ÖRNEKTİR FELSEFE YGS / LYS. Felsefeyle Tanışma TS / TM / YGS

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÖRNEKTİR FELSEFE YGS / LYS. Felsefeyle Tanışma TS / TM / YGS"

Transkript

1 FELSEFE Felsefeyle Tanışma YGS / LYS TS / TM / YGS Bazı felsefe tarihçilerine göre felsefe, insanlığın üretim fazlasına ulaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Yani insanlar yaşamaları için zorunlu olan gereksinimleri karşıladıktan sonra oluşan boş zamanlarını düşünsel etkinliklere ayırabilmişlerdir. Günümüz insanları da bilim ve teknoloji yardımıyla ihtiyaçlarını karşılayabilmekte ve geniş bir boş zaman dilimine kavuşmaktadırlar. Ancak bu olanak genellikle eğlenme veya dinlenmeye ayrılmaktadır. Diğer bir deyişle insanlık elindeki olanakları felsefe gibi etkinliklere ayırmamaktadır. Buradan hareketle aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Felsefenin ortaya çıkışıyla ilgili bilgiler doğruluktan uzaktır. B) Günümüzde insanlar daha çok kültürel alanlarda etkinlikte bulunmaktadır. C) İnsanlar sahip oldukları olanakları geçmişteki gibi zihinsel etkinliklerle değerlendirmemektedir. D) İnsanlığın üretim fazlasına ulaşması sadece bilgisel alanda faydalar sağlamıştır. E) Günümüz insanlarının zamanı değerlendirememesinin nedeni yaşamın karmaşık bir hal almasıdır. 2. Büyüdükçe dünyaya karşı olan hayret etme yeteneğimizi kaybederiz. Ancak filozoflar bizdeki bu yeteneği yeniden canlandırmaya çalışırlar. Diğer yandan içimizde yaşamın büyük bir sır olduğunu söyleyen bir ses vardır. Bu, bizim bir zamanlar, daha düşünmeyi öğrenmeden önce yaşadığımız bir duygudur. Dolayısıyla bir filozof dünyaya alışmayı bir türlü başaramaz. Dünya, onun için hâlâ akıl almaz sırlarla dolu, gizemli bir yerdir. Bu parçada vurgulanan temel düşünce aşağıdakilerden A) Filozofun, var olan bilgileri olduğu gibi kabullenerek düşünce sistemini oluşturduğu B) Felsefi bakış açısının, olgusal temellendirmeler yapmayı gerektirdiği C) Felsefe yaptıklarını kabul etmeseler bile, tüm insanların felsefe yaptığı D) Filozofların yaşamla ilgili her şeye meraklı bakış açısıyla yöneldiği E) İnsanların mutlak doğru bilgilere felsefe yardımıyla erişebileceği 3. Mitolojiler, insanların doğa ve toplum olaylarına ilişkin oluşturdukları bir açıklama olup, olaylar karşısında o çağ insanının tepkilerini ortaya koyar. Bu bakımdan mitolojiler bir dünya görüşüdür. Varlık ve olayları açıklamayı amaçlayan mitolojilerde hem gözlemler, hem de soyutlamalar kullanılır. Parçada, mitolojilerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir? A) Varlık ve olayları açıklamaya çalıştığına B) Temelinde insanların olanlara ilişkin tepkileri yattığına C) İnsanların dünya görüşünü yansıttığına D) Önyargıdan uzak ve eleştirel bir bakış açısının ürünü olduğuna E) Soyut düşünme olgusuna dayandığına 4. Felsefenin ele aldığı problemler, insan yaşamının ve insanın evren içindeki yerinin ne olduğuna ilişkin soruların ortaya çıkardığı problemlerdir. Buradan yola çıkarak, felsefenin, soru sormakla ve insan yaşamıyla ilgili problemlere karşı ilginin gelişmesiyle başladığını söyleyebiliriz. Bu parçada felsefenin ortaya çıkışı aşağıdakilerden hangisine dayandırılmaktadır? A) Yaşamın anlamıyla ilgili sorulara yanıt aranmasına B) Mitolojik iddiaların eleştiri süzgecinden geçirilmesine C) Yaşamla ilgili temel gereksinimlerin karşılanabilmesine D) Teknolojik gelişmelerin boş zamanları arttırmasına E) Tarihsel birikimin ortaya koyduğu verilerin incelenmesine 5. Felsefe, bilgiyi ve bilgeliği sevme anlamına gelir. Bununla birlikte akıllıca davranma, aşırılıklardan kaçınma, kendine egemen olma ve kötü durumlara göğüs germe anlamlarını da taşır. O halde filozof, yaşamın anlamını bulmaya ve bu anlama uygun biçimde yaşamaya çalışan kişidir. Buradan hareketle felsefenin amacının yalnızca bilgi elde etmek değil, aynı zamanda ahlaklı yaşamayı öğretmek olduğu da söylenebilir. Bu parçaya dayanarak felsefeyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Felsefe, hakikatı aramayı amaçlayan düşünsel bir etkinliktir. B) Felsefe, doğru bilgiye ulaşma kadar, doğru eylemlerde bulunmayı da gerektirir. C) Tüm insanlar farkında olmadan felsefe yaparlar. D) Felsefenin soruları, yanıtlarından daha çok önem taşır. E) Felsefe hiçbir konuda kesin ve genel bilgiye ulaşmaz.

2 Felsefeyle Tanışma Felsefe, evrenin yaratılış kuramlarını anlatan mitolojik yapıtlar döneminden beri büyük ilerlemelere sahne olmuştur. Evrendeki olayların doğaüstü güçlere sahip varlıklarla ilişkilendirildiği mitsel düşünce artık terk edilmiştir. Felsefe doğduktan sonra, özgürce sorgulama ruhu, yavaş yavaş insanların zihinlerinde egemen olmaya başlamıştır. Felsefe tarihine ilişkin bu yaklaşımın temelinde aşağıdaki görüşlerden hangisi vardır? A) Evren ve yaşam ile ilgili algılamalar, zamanla yerini yeni düşüncelere bırakmaya başlamıştır. B) Bir düşünürün kişisel birikimleri ve yaşadıkları onun evreni ve yaşamı algılamasını etkiler. C) İnsan tarafından yapılan bütün açıklamaların arkasında akla dayalı düşünceler vardır. D) Felsefi açıklamalar, düşünce tarihine ışık tutacak biçimde yönlendirilir. E) Her düşünür görüşlerini ortaya koyarken felsefi birikimlerden etkilenir. 7. Felsefenin ortaya çıktığı dönemlerde Yunanistan daki şehir devletleri gittikçe gelişen ticaret merkeziydi. Yunanlılar, dünyada şansın değil çalışmanın geçerli olduğu yolundaki inançları sayesinde gelişiyorlardı. Aynı zamanda demokrasinin temellerini atıyorlardı. İşte bu gelişmeler eski Yunanistan da düşünürlerin ortaya çıkmasını ve onların hayatı sorgulamalarını, var olan görüşleri eleştirip, özgün düşünceler üretmelerini sağlamıştır. Bu parçada, felsefenin doğuşu aşağıdakilerden hangisine bağlanmıştır? A) Ticaretle zenginleşen yunan toplumunun rahat yaşam tarzına B) Sanat alanındaki farklı tercihlerin insanların serbest düşünmesine olanak sağlamasına C) Refah yaşam düzeyi ve demokratik yaşamın varlığına D) Fikir alışverişinin düşünürlerin görüşlerini zenginleştirmesine E) Toplumdaki kültürel çeşitliliğin artmasına Körfez Yayınları 9. İlk bakışta kolay gibi görünen, fakat gerçekte sorulabilecek en zor soru; Dünyada mantıklı düşünen hiç kimsenin şüphe duymayacağı kadar kesin doğrulukta bir bilgi var mıdır? sorusudur. Bu soruya yanıt vermek kolay değildir, ancak ikna edici bir yanıtın yoluna çıkacak engelleri saptadığımızda felsefi çalışmalara girmiş oluruz. Çünkü felsefe böyle en uç soruları yanıtlama girişiminden başka bir şey değildir. Bu işlemi ise dogmatik biçimde değil, eleştirici bir tarzda yapar. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz? A) Felsefe, sorunlara eleştirel bir tarzda yaklaşır. B) Felsefe, sıradan gözüken soruların öneminin anlaşılmasına yardım eder. C) Felsefe, kesin bilgiye giden yoldaki problemleri ortaya koyar. D) Felsefe, zorlukları aşma çabası değil, onlarla yaşama çabasıdır. E) Felsefe, insanın bilgiyle ilgili olan sorunlarına çözüm arayan bir disiplindir. 10. Felsefe, insan düşüncesinin gelişimi sürecinde ortaya çıkmış olan bir disiplindir. İnsanlar, önceleri merak ettikleri şeyleri mitolojik bir yaklaşımla anlamaya çalışmışlardır. Bu dönemde insanlar, her şeyi doğaüstü güçlerle veya yarı insan, yarı Tanrı bir takım varlıkların yaşantıları ve bilgileriyle ilişkilendirmişlerdir. Fakat bir süre sonra insanoğlu mitolojik açıklamalarla yetinmeyip kendi aklı ve düşüncesiyle var olanı sorgulayarak, yeni bir yaklaşım sergilemeye başlamıştır. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi söz konusu edilmektedir? A) Felsefenin özellikleri B) Felsefenin işlevleri C) Felsefenin ortaya çıkışı D) Felsefenin diğer disiplinlerle ilişkisi E) Felsefe ile bilimsel bilginin farkları 8. Antik Yunan Siteleri nde ortaya çıkan demokratik yapı tüm siyasal özgürlükler ile beraber o çağa kadar hiçbir toplumda görülmemiş olan, insanların kendini serbestçe ifade etmesini sağlayan hukuksal yapıyı da getirmiştir. Bu hukuksal yapının sonucunda felsefenin doğuşu hazırlanmıştır. Bu parça aşağıdaki yargıların hangisini destekler niteliktedir? A) Felsefe, fikir özgürlüğünün ön plana çıktığı toplum yapısının ürünüdür. B) Felsefe, mitolojik açıklamaların yetersizliğinin sonucu ortaya çıkmıştır. C) Felsefe, düşünme üzerine yapılan en temel etkinliktir. D) Felsefede soru sormak cevaplardan daha önemlidir. E) Felsefe, ele aldığı konuları bir bütün olarak sorgular. 11. Filozof olabilmenin ilk koşulu hayret etme yeteneğidir. Küçük çocuklarda bu yetenek vardır. Doğduktan birkaç ay sonra yeni şeyler keşfetmeye başlayan çocuk keşfettikçe bu duygusunu tatmin edecektir. Her şeye alışkanlık perdesiyle bakmaya alışan birey ise, zamanla hayret etme duygusunu kaybedecektir. Bu yitirdiği özellik onun için çok önemlidir. İşte filozof, kaybolan bu yeteneğimizi açığa çıkarmaya çalışır. Bu parçaya göre, filozof olmanın koşulu aşağıdakilerden A) Eleştirel bir tavır sergilemek B) Dünyayı gizemli olarak görmek C) Akıl ve mantık ilkelerini kullanmak D) Kendini toplumdan soyutlamak E) Kültürler arası ilişkileri güçlendirmek

3 FELSEFE Felsefi Düşüncenin Özellikleri YGS / LYS TS / TM / YGS Bir filozof, felsefi düşünce sistemini tasarlarken öncelikle kendi içinde tutarlı bir bütün oluşturmaya çalışır. Bu nedenle bir filozofun düşünce sistemini değerlendirirken ilk yapılacak iş, düşüncelerinin kendi içinde tutarlı bir bütün oluşturup oluşturmadığına bakmaktır. Bu parçadan filozofla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir? A) Konularını çağının koşullarına göre değerlendirmelidir. B) Evrensel nitelik taşıyan konulara yer vermelidir. C) Elindeki bilgileri bilimsel bilgilerle karşılaştırarak sonuca ulaşmalıdır. D) Filozof, düşüncelerinde çelişkili hükümlere yer vermemelidir. E) Filozof, düşüncelerini oluştururken mutlaka nesnel olmaya çalışmalıdır. 2. Felsefi bilgi, birikimli bir bilgidir. Her ne kadar felsefe, var olan görüşlere yönelik karşı çıkışlarla beslense de, filozoflar önceki filozofların düşüncelerini eleştirip farklı sonuçlara varırlar. Filozof, aynı problemi farklı açıdan cevaplarla yeniden yorumlarken, öncekilerin sonuçlarından bir ölçüde yararlanır. Çünkü felsefi görüşler; daha önceki görüşlerden ayrı düşünülemez. Ancak bu durum bilimdeki birikimsel ilerleme gibi ele alınmamalıdır. Bu parçaya danayarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Felsefi bir görüş, diğer görüşlerden bağımsız olarak ele alınmalıdır. B) Felsefenin kendine özgü bir birikimli olma özelliği vardır. C) Felsefede birbirinden etkilenen hiçbir görüş yoktur. D) En çok kabul edilen felsefi görüş; diğer görüşlerle de tutarlı olandır. E) Felsefe her zaman yeni görüşlerin ortaya konulduğu bir alandır. 3. Felsefeye ilk başlayanlar kendilerini problemlere karşı yabancı ve ilgisiz bulurlar. Birçok insan felsefenin kafa karıştırıcı ve boş bir uğraş olduğunu ileri sürer. Fakat gerçekte felsefe, bireylerin kendilerinde daha önce var olan, ama fark edemedikleri çelişkili durumları görmelerini sağlar. Diğer bir deyişle felsefe insanlara yeni ve renkli pencereler açar. Bu parçada felsefenin hangi niteliği üzerinde durulmaktadır? A) Farklı bakış açıları kazandırması B) Olması gerekeni ortaya koyması C) Eleştirici bakış açısından uzaklaştırması D) Problemleri çözmeye yönlendirmesi E) Olaylara bütüncü bir gözle bakması 4. Felsefi tavır, var olan şeyleri göründüğü gibi, düşünceleri olduğu gibi kabul etmemeyi; var olan şeylerin ve düşüncelerin olduğundan farklı biçimde de olabileceğini var saymayı gerektirir. Bu tavır, var olan düşüncelerin doğruluğundan kuşku duymak, düşünceyi sorgulamak demektir. Bu parçada felsefenin aşağıdaki özelliklerinden hangisi anlatılmaktadır? A) Toplumsal yaşamdan etkilendiği B) Akıl ve mantık ilkelerine dayandığı C) Eleştirel bir tutumunun olduğu D) Düşünürün kişisel görüşünü yansıttığı E) Konularını çağın koşullarına göre değerlendirdiği 5. Filozoflar evrende ve kendi dünyalarında olup bitenleri anlama ihtiyacını duymasalardı varlığın nedenlerini araştırmaz ve yorumlarda bulunmazlardı. O zaman da insanların zihinsel ihtiyaçları gözardı edildiği için olayların arkasındaki gerçekler hiçbir zaman ortaya çıkarılamazdı. Bu parçadan felsefeyle ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Yaşamın bazı alanları için gerekli değildir. B) Hayatta başarılı olmanın ön koşullarından birisidir. C) İnsanların gerçeği görmelerine ve anlamalarına yardımcı olur. D) İnsanların her türlü ihtiyaçlarını giderir. E) Determinist bir anlayışın ürünüdür.

4 Felsefi Düşüncenin Özellikleri Felsefede, bir düşünceyi kavramaya çalışırken, onu ortaya çıktığı toplumun özellikleriyle birlikte ele almaya çalışmalıyız. O zaman felsefenin ortaya koyduğu doğruları, tartıştığı sorunları, getirdiği yorumları doğru olarak kavrayabiliriz. İşte o zaman felsefe insan için yararlı bir çaba olur. Aksi halde toplumundan soyutlanarak ele alınan bir felsefe, çok derin ve o ölçüde bulanık gerçekleri ortaya koyan, önemsiz bir bilgi alanı gibi görünür. Yukarıdaki parçaya dayanarak, felsefeyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? A) Birikimli olarak ilerler. B) Çağın önemli olaylarını etkiler. C) Konuları zamanla değişir. D) Toplumsal yapıdan etkilenir. E) Eleştirel bigiler üretir. 7. Felsefi düşünce, sorgulayıcı düşünme sürecini içselleştirip, eyleme dönüştüren, eleştirici bir tavır takınan düşüncedir. Diğer yandan felsefi düşünce kendi kendine yönelebilen, belli bir çerçeve içinde sorunları arayıp bulan, bunların sınırlarını çizmeye çalışan, ilk bulduğuyla yetinmeyen, ona körü körüne bağlanmayan bir düşünce tarzıdır. Bu parçadan hareketle felsefi düşünce ile ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Her dönemde farklı konuları sorguladığı. B) Belli bir birikim sonucu oluştuğu. C) Mutlak hakikatlere ulaşmaya olanak tanıdığı. D) Var olan bilgileri irdelemeyi ve düşünceyi eyleme geçirmeyi gerektirdiği. E) İleri sürdüğü bilgileri olgusal olarak temellendirdiği. 8. Felsefe, insanlığın mutluluğu için kendisini araç yapar. Bazı insanlar maddi zenginliklerden gerçek haz duygusunu alamazlar. Çünkü gerçek haz manevi ve ruhsal hazlardır. Maddi olan, geçici olmasının yanında değişkendir. Fakat düşünsel hazlar kalıcı, uzun süreli ve değişken olmayanlardır. Maddi zenginlikler çalınabilir, yok olabilir veya değeri yitebilir; fakat felsefi düşünmenin verdiği hazlar çalınamaz ve para karşılığı satın alınamaz. Bu parçaya dayanarak felsefe ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Manevi değerlerle ilgilenenlerde ortaya çıktığı. B) İnsanlara önyargısız olabilmeyi öğrettiği. C) İnsanı düşünmeye yönelterek gerçek hazza ulaştırdığı. D) İnsanın var oluşunu anlamlandırmaya yardımcı olduğu. Körfez Yayınları 9. Felsefe varoluşun, insanın ve bu ikisinin ilişkisinin ana niteliklerini inceler. Sadece belirli konularla uğraşan bilimlerin aksine felsefe, evrende var olan her şeyle uğraşır. Bir benzetme yapacak olursak, var olan bilgi alanları içinde özel bilimler ağaçlardır, felsefe ise ormanı var eden topraktır. Bu parçaya dayanarak felsefeyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) İnsanın tüm sorunlarını çözecek bilgiler sunar. B) Ortaya çıktığı toplumun özelliklerini yansıtır. C) İleri sürdüğü bilgiler birbiriyle tutarlıdır. D) Sunduğu bilgiler bilimsel verilerle uyumludur. E) Her şeyi bütüncü bir bakış açısıyla ele alır. 10. Felsefenin değişik konulardaki açıklamalarına dikkat ettiğimizde belli bir dönemde, aynı konuda farklı görüşlerin ileri sürüldüğünü görürüz. İlk çağda ele alınan bir felsefi problemin felsefe tarihi içerisinde her dönemde tekrar ele alındığını ve yeniden işlenmektedir. Bundan sonra da insanlık devam ettiği sürece felsefi konular tekrar tekrar ele alınmaya devam edecektir. Son söz hiçbir zaman söylenmeyecektir. Bu açıklamada felsefi düşüncenin hangi özelliği anlatılmaktadır? A) Felsefenin ilerleyen bir bilgi olduğu B) Felsefede bitmişliğin veya kesinliğin olmadığı C) Felsefede nesnel açıklamaların yaygın olduğu D) Felsefede soru sormanın sürekli olduğu E) Felsefenin düzenli ve evrensel bilgi olduğu 11. Felsefi kavramlar, her şeyden önce içerikleri ve ortaya koydukları sonuçları bakımından değil, sağlam bir şekilde yönlendirmeye çalışılan bir düşünce örneğini sunmaları bakımından değerlidir. Kant ın belirtmiş olduğu gibi, Öğrenilmesi mümkün olan bir felsefe yoktur; ancak felsefe yapmanın kendisi öğrenilebilir. Bu parçada felsefenin hangi özelliği üzerinde durulmaktadır? A) Ortaya çıktığı toplumun yapısını yansıttığı. B) İnsanları var olanlar üzerinde düşünmeye yönelttiği. C) İnsanlara düşünme yolunu öğrettiği. D) Verdiği yanıtlarla değil, sorduğu sorularla ilerlediği. E) İnsanların öğrenme düzeyini artırdığı. E) Dinsel değerleri daha anlaşılır bir temele taşıdığı. Test 01 CA 1.C 2.D 3.D 4.A 5.B 6.A 7.C 8.A 9.D 10.C 11.B

5 FELSEFE Bilgi Felsefesi: Bilgi ve Türleri YGS / LYS TS / TM / YGS Eğer evrende tek tip nesne ve olaylar olsaydı, bizim de evreni anlamamız ve açıklamamız için sadece bir bilgi türü yeterli olurdu. Ancak evrendeki varlıklar ve olaylar çok ve çeşitlidir. Bu nedenle bunları anlamak ve açıklamak için bilimsel bir bakış açısı gerektiği gibi, eleştirici bir felsefi bakış ya da beğeniyi anlatan sanatsal bir bakış açısı da gerekir. Bu parçadan hareketle aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Var olan her şey, sadece bilimsel verilerle kavranabilir. B) Evrenin çok çeşitli varlıklar içermesi onun anlaşılmasını güçleştirmiştir. C) Evreni tam olarak anlamak farklı bilgi türlerine açık olmayla gerçekleşir. D) Evreni anlamada hep aynı bilgi türü kullanılmalıdır. E) Farklı bilgi türleri evreni doğru şekilde anlamayı güçleştirir. 2. Özne ile nesne arasındaki bilgi ilişkisinde, her şeyden önce, özne bilinçli bir şekilde nesneye yönelir. Özne, nesneden beş duyu yoluyla bir takım duyumlar alır ve böylelikle onda izlenimler meydana gelir. Yine özne zihinsel etkinlikleriyle nesneden aldığı izleminlerden kavramlara ulaşır. Daha sonra kavramlar arasında bir takım ilişkiler kurarak yargıları meydana getirir. O, daha sonra da yargıdan yargıya geçerek çıkarımlar yapar. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır? A) Bilgi türlerinin neler olduğu B) Bilginin nasıl oluştuğu C) Bilginin sınırlarının neler olduğu D) Bilginin amacının ve işlevlerinin ne olduğu E) Bilginin faydasının ne olduğu 4. Gündelik bilgi, insanların deneyimleriyle elde ettiği düzensiz bir bilgidir. İster dahi, ister sıradan biri olsun, herkes yağmurun ıslattığını, ateşin yaktığını, terli iken soğuk su içmenin hastalığa neden olacağını bilir. Bu tür bilgiler, bilinçli bir araştırma yöntemini gerektirmez. Yapısı itibariyle de sistemsizdir. Bu parçada gündelik bilgiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine yer verilmemiştir? A) Yaşantı ürünü olmasına B) Bütün insanlar tarafından kullanılabilmesine C) Bilinçli bir araştırma gerektirmemesine D) Günlük yaşamda insanlara pratik yarar sağlamasına E) Sistemli bir şekilde elde edilmesine 5. Dinin sağladığı bilgiler hiçbir şekilde değiştirilemeyen, kesin ve mutlak bilgilerden oluşur. Yani bir dine inanan insan için söz konusu bilgiler, insanlara kutsal bir kaynak tarafından iletilen bilgiler olduğundan bunların doğruluğundan kuşku duyulamaz. Dinlerdeki temel doğrular eleştirilemez, kuşkuyla karşılanamaz. Bu parçada dini bilginin hangi özelliği üzerinde durulmuştur? A) İbadet biçimlerini içermesi B) Ahlak kurallarını oluşturması C) Dogmatik bir bilgi olması D) İnsanın iç yaşamını düzenlemesi E) Toplumsal yaşamı düzenlemesi 3. İnsan, içinde yaşadığı dünyayı ve toplumu anlayabilmek için her şeyden önce bilimsel bilgiye ihtiyaç duyar. Yine insan kendi varlığı üzerinde düşünmek, kendi yaşamının amacını anlayabilmek için felsefeden yararlanır. O, kendisindeki güzellik ve beğeni duygusunu geliştirebilmek için sanat bilgisine ihtiyaç duyar. Manevi yaşantısını geliştirebilmek, hatta arınabilmek için dini bilgiden yararlanma yoluna gider. Nihayet insan, günlük yaşamında basit ve gündelik bilgiden yararlanır. Bu parçada aşağıdaki konulardan hangisi üzerinde durulmaktadır? A) Bilginin oluşumu B) Bilginin anlamı C) Bilginin yapısı D) Bilginin türleri E) Bilginin aşamaları 6. İnsan tecrübeye dayanarak deneme-yanılma yoluyla bir takım deneyimsel genellemelere ulaşır. Bu düzeyde insan bazı bitkilerin çeşitli hastalıklara iyi geldiğini gözler, bulutların yoğunlaşması ve havanın kararmasını yağmurun izlediğini saptar. Bu gözlem ve belirlemelerin bir sonucu olarak da bazı hastalıklar için bitkilerden yaptığı bazı ilaçları kullanır, bulutlardaki hareketliliğin ardından şemsiyesini hazırlar. Bu parçada önemi vurgulanan bilgi türü aşağıdakilerden A) Teknik bilgi B) Gündelik bilgi C) Dini bilgi D) Felsefe bilgisi E) Sanat bilgisi

6 Bilgi Felsefesi: Bilgi ve Türleri Hiçbir bilim dalı tamamlanmış, bütün problemlerini çözmüş değildir. Bu nedenle bilimi, sürekli bir araştırma etkinliği olarak tanımlayabiliriz. Burada sürekli olarak değişen olgunun kendisi değil, daha mükemmel araç ve yöntemler kullanarak yapılan açıklamalardır. Bu parçada bilimsel bilginin hangi özelliğinden söz edilmektedir? A) İlerleyen bir bilgi olma B) Akla dayalı olma C) Nesnel olma D) Evrensel olma E) Mantık ilkelerini kullanma 10. Doğada var olan bir hammadde elde veya fabrikada işlenir ve insanın hizmetine sunulur. İnsan bilgisiyle belli bir malzemeye biçim vererek yararlı araçlar üretir. Bu bilgi türünde amaç bilme ve anlama değil, üretimdir. Bu parçada vurgulanan bilgi türü aşağıdakilerden A) Teknik bilgi B) Bilimsel bilgi C) Felsefi bilgi D) Dini bilgi E) Gündelik bilgi 8. Bilimsel bilginin hızla çoğalması günümüzde bilim adamlarının belirli bilim dallarında uzmanlaşmalarını gerektirmiş ve böylece belirli bir alanda derinlemesine ve daha çok bilgi elde etme imkanı doğmuştur. Ancak bu durum, uzmanlaşma gereği belirli bir alanda yoğun bilgi ile donanmış bilim adamlarının, bütün ü gözden kaçırmalarına ve evrendekileri doğru anlayamamalarına ya da eksik yorumlamalarına neden olmuştur. Bu parçada belirtilen sorun bilimsel bilginin aşağıdaki özelliklerinin hangisinden kaynaklanmaktadır? A) Deney ve gözlem gibi yöntemlere dayanmasından B) Olgusal olarak sınanabilen bilgiler sunmasından C) Akıl ve mantık kurallarına uygun olmasından D) Varlığı parçalar halinde ele almasından E) Eleştirel yaklaşımlara açık olmasından Körfez Yayınları 11. Rönenans tan sonra teknik kavramının içeriğinde bir değişiklik meydana gelmiş özellikle pozitif bilimlerinin etkisiyle teknik, insanın doğaya egemen olma gücü olarak anlaşılmıştır. Geçen yüz yılda ise teknik büyük endüstriye dönüşmüştür. Bu da sürekli üretim yapan fabrikalarla gerçekleşmiştir. Tekniğin ve bu anlamda endüstrinin yöneldiği belirli bir amaç vardır: İnsana, yaşamında kolaylık sağlamak. Bilimsel bilgi böyle bir fayda amacı gütmez, o sadece araştırmak için araştırma yapar. Fayda amacı teknik bilginin ana özelliğini oluşturur. Parçaya göre teknik bilginin bilimsel bilgiden farkı nedir? A) Var olanı ele alması B) Pratik yarar amaçlaması C) Merak sonucu ortaya çıkması D) Tümel bir bilgi olması E) Nesnel bir nitelik taşıması 9. Felsefi bilgi, bütün bilgilerimizin üzerine kurulmakla beraber, hepsinden daha çok genelliğe sahiptir. Her bilim kendi konusunda ayrı ayrı sonuçlara ulaşır. Ancak felsefe bu sonuçların hepsini bir araya getirir. Onun çalışma sahası, deneylerin dışına taşıp, deneylerin sahasını da içine alan geniş bir daire oluşturur. Bu parçada felsefi bilginin hangi özelliği vurgulanmıştır? A) Subjektif olması B) Evrensel nitelik taşıması C) Özgün bilgiler vermesi D) Nesnel sonuçlara ulaşması E) Birleştirici olması 12. Sanat hangi araca başvurursa vursun, tek olan bir şeyi betimler ve sanatın kullandığı kavramlar ve malzeme (dil, ton, renk, hacim ve kütle) genel olanı değil, betimlenen tek bir durumu, manzarayı, tonların sağladığı uyumu, geometrik yapıları ilgilendirmektedir. Halbuki bilim, tipik ve genel olanı ele alır; bundan dolayı da kullandığı kavramlar geneldir. Bu parçaya göre sanat bilgisi hangi yönden bilimsel bilgiden farklıdır? A) Deneysel olması B) Öznel olması C) Uygulamaya dayanması D) Nesnellik gerektirmesi E) İlerleme özelliği göstermesi Test 02 CA 1.D 2.B 3.A 4.C 5.C 6.D 7.D 8.C 9.E 10.B 11.C

7 FELSEFE Bilgi Felsefesi: Konusu YGS / LYS TS / TM / YGS Gerçekliği sadece dokunabildiğimiz, duyabildiğimiz, görebildiğimiz şeyler olarak tanımlarsak bilginin temeline duyuları yerleştirmiş oluruz. Ancak bu durumda bilgilerimizin gerçekliği tam olarak yansıttığını iddia edemeyiz. Çünkü duyuların bilgi edinmede sınırlı ve yanıltıcı oldukları bilinen bir durumdur. Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Duyuların bilgisindeki sınırlılık deney ve gözlem verileriyle aşılabilir. B) Gerçekliğin duyularla algılanamayacağını savunmak tutarsızlıktır. C) Duyuların sınırlı yapısı gerçeği tanımayı engeller. D) Gerçekliğin yapısını deney ve gözlemler ile bilmek mümkündür. E) Bilimin gelişmesi, gerçekliği tanımlamada insanlara yeni ufuklar açmıştır. 2. Gerçeklik, düşünceden bağımsız olarak var olmadır, bir var oluş tarzıdır. Doğruluk ise, bilgilerin veya önermelerin gerçekliğe uygun olmasıdır. Başka bir deyişle, doğruluk öne sürülen düşünceyle; gerçeklik ise düşüncenin konusu olan nesneyle ilgilidir. Örneğin, Tebeşir beyazdır. dediğimizde bilgimizin konusu olan tebeşir varlık olduğu için gerçeklikle; tebeşir hakkındaki bilginin ona uygun olması ise doğrulukla ilgilidir. Yukarıdaki bilgilerden hareketle aşağıdakilerden hangisi gerçekliğe verilebilecek bir örnektir? A) Bilimsel araştırmalara konu olan evrendeki her türlü varlık ve olay B) Bir varlık veya durumla ilgili iki zıt bilginin aynı anda doğru olamayacağını belirten çelişmezlik ilkesi C) Cisimler birbirlerini kütleleriyle orantılı olarak çekerler. yargısını içeren çekim yasası D) Dünyayı iki eşit parçaya böldüğü varsayılan ekvator çizgisi E) Üçgenlerle ilgili problemleri çözmeye yarayan Öklit bağıntısı 3. Suje ve obje bilginin oluşmasındaki iki temel ögedir. Obje, bilgi oluşmadan önce ne ise bilgi oluştuktan sonra da yine öyle kalır. Objenin bilinmesi onu hiçbir şekillde değiştirmez. Suje ise, bilgi sahibi olmakla başka bir duruma gelmiştir. Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemektedir? A) Bilgi her zaman genel bir açıklamayı gerektirir. B) Özne, bilme etkinliğinde nesneden etkilenmez. C) Bilme etkinliğinde nesne farklılaşır. D) Bilgi, özne ve nesne arasındaki ilişkiden doğar. E) Bilgi oluşumunda nesne ve özne bağımsızdır. 4. Şu an karşımızda duran varlığın ne olduğunu anlamanın yolu duyularımızın bilgisine başvurmaktır. Bir çemberin alanını veya çevresini akla dayanarak bulabiliriz. Hiçbir deneysel bilgiye sahip olmadan gelecek kışın çok soğuk geçeceğini söyleyen birine, bunu nasıl bildiğini sorduğumuzda o kişi öyle hissettiğini söyleyebilir. Bu belirlemeler aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Bilginin değerinin ne olduğuyla B) Bilginin sınırının var olup olmadığıyla C) Bilginin kaynağının ne olduğuyla D) Mutlak bilginin var olup olmadığıyla E) Doğru bilgiye ulaşmanın olanaklı olup olmadığıyla 5. Doğru nun ne olduğuna ilişkin şu şekilde bir benzetme yapılabilir: Zihni bir ayna, zihnin konusu olan şeyi de aynanın önünde bulunan bir nesne olarak düşünürsek, bu nesnenin aynada bir yansımasının meydana geleceği açıktır. Eğer bu yansıma nesnenin kendisine uyuyorsa, aynanın nesneyi doğru bir biçimde yansıttığını söyleriz, aksi durumda doğru yansıtmadığına karar veririz. Yukarıda verilen açıklamaya göre doğru nedir? A) Bireyin yaşamında yarar sağlayan her şeydir. B) Düşüncelerin birbiriyle tutarlı olmasıdır. C) Gözlem ve deneylerle kanıtlanmış bilgilerdir. D) Düşüncelerin gerçekle uyuşmasıdır. E) Akıl yardımıyla temellendirilmiş bilgilerdir.

8 Bilgi Felsefesi: Konusu Bilgiler, doğrudan ve aracısız bir bilme tarzına karşılık gelen sezgiler yardımıyla elde edilir. (Bergson) Bilgiye duyularımızın bize sağladığı olgulardan yola çıkarak, deney ve gözlemle ulaşılabilir. (A.Comte) Bu iki görüş bilgi felsefesinin hangi temel sorusuna yanıt niteliği taşımaktadır? A) Mutlak, genel-geçer bilgiler var mıdır? B) Doğru bilginin ölçütü nedir? C) Bilimsel bilginin değeri nedir? D) İnsan bilgisinin sınırları nelerdir? E) Bilginin kaynağı nedir? 7. Felsefe tarihi boyunca doğru bilginin ne olduğu konusunda çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bazı filozoflar doğru bilginin akla dayalı olduğunu söylemiştir, bazıları da onu deneye dayandırmıştır. Ancak doğruluğun ne olduğu konusunda bu şekilde farklı görüşlerin bulunması bizi doğru bilginin olmadığı, her türlü bilginin göreceli olduğu sonucuna götürmemelidir. Bu parçadaki görüşler, aşağıdaki sorulardan hangisine bir cevap niteliğindedir? A) İnsan bilgisinin amacı nedir? B) Doğru bilginin ölçütü nedir? C) Bilginin pratik değeri nedir? D) Bilginin oluşum aşamaları nelerdir? E) Kuşku, bilgiye ulaşmada bir yöntem midir? 8. Kendi içinde tutarlı olmak bir bilgiyi doğru kılar mı? Kendi içinde öyle tutarlı düşünce sistemleri vardır ki, doğru değildirler. Örneğin, bir masaldaki tüm bilgiler birbiriyle çelişmeyebilir. Ancak her masalda olduğu gibi, bu masalda da gerçek üstü olaylar bulunur. Böyle bir masaldaki bilgiler kendi içinde uyumludur ama gerçeklikle örtüşmez. Bu durumda biz masaldaki bilgilere doğru diyemeyiz. Dolayısıyla gerçek olmak ve mantık ilkelerine uygun olmak farklı durumlardır. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Tutarlı olan her bilginin gerçekliği olmayabilir. B) Gerçeklik ve tutarlılık birbiriyle aynı şeydir. C) Gerçeklik, bilinçten bağımsız olarak var olamaz. D) Gerçeklik, zihindeki tasarımların tutarlı olmasıdır. E) Kendi içinde tutarlı olan bilgiler gerçektir. Körfez Yayınları 9. Antikçağ da Sofistler, genel olarak neyin doğru, neyin yanlış olduğunun siteden siteye ve kuşaktan kuşağa değiştiğini söylüyorlardı. Yani, sofistlere göre doğru ve yanlış değişen bir şeydi. Sokrates ise bunu kabul etmiyordu. O, neyin doğru neyin yanlış olduğunu gösteren, tümüyle mutlak ve zamandan bağımsız kurallar olduğuna inanıyordu. Buna göre, Sokrates ve Sofistler bilgi felsefesiyle ilgili aşağıdaki sorulardan hangisi üzerinde tartışmışlardır? A) Bilginin faydası onun doğruluğu için yeterli midir? B) Bilgilerimiz hangi araçlarla ve nasıl kazanılır? C) Mutlak, genel-geçer bir doğru var mıdır? D) Deneyimlerin insan yaşamındaki faydası nedir? E) Bilgilerin bir sınırı var mıdır? 10. Doğrulama bir önermeyi, deney ve gözlem gibi yöntemlerle kanıtlamaktır. Bu işlem genellikle olgusal olarak kanıtlanabilen alanlarda yapılır. Temellendirme ise, bir düşüncenin veya yargının doğruluğunu gösterme, bu doğruluğun dayanaklarını ve gerekçelerini akıl ve mantık ilkeleri çerçevesinde açıklamaktır. Buna göre, aşağıdaki ifadelerin hangisinde temellendirmeye gerek duyulur? A) Gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfus fazladır. B) Tüm cisimler uzayda bir yer kaplar. C) Hayvanlar içgüdüleriyle hareket ederler. D) Toplum, bireyin ahlaki eylemlerini kontrol etmelidir. E) Boşlukta bırakılan cisimler yere düşer. 11. Günlük yaşamda doğru diye kabul ettiğimiz şeyler, daha yakından bakıldığında öylesine göze çarpan çelişkilerle doludur ki, gerçekte inanmamız gereken şeyin ne olduğunu yoğun bir düşünme süreci sonunda öğrenebiliriz. Kesin bilgiyi ararken elimizdeki deneylerle işe başlamamız doğaldır ve kuşkusuz bir anlamda bilginin onlardan türemesi gerekir. Fakat deneyimlerimizin bize verdiği bilginin ne olduğunu belirten yargıların yanlış olması çok olasıdır. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Herkes için geçerli olan bilgiler vardır. B) Duyu verilerine dayanmayan bilgiler doğru değildir. C) Gündelik yaşamdaki bilgiler kesin bir nitelik taşımaz. D) Mutlak ve doğru bilgi iç çelişkilerden uzak değildir. E) Kesin doğruya ulaşmak için duyulardan hareket edilmelidir. Test 03 CA 1.C 2.B 3.D 4.E 5.C 6.B 7.A 8.D 9.E 10.A 11.B 12.B

9 FELSEFE Bilgi Felsefesi: Bilginin İmkanı-I YGS / LYS TS / TM / YGS Birçok kuşkucu düşünür, günlük deneyimlerimizden ve yaşantılarımızdan hareket ederek, mutlak bilginin şüpheli olduğunu ileri sürmüştür. Bunun nedeni olarak, günlük bilgilerimizin duyu verilerinin üzerinde temellendirilmesini göstermişlerdir. Çünkü duyu verileri, bizi sık sık yanıltmaktadır. Duyular sık sık hataya düşmemize neden olduğu için Sofistler, kesin ve doğru bilgiye hiçbir zaman ulaşılamayacağını savunmuşlardır. Bu parçaya göre kuşkucu düşünürlerin, doğru bilginin olanaksızlığını savunmalarının temel nedeni aşağıdakilerden A) Günlük yaşantılarımızın yetersizliği B) Sahip olduğumuz bilgilerin olgulardan kaynaklanması C) Var olan bilgilerin eleştirilmesinin gerekliliği D) Doğru bilginin sınırlarının bilinememesi E) Duyulara karşı yaşanan güvensizlik 2. Kant a göre Her türlü bilgi deneyle başlar, ama deneyle son bulmaz. Doğru bilgiye ulaşmak için bilginin ögelerinin ortaya konması; özneden gelen ögeler ile nesneden gelen ögelerin belirlenmesi gerekir. Kant için sorun şudur; Bilme sürecinde aklın ve deneyin katkısı nedir? Bunu ortaya koyabilmek için aklı mahkemeye çıkarır. Amacı aklın sınırlarını, neleri bilip, neleri bilemeyeceğini belirlemektir. Kant ın bu görüşü aşağıdaki felsefe yaklaşımlardan hangisine aittir? A) Empirizm B) Rasyonalizm C) Sensualizm D) Kritisizm E) Nihilizm 4. Aristoteles e göre, idealar duyusal olarak algılanamazsa, sadece boş bir kalıp olarak kalır. Duyular olmaksızın hiçbir şey öğrenilemez. Çünkü duyular yardımıyla edinilen izlenimler ve gözlemler ruhun düşünmesi için gerekli olan hammaddeyi sağlar. Bu hammaddeyi işleyen ve ona biçim veren ise akıldır. Bu yetinin çalışması ve bilgiyi üretmesi duyusal algılara bağlıdır. Duyuların yansıttığı karışık algılara düzen vermek ise aklın görevidir. Parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Bilginin elde edilmesinde duyular ve akıl birbirini tamamlayıcı işlev görürler. B) İnsanlar tüm bilgileri deneyimler yoluyla elde ederler. C) İnsan, tüm yaşamı boyuncu kullanacağı bilgilere doğuştan sahiptir. D) Bilgi, insanın kalbine Tanrı tarafından doğal bir ışık olarak atılır. E) Bilginin elde edilmesi işlemi duyularla başlar ve duyularla son bulur. 5. Protagoras a göre, Her şeyin ölçüsü insandır. Herkes için geçerli bir bilgi yoktur. Rüzgar üşüyen için soğuk, üşümeyen için soğuk değildir. Protagoras ın bu görüşü hangi felsefi akımla ilgilidir? A) Entüisyonizm B) Rasyonalizm C) Sensualizm D) Relativizm E) Pozitivizm 3. J. Dewey e göre, bilginin sınırlarını bilginin işlevi ve sonuçları belirler. Doğru bilgi işe yaradığı ölçüde aranan ve istenen bir etkinliktir. Bu bilgi bilen ve bilinen ayrımı üzerinde açıklanmamalıdır. Çünkü bilme, nesneden ve dünyadan ayrı bir durum değil, dünyanın bir parçası olarak doğal bir etkinliktir. Bilgilerimizin doğruluğu, problem çözmedeki yararıyla ölçülmelidir. Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Bir bilginin doğruluğu, varlığını bize apaçık hissettirmesine bağlıdır. B) Metafizik olarak algılanan bilgilerin doğruluğu kanıtlanamaz. C) Deneysel olarak denetlenebilen ve somut niteliklere sahip olan bilgiler doğrudur. D) Aklın temel ilkeleriyle çelişmeyen bilgiler doğrudur. E) Bilginin doğruluğunun ölçütü sorunları çözebilmesidir. 6. Comte a göre, insan için gerekli olan şey, yalnızca olguları gözleyerek tasvir etmektir. Ona göre, olaylar doğaüstü güçlerin eseri değildir. Bu nedenle A.Comte, varlıkların insan tarafından gözlenemeyen özlerini, gizli nedenlerini bulma çabasından vazgeçer. Bunun yerine o, yalnızca olguları araştırmak ve varlıklar arasındaki sabit ilişkileri gözlemleyerek ortaya çıkarmak gerektiğini öne sürer. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Comte un ulaşmak istediği amaç olabilir? A) Bilimselliğe dayalı olan bir toplum düzeni oluşturmak B) Düşünce ile herkes için geçerli pozitif bilgilere ulaşmak C) Olgular arası değişmez ilişkileri ve doğa yasalarını bulmak D) Metafizik anlayışın içine düştüğü çıkmazı gidermek E) Evrenin var oluşuna yönelik anlayışları temellendirmek

10 Bilgi Felsefesi: Bilginin İmkanı-I Bir bilgi pratikte işe yaradığı ölçüde bir doğruluk değeri taşır. Örneğin, kanser hastalığı için bulunacak bir ilacın denenmesiyle ortaya çıkacak olumlu sonuç, onun doğru ilaç olduğunu gösterir. Bilimsel bulguların pratik alandaki yararları, onların doğru olduğunu göstermektedir. Sorunlarımızı gideren, yarar sağlayan ve bir işleve sahip olan her şey doğrudur. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) İnsanlar hiçbir çağda bilgi konusunda tam bir uzlaşım sergileyememişlerdir. B) Bir bilginin doğru olması, o bilgiyi elde eden için apaçık olmasına bağlıdır. C) İnsanların karşılaştıkları problemlere çözüm sunan bilgiler doğrudur. D) Doğruluğun ölçütü deneyimler olsa da, gelecekteki deneyimler buna dahil değildir. E) Bir kişinin bilgisinin doğruluğu, o kişinin zihinsel gücüne bağlıdır. 8. Descartes, yalnızca kendi aklının doğal ışığıyla bulduğu doğruları, diğer tüm bilgiler için bir temel olarak kullanarak felsefeye yeni bir yön vermiştir. Ona göre, matematiksel doğrular göstermiştir ki, insan zihni bir takım doğruları açık ve seçik olarak kavrayabilmektedir. Yine insan zihni, bildiği bazı doğrulardan hareket ederek bilmediği başka doğruları üretebilmektedir. Descartes ın bu görüşü aşağıdaki felsefi akımlardan hangisiyle ilgilidir? A) Empirizm B) Rasyonalizm C) Sensualizm D) Kritisizm E) Nihilizm Körfez Yayınları 10. Farklı toplulukların kendilerine göre belirledikleri bir takım doğrular vardır. Toplumların olayları algılama biçimleri ve dünya görüşleri onları bu farklılığa itmektedir. Pascal ın da belirttiği gibi, Pirene Dağları nın öte yanında doğru olan bir şey bu yanında yanlış olabilmektedir. Parçaya göre bilginin doğruluğu ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Kendi içinde tutarlı olma özelliği gösterir. B) Göreceli bir yapıya sahiptir. C) Her toplumda aynı özellikleri taşır. D) Varlık hakkındaki genel açıklamalardan oluşur. E) Akla dayalı olarak ortaya çıkar. 11. Felsefe tarihinde bazı şüpheci filozoflar nesnel bilginin olanaklı olmadığını ileri sürüyor ve var olanlar karşısında yargılarını askıya alma yı, diğer bir deyişle herhangi bir karar vermekten kaçınmayı tercih ediyorlardı. Bunu yaparak mutluluğa ulaşabileceklerini savunuyorlardı. Çünkü onlara göre, herhangi bir görüş ileri sürmemek, bütün zihinsel kargaşa ve sıkıntılardan kurtulmayı ve dolayısıyla özgürlüğe ulaşmayı sağlıyordu. Parçada verilen bu görüşler, hangi felsefi akımla ilgilidir? A) Entüisyonizm B) Septisizm C) Sensualizm D) Relativizm E) Pozitivizm 9. Her insan duyu bakımından farklı yaratılmıştır. Algılar, insanın içinde bulunduğu duruma göre değişir. Aynı uyarıcılar farklı insanlarda farklı etkiler yapar. Yukarıdaki yargıları savunan filozofların, bilgi alanında aşağıdaki düşüncelerden hangisini ileri sürdükleri söylenebilir? A) Varlıklara ait bilgiler akılla elde edilir. B) Akıl ve duyular mutlak bilginin oluşmasını sağlar. C) Olgulara dayanan bilgiler doğruluk değeri taşır. D) Sahip olduğumuz tüm bilgiler doğuştandır. E) Bilgiler mutlak, genel - geçer değildir. 12. Wittengeistein a göre; felsefe bize dış dünya hakkında bilgi vermemeli, düşüncelerin ifadesini sağlayan dilin analizini yapmalıdır. Bu analiz içinde modern mantık kullanılmalıdır. Çünkü, dil ile gerçeklik aynı yapıya sahiptir. Dilin analizi gerçekliğin de analizi demektir. Dil ile ifade edilemeyen şeyler, saçma ve anlamsızdır. Dilin sınırları, düşüncenin ve bilginin de sınırlarıdır. Wittengeistein ın bu düşüncesi, aşağıdaki felsefi akımlardan hangisiyle açıklanabilir? A) Empirizm B) Rasyonalizm C) Entüisyonizm D) Pragmatizm E) Analitik felsefe Test 04 CA 1.C 2.A 3.D 4.C 5.D 6.E 7.B 8.A 9.C 10.D 11.C

11 FELSEFE Bilgi Felsefesi: Bilginin İmkanı-II YGS / LYS TS / TM / YGS Platon a göre, bilgi ne duyumla başlar, ne de duyuma ihtiyaç duyar. Duyumun karıştığı bir bilgi, bilgi değildir. Bilginin kaynağı yalnızca akıldır. Çünkü sadece akıl bilimsel bilginin ve felsefe bilgisinin standartlarına ulaşabilir. Duyum ise, akla yardımcı olmak şöyle dursun, ona bir engeldir. Çünkü duyum, algılanan hiçbir şeyin gerçeğini yansıtmaz. Platon un bu görüşlerine dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz? A) Duyular doğru bilgi elde etmede güvenilir bir kaynak değildir. B) Bilginin doğruluğunu araştırmada, duyular bize kesin bilgiler vermez. C) Doğru bilgilere sadece akıl aracılığıyla ulaşılabilir. D) Duyumların verdiği bilgiler, akıl yardımıyla değerlendirilmelidir. E) Doğru bilgilere, aklın düşünme gücüyle ulaşmak en güvenilir yoldur. 2. Locke a göre, bütün bilgilerimiz duyulardan ve deneyimlerden gelir. En basitinden en karmaşığına kadar bilincimizdeki bütün bilgiler bu şekildedir. İnsan zihni, üzerinde yazılı hiçbir şeyin bulunmadığı beyaz bir kağıt gibidir. Her şey deneyimlerden türer. Böylece zihinde birtakım fikirler ortaya çıkar. Zihin başlangıçta bomboştur ve dış dünyayı yansıtan bir ayna gibidir. Duyular aracılığıyla edindiğimiz izlenimleri alır ve bilgiye dönüştürür. Buna göre Locke, bilgi konusunda aşağıdaki yargılardan hangisini savunmaktadır? A) Tüm bilgiler zihinde doğuştan yer alır. B) Zihinde bulunan her türlü bilgi sonradan elde edilmiştir. C) İnsanın duyu ve deneyimlerle elde ettiği bilgiler mutlak değildir. D) İnsan zihni, bilgi edinmede duyu ve deneyimlere bağımlı değildir. E) Duyu ve deneyimler bilginin sınırlarını genişletmiştir. 3. Şüphecilik anlayışı gerçekliğin hiçbir zaman bilinemeyeceği, bilinenlerin ise olasılık değeri taşımanın ötesine geçemeyeceği görüşüne dayanıyordu. Buna göre, bir önermenin kesinlikle doğru ya da kesinlikle yanlış olduğunu değil, bize öyle göründüğünü ileri sürmemiz gerekir. Örneğin Timon a göre, Bir şeyin tatlı veya acı, sıcak ya da soğuk olduğunu söyleyemeyiz. Yalnızca bize öyle göründüğünü söyleyebiliriz. Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Mutlak bilgiye deneyimlerle ulaşılabilir. B) Doğru bilgi tümevarım yöntemiyle elde edilebilir. C) Varlıklar hakkında kesin yargılara ulaşmak imkansızdır. D) Duyuların bize verdiği bilgi, mutlak doğruluk değeri taşır. E) Olasılık değeri taşıyan bilgiler doğru olabilir. 4. Sokrates, okuma yazma bilmeyen genç bir köleye sorular sorarak geometri problemini çözdürmüştür. Problemin geometriden seçilmesi rastlantı değildir. Çünkü böyle bir problemin çözümünde duyular yardımcı olamaz. Köle, böyle bir problemi çözmek için akıldan başka bir araç kullanamaz. Buna göre, Sokrates aşağıdakilerden hangisini kanıtlamak istemiştir? A) Doğruya ulaşmada aklın yetersiz olduğunu B) Bütün bilgilerin doğuştan akılda var olduğunu C) Duyuların geometri çözümüne yardımcı olduğunu D) Soru sormanın etkili bir öğrenme yöntemi olduğunu E) Duyuların bilgisinden şüphe edilmemesi gerektiğini 5. William James e göre, insan bir sorunu çözmek ya da bir gereksinimini gidermek zorunda kalmasaydı bilgi edinmesine de gerek kalmazdı. Örneğin, avlana bilmek için yeterli doğal donanıma sahip olarak doğmuş olsaydı av araçları, tuzaklar, ağlar geliştirmezdi. Nil deki taşkın tarla sınırlarını silmeseydi ve siteler arası savaşlara neden olmasaydı, geometri biliminin doğmasına ve kullanılmasına gerek kalmayacaktı. Aynı şekilde tarımsal üretim güneşe ve mevsimlere bağlı olmasaydı insan hiç bir zaman takvim geliştirmeyecekti. W. James in bu görüşü hangi felsefi akımla ilgilidir? A) Pragmatizm B) Rasyonalizm C) Empirizm D) Kritisizm E) Nihilizm

12 Bilgi Felsefesi: Bilginin İmkanı-II Comte a göre, sadece olguları bilebiliriz. Ancak olgular konusundaki bilgilerimiz de mutlak değil, görecelidir. Bir olayın özünün ya da gerçek nedeninin ne olduğunu arayıp sormanın bir anlamı yoktur. Biz ancak, olayların art arda gelişini ve benzerlik bakımından bir olayın öteki olaylarla olan ilişkilerinin ne olduğunu sorabiliriz. Bilimsel bilginin anlamı da olguların yasalarını öğrenmek, bunlar yardımıyla diğer olguları önceden bildirmektir. Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisiyle çelişir? A) Olgularla ilgili bilgiler mutlak bir nitelikten yoksundur. B) Olaylar arası sebep sonuç ilişkileri incelenebilir. C) Metafiziksel konularla uğraşılmaması gerekir. D) Yasalardan hareketle olgular önceden tahmin edilebilir. E) İdeal olan konular ancak deney ve gözlemle çözümlenebilir. 7. Gazali felsefi bilgiye şüpheyle bakar. Çünkü felsefe duyuları ya da aklı temele almaktadır. Oysa duyular da, akıl da yanıltıcıdır. Onlara dayanarak mutlak doğruya ulaşmak olanaksızdır. Mutlak doğruyu apaçık bir biçimde kavramanın yolu gönülden geçer. Duyuların ve aklın bize veremeyeceği bu bilgiye ancak gönül gözüyle ulaşılabilir. Gazali nin bu görüşleri, hangi felsefi akımla ilgilidir? A) Sensualizm B) Rasyonalizm C) Entüisyonizm D) Pragmatizm E) Pozitivizm 8. Bilginin kaynağının sezgi olduğunu söyleyen filozoflara göre, aklımız, deneyimlere ve duyumlara bağlı kalarak bilgi verdiği için hakikate ulaşamayız. Hakikatin bilgisine sadece sezgilerle ulaşabiliriz. Ayrıca akıl ve deneyin bilgileri dil ile ifade edildiklerinden yetersizdir. Bunun için kavramlara ihtiyaç duymayan anlık bir bakış veya kavrayış gereklidir. Parçada aşağıdaki görüşlerden hangisine yer verilmiştir? A) Deney ve duyuların bilgisi akılla çelişmektedir. B) İnsan ancak deneyim yaşadığı olayların bilgisine sahiptir. C) Doğuştan insan zihninde bulunan hiçbir bilgi yoktur. D) Gerçek, akıl ve deneyimlerle değil, içgörü ile aracısız kavranabilir. E) İnsanlar için mutlak, genel ve geçer doğrular yoktur. Körfez Yayınları 9. Öz, bir nesneyi kendisi yapan özelliktir veya anlamdır. Fakat Husserl e göre, bir nesnenin özünün kavranması kolay bir şey değildir. Nesnelerin özüne ulaşabilmek için onun özüne ait olmayan tüm rastlantısal özelliklerin ve ilgisiz görüşlerin bir kenara atılması gerekir. Başka bir deyişle Husserl için önemli olan bilincin kendisi ve bilincin aracısız bir şekilde tecrübe ettiği özlerdir. Bunları ise yalnızca bilinç ortaya çıkarabilir. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Öz uygulamada bir işe yararsa kavranabilir. B) Nesnenin kavranmasında öz, algıdan sonra gelmektedir. C) Bilincin ortaya koyduğu öz deneyimlerle ortaya çıkar. D) Nesnenin öze dönüşmesi rastlantılara ve tecrübeye dayalıdır. E) Özün bilinebilmesi için bilincin her türlü önyargıdan kurtulması gerekir. 10. Pyrrhon a göre, genel ve geçerli bilgiye ulaşmak mümkün değildir. Çünkü biz varlıkların gerçek yapısını hiçbir zaman bilemeyiz. Bildiğimiz şeyler duyumların bize verdikleridir. Duyumlar ise öznel olup, kişiden kişiye değişebilir. Öznel bilginin ötesindeki nesnel bilgi kişiye kapalıdır. Bu nedenle insan bilme arzusundan vazgeçmeli ve hiçbir şey hakkında yargıda bulunmamalıdır. Pyrrhon un bu görüşü, hangi felsefi sistemle ilgilidir? A) Empirizm B) Rasyonalizm C) Sensualizm D) Septisizm E) Pozitivizm 11. Pozitivizm, olguları ve bu olgular üzerine kurulmuş bilimi kendine temel yaparak, metafizik düşüncenin terk edilmesi gerektiğini ileri süren bir yaklaşımdır. Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Olgusal olarak doğrulanamayan bilgilerin kesinliği de yoktur. B) Deneysel olarak ele alınamayan konular bilimsel olarak incelenmelidir. C) Bilimsel konulara felsefi bir bakış açısıyla yaklaşılmalıdır. D) Bilginin doğruluğu göreceli olduğu için felsefe bilimsel konulara yönelmemelidir. E) Varlığın temel ilkelerini inceleyen metafizik alanında bilimsel çalışmalara yönelmek gerekir. Test 05 CA 1.E 2.D 3.E 4.A 5.D 6.C 7.C 8.B 9.E 10.B 11.B 12.E

13 FELSEFE Varlık Felsefesi-I YGS / LYS TS / TM / YGS Varlık denilince aklımıza sadece somut olan şeyler gelir. Felsefe ise, varlığın sadece görünen tarafını değil, düşünsel tarafını da ele almaktadır. Örneğin, göremediğimiz aklımızın varlığını kabul ettiğimiz gibi, düşünceye ait olan metafizik şeylerin de var olabileceğini kabul etmemiz doğru bir yaklaşımdır. Bu parçadaki bilgiler aşağıdaki yargılardan hangisini destekler niteliktedir? A) Felsefenin varlığı ele alış tarzı çelişkiler taşımaktadır. B) Eleştirellik felsefenin, varlığı açıklamasını zorlaştırır. C) Felsefe, varlığı diğer varlıklarla ilişkisi içinde ele alır. D) Bilimlerin varlıkla ilgili görüşleri felsefeye yardımcı olur. E) Felsefe somut ve soyut tüm varlıkları ele alır. 2. Metafizik, var olanı bize göründüğü gibi ele almaz; var olanın bize görünüşünün ardında bir asıl varlık olduğunu düşünür. Bu asıl varlığı kendisinde varlık diye adlandırır. Bilen özneden bağımsız olarak, kendi başına var olan, deneyin ötesinde bulunan bu asıl varlığa yönelir. Bu varlığı kanıtlamaya çalışır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi metafiziğin sorduğu sorular arasında gösterilemez? A) Davranışların çevreyle ilgisi var mıdır? B) Varlık bir midir, çok mudur? C) İyi ve kötü nedir? D) Hak ve adaletin kaynağı nedir? E) Ortak estetik yargılar olabilir mi? 4. Taoizm e göre, dış nesnel dünyada gerçekliği olan bir varlık veya herhangi bir nesne yoktur. Çünkü dış nesnel dünyada her şey çelişkiler ve karşıtlıklar içindedir. Dış dünyada gördüğümüz ya da vardır dediğimiz her şey gerçekte var olmayan, aldatıcı görünüşlerdir. Bu görüşler, aşağıdaki felsefi akımlardan hangisiyle ilgilidir? A) Materyalizm B) Rasyonalizm C) Realizm D) İdealizm E) Nihilizm 5. Realizm, ontolojik olarak varlığı olduğu gibi kabul eder. İdealizmin tersine, insan bilincinden ve düşüncesinden bağımsız olarak varlığın var olduğunu iddia eder. Gerçeğin idealardan önce geldiğini söyler. Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisi realizme ters düşer? A) Zihnin düşünceleri geri planda bırakılmalıdır. B) Dış dünya aracısız olarak bilinebilir. C) Dış dünyanın fotoğraf gibi belirtilmesi gerekir. D) Gerçek varlıklar düşünsel varlıklardır. E) Varlık doğrudan doğruya duyularla algılanır. 3. Nihilizm (Hiççilik), Varlık var mıdır? sorusunu olumsuz karşılar; Varlık yoktur. diye cevap verir. Bunun nedeni, varlığın var olup olmadığını bilmenin olanaksız olmasıdır. Realizm (Gerçekçilik), Varlık var mıdır? sorusuna olumlu cevap verir; onu Varlık vardır. şeklinde karşılar. Buna göre, insan varlığı ya doğrudan duyular aracılığı ile algılar, kavrar ya da zihnin olanakları aracılığıyla onun varlığını bilir. Bu görüşler aşağıdaki konulardan hangisiyle ilgilidir? A) Varlığın nasıl oluştuğu B) Varlığın yapısının ne olduğu C) Varlığın var olup olmadığı D) İlk varlığın ne olduğu E) Varlık türlerinin ne olduğu 6. Bilim, nesneler dünyasını araştırır. Bilincimizin objesi olan bu nesnelerin var olduğunu kabul eder. Bu nesneler, günlük algılarımızın yöneldiği objelerden, matematik ve mantığın ideal obje dünyalarına kadar uzanan geniş bir alan içinde kendilerini gösterir. Buna göre, her bilim kendi alanı içerisine giren varlık türünü araştırma konusu yapar. Buradan hareketle bilimin, varlığı bir problem olarak ele almadığı sonucuna ulaşılabilir. Buna göre, bilimin, varlığı bir sorun olarak ele almamasının nedeni aşağıdakilerden A) Zaman içinde birikimli olarak ilerlemesi B) Varlığı bir önşart olarak var kabul etmesi C) Sistemli ve tutarlı bir bilgi olması D) Belirli bir yöntemi benimsemiş olması E) İnsanlığın gelişim sürecinde ortaya çıkması

14 Varlık Felsefesi-I Bir varlık filozofu bilimlerin varlık hakkında elde ettiği sonuçlara kayıtsız kalamaz. Örneğin, bir varlık filozofu materyalist ise varlığın temelde maddi olduğunu veya her şeyin son aşamada uzayda yer kaplayan fiziksel nesnelere indirgenebileceğini ileri sürer. Bu nedenle maddenin özellikleri konusunda bilimin verilerini dikkate alır. Demokritos, varlığın bölünemeyen atomlardan oluştuğunu ileri sürüyordu. Ancak zamanımızdaki bir filozof atomla ilgili olarak fiziğin sağladığı sonuçlardan habersiz olamaz. Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Varlık filozofları, görüşlerini ortaya koyarken bilimlerin sonuçlarını da dikkate almalıdır. B) Bir varlık filozofu, bilimsel sonuçlardan bağımsız görüşler üretmelidir. C) Bilimlerin ortaya koyduğu sonuçlar dikkate alınmadan da felsefi görüş üretilebilir. D) Varlık filozoflarının görüşleri, birbiriyle tutarlı olmak zorundadır. E) Günümüzde varlık hakkında sadece bilimler görüş ileri sürmektedir. 8. Varlık, yalnızca düşüncede var olan değil, aynı zamanda gerçek dünyada da var olandır. Filozoflar varlığı ele alırken, böyle bir varlığın gerçekten var olup olmadığını incelerler. Çünkü düşüncede var olmak, zorunlu olarak dış dünyada var olmayı içermemektedir. Ancak buna karşılık nesnel dünyadaki her varlık aynı zamanda düşünsel olarak vardır. Buna göre, filozofların varlık hakkında aşağıdaki görüşlerin hangisini savundukları söylenebilir? A) Var olan her şey hem zihinde, hem de nesnel dünyada bulunmak zorundadır. B) Akıl, varlığın gerçek yapısını kavrayacak yetiye sahip değildir. C) Varlık, düşünceden bağımsız olarak var olan her şeyi kapsar. D) Düşüncede var olmakla, olgusal dünyada var olmak aynı şey olmayabilir. E) Düşünce varlıktan, varlık da düşünceden bağımsız olmalıdır. Körfez Yayınları 9. Acıklı bir son ve Dünyanın hüznü buydu. Gökyüzü ve yeryüzü arasında sınırsız nesne vardır. Nesnelerin akışıyla zaman oluşuyor, her şey gibi zaman da akıp gidiyordu. Dr. Mavi nin ruhunu hüzün kaplamıştı. Nesnelerin durmadan değişmesi her zaman ona şaşırtıcı gelirdi. Elma ağacındaki elma, renkten renge dönüyordu. İnsan, zamanın akışına karşı hiçbir şey yapamıyor, sadece şaşkın bakışlarla bu akışı seyrediyodu. Parçada, varlığın meydana gelişi aşağıdaki kavramlardan hangisine dayandırılmıştır? A) İdea B) Oluş C) Töz D) Madde E) Ruh 10. Gerçek varlık, gerçekliğini nesnelerden, olaylardan, kişilerden alan şeydir. Uzayda bir yer tutar; zaman içinde değişir ya da yok olur. Örneğin, erik ağacı kışın yapraklarını döker, baharda yeniden yaprak açar, zamanı gelince de kuruyup yok olur. Düşünsel varlık ise, duyularla algılanamayan, uzay ve zaman dışı olan ve gerçekliği bulunmayan şeydir. Nitekim 7 rakamının ya da sayısının elle tutulur, gözle görülür bir gerçekliği yoktur. Bu parçaya göre, gerçek varlığı düşünsel varlıktan ayıran temel özellik aşağıdakilerden A) Metafizik alana ait olması B) Belli bir bilim dalının incelemesi C) Nesnel bir yapıya sahip olması D) Duyusal alanın sınırlarını aşması E) Değişmeyen nitelikler taşıması 11. Filozoflar çağlar boyunca metafizik sözcüğüne farklı anlamlar verdiler. Kimi zaman metafizikten yana oldular ya da onu eleştirdiler. Aslında metafizik, felsefenin belirli bir bölümüdür. Metafizikte, Varlık nedir? Bir dış dünya var mıdır? Beden ve ruh arasındaki ilişkiler nelerdir? Tanrı var mıdır? gibi sorulara yanıt aranır. Ayrıca bilginin nereden geldiğini, neleri bilebileceğimizi de araştırır. Buna göre, metafizikle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır? A) Somut olarak ispatlanamayan konuları ele alır. B) Soruları felsefi bir içerik taşımaktadır. C) Çözüm bulunamamış problemlerle ilgilenir. D) Bilimin araştırdıklarından daha farklı konuları ele alır. E) Nesnel olarak kabul edilen yanıtlar sunar. Test 06 CA 1.D 2.B 3.C 4.B 5.A 6.E 7.C 8.D 9.E 10.D 11.A

15 FELSEFE Varlık Felsefesi-II YGS / LYS TS / TM / YGS Herakleitos, Güneş in Dünya çevresinde döndüğü görüşünü reddeder. Ona göre, Güneş kendisini hergün yeniden yaratmaktadır; akşam sönen bu ateş, sabah yeniden yakılır. Ancak sürekli değişme ve devinim içinde olan bu evrende sabit kalan bir yön de vardır. Bu sabit kalan yön, bütün oluşumları yöneten Logos tan oluşur. Evrene egemen olan da bu yasadır. Herakleitos in bu parçadaki görüşleri aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemektedir? A) Varlıkların ilk ana unsuru ve maddesi atomlardır. B) Varlıkları duyusal alanın dışındaki bir öge oluşturur. C) Varlıktaki değişim süreklidir ve belli yasalara göre gerçekleşmektedir. D) Varlıklar iki unsurun bir araya gelmesiyle oluşur. E) Varlıklar zorunlu varlıktan taşma sonucunda oluşmuşlardır. 2. Whitehead, varlıkta sürekli bir değişme ve oluş sürecinin olduğunu savunur. Bu anlayış, varlığın statik bir açıdan ele alınamayacağını belirtir. Whitehead, canlı bir oluştan ibaret gördüğü doğada, birbirini tamamlayan iki zıt gücün var olduğunu belirtir. Bunlardan biri yaratıcılık, diğeri ise sürekliliktir. Whitehead bu görüşüyle aşağıdaki genellemelerden hangisini vurgulamıştır? A) Doğada var olmak için bir varlığa gereksinim yoktur. B) Doğanın değiştirilmesinde insanın etkisi büyüktür. C) Varlığı anlamak için doğaya yönelmek gerekir. D) Doğadaki değişme basitten karmaşığa doğru olur. E) Doğada dinamik bir oluşum vardır. 4. Aristoteles, varlık felsefesiyle ilgili olarak algılarımızı oluşturan nesnelerin, algılarımızdan bağımsız olmaları gerektiğini söyler. Çünkü ona göre varlık, algılarımızdan oluşmuş değildir. Tam tersine nesneler var olduğu için algılarımız oluşmaktadır. O halde algılarımızın konusu olan ve algılarımızdan bağımsız olan nesnel bir evren vardır. Aristoteles in varlık hakkında bu şekilde özetlenebilecek görüşüne realizm denir. Buna göre, realizmin temel savı aşağıdakilerden A) İnsan, varlıkların gerçekliğinden şüphe edebilir. B) Varlıklar, insan düşüncesinden bağımsız olarak vardır. C) Algılarımız sadece soyut olan bir gerçeklikle ilgilidir. D) İnsan bilincinden bağımsız bir varlık düşünülemez. E) İnsan düşündüğü sürece varlığa gerçeklik kazandırır. 5. Ben olmayınca bu güller, bu selviler yok. Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok. Ben düşündükçe var dünya, Ben yoksam o da yok. Verilen şiir varlıkla ilgili hangi görüşle ilgilidir? A) Taoizm B) İdealizm C) Realizm D) Materyalizm E) Nihilizm 3. Platon a göre, duyularla algılanan varlıkların asılları idealardır. İdealar, gerçek varlıklardır. Görünen varlıklar ise onların gölgeleridir. Algıladığımız şeylerin kendi başlarına varlıkları yoktur; onlar asılları sayesinde vardır. İdealar mükemmel, öncesiz sonrasız varlıklardır, değişmezler; onlar tektir. Görünüşler alemindeki çokluk ve değişme de idealardan gelir. Platon un bu görüşüne dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir? A) Nesneler, idealar aleminden aldıkları pay ölçüsünde gerçektirler. B) İnsan hiçbir zaman gerçek varlığa ulaşamaz. C) Gerçeklik, sürekli bir oluşum ve değişim halindedir. D) Varlık düşüncesi, tek tek nesnelerin algısından oluşur. E) Varlık, dış dünyada gerçeklik olarak vardır. 6. Berkeley e göre, nesnelerin bilincimiz dışında bağımsız gerçekliklerinin olduğunu kabullenmek bir çelişkidir. Çünkü böylesi bir düşünüş, objelerin dünyasını düşünmeden, hayal etmeden var olduğunu kabul etmek demektir. Aslında, objelerin var olduklarını ne denli düşünürsek düşünelim, incelediklerimiz, kendi düşüncelerimizdir. Gerçek olan ise sadece algılarımızdır. Sadece algılarımız, varlığın var olduğunu bize göstermektedir. Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisi Berkeley in görüşleriyle çelişir? A) Yaşadığımız nesnel dünya düşüncelerimizle biçimlenir. B) Doğru kabul edebileceğimiz tek gerçeklik bilincin gerçekleridir. C) Nesnelerin bilincine varmadan gerçeklikleri bilinemez. D) Asıl gerçeklik nesnel dünyada bulunan gerçekliktir. E) Nesnelerin varlığı bizim algılarımıza bağlı olarak ortaya konabilir.

16 Varlık Felsefesi-II Aristoteles, evreni açıklamaya çalışan Platon a oranla, maddesel olmayan varlıklardan çok, duyularımızla tanıyabildiğimiz somut dünyaya önem vermiştir. Platon un idealarının, maddesel dünyadan apayrı ve uzak gerçekler olduğunu; somut maddesel dünyayı gerektiği gibi açıklayamadıklarını ileri sürer. Ayrıca Aristoteles, somut duyular dünyasını soyutlayarak gereksiz bir idealar dünyasının varlığını kabul etmenin bilgi edinmeyi de güçleştirdiğini savunmuştur. Buna göre, Aristoteles Platon un varlık hakkındaki hangi görüşünü kabul etmemektedir? A) Var olan her şey nesnel gerçeklikten ibarettir. B) Evren, birbirinden farklı iki temel ögeden oluşmuştur. C) Doğada var olan değişim, değişmeyen bir gerçeklikten kaynaklanmaktadır. D) İdealar maddi dünyadan ayrı gereksiz soyutlamalardır. E) İdealar gördüğümüz nesnelerin aslı olan soyut gerçekliklerdir. 8. Demokritos, herhangi bir deneysel doğrulama imkanı olmaksızın bugünkü atom anlayışının ilk şeklini ortaya atmıştır. Ona göre, var olan bir şey sonsuza kadar bölünemez. Çünkü, sonsuza kadar bölünen ve bir sıfır değerine inecek olan parçacıkların ne kadarını biraraya getirirsek getirelim, herhangi bir bütün oluşturamayız. Dolayısıyla bu bölünmenin bir yerde durması gerekir. Kendisinden daha ileri bir bölünmenin mümkün olmadığı bu bölünemeyen parçacıklar, yani atomlar, tüm varlıkların yapısını oluşturmaktadır. Demokritos un bu görüşleri, aşağıdaki felsefi akımlardan hangisiyle ilgilidir? A) İdealizm B) Rasyonalizm C) Realizm D) Materyalizm E) Nihilizm 9. Fenomen, bir şeyin açığa çıkması demektir. Varlık kendisini fenomenlerle gösterir. Fenomenler, bir bakıma işaretlerdir ve belli bir düzen içerisindedir. Bu düzen, varlığın bir ön koşuludur. Sözgelimi boşluğa bırakılan bir taşın düşmesi bir fenomendir. Ama düşme olayının gerisinde yer çekimi determinasyonu(neden-sonuç ilişkisi) yer alır. Bu parçada fenomenin aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır? A) Fenomenler değişen metafiziksel ögelerdir. B) Fenomenler varlığın görünen yüzüdür. C) Fenomenler bilimsel bilgilerin sınırını belirler. D) Fenomenler kendi içinde tutarlıdır. E) Fenomenler doğa olayları ile açıklanmalıdır. Körfez Yayınları 10. Descartes, maddenin niteliklerini açıklamak için bal mumu örneği verir. Ben duyu verilerimle bir bal mumunun rengini, kokusunu, ağırlığını, algılarım ama bu duyu verilerinin tümü değişkendir, benim bilincimde bulunurlar, bal mumunu bal mumu yapan şey bunların hiçbiri değildir. Çünkü bal mumu, ateşe tutttuğum zaman erir ve ilk duyumlarımla elde ettiğim tüm veriler değişir; ama bal mumunun değişmeyen değiştiremediğim bir niteliği vardır. Bu nitelik, bal mumunun kapladığı yerdir. Bunun gibi ruhun niteliği düşünmedir, maddenin niteliği yer kaplamadır. Madde düşünemez, ruh da yer kaplayamaz. Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir? A) Her varlık başka bir varlığın değişimiyle ortaya çıkar. B) Varlığın var olup olmadığını bilmek mümkün değildir. C) Varlık yapıca farklı iki unsurdan meydana gelmiştir. D) Varlık ideaların yansımasıyla ortaya çıkmıştır. E) Varlık maddenin değişimiyle varlığa gelmiştir. 11. Varlık felsefesindeki en önemli problemlerden birisi de varlığın ne olduğu problemidir. Varlık nedir? sorusuna kimi filozoflar Varlık, düşüncenin ürünüdür., kimileri ise Varlık, maddedir. diye cevap verirken; varlığın var olup-olmadığına ilişkin verilen cevaplardan biri ise Varlık, yoktur. görüşüdür. Parçada görüşleri verilen yaklaşımlar aşağıdakilerden hangisinde sırasıyla belirtilmiştir? A) Realizm, Materyalizm, Rasyonalizm B) Realizm, İdealizm, Nihilizm C) Fenomenoloji, Pozitivizm, Septisizm D) İdealizm, Materyalizm, Nihilizm E) İdealizm, Pozitivizm, Realizm 12. Empedokles, varlıkların özünde bir tek ana madde olduğu görüşüne katılmıyordu. Çünkü ona göre, ne su, ne de hava tek başına bir güle ya da kelebeğe dönüşebilir. Bunu bir ressamın resim yapmasıyla karşılaştırabiliriz. Örneğin ressam sadece kırmızı renk kullanırsa, yeşil ağaçlar çizemez. Oysa sarı, kırmızı, mavi ve siyah renkleri kullandığında renkleri farklı oranlarda karıştırabileceği için yüzlerce değişik renk elde edebilir. Bu nedenle Empedokles in, doğanın kökleri olarak toprak, hava, ateş ve suyu seçmesi bir rastlantı değildir. Empedokles in bu parçadaki görüşlerine dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Varlıkların kökeninde birçok temel öge vardır. B) Varlıkların oluşumu tek bir ana maddeyle açıklanabilir. C) Varlıklarların özündeki çokluk karışıklığa neden olur. D) Varlıkları bir tek unsurla açıklamak bilimle uyuşur. E) Varlığın çeşitliliği tek bir ana maddeyle açıklanabilir. Test 07 CA 1.E 2.A 3.C 4.E 5.D 6.B 7.A 8.D 9.B 10.C 11.E

17 FELSEFE Ahlak Felsefesi: Kavram ve Soruları YGS / LYS TS / TM / YGS Ahlâklılık, farklı seçenekler karşısında tercihte bulunabilme olanağına sahip olmayı gerektirir. Eğer insan eylemleriyle ilgili her şey, önceden belirlenmiş olsaydı ahlâklılık söz konusu olamazdı. Ahlâki özne iyi ile kötü, değerli ile değersiz olan karşısında kendi isteklerine dayanarak bir seçim yapamadığında, ahlâki bir eylemden söz edilemez. Çünkü eylemlerine özgürce ve kendi seçimleriyle karar veremeyen bir kimsenin bu eylemlerinin sonuçlarını üstlenebilmesi mümkün değildir. Bu parça ahlak felsefesinin temel sorularından hangisine cevap niteliği taşımaktadır? A) Birey ahlaki eylemde bulunurken özgür müdür? B) Herkes için geçerli evrensel bir ahlak yasası var mıdır? C) Mutlak iyiye ulaşmak mümkün müdür? D) Ahlakın kaynağı nedir? E) Ahlaki eylemin bir amacı var mıdır? 2. Tek başına yaşayan bir insanın ahlâkından söz etmek olanaklı mıdır? Örneğin Robinson Crusoe nu yaptığı davranışların ahlâki olup olmadığını söyleyebilir miyiz? Yanına Cuma isimli kişi gelene kadar, tek başına toplum oluşturamayan Crusoe nun yaptıklarıyla ahlâklı olup olmadığı sorgulanamaz. Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Ahlaki eylem irade ile seçilerek yapılan davranıştır. B) Özgürlük olmazsa ahlaklılıktan söz edilemez. C) Ahlâki durum sosyal ortam için geçerlidir. D) Bilgelik, ahlâklı olmayı ve davranmayı gerektirir. E) Ahlaki tâvır için toplumsal yapıya gerek yoktur. 4. Ahlâki yargılar bireyden bireye değişen yargılardır. İyi ve kötü, doğru ve yanlış gibi değerleri dile getiren yargılardır. Burada ahlaki yargının neye göre iyi, neye göre kötü olduğu sorunu da bu yargıların içindedir. İyi, insanın insan olma değerlerine uygun, yaşadığı topluma yararlı ve değerli olandır. tümcesi de bu değişkenliğe işaret etmektedir. Buna göre iyi ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Ahlâki açıdan süreklilik gösteren davranışlar iyi kabul edilmelidir. B) Davranışsal anlamda iyinin ölçütü bireye ve yaşanılan topluma göre değişir. C) İyi, bütün sorumluluklarını bireyin yüklendiği davranışın temel özelliğidir. D) Toplumsal etkilerden uzak şekilde ortaya konan her davranış iyidir. E) İyi, iradenin özgür bir biçimde ortaya koyduğu davranışlarda görülür. 5. Özgürlük, kişinin kendi kendini belirlemesi, denetlemesi, yönlendirmesi ve düzenlemesidir. Kişinin hiçbir dış baskının etkisinde kalmadan ve zorlanmadan, kendi öznel isteğiyle, bilinçli bir davranışta bulunmasıdır. Buna göre özgürlükle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz? A) Kişinin istemli olarak nitelendirilen seçimidir. B) Bireyin bütün arzularını gerçekleştirmesidir. C) Rasyonel ve bilerek yapılan davranışlardır. D) Herhangi bir etki altında kalmama durumudur. E) Kişinin kendi davranışlarını kontrol altına almasıdır. 3. Bir davranışta bulunduğumuzda, onun sonuçlarına katlanmayı göz önüne almalıyız. Örneğin, otobüste yaşlı ve hasta bir insana yer verebilir veya vermeyebiliriz. Yer verdiğimiz taktirde yaşlı insan teşekkür ederek bizi onurlandırır; yer vermediğimiz taktirde yaşlı adamın veya otobüste bulunan başka bir insanın ikazını göze almışızdır. Yer verme veya vermeme sonucunda ortaya çıkacak durumu kabul etmişizdir. Yukarıdaki parçada verilen durum ahlak felsefesinin hangi temel kavramıyla ilgilidir? A) Özgürlük B) Erdem C) Vicdan D) Ahlâki karar E) Sorumluluk 6. Bir filozofa göre, vicdanın kendine seslenmesi sonucu birey kendi varlığını fark ederek, kendisinde kendi var oluşunu açığa çıkartır. Bireyin kendisine yönelmesi onun diğer bireylerden farklı olduğunu ortaya çıkarır. Vicdanın çağrısını duymayan insanlar ise, kendi bireyselliğini değil, başkalarını takip eden veya başkalarına özenen varlıklar durumuna gelirler. Bu parçaya göre, vicdan bireyde aşağıdakilerden hangisini oluşturmaktadır? A) Sorumluluk duygusunu B) Bencil duyguların körelmesini C) Kendi varlığının farkına varmasını D) Diğer insanlara özenti duymasını E) Düşüncelerinin özgürleşmesini

18 Ahlak Felsefesi: Kavram ve Soruları Erdemli insanların genellikle erdemli olmaya ait özelliklere sahip olmaları, hem düşünce, hem de davranış olarak aynı hedeflere yönelmiş olmaları beklenir. Ancak insanın her zaman için ahlâki olarak düşündüğü iyileri davranışa dönüştürme olanağı olmayabilir. Örneğin işinden atılırsa ailesini geçindiremeyeceğinden korkan bir kişi, işyerindeki şefinin bir hatasını patronuna bildiremeyebilir. Ancak bireyin erdemli olabilmesi için, olumsuz davranışları onaylamaması kadar, davranışlarında olumsuz özelliklere yer vermemesi de gerekir. Bu parçada erdemli olmanın aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır? A) Düşünce eylem uyumunun zorunlu olması B) Birey için sadece duygusal önem taşıması C) Bireyin ve çevresinin mutlu olmasını sağlaması D) Evrensel olarak belli ilkelere uygun olması E) Erdeme ait özelliklere içten bağlı kalması 8. Felsefe açısından ahlâk deyimi, ahlâkın, hem felsefeden bağımsız bir alan olduğunu, hem de felsefeye konu olabilen bir disiplin olduğunu göstermektedir. Felsefeden bağımsız bir alan olarak ahlâk, insanların toplum içindeki davranışlarını ve birbiriyle olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla başvurulan kurallar sistemi dir. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Ahlâk felsefesi ahlakı nesnel olarak ele alan disiplindir. B) Ahlâk kurallarının temelinde hukuksal esaslar yatar. C) Ahlâk, felsefe açısından insanı ve eylemlerini konu alır. D) Sosyal ilişkileri düzenleyici ahlâk kuralları yoktur. E) Sosyal yaşamı düzenleme yönüyle ahlâk, felsefeden ayrılır. 9. İnsanlar sahip oldukları her türlü duygu ve düşünceyi davranışa dönüştürmek isteyebilirler. Ancak toplumda var olan kurallar ve değerler nedeniyle bunu yapamazlar. Çünkü ahlaki değerler her insanın istediği gibi davranmasını değil, tüm bireylerin hiçbir zarar görmeden, belli ilkeler çerçevesinde iyiye yönelip, mutlu olmasını amaçlar. Bu nedenle hiçbir insan, toplum içinde istediği her şeyi yapamamaktan dolayı tepki gösteremez. Bu parçada ahlaki değerlerin hangi özelliğine değinilmiştir? A) Akıl ilkelerine dayalı olma B) Toplumdan topluma değişme C) Evrensel olarak paylaşılma D) Toplumsal faydaya öncelik verme E) Sınırsız özgürlük tanıma Körfez Yayınları 10. Farklı toplumlardaki insanların doğru ve yanlışla ilgili olarak farklı alışkanlık ve farklı düşüncelere sahip olmaları, hiç tartışmasız doğrudur. Bu konudaki görüşlerde kayda değer bir çalışma olsa dahi, hangi eylemlerin doğru hangi eylemlerin de yanlış olduğu konusunda bir uzlaşma bulunmamaktadır. Ahlaki görüşlerin çağdan çağa ve bir yerden diğerine nasıl değiştiğini dikkate alırsak, mutlak hiçbir ahlaki olgunun bulunmadığını, fakat bunun yerine ahlaklılığın içinde yetişmiş olduğumuz topluma göre olduğunu düşünmek çok doğru olabilir. Bu parçada aşağıdaki yargılardan hangisi eleştirilmektedir? A) Toplumdan bağımsız bir siyasi irade yıkılmaya mahkumdur. B) Bireysel hareketlerin meşruiyeti ahlâki normlardandır. C) Yaşadığı toplumdan etkilenmeden bir ahlâki eylemde bulunmak mümkün değildir. D) Tüm insanlar için geçerli ahlâki normlar vardır. E) Ahlâki eylemlerin temelinde değer yargıları bulunur. 11. J.J. Roussea ya göre İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincirlere vurulmuştur. İnsanın zincirlerinden kurtulması için onu zincirleyen yasaların olmaması gerekir. Buna göre Rousseau ahlâk felsefesiyle ilgili hangi soruya cevap vermiştir? A) Kişi vicdanı karşısında evrensel ahlâk yasası var mıdır? B) İnsan neye karşı ahlâklıdır? C) Ahlaki yargıların niteliği nedir? D) Ahlaki eylemin amacı nedir? E) Evrensel ahlâk yasasının nitelikleri nelerdir? 12. I. İktidar kaynağını nereden alır? II. Egemenliğin kullanılış biçimleri nelerdir? III. Bireyin temel hakları nelerdir? IV. Birey, davranışta bulunurken özgür müdür? V. Sorumluluk, iyi ve kötü, erdem nedir? Yukarıdaki sorulardan hangilerine ahlâk felsefesi cevap arar? A) I, II, III B) III, IV, V C) III, IV D) IV, V E) I, III Test 08 CA 1.C 2.E 3.A 4.B 5.B 6.D 7.E 8.D 9.B 10.C 11.D 12.A

19 FELSEFE Ahlak Felsefesi: Evrensel Ahlak-I YGS / LYS TS / TM / YGS Sartre a göre, özgürlük başıboşluk ya da keyfilik değildir. İnsan ahlaki değer yaratırken başkalarını da hesaba katmak zorundadır. Çünkü onlarla bu dünyayı paylaşmaktadır. Özgürlük ancak sorumluluk yüklendiği zaman olanaklı olur. Tüm davranışlarının sorumluluğunu üzerine alan birey, özgür olabilir. Sartre a göre, özgür olmanın koşulu aşağıdakilerden A) Evrensel değerleri kabullenme B) Eylemlerinin sorumluluğunu yüklenme C) Genel-geçer doğruları kabullenme D) Tüm sorumluluklardan kurtulma E) Ahlâki kural ve ilkelere uyma 2. Epiküros insanların acıdan ve korkudan kurtulmalarını sağlamak için dostluk ocakları kurmuştur. Bu yerler Epiküros ün materyalist felsefesini benimseyenlerin bir araya geldikleri yerlerdir. Bu yerlerdeki kişilerin yaşamlarını belirleyen en yüce erdem dostluktur. Dostluk tek tek insanları birbirine bağlayan ana değerdir. Bu parçaya göre Epiküros, korkunun ve acının ortadan kaldırılmasında aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğunu savunmaktadır? A) Bireysel yaşam sürmenin B) Eylemlerde ölçülü olmanın C) Ölümü sık sık hatıra getirmenin D) Toplumsal kurallara uymanın E) Toplumsal dayanışmanın 4. Bireyselliği temel alan anarşist ahlâk öğretisi; devlet ve yasalar olmadan, insanların daha iyi yaşayabileceğini öne sürer. Devlet ve yasalar, insan davranışlarını kısıtlayan ve belirleyen etken olarak, karşı çıkılması ve yıkılması gereken olgulardır. İnsan kendini, yasasız ve devletsiz bir ortamda daha iyi gerçekleştirebilir. Sınırsızlık, düzensizlik ve devletsizlik içindeki davranışlar daha yaratıcı ve değerlidir. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi anarşizmin görüşlerine ters düşer? A) Devlet, insanın kendini gerçekleştirmesini kısıtlar. B) Mutluluk çoğunluğun faydasını gözetmekle gerçekleşir. C) İnsan kuralsız ortamda kendini daha iyi ifade ederler. D) Yasalar ahlâksızlığı ortaya çıkardığı için kötüdür. E) Yasalar olmadan insanlar daha iyi yaşayabilir. 5. İnsanın doğuştan getirdiği hiçbir iyi ya da kötü değer yoktur. Tüm değerleri insan kendisi bulmak ya da oluşturmak zorundadır. Öyleyse her insan göreceli ahlâk yasalarına ulaşacaktır. Yani insanlar kendi özlerini kendileri belirledikleri için evrensel bir ahlâk sistemi olamaz. Buna göre, evrensel ahlâk yasasının olmayışı aşağıdaki yargılardan hangisine bağlanmıştır? A) İnsanoğlunun toplumun yararına olacak davranışlar gerçekleştirmeyi amaçlamasına B) İnsanların her durumda çıkarlarını düşünmesine C) İnsanların değerlerini kendsinin oluşturmak zorunda olmasına D) Ahlak yasalarının bireyin özgürlük alanını genişletmesine E) Her insanın hazlarının peşinde koşmasına 3. Kişinin kendini temele alarak yaptığı davranışların ahlâki bir değere sahip olduğunu iddia eden bir görüşe göre; diğerlerinin çıkarları değil de, yalnızca tek kişinin öznel istek ve çıkarları en değerli olan ilkeyi vermektedir. Kendi iyiliğini ön planda tutan bu anlayış evrensel bir ahlak yasasını ve değerlerini kabul etmez. Ahlâki davranış bir yasaya göre değil, kişinin davranışlarından çıkacak kendi iyiliğine göre olacaktır. Bu parçada savunulan ahlâk görüşü aşağıdakilerden A) Egoist ahlâk görüşü B) Hazcı ahlak görüşü C) Anarşist ahlak görüşü D) Nihilist ahlak görüşü E) Ödevci ahlak görüşü 6. Thomas Hobbes a göre, insanı yönlendiren ve harekete geçiren iki önemli güdü vardır. Bunlardan biri kendini sevme diğeri ise kendini koruma güdüsüdür. Her şeyde olduğu gibi ahlâkta da egemen olan unsur bu iki güdüden kaynaklanan çıkar dır. Hobbes un bu düşünceleri, felsefe tarihinde hangi görüşün temsilcisi olduğunun göstergesidir? A) Anarşizm B) Hedonizm C) Materyalizm D) Egoizm E) Egzistansiyalizm

20 Ahlak Felsefesi: Evrensel Ahlak-I Bir Hintli nin ahlak anlayışı bir Amerikalı dan, bir Türk ün ahlak anlayışı bir Japon unkinden farklıdır. Bir matadorun boğayı öldürmesi bir İspanyol için başarı göstergesi olurken, bir İsveçli için tiksindirici olabilir. Ancak bu İsveçli nin ahlâki bakımdan doğru, İspanyol un da yanlış düşündüğünü göstermez. Çünkü, ahlâki göreceliğe göre ahlâki değerler özneldir. Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir? A) Bütün insanların kabul edeceği bir ahlak yasası vardır. B) Toplumlar arasındaki etkileşim en sonunda ahlaki bütünlüğü sağlar. C) Bütün insanlar için geçerli nesnel ahlak ölçütü yoktur. D) Bütün toplumlar için ahlak evrensel özelliklere sahiptir. E) Ahlaki ilkeler bütün dünyada geçerli kabul edilir. 8. Bencillik ahlâkında başkalarının çıkarları değil de, yalnızca tek kişinin öznel istek ve yararı en değerli olan ilkeyi vermektedir. Kendi iyiliğini ön planda tutan bu ahlâk anlayışı, evrensel bir ahlâk yasasını kabul etmez. Ahlâki davranış bir yaşama göre değil, kişinin davranışlarından çıkacak kendi iyiliğine göre olacaktır. Tek kişinin yararını ön planda tutan sonuç önemlidir. Diğer bütün şeyler bu sonuca yardım ettiği sürece değerlidir. Bu parçaya göre, bencillik ahlâkı aşağıdakilerden hangisini temele almaktadır? A) Kişinin çıkarını B) Ölçülü davranmayı C) Toplumun yararını D) Bilgi sahibi olmayı E) Tutkuları dizginlemeyi Körfez Yayınları 10. Değerlerin öznel olduğunu savunanlar, varlıklara yüklenilen değerlerle, onların gerçekten nesnel olan nitelikleri arasında bir ayrım yaparlar. Örneğin, bir cismin ağırlığı ve şekli bütün insanlar için aynıdır. Buna karşılık bu cismin altın olduğunu düşünelim. Onun Aztekler ile İspanyollar için aynı değere sahip olmadığı tarihsel olarak bilinen bir gerçektir. Ayrıca çölde susuz kalan biri için su, ormanda karanlıkta kalan biri için ateş çok değerlidir. Buna karşılık aynı şeylerin normal koşullarda hiç de aynı değere sahip oldukları söylenemez. Buradan hareketle değerlerin aşağıdaki özelliklerden hangisine sahip olduğu söylenebilir? A) Bireysel ihtiyaçlardan bağımsız olma B) Açıklanamaz özelliklere sahip olma C) Kişiye, topluma ve zamana göre farklı olma D) Belirli varlık ve olaylarla ilgili olma E) Bireyin davranışlarıyla uyumlu olma 11. Epiküros a göre, okumanın, anlamanın ve öğrenmenin vereceği haz, nitelik ve yoğunluk bakımından başka hiçbir hazla karşılaştırılamaz. Bu hazlar bedenin hazlarından çok daha büyük, önemli ve yoğundurlar. İnsan ruhu şu andaki hazları ve acıları anımsar, gelecekteki haz ve acıları öngörebilir. Buna göre Epiküros, aşağıdaki düşüncelerden hangisini savunmaktadır? A) İnsanların aldıkları hazlar kendi içlerinde sınıflandırılmalıdır. B) İnsan mutluluğa ancak acılardan ve sıkıntılardan kaçarak ulaşabilir. C) Gerçek mutluluğa ulaşabilmek için bedensel hazlara önem verilmelidir. D) Manevi hazlar, maddi hazlardan daha değerli ve önemlidirler. E) İnsanlar mutlu olmak için kendilerini korkutan faktörleri reddetmelidirler. 9. Kişi vicdanı karışısında evrensel ahlâk yasası yoktur. yargısının ifade ettiği felsefi yaklaşım aşağıdakilerden A) İdealizm B) Entüisyonizm C) Panteizm D) Nihilizm E) Kritisizm 12. Sartre, insanlar için bir tek ahlaki kuralın olduğunu söyler: Kendi kendinizi seçin. İnsan kendi kendini seçebildiği için sorumludur. O halde Sartre, her insanın sorumluluğunu kendi omuzlarına yüklemektedir. Ona göre, ne davranışlarımızı belirleyen güvenilir duygular, ne de önceden belirlenmiş ahlâki prensipler vardır. İnsanlar kendi seçimleriyle bireysel ve toplumsal değerleri yaratır. Bu parçada Sartre, ahlâk felsefesindeki hangi kavramın önemini vurgulamaktadır? A) İyi - kötü B) Vicdan C) Ödev D) Erdem E) Özgürlük Test 09 CA 1.A 2.C 3.E 4.B 5.B 6.C 7.A 8.E 9.D 10.D 11.A 12.D

21 FELSEFE Ahlak Felsefesi: Evrensel Ahlak-II YGS / LYS TS / TM / YGS Bentham a göre, insan yalnız yaşayamaz. Başkaları onu kendi eylemleriyle birlikte yaşamaya yöneltir, adetâ onu zorlar. Onun bu aşamadan sonra yapması gereken, diğer insanların eylemlerinin kendi iyiliğine olmasına çalışmaktır. Bunun için elinde yalnız bir araç vardır: Kendi eylemlerinin de onların iyiliğine olmasına çalışmak ve böylece onların iyiliğini kazanmak. Buna göre, insan ahlâki eylemde bulunurken aşağıdaki durumlardan hangisini dikkate almalıdır? A) Dünyaya atılmış olduğu için kendi kendisini belirlemelidir. B) Her türlü ahlâki kurala karşı savaşmalı, onların dışında kalmaya çalışmalıdır. C) Her eyleminde olabildiğince çok sayıda insanın yararını göz önüne almalıdır. D) Sezgilerine dayanarak hareket etmelidir. E) Doğru bilgisine dayanarak iyi eylemde bulunmalıdır. 2. Sokrates, ahlâklı olma ile bilgili olma arasındaki paralelliğe dikkat çekmiştir. Ahlâklı davranış, bilgili olmakla mümkündür. diyen Sokrates, hiç kimsenin bilerek kötülük yapmayacağını ileri sürer. Bu nedenle eğitime çok büyük bir görev düşmektedir. Çünkü ahlâklı davranışlar, erdemler ve değerler insanlara öğretilebilir. Eğer erdemler öğretilebilirse, ahlâklı insan sayısı çoğalır. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) İnsan, yaşadığı koşullara göre davranışta bulunmalıdır. B) Birey, yaptığı davranışın sonuçlarını dikkate almalıdır. C) Tüm insanlar için geçerli olan ahlâki değerler yoktur. D) Ahlâki davranışlar ve değerler bireylere kazandırılmalıdır. E) Toplum için, kötü davranışlar cezalandırılmalıdır. 3. Mill, yararcılığı ve ahlakiliği: büyük mutluluk ilkesi ne bağlıdır sözü ile açıklar. Bu ilkeye göre bir eylem mümkün olan en fazla sayıda insana, en fazla mutluluk getirmelidir. Bunu yaparken çocuk veya yetişkin, zengin veya yoksul aynı değerde kabul edilmelidir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz? A) Bir davranış ne kadar çok kişiye yarar sağlıyorsa o kadar ahlâklıdır. B) Bir davranıştan fayda sağlamada bütün insanlar eşittir. C) Ahlaki eylemin amacı toplumsal yarardır. D) Bir eylemin ahlakiliği daha çok kişiye mutluluk ile sağlanır. E) Ahlaki eylemlerde faydalı olmak ancak sezgisel bir yolla gerçekleşir. 4. İnsanların yaptıkları bazı davranışlar sonuç olarak ödeve uygun olabilir ama bu onların ahlâk yasalarına uyduğunu göstermez. Örneğin, bir bakkalın bütün müşterilerine aynı fiyatı uygulaması ödeve uygun bir davranıştır. Böylece bakkal herkese dürüst davranmış olur. Ancak önemli olan, bakkalın bunu hangi niyetle yaptığıdır. Belki bakkal herkese eşit davranıyor, çünkü çıkarının öyle gerektirdiğine inanıyordur. Yani eylemin ödeve uygunluğu belli bir eğilimden geliyor olabilir. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Yapılan davranışın ödeve uygunluğu mutluluk getirmesine bağlıdır. B) Ödeve uygun davranış, aşırı uçlar arasında bulunan doğru ortadır. C) Davranışın ahlaki olması için önemli olan, özgür bir biçimde belirlenmesidir. D) Ahlâklı insan olmak için gerçekleştirilen her davranış erdemlidir. E) Ödeve uygun olan, ancak çıkara yönelik davranışlar ahlâki değildir. 5. İnsanın mutluluğa erişmesi, erdemli olmasına bağlıdır. Mutluluğun ve erdemin kaynağı olan haz, her zaman iyidir. İnsan duygularını özgürce yaşayarak insanlaşır. Bunun için yaşadığımız sürece yaşamdan zevk almasını bilmeliyiz. Fakat yaşamdan haz almak, hazzın kölesi olmakla değil, efendisi olmakla olanaklıdır. Buna göre insan kendi yönünü ve doğrultusunu seçerek, aşırılığa kaçmadan haz duymalı ve duygularına egemen olarak yaşamalıdır. Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemektedir? A) Yaşamın zorlamalarına karşı tek çıkış yolu, arzularımıza duyarsız kalmaktır. B) İnsan gerektiğinde hiç duraksamadan ölümü seçerek hazları engellemelidir. C) Erdemli olmak Tanrı yı bilmeye ve buyruklarına uygun davranmaya bağlıdır. D) İnsanların erdemliliğinin koşulu, hazları dengeli ve ölçülü yaşamalarıdır. E) Erdeme ulaşmak için hazdan kaçınmalı ve gereksinimleri dışlamalıdır.

22 Ahlak Felsefesi: Evrensel Ahlak-II Sonuççu terimi bir eylemin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu, eylemi gerçekleştiren kişinin niyetleriyle değil, eylemin sonuçlarıyla yargılayan ahlâk kuramlarını betimlemek için kullanılır. Kant ın yalan söyleme eyleminin sonunda ortaya çıkabilecek, olası olumlu sonuçlara rağmen; yalan söylemenin, ahlâken her zaman yanlış olduğunu savunmasına karşın, bir sonuççu yalan söyleme eylemini olması beklenen sonuçlarıyla yargılar. Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisi sonuççu ahlak anlayışının görüşlerini yansıtmaktadır? A) Nedenleri ne olursa olsun önemli olan bir davranışın getirdiği sonuçlardır. B) Sonucu düşünmek davranışın ahlâkiliğine gölge düşürür. C) Bir eylemi değerli yapan sonucu değil amacıdır. D) İnsanlar yaptıkları davranışların sonucuna göre hareket etmemelidirler. E) Hiçbir çıkar beklemeden yapılan eylemler iyidir. 7. Descartes a göre, istek ve arzularının kölesi olan insan ancak gelip geçici olan hazlara erişir; böyle hazların hemen arkasından da acı ve tiksinti gelir. Oysa iradesiyle bedenine egemen olan kimse, gerçekten değerli olan şeylere yönelip bunların açık ve seçik bilgisine erişeceği için mutluluğa da ulaşır. Buna göre, Descartes ın ahlâk anlayışındaki temel düşünce aşağıdakilerden A) İçgüdüler insanı mutluluğa en kısa sürede ulaştırır. B) Mutluluk iradeyi kontrol edip gerçek değerli olana yönelmektir. C) İnsan, acıdan kaçarak ve hazzı arayarak mutluluğa ulaşalabilir. D) İnsan, elinde olanı ve olmayanı bilip ona göre davranmalıdır. E) Mutluluk, zevkli yaşamın hem başlangıcı hem de sonucudur. 8. Aristoteles e göre mutluluk, aşırı uçlardan kaçınmaya ve ılımlı davranmaya bağlıdır. Örneğin, korkaklık ve gözü karalık iki aşırı uçtur, asıl olması gereken ise cesarettir. Aynı şekilde savurganlık ve cimrilik iki aşırı uçtur. Bunların alternatifi cömertliktir. Bu yönüyle Aristoteles ahlâk kuramında daha empirist, daha az nesnelci, daha az haz düşmanıdır. Buna göre Aristoteles aşağıdaki yargılardan hangisini ahlâk görüşüne dayanak olarak kabul etmektedir? A) İnsanın mutlu olması orta yolu izlemesine bağlıdır. B) Mutluluğun biricik kaynağı ulaşabilen hazlardır. C) Mutluluk, sade ve basit bir şekilde yaşamaya bağlıdır. D) Mutluluk, ancak ahlaklı insan olmaya bağlıdır. E) Mutluluk, dış etkilere kayıtsız kalmayı öğrenmektir. Körfez Yayınları 9. Farabi ye göre, insanı anlamak, evreni anlamak demektir. Çünkü insan evrenin bir parçası durumundadır. İnsan parçadan bütüne ulaşmak ister. Bütünlük, mutluluğun kendisinden başka bir şey değildir. Ahlâk felsefesinin amacı, insanın mutluluğu yakalaması için ona yol göstermektir. Bilgiyi, iyiyi ve faydayı aramak, insanın kendisini ve varlığını aramasıdır. Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Ahlâk felsefesinin görevi, insanın mutluluğunu sorgulamak olmalıdır. B) Mutluluğu yakalamak, insanın kendi varlığının farkına varmasıyla geçekleşir. C) Mutluluğa ulaşmak iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırmakla sağlanır. D) İnsanın kendi hedefini gerçekleştirmesi onun mutlu olmasına yetmez. E) Evrenin amacını anlayan insan, mutlu olmanın da yolunu bulmuş sayılır. 10. Platon a göre adalet, doğruluk, haklılık vb. erdemler gerçek anlamda idealar dünyasında vardır. Bu nedenle değerler değişmez ve evrenseldir. Peki niçin insanlar farklı değerlere ve yasalara göre ahlâki davranışta bulunmaktadır? Çünkü onlar aklın ve bilginin onlara gösterdiği doğrultuda değil, maddenin veya bilgisizliğin egemenliği içinde davranmaktadırlar. İnsanlar yeterli bilgi sahibi olurlarsa, değerlerin nesnel, evrensel ve mutlak olduklarını göreceklerdir. Platon, bu sözleriyle aşağıdakilerden hangisini vurgulamaktadır? A) Değerlerin insanlar arası bir uzlaşma sonucu elde edildiklerini B) Değerlerin zaman ve mekan boyutu içinde değişebileceğini C) İnsanların farklı değerlere ve yasalara göre ahlâki davranışta bulunduklarını D) Bilgiye sahip olmayan insanların bile ahlâki davranışta bulunabileceğini E) Değerlerin göreceli ve değişken olmayıp, evrensel olduğunu Test 10 CA 1.B 2.E 3.A 4.B 5.C 6.D 7.C 8.A 9.D 10.C 11.D 12.E

23 FELSEFE Sanat Felsefesi: Konusu YGS / LYS TS / TM / YGS Sanat felsefesi, özelde sanat eserleriyle ilgili ortaya çıkan problemlerin çözümüyle ilgilenir; yalnızca sanata ve sanattaki güzelliğe yönelir. Estetik ise, insan tarafından yapılmış olan ya da doğada bulunan tüm güzel şeylere yönelir. Bizim güzel diye nitelediğimiz bu şeylerle ilgili deneyimlerimizde ve yargımızda söz konusu olan değerleri, tarzları, tavırları analiz eder. Bu nedenle sanat felsefesinin kavram ve problemleri bir anlamda estetiğin de ana kavram ve problemleridir. Buna göre, sanat felsefesi ve estetikle ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılamaz? A) Estetiğin inceleme alanı sanat felsefesinin inceleme alanından daha geniştir. B) Estetik her türlü güzeli analiz eder. C) Sanat felsefesi, estetiğin içinde kısıtlı bir alanı inceler. D) Her ikiside güzele ve güzel olana yönelir. E) Her ikiside yalnızca sanat eserlerindeki güzelliği inceler. 2. Doğa, her şeyi ile güzeldir. Ama bu güzelliği tümüyle sergileyebilecek nitelikteki koşulların çoğunlukla elde edilemediği de bir gerçektir. Şöyle ki, doğa, güzelliğini sıradan bir bakıştan gizlemektedir ve doğanın her halini, ancak sanat gereği gibi dile getirilebilmektedir. Bu parçada yer alan görüşler aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemektedir? A) Sanat eseri doğadaki mükemmelliği aynen yansıtır. B) Güzellik herhangi bir araçla ifade edilemez. C) Sanatçı, doğayı resmederken duygularını da kullanır. D) Doğadaki güzellik ancak sanat yoluyla ifade edilebilmektedir. E) Sanat eseri doğadaki güzelliğin öznel bir yansımasıdır. 3. Doğadaki güzellik, insandan bağımsız olarak var olan bir güzelliktir. Buna karşın sanattaki güzellik insanın yaratıcılığının bir sonucu olarak, sonradan ortaya çıkan bir güzelliktir. Bu çerçeve içinde, filozofların çok büyük bir bölümü, sanat güzelliğini doğa güzelliğinden üstün tutar. Hatta bazıları bu konuda daha ileri giderek, doğal güzelliği kavramanın ancak sanat güzelliği yoluyla ve sanatta yetiştikten sonra olanaklı olduğunu öne sürer. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz? A) Güzellik evrendeki her şeyi besleyen bir güçtür. B) Doğada bulunan güzellik insan eseri değildir. C) Sanat güzelliğinin temelinde insanın yaratıcılığı vardır. D) Bazı filozoflara göre sanat güzelliği her şeyin üstündedir. E) Doğadaki güzellik sadece sanatla kavranabilir. 4. Sanat, yaşamımızda ne gibi bir rol oynuyor ki, ona kendine özgü bir güç veya bir haz kaynağı olarak bakıyoruz hiç düşündünüz mü? Çünkü sanatta, edindiğimiz tecrübeleri canlandırıp onları çekici bir hale getiren sanatçı vardır. Örneğin şair, heykeltraş, ressam olaylara ve nesnelere öyle şekiller verirler ki, göz duraklamak zorunda kalır ve bakmaktan zevk alır; kulak sadece dinlemek ister; zihnimiz faydacılıktan uzaklaşıp, keşfetmenin, merak ve hayret etmenin hazzını tadar. Bütün bu zevkleri yaşamımıza kazandıran sanat ve sanatçılardır. Bu parçadan hareketle aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Sanat insanların hayal dünyalarını açığa çıkarmalarını sağlayan bir etkinliktir. B) Sanat, insanların yaşamlarındaki olay ve nesnelerden haz almasına sağlar. C) Doğadaki düzensizlikleri farketmeyi sanat sayesinde öğreniriz. D) Eserine doğadaki mükemmeli yansıtan sanatçı bundan büyük bir haz alır. E) Duyu organları sanat eserinden çok, doğal varlıklardaki güzellikten haz alır. 5. İnsanlık tarihine bakıldığında, sanatın ilk örnekleri, konser salonlarında veya sergilerde değil, tarım alanlarında veya savaş meydanlarında aranmalıdır. Çünkü insanoğlu tehlikelerle dolu ve güvenilmez bir dünyada, güzel yaşamasını öğrenmeden ve güzeli üretme derdine düşmeden önce, yaşamasını ve varlığını korumasını öğrenmek zorundadıydı. Bu aşamadan sonra insanlık, çalışıp yapmak zorunda olduğu nesnelere faydasız bir güzellik, gereksiz de olsa çekici bir süs eklemeye olanak bulabildi. Sadece çömlekler, yazıtlar, silahlar yapmakla kalmadı, onlara güzellik katmaya da çalıştı. Bu parçadan hareketle sanatla ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Değeri, çağları aşan etkileme özelliğinden kaynaklanır. B) İnsan yaşamının bazı alanında kendini gösterir. C) İnsanın temel gereksinimleri karşılandıktan sonra ortaya çıkmıştır. D) Tarihin her döneminde varlık gösteren bir etkinliktir. E) İnsanların, yaşadıkları duyguları somutlaştırmıştır.

24 Sanat Felsefesi: Konusu Güneşin batması, sıradan bir insan için akşam olduğunu düşündürürken, bir fizikçiye, güzel ve çirkin kavramlarının ötesinde bu doğa olayının fiziksel çözümlemelerini hatırlatır. Güneşin batması ancak bir sanatçının gözünde güzeldir. Çünkü güzel denilen şey, bizim dışımızdaki varlıkları düşünme, onları tanımlama tarzıdır. Dolayısıyla, bunun farkına varmamız iyi bir sanat eğitimi almakla mümkündür. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz? A) Doğa olaylarındaki güzellik her insan tarafından farkedilir. B) Güzeli farkedebilmek için özel bir eğitim almak gerekir. C) Doğa olayları karşısında insanların düşünceleri birbirinden farklıdır D) Güzellik insandan bağımsız değil, onu algılayabilene bağlıdır. E) Doğa olaylarındaki güzellik ancak sanatçı tarafından farkedilir. 7. Biz nesnelere bakarak onlara, bize ait bazı nitelikler yükleriz. Kendimizdeki duygu, düşünce ve coşkularla özdeşleştiririz. Azgın deniz, Çoşkun nehir deriz. Oysa ne deniz azgındır, ne de nehir çoşkundur. Nesneleri duygu, düşünce ve coşkularımızla birleştiririz. Onları bize ait bir takım niteliklerle yaşarız. Yıkık bir sütun karşısında duyduğumuz eziklik sütuna değil, bize aittir. Bu parçada estetik yargıların hangi yönü vurgulanmaktadır? A) Doğal nesnelerin sanata yansıtılmasına dayandığı B) Nesnel bir beğeniye dayandığı C) Bilimin yargılarından farklı olduğu D) Özdeşleşme ve nesneye nitelik yüklemeyle oluştuğu E) Nesnenin içindeki niteliklerden kaynaklandığı Körfez Yayınları 9. Tarih boyunca her toplum, sanattan bir şeyler beklemiş ve sanatçının bu beklentileri yerine getirmesini adeta zorunlu kılmıştır. Örneğin, bazı filozoflar, sanatın ahlâka hizmet etmesini istemiş ve sanat eserlerinin ahlâki bir içerik taşımasını, onu değerli saymanın ilk koşulu olarak ileri sürmüşlerdir. Kimi filozoflar ve toplumlar için ise sanat bir özgürlük alanı olmuş, kimileri içinse bir kaçış, gerçek hayattan bir kopuş olarak görülmüştür. Bu parçadaki bilgilere dayanarak aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Bazı toplumlar sanata, gereken önemi göstermemişlerdir. B) Sanattan her çağda ve toplumda farklı işlevleri yerine getirmesi beklenmiştir. C) Sanat ve sanaçı, toplumun ihtiyaçlarını gidermediğinden dışlanmıştır. D) Sanatın işlevi geçmişten günümüze doğru azalmıştır. E) Bir çağdaki sanat anlayışı, kendinden sonraki çağın sanat anlayışına ışık tutmuştur. 10. Şiddet filmlerinin insanlar, özellikle çocuklar üzerinde son derece olumsuz etkiler bıraktığını ve bundan dolayı bu tür filmlerin çevrilmemesi gerektiğini söyleyen birine, bu filmleri savunan biri önemli olanın şiddetin ahlaksal sonucu değil, estetik görünümü olduğunu söylemiştir. Buna bir başka örnek olarak da Neron un Roma yı yaktırdığı zaman, ondan şiiri için çıkardığı esini gösterebiliriz. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Estetik yargıların kaynağı ahlâksal yargılardır. B) Olumsuz olaylar estetik değerler taşımaz. C) Estetik ve ahlaki yargılar birbirinden farklı olabilir. D) Estetik ve etik yargılar insanda aynı duyguları uyandırır. E) Estetik, ahlâk kadar, ahlâk da estetik kadar değerli bir etkinliktir. 8. Baumgarten, duyusal algıya dayanan bilgiyi bulanık ve karmaşık bir bilgi olarak görür ve bu bilginin mükemmelliğini araştıracak olan alana da Estetik adını verir. Estetiğe göre, duyusal bilginin mükemmelliği güzellik tir. Parçaya göre, estetikle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Suje ile obje arasındaki ilişkiyi nesnel alarak inceler. B) Amacı sanat eserlerinin öznelliğini açığa çıkarmaktır. C) Duyusal bilginin mükemmelliğini araştırır. D) Doğal olanla sanatçının duygusuna dayalı ortaya çıkan eserleri karşılaştırır. E) Duyusal algıya dayalı bilgiyi bulanıklaştırır. 11. Picasso, Hiç doğal bir sanat eseri görmüş olan var mıdır? Bilmek isterdim. İki ayrı şey olan doğa ile sanat aynı şey olamaz. Biz sanat yoluyla, nesnelerde doğal durumda bulunmayan şeyi dile getiriyoruz. demiştir. Picasso bu sözleriyle aşağıdakilerden hangisini vurgulamaktadır? A) Doğa güzellikten ve mükemmellikten yoksundur. B) Doğa ve sanattaki güzellik birbiriyle özdeştir. C) Sanattaki güzellik doğadaki güzelliğe bağlıdır. D) Güzellik sanat eserinde değil, doğada aranmalıdır. E) Doğa güzelliği ve sanat güzelliği birbirinden farklıdır. Test 11 CA 1.C 2.D 3.E 4.E 5.D 6.A 7.B 8.A 9.B 10.E

25 FELSEFE Sanat Felsefesi: Sanat YGS / LYS TS / TM / YGS Sanatı taklit olarak tanımlayan görüşün karşısında yer alan yaratma kuramına göre; sanatçı, sanatını özgür bir yaratımla ortaya koyar. Çünkü doğada düzensizlik, ve mükemmelsizlik vardır. Eğer böyle bir düzensizliğin taklidi yapılırsa, bu estetik bir değer taşımaz. Bu nedenle sanatçı, hayal gücü sayesinde mükemmeli düşünmelidir. Sanatçının mükemmeli hayal gücüyle kavraması, onu yaptığı bir eserle ifade etmesi sanatı ortaya çıkarır. Bu parçada savunulan yaratma kuramına göre sanat aşağıdakilerden hangisi olarak tanımlanabilir? A) Sanaçının hayal gücüyle bir anlatım ortaya koyması. B) Sanatçının renk, ses ve biçimlerle oyun oynaması. C) Sanatçının idealar evreninde gördüklerini yansıtması. D) İnsanlardaki ortak duyguların açığa çıkarılması. E) Doğadaki güzelliğin eserde yansıtılması. 2. Sanat, gelip geçici görüntülerle ilgilenmez. Sanat gelip geçici görüntülerde ebedileştirilmeye layık olanı yakalama, sıradan bir bakış tarafından fark edilmeyen gizli uyumları açığa çıkarma arzusunun ürünüdür. Görünüş bakımından çok çeşitli olan olayları birkaç denklemde yoğunlaştıran, karmaşık görüneni, basit olana indirgeyen bir bilimsel kuram bu özelliğiyle bir sanat eseri olarak görülebilir. Bu parçada yer verilen görüş aşağıdaki ifadelerden hangisi ile paralellik göstermektedir? A) Gündelik yaşamdaki basit görüntülerin, anlaşılabilir bir kopyasını yapmak sanatsal bir etkinliktir. B) Bir nesneyi sanat eseri olarak değerlendirmek, onun gündelik hayattaki kalıcığıyla ilgilidir. C) Görünen ile görünmeyen arasındaki farkı belirlemede sanatsal bakış açısı ön plandadır. D) Sanat sıradan olanın içinde, farkedilmeyeni yakalama çabasının ürünüdür. E) Bir şeyin sanat eseri sayılabilmesi öznelliği yakalayabilmesiyle orantılıdır. 3. Sanat eserinde duygular bir takım ölçülü kalıplara dökülerek daha derin ve daha zengin bir görünüşte açığa çıkarılmıştır. Bu duygulara günlük hayatın gereklerinin pek az olanak tanıdığı bir düzen verilmiştir. Tatlı ve başı boş hayallerimiz, ölçülü ve mantıklı bir düzen altına alınmıştır. Bu parçada sanat eserinin aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır? A) Doğal bir ürün olmayıp, insan eseri olma B) Herhangi bir çıkar kaygısı taşımama C) Biçim ve içerik bakımından özgün olma D) İnsanlarda estetik hazlar uyandırma E) Belli bir ölçü ve düzenlilik taşıma 4. Sanat eserlerinin çekiciliği duyusal olmalarından ileri gelmektedir. Bir eseri izlerken, sanki eşyanın cana yakın ve yoğunlaşmış yüzeyine dalıp gideriz. Bir natürmortu güzel yapan kompozisyonudur. Ama bizi duraklatan, tablodaki meyvanın sarısı, yaprağın yeşili, gökyüzünün mavisidir. Duyu organlarının getirdiği şeylerle vücut adeta canlanır. Çevremizdekilere alışıp donuklaşan gözler bir tabloya bakarken yeniden keskinleşir, kulaklarımız adeta müziğin sesine dikkat kesilir. Bu parçaya dayanarak sanatla ilgili aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir? A) Sanat, nesneleri daha dikkatli olarak algılamayı ve var olanlara farklı bir şekilde yönelmeyi sağlar. B) Sanat insanı alışılmış olanın içine hapseden ve doğadaki yerini etkisizleştiren bir faaliyettir. C) Sanat, var olan her şeyi taklit etmeyi ve doğanın akışını seyredip, ona duygusal olarak bağlanmayı gerektirir. D) Sanatın amacı, varlıkları olduğu gibi betimlemek ve insanın beğenisine sunmak olmalıdır. E) Sanat, sanatçının duygularını yansıtmak için şekil, renk ve seslerle bilinçsizce oynamasıdır. 5. Sanatın ve sanatçının en belirgin özelliklerinden birisi; dünyayı ve yaşamı yeni, akla gelmedik kalıplar içerisinde görmeyi öğretmektir. Örneğin, bir ressamın hayalindekiler hiçbir yerde bulunmayan, üstelik bu dünyadaki nesnelerin çoğundan daha güzel olan şeylerdir. Çünkü o ressamın hayal dünyası, çevremizde gördüklerimizden çok farklı renkler, şekiller ve olaylarla doludur. Bu parçadaki bilgiler sanat ve sanatçıyla ilgili olarak aşağıdaki özelliklerden hangisini vurgulamaktadır? A) Var olanlara karşı farklı ve yeni bir bakış açısı kazandırmak B) Çıkar gözetmeden, sadece estetik haz için eserler üretmek C) Doğadaki varlık ve olayları gerçeğe uygun şekilde yansıtmak D) Çevremizdeki varlık ve olayları bütün olarak algılamayı sağlamak E) Akıl dışı ve anlaşılmaz içeriğe sahip eserler ortaya koymak

26 Sanat Felsefesi: Sanat Bir ressamın tablosunda, doğadaki nesneleri ve renkleri aynen bulmak mümkün müdür? Aslında bu soruya olumsuz yanıt vermek daha doğrudur. Çünkü tabiatta bulunmayan göz kamaştırıcı bir renk, resimde yer alabilir. Hiçbir manzarada bulunmayan bir çizgi kompozisyonu, bu manzarayı gerçek olmaktan uzaklaştırsa bile sanat değeri bakımından daha üstün bir hale getirebilir. Bir tablodaki orantıların kusursuz olması için bazen doğayı bozmak gerekebilir. Buna göre, sanat eseriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? A) Doğadaki güzelliğin devamı niteliğindedir. B) Sanatçının zihinsel tasarımlarından bağımsızdır. C) Biçim ve içerik bakımından bir değer taşır. D) İçinde doğal gerçekliği olmayan ögeler barındırabilir. E) Doğayı aslına uygun bir şekilde yansıtmalıdır. 7. Platon a göre, sanatçı yaptığı sanat eserleriyle ideaları veya onların yansıması olan görünüşler evrenindeki nesneleri taklit eder. Eğer sanatçı, asıl gerçeklik olan ideaları değil de, onların yansıması olan nesneleri kopyalarsa sanat eseri güzel olmaz. Kopyanın kopyası olan sanat eseri güzel değildir. Eğer sanatçı doğrudan ideaların kopyasını veya taklidini yaparsa, o zaman eserleri güzellik kazanır. Platon a göre sadece ideaları bilen ve anlayan sanatçılar güzel sanat eserleri üretebilirler. Platon un bu parçadaki düşüncelerine göre sanatçı eserine güzellik kazandırmak için aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır? A) Doğadaki nesnelerin gerçekçi bir taklidini yapmalıdır. B) Doğada olmayan mükemmelliği eserinde yaratmalıdır. C) Elindeki malzemeler yardımıyla renkler ve biçimlerle oynamalıdır. D) Aklıyla idealar alemine yönelip, onların kopyasını yapmalıdır. E) Duygularını zenginleştirip eserine yansıtmalıdır. 8. Schiller e göre sanat ile oyun arasındaki benzerlik şudur: Her ikisinin de amacı kendisindedir, her ikisi de fayda peşinde koşmaz, insanı günlük korku ve baskılardan kurtarır ve özgürlük dünyasına götürür. İnsan oyun oynadığı zaman tam anlamıyla özgür olduğunu hisseder ve ancak oynadığı zaman tam insandır. Böylece görünüşün ve oyunun neşeli ülkesinde hem fiziksel hem ahlaki zorlamadan kurtularak özgür olur. Parçadan ulaşılacak sonuç aşağıdakilerden A) Sanat ile oyun arasında benzerlik yoktur. B) Oyun olarak sanat insanın özgürlüğünü baskılar. C) Oyunu ancak sanatçı oynayabilir. D) Sanat ve oyun insanı özgürleştirir. E) Özgürlük sanat ile oyun arasındaki benzerliğe dayanır. Körfez Yayınları 9. Sanatçı, yapıtını oluştururken neredeyse ortadan çekilmekte, belki de yapıtının arkasına gizlenmektedir. Sanatta önemli olan, ise sanatçının bize yansıttığı kişiliğin ya da duygunun bize uygun olup olmaması değil, gerçekliğe uyup uymamasıdır. Bu nedenle izleyiciler sanatçıdan çok sanatını değerlendirmelidir. Bu parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden A) Sanatçı, alımlayıcılar tarafından eserinde ortaya konulanla değerlendirilmelidir. B) Sanatçı tarafından ortaya konulan her ürün sanat eseri olma niteliği taşımayabilir. C) İnsanlar sanata değil, daha çok sanatçıya değer verirler. D) Her sanatçı, sanatının anlaşılabilir olmasına özel önem verir. E) Sanatçı, ürünlerinde toplumsal nitelikleri dışlayan bir biçim kullanır. 10. Aristoteles, sanatı iyi anlamak için onun doğayla karşılaştırılmasının gerektiğini belirtir. Sanat, insan zekâsının kendi amacına göre doğayı işlemesidir. Bu durumdan, yaşam, uygarlık ve zekanın birbiriyle ilişkili olduğu sonucu çıkar. Zeka, insanlık tarihinin erken dönemlerinde ilkel davranışın yerini almaya başlarken: sanat, doğaya yön ve şekil vermeye başlamıştır. Böylece doğal olarak uygarlık da yavaş yavaş ortaya çıkmıştır. Aristoteles in bu görüşüne göre sanat nedir? A) Düşünürün anlamlı olanı araştırmasıdır. B) İdeal olanın yaratılmasıdır. C) Düşüncenin düşsel tasarımlarıdır. D) Zekanın doğal olanları işlemesidir. E) Güzel ideasının dayanağıdır. 11. Taklit edilerek ortaya konulmuş bir nesne ya da fabrikada seri olarak üretilen ve birbirinin eşi olan birçok ürün güzel olsa da sanat eseri sayılmaz. Bu anlamda Adnan Saygun un Yunus Emre Oratoryosu ya da Mehmet Akif Ersoy un İstiklal Marşı birer sanat eseridir. Bu parçada sanat eserinin daha çok hangi özelliği üzerinde durulmaktadır? A) Nesneleri taklit etme B) Orijinal ve biricik olma C) Yoğun bir duyguya dayanma D) Çıkara dayalı olmama E) Hakikate ulaşmaya çalışma Test 12 CA 1.E 2.D 3.A 4.B 5.C 6.A 7.D 8.C 9.B 10.C 11.E

27 FELSEFE Sanat Felsefesi: Problemler YGS / LYS TS / TM / YGS Bir şeyi estetik olarak değerli kılan öge, kendi özelliklerinden kaynaklanmıyorsa bu anlayışa öznelci sanat kuramı denir. Örneğin, bir kişi Bu resim güzeldir. dediğinde, o resme estetik bir değer vermiş olmaktadır. Bu değer öznelci yaklaşımla ortaya çıkmıştır. Burada güzeli belirleyen ölçüt, nesnenin kendi özelliği veya niteliği değil, öznenin nesneye bakış açısıdır. Buna göre, estetik değerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? A) Olanı, olduğu gibi anlatan ve gösteren yargılardır. B) Bireyin, var olanlar hakkındaki öznel beğenisini yansıtan ifadelerdir. C) Doğayı, kişisel beğeninin dışında algılamayı sağlamaktır. D) Bireye fayda ve haz veren özel değerlerdir. E) Sanat eserinin kendi içinde bir uyum ve düzen taşımasıdır. 2. Her durumda nesneleri güzelleştiren bizim bakışımızdır. Kendiliğinden güzel olan ya da kendi kendine güzelleşmiş nesne yoktur. Bakışımızla farklılaşan bir nesne, nesne olmaktan çıkmaksızın estetikleşmiştir. Bu nesne dış dünyada bir vazo, bir kalem, bir çiçek demeti; iç dünyada bir anı, bir duygu veya bir izlenim olabilir. Sanatçı nesneyi estetikleştiren kişidir. Bir nesneyi estetikleştirmek her şeyden önce ona uygun bir biçim, insani bir anlam kazandırmaktır. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz? A) Nesnelere güzellik kazandıran şey insanın yorumudur. B) Nesneler kendi başlarına farklı nitelik kazanamazlar. C) İnsanın yorumuyla estetikleşen nesne, nesneliğini kaybetmez. D) Nesnenin estetikleşmesi için insandan bağımsız olması gerekir. E) Nesnenin estetikleşmesi dış veya iç dünyada olabilir. 4. Bilimin yargıları herkes için nesnel ve genel geçer yargılardır. Oysa estetik yargılar, bizim bir resimden ya da doğal görünümden haz alma durumumuzu dile getiren öznel yargılardır. Çünkü birimizin güzel bulduğunu bir başkası çirkin olarak değerlendirebilir. O halde estetik yargılar beğeni yargılarıdır. Zihnin bilgi edinme yetisinden farklıdır. Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz? A) Estetik tavır, zihin yetisinden farklı olarak kişilere göre değişen bir yetiye dayanır. B) Sanat etkinliği, bilimsel bir tavır ile değerlendirilemez. C) Sanata ilişkin değerlendirmeler mutlak değildir. D) Bilimin ortaya koyduğu gerçekler sanatı destekler. E) Sanat, öznel ruh halinin ürünü olarak ortaya çıkar. 5. Kant a göre Çiçek güzeldir. yargısı kişisel duyguya dayanır. Ancak bu yargı sahibi, kimsenin başka türlü bir kanıda olmasını istemez. Bu duygu, o kişinin özel bir duygusu değil, herkeste bulunan ortak bir duygudur. Deneyden gelmez, fakat herkesin aynı estetik yargıda birleşmesi gerektiğini belirtir. Buna göre, estetik yargılarla ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Tüm insanlar için ortak, estetik yargılar yoktur. B) Estetik yargılar, bireyin kendi beğenisini yansıtır. C) Estetik yargıların temelinde ortak duygular vardır. D) Estetik yargılar topluma, zamana, kişiye göre değişir. E) Estetik yargıların amacı güzel olanı bulmaktır. 3. Bir şeyin güzelliğini seyrettiğimiz zaman, onun neye yarayacağını, parçalarının nasıl olduğunu pek düşünmeyiz. Bir eserin iyilik ve yararından önce güzelliğini fark ederiz. Yani güzellik duyusu iyilik ve yararlılıktan önce gelir. Örneğin, bir müzik eserinin öncelikle hoş tonları fark edilir. Yukarıdaki parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Bir eserin önce güzelliği farkedilir. B) İyilikler güzelse, değer bulur. C) Her güzel aynı zamanda iyidir. D) İyi ile güzel bir bütündür. E) İyi olan her şey güzel, güzel olan her şey iyidir. 6. Her beğeninin, her zevkin geçerli olduğunu dile getirmek, her beğeninin haklı ve kabul edilebilir olduğunu söylemek, bizi gerçekte bir kuşkuculuğa, bir değer ve beğeni karmaşasına götürür. Çünkü beğenilerin tartışalamayacağını söylemek, bir değer anarşisinden başka bir şey değildir. Bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisi savunulmaktadır? A) Ortak estetik yargılar vardır. B) Estetik beğeniler görecelidir. C) Ortak estetik yargılar yoktur. D) Estetik yargılar zorlayıcıdır. E) Beğeniler öznel bir niteliğe sahiptir.

28 Sanat Felsefesi: Problemler Platon a göre, tek tek güzel diye adlandırdığımız duyu nesneleri, aslında güzel idaeasından pay aldıkları için güzeldir. Mükemmel güzel ancak ideadır. İdea ise düşünsel ve akılsal olandır. Bu nedenle insanlar nesnel değer ve yargılara ancak onların ideasına ulaşarak sahip olabilirler. Bir çiçek veya bir tablonun güzelliği ideasından aldığı pay oranındadır. Asıl güzellik, hiçbir zaman değişmeyen gerçeklik olan, güzel ideasıdır. Akıl sahibi her varlık için güzel ideası ortaktır. Bu parçada Platon, daha çok aşağıdakilerden hangisini söz konusu etmektedir? A) Güzellik ile iyi arasındaki ilişkinin niteliğini B) Güzellik tanımlarının birbirleriyle farklılıklarını C) Sanatları sınıflandırmada kullanılan ölçütleri D) Estetik yargı anlayışlarının neye bağlı olduğunu E) Ortak estetik yargıların olup olmadığını 8. Aristoteles e göre güzellik, matematiksel olarak orantılı olandır. Orantılı olmayan şeylere güzel denilemez. Augustinus, güzelliği uyumda görür. Eksiksiz uyum ve bütünlük Tanrı dadır. O halde bütün diğer varlıklar güzelliklerini Tanrı dan alırlar. Hegel de güzellik, mutlak ruhun nesnelerde görünür hale gelmesidir. Güzel diye, öz ile biçimin uyumuna denir. Bu düşünürlerin görüşlerinden hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir? A) Güzellik her filozofu ilgilendirir. B) Güzellik, filozoflar tarafından farklı değerlendirilir. C) Sanat ile güzellik arasında belirgin fark vardır. D) Her güzelliğin doğada bulunması gerekmez. E) Güzelde çıkar gözetilmemelidir. Körfez Yayınları 10. Her alanda olmasa bile bazı sanat dallarında doğruluktan söz edilebilir. Örneğin, bazı resimler doğada bulunan bir nesneyi gerçeğine uygun şekilde taklit eder veya yansıtırlar. Rönesans ressamlarının başlıca kaygılarının da bu olduğu söylenebilir. Onlara göre bir ressam doğada bulunan bir nesneyi ne derece aslına uygun yansıtırsa o kadar başarılı olurdu. Ancak doğaya uygunluk sanatın ayırt edici tek özelliği olmamalıdır. Eğer sadece doğaya uygunluk sanatın ayırdedici bir özelliği olsaydı fotoğrafçılık en değerli sanat olurdu. Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Doğruluk, sadece bilgi kuramıyla ilgili bir kavramdır. B) Nesneye uygunluk, sanat eserine değer kazandıran tek ölçüt değildir. C) Sanat eserine değer kazandıran nitelikler her dönemde aynıdır. D) Fotoğrafçılık, en değerli sanatsal etkinlik alanıdır. E) Günümüzde santa eserleri, nesnesine uygunluk özelliğini kaybetmiştir. 11. Sanat yapıtı karşısındaki durumumuz bir kavuşma, hatta bir çakışma durumudur. Yapıtta benzerlerimizi ya da bizimle ilgili bir takım şeylerin benzerlerini yakalarız. Bu benzerler bizi açıklar ya da yaşamımızı yorumlar. Bir şiirin bize sunduğu özlem duygusu kendi özlem duygumuza benzer. Her iki özlem duygusunu birbirinden ayıramayız. Şiirdeki özlem duygusundan hareketle bizdeki özlem duygusunun özelliklerini ortaya çıkarabiliriz. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Sanat yapıtları gerçek dünyayla uzlaşamazlar. B) Sanat yapıtları, sanatçının dünyasıyla sınırlıdır. C) Sanat yapıtlarının temel amacı güzele ulaşmaktır. D) Sanat yapıtlarının kökeninde duyusal alan vardır. E) Sanat yapıtları bize duygularımızı farkettirir. 9. Güzelliğin öznel olduğunu ileri sürenler olmasına karşın, güzellik bizden, yani estetik özneden bağımsız olarak vardır. Bu nedenle, nesnenin kendi içindeki biçim ve içerik bütünlüğü özneden bağımsız olarak vardır. Özne burada sadece bu uyumlu bütünlüğü algılayandır. Bu parçada verilen bilgilere göre aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Güzellik, bireyden kaynaklanan öznel bir yargıdır. B) Güzellik, eserin aslını yansıtmasına göre değişen bir yargıdır. C) Güzellik, nesnel bir niteliğe sahiptir. D) Güzellik, sadece sanatta anlamını bulan bir yargıdır. E) Güzellik, insan aklının ve duygularının ürünü olan bir yargıdır. 12. Güzellik anlayışının getirdiği yargılar, algılayanın çirkin olana tümüyle karşıt bir beğeni gücüyle etkilenişinin ürünüdür. Bu bakımdan güzelin ve güzelliğin en üst aşamada algılanabilmeleri, her iki beğeni türünün de gereğince yorumlanabilmesini mümkün kılacak yargı gücününün, zamanla kazanılmasına bağlıdır. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Estetik yargıların algılanması belirli bir süreç gerektirir. B) Güzel kavramı, özneden bağımsız olarak ele alınır. C) Güzellik, öznenin geliştirdiği nesnel bir yargıdır. D) Güzellik bir beğeni ürünü olarak görülmemelidir. E) Çirkine yönelik yargılar güzelliğin temellendirilmesinde kullanılmaz. Test 13 CA 1.A 2.D 3.E 4.A 5.A 6.D 7.D 8.D 9.A 10.D 11.B

29 FELSEFE Din Felsefesi YGS / LYS TS / TM / YGS I. Bir tanrı vardır fakat insan yaşamına ve evrenin yasalarına müdahale etmez, karışmaz. Tanrı evreni harekete geçirmiş, kendi akışına bırakmıştır; evreni yalnızca izlemektedir. Tanrı evrene aşkın, yani evrenin dışındadır. II. Tanrı, insanın bilme gücünü aşar. Tanrının varlığı da yokluğu da ispat edilemez; görüşüyle hem teizme hem de ateizme, inanç bakımından aynı mesafede bulunur. III. Tanrı olsaydı, depremler, seller gibi doğal felaketlere ve savaşlarda masum insanların ölmesine izin vermezdi; görüşünü benimser ve tanrının varlığını inkar eder. Tanrının varlığına ilişkin yukarıdaki görüşler sırasıyla şağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir? A) Teizm - Agnostisizm - Ateizm B) Deizm - Agnostisizm - Ateizm C) Ateizm - Deizm - Teizm D) Teizm - Deizm - Ateizm E) Deizm - Panteizm - Ateizm 2. İnsanlar her dönemde kendilerinden üstün bir varlığa inanma ihtiyacı içinde olmuşlardır, inandıklarının temelsiz olduğu gösterilse bile bu ihtiyaçtan dolayı inançlarının eksikliğini kabul etmek istemezler. Mucizelere, doğaüstü güçlere besledikleri sevgi, geleceğe yönelik merakları, umutları ve korkularını bu dünyanın sınırlarının ötesine taşıma eğilimleri, dinlerin ortaya çıkmasına yol açan başlıca etmenlerdir. İnsanlarda üstün ve yüce bir varlığa inanma gereksinimi öylesine fazladır ki, herhangi bir inanç sisteminin çökmesi, başka türlü inançların doğuşunu getirmiştir. Bu parçadan hareketle aşağıdaki düşüncelerden hangisine ulaşılabilir? A) Geçmişten günümüze üstün bir varlığa inanma ihtiyacı varlığını hep devam ettirmiştir. B) İnsanlar üstün bir varlığa inanma ihtiyacını zamanla yitirmişlerdir. C) Bir inanç sistemi ortadan kalktığında o insanları bilime inandırmak kolaylaşır. D) İnsanlarda inanma ihtiyacı ancak bazı dönemlerde var olmuştur. E) İnsanlar inandıklarının yanlış olduğunu ikna edildiklerinde her zaman kabul ederler 3. Anselmus; Tanrı, en yetkin varlık anlamına gelir. Eğer en yetkin varlık gerçekten var olmasaydı tanrı kavramı da var olmazdı. Dolayısıyla tanrı kavramına sahipsek tanrının varlığının kanıtına da sahibiz demektir. Bu parçada Anselmus din felsefesinin hangi problemine yanıt aramaktadır? A) Tanrı evren ilişkisi problemi B) Ruhun ölümsüzlüğü problemi C) Vahyin imkanı problemi D) Tanrının varlığı problemi E) Evrenin yaratılışı problemi 4. Hakkında yeterince kanıt bulunmayan bir şeyi onaylamadır. İnanıyorum ama emin değilim. dediğimizde ondan bahsederiz. Bu kavram, zan ile güçlü kanaat arasındaki tüm dereceleri karşılar. 7 kere 8 in 56 ettiğine inanmamız gerekmez çünkü bunu biliriz. Evrende bizden farklı şuurlu varlıkların olduğuna dair düşüncemiz ise bu türdendir. Bu parçada anlatılan din felsefesi kavramı aşağıdakilerden A) Mucize B) Kutsal C) Vahiy D) İman E) Fıtrat 5. Tesadüf, nasıl bu kadar güzel bir dünya yaratabilir? Yaşamın ortaya çıkışını, o inanılmaz karmaşasını, apacık amaçlılığını nasıl açıklayabiliriz tanrıya başvurmadan. Herhangi bir gezegende bir saat bulsa bir insan, yalnızca doğa yasaları ve tesadüfle açıklayamaz bunu. Çünkü herkes orada akıllı ve kasıtlı bir eylemin izlerini görür. Rousseau ve Voltaire ise farklı düşünüyor, durumdan şikayet ediyorlardı: Saatçi olmadan saat yapılamaz görüşünü; bu nasıl kötü bir saat ki için de depremler, kasırgalar, afetler, sayısız hastalıklar ve adaletsizlikler barındırıyor! Çok fazla acı, çok fazla eziyet, çok fazla adaletsizlik diye eleştirmiş ve bir saatçinin olamayacağına ulaşmışlardır. Bu parçada Tanrının varlığı ile ilgili hangi iki görüş karşılaştırılmıştır? A) Deizm - Teizm B) Ateizm - Panteizm C) Agnostisizm - Teizm D) Teizm - Panenteizm E) Teizm - Ateizm

30 Din Felsefesi Günümüzde felsefe ne dinin emrindedir ne de dini emri altına alma niyetindedir. Yani felsefe ne din içindir ne de dine karşıdır. Her ikiside birbirlerini anlamaya çalışan iki bilgi türü olarak gerekli öneme sahiptir. Bu anlamda felsefe din gerçeğini gözardı etmeden, ona sadece bir problem alanı olarak, felsefi açıdan yaklaşmaya çalışır. Buna göre aşağıdakilerden hangisinin din felsefesinin cevap aradığı temel sorular arasında yer aldığı söylenemez? A) Varlık varmıdır? B) Evren nasıl yaratılmıştır? C) Vahiy mümkün müdür? D) Ruh var mıdır? E) Tanrı var mıdır? 7. Felsefenin dine bakışı olabildiğince kapsamlı olmak durumundadır. Dinin temel iddialarını açıklamaya çalışırken tek taraflı yaklaşım sergilemeden karşıt görüşlere de yer vermek gerekir. Örneğin Tanrı'nın varlığı sorununa Tanrı vardır. diyen teizmin yanında Tanrı yoktur. diyen ateizm ve Tanrı bilinemez. diyen agnostisizme de yer vermek gibi. Bu parçada din felsefesinin dine yaklaşımlarından hangisi anlatılmak istenmiştir? A) Dini objektif olarak ele alma B) Din üzerine eleştirel düşünme C) Dini rasyonel olarak inceleme D) Dini tutarlı bir şekilde inceleme E) Din üzerine bütüncül düşünme Körfez Yayınları 9. Teoloji ve din felsefesi farklı alanlardır. Din felsefesi genel olarak dinin kavramlarını, anlamını, temel iddialarını ve insan yaşamındaki yerini, aklın sınırları içinde kalarak açıklamak, sorgulamak ve eleştirmek amacını taşır. Din felsefesi, dinî inançları sorgularken insanları daha inançlı yada daha inançsız yapmaya çalışmaz. Ayrıca herhangi bir dini yayma kaygısı taşımadığı için de bütün dinlere eşit uzaklıkta kalır. Böylece tarafsızlığını korumuş olur. Bundan dolayı din felsefesi insan yaşamını düzenleyecek kurallar koymayı amaçlamaz. Buna göre aşağıdakilerden hangisi teolojinin din felsefesinden ayrılan yönü olamaz? A) Dini aklın sınırları içinde kalarak açıklaması. B) İnananların inançlarını güçlendirmeyi amaçlaması. C) İnsan yaşamını düzenleyen kurallar koyması. D) İnancı temel alması. E) Dini öğretileri dogmatik olarak kabul etmesi. 10. Ortaçağda bilim kilisesinin tekelinde teolojinin buyruğuna girmişti. Bu ortamda daha sonra ortaya çıkan skolastik felsefe teolojik nitelikli bir metafizik olmaktan başka bir şey değildir ve dinsel dogmaları ispatlamaya yönelik bir geleneğe dönüşmüştür. 16. ve 17. yüzyıllarda bilimsel atılımları ölüm cezasıyla sindirmeye yönelen engizisyon bu geleneğin bir aracıydı. Buna göre aşağıdakilerden hangisi Ortaçağ düşünme biçimi için söylenebilir? A) Gözlem ve deneyimlere dayalı bilgiler değer kazanmıştır. B) Dogmatik nitelikli bilgiler ön plana çıkmıştır. C) Bilim adamlarının din adamlarına göre etkisi artmıştır. D) Teolojinin sınırları daralmıştır. E) Bilimsel gelişmeler için zemin hazırlanmıştır. 8. Protagoras a göre, Tanrılarla ilgili olarak, onların ne var oldukları ne de var olmadıkları bilinebilir. Çünkü bu konudaki her hangi bir bilgiye ulaşmak için, tanrının karanlıklığı ve insan ömrünün kısalığı gibi bir çok engel vardır. Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden A) Panenteizm B) Teizm C) Agnostisizm D) Deizm E) Ateizm 11. I. Din açısından saygıya layık, değerli ve anlamlı olandır. Tanrı veya Peygamber tarafından değer atfedilen her şeydir. II. Her türlü ölçü ve değer üstünde yer alan, en üst noktada bulunan, mutlak, sonsuz, eksiksiz, en güçlü varlık için kullanılan özelliktir. Parçada verilen din felsefesi kavramları sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak sıralanmıştır? A) Vahiy - Yüce B) İman - Vahiy C) Yüce - İman D) Kutsal - Yüce E) Yüce - Kutsal Test 14 CA 1.B 2.D 3.A 4.D 5.C 6.A 7.E 8.B 9.C 10.B 11.E 12.A

31 FELSEFE Siyaset Felsefesi: Konusu YGS / LYS TS / TM / YGS Siyaset felsefesi, ilk örneğini Aristoteles te bulduğumuz siyaset öğretisinin yaptığı gibi, devlet biçimlerini sınıflamaktan, siyasi olguları ve siyasi süreçleri deneysel bir biçimde betimlemekten, siyasi ideolojileri ele almaktan ibaret değildir. Siyaset bilimi, olanla ilgilidir, siyaset felsefesi ise olması gereken üzerinde durur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi siyaset felsefesinin uğraştığı alandır? A) Devlet biçimlerini sınıflamak B) Siyasal ideolojileri açıklamak C) Siyasal süreçleri betimlemek D) İdeal devlet düzenlerini sorgulamak E) Siyasal olguları bilimsel yöntemlerle tanımlamak 2. Geçmişte siyaset felsefesi, devletin kaynağının, yapısının, amacının ne olduğu gibi sorularla uğraşmıştır. Günümüzde ise siyaset felsefesi, özgürlük, eşitlik gibi ideallerin ışığında birey-devlet ilişkisinin ne olması gerektiği sorusuna cevap aranmaktadır Buna göre, aşağıdakilerden hangisi günümüz siyaset felsefesinin sorularından biridir? A) Devlet nasıl bir şekilde tanımlanabilir? B) Devletin oluşmasının temelinde ne vardır? C) Devletin yapısını oluşturan unsurlar nelerdir? D) Birey ve devlet ilişkisinin niteliği nasıl olmalıdır? E) Devletin temel işlevi ne olmalıdır? 3. Siyaset felsefesi her şeyden önce bir felsefi yaklaşım gerektirir. Onun asıl amacı, siyasetle ilgili kavramsal çözümlemeler yapmak ve bazı kurallar ortaya koymaktır. Oysa siyaset bilimi, bir bilimdir ve siyasi olguları inceler. Örneğin siyaset felsefesi en iyi yönetim şeklinin ne olduğunu ortaya koymaya çalışırken; siyaset bilimi dünyanın çeşitli ülkelerindeki yasama organlarının nasıl işlediğini araştırır. Buna göre siyaset felsefesinin, siyaset biliminden ayrılan yönü aşağıdakilerden A) Var olanla değil, olması gereken durumlarla ilgilenmesi B) Ele aldığı konuları, neden-sonuç ilişkisi içinde açıklaması C) Toplumların gelişmesine daha büyük katkılarda bulunması D) İnsana bilgi sağlamakla birlikte, davranışta bulunmaya yöneltmesi E) Her toplumda ve her zaman için geçerli ilkelere ulaşması 4. İnsan yalnızca iyiliğe yönelmiş bir varlık değildir. Çıkarları çatıştığında, başkalarıyla fikir ayrılığına düştüğünde, o, her zaman aklının ve vicdanının sesine kulak vermeyebilir. Bu yüzden toplumsal yaşamda bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyecek ve gerektiğinde gücü kullanacak bir yapıya ihtiyaç vardır. Bu parçada siyaset felsefesinin hangi sorusuna cevap aranmaktadır? A) Devlet doğal bir kurum olarak hangi özelliklere sahiptir? B) Devletin varlığı ya da bir düzen gerekli midir? C) İdeal bir devlet yapısına ulaşılabilir mi? D) Devlet doğal bir kurum mudur? E) Devletin meşruiyeti neye bağlıdır? 5. Çoban seçilen, kurt olursa, Bekçi, hırsız olursa, Lider, keyfine uyup halkı unutursa, Sorunları kim çözecek her şey karışırsa? Bu dörtlükte siyasetin hangi problemi ele alınmıştır? A) Meşruiyetin ölçütünün ne olduğu B) Yönetim biçimlerinin neler olduğu C) İdeal devlet tasarımının nitelikleri D) Bireyin temel haklarının kaynağı E) Yöneticinin niteliklerinin neler olduğu 6. Egemenlik temsil edilemez, aynı nedenden dolayı da devredilemez. Halkın vekilleri onun temsilcileri değildirler, olamazlar da; onlar sadece halkın memurlarıdır; hiçbir konuda son kararı veremezler. Halkın kendisinin onaylamadığı bir yasa hükümsüzdür; hatta yasa bile değildir. Ancak halk yalnızca parlamento üyelerini seçerken özgürdür; üyeler seçilir seçilmez, halk onların kölesi haline gelir, bir hiç olur. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Egemenliğin asıl özelliği, halkın seçtiği kişiler aracılığıyla temsi edilmesidir. B) Doğal yaşamın sona ermesi insanların mutluluğunu da beraberinde götürmüştür. C) Yasaların geçerlilik kazanması için, halk tarafından seçilen vekillerce onaylanması gerekir. D) Halkın özgürlüğü kendi temsilcilerini seçmesi ile son bulur. E) Egemenliğin halk tarafından kullanımı, toplumu karmaşaya sürükler.

32 Siyaset Felsefesi: Konusu Bireysel haklar günümüzde sanki devletler tarafından bireye veriliyor gibi görülmektedir. Aslında bireysel haklar sadece insan olmaktan kaynaklanan ve başkasına devredilemeyen haklardır. Ancak ülkelerin demokratikleşme seviyesine göre tamamen bireyin elinde olan bu haklar, sanki devlet tarafından bireye veriliyormuş gibi algılanabilir. Günümüzde olması gereken şey, bireysel hakların en iyi şekilde kullanılmasını sağlamak ve onları korumak olmalıdır. Buna göre aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Her insan bireysel haklardan eşit şekilde yararlanır. B) Bireysel haklar,insan olmaktan kaynaklanır ve özgürce kullanılmaktadır. C) Toplumlar geliştikçe bireylere sundukları haklar, değişme göstermez. D) Bireyler, haklarını hiçbir kural tanımadan, sonuna kadar kullanabilmelidir. E) Bireysel hakların ne ölçüde kullanılacağı konusunda evrensel bir uzlaşı yoktur. 8. Hukuk, bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallar bütünüdür. İnsanlara hangi ortamlarda nasıl davranılması gerektiğini söyleyen, eylemlerin sonunda nelerle karşılaşacaklarını gösteren alandır. İnsanlar devletin oluşturduğu bu kurallara uymakla yükümlüdür. Her kural toplumsal ilişkilerimizdeki bir açığı kapatmaya yöneliktir. Bu parçada hukuk kurallarının hangi yönü vurgulanmıştır? A) Var olan durumları açıklamayı amaçladığı B) Düzeni sağladığı ve yaptırım gücü taşıdığı C) İnsanların benimsediği nesnel değerler içerdiği D) Oluştuğu toplumun sosyal yapısından etkilendiği E) Uygulamaya yönelik olmayıp, teorik planda kaldığı Körfez Yayınları 10. Demokratik toplumlarda bireyler, özgürlüklerini rahatça kullanabilmek için örgütlenirler. Bu örgütlenmeler devlet etkinliği ve denetimi dışında, gönüllü bir şekilde bireyler tarafından meydana getirilir. Bunlar, mesleki örgütler olduğu gibi, belli düşünceler etrafında meydana gelen örgütler de olabilir. İşte bireylerin kendi haklarını ve özgürlüklerini savunabilmek için örgütlenmiş, demokratik yapısı olan sivil toplum örgütleri demokrasinin vazgeçilmez parçası olarak kabul edilir. Bu parçadan hareketle sivil toplum örgütleri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? A) Devletin doğrudan denetimi altında meydana gelen yapılanmalardır. B) Bireylerin özgür iradeleri ile kurdukları demokratik yapılanmalardır. C) Toplumsal mülkiyet ve eşitliğin vazgeçilmez bir parçasıdırlar. D) Devlet kurumlarının birbiriyle uyum içinde olmasını sağlarlar. E) Bireylerin yurttaş olma yükümlülüklerini yerine getirmesine yardım ederler. 11. Platon a göre, devleti oluşturma doğal bir neden vardır, o da insanın kendi kendine yetmemesi ve gereksinimlerini gidermek için başkalarının yardımını istemesidir. Devletin ödevi, insanların yaşayışlarını kendilerine mutluluk sağlayacak şekilde düzenlemektir. Hobbes a göre, insanın doğal durumda yaşaması varlığını tehdit eder hale gelmiştir. Bundan dolayı bireyler biraraya gelerek birtakım haklarını kullanmayı üstün bir güce devretmişlerdir. Bu parçada görüşleri belirtilen filozoflar, siyaset felsefesinin hangi sorusuna yanıt vermişlerdir? A) Sivil toplum ne anlama gelir? B) Meşruiyetin ölçütü nedir? C) İktidar kaynağını nerden alır? D) Birey - devlet ilişkisi nasıl olmalıdır? E) Bürokrasiden vazgeçilebilir mi? 9. İnsan hayatının mutluluğu ancak iyi bir siyasal örgütlenme içinde söz konusu olabilir. Siyasal örgütlenme sadece bireysel yaşamın korunması ve devam ettirilmesi için değil, aynı zamanda bireysel yaşamın niteliğinin yükseltilmesi için de zorunludur. Bu parçaya göre siyaset felsefesinin işlevi aşağıdakilerden A) İnsan hayatını belirli alanlarda sınırlama B) İnsanla devlet arasındaki ilişkiyi düzenleme C) Siyasal örgütlenmenin sınırlarını belirleme D) İnsan yaşamını koruma, yaşam kalitesini yükseltme E) Siyasal örgütlenme yoluyla, toplumsal yapıyı koruma 12. Fransız kraliçesinin aç ve yoksul olan halkına karşı söylediği Ekmek yoksa, pasta yesinler. sözü bir yönetimin, yönettiği halka karşı düştüğü gülünç durumun ve halkıyla ne derece ilgili olduğunun göstergesidir. Bu parça, siyaset felsefesinin aşağıdaki sorularından daha çok hangisiyle ilgilidir? A) Birey ve devlet ilişkisi nasıl olmalıdır? B) Egemenliğin kaynağı nedir? C) Meşruiyetin ölçüsü nedir? D) İktidar kaynağını nereden alır? E) En iyi yönetim şekli nedir? Test 15 CA 1.B 2.A 3.D 4.D 5.E 6.A 7.E 8.C 9.A 10.B 11.D

33 FELSEFE Siyaset Felsefesi: Temel Problemler-I YGS / LYS TS / TM / YGS Toplumsal yaşamda bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen ve yaptırım gücü olan kurallara ve yasalara ihtiyaç duyulur. Bu yasaları da uygulayacak ve denetleyecek bir güç olmalıdır. Bu gücün adı devlettir. Buna göre, devletin gerekliliğinin temel nedeni aşağıdakilerden A) İnsanları olgunlaştırmak ve eğitmek B) Eşitliği ve ortak mülkiyeti sağlamak C) Dış tehditlere karşı halkı korumak D) Toplumda düzenin devamını sağlamak E) Üretimi artırıp toplumsal zenginliği sağlamak 2. Platon a göre, tek insan bir mikro-organizma olmasına karşılık, devlet bir makro-organizmadır. Tek insan ile devlet arasında bir benzerlik vardır. Devlette gördüğümüz sosyal sınıflar, insandaki belli bazı niteliklerin karşılığıdır. Şöyleki: Devlette gördüğümüz işçi sınıfı, insandaki beslenme güdüsüne; koruyucular sınıfı insandaki irade gücüne karşılık gelmektedir. Yöneticiler ise akıl gücüne karşılıktır. Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemektedir? A) Devlet doğal düzenin bir devamı olarak karşımıza çıkmaktadır. B) Devlet insanlardan meydana gelen yapay bir topluluktur. C) Bireyler arasındaki uzlaşma ve sözleşme devleti meydana getirmiştir. D) Devlet; yasa, ahlâk ve töreler tarafından biçimlendirilen bir yapıdır. E) Devletin sürekliliği rasyonel amaç ve tutumlarla mümkündür. 4. Rousseau ya göre devletin kaynağı insanın doğasında bulunan özgürlük ve eşitlik duygusudur. Rousseau, insanın doğal durumdayken tam bir eşitlik içinde mutlu yaşadığını öne sürer. Ama doğal durum, tarımın başlaması ve mülkiyet kavramının ortaya çıkması ile ortadan kalkmıştır. Doğal eşitliğin ortadan kalkması da insanları sözleşme yoluyla bir araya gelmeye zorlamıştır. İşte devlet bu sözleşmenin ürünüdür. Bu parçada J. J. Rousseau devletin ortaya çıkışını aşağıdaki yargılardan hangisine dayandırmaktadır? A) Bireylerin hür iradesini baskı altına almasına. B) Bireysel hakların zorla sınırlandırılmasına. C) Bireylerin sözleşmeyle biraraya gelmesine. D) Bireylerin doğal düzeni devam ettirme arzusuna. E) Bireysel çıkar ile toplumsal çıkarın çatışmasına. 5. Devlet, bireylerin karşılıklı ilişkilerini düzenleyen bir hukuk sistemine dayanır. Bu düzen içinde bireyler, hayatlarını güven içinde sürdürürler ve toplumsal, kültürel varlıklarını yine bu devletin sağladığı güven içinde geliştirirler. Bu nedenle, nerede bir devlet varsa, orada bir toplumsal düzen vardır. Bu parçada vurgulanan görüş aşağıdakilerden A) Devlet, insanların doğasında var olan ahlâki değerleri eğiterek, olgunluk düzeyine çıkartır. B) Toplumsal düzenin devamı için devletin varlığı zorunludur. C) Toplumsallaşmamış bireyler bencil bir şekilde davranırlar. D) Devlet, insanın özgürlüğünü kısıtlayan ve bu nedenle insan doğasına aykırı bir kurumdur. E) Bireylere ve toplumun bütününe mutluluk sağlayacak bir devlet düzeni yoktur. 3. Karmaşa ve anarşi durumu, sonuçta herkese doğrudan doğruya zarar vereceğinden anarşi halinden uzaklaşabilmek için, insanlar, tıpkı bir oyundaki rakip oyuncular gibi, bir hakeme gereksinim duyarlar. Başka bir deyişle insanlar, aralarındaki görüş ayrılıklarını çıkar çatışmalarını ortadan kaldıracak ve herkes için geçerli olan kuralları ortaya koyacak bir otoriteye gerek duyarlar. Bu parçaya dayanarak ulaşılabilecek sonuç aşağıdakilerden A) Devlet baskıcı bir kurum olduğu için ortadan kaldırılmalıdır. B) İnsanlar kendi üzerinde bir üst otoriteye ihtiyaç duyarlar. C) Devlet insanların yaratıcılıklarını köreltir. D) Toplumsal düzenler sadece güçlüye hizmet eder. E) Devlet düzeninde güçlüler güçsüzleri ezerler. 6. Bir yöneticisi olmayan başsız yığınlarda karmaşa durumuna düşülür. Böyle toplumlarda bireyler ve kurumlar arası ilişkiler düzgün yürüyemez. İnsan hem iyi, hem de kötü özelliklere sahip bir varlıktır. Sadece vicdanı, onun kötü davranışlarını engellemeye yetmez. İnsanların hak ve özgürlüklerinin sınırları çizilmezse, herkes birbirine zarar verir ve kaba güç en etkili unsur halini alır. Bu parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden A) Bürokrasi, bireysel çıkarlarla, devletin aracısıdır. B) Devlet sahip olduğu hukuksal temel sayesinde ayakta kalır. C) İktidar, hukuki bir temele dayanıyorsa meşrudur. D) İnsanların birlikte yaşayabilmeleri için düzen gereklidir. E) İktidar, başkalarının davranışlarını etkileyebilme ve kontrol edebilmedir.

34 Siyaset Felsefesi: Temel Problemler-I T. Hobbes a göre devlet, insanların uzlaşıp anlaşarak oluşturdukları bir varlıktır. İnsanlar, varlıklarını güvence altına almak için, birbirlerine söz vererek uzlaşmışlar, sözleşmişlerdir. Devlet, bu sözleşmenin ifadesi olarak doğmuştur. İnsan bir Sosyal sözleşme ve kendi özgür iradesi ile devleti meydana getirmiştir. T. Hobbes bu görüşleri ile temelde nasıl bir devlet düşüncesini benimsemiştir? A) Doğal devlet düşüncesini B) Demokratik devlet düşüncesini C) Otokratik devlet düşüncesini D) İdeal devlet düşüncesini E) Yapay devlet düşüncesini 8. İnsanlar toplum içinde başka insanlarla birlikte var oldukları için birbirleriyle çıkar çatışması içine girerler. Bu durum insanların farklı olmalarından kaynaklanmaktadır. Devlet, burada insanlar arasındaki çıkar çatışmasını önlemek için insanların davranışlarına müdahale eden, yasalar oluşturarak insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, hukuk kurallarıyla zayıfları koruyan adaletli bir sistem geliştirir. Böylece devlet toplumsal birliği oluşturarak toplumun devamını sağlar. Bu parçada devletin aşağıdaki işlevlerinden hangisine vurgu yapılmaktadır? A) Toplumsal düzeni oluşturup denetlemesi. B) Özgür düşüncenin teminatı olması. C) Yöneticileri denetleyerek ideal düzeni kurması. D) Hukuk kurallarının işlevini belirlemesi. E) Bireylerin ahlâkça olgunlaşmasını sağlaması. 9. Her devlet sosyal düzeni sağlamak, yönetimi altındaki insanların ihtiyaçlarını karşılamak ve onları geliştirmek için vardır. Toplumdaki insanların ihtiyaçlarını karşılamayan veya sorunlarını çözmeyen yönetimlerin devamı olanaklı değildir. Çünkü devlet ve halk bütünleşmesi, yönetimin devam etmesinin güvencesidir. Dolayısıyla halka rağmen bir yönetim değil, halk için yönetim anlayışı günümüz çağdaş devletlerinin temel prensibidir. Buna göre, aşağıdaki düşüncelerden hangisi parçadaki devlet anlayışına uygun düşer? A) Sosyal düzeni sağlamak için her türlü yola başvurmak B) Yönetimin yetersiz olduğu alanlarda halkın desteğini almak C) Yönetimde aksamaların olmaması için bütün yetkileri elinde bulundurmak D) Belirli durumlarda yöneticilerin görüşlerini halkın görüşlerinden üstün tutmak E) Yönetimi altındaki insanların her türlü gereksinimlerini karşılamak Körfez Yayınları 10. Günümüzde her toplumun mutlaka bir siyasi yapılanması vardır. Çünkü modern insan, her çağda olduğu gibi günümüzde de ihtiyaçlarını en iyi şeklide karşılamak, sahip olduğu birtakım hakları kullanmak ve güvenlik içinde yaşamak istemektedir. Bu beklentileri gidermek için siyasi partiler, sivil toplum örgütleri gibi yapılanmaları; seçim, yönetme, yönetilme gibi olanakları oluşturmuştur. Tüm bunlardan dolayı en büyük siyasi örgütlenme olan devlet günümüz insanlarının en çok ihtiyaç duyduğu bir yapılanmadır. Bu parçaya göre aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Toplumda var olan tüm siyasi yapılanmalar, insan gereksinimleriyle doğrudan ilişkilidir. B) İnsanlar, toplumda var olan siyasi örgütlenmelerle uyuşmazlık gösterilebilirler. C) Her toplumun ortaya koyduğu siyasi yapılar birbirinden farklıdır. D) Geçmişten günümüze kadar siyasi kurumların işlevleri farklılaşmıştır. E) Bireyler ihtiyaçları giderilinceye kadar siyasi kurumlara gereksinim duyarlar. 11. Çağdaş toplumlarda güçlü olmak, haklı olmayı gerektirmediği gibi; herhangi bir hakkı elde etmek için güç kullanmaya da gerek yoktur. Çünkü çağdaş toplumlarda bireyler ve kurumlar arasındaki ilişkiler belli kurallara dayanmakta ve oluşan sorunlar bu kurallar yardımıyla çözüme kavuşmaktadır. Toplumdaki her kişiyi ve kurumu kapsayan bu kurallar genel olarak hukuk kuralları olarak adlandırılır. Hukuk kuralları, çağdaş bir devletin güç aldığı en büyük dayanaktır. Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz? A) Herhangi bir durumun hak olup olmadığını belirlemek için hukuk kuralları kullanılır. B) Bireyler arası sorunların çözümünde hukuk kuralları kullanılır. C) Geçmişten günümüze kadar tüm toplumlarda hukuk kuralları olagelmiştir. D) Hukuk kuralları çağdaş toplumların güç aldığı en büyük dayanaktır. E) Hukuk kurallarına uymak, devletin devamlılığını sağlayan bir etkendir. Test 16 CA 1.D 2.D 3.A 4.B 5.E 6.D 7.B 8.B 9.D 10.B 11.C 12.A

35 FELSEFE Siyaset Felsefesi: Temel Problemler-II YGS / LYS TS / TM / YGS Bazı düşünürler uygulamalardaki hiçbir toplum düzeninin insanları mutlu edemediğini, ve var olan düzenlerin düzeltilmesinin olanaksız olduğunu savunmuşlardır. Bu nedenle hiçbir yerde gerçekleşmemiş ve gerçekleşme şansı pek fazla olmayan toplumsal düzenler tasarlamışlardır. Bu parçada sözü edilen kavram aşağıdakilerden A) Ütopya B) Bürokrasi C) Hak D) Meşruiyet E) Sivil toplum 2. Sofistlere göre ideal düzen, herkesi memnun edebilecek bir düzen olmalıdır. Böyle bir düzen hiçbir zaman olmamıştır ve olmayacaktır. Örneğin, Protagoras a göre, insan her şeyin ölçüsü olduğu için, her insanın farklı istek ve amaçları vardır. Bu yüzden herkesi mutlu edebilecek ve herkesin üzerinde uzlaşabileceği bir devlet düzeni yoktur. Bu parçaya dayanarak ulaşılabilecek sonuç aşağıdakilerden A) İdeal düzen, otoriteye boyun eğmeme fikrinden doğmuştur. B) İdeal devlet düzeni her zaman uygulanamaz. C) İnsanlar doğal durumda birbirlerine zarar verirler. D) İnsan eliyle konmuş yasalar ideal devleti belirler. E) Ortak bir ideal düzen yoktur. 3. Anarşizm, başta devlet olmak üzere tüm baskıcı kurumların ortadan kalkması gerektiğini öne süren öğretidir. Bu görüş bireyselliğe önem verir ve bireysel iradeden daha üstün birşey olamayacağını savunur. Buna göre, anarşizmin ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisini savunduğu söylenebilir? A) Devlet özgürlüklerin teminatıdır. B) Her türlü kurum bireysel özgürlüğü kısıtlar. C) En ideal devlet şekli demokrasidir. D) Kargaşaların önlenmesi devletin temel görevidir. E) Özgürlükler devlet tarafından sınırlandırılabilir. 4. Nihilizm, her türlü bilgi olanağını yadsıyan, kendisinden kuşkulanılmayan hiçbir şeyin bulunmadığını ileri süren bir görüştür. İdeal devlet ve toplum düzenleri ise, evrensel olarak geçerli kabul edilen birtakım ilkeler, değerler üzerine kurulur. Bu açıdan Nihilizm, siyaset alanında her türlü siyasi düzeni yadsıyan, toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen bir görüş olarak karşımıza çıkar. Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz? A) Nihilistler, ideal bir düzenin olamayacağını savunurlar. B) Nihilizm, toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmez. C) Nihilizm, her türlü siyasi düzeni reddeden bir görüştür. D) Nihilizm apaçık, kuşkulanılamayacak bilginin olmadığını savunur. E) Nihilizm e göre insanın mutluluğu ideal bir düzen ile sağlanabilir. 5. Siyaset felsefesinin temel problemlerinden biri de birey ve devlet ilişkisidir. Günümüzde bu ilişki, bir boyun eğen ve eğdiren ilişkisi olmaktan çıkmıştır. Birey, belirli temel hak ve özgürlüklere sahip olanı, bu hak ve özgürlüklerini kullanarak kendini gerçekleştiren bir varlıktır. Devlet ise, bireyin bu haklarını ve özgürlüklerini en ileri derecede kullanabilmesi için oluşturulmuş otoritedir. Buna göre, bireysel hak ve özgürlüklerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Bütün bireyler,bazı hak ve özgürlükleri doğuştan getirir. B) Devlet, bireyin kullanabilmesine sahip olduğu hak ve özgürlükleri güvence altına almıştır. C) İnsanlar bilgi bakımından yeterli düzeye ulaştıktan sonra bireysel haklarının farkına varırlar. D) Bireyler kendi seçtikleri yöneticiler yardımıyla bireysel haklara sahip olurlar. E) Devlet olmadan da bireysel hak ve özgürlükleri elde etmek mümkündür.

36 Siyaset Felsefesi: Temel Problemler-II Aristoteles, siyaset felsefesiyle ilgili olarak Platon a oranla daha gerçekçi davranmış ve ideal bir devlet düzeni tasarlamamıştır. Ancak var olan devlet ve yönetim biçimlerini eleştirmiştir. Ona göre, en iyi devlet, vatandaşlarını ahlâklı ve iyi yetişmiş kimseler olacak şekilde eğiten devlettir. Bundan dolayı devlet, eğitim işini ele almalı ve düzenlemelidir. Ayrıca Aristoteles, yönetim biçiminden çok yöneticilerin ahlâki özelliklerinin önemli olduğunu da vurgulamıştır. Aristoteles in bu düşüncesiyle, devletle ilgili aşağıdaki görüşlerden hangisini savunduğu söylenebilir? A) Var olan sorunları çözebilen ütopik devletler tasarlanmalı ve onlara ulaşılmalıdır. B) Sınıfsız bir toplum oluşturulmalı ve eşitlik en yüce değer olarak benimsenmelidir. C) En ideal yönetim şekilleri tasarlanmalı ve bunun gerçekleşmesine çalışılmalıdır. D) Bireyler, ahlâklı yetiştirilmeli ve yöneticilerin erdemli olmasına önem verilmelidir. E) Bireyin ve toplumun mutluluğu ahlâki değerler için feda edilmemelidir. 7. Devlet, hak ve özgürlüğün bir güvencesidir. Vatandaş ancak devlet içinde haklarının ve özgürlüğünün güvencesine sahip olabilir. Devlet de bu güvenceyi varlık nedeni olarak sağlamak zorundadır. Ne var ki böyle bir devlet-vatantaş ilişkisi yalnız demokratik bir toplumda olanaklıdır. Bu ilgi biçimi, karşılıklı saygı temeline dayanan bir ilgidir. Birey, hiç bir zaman sahip olduğu haklardan vazgeçmez, çünkü o zaman birey, vatandaş olma niteliğinden uzaklaşır ve vatandaş olmayan bireylerden oluşan toplum da demokratik kimliğini sürdüremez. Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Devletin var oluş nedeni bireyler arasındaki çıkar çatışmalarını önlemektir. B) Devlet, halkın oluşturduğu yasaların uygulayıcısı ve denetleyicisidir. C) Devletin temel görevi, bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır. D) Devlet özel bir takım koşullarda bireysel hakları sınırlama hakkına sahiptir. E) Devletin varlığı bireylerin ekonomik ve sosyal problemlerini çözdüğünde anlam kazanır. Körfez Yayınları 8. Çağdaş siyaset bilimcilerine göre, insanlığın ilk çağlarında yöneten ve yönetilen farklılığının bulunmadığını savunanların görüşleri, parlak bir varsayımdan öteye geçmez. Kesin olan bir şey varsa o da, şimdiye kadar incelenmiş ilkel denen her toplumda bireyselleştirilmiş iktidar izlerinin bulunduğudur. Adına ister din adamları, ister sihirbazlar, ister ihtiyar heyeti densin, her zaman bir küçük grup buralarda yönetimi elinde bulundurmuştur. Bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisi vurgulanmaktadır? A) İnsanda başkalarının haklarına saygı göstermesinin yanında, onları hiçe sayma eğilimi vardır. B) Doğa insanları eşit yaratmıştır; insanları yöneten ve yönetilen diye ikiye ayırmak yanlıştır. C) En ilkelinden en gelişmişine kadar bütün sosyal gruplarda bir düzen vardır. D) Özgürlüğü ya da eşitliği temel olan yaklaşımlar toplumları ideal düzene eriştirememişlerdir. E) İnsanları birbirleriyle kaynaştırabilecek ölçütlerden birisi de adalettir. 9. Başta Sokrates ve Platon olmak üzere birçok Yunan düşünürü, halkın kendi kendisini yönetebileceği görüşünü şüphe ile karşılayıp demokrasiye karşı seçkinlerin, aristokratların yönetimi anlayışını geliştirmişlerdir. Çünkü Antikçağ Yunan şehir devletleri içinde rakip sınıflar arasında devam eden mücadeleler, bu mücadelelerin yarattığı gerginlik ve iç savaş durumu, istikrarsızlık; toplum hayatı için çok önemli olan görevlere yeteneksiz insanların seçilmesi, kitlelerin güzel konuşan bir kısım insanların peşinden bilinçsizce sürüklenmesi gibi durumlar vardı. Bu parçaya göre eski Yunan düşünürlerinin savunduğu görüş aşağıdakilerden A) Ülkeyi, yönetim konusunda uzmanlaşmış, yetenekli kişilerden oluşan seçkinler yönetmelidir. B) Yönetim yetkisi ve sorumluluğu ülkedeki tüm insanlara paylaştırılmalıdır. C) Devleti bir tek kişi yönetmeli ve bu kişi olağanüstü yetkilerle donatılmalıdır. D) Ülke yönetiminde halkın, halk için, kendi kendisini yönetmesi ilkesi uygulanmalıdır. E) Tüm yönetimler insan özgürlüğünü kısıtlayacağından doğal yaşama geri dönülmelidir. Test 17 CA 1.D 2.A 3.B 4.C 5.B 6.D 7.E 8.A 9.E 10.A 11.C

37 FELSEFE Bilim Felsefesi: Konusu, Bilim Tarihi YGS / LYS TS / TM / YGS Bilimler, fiziksel ve sosyal gerçeği açıklarken çeşitli kavramlar kullanırlar. Ancak hiçbir bilim bu kavramları ele alıp incelemez. Örneğin, bilim adamı sık sık nedensellik, yasa, kuram ve açıklama gibi kavramlardan söz eder. Peki ama Bir olay, başka bir olayın nedenidir. ne demektir? Nedensellik ilkesini nasıl anlamalıyız? Doğa yasası ne demektir? Bilimsel kuramların doğası nedir? Bilimde betimleme ve açıklama nasıl yapılır? Kuramlar gözlemi etkiler mi; etkilerse nasıl etkiler? Tümevarımı nasıl temellendiririz? İşte bilim felsefesinin yapmaya çalıştığı şey bu tür soruları yanıtlamaktır. Bu parçadan hareketle bilim felsefesiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Bilimsel kavramların ve yöntemlerin anlamlandırılması ve sorgulanmasıyla ilgilenir. B) Tarihsel süreç içerisinde bilimdeki bilgi birikiminin insanlık üzerindeki etkilerini inceler. C) Bilimin insan yaşamına getirdiği kolaylıkların yanında, olumsuzluklarını da ele alır. D) Bilimin oluşmasına neden olan merak ve hayret duygusunun hangi durumlarda işe yaradığını sorgular. E) İnsan yaşamını kolaylaştırma adına bilimden yararlanma yollarını araştırır. 2. İnsanlığın tarih boyunca ortaya koymuş olduğu bilme etkinliklerinden biri olarak bilim, karşılaşılan sorunların çözümünde rol alan etkili yollardan birisidir. Ancak bilim sadece olayların gözlenmesiyle yetinmediği gibi, tamamen olgusal dünyadan uzaklaşan bir çalışma şekli de değildir. Bu açıdan bakıldığında, bilim sorunları çözen açıklamalar içerdiği gibi, gelecekte oluşabilecek durumlar hakkında da ön bilgi verebilir. Bu parçaya göre aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Bilim, nesnel olsun veya olmasın her alanda inceleme yapar. B) Bilimsel çalışmalardan sadece problemleri çözmesi beklenir. C) Bilim, var olanları inceleyerek şu an ve gelecek için geçerli açıklamalar sunar. D) Bilimsel veriler, var olan durumlara uygun olduğu sürece geçerlidir. E) Bilimsel sonuçlar elde etmek için gözlem yapmak yeterlidir. 3. Tarihteki ilk uygarlıklardan Mezopotamya ve Mısır da kuramsal düşünme tarzında bir bilimsel etkinlik göremeyiz. Babilliler ise kehanete inanıyor ve gök cisimlerinin konumlarının kişisel ve toplumsal yaşamlarını belirlediğini düşünüyorlardı. M.Ö yıllarına doğru Babillilerin, gök cisimlerinin hareketleriyle, Ay tutulmasıyla ve takvim yılının hesaplanmasıyla ilgili çok dakik gözlemleri ve bu gözlemlere dayalı güvenilir hesaplamaları olduğunu biliyoruz. Ama yine biliyoruz ki, bütün bunlar pratik kaygılarla ve günlük yaşamın gereksinimlerini karşılamak için yapılmıştır. Bu parçada vurgulanan düşünce aşağıdakilerden A) İlk uygarlıklarda deney ve gözlem verileri üzerine kuramsal olarak açıklama çabası görülmektedir. B) İlk uygarlıklarda mitolojik veya doğaüstü olaylara inanma eğilimi görülmemektedir. C) İlk uygarlıklar bilimi günlük yaşamlarının gereksinimlerini karşılamak için yapmışlardır. D) Mitolojik kaygılarla hareket etmek bilimin erken doğuşunu sağlamıştır. E) Kuramsal olarak düşünme ilk olarak Mısır ve Mezopotamya da başlamıştır. 4. İnsanoğlunun evreni yalnızca akıl yoluyla kavramaya ve açıklamaya çalışmasından dolayı bilimler, felsefe kapsamında ele alınıp değerlendirilmiştir. Ancak evrenin sadece akılla açıklanması; bilinenlerin uygulanmasına, geleceğin tam ve doğru şekilde tahmin edilmesine, olaylar ve varlıklar üzerinde somut araştırmalar yapılmasına yetmemiştir. Üstelik bilimden beklenen şey, sadece zihinsel merakın giderilmesi de değildir. Bu nedenle tüm bu ihtiyaçların giderilmesi için bilimler, felsefeden farklı bir şekilde konularını ele almaya başlamışlardır. Bu parçadan hareketle aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Bilimlerin doğup, gelişmesi felsefeden bağımsız şekilde gerçekleşmiştir. B) Bilimler, insanların çok yönlü ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla felsefeden ayrılmıştır. C) Bilim, felsefeyle ulaşılamayan bilgileri elde etmeye yarar. D) Bilim ve felsefe, aynı gerçeği farklı yöntemlerle araştıran iki etkinliktir. E) Bilimlerin gelişmesi, felsefeye duyulan güveni sarsmıştır.

38 Bilim Felsefesi: Konusu, Bilim Tarihi Hiçbir millet tek başına bilimleri başlatmış olma şerefine sahip değildir. Çünkü bilimlerin gelişmesi, tarihi akış içinde Mezopotamya, Mısır, Çin, Hint ve Eski Yunan medeniyetleri arasında, birbirine miras şeklinde aktarılarak büyüyen bir süreç olup, herhangi bir milletin tekelinde değildir. Parçada aşağıdaki yargılardan hangisi vurgulanmaktadır? A) Belli uygarlıklarda belli bilimler gelişirken, diğer bilimlerde gerileme vardır. B) Bilimlerin gelişmesi, milletlerin gelişmişlik düzeyiyle orantılıdır. C) Her bilim, belli bir uygarlıkta doğmuş ve gelişme göstermiştir. D) Bilimlerin oluşmasında ve gelişmesinde her uygarlığın katkısı vardır. E) Bilimsel gelişmelerde belli bir uygarlık, diğerlerinden daha ön plandadır. 6. Antik çağdaki Yunan toplum yapısı teknolojiye yönelik değildi. Küçümsenen el işleri kölelere yaptırılıyordu. Seçkin kesim zamanını felsefe, sanat ve politika gibi etkinliklere katılarak değerlendiriyordu. Aynı dönemde bilim, felsefe kapsamında bir etkinlikti. Bunun nedeni, dünyayı anlamak, evrende olup bitenleri birkaç temel ilke çerçevesinde açıklamaktı. Ancak doğa güçlerini denetim altına almak, insan yaşamına teknik kolaylıklar sağlamak Yunanlılar ın uzak durduğu bir tutumdu. Bu parçaya dayanarak Antik Yunan dönemindeki bilimsel çalışmaların aşağıdaki özelliklerden hangisini taşıdığı söylenemez? A) Uygulamaya yönelik olma B) Felsefenin kapsamında algılanma C) Gerçeği anlamayı amaçlama D) Temel ilkelere ulaşmayı sağlama E) Belli bir grup tarafından yapılma Körfez Yayınları 8. Ortaçağ felsefesinden farklı olarak Rönesans felsefesinde genel eğilim her türlü bağımlılıktan sıyrılmak ve yalnız kendi düşüncesine dayanmaktır. Örneğin, bu dönemde F. Bacon, Orta çağdaki tümdengelim yöntemini reddetmiş, yerine tümevarımı koymuş; bilimin doğaya egemen olma çabası olduğunu, bunun için doğayı doğru olarak bilmek gerektiğini, bu bakımdan da insanın önyargılardan uzaklaşması gerektiğini ileri sürmüştür. Buna göre, Bacon la ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Kendinden önceki görüşlerden yararlanmıştır. B) Bilimsel yöntemin gelişmesine katkıda bulunmuştur. C) İnanç konularını akılla temellendirmeye çalışmıştır. D) Doğruları kutsal kitapların içinde aramıştır. E) Doğru bilgiye ulaşılamayacağını savunmuştur. 9. Dünya nın haritasını ve gökyüzünün modelini yapmaya çalışan Anaksimandros, aynı zamanda ilk kez şimşeğin, yer sarsıntılarının, Ay ve Güneş tutulmalarının nedenlerini de bulmaya çalışmıştır. Onun zamanına kadar Ay ve Güneş birer tanrı olarak kabul ediliyordu. Ancak Anaksimandros, tüm gök cisimlerini havanın sıkışmasından oluşan, içleri ateşle dolu birer küre olarak düşünmüştür. Bu kürelerin üzerindeki ateş ve ışık çıkartan delikler kapanınca, Güneş ve Ay tutulmaları olur. Kuşkusuz bu görüş basit ve ilkeldir. Ancak doğa olaylarını bilimsel olarak açıklaması açısından önemlidir. Buna göre, Anaksimandros un görüşlerinin felsefede önemli bir yer tutmasının nedeni nedir? A) Ahlaki problemlerden çok doğa olaylarına ilgi duyması B) Mitolojik açıklamaları temel alan görüşler sunması C) Doğal olayları doğal neden ve sonuçlarla açıklaması D) Felsefi ve bilimsel açıklamaları birbirinden ayırması E) Bilimsel yöntem sürecinin gelişmesine katkıda bulunması 7. Ondokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda bilimin olağanüstü başarı sağlaması, ona olan ilgiyi daha da arttırmıştır. Bu ilgi, düşünen kişileri neyin bilim olduğunu ve neyin bilim olmadığını araştırmaya, dolayısıyla bir takım ölçütler aramaya ve bilimi sorgulamaya götürmüştür. Bu da doğal olarak bilim üzerinde düşünsel etkinliklerin yapılmasına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak filozoflar bilim üzerinde düşünmeyi ve bilimin mantığını yapmayı kendilerine görev olarak kabul etmişlerdir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır? A) Bilimsel konuların sınırının ne olduğu B) Bilim felsefesinin ortaya nasıl çıktığı C) Bilimin insanlığa sunduğu yararları D) Bilimin zaman içinde geçirdiği aşamalar E) Bilimin olumsuz yanlarının neler olduğu 10. Milattan önce 600 yıllarında en parlak aşamasına ulaşan Yunan uygarlığının en çarpıcı özelliği düşüncede tartışmaya göreceli de olsa olanak tanıyan bir toplum yapısına sahip olmasıydı. Yunan filozofları fikirlerini herkese açık meydanlarda ileri sürüp tartışabiliyorlardı. Düşünme, eleştiri ve iletişime açık böyle bir ortamın tüm kültürel etkinlikler gibi bilim için de ne denli önemli olduğu açıktır. Bu parçada bilimsel düşüncenin gelişimi aşağıdakilerden hangisine bağlanmıştır? A) Özgür bir düşünce ortamını varlığına B) İnsanların mutlu bir yaşam sürmesine C) Toplumlar arasında kültürel etkileşimin artmasına D) Çeşitli uygarlıkların bilgi birikiminden yararlanılmasına E) Düşünürlere devlet yönetiminde görevler verilmesine Test 18 CA 1.A 2.E 3.B 4.E 5.B 6.D 7.C 8.C 9.A

39 FELSEFE Bilime Farklı Yaklaşımlar YGS / LYS TS / TM / YGS Popper a göre, gözlem ve deney yoluyla doğrulamaya, belgeleme ya da temellendirmeye dayanmayan bir etkinlik pekâlâ bilimsel, nesnel ve rasyonel olabilir. Popper yanlışlamacı felsefesiyle böyle bir soruna olumlu yanıt vererek, hem bilimin sınır problemini, hem de David Hume dan beri felsefecileri uğraştıran tümevarım problemini çözdüğünü iddia eder. Bu parçada dile getirilen ve Popper a özgü kabul edilen görüş aşağıdakilerden A) Bir etkinlik deney ve gözlemle doğrulanmadığı sürece bilimsel nitelik taşımaz. B) Tümevarım tarih boyunca bütün filozofların kullandığı bir yöntemdir. C) Gözlem gerektirdiğinden dolayı bilimsel yöntem olarak tümevarım kullanılmalıdır. D) Bilimsel olmanın tek ölçütü deney ve gözlemle doğrulamak değil, yanlışlama ilkesine uygun davranmaktır. E) Bilim, tümevarım yöntemine göre daha kolay olan tümdengelim yöntemini kullanmalıdır. 2. Reichenbach a göre, dil bilgisel içerik taşıyan bir simgeler bütünüdür. Bu simgeler, fiziksel işaretlerdir ve biçimleri ne olursa olsun kendileri dışındaki nesneleri temsil ederler. Yani, nesneler ile onları temsil eden simgeler arasında bir uygunluk vardır. Ancak bu uygunluk bir benzerliğe değil, anlaşmayı içeren bir uzlaşıma dayanır. Örneğin, ev sözcüğü ev nesnesini, kırmızı sözcüğü nesnelerin kırmızılık özelliğini adlandırır. Bu parçada Reichenbach ın vurgulamak istediği düşünce aşağıdakilerden A) Doğruluğu ya da yanlışlığı hiçbir gözlemle belirlenemeyen cümleler anlamsızdır. B) Bilimsel bir açıklama genel yasalara dayalı olmalıdır. C) Aynı olgulardan söz etmeyen, aynı dili konuşmayan paradigmanın yanlışlanması olanaksızdır. D) Anlamlı bir önerme, doğrulanma olanağı taşıyan bir önermedir. E) Dilsel simgeler biraraya gelerek fiziksel dünyada olup bitenleri betimleme işlevi görür. 3. Çağımızın bilim çevrelerinde kabul edilmeye başlanan anlayışa göre, Bilimsel araştırmaya konu olan öge ile bu ögeleri inceleyen bilim adamları birbirinden bağımsız bir şekilde bilimsel bilgiyi oluşturamaz. Bilim adamı ile ele aldığı nesne veya olayın bilgi üretiminde birbiriyle bağlantılı olduğu gerçeği giderek daha çok kabul edilmektedir. Çünkü bilim adamının deneyimleri ve bilgi birikimleri, incelenen objeyi nasıl algılayacağına etki etmekte, bundan dolayı aynı nesne veya olay farklı bakış açılarınca farklı algılanmaktadır. Buna göre, aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Bilimsel buluşlar, önceki bilgi birikiminin ürünüdürler. B) En son elde edilen bilimsel bilgiler insanlara daha çok fayda vermektedir. C) Bilimsel sonuçlar, topluma ve çağa göre değişmeyen genel yargılardır. D) Bilimin, insanlığın bütün sorunlarına çözüm getirdiği söylenemez. E) Bilimsel etkinliklerde ve bilimsel sonuçlarda, bilim adamlarının özellikleri etkili olabilmektedir. 4. Kuhn, doğadaki olguları açıklama gücü oldukça yüksek olan ve herhangi bir bilim dalında daha ileri düzeyde araştırmalar yapılmasına izin veren bir bakış açısı, bir yöntem ya da varsayıma, paradigma adını verir. Bilim adamları bu paradigmaya göre, o alandaki problemleri çözerler, ayrıntılarla ilgili açıklamalar getirirler. Örneğin, paradigma bir astronomi kuramıysa, bilim adamları bu kurama göre yıldızların ve gezegenlerin hareketlerini araştırırlar. Onların gelecekteki durumlarını tahmin ederler. Burada belirleyici olan, paradigmadır. Buna göre, paradigma hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? A) Toplumdaki egemen güçlerin görüşleri doğrultusunda oluşturulan bilgilerdir. B) Bilim adamlarının ortaklaşa bağlandıkları geçmişteki otoritelerin görüşleridir. C) Bilimsel çalışmayı yönlendiren geleneksel inanışlardır. D) Bilim adamının dış dünyaya bakışını belirleyen kuramsal çerçevedir. E) Kültürel etkileşimin kazandırdığı bilgi birikimidir.

40 Bilime Farklı Yaklaşımlar Carnap iki tür doğrulamadan söz eder. İlki: Şu anda mavi bir zemin üzerinde kırmızı bir kare görüyorum. önermesinde olduğu gibi dolaysız doğrulamadır. Biz bu önermeyi mavi bir zemin üzerinde kırmızı bir kare gördüğümüz zaman doğrulamış oluruz. İkincisi, Bu anahtar demirden yapılmıştır. önermesinde olduğu gibi dolaylı doğrulamadır. Bu önerme ise deneyin ve gözlemin yanı sıra, birtakım mantıksal işlemlere başvurarak doğrulanabilir. Carnap ın bu parçada vurgulamak istediği görüş aşağıdakilerden A) Önermeler farklı şekillerde doğrulanabilir. B) Bilimsel dil birliğinin sağlanması zorunludur. C) Metafizik doğrulama mantıksal işlemlerle oluşur. D) Deneysel bilgilerimiz kesin doğruluk değeri taşımaz. E) Dil, bilgisel içerik taşıyan bir simgeler bütünüdür. 6. Newton: matematik, fizik ve astronomi alanında çalışmış; Kepler, Kopernik ve Galileo nun izinden giderek evrendeki her türlü hareketi evrensel çekim kanunu ile açıklamıştır. Yukarıdaki parçada anlatılanlara göre, aşağıdaki görüşlerden hangisi bilim için söylenebilir? A) Bilim, kümülatiftir. B) Bilim, birikimli olarak ilerler. C) Bilim, objektiftir. D) Bilim, olması gerekeni ele alır. E) Bilimin evrensel bir özelliği yoktur. Körfez Yayınları 8. Bilim, insanın kendini ve dünyayı anlamak için duyduğu derin ve sürekli bir arzudur. İnsanın çevresinde olup bitenleri açıklama ve olguların nedenlerini ortaya koyma isteği bu dürtüden doğar. Deneyin ve gözlemin verileri üzerine kuramsal olarak düşünme, açıklama, doğanın yapısını ve işleyişini ortaya çıkarma anlamındaki bilim, insanın pratik kaygılarından bağımsız olan düşünsel merakının bir sonucudur. Bu parçaya göre, aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılamaz? A) Bilim, insanın çevresinde olup bitenleri açıklama dürtüsünden oluşur. B) Bilim, deney ve gözlem verileri üzerine kuramsal düşünmedir. C) Bilim, insanın uygulamaya yönelik ihtiyaçlarından doğmuş bir üründür. D) Bilim, insanın kendini ve dünyayı anlamasının bir ürünüdür. E) Bilim, insanın düşünsel merakının bir ürünüdür. 9. Belli bir konuda ele alınan paradigma, ortaya çıkan sorunların çözümünde yetersiz kalınca yeni bir arayış içine girilir. Bu arayış yeni bir paradigmanın, eskisinin yerini almasıyla son bulur. Kuhn a göre yeni paradigmanın eskisinin yerini alması bilimsel bir devrimdir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır? A) Her bilim adamı bilimde kendine özgü bir yol izlemiştir. B) Bilim adamları araştırmalarında objektif olmalıdır. C) Önemini yitiren bilimsel görüşler yerini yenilerine bırakır. D) Bilim üzerinde tüm toplumların katkısı söz konusudur. E) Bilim insanların yaşam şekillerini etkilemektedir. 7. Paradigmalar, bilim topluluğunun son derece önemli olduğuna karar verdiği bazı can alıcı sorunları çözümlemekte rakiplerinden daha başarılı oldukları için üstün bir konuma ulaşabilmiştir. Yalnız, paradigmanın başarısını devam ettirebilmesi için sorunlarını çözmeye devam etmesi gerekmektedir. Bu parçada paradigmaların hangi özelliği vurgulanmak istenmiştir? A) Genel kabul gören bilim anlayışına ortam hazırlaması B) Bilimsel açıklamalarla anlaşılır bir durum alması C) Diğer bilgi türlerinden sürekli olarak destek alması D) Değişik uygarlıkların ortak katkısıyla ilerlemesi E) Bilimsel sorunlara çözüm sunmaya devam etmesi 10. Bilimi etkinlik olarak ele alan yaklaşım, bilimi bilim adamları topluluğun etkinliği olarak değerlendirir. Bu yaklaşım bilimi rasyonel bir etkinlik olarak görmez. Bundan dolayı bilimsel araştırma sürecine giren tüm ögeler, özellikle de bilim dışı tüm ögeler hesaba katılmalıdır. Söz konusu yaklaşım bilim adamları topluluğun psikolojik ve sosyal özelliklerinin bilimi anlamada çok önemli rol oynadığını vurgular. Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz? A) Bilim, bilim adamları topluluğunun etkinliğidir. B) Bilim bütünüyle rasyonel bir etkinliktir. C) Bilim, oluştuğu ortamın izlerini taşır. D) Bilim adamlarının kişilikleri bilimi etkiler. E) Bilimsel süreçte bilim dışı faktörler hesaba katılmalıdır. Test 19 CA 1.A 2.C 3.C 4.B 5.D 6.A 7.B 8.B 9.C 10.A

41 FELSEFE Bilim Yöntem, Özellik, İşlev-I YGS / LYS TS / TM / YGS Kendisini bilimsel uğraşa yatkın gören çoğu insan, bazen üzüntüye ve umutsuzluğa kapılabilir. Bacon bunun nedenini şöyle açıklamıştır: Doğanın kurnazlığı, gerçeğin gizemli derinliği nesnelerin belirsizliği, deneyin güçlükleri, nedenlerin karmaşıklığı ve insanın daha derine nüfuz etme arzusunu veya ümidini yitirmesinden kaynaklanan isteksizliğin yol açtığı kavrama yeteneğinin azalmış olması Bu parçada aşağıdakilerden hangisi söz konusu edilmektedir? A) Bilimsel çalışmaların niteliği B) Bilimin tarihsel süreç içindeki gelişimi C) Bilimsel çalışma alanının sınırları D) Bilimsel çalışmanın bilim adamına kazandırdıkları E) İnsanı bilimsel çalışmadan soğutan nedenler 2. Bilimsel çalışmalar mutlaka bir problemle başlar. Her problem ya da olayın bir nedeni vardır. İşte bilimsel çalışmanın amacı bu nedeni bulmaktır. Bunun için problemin sınırları çizilir ve problemin analizi yapılır. Bu ise gözlemle yapılır. O halde bilimin yöntemi gözlemdir. Gözlem yaparken duyu organlarının güçleri teleskop ve benzeri aletlerle artırılır. Bu arada gözlem yaparken, koşullar da belirlenmelidir. Bu parçada bilime ait özelliklerden hangisi üzerinde durulmaktadır? A) Bilime ait konular evrensel bir nitelik taşırlar. B) Bilim, belli bir kapsamdaki konuları sistemli bir şekilde araştırır. C) Bilim, gözlem yaptığı konuları sezgisel olarak denetler. D) Bilim, problemlere yaklaşırken öndeyilerde bulunur. E) Bilime ait veriler tartışmaya açık ve değişebilir niteliktedir. 3. Bilim açısından önemli görülen bir kuram, açıklama gücünün yanı sıra, sunduğu öndeyilerle yeni olguların gözlemine yol açan bir kuramdır. Burada önemli olan şey şudur: Açıklama, doğayı anlamamızı sağlarken, bilimsel öndeyi bizi doğayı denetim altına alma gücüyle donatmaktadır. Eğer öndeyiler olmasaydı bilim, bilme ve anlama ihityacımızı giderme işleviyle sınırlı kalırdı. Buna göre, bilimin öndeyilerde bulunması aşağıdakilerden hangisini yapmayı gerektirir? A) Eldeki bilgiler yardımıyla oluşacak olayları önceden tahmin etmeyi B) Olayların hangi nedenlerle gerçekleştiğini bilmeyi C) Ele alınan olayların birçok nedeninin olabileceğini göz önünde bulundurmayı D) Araştırma yaparken, kişisel bilgilerini araştırma sonuçlarına katmamayı E) Ortaya atılan kuramların, yanlışlanma olasılığını göz önünde bulundurmayı 4. İnsan zihninin bilimi meydana getirmedeki etkin rolü daha gözlem aşamasında kendini göstermektedir. Çünkü bilim adamı kendisini pasif bir biçimde olayların akışına bırakmaz. Tam tersine önceden belirlenmiş bir problemle veya bir soruyla ilgili olarak bilinçli, seçici gözlemler yapar. Dolayısıyla gözlem, gelişigüzel bir bilgi toplama yöntemi değildir. Buna göre, gözlemle ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Tüm bilimsel araştırmalarda kullanılabilen bir yöntemdir. B) İleri sürülen bilgileri kanıtlamada geçersiz bir yöntemdir. C) Bilim adamının olayın değişik boyutlarını görmesini engelleyen bir yöntemdir. D) Problemlerle ilgili bilinçli ve amaçlı bir biçimde veri toplama yöntemidir. E) Araştırmacının düşünsel özelliklerinden bağımsız bir yöntemdir. 5. Bilimin yenilenmeye açık yapısı, onun önemli özelliklerinden biridir. Ancak bilimin belli bir ölçüde tutucu olduğu da söylenebilir. Pek çoğumuz için alışık olduğumuz bir inançtan, koşullandığımız bir ideolojiden kopmamız ne denli zorsa, bilimde de yerleşik bir varsayımı veya kuramı, ki bu kuram kimi yeni gözlem verilerini açıklamada yetersiz kalsa da, değiştirmek güç bir iştir. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Bilimde elde edilen yeni bulgular, zor da olsa var olan bilgilerin değişmesine neden olur. B) Bilim, elde edilen bilgilerin nesnel olarak kanıtlanmasını gerektiren bir alandır. C) Bilim, geçmişte ve günümüzde insanlığa ışık tutmuş bir alandır. D) Bilimsel gerçeklerin doğrulukları hemen kabul edilmek zorundadır. E) Bilim, kendi içinde tutarlı olan, çelişkisiz bilgilerden oluşur.

42 Bilim Yöntem, Özellik, İşlev-I Bilim, olgusal dünyayı anlamaya yönelik soyut kavramsal bir çalışmadır. Bilimde basit gözlemlerden, ince deneylerden en karmaşık açıklama ve öndeyilere dek tüm etkinlikler bir kuramın ışığında ele alınır. İyi bir kuram, açıklama ve öndeyi gücü yüksek, eleştiriye açık, kendi içinde ve bilimin doğrulanmış diğer ilkeleriyle tutarlı, kavramsal bir bütündür. Bu parçada bilimsel kuramlarla ilgili aşağıdaki özelliklerden hangisi vurgulanmaktadır? A) Olgular tarafından desteklendiği sürece geçerli olduğu. B) Var olan durumu ve gelecektekileri açıklama gücü olan, çelişkisiz bütünlerden oluştuğu. C) Bilim adamından bağımsız değerlendirilemeyeceği. D) Bilimsel çalışmaların ulaşabileceği en son bilgi seviyesi olduğu. E) Geçerliliği için kendi içinde tutarsız olması gerektiği. 7. Aristarkos, Güneş merkezli evren sistemini ilk olarak ileri sürenlerdendir. Ama onun zamanında Dünya, Güneş çevresinde dönerken, niçin büyük fırtınalar çıkmıyor veya yukarıdan aşağıya bırakılan bir cisim niçin daha geriye değil de, bırakıldığı noktaya düşüyor? gibi sorulara tam olarak cevap bulunamamış ve bu nedenle Aristarkos un düşünceleri kabul görmemiştir. Buna göre, bilimsel bir görüşün kabul görmesi için, aşağıdaki özelliklerden hangisine sahip olması gerekir? A) Var olan bilgilerden farklı ve özgün bir görüş olmalıdır. B) Karşılaşılan sorunları eksiksiz olarak çözmelidir. C) Akıl ilkeleriyle tutarlı bilgiler sunmalıdır. D) Olayları farlı bakış açılarıyla ele almalıdır. E) Benzer olayları kapsayan genellemelere ulaştırmalıdır. 8. Bilimi, diğer düşünsel etkinliklerden ayıran en belirgin özellik, olgusal olmasıdır. Olgulara ilişkin olmayan hiçbir varsayım veya teori bilimsel olma niteliğini kazanamaz. Olguların doğrulamadığı hiçbir önerme kabul edilemez. Öte yandan, olgular kendi başına bir şey ifade etmez; ancak bir hipotez veya teorinin ışığında bilimsel veri niteliği kazanır. Buna göre, bilimsel gerçeğe ulaşmayı amaçlayan bir bilim adamı aşağıdakilerden hangisine yönelir? A) Var olan durumları, bilimsel araştırma ilkelerinden bağımsız olarak açıklığa kavuşturmaya B) Ortaya atılan varsayımları,olgularla doğrulamaya çalışma C) İnsanlığa yararlı olacak araştırmalara öncelik vermeye D) Deneyimlerine güvendiği kişilerin yaşadıkları olaylara dayanarak genellemelere varmaya E) Bilime olan güveni artıracak eylemler içinde bulunmaya Körfez Yayınları 9. Bilimsel bilginin başlangıcında gözlem vardır. Bilim adamı önce belli bir olayda veya olguda düzenliliğin olduğunu gözler. Sonra bu düzenliliğe ilişkin bir nedensel açıklamada bulunur. Bu açıklama, test edilmek üzere ortaya atılmış bir varsayıma dayanır. Varsayım, test edilmek üzere ortaya atılmış bir iddiadır. Kuram ise, doğruluğu daha açık bir duruma gelmiş açıklama modelidir. Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Kuramlar varsayımlardan daha kapsamlı açıklamalarda bulunur. B) Kuramların hepsi varsayım olma yolundaki açıklamalardır. C) Kuramlarla, felsefi görüşler benzerlik gösterir. D) Kuramlar kendi içlerinde kısmen belirsizlik gösterir. E) Kuramların ele aldıkları konular sınırsızdır. 10. Bir hipotezi test etmek için yapılan deneyler, hipotezi doğrulayabileceği gibi; hipotezin tekrar gözden geçirilmesini ya da tamamen terk edilmesini de gerekli kılabilir. Bu durumda yeni bir hipotez kurulması gerekir. Buna göre, aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Bilim adamı, oluşturduğu hipotezi kesinlikle doğrulamak zorundadır. B) Bilimsel veriler, olgusal olarak doğrulanmaktan uzaktır. C) Bilim adamı, hipotezlerini test etmeli ve oluşan sonuçlara uygun davranmalıdır. D) Bilimsel çalışmalardaki her aşama, birbirinden bağımsız etkinliklerdir. E) Bilim adamının kurduğu hipotezler, kendi düşünce yapısından bağımsızdır. 11. Bilimsel yasaların genel olma ve evrensel olma gibi iki özelliği vardır. Ancak bu ikisi genellikle birbirine karıştırılır. Evrensel olan bir önerme, genel olmayabilir. Örneğin, Bakır iyi bir ısı iletkenidir. önermesi evrensel olmasına karşılık, genel bir yasa değildir; çünkü bu önerme daha geneli içine alacak şekilde ifade edilebilir. Bu nedenle Bakır iyi bir iletkendir. genel bir yasa olmamasına karşın, Bütün metaller ısı iletkenidir. önermesi genel bir yasadır. Demek ki doğa yasaları olabildiğince geneli kapsayıcı ifadeler olmalıdırlar. Buna göre, bilimsel bir önermenin genel olması neye bağlıdır? A) Nesnel dünyada bir karşılığının bulunmasına B) Bilgisinin dolaylı veya doğrudan sınanabilmesine C) Bir türün bütün unsurlarını içine almasına D) Yanlış olma olasılığını içinde barındırmasına E) Dilsel analiz yoluyla denetlenebilmesine Test 20 CA 1.D 2.E 3.E 4.D 5.A 6.B 7.E 8.C 9.C 10.B

43 FELSEFE Bilim Yöntem, Özellik, İşlev-II YGS / LYS TS / TM / YGS İçinde yaşadığımız dünyayı doğru değerlendirmenin yolu; bilimi yeterince anlamaktan geçer. Ancak bilimsel eserlerin çoğu, bir yığın ezber bilgisi olmaktan ileri geçememekte, araştırma etkinliğini algılamaya elvermemektedir. Oysa bilim deneyimsel etkinlikleri de içeren bir süreçtir. Kişi bu etkinliğe katılabildiği ölçüde bilimi anlama olanağı bulur. Bu parçada bilimin aşağıdaki özelliklerden hangisi vurgulanmaktadır? A) Anlamaya yönelik olma B) Soyut bilgiye dayanma C) Nesnel bilgiler ortaya koyma D) Belirli yöntemleri kullanma E) Deneyime ve eyleme bağlı olma 2. Bilim insanları ancak sıradışı bakışlarla var olanlara yöneldiklerinde yeni buluşlar yapabilmektedirler. Dolayısıyla buluşlar, başkalarıyla aynı şeye bakıp, farklı düşünebilenler tarafından yapılır. Çünkü bakış açılarımızın farklılığı gerçeğin farklı boyutlarını yakalama fırsatını doğurur. Bu parça bilim insanlarında aşağıdaki özelliklerden hangisinin bulunduğunu gösterir? A) Öndeyide bulunma B) Olgusal nitelik taşıma C) Orijinal olma D) Eleştirel olma E) Evrensel olma 4. Sabit basınç altında gazlar ısıtılınca genleşir. Dünya geoid şeklindedir. Ankara, Türkiye nin başkentidir. Yukarıdaki önermeler doğrulanması veya yanlışlanması için gözleme başvurulması gerektiği için bilimsel nitelik taşır. Buna göre, bilimsel önermelerin gözleme dayanması bilimin hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır? A) Eleştirel olmasından B) Olgusal olmasından C) Mantıksal olmasından D) Genelleyici olmasından E) Nesnel olmasından 5. Her bilim, kendi araştırma alanı içine giren varlıkların bir bölümünü kendi amaçları doğrultusunda inceler. Bununla birlikte herhangi bir bilim evrendeki her varlığı değil, ilgi alanı içine giren varlığı konu alır ve sadece incelenen varlık hakkında belirli bilgilere ulaşır. Verilen parçada bilimin hangi niteliğinden söz edilmektedir? A) Seçici olmasından B) Geçerli olmasından C) Olgusal olmasından D) Genelleyici olmasından E) Birikimli olmasından 3. Günümüzde bilim başdöndürücü bir şekilde gelişmektedir. Bugün ortaya konulan bilgiler, kısa süre içinde eskimekte ve yerine yenileri getirilmektedir. Her geçen gün birçok alanda ortaya konulan bilgiler varlığa ait karanlık noktaları aydınlatmaktadır. Dolayısıyla bilimden ve ondaki gelişmelerden uzak kalan insanlar, toplum içindeki etkinliklerini ve yaşamlarındaki kaliteyi yitirmektedirler. Buna göre, aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir? A) Bilimsel gelişmeleri takip etmek toplumsal etkinlik ve yaşam kalitesini arttırır. B) Bilimler, önceki dönemlere göre daha hızlı ilerlemektedir. C) Bilimlerin zaman içinde sürekli değiştiği kabul edilen bir gerçektir. D) Bilimlerin gelişmesi insan yaşamını ve doğayı olumsuz etkilemektedir. E) Bilimlerin ilerlemesinde insan ihtiyaçları etkin rol oynamıştır. 6. Bilimsel bilginin hızla çoğalması bilim adamlarının belirli bilim dallarında uzmanlaşmalarını gerektirmiş ve böylece belirli bir alanda derinlemesine bilgi elde etme imkanı doğmuştur. Ancak bu durumda uzmanlaşma gereği, dar alandaki yoğun bilgi ile donanmış bilim adamlarının, bütün ü gözden kaçırmalarına, evrendekileri yanlış veya eksik yorumlamalarına neden olmuştur. Bu parçada belirtilen sorun bilimsel bilginin aşağıdaki özelliklerinin hangisinden kaynaklanmaktadır? A) Deneysel yönteme dayanmasından B) Olgusal bilgiler sunmasından C) Varlığı parçalar halinde ele almasından D) Akıl ve mantık kurallarına uygun olmasından E) Eleştirel yaklaşımlara açık olmasından

44 Bilim Yöntem, Özellik, İşlev-II Bilim, bir güç kaynağı haline gelerek ilerlemesini engelleyen önyargıları yenmiştir. Ama unutulmaması gereken şey şudur; bilgelikle birleşmeyen güç tehlikelidir ve çağımız için gerekli olan şey bilgiden çok, bilgeliktir. Bilgelikten yoksun bir bilim ise yalnızca yıkıma yol açar. Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur? A) Bilgiyi değerli kılan bilgelikte bütünleşmesidir. B) Sadece bize yarar sağlayan bilgiler anlamlıdır. C) Bilgiye sahip olmak aynı zamanda güçlü olmak demektir. D) Bilimsel anlayış günümüzde çok gelişmiştir. E) Önyargılar bilimlerin ilerlemesinde önemli rol oynar. 8. Bilim, kültürümüzün temel bir bileşeni olarak kabul edildiği zamanlarda bile ideolojilerce kuşatılma tehlikesiyle karşılaşmıştır. Her bilimsel veri kitlelere umudu ve korkuyu birlikte getirmiştir. Örneğin, bugün genetik kopyalamanın faydalarından çok, tehlikeli ellerde nasıl bir felaket aracı olacağı bizleri endişelendirmektedir. Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemektedir? A) Bilimsel buluşlar, yaşam standardımızı değiştirmektedir. B) Bilim adamları sadece bilim yapmayı düşünmelidir. C) Bilimin yararları zararlarından çok daha fazladır. D) Bilimin kötü kullanımına ait korkular insanları etkilemektedir. E) Bilimsel sonuçların ahlâki bir boyutu olamaz. Körfez Yayınları 10. Bilim adamı, bilimin yapısı gereği nesnel davranır. Dolayısıyla atom bombasını üreten bilim adamının insanların öldürmeyi amaçladığı söylenemez. O, atomun parçalanabileceğini ve parçalandığında çok büyük bir enerjinin ortaya çıkacağını göstermeyi amaçlamıştır. Atom bombasını atmaya karar veren bir devlet başkanı onu, bazı kişilerce barış için, bazı kişilerce masum insanları öldürmek için kullanmıştır. Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz? A) Bilim adamlarının tarafsızlığı, bilimin özünün bir gereğidir. B) Bilimin elde ettiği sonuçları kullanmanın ahlaki bir yönü olamaz. C) Bilim adamlarının çalışmalarındaki temel amaç, bir doğa yasasını ortaya koymaktır. D) Bilimsel sonuçların kullanılışı farklı şekillerde değerlendirilebilir. E) Araştırma sonuçlarının bilimsel nitelikli olması için araştırıcının nesnel bir tavır sergilemesi gerekir. 11. Bilim kendi başına kuramsal bir bilme etkinliğidir. Bu bilgi ne iyi, ne de kötüdür. Bu bilginin teknolojiye dönüştürülmesiyle bilim, insan yaşamının her alanında etkin bir yer alır. Bilim, bilimin kullanım alanlarındaki sonuçlarına göre değer kazanır. Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? A) Bir bilimsel bilginin değerini, elde edilmesinde kullanılan yöntem belirler. B) Doğa bilimlerinin temel niteliği evrensellik özelliğine sahip olmasıdır. C) Bilimsel çalışmaların sonuçları objektif nitelik taşır. D) Bilimlerin değerini belirleyen ölçüt pratik yaşamda nasıl kullanıldıklarıdır. E) Bilimlerin doğası gereği ulaşılan sonuçlar iyi ya da kötü olabilir. 9. Bilim sayesinde havada uçmakta, denizlerin dibinde dolaşmakta, nehirler üzerinde köprüler inşa etmekte, gökdelenler dikmekte, dünyanın öbür yarısında meydana gelen bir olayı anında televizyonda seyredebilmekte veya internet yoluyla hemen hemen bütün ihtiyaçlarımızı karşılayabilmekteyiz. Bu parçaya göre bilimin değeri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? A) Bilimin pratik bir yönü vardır. B) Bilim, insan yaşamına yöneliktir. C) Bilimin ihtiyaçlarımızı gidermede etkindir. D) Bilim yaşamımızı kolaylaştırır. E) Bilimin entelektüel yönü ön plandadır. 12. Albert Bayet, Bilgin, bilgin olarak değil ancak herhangi bir insan kadar suçlu olabilir ve ne yazık ki, çok zaman da olmuştur. Suç işlerinde kullanıldığı zaman, bilim bir suç ortağı değil, olsa olsa o işin kurbanıdır. demiştir. Parçada bilimin aşağıdaki değerlerinden hangisi üzerinde durulmuştur? A) Pratik değeri B) Kuramsal değeri C) Entellektüel değeri D) Ahlaki değeri E) Olgusal değeri Test 21 CA 1.E 2.B 3.A 4.D 5.A 6.B 7.E 8.A 9.A 10.C 11.C

45 FELSEFE Felsefede Kavramlar-I YGS / LYS TS / TM / YGS Ağırlığı olan bütün cisimler boşluğa bırakılınca düşer. yargısının, tek bir cisim için değil, tüm cisimler için geçerli olması, bilimsel bilginin hangi özelliği ile ilgilidir? A) Tekrarlanabilir olmasıyla B) Olgulara dayanmasıyla C) Genellenebilir olmasıyla D) Nesnel olmasıyla E) Evrensel olmasıyla 2. Locke a göre, doğuştan bilgi yoktur. Çocuklar, Bütün ısı veren şeylerin yakıcı olduğunu önceden değil, sobaya eli dokunduktan sonra öğrenirler. Locke un bu düşüncesiyle savunduğu görüş, aşağıdakilerden A) Empirizm B) Pragmatizm C) Fenomenoloji D) Rasyonalizm E) Kritisizm 3. Edindiğimiz kanıların doğruluk ölçütü, onların yaşam içinde doğrulanmasıdır. Bir bilginin ya da düşüncenin doğruluğu, kendisini doğrulayan eylemle anlaşılır. Bilimin önermeleri de doğayı denetim altına almamızı, doğanın efendisi olmamızı sağladığı için doğrudur. Bu düşünce, bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle uygunluk gösterir? A) Septisizm B) Pragmatizm C) Empirizm D) Entüisyonizm E) Fenomenