sadece üniversiteler aç s ndan de il, hiçbir kurum için maddi dünyada mümkün de ildir. Do- all nda maddi dünyada mümkün olmayan böylesi bir özerklik YDG lilerin de talebi olamaz. Birincisine ba l olarak ikincisi; bizler siyasal etkiden ar nm fll k talebi flöyle dursun üniversitelerin her alan nda siyasetin etkin olmas n istemeliyiz, elbette halk yanl s siyasetin! Öznel kayg ve beklentiler bir yana üniversitelerin yönetim fleklinden derslerin müfredat na, bilimsel araflt rmalar ve araflt rma konular na kadar her fley nesnel olarak bir siyasete hizmet edecektir. Siyasetten ar nma bir yana bizler burjuva siyasetine karfl ç - karken proleter bir siyasetin hakim olmas na çal fl r z. Fakat tam da bu noktada karfl m za bir sorun ç kmaktad r; bir üstyap kurumu olarak üniversitelerde, alt yap da (ekonomik sistemde) bir de ifliklik olmaks z n halk yanl s bir siyaseti izlenmesi mümkün müdür? Bu anlam yla, bir reform talebi olarak özerkli i dillendirmek gerçekçi midir? Aç kt r ki, alt yap da niteliksel bir de- ifliklik olmaks z n (halk yanl s kimi çal flmalar n yap labilece ini reddetmeden) üniversitelerde bütünlüklü olarak halk yanl s bir siyaset izlenemez, buna ra men özerklik talebi savunulmas gereken bir taleptir. Çünkü hem bahsetti imiz halk yanl s kimi bilimsel çal flmalar n yap labilmesinin hem de özerklik talebi gibi çeflitli akademik, demokratik, ekonomik taleplerin u runda verilen mücadele içerisinde ö renci gençli in demokrasi bilincini kazanabilmesinin koflulu bu talebin savunulmas - d r. O halde üniversiteler aç s ndan savunmam z gereken özerklik anlay fl ; bilimsel, akademik, idari ve mali aç - lardan söz, yetki ve karar hakk n n ö renciler ve ö retim görevlileri ile üniversite çal flanlar na, k sacas üniversite bileflenlerine verilmesi ve üniversitelerin bulundu u bölgedeki demokratik kitle örgütlerine söz hakk tan nmas d r. (Örne in, e itim fakültesinin yönetiminde ö retmen sendikas n n olmas gibi) Di er bir deyiflle, siyasetten ar nm fll ktan de il, devlet etkisinin ve yönetiminin en alt düzeye indirilerek üniversite bileflenlerine ve demokratik kitle örgütlerine b rakmaktan söz edilmelidir. Mali özerklik üzerinden yap lan manipülasyon Yaz da mali özerklik üzerine fazla de inilmemesi de bir eksikliktir. E er özerkli i tart fl yorsak, mali özerklik konusu ön plana ç kacakt r. Çünkü özerklik konusunda en fazla manipülasyona aç k olan parças mali özerkliktir. Bugün özerkli i savunma ad alt nda üniversite kap lar n n halk gençli ine kapat lmas n n, buna karfl n tamamen sermayenin hizmetine sokulmas - n n hesaplar yap lmaktad r. Bir örnek vermek gerekirse, Ekonomik flbirli i ve Kalk nma Teflkilat n n (OECD) üye ülkelerde üniversitelerin ne ölçüde özerk oldu- unu saptamak üzere belirledi i 8 kriterden 6 s n n do rudan mali özerkli e bir baflka deyiflle üniversitelerin piyasaya ifl yapabilme kapasitesine iliflkin olmas meselenin önemini bizlere göstermektedir. Nedir bu kriterler? Sabanc Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferzio lu aktar yor: a. Binalar n, araç gereçlerin mülkiyetine sahip olma, b. Kredi alabilme yetkisine sahip olma, c. Bütçesini oluflturma ve önceliklerine göre sarf edebilme, d. Akademik yap s n ve ders programlar n belirleyebilme, e. Akademik personeli ifle alma ve ifline son verme, f. Maafllar belirleme, g. Üniversiteye al nacak yeni ö renci say s n saptama, h. Ö renim harc n belirleme. (1) Bu bak mdan mali özerkli in do ru biçimde kavranmas oldukça önemlidir. Üniversitelerin içine düflürüldü ü mali açmazlar, dahas üniversite e itiminin toplumsal de il, bireysel yarar sa lad safsatalar gerekçe gösterilerek mali özerklik ad alt nda üniversitelerin kendi mali kaynaklar n kendisinin yaratmas gerekti inden dem vurulmakta ve bunun yolu olarak üniversite e itiminin paral olmas ve ö rencilerle akademisyenlerin sermayeye ifl yapmas gerekti i savunulmaktad r. Çok aç k ki bu, mali özerklik kavram n manipüle etmektir. Kuflkusuz, bizler de üniversite yönetiminin hangi alanlarda harcama yapaca na kendisinin karar vermesini savunuyoruz ancak bunun için temel koflul üniversite yönetiminin üniversite bileflenlerinin demokratik yönetiminin alt nda gerçeklefliyor olmas d r. Di er bir deyiflle, mali özerklik ancak ve ancak idari, bilimsel, akademik özerklik ve paras z e itim talepleriyle birlikte anlaml - d r, tek bafl na de il. K sacas bizim savundu umuz mali özerklik; kamu kaynaklar yla devlet taraf ndan finanse edilen, yeterli üniversite bütçesinin yine kamu yarar na nas l harcanaca na üniversite bileflenlerinden oluflan üniversite yönetiminin karar verme yetkisine sahip olmas d r. Bilimsel, idari, akademik, mali özerkli e sahip bir üniversite için harekete geçelim! Buna paralel olarak özerklik talebinin bugünkü önemine de de inmek gerekir. Bilindi i gibi, üniversiteli halk gençli ine, genel olarak üniversite bileflenlerine ve üniversite kap lar nda bekletilen halk gençli ine dönük sald r n n esas emperyalistlerin ç karlar do rultusunda yeniden yap land rma olarak adland rd m z süreçtir. Di er bir deyiflle, üniversiteleri a. fiirketlerin Ar-Ge (Araflt rma-gelifltirme) faaliyetlerini yürüten kurumlara dönüfltürmek, b. E itimi tamamen paral hale getirmek, c. Nitelikli ve ucuz iflgücü yetifltiren, bar nd ran kurumlara dönüfltürmek hedefleri alt nda gerçeklefltirilen sald r lard r. Bugün devlet, üniversitelerde yapt - /yapaca her de iflikli i bunun için yapmaktad r. Bu temelde idari, bilimsel, akademik ve mali özerklik talebimiz, bir reform talebi olarak bu sald r lara verece imiz yan tt r. Kuflkusuz bu reform talebinin iki yönü oldu u görülmelidir; birincisi üniversite olanaklar n n (bilgi birikimi, bina, araç gereç vb) flirketlere peflkefl çekilmesini engellemek, üniversite okuma hakk n n gasp edilmesine karfl ç kmak ve üniversite ö rencilerinin ucuz iflgücü olmas n engellemek aç - Üniversitelerin içine düflürüldü ü mali açmazlar, dahas üniversite e itiminin toplumsal de il, bireysel yarar sa lad safsatalar gerekçe gösterilerek mali özerklik ad alt nda üniversitelerin kendi mali kaynaklar n kendisinin yaratmas gerekti inden dem vurulmakta ve bunun yolu olarak üniversite e itiminin paral olmas ve ö rencilerle akademisyenlerin sermayeye ifl yapmas gerekti i savunulmaktad r. s ndan, ikincisi ise üniversiteli ve üniversite ö rencisi aday halk gençli inin düzen içi özerklik talebini bizzat mücadele içerisinde devrimci bir mücadele ve talebe dönüfltürmek (demokratik halk üniversiteleri mücadelesi) aç s ndan özerklik talebi dile getirilmelidir. Fakat bu süreç sadece bu talebin kitlelere anlat lmas ndan ibaret kavranmamal, özörgütlülükleri (ö renci dernekleri vb) yaratmaya, varsa gelifltirmeye dönük ad mlar h zl ca at lmal d r. Benzer sald r larla karfl karfl ya kalan Yunanistan, Fransa vb. ülkelerdeki ö renci gençli in mücadelesini inceledi imizde haklar aç s ndan daha ileride olmalar bir tarafa ö renci örgütlülüklerinin kitleselli- ini ve etkinli ini görüyoruz, bu önemli bir derstir. (1) E itim, Üniversite, YÖK ve Ayd nlar-temel Demirer, Sibel Özbudun-syf 233 Tekirda 2 No lu F Tipi nden bir Tutsak Partizan 13

15 TMMOB yönetimi de yetkin mühendislik oyununa gelmekte! Ülkemizdeki toplumsal hareket içinde önemli bir yeri olan TMMOB un özellikle son y llarda üyelerinin ve genel olarak halk n sorunlar ndan uzaklaflt, AB ye uyum projelerinin içinde etkin flekilde yer ald, piyasayla iliflkilerini gelifltirdi i görülmektedir. Halk n ve üyelerinin sorunlar ndan uzaklaflma ile düzene daha fazla entegre olma sürecinin birbiriyle iliflkili oldu undan hareket eden TMMOB üyesi devrimci-demokrat mimar, mühendis ve flehir planc lar TMMOB un gelene ine sahip ç karak yönetim anlay fl n de ifltirmek amac yla çeflitli platformlarda bir araya gelmektedir. Bunun bir örne ini de Art vme Dergisi nden, Emek Hareketi nden ve Sosyalist Demokrasi Hareketi nden TMMOB üyelerinin öncülük etti i Birlik Hareketi nin çal flmalar oluflturmaktad r. Birlik Hareketi kendisini tan tmak ve TMMOB üzerine düflünce al flveriflinde bulunmak amac yla 29 Eylül tarihinde stanbul Kad köy de Bar fl Manço Kültür Merkezi nde Temel Toplumsal Sorunlar ve Nas l Bir TMMOB? bafll kl bir forum örgütledi. Forumda ilk olarak kuruluflundan günümüze TMMOB un tarihini anlatan bir sunum yap ld. Özellikle 1970 lerde toplumsal muhalefet içinde, halk n sorunlar n ön plana alan bir misyonla hareket eden TMMOB un 80 cuntas n n ard ndan uzun süre varl k yokluk sorunu yaflad, bu dönemde gerekli demokratik mekanizmalar n iflletilemedi i belirtildi. 90 l y llardan itibaren ise 80 öncesinde devrimci mücadelede bulunan ancak 80 sonras nda kendi ifllerini kurup giderek zenginleflen yöneticilerin TMMOB un çizgisini de de ifltirdi i ve giderek düzene entegre olan, üyelerinden kopan ve bürokratlaflan bir çizginin hâkim oldu unu ve bunun sonucunda bugünkü gerçekli in ortaya ç kt belirtildi. Ard ndan Birlik Hareketi nin anlay fl ve ilkelerini s ralayan bir aç klama yap ld. Bu aç klamada Birlik Hareketi tüm ilerici, demokrat, devrimci, sosyalist mimar, mühendis ve flehir planc lar na ça r yaparak onlar anti-emperyalist temelde, taban n demokratik inisiyatifini gelifltirecek ve s n fsal sorunlar ön plana ç karan bir anlay fl n TMMOB yönetimini devralmas için harekete geçme ça r s nda bulundu. Hareket özellikle AB ye uyum ad alt nda dayat lan yetkin mühendisli e karfl oldu unu da özellikle vurgulad. TMMOB yönetiminin üye taban ndan kopmas na paralel içindeki farkl görüfllerin kendisini ifade etmesine izin verilmedi i de forumda belirtildi. Özellikle en son gerçekleflen TMMOB Mühendislik, stihdam ve Ücretlendirme Sempozyumu nda bunun bariz flekilde ortaya ç kt, yönetim haricinde hiçbir üyenin, grubun ve örgütün bildiri sunmas na, söz almas na izin verilmedi i örnek gösterildi. TMMOB yönetimindeki profesyonel yöneticilerin önemli k sm n n flirket sahibi oldu unun dillendirildi i forumda bunun da etkisiyle TMMOB un ücretli ve iflsiz üyelerinin ç karlar n ve taleplerini savunmad, tersine yetkin mühendislik örne- inde oldu u gibi piyasan n lehine düzenlemelere katk sundu u vurguland. TMMOB un gelir elde etmek için projeler kabul etti i, art k TMMOB un da iflveren haline geldi i, sadece Makine Mühendisleri Odas stanbul fiubesi nin 40 dan fazla mühendisi istihdam etti i belirtildi. Forumda bu sürecin iç tart flmalara da yans d vurguland. 90 l y llar n bafllar nda TMMOB siyaset yapmal m yapmamal m? sorusunun ortaya at larak devrimci-demokratik siyasetin d fllanmas ve düzenle daha fazla bütünleflmenin ad mlar n n at ld n, daha sonras nda TMMOB demokratik kitle örgütü mü mesleki örgüt mü? sorusunun öne ç kart larak toplumsal muhalefet içindeki yerinin budanmaya çal fl ld n, son dönemde de AB ye uyum sürecinin engellenemez ve kaç n lmaz oldu u iddias yla sürece dahil olarak daha avantajl oldu u teziyle yola ç k larak AB emperyalizminin dayatmalar n n sahiplenildi i yorumu yap ld. Forumda ayr ca ö renciler de söz alarak TMMOB Ö renci Üye Komisyonlar nda yaflanan sorunlara de indiler. Ö renci üye komisyonlar n n önemli bir k sm n n yetkin mühendisli e karfl oldu u, TMMOB yönetimini desteklemedi i, bu komisyonlar n demokratik flekilde iflletilmedi- i, muhalif görüfllerin bast r ld, yetkin mühendisli e karfl ç kan baz komisyonlar n ( stanbul MMO Ö renci komisyonu gibi) da - t ld, 10 Mart ta gerçekleflen Makine Mühendisleri Ö renci Kurultay nda ve öncesinde yerellerdeki kurultaylarda a rl k kazanan yetkin mühendislik karfl tl n n sonuç bildirgesine yans t lmad anlat ld. Ö rencilerin büyük tepki gösterdi i yetkin mühendislik üzerinden ciddi bir hareketin oluflabilece i ancak TMMOB yönetiminin buna engel ç kartt, örgütsüz ö renciler bir yana örgütlü gençlerin dahi TMMOB a gitmek istemedi i forumda vurguland. Forum birlik ve ortak hareket ça r s yla sona erdi. stanbul YDG ÇUKUROVA ÜN VERS TES NDE NCE MEMED TANITIM ÇALIfiMALARI Üniversitemizde geçen y l oluflturulan amatör sanat günleri bize bu y l için bir fikir verdi. nce Memed Kitap-Kafe mizi ö rencilere daha çok sahiplendirebilmek için bu y l kendi atölyeni kur fliar yla bir çal flma bafllatt k. Bu çal flma özgülünde üniversitede bulunan, amatör flekilde sanatla u raflan ö renciler için nce Memed i karfl l k almadan ö rencilere açmaya karar verdik. Özellikle yer s k nt - s çekti ini bildi imiz, sanatla u raflan ö renciler için böyle bir imkan yaratman n olumlu olaca n düflündük. lk etapta el ilanlar ç kar p üniversite içinde da tmaya bafllad k. ki gün boyunca yo un olarak da tt m z el ilanlar ö renciler aras nda olumlu bir tepkiyle karfl land. lk gün Güzel Sanatlar Fakültesi nde da- t ma gittik. Fakat o gün birçok ö renciyi fakültede bulamad k. Fakültede bulunan ö rencilere el ilanlar n da t p ayn zamanda nce Memed Kitap Kafe yi de tan tmaya çal flt k. Bu s rada tan flt m z bir ö retim üyesi bize nce Memed Kitap Kafe nin nas l bir yer oldu unu ve AKP ile bir ba n n olup olmad n sordu. Biz de bir ba olmad n ve buran n bir kültür yeri oldu unu anlatt k. Bize olumlu yaklaflan ö retim üyesi elimizden biraz el ilan al p ö rencilerini bize yönlendirece ini söyledi. Bu olumlu durum bizi daha da flevklendirdi. Ertesi gün yemekhane önünde devam eden da t mlar m z da ö renciler taraf ndan ilgiyle karfl land. Ayr ca üniversitede bulunan amatör sanat günleri bileflenleri ile konuflmam z do rultusunda bu arkadafllar n da deste ini ve olumlu yorumlar n almam z bizi mutlu etti. Bu çal flmalar m z önümüzdeki günlerde daha yo- un bir flekilde devam edecek. ÇÜ YDG ULAfiIM HAKKIMIZ ENGELLENEMEZ! Bizler taleplerimizi yurttan tekrar yurda olan kesime kadar ulafl m n ücretsiz olmas yönünde belirledik. fiimdi toplant günü bu talep do rultusunda neler yap labilece imizi tart fl p al nan kararlar hayata geçirece iz. Bizler Çukurova Üniversitesi ö rencileri olarak yaflanan bu hak gasp na karfl kararl bir flekilde mücadelemizi sürdürece iz den bu yana Çukurova Üniversitesi nde süren ulafl m sorunu flimdi la, bire bir konuflmalarla duyurusu ya- toplant tarihine kadar sesli ajitasyonlar- yeni bir hak sald r s yla daha gündeme p lmas karar ç kt. Bu ba lamda bir eylem takvimi toplant günü genifl kat l m- gelmifl durumda. Üniversite içerisinde ücretsiz olan Balcal otobüsleri art k Su la ele al nacak. Ürünleri Fakültesi nden itibaren ücret Bizler taleplerimizi yurttan tekrar almaya bafllam flt r. Ayr ca yurttan üniversiteye olan k s mda 40 YKR olan ücretsiz olmas yönünde belirledik. fiimdi yurda olan kesime kadar ulafl m n ücret 50 YKR ye yükseltilmifltir. toplant günü bu talep do rultusunda Bu durum karfl s nda tepkilerini dile neler yap labilece imizi tart fl p al nan getiren ö renciler bir fleyler yap lmas n kararlar hayata geçirece iz. Bizler Çukurova Üniversitesi ö rencileri olarak istemektedir. Bu istek do rultusunda bir araya gelen ö renciler 9 Ekim Sal yaflanan bu hak gasp na karfl kararl bir günü için genifl kat l ml bir toplant karar ald. Bu karar üniversite içerisinde ÇÜ flekilde mücadelemizi sürdürece iz. YDG 14

16 Atefl düfltü ü yeri yakar derler bizim co rafyada büyüklerimiz. Daha hayat n ne demek oldu unu ö renmeye çal fl rken o çok so uk ölümün a na tak lan gencecik çocuklar n haberleriyle kirleniyor dünya. Hem de nas l bir kirlenmeyse bu, etraf nda yoksullu un ve ateflli silahlar n kara izini b rak yor her seferinde. Oyun maksad yla tutulan bir bomba sonucu ya da hayat n zorunluluklar n gencecik bedeninde tafl - maya bafllayan ve çamafl r y karken küçücük elleriyle bo ularak etraf n saran karanl n izlerini bast ramayan, ad na da utanmadan kader denilen ve bu sonucu hak edecek hiçbir fley yapmayan kardefllerimin, k z kardefllerimin ac mas z öyküsüdür bu. Bitlis in Ahlat ilçesi öyle çok ad n duyabilece- iniz bir flehir de ildir bizim co rafyada. Daha ba l oldu u ilin ad n duyar duymaz yüreklerini titretir insanlar n. Çünkü o flehirler yoksulluk ve savafl demektir. O flehirler di erlerine aittir ama baz lar böyle oldu unu söylese de benim oralar der utanmadan. Di erleri sadece di erleri oldu u için iki kat ezilir bizim co rafyada. Ne yoksullu u ne de ulusal kimli ini bilmeden do an çocuklar n büyümeleri de eziyet doludur bu nedenle. En içten gülümsemelerinin bile kenar nda bir kayg, bir hüzün görmemek mümkün de ildir. Çocuklu un en masum oyunlar bile savafl n izleri aras nda oynan r o flehirlerde. Savafl n izleri daha derindir bu nedenle. Oyun için yap lan bir kolyeden daha fazla anlam vard r patlamam fl mermilerin. Onlar sald rganlar n kara izli art klar d r da ayn zamanda. D Ü fi D Ü fi L E R M D E N Ahlat ilçesine ba l Burcukaya köyü öyle çok cakt bedenine sapland U ur kardeflimin elinde. ad n duyabilece iniz bir köy de ildir bizim co rafyada. Mesela ben ilk kez duydum Bilal kardeflim rist dediler. On iki yafl nda babas n n gözleri önün- U ur kardeflime di erleri nden oldu u için terö- vesilesiyle. Ben Bilal i de tan mazd m ya so uk bir de katledilmesinden sonra. Babas ac s n duyamad bile çünkü o da di erleri ndendi ve öldürül- haber olarak rastlamasayd m izine. Bilal de ölmezdi e er rastlamasayd patlamam fl bir el bombas - müfltü ayn gün, olay mahallinde. Mizgin ise dokuz yafl ndayd gencecik bedenini ateflli silahla tah- na. Ne benim y nlarca kelime aras nda rutin bir haber olan Bilal e rastlamam ne de Bilal in patlamam fl el bombas na rastlamas, kader olmasa gemüfltü ama ben bilmiyorum kaç yafl nda terörist rip ederken birileri. Mizgin dokuz yafl nda ölrek diyorum sadece ve ne desem anlatamam biliyorum bu ac y. Bilal kardeflim on iki yafl ndayd tu birileri ne göre. oldu unu. Muhtemelen do du u gün olmufl- buldu unda el bombas n. Oyuncak sand nda on K z çocu u olmak zordur bizim co rafyada. iki yafl ndayd. Kendisi gibi olanlar n üzerine panzerler yürüdü ünü görmüfltü kesin Bilal, belki Çocuklar n düflleri büyük olur ama di erle- Hele bir de o flehirlerdeyse daha da zordur. kendi ailesinden birilerinin illegal hayatlar bile olabilirdi ve Bilal bunun ne demek oldu unu anlaya- daha uzun kal nabilecek okul s ralar d r en büyük ri ndense e er ya daha az dövecek bir koca ya da bilirdi muhtemelen. Bilal çocuk olmaktan öte ve düfller. fianl urfa n n Hilvan ilçesine ba l Afla çatak köyü de di erleri nin köyüdür. O köyde önce di erleri olarak tan n rd çünkü bizim co rafyada. Hep ayr mc l klara tabi kal rd ama ayr mc l klara tabi kald n söyleseydi duyulur bir sesle, mez adlar çocuk olsa da. Kilim y kamak oturan k z kardefllerim krefllerde büyüye- yafl önemli de il, ayr mc ve ayk r olurdu ac mas zca. flte Bilal bunun ne demek oldu unu bileme- çünkü ve zaten baraja gitmek en büyük e - için baraj gölünün k y s na gitmek gerekir mifltir diyorum ben. Çünkü ben Bilal den büyü- lencedir o köyde oturanlar için. On bir yafl ndaki Ebru bu yüzden yüzmek ister barajda yüz- üm ama ben de bilmiyorum hâla ne demek oldu- unu. Bilal, U ur un 1 ad n duydu mu bilmem ama me bilmemesine ra men. En ola anüstü olayd r U ur da on iki yafl ndayd bedenine on üç kurflun barajda yüzmek belki de onlar için. En e lenceli saplan rken ve o kurflunlar da kolye olamayacakt tek oyundur belki de. Kesin olan ise on bir yafl nda çocuk olmak çok güzeldir. Yine kesin olan art k. Çünkü patlam flt hepsi ve oyuncak olamaya- ise on alt yafl ndaki Öznur un, yirmi yafl ndaki Ümran n, on iki yafl ndaki Kamile nin, on üç yafl ndaki Hülya ve Sütba n ve sadece alt yafl ndaki Esra n n yaflamay çok sevdi idir. Yedi k z kardeflim muhtemelen ölümden çok korkuyorlard ve bu yaflta ölmek yoktu planlar nda muhtemelen, her ne kadar kad n olmak zor da olsa bizim co rafyada. Yaflamdan daha de erli olan fleyi ise hayatlar n vererek kan tlad lar onlar. llegal yak nlar n n i difl edilmifl bedenlerini gözünden tek damla yafl akmadan alan analar n, k z kardefllerin yaflad yerlerde yaflad lar onlar da ve ayn ac ya al flm fl hayatlar yla bir kere bile tereddüt etmeden kurtarmak için birbirlerini el ele ölüme gittiler. Çünkü ç kar ld klar adli bir vaka kapsam nda slak bedenleri, ikisinin elleri kenetliydi birbirine. Hayattan daha fazla tutunaca el Öznur un eli oldu u için çekinmeden tutmufltu Esra o eli ve alt yafl ndayd daha. Böylesi ac lar çok yaflan r bizim co rafyada ama yine de al fl lmazd r. Atefl düfltü ü yeri yakar çünkü. Al fl lmazd r ama bir ça layan n kuruyan sular gibi kurutur analar n gözlerini böylesi ac lar. Çünkü bizim co rafyada illegal o lunun cans z bedenini almas na bile izin verilmez ço unlukla analar n. Di er çocuklar n yüzündeki en hesaps z gülümseyiflte bile ac vard r o flehirlerde. Analar n ise içlerine ak tt klar gözyafllar... Bir YDG li 1 U ur Kaymaz: 21 Kas m 2004 tarihinde yasad fl örgüt üyesi oldu u gerekçesiyle babas ile birlikte öldürülen kardeflimiz. YÖK ü YÖK ten etkilenen kitle ile birlikte protesto edelim! Okullar m z n aç lmas ile beraber yo un bir döneme girmemiz bir oldu. Yaz tatilinde dinlenerek biriktirdi imiz enerjiye gerçekten ihtiyaç duyaca m z bir dönemden geçmekteyiz. Bir taraftan takvimsel eylemsellik süreçleri bafllarken di er taraftan YDG Konferans - n n görev ve sorumluluklar önümüzde durmakta. Okullar n aç lmas ndan çok k sa bir süre sonra bayram tatilinin bafllayaca hatta baz bölümlerin derse bafllamay bayram tatilinden sonras na erteledi i düflünüldü ünde gerçekten de önümüzde oldukça k sa bir sürede yapmam z gereken fazlas ile ifl durmaktad r. Bunlar sorunun objektif yanlar n oluflturmalar na karfl n düzenli ve planl bir pratikle birçok sorunun üstesinden gelebilece imizi de unutmayal m. Yeter ki yapaca m z n en küçük ifli dahi kitlelerle beraber yapmaya çabalayal m Askeri Faflist Cuntas n n ürünlerinden biri olan YÖK ün kurulufl tarihine yaklaflmaktay z. 6 Kas m eylemliliklerini sadece takvimsel bir süreç olarak ele almamam z gerekti i dergimiz sayfalar nda neredeyse her y l yaz lan bir konu olmas na karfl n maalesef çok da ilerisine gidemedi imiz bir gerçek olarak karfl m zda durmakta. Platform toplant lar olduolmad, yürüyüfl mü-oturma eylemi mi? yap lacak, sürecin özünden ba ms z olmasa da asl nda çok da merkezinde olmayan tart flmalarla genelde çal flmalar m z son birkaç güne s k fl p kal r. Kitleden kopuk tart flmalar eflittir kitlesel olmayan eylemler Asl nda tüm süreçlerde oldu u gibi bu süreçte de esas nda kitle çizgimizi nas l uygulayaca m z yatmakta. Neredeyse, her sene yapt - m z gibi tam da kitleleri ilgilendiren bu konular onlar n d fl nda bir grup marjinal olarak m? tart flaca z? Yoksa bu konular kitlelerin içinde, kan-revan onlar ikna etmeye çal - flarak m? geçirece iz? Bu sene yapaca - m z YÖK eylemleri tart flmalar n mutlaka kitlelerle yapmal, mümkün olan en genifl çevreyi tart flmalara katmaya çal flmal y z. Elbette ki di er devrimci gençlik örgütleri ile ortaklaflmaya çal flmal y z ancak bu kitlelere ra men bir anlay flla de il kitlelerin de içerisine kolayca dâhil edilebilece i mekanizmalar dâhilinde bunu yapmaya özen göstermeliyiz. Sorun asla sadece eylem örgütlemeye indirgenmemelidir, sorunun merkezine eylemi kitlelerle beraber örgütleme bak fl aç s yerlefltirilmelidir. Unutmamal y z ki kitleler, içerisinde kendi sorunlar n görmedi i, kendini içerisinde var edemeyece i, emek harcamad bir eyleme ya kat lmayacak ya da kat lsa dahi sahiplenmeyecektir. 6 Kas m eylemlilikleri yüksek ö renim gençli i faaliyeti içerisinde s çrama yaratabilecek bir yerde durmaktad r, adeta bir senenin seyrini belirleyebilmektedir. Birçok üniversitede 6 Kas m eylemlilikleri hareketli ve yüksek kat l ml geçti inde üniversite sene içerisinde hareketlilik devam etmektedir. Bu sene 6 Kas m döneminde yakalayaca - m z hareketlili in bir senelik faaliyetimizi hareketlendirmesinin yan s ra bu hareketlili in ve bu süreçte elde edece- imiz deneyimlerin konferans m za tafl nmas da ayr ca bir öneme sahiptir. Bu süreç içerisinde kitlelere yapaca m z ça r lar n somut ajitasyon materyalleri üzerinden yapmaya özen göstermeliyiz. Kitlelerin günlük yaflamda sürekli karfl laflt klar, onlar n hayat n n bir parças olan ve rahats zl n hissettikleri konular tespit edip bu konular n teflhirini yürütmemiz gerekmektedir. Ayr ca son dönemde ç kart lan yasalar ifllemeli, bu yasalarla ilgili yürütece imiz çal flmalar ve konferans duyurular n çal flmalar m z n merkezine koymal y z. Yasalarla ilgili teflhir al flmas yürütürken yasalara hakim olmam z ve somut yans malar n günlük yaflamda karfl m za ç kan bin-bir çeflit canl örnek ile kitlelere gitmemiz gerekmektedir. Birçok yasa yavafl yavafl uygulanmaya bafllamakta, oldukça genifl bir alanda sertifika vermek için kurslar aç lmakta, özel üniversiteler kamu üniversitelerinden fakülte kiralamakta, YÖK ün isminin ve ifllevinin de- ifltirilerek Üniversiteler Aras Koordinasyon Kurulu olarak de ifltirilmesi tart fl lmaktad r. En son olarak da uzun yol floförleri için mesleki yeterlilik s navlar için son baflvuru tarihi 30 Eylül dü ve bu ay s nav gerçekleflecek. Bu örnek de asl nda bu yasalar n toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdi i söylemimizin ne kadar hakl oldu unu pratikte görmüfl olduk. stanbul YDG 15

17 KOLEKT F N SES 90. YILINDA BÜYÜK EK M DEVR M N N K 1917 Ekim inde emekçilerin ilk sosyalist devleti Bolflevik Parti nin önderli inde büyük bir devrimle kurulmufltur. Kapitalizmin son aflamas olan emperyalizm ça n n daha bafl nda iflçi, köylü ve tüm emekçilerin bu büyük kalk flmas dünya üzerindeki ezilenlerin umudu, ezenlerin ise kâbusu olmufltur. Bu büyük devrimin üzerinden 90 y l geçmifl olsa da onun kazan mlar, emekçilerin özgürlük mücadelesi ve demokrasi gereksinimi aç - s ndan yads namayacak kadar önemlidir. Demokrasi bir yönetim arac olarak hangi s n f n elinde oldu u ile anlaml d r. Burjuva demokrasisi nas l ki emekçiler için bask ve sömürü anlam na geliyorsa proleter demokrasi de tüm gerici s n flar n bask alt nda tutulmas ancak tüm halk kesimlerinin gerçek demokrasiyle tan flmas anlam na gelmektedir. flte proleter demokrasinin ve baflka bir ifadeyle proletarya diktatörlü ünün, bu konuda eksiklikleri olan Paris Komününü saymazsak, ilk örne i olan Sovyetler Birli i deneyiminden bizlerin ö renece i çok fley bulunmaktad r. Daha henüz 1900 lü y llara yeni girilirken Rusya, dünya üzerinde geliflimi yavafl ülkelerden birisi olarak yer al yordu. Feodal kal nt lar n etkisi alt nda özellikle köylülerin yar c l k vb. yöntemlerle sömürülüyor olmas gerçekli i, toprak sorununun önemini ortaya ç kar yordu. Toprak köleli inin kal nt lar, ço u kere köylü iflletmelerinin gelirini aflan a r vergiler ve toprak a alar na ödenen azat taksitleri, köylü y nlar n sefalete düflürüyor, ocaklar n söndürüyor ve köylüleri, yeni geçim yolu aramak üzere köylerinden uzaklaflmaya zorluyordu. Bu köylüler, flehirlerde imalâthane ve fabrika kap lar na dökülüyorlard. Böylece fabrikatörler de ucuz iflgücü elde ediyorlard. (SBKP Tarihi s.15, Bilim ve Sosyalizm Yay.) Otokrasinin bask s karfl s nda emekçiler, sömürü alt nda her gün daha fazla eziliyorlard. Topraklar oldukça genifl olan Rusya da Rus olmayan tüm milliyetler alt tabakadan görülüyor ve yo un bir asimilasyona tabi tutuluyorlard lü y llar n bafl nda özellikle sanayide yaflanan büyüme, iflçi s n f n n nicelik olarak afl r büyümesini de beraberinde getirmiflti ile 1900 y llar aras nda iflçi say - s n n yaklafl k 1 buçuk milyondan 2 milyon 700 bine ç kmas bu de iflimin göstergesiydi. Buna ra men Rusya nüfusunun 5/6 i topra a ba l bir hayat sürüyordu. Bununla birlikte tar mda kapitalistleflmenin yayg nlaflmas yla birlikte yoksul köylüler daha fazla sömürüye maruz kal yor, kulaklar (k r burjuvazisi) ise daha fazla palazlan yordu. Ayn durum sanayi proletaryas için de geçerliydi. Sanayide çal flma saati en az 12,5 iken bu, baz sektörlerde saate kadar ç k yordu. Ücretlerin düflüklü ünün yan s ra iflçi ölümlerinin yo unlu u iflçi s n f n n kinini daha da artt r yordu. Böylece 1800 lü y llar n sonunda, yasak olmas na ra men kendili inden iflçi sendikalar kurulmaya bafllam fl ve Rusya da büyük çapl grevler örgütlenmiflti. Rusya da devrimci hareketin ilk y llar S n f hareketinin geliflmesine paralel Rusya da Marksist gruplar da boy göstermeye bafllam flt. Bunlar n ilki 1883 y l nda kurulan Eme- in Kurtuluflu grubuydu ve kurucusu Plehanov du. Henüz Rusya n n ilk Marksist grubu olan Eme in Kurtuluflu nun büyük hatalar da bulunuyordu. Hatalar n ve kazan mlar n birikimi ile 1898 Mart ay nda çeflitli gruplar n birleflmesi sonucu RSD P (Rusya Sosyal Demokrat flçi Partisi) kuruldu. flte Ekim Devrimi ne uzanan yol partileflerek bu tarihte as l anlam n kazanmaya bafll yordu. RSD P in birinci kongresine sadece 9 delege kat lm flt. Parti kongresinin ele al n - fl ndaki hatalarla farkl gruplar aras ndaki ideolojik farkl l klar, RSD P in tam bir parti gibi ifllemesine her zaman engel olmufltur. Bu nedenle Lenin, kendi düflüncelerini savunabilmek için bu dönemde skra adl gazeteyi ç karmaya karar vermifltir. S k bask dan kaynakl skra yurtd fl nda bas l yor ve Rusya ya gizli yollarla sokuluyordu. Bu dönemde devrimci hareketin karfl s ndaki en tehlikeli sapma, RSD P in içerisinde de yer edinen Ekonomistlerin görüflleriydi. Ekonomistler, adlar ndan da belli oldu u gibi ekonomik mücadeleyi politik mücadeleden ay - rarak ele al yorlar ve ona üstün tutuyorlard. Politik mücadelenin gereksiz, ekonomik mücadelenin ise iflçilerin tek kurtuluflu oldu unu, bu yüzden de iflçileri siyasal olarak bilinçlendirecek bir partiye ihtiyaç duyulmad n savunuyorlard. Lenin bu dönemde ekonomistlere karfl bildiriler ve makaleler yay nlayarak, ekonomistlerin gerçek yüzünü aç a ç karmaya çal flm flt r. Rusya da ortaya ç kan bu ilk ekonomist hareket, bir partinin gereksizli ini savunsa da ekonomizm her zaman bu flekilde ortaya ç kmam flt r. Özü itibariyle parti tasfiyecili ini savunsa da ekonomizm, bunu bir parti alt nda da yapabilmektedir. flçilerin kendili inden mücadelesini yeterli gören ve s n f n arkas na tak lan ekonomist düflünce, ayn zamanda kendili- indencili in de beslendi i kaynakt r. Ekonomizm ve kendili indencilik beklemeci, evrimci bir tavra denk düfler ve Marksizmin ihtilalci ruhunun, irade ve özne kavramlar n n tamamen karfl - s ndad r. flte 1800 lü y llar n sonunda Rusya devrimci hareketinin karfl s nda böyle bir sorun bulunmaktayd. Lenin bu sapmaya karfl verdi i mücadelenin yan s ra yukar da da bahsetti imiz gibi kendi düflüncelerine daha yak n gruplar n da deste ini alarak Aral k 1900 de skra n n ilk say s n ç karm flt. Ekonomistlerin yay n organlar olan Raboçaya Mysl ve Raboçeye Dyelo yapt klar propagandayla oldukça kalabal k bir kesimi etkiliyorlard. Lenin bu durumun güçlü, çelikten ve disiplinli bir parti anlay fl - na büyük bir zarar verece ini bildi inden dolay 1900 lü y llar n bafl nda temel mesele olarak parti sorununu tart flmaya bafllam flt. Hem ekonomistlerle mücadele hem de parti anlay fl oluflturma amac yla Nereden Bafllamal ve Ne Yapmal adl eserleri yazan Lenin, bu kitaplar nda devrimci bir partinin nas l olmas gerekti inin ilkelerini ortaya koymufltu y l nda yay nlanan Ne Yapmal adl kitab n etkisi büyük olmufltu. Lenin in ekonomizme karfl verdi i mücadele etkilerini k sa sürede göstermifl ve RSD P in ikinci kongresinde ekonomistler ciddi bir grup olmaktan ç km fllard. Ancak 1903 y l nda yap lan RSD P 2. Kongresi farkl sorunlarla aç l yordu. Özellikle parti program n n tart fl lmas esnas nda giderek büyüyen bu anlaflmazl klar RSD P içerisinde iki ayr grubun ortaya ç kmas na neden olmufltu. Lenin in yo un çabas sonucunda skra grubunun haz rlad program, bu kongrede parti program olarak kabul edilmiflti. Kongrede en fazla tart fl lan konu ise Parti tüzü ünün nas l olaca sorunu olmufltu. Biçimde yans yan bir sorun gibi görünse de parti üyeli inin nas l belirlenece i sorunu, oldukça önemli bir konuydu. Lenin parti üyelerinin parti örgütlerinde örgütlü olmalar n, düzenli aidat vermelerini ve parti program n kabul etmelerini zorunlu k lmak gerekti ini savunuyordu. Buna ra men Lenin in karfl s nda yer alan Martov un önerisi parti tüzü ünün birinci maddesi olarak kabul edilmiflti. Sonraki tart flmalarda kongreden baz ekonomistlerin ve oportünistlerin çekilmesiyle beraber Lenin in yan nda saf tutanlar kongrede say ca öne geçmifllerdi. Böylece bu kongrede Lenin in yan nda duranlara Rusçada ço unluk anlam na gelen Bolflevik, Martovculara ise az nl k anlam na gelen Menflevik ad verilmiflti. Menfleviklerin parti tasfiyecili ine denk düflen anlay fllar na karfl Lenin çelik disiplinli ve s n f n öncüsü bir parti anlay fl n savundu. Lenin in ünlü Bir Ad m leri ki Ad m Geri adl eseri iflte bu dönem yaz lm flt r Devrimi Ocak 1904 te bafllayan Rus-Japon savafl ülke çap nda emekçilerin daha fazla bask ve yoksullukla karfl karfl ya kalmas na neden olur. 3 Ocak 1905 tarihinde Petersburg da Putilov fabrikas ndan 4 iflçinin at lmas üzerine bafllayan grev yayg nlaflarak büyür. Çar n kurdurdu u Rus Fabrika flçileri Derne i adl karfl -devrimci örgüt, büyük bir k y m planlayarak 9 Ocak tarihinde Çara yalvarma adl bir eylem tertipler. Çar n ve gericilerin planlar n önceden tahmin eden Bolflevikler bu eylemi iptal ettirmeye çal fl rlar ancak iflçiler halen Çara güveniyorlard r ve eylem 9 Ocak tarihinde gerçekleflir. Politik süreç aç s ndan böyle bir eylemin ör- 16 ±CMYK

18 KOLEKT F N SES ZANIMLARI YOLUMUZU AYDINLATIYOR! gütlenmesini do ru bulmamalar na ra men sadece Bolflevikler iflçilerle omuz omuza yürürler. Çar n askerleri say lar 140 bini bulan iflçilerin üzerine kurflun ya d r r. Sonuçta binden fazla iflçi ölürken iki binin üzerinde iflçi de yaralan r. Bu nedenlerden kaynakl bu olaya Kanl Pazar ad verilir. Çar n bu komplosu beklentisinin tam tersi bir etki gösterir. Kanl Pazar n ard ndan birden bire iflçi grev ve eylemleri muazzam derecede art fl gösterir. Ocak ay nda grevlere kat lan iflçilerin say s 440 bini bulmufltur. Bunun yan nda iflçilerin kolluk kuvvetlerine karfl silah kulland eylemlerin de say s nda art fl olmaya bafllar y l nda yaflanan geliflmelerle beraber Bolflevikler bir parti kongresinin toplanmas n ve bu kongrede özellikle de partinin taktiklerinin belirlenmesi gerekti ini savunmaya bafllarlar ve kongre ça r s nda bulunurlar. Menflevikler bu ça r ya olumlu cevap vermeyerek ayr bir konferans toplarlar, böylece iki ayr parti kongresi toplanm fl, yani fiili olarak iki ayr parti oluflmufl olur. Özellikle devrimin öncüsü ve müttefikleri konular nda Bolfleviklerle Menflevikler aras nda ciddi görüfl ayr l klar oldu u bu kongrelerde anlafl lm flt r y l n n sonlar na do ru s n f n huzursuzlu u büyük bir genel greve dönüflmüfltür. Bu grev öylesine büyük olur ki sonunda Çar bir manifesto yay nlayarak daha genifl özgürlükler sa lanaca n vaat etmek zorunda kal r. Elbette ki bu manifesto iflçileri kand rmak için yay nlanm flt r ancak siyasal bir genel grevin ne kadar etkili oldu u da bu süreçte görülmüfl olur. Sovyetler 1905 grevlerinin en önemli kazan mlar ndan birisi de flçi Temsilcileri Sovyetlerinin kurulmas d r. Bolflevikler, Sovyetlere devrimci iktidar n bir çekirde i olarak bak yorlard. Onlar, Sovyetlerin gücünün ve öneminin, tamamen, ayaklanman n gücüne ve baflar derecesine ba l oldu u düflüncesindeydiler. (SBKP Tarihi, syf: 117) ktidar n nüvelerini henüz gericilik döneminde oluflturma anlay fl ve her türlü kitle örgütüne bu bilinçle bakabilmek oldukça önemliydi. Devrimin öncesinde Menfleviklerin de anlayamad asl nda buydu. Bizler aç s ndan da çal flma yürüttü ümüz tüm DKÖ lerde kitle inisiyatifini oluflturmak ve gelifltirmek halk iktidar n n nüvesi olmas aç s ndan da yads namayacak bir öneme sahiptir y l n n Ekim ay nda iflçilerin grevleri silahl eylemlere dönüflmeye bafllam flt r. Ancak gerek planlama hatalar ndan gerekse de baflka nedenlerden kaynakl 1905 Devrimi Çarl k taraf ndan ac mas zca bast r l r. Buna ra men 1905 y l ndaki devrimin iflçi s - n f na büyük deneyimler de kazand rd n aç kça söyleyebiliriz. Keza henüz devrimin üzerinden bir sene geçmiflken yani 1906 y - l nda grevlere kat lan iflçilerin say s 1 milyonun üzerine ç kar. Ancak 1905 devriminin yenilgiyle sonuçlanmas n n a r bedelleri de k sa sürede kendisini hissettirmeye bafllam flt r y l na gelindi inde ifl saatleri artm fl, genel ücretlerse büyük ölçüde düflürülmüfltür. Devrime yak n küçük burjuva saflarda da büyük bir çözülme gerçekleflmifltir. S n f n en yaln z kald ve en fazla ezildi i dönemler yaflanmaya bafllam flt r. Gericilik döneminin en önemli özelli i ise RSD P içerisinde etkili olan sa c -tasfiyeci grup olur. Mücadelenin yüksek oldu- u dönemde kitlelerin peflinde kalan ama devrimci mücadele içerisinde saklanabilen unsurlar, karfl -devrimin bast rd dönemde rüzgara karfl durabilme cesaretini gösteremez ve bu nedenle iflçi s n f n n partisinin tasfiye edilmesini aç ktan aç a savunmaya bafllarlar. Gericilik döneminde ustaca geriye çekilebilme inisiyatifini gösteremeyen Menfleviklerin bir k sm n n panik halinde savundu u bu düflünceye Bolflevikler, sonuna dek karfl dururlar. Düflman n güç toplad ve sald rd bu dönemde Bolflevikler s n f ve kitleleri erken kalk flmalara sokman n hatal olaca n savunurlar ve bu nedenle güç biriktirerek illegal çal flmaya a rl k vermeye karar k larlar: Sözgelifli, yak n gelecekte y nlar, bir genel politik greve, ya da silâhl ayaklanmaya ça rmak yanl fl olurdu. Çünkü devrim hareketi tavsam fl, gerilemifl bulunuyordu; iflçi s n f son derece yorgun düflmüfltü; gerici s n flar önemli derecede güçlenmifllerdi. Parti, ortaya ç kan yeni durum ve flartlar hesaba katmazl k edemezdi. Sald r takti i yerine savunma takti ini, güç toplama ve biriktirme takti ini, kadrolar gizli çal flmaya yöneltme ve gizli eylemlere at lma takti ini, gizli yürütülen çal flmayla iflçi s n f örgütlerindeki legal çal flmay birbirine uydurup ba lama takti ini kullanmak gerekiyordu. (SPKP Tarihi, s: 191) Bolflevik parti devrim mücadelesinden vazgeçmifl de ildi. Kitle ve s n fla iliflkileri gelifltirmek, y pranan savafl siperlerini yenilemek ve yak n gelecekte planlanacak olan kalk flmaya haz rlanmak gerekiyordu. Bu nedenle illegal çal flmay kurumsallaflt rmak önemli bir hale gelirken legal tüm olanaklardan sonuna kadar faydalanmak ve illegal hücreleri legal kurumlarla çevreleyebilmek sorunu Bolfleviklerin önünde duruyordu. Y nlarla ba lar korumak amac yla Bolflevikler, meslek birliklerinden, hay r kurumlar, iflçi kooperatifleri, iflçi klüpleri, kültür dernekleri ve halk evleri gibi legal kamu örgütlerinden yararland lar. (SBKP Tarihi, s: 192) Bu dönemdeki geri çekilmeyi do ru alg layamayan Bolfleviklerin bir k sm ise legal olanaklar n kullan lmas meselesine fliddetle karfl ç karlar. RSD P içerisinde ç kan likidatörlere (sa c -tasfiyecilere) bir tepki de bar nd ran bu grup Otzovistler olarak tan - n rlar. Nas l ki Likidatörler partiyi aç ktan tasfiye etmeye çal fl yorlarsa Otzovistler de DKÖ leri ve legal çal flmay reddederek partinin kitlelerle olan ba n koparmaya çal fl yorlard ve özünde birbirine tepki olarak ç kan her iki ak m da ayn yola hizmet ediyor, partiyi etkisizlefltiriyorlard. Pravda n n etkisi 1912 y l nda gerçeklefltirilen RSD P in Prag Konferans iflte bu sorunlar n üzerine örgütleniyordu. Bolflevikler art k Menfleviklerle ayn parti içinde yer al namayaca n savunuyorlard. Bu nedenle Prag Konferans nda Bolflevikler Menfleviklerle yollar n ay rd lar. Likidatörler ve Otzovistler sorununda Marksist tutumu savunan Bolflevikler Prag Konferans ndan güçlenerek ç km fllard. Özellikle 1912 y l, Rusya genelinde di er bir önemli olaya da sahne oluyordu devriminin ard ndan yenilgiye u rayan devrim yeniden yükselmeye bafll yor, ülke genelinde grevlerin ve kitle eylemlerinin say s art yordu. Devrimci dalgan n genifllemesi, Bolflevik Partinin de en önemli örgütlenme arac olan yay nlar n n yayg nlaflmas n beraberinde getiriyordu y l nda ç kar lmaya bafllanan Bolflevik gazete Pravda yaklafl k 40 bin sat yordu. Gazeteyi kolektif bir ajitasyon, propaganda ve örgütlenme arac olarak ele alan Bolflevikler onu çok etkin kullanmaya bafllam fllard. 2,5 y l içerisinde 8 kez kapat lmas na ra men Pravda her seferinde iflçilerin deste iyle ismi de ifltirilerek tekrar ç kar lmaya bafllan yordu. Oluflturulan da t m komiteleri iflçi s n f içerisinde örgütlülüklere dönüflmeye bafllam flt. Daha da ötesi, yak n bir zaman içerisinde iflçiler Pravda y kendi yay nlar olarak benimsemifllerdi. Pravda iflçileri e itiyor ve onlara s n f bak fl aç s yla bakmay ö retiyordu. Pravda da ayr ayr fabrikalarda ve ayr ayr sanayi dallar nda çal flan iflçilerin ihtiyaçlar, istekleri ve iflçilerin kendi istekleri u runda nas l mücadele yürüttükleri konusunda yaz lar ç k yordu. Pravda n n hemen hemen her say s nda fabrikalarda patlak veren grevler üzerine yaz lar ç k yordu. Büyük ve uzun süreli grevlerde Pravda, öteki fabrika ve sanayi dallar nda çal flan iflçilerin grevlerini desteklemek için örgütlenmelerine yard mc oluyordu, iflçilerin ço unun günde ancak kopik kazand o dönemde, grevler için toplanan para bazen onbinlerce rubleyi buluyordu. Bu, iflçiler aras nda proleter dayan flman n ve bütün iflçilerin ç karlar n n ayn oldu u bilincinin bir ifadesiydi. (iba) (SBKP Tarihi, s: 215) En yoksul kesim içerisinde da t lmas na ra men Pravda, bas m giderleri noktas nda hiçbir s k nt yaflam yor ve bunun yan nda iflçi dayan flmas ad na da önemli ad mlar at - yordu. Bu nedenle yay nlar n kitlelere nas l sahiplendirilece i noktas nda en canl örneklerden birisi Pravda olmufltur: flçiler Pravda ya mektup, selâm, protesto vb. göndererek, her politik olay, her zafer ya da yenilgi karfl s ndaki tepkilerini dile getiriyorlard. Pravda da ç - kan yaz lar, iflçi s n f hareketinin görevlerini tamamen Bolflevik görüfl aç s ndan ayd nlat yordu. Elbette ki, legal bir gazete, iflçileri aç ktan aç a Çarl devirmeye ça ramaz, buna ancak imada bulunabilirdi. 17

19 Bu ifadeleri bilinçli iflçiler mükemmel anl yorlar ve y nlara anlat yorlard. Örne in, Pravda da 1905 y l n n eksiksiz ve k s tlanmam fl istekleri üzerine yaz lar ç kt zaman iflçiler, Bolfleviklerin devrimci sloganlar ndan söz edildi ini, Çarl n devrilmesi, demokratik cumhuriyet kurulmas, toprak a alar - n n topraklar na el koyma, 8 saatlik ifl günü sloganlar ndan söz edildi ini anl - yorlard. (SBKP Tarihi, s: 215) Yine sadece bir sene içerisinde Pravda da 11 binden fazla iflçi mektubunun yay nlanm fl olmas Pravda n n nas l sahiplenildi ini göstermifltir. 1. Emperyalist Paylafl m Savafl 1914 y l na gelindi inde dünya çap nda yeni geliflmeler yaflanmaya bafllam flt. Emperyalistler aras pazar kavgas n n k z flmas sonucu büyük bir savafl patlak vermiflti. Rusya n n da dahil oldu u bu paylafl m savafl nda Bolflevikler d - fl ndaki gruplar oldukça farkl yaklafl mlara sahipti. Menflevikler ve Sosyalist Devrimciler savafl sorunu içerisinde Anavatan n Savunulmas tezini ortaya atm fllard. Onlar, savafl içerisindeki karfl t devletleri ve askerleri barbar olmakla suçluyorlard. Bolflevikler ise enternasyonalist bak fl aç s ndan vazgeçmediler. Bolflevikler savafla giren devletlerin tümünün (Rusya da dahil) kendi ç karlar için halklar birbirine k rd rd n, bu nedenle savafla karfl ç kman n gerekli oldu unu savunuyordu. Bu dönemde dünya çap nda iflçi partilerinin birli i olan 2. Enternasyonal e ba l partiler savafl meselesinde do ru devrimci duruflu sergileyemiyor ve sosyal floven yüzlerini aç kça ortaya seriyorlard. Bu nedenle 2. Enternasyonal parçalanarak, içerisine dahil etti i floven partilerle birlikte y k lm flt. Bolflevikler ise bu meselede yaln z kalm fl olsalar da durufllar ndan geri ad m atmad lar. Savafl esnas nda ordu içerisinde gizli örgütlenmelerin say s n art rmaya ve savafl n de il bar fl n daha do rusu iç savafl n propagandas n yapmaya devam ettiler. Savafl esnas nda ekonomik durumun daha da bozulmas ve Rusya n n cephede ard ard na yenilgiler almas iflçileri ve askerleri iyice huzursuz etmiflti. Bu nedenle 1917 y l na gelindi- inde iflçi grevleri artmaya bafll yordu. Menflevikler ve Sosyalist Devrimciler s n f n bu mücadelesinin keskinli ini gidermeye çal fl yor ve s - n f n mücadelesini liberal burjuvazinin ard na eklemlemeye çal fl yorlard. Bunun yan s ra Rusya n n savaflta gösterdi i baflar s zl k emperyalist devletlerin dikkatini Çar n otoritesine dikmiflti. Yine ülkenin büyük flehirlerinde açl - n yayg nlaflmas, sefaletin iyice artmas Çarl k rejiminin halk nezdinde de büyük oranda güven kaybetmesine neden olmufltu. Bir dizi eylem ve ayaklanmaya sahne olan fiubat ay n n son günlerinde art k flehirlerdeki ordunun ço- unlu u da devrimci saflara geçmiflti. Böylece Çarl k rejiminin yetkilileri tutuklanarak fiubat süreci kanl çat flmalar n sonucunda devrimle noktalanm flt. fiubat Devrimi 1905 devriminin sonucunda kurulan flçi Sovyetleri, Bolfleviklerin çabalar yla flçi ve Asker Sovyetlerine dönüflmüfl ve yönetimde rol almaya bafllam flt. Bolflevik Partinin zorlu süreçlerden geçmesi, önemli liderlerinin yurt d fl nda veya sürgünde olmas gibi nedenlerin de etkisiyle Sovyetlerde Menflevikler ve Sosyalist Devrimciler ço unlu u sa lam fllard. Ancak buna ra men Bolflevikler asla kitlelere bir güvensizlik beslemezler. Sonuna kadar kitlelerin iktidar anlay fl ndan taviz vermezler. Bunun aç k kan t daha devrimin ilk günlerinde bile görülüyordu. Menflevikler ve Sosyalist Devrimciler iktidar kayg s yla Sovyetlerde ço unluk olabilmeye çal fl rken Bolflevikler pratik içerisinde, sokaklarda iflçilerle ve askerlerle birlikte bedel ödüyorlar ve s n f n iktidar n kazanmaya çal fl yorlard. fiubat Devrimine kat lan kesimlerin en büyük beklentisi elbette ki savafl n sona erdirilmesiydi. Ancak ne Menfleviklerin ne de Sosyalist Devrimcilerin gerçekte böyle bir gündemi bulunuyordu. fiubat Devriminin öncesinde yüksek perdeden verilen vaatler birden bire unutulmufltu. Devrimin kazan mlar na ra men bu iki gerici parti iktidar bilerek burjuvaziye teslim etmifllerdi. Hükümet baflkan da Kerenski olmufltu. Ancak flçi ve Asker Sovyetleri varl klar n devam ettiriyorlard. Bu nedenle burjuvazi ile s n f n iktidar ayn anda kendisini hissettirmeye bafllam flt ve bu iki s n f aras ndaki çeliflkiler her geçen gün art yordu. fiubat Devriminin ard ndan tekrar aç k çal flmaya geçen Bolflevik Parti h zl ca geçici hükümetin gerici yüzünü teflhir etmeye ve iktidar n Sovyetlere devredilmesi gerekti i propagandas n yapmaya bafllam fllard. Bolflevik Partinin bu dönemdeki üye say s 45 binin alt ndayd ama mücadele koflullar n n de iflmesinden kaynakl Bolflevik Parti demokratik merkeziyetçi çal flma tarz nda demokratik yöntemlere a rl k vermeye bafllam flt. Ancak uzun dönemdir illegal çal flma içinde yer alm fl kadrolar bu yeni süreci kavrama noktas nda sorunlar yafl yorlard. Bu nedenle Parti büyük bir de iflim de gösteriyordu. Seçimle bafltan afla tüm komiteleri yeniden düzenlenen Bolflevik Parti, Nisan ay n n bafl nda y llard r ülke d fl nda olan önderine de kavufluyordu. Daha henüz trenden indi i anda binlerce iflçinin büyük sevgi gösterileriyle karfl laflan Lenin, devrimin henüz tamamlanmad n ve tamamlanmas gerekti ini deklare eder. Ekim Devrimi Nisan ay içerisinde geçici hükümet savafltan çekilmemek gerekti ini aç klar. Bunun üzerine Bolflevik Parti, geçici hükümeti protesto etmek amac yla kitlelere ça r da bulunur. Bu eylemlere 100 binin üzerinde iflçi ve asker kat l r. Nisan ay nda Bolflevik Parti ilk aç k konferans n örgütler. 80 bin üyenin 133 delege taraf ndan temsil edildi i bu konferansta süreç de erlendirilerek Tüm ktidar Sovyetlere slogan ana taktik yönelimin slogan olarak benimsenir. Haziran ay nda geçici hükümet cephede sald r takti i izleyece ini aç klar. Böylece Bolflevik Partinin kitleler içerisindeki etkisini k rabileceklerini düflünürler ancak Haziran ay nda gerçeklefltirilen sald r baflar s zl kla sonuçlan r. Bu, kitlelerin geçici hükümete duydu- u öfkeyi daha da artt r r. Temmuz ay nda örgütlenen bar flç l bir gösteri geçici hükümet taraf ndan silah kullan larak ve iflçi kan dökülerek bast r l r. Bu eylemin ard ndan Bolflevik gazeteler bas larak yerle bir edilir ve ç kar lmalar yasaklan r. Temmuz ay içerisinde Lenin ve baz Bolflevik Parti yöneticileri hakk nda tutuklama karar ç kart l r. Bu durum karfl s nda Bolflevik Parti tekrar illegal çal flmaya geçmek zorunda kal r. Yeniden illegal çal flma koflullar içerisinde örgütlenen Bolflevik Partinin 6. Kongresi, temsil etti i 240 bine yak n üyenin iradesi ile sosyalist devrim sorununa odaklan r. Temmuz ay n n sonlar na do ru Sovyetlerin iktidardaki pay s f rlanm fl ve iktidar tamamen geçici hükümete yani burjuvaziye geçmifltir. Yine bu dönemde General Kornilov un planlad askeri müdahale de Bolfleviklerin mücadelesi sonucunda engellenir ve Bolfleviklerin gücü hem köylük bölgelerde hem de Sovyetler içerisinde iyiden iyiye artar. A ustos ve Eylül aylar nda özellikle Menfleviklerle Sosyalist Devrimcilerin elinde bulunan büyük flehirlerin Sovyetlerinde Bolflevikler yönetime gelmeye bafllarlar. Art k Tüm ktidar Sovyetlere slogan daha da anlaml hale gelmifltir. Bolflevik Parti, içerisindeki tüm ihanetçilere ra men 24 Ekim tarihinde ayaklanmay bafllatma karar al r. Lenin bizzat ayaklanman n merkezinde, tüm güçlerin bafl nda bulunur. 25 Ekim tarihinde iktidar ele geçirilmifltir. Art k iktidar iflçi, köylü ve asker Sovyetlerinin elinde bulunmaktad r. Emperyalizm ça n n ilk sosyalist devrimi olan Ekim Devrimi gerçeklefltikten sonra da sürekli olarak dünya gericili inin ve onun yerel iflbirlikçilerinin y kma giriflimleriyle karfl karfl ya kald ancak kendi devletlerini kurmufl olan iflçiler ve onlar n yan nda saf tutan kesimler can pahas na sosyalist anavatanlar n savundular. Ekim Devrimi, üzerinden geçen 90 y la ra men s n f n ve ezilen halklar n umutlar n n gerçeklefltirilebilece inin kan t olarak tarih sahnesindeki yerini korumaktad r. Kitlelere güven! Ekim Devriminin ö retti i birçok konu oldu u aç kken bunlardan en önemlisinin kitlelere güven olgusu oldu unu belirtebiliriz. En zor dönemlerde dahi kitlelere ve s n fa güvenme politikas ndan asla vazgeçmeyen Bolflevik Parti, zaferini buna borçludur. Partinin, s n f n ve tüm ezilen kesimlerin özlemleri olan s n rs z, s n fs z ve sömürüsüz dünyaya ulaflmak için bir araç oldu unu ve asla amaçlaflt r lmamas gerekti ini, ancak yine partinin tam da bu nedenle disiplinli ve ilkeli bir savafl ayg t olmas gerekti ini, büyük Ekim günlerinde yaratt klar hareketle bizlere kan tlayan Bolfleviklerin içerisinde ç kan sapmalara karfl verdikleri mücadele, güncel politik geliflmelere yaklafl mlar, kitlelerin kendili inden geliflen tepkilerine küçümsemeden destek vermeleri örnek al nmal d r. Özellikle 1905 y l nda Çara yalvarma eylemini engellemeye çal flmalar na ra men kitlelerin ikna olmad n görünce saflar n en önünde onlarla beraber yürümeleri ve bedel ödenirken de kitleleri yaln z b rakmamalar, bizlerin kitlelere yaklafl m m zdaki hatalara karfl verilebilecek en güzel örneklerden birisidir. Büyük Ekim Devrimi nin mimar olan Bolflevik Partinin önderi Lenin yoldafl n Marksizme yapt evrensel katk lar n da bu pratik içerisinde olufltu unu bir an bile unutmamam z gerekmektedir. Partinin ve devrimin karfl karfl ya kald güncel sorunlarda ustaca de erlendirmelerde bulunan Lenin, proletaryan n evrensel ideolojisini kavrayarak, asla onu bir dogma olarak ele almam flt r. Sürekli bir mücadele içerisinde Proletarya Partisinin hangi ilkelere sahip olmas gerekti ini belirleyerek, partinin asgari ve azami hedeflerini asla birbirine kar flt rmayarak ve partiyi karfl karfl ya bulundu u zorluklarda ustaca yöneterek muazzam bir esneklik ve olabildi ince denetim anlay fl n n partide egemen olmas n sa lam flt r. Kendili inden mücadelenin yayg n oldu u dönemlerde devrimci hareketin kendili- indencili ine karfl verdi i mücadele ile yo un gericilik dönemlerinde kitlelerin ekonomist taleplerinin ne kadar önemli oldu unu farkl zamanlarda savunabilen Lenin yoldafl n, somut koflullar n somut tahlili ilkesinin önemini de ö retti ini söylememiz gerekmektedir. Her tarihsel süreçten ö reneceklerimizin de bu ilke fl nda anlaml olaca aç kt r. Ekim devriminin ö retilerini kal pç tarzda de il kendi sosyal prati imiz içerisinde de erlendirmemiz gerekmektedir. Ekim Devrimi nin baflar s n n en özlü ifadesini Stalin yoldafl n bir sözüyle özetleyebiliriz: San yorum ki, Bolflevikler, Yunan mitolojisinin kahraman Anteus u and r - yorlar. Anteus gibi, onlar da kendilerini do uran, emziren ve yetifltiren analar yla, y nlarla, ba lar n koruduklar için güçlüdürler. Ve analar yla, halkla, ba lar n koruduklar sürece, yenilmez olarak kalmak için her imkâna sahiptirler. Bolflevik önderli inin yenilmezli inin can damar budur (Stalin, Parti Çal flmas nda Eksiklikler). 18

20 g e n ç l i e n o t l a r ÖRGÜT K M N Ç N VAR? Devrimci mücadeleye girerken eski al flkanl klar m z, burjuva yaflam n bizlere y llar boyu afl lad onlarca olumsuz özelli imizi de beraberimizde getirmekteyiz. Mücadele içerisinde ortaya ç kan sorunlar n, anlaflmazl klar n ve zaaflar n kayna da iflte bu al flkanl klar n bizde b rakt tortulard r. Devrimci saflara gelen kifli ise her fleyden ve herkesten önce kendisini de ifltirmekle ifle bafllamak gerekti ini bilen kiflidir. Mao yoldafl n da dedi i gibi Biz aktif ideolojik mücadeleden yanay z; çünkü bu mücadele, Parti ve devrimci örgütler içinde savafl m z n yarar na olan birli i sa layan silaht r. Her komünist ve her devrimci bu silaha sar lmal d r. Yani hatalara ve zaaflara karfl verilen mücadele bir suçlama siyaseti de il, bilakis birli i sa layacak ve hatalardan bizi ar nd racak bir mücadele yöntemidir. O halde ideolojik mücadelenin bir an bile elden b rak lmamas ve sürekli olarak uygulanmas gerekmektedir. Burjuva yaflam n kendi prati inde oluflturdu u birey, do al olarak kapitalist üretim iliflkilerinin ihtiyaç duydu u bireyin somut ifadesidir. O halde üretim iliflkilerinin rengini verdi i toplumsal iliflkiler skalas nda her birey, bu üretim iliflkilerini devam ettirmeye yönelik bir e itime ve yetifltirme tarz na tabi kalmaktad r. Kapitalist ve feodal üretim iliflkilerinde de zenginleflme toplumsal olamayaca na göre genel anlamda bireycili in, bireysel kurtuluflun kutsanaca- /kutsand aç kt r. Bu durumun feodal ve kapitalist üretim iliflkileri alt ndaki ülkelerde bireylere benmerkezci bak fl aç s n yo un bir flekilde kazand raca n söyleyebiliriz. O halde devrimci saflara gelen bireylerde de dikkat edilmesi gereken en önemli zaaflardan birisi benmerkezcilik ve bundan kaynaklanan farkl sorunlard r. Bireyler ve ayr cal k Böyle bir durum içerisinde kiflilerin do al olarak subjektif olabileceklerini, olaylara ve olgulara yaklafl rken benmerkezci bakabileceklerini söylememiz yanl fl olmayacakt r. Kolektif yerine bireyi öne ç karan ama bireyi toplumsallaflm fl sa l kl bir birey olarak de il, bilakis hastal kl, bencil, ben merkezci ve popülist bir birey olarak öne ç karan bu sistem, devrimci kifliyi etkisi alt na ald nda çok do al olarak örgüt içerisindeki kolektif yap y zarara u ratacakt r. Bu sorunla cebelleflen kiflinin kolektifin, yani örgütün genel olarak ç karlar n gözard etmeye bafllayaca aç kt r. S n f n ve onun bilimsel ideolojisinin oluflmas ndan bu yana kurtuluflun bireysel de il toplumsal olaca kan tland na göre devrimci mücadele içerisinde örgütü veya kolektif organlar de il kendisini veya herhangi bir flekilde bireyi esas alan kifli anti bilimsel davranmaya bafllam fl demektir. Bu bak fl aç s n n bireyi öne ç kararak baz sorumluluklarla birleflince kifliye ayr cal klar tan nmas n n gerekti ini düflündürtmesi kaç n lmazd r. Kolektifi y kan, ayr cal klar ve eflitliksizlikleri derinlefltiren bu tarz, bürokrasiyi egemen hale getirmenin ötesinde bir anlama sahip de ildir. Bu militanlar n birinci tipi, geçmiflte hizmet etmifl, flimdi de büyük adaml k taslayan kiflilerdir; bunlar, parti ve Sovyet devleti yasalar n n kendileri için de il, avanaklar için yap ld n düflünürler... Sovyetler iktidar n n geçmiflteki hizmetleri yüzünden kendilerine çatmay göze alamayaca n umuyorlar. Bu kendini be- enmifl büyük beyler, kendilerini yeri doldurulamaz san yorlar ve ceza görmeksizin yönetici organlar n kararlar na karfl gelebileceklerini san yorlar. Bu militanlara nas l davranmal? Hiç duraksamadan, geçmifl hizmetlerine hiç bakmadan, bunlar yönetici görevlerden almak gerekir. Bunlar n rütbelerini indirmek ve bunu da bas nda yay nlamak gerekir. Bunu, bu kendini be enmifl bürokratlar n, bu büyük beyefendilerin kurumlar n bozmak için ve onlar yerlerine oturtmak için yapmak gerekir. Bunu, bütün çal flmam zda, parti disiplinini ve Sovyet devleti disiplinini sa lamlaflt rmak için yapmak gerekir. (J.Stalin, SBKP XVII. Parti Kongresine Sunulan Çal flma Raporu, 1934) Yoldafla haks zl k yapmak Devrimci kiflinin bu tarz bir sorundan kaynakl ilk haks zl klar n yan bafl ndaki yoldafllar na yapmaya bafllayaca aç kt r. Haks zl klara karfl verilen bir mücadelenin tam ortas nda haks zl klar yapmaya bafllayan, örgütten çok kendisini öne ç karan, kurtulufl için örgütü de il, örgütü kendisi için gören ve bu flekilde yaflatmaya çal flan kiflinin esasen örgütü y kmaya bafllad n söylemeye gerek bile yoktur. Mao yoldafl n deyimiyle öznelcili in örgütsel iliflkilerdeki yans mas na sekterizm ad verilir. Her fleyi kendisi için isteyen kiflinin, her fleyi kendisi ile bafllat p kendisi ile bitirmesi çok do ald r. Kolektivizmi hiçe sayarak kitlelerin örgüte ihtiyac oldu u anlay fl n görmezden gelerek herkesin kendisine ihtiyac oldu unu düflünen ve örgüt yerine kendisine adam örgütleyen, kendi alan n baflar l di er alanlar baflar s z göstermeye çal flan, hatalar her zaman baflkas nda arayanlar n bu kategori içerisinde de erlendirilmesi gerekmektedir. D flar ya karfl kendi alan n, kendi alan nda kendi birimini, kendi biriminde de kendisini di erlerine göre baflar l görme hastal na kap lan birey, di erleri kapsam ndakilerin kendi yoldafllar veya dostlar oldu unu da unutmaktad r. Adamc - l k, alanc l k sorunlar n n kayna nda subjektivizmin ve sekterizmin yer ald n söyleyebiliriz. Kolektifi önemsemeyen bireyin onu çözüm gücü olarak da görmeyece i aç kt r. Bu haliyle sorunlar n çözümü do ru tarzda kolektife devredilmeyecek, her türlü yanl fl biçimde alakas z yerlere tafl nacakt r. Sorunlar n çözüm yeri YDG Toplant lar d r O halde bizlerin sorunlar çözüm mekanizmam z YDG toplant lar olmak zorundad r. YDG toplant lar n kendi irademiz olarak görmedikçe bu hatay yapmam z kaç n lmaz hale gelecektir. Bu anlatmaya çal flt m z sorundan muzdarip olan bireyin, sorunlar çözüm yerini yanl fl aramas n n d - fl nda çözüm yöntemini de bulamayaca n söyleyebiliriz. S kl kla dilimize pelesenk oldu u halde kiflileri de il de anlay fllar y kma perspektifine sahip olamamam z iflte bu nedenden kaynaklanmaktad r. Rahats z oldu u anda elefltiri yapan kiflinin durumu da öz olarak bireycili in, benmerkezcili in baflka bir biçimidir. Sorunu kendisine yap ld - nda gören kifli, do al olarak yaflama subjektif bakan kiflidir. O geneli gözlemlemek yerine kendisini merkezine koydu u dünyas yla ilgilenmektedir ve do al olarak örgütün sorunlar ndan çok kendisine yönelen elefltirilerle u raflacakt r. Kendisine yönelmedi i müddetçe sorunlara karfl sözde evliya sabr yla gö üs gerenlerin Bana dokunmayan y lan bin yaflas n anlay fl na sahip oldu unu aç kl kla söyleyebiliriz. Kolektif bir mekanizma olan örgütün yaflamsal varl, sorunlar n çözümünü ve ayn anda sürekli bir hareketi gerektirmektedir. Örgüt içerisinde yaflanan sorunlara karfl liberal kalmak ya da sorunlar devrimci tarzda çözmek ad na kiflileri y kmaya dönük moral bozucu söylemlerde bulunmak ne elefltiriyi yapana, ne elefltirilene ne de kolektife-örgüte bir fayda getirecektir. Yeniyi yaratma çabas nda olan bizlerin yukar da anlatmaya çal flt - m z sorunlara karfl sürekli uyan k olmam z gerekmektedir. deolojik mücadelenin sürekli verilmesi gerekti ini unutmad m z müddetçe örgütümüzün kolektif yap s bozulmayacakt r. Partimizin uygun ad m yürüyebilmesini ve tek bir ortak hedef u runa çal flabilmesini sa lamak için bireycili e ve sekterli e karfl mücadele etmeliyiz. (Mao Zedung, Seçme Eserler c.3, s.47) 19

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL D ü n y a Ü n i v e r s i t e l e r S e r v i s i Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL BAfiLANGIÇ nsan Haklar Evrensel Beyannamesinin 40. y ldönümünde 6-10 Eylül tarihleri

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı

umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu

umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu C umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu Çankaya Köflkü nde Cumhurbaflkan smet nönü, 1942 y l nda hergün sabah akflam büyük bir dikkat ve merakla Hitler in Rusya topraklar ndaki ilerlemesini

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Cumhuriyeti ve onun gereklerini yüksek sesle anlat n z. Bunu yüreklere yerlefltirmek için elveriflli

Detaylı

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Genel Yay n S ra No: 178 2010/20 ISBN No: 978-605-5614-56-0 Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Tasar m / Uygulama Referans Medya ve Reklam Hiz. Ltd. Tel: +90.212 347 32 47 e-mail: info@referansajans.com

Detaylı

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü Nükleer Santrallerde Enerji Üretimi ve Personel E itimi Mehmet TOMBAKO LU* Girifl Sürdürülebilir kalk nman n temel bileflenlerinden en önemlisinin enerji oldu unu söylemek abart l olmaz kan s nday m. Küreselleflen

Detaylı

Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas

Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas Atatürk ün Dünyas Cengiz Önal 64 Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas Han mlar, Beyler! stanbul dan geliyorsunuz. Hofl geldiniz. stanbul un fl k ocaklar n temsil eden yüce heyetiniz karfl s

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Otopsi Cengiz Özak nc JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Amerikan And : Herkes için adalet ve özgürlükle bölünmez tek ulusa dayanan Cumhuriyet e ve bayra ma ba l olaca ma and içerim. Yer

Detaylı

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d Matematik ve Sonsuz G erek konuflma vermeye gitti im okullarda, gerek bana gelen okur mektuplar nda, ö renci ve ö retmenlerin matematikteki sonsuzluk kavram n pek iyi bilmediklerini gözlemledim. Örne in,

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye

Detaylı

Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri

Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Prof.Dr. Cevat NAL Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarl k Fakültesi Dekan Y.Doç.Dr. Esra YEL Fakülte Akreditasyon Koordinatörü

Detaylı

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel

Detaylı

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES Ahmet AKIN / TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi 387 388 Genel Oturum III - Meslek Mensuplar Aç s ndan Türkiye Denetim Standartlar n

Detaylı

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Otomasyon Sistemleri E itiminde Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Murat Ayaz Kocaeli Üniversitesi Teknik E itim Fakültesi, Elektrik E itimi Koray Erhan Kocaeli Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi,

Detaylı

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i I DR. NA L YILMAZ HEMfiEHR K ML Kastamonulular Örne i II Yay n No : 2039 Sosyoloji : 1 1. Bas - Ekim 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-936 - 1 Copyright Bu kitab n Türkiye deki yay n haklar BETA Bas m

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

Ak ld fl AMA Öngörülebilir

Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Kararlar m z Biçimlendiren Gizli Kuvvetler Dan Ariely Çevirenler Asiye Hekimo lu Gül Filiz fiar ISBN 978-605-5655-39-6 2008, Dan Ariely Orijinal ad

Detaylı

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö G R ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö rencilerin Türkçe ö renirken yapt anla malardan dolay,

Detaylı

performansi_olcmek 8/25/10 4:36 PM Page 1 Performans Ölçmek

performansi_olcmek 8/25/10 4:36 PM Page 1 Performans Ölçmek Performans Ölçmek Cep Yönderi Dizisi Cep Yönderi Dizisi yöneticilerin ifl yaflam nda her gün karfl laflt klar en yayg n meydan okumalara ivedi çözümler öneriyor. Dizi içinde yer alan her kitapta, güçlü

Detaylı

4. Ünite Ö retmen K lavuz Kitab

4. Ünite Ö retmen K lavuz Kitab . Ünite Ö retmen K lavuz Kitab S n f: 1 : Matematik Ünite Numaras : 1 Ünite Süresi: ders saati / GEOMETR Örüntü ve Süslemeler Örüntü ve Süslemeler EK M EYLÜL Do al Do al 1. Bir örüntüdeki iliflkiyi belirler..

Detaylı

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Ekim 14, 2011-2:43:35 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde

Detaylı

OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir.

OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir. OYUNCA IN ADI Akl nda Tut YAfi GRUBU 4-6 yafl OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir. GENEL KURALLAR Çocuklar n görsel belle inin

Detaylı

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY brahim ERCAN * 1- GENEL B LG : Motorlu tafl t sürücüleri kurslar, 5580 say l Özel Ö retim Kurumlar Kanunu kapsam nda motorlu tafl

Detaylı

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

HAM PUAN: Üniversite Sınavlarına giren adayların sadece netler üzerinden hesaplanan puanlarına hem puan denir.

HAM PUAN: Üniversite Sınavlarına giren adayların sadece netler üzerinden hesaplanan puanlarına hem puan denir. YGS / LYS SÖZLÜĞÜ OBP (ORTA ÖĞRETİM BAŞARI PUANI): Öğrencinin diploma notunun diğer öğrencilerin diploma notlarına oranıdır. En az 100 en çok 500 puan arasında değişen bu değer, öğrencinin başarısı okulun

Detaylı

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi : 2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ Anayasa nın 49. Maddesi : A. Çalışma Hakkı ve Ödevi Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,

Detaylı

NTERNET ÇA I D NAM KLER

NTERNET ÇA I D NAM KLER Mustafa Emre C VELEK NTERNET ÇA I D NAM KLER www.internetdinamikleri.com STANBUL-2009 Yay n No : 2148 letiflim Dizisi : 55 1. Bas m - stanbul - Haziran 2009 ISBN 978-605 - 377-066 - 4 Copyright Bu kitab

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 18 Mart 2016 İstanbul, Hilton Hotel Harbiye Sayın Büyükelçiler, Değerli Konuklar, 2009 yılında

Detaylı

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl)

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) I Dr. Leyla ÇAKICI GERÇEK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Alapl MYO Ö retim Üyesi GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) II Yay n No : 2323 Hukuk Dizisi : 1151 1. Bas - Eylül 2007 - STANBUL 2. Bas - Ekim

Detaylı

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan.

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan. EVOK Güvenlik, ülkemizde büyük ihtiyaç duyulan güvenlik hizmetlerine kalite getirmek amac yla Mustafa Alikoç yönetiminde profesyonel bir ekip taraf ndan kurulmufltur. Güvenlik sektöründeki 10 y ll k bilgi,

Detaylı

Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI

Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI Otopsi Cengiz Özak nc 8 Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI 71 Y l Sonra Dünyada ve Türkiye de lk Kez T pk Bas m ve Tam Metin 24 fiubat 1942 Struma Facias nda Türkiyenin Suçsuzlu unu Kan tlayan

Detaylı

AÇIKLAMALAR VE UYGULAMALAR

AÇIKLAMALAR VE UYGULAMALAR SEÇ LM fi TÜRK YE F NANSAL RAPORLAMA STANDARTLARI AÇIKLAMALAR VE UYGULAMALAR Prof. Dr. Cemal B fi (Marmara Üniversitesi) Doç. Dr. Yakup SELV ( stanbul Üniversitesi) Doç. Dr. Fatih YILMAZ ( stanbul Üniversitesi)

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİNİN TANIMI Yetişkinler din eğitimi kavramını tanımlayabilmek için önce yetişkinler eğitimini tanımlayalım. En çok kullanılan ifade ile yaygın

Detaylı

STRATEJ K V ZYON BELGES

STRATEJ K V ZYON BELGES STRATEJ K V ZYON BELGES BEYAZ K TAP S UNUfi Sivil toplum; demokrasi, insan haklar ve hukuk devleti kavramlar n n yerleflmesiyle ilgili taleplerden ekonomiyle ilgili endiflelere kadar sosyal yaflama dair

Detaylı

RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com

RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com NTERNET S TES TANITIMI RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com ran slâm nk lâb n n 25. y ldönümü münasebetiyle hizmete aç lan ran slâm Cumhuriyeti

Detaylı

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI 4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI Resul KURT* I. G R fi Ülkemizde 4447 say l Kanunla, emeklilikte köklü reformlar yap lm fl, ancak 4447 say l yasan n emeklilikte kademeli

Detaylı

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012 Hazırlayanlar Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi Laura D. Tyson, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi Saadia Zahidi, Dünya Ekonomik Forumu Raporun

Detaylı

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir.

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Sıkça Sorulan Sorular Başvuru Başvuru ne zaman bitiyor? 25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Bursluluğun

Detaylı

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme 2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme Proje bütçesi haz rlarken dikkat edilmesi gereken üç aflama vard r. Bu aflamalar flunlard r: Kaynak belirleme ve bütçe tasla n n haz rlanmas Piyasa araflt

Detaylı

(0216) 330 59 69-342 57 77 - (0505) 582 44 76

(0216) 330 59 69-342 57 77 - (0505) 582 44 76 (0216) 330 59 69-342 57 77 - (0505) 582 44 76 E T M KOÇLU U S nav sistemlerinde yap lan de i ikliklerin s kla mas, hem velilerin hem de ö rencilerin süreç içerisinde emin ad mlarla ilerlemelerini zorla

Detaylı

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE Sayı :2010/800/ 25.11.2010 Konu : Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararla ilgili görüşlerimiz hk. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE İlgi: 9.11.2010 gün ve

Detaylı

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir.

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir. TÜB TAK BAfiKANLIK, MERKEZ VE ENST TÜLERDE ÇALIfiIRKEN YÜKSEK L SANS VE DOKTORA Ö REN M YAPANLARA UYGULANACAK ESASLAR (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Esaslar n amac ; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araflt

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE MESLEKÎ TEKNİK EĞİTİMDE

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu 30 > 35 nsan Kaynaklar > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu > nsan Kaynaklar Personele Göre fl De il, fle Göre Personel. stanbul Büyükflehir Belediyesi, Personele Göre

Detaylı

e-bülten STANBUL B LG ÜN VERS TES LET fi M FAKÜLTES REKLAMCILIK BÖLÜMÜ ADWORKERS YEN AJANS VE MÜfiTER LER YLE DD ALI!

e-bülten STANBUL B LG ÜN VERS TES LET fi M FAKÜLTES REKLAMCILIK BÖLÜMÜ ADWORKERS YEN AJANS VE MÜfiTER LER YLE DD ALI! 2007 3 ADWORKERS YEN AJANS VE MÜfiTER LER YLE DD ALI! stanbul Bilgi Üniversitesi Reklamc l k Bölümü 4. s n f ö rencilerinden oluflan AdWorkers reklam ajans, Türkiye nin önde gelen reklam ajanslar yla birlikte

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz.

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz. - Günlük siyaset acının üstünü nasıl örter? - Gazze yi ve Filistin i içselleştirmek yerine farz olarak görenlerin destansı trajik hali - BM Genel Sekreteri, AKP Kadın Kolları ve Hrant Dink Ortak paydası

Detaylı

Degisimi_Yonetmek 4/19/10 5:12 PM Page 1 De iflimi Yönetmek

Degisimi_Yonetmek 4/19/10 5:12 PM Page 1 De iflimi Yönetmek De iflimi Yönetmek Cep Yönderi Dizisi Cep Yönderi Dizisi yöneticilerin ifl yaflam nda her gün karfl laflt klar en yayg n meydan okumalara ivedi çözümler öneriyor. Dizi içinde yer alan her kitapta, güçlü

Detaylı

Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama

Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama 21 G R fi Araflt rman n amac na ba l olarak araflt rmac ayr ayr nicel veya nitel yöntemi kullanabilece i gibi her iki yöntemi bir arada kullanarak da araflt rmas n planlar. Her iki yöntemin planlama aflamas

Detaylı

29 Ekim coflkusu. 25-29 Ekim 2008. Maritim Pine Beach Resort Antalya - Belek

29 Ekim coflkusu. 25-29 Ekim 2008. Maritim Pine Beach Resort Antalya - Belek 25-29 Ekim 2008 Maritim Pine Beach Resort Antalya - Belek PDF 28 Ekim 2008 Sal Kongrenin perde arkas Çukurova Patoloji Derne i'nin Patoloji Dernekleri Federasyonu ile ortaklafla düzenledi i kongrenin perde

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Müsteşarlığı. Sayı : B.O8.0.MÜB.O.37.02.00/ 1174 11/06/2007

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Müsteşarlığı. Sayı : B.O8.0.MÜB.O.37.02.00/ 1174 11/06/2007 1 GENELGE 2007 / 54 İlgi : a) Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı İlköğretim ve Orta Öğretim Kurumlarında Burs, Parasız Yatılılık ve Sosyal Yardımlar Yönetmeliği, b) Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Pansiyonları

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU

PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU Aytaç ACARDA * I G R fi flletmeler belli dönemlerde sat fllar n artt rmak ve iflletmelerini

Detaylı

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina .. 95 Türkiye ile Kazakistan: Karfl l kl Kazan mlara Dayal Bir flbirli i Bektas Mukhamejanov * Çeviren: Dr. Almagül sina Kazakistan ba ms zl n kazand ndan itibaren, d fl politika stratejisinde çok yönlü

Detaylı

Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER

Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER nternet, her fleyi de ifltirdi Hat rlamak ve zihnimizi kullanmak konusunda, geleneksel yöntemlerimizden h zla uzaklafl yoruz. Be endi imiz bir yeme in tarifini,

Detaylı

Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z

Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z Yoksulun fians Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z sonuca geçelim: Teorem. Yoksulun zengine karfl flans yoktur. Bu çok bilinen teorem i kan tlayabilmek için her fleyden önce önermeyi

Detaylı

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki

Detaylı

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir 2002 May s ay nda yap lan Birleflmifl Milletler Çocuk Özel Oturumu öncesinde tüm dünyada gerçeklefltirilen Çocuklar çin Evet Deyin kampanyas na Türkiye

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı,

Detaylı

Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi Al m Süreci Örne i

Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi Al m Süreci Örne i Uluslararas Yüksekö retim Kongresi: Yeni Yönelifller ve Sorunlar (UYK-2011) 27-29 May s 2011, stanbul; 2. Cilt / Bölüm XI / Sayfa 1359-1364 Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi

Detaylı

ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM

ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM D YABETLE YAfiAMAK Bu kitapç n içeri i Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derne i nin web sitesinden faydalan larak haz rlanm flt r. www.cocukendokrindiyabet.org Diyabet,

Detaylı

YARGITAY 2. HUKUK DA RES

YARGITAY 2. HUKUK DA RES YARGITAY 2. HUKUK DA RES 2674 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 YARGITAY 2. HUKUK DA RES E: 2005/20742 K: 2006/5715 T: 18.04.2006 M RASÇILIK SIFATI M RASIN NT KAL ZAMAN YÖNÜNDEN UYGULANACAK

Detaylı

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Beklentiler Sorunlar Dr. A. Sadık Kılıçturgay ÜHBD Yönetim Kurulu Üyesi, ÜHB Geri Ödeme Çalışma Kurulu Üyesi Üniversite Hastaneleri Mali

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) YAT 1/11/85. Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r.

ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) YAT 1/11/85. Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r. ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) 1/11/85 YAT Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r. 1. TEHL KELER Bu sigorta, her zaman burada gönderme yap lan istisnalara ba l olarak,

Detaylı

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV ISBN No: 978-99-44-234-22-1 Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun Kapak Can Eren Tasar m / Uygulama Referans Ajans Tel: +90.212 347 32 47

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç: Madde 1. (1) Bu yönergenin amacı, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesinin önlisans, lisans ve lisansüstü

Detaylı

TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler

TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler 1 TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araflt rma ve Uygulama Merkezi 2003

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

ÇÖZÜM Say : 90-2008. Mustafa BAfiTAfi* I-G R fi

ÇÖZÜM Say : 90-2008. Mustafa BAfiTAfi* I-G R fi ÇÖZÜM Say : 90-2008 KISM SÜREL VEYA ÇA RI ÜZER NE ÇALIfiANLAR LE BU KANUNA GÖRE EV H ZMETLER NDE AY ÇER S NDE 30 GÜNDEN AZ ÇALIfiANLAR 01.10.2010 TAR H NE KADAR YEfi L KART ALAB LECEKLER Mustafa BAfiTAfi*

Detaylı

Cep Yönderi Dizisi. Cep Yönderi Dizisi yöneticilerin ifl yaflam nda her gün karfl laflt klar

Cep Yönderi Dizisi. Cep Yönderi Dizisi yöneticilerin ifl yaflam nda her gün karfl laflt klar Koçluk Cep Yönderi Dizisi Cep Yönderi Dizisi yöneticilerin ifl yaflam nda her gün karfl laflt klar en yayg n meydan okumalara ivedi çözümler öneriyor. Dizi içinde yer alan her kitapta, güçlü ve zay f yanlar

Detaylı

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm.

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Yazar Dede ve Torunlar Muzaffer zgü Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Buraya yak n market var m dil, markete gidece iz de?.. diye sordu. Annem kap ya geldi. Selma Han

Detaylı

Anaokulu /aile yuvası anketi 2015

Anaokulu /aile yuvası anketi 2015 Anaokulu /aile yuvası anketi 2015 Araştırma sonucu Göteborg daki anaokulları ve aile yuvaları ( familjedaghem) faaliyetlerinde kalitenin geliştirilmesinde kullanılacaktır. Soruları ebeveyn veya veli olarak

Detaylı

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ 22 Mayıs 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28300 Kafkas Üniversitesinden: YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi ÜN VERS TEYE G R SINAV S STEM NDEK SON DE KL E L K N Ö RENC LER N ALGILARI Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Detaylı

ksi 30 derecelik so uk ve buzdan bir turizm fikri gelifltirilebilece i akla gelir miydi?

ksi 30 derecelik so uk ve buzdan bir turizm fikri gelifltirilebilece i akla gelir miydi? BD EYLÜL 2014 Yazan: G ZAY TEM ZSOYLU ksi 30 derecelik so uk ve buzdan bir turizm fikri gelifltirilebilece i akla gelir miydi? Y llard r günefl, deniz ve s cak için dünyan n güneyine akan kuzeyin insanlar

Detaylı

ÜRÜNÜN ADI : FOLLOWER ÜRÜN: AKÜLÜ BAVUL

ÜRÜNÜN ADI : FOLLOWER ÜRÜN: AKÜLÜ BAVUL ÜRÜNÜN ADI : FOLLOWER ÜRÜN: AKÜLÜ BAVUL Ürün Nedir? FOLLOWER, Akülü tekerlekli bir bavuldur. Ürünün mini boyu, orta boyu, büyük boyu vardır. Ürünün içine konulan küçük bir akü ile bavul güç kullanmadan

Detaylı

T.C. GÖLBAġI KAYMAKAMLIĞI MELEK ĠPEK ĠLKOKULU/ORTAOKULU ĠNCEK TEK ĠLKOKULU/ORTAOKULU CAN DOSTLAR

T.C. GÖLBAġI KAYMAKAMLIĞI MELEK ĠPEK ĠLKOKULU/ORTAOKULU ĠNCEK TEK ĠLKOKULU/ORTAOKULU CAN DOSTLAR T.C. GÖLBAġI KAYMAKAMLIĞI MELEK ĠPEK ĠLKOKULU/ORTAOKULU ĠNCEK TEK ĠLKOKULU/ORTAOKULU CAN DOSTLAR ġubat 2016-HAZĠRAN 2016 PROJENİN ADI: PROJENİN SÜRESİ: ġubat 2016-Haziran 2016 PROJE KOORDİNATÖRÜ KURUM:

Detaylı

REFORM EYLEM GRUBU BİRİNCİ TOPLANTISI BASIN BİLDİRİSİ ANKARA, 8 KASIM 2014

REFORM EYLEM GRUBU BİRİNCİ TOPLANTISI BASIN BİLDİRİSİ ANKARA, 8 KASIM 2014 REFORM EYLEM GRUBU BİRİNCİ TOPLANTISI BASIN BİLDİRİSİ ANKARA, 8 KASIM 2014 Reform Eylem Grubu nun (REG) ilk toplantısı, Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Volkan

Detaylı

HER YIL 1-7 MART TARİHLERİ ARASINDA KUTLANAN MUHASEBE HAFTASININ 23 ÜNCÜSÜNÜ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ.

HER YIL 1-7 MART TARİHLERİ ARASINDA KUTLANAN MUHASEBE HAFTASININ 23 ÜNCÜSÜNÜ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ. KIYMETLİ MESLEKTAŞLARIM HER YIL 1-7 MART TARİHLERİ ARASINDA KUTLANAN MUHASEBE HAFTASININ 23 ÜNCÜSÜNÜ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ. TÜRMOB çatısı altında örgütlenen, ülke genelindeki 76 Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

fen eğitim kurumları www.fenkoleji.com

fen eğitim kurumları www.fenkoleji.com fen eğitim kurumları www.fenkoleji.com K 8 Fen Koleji'nde, anas n f ndan 8. S n fa kadar bütünlük ve devaml l k arz eden bir e itim program uygulan r. Bu programla tüm s n f düzeylerinde ö rencilere temel

Detaylı

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi özcan DEMİREL 1750 Üniversiteler Yasası nın 2. maddesinde üniversiteler, fakülte, bölüm, kürsü ve benzeri kuruluşlarla hizmet birimlerinden oluşan özerkliğe ve kamu

Detaylı

MADDE 2 (1) Bu Yönerge, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve değişiklikleri ile İzmir Üniversitesi Ana Yönetmeliği esas alınarak düzenlenmiştir.

MADDE 2 (1) Bu Yönerge, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve değişiklikleri ile İzmir Üniversitesi Ana Yönetmeliği esas alınarak düzenlenmiştir. İZMİR ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç ve Kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönerge; İzmir Üniversitesi nin Fakülteleri, Meslek Yüksekokulu ve bölümlerinde ÖSYM ve Üniversite tarafından

Detaylı

PONY CLUB TÜRK YE JOKEY KULÜBÜ. fiehr N ZE GEL YOR FOTOGRAFLAR : KAD R Ç V C

PONY CLUB TÜRK YE JOKEY KULÜBÜ. fiehr N ZE GEL YOR FOTOGRAFLAR : KAD R Ç V C PONY CLUB fiehr N ZE GEL YOR FOTOGRAFLAR : KAD R Ç V C TÜRK YE JOKEY KULÜBÜ PONYLER Çocuklar!.. fiehr N ZE GEL YOR 75 günde 24 ilimizdeyiz Küçük yaflta at sevgisinin geliflmesine yönelik, Kulübümüz taraf

Detaylı

Bu doğrultuda ve 2104 sayılı Tebliğler dergisine göre Türkçe dersinde şu işlemlerin yapılması öğretmenden beklenir.

Bu doğrultuda ve 2104 sayılı Tebliğler dergisine göre Türkçe dersinde şu işlemlerin yapılması öğretmenden beklenir. Kök Kavramı Örneklerle Konu Anlatımı 1 TÜRKÇE DERSİNDE ATATÜRKÇÜLÜK 2104 sayılı Tebliğler dergisinde yayımlanan Temel Eğitim ve Orta Öğretim Kurumlarında Atatürk İlke ve İnkılaplarının Öğretim Esasları

Detaylı

Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler,

Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler, Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler, Bu araştırmada Fen Bilgisi sorularını anlama düzeyinizi belirlemek amaçlanmıştır. Bunun için hazırlanmış bu testte SBS de sorulmuş bazı sorular

Detaylı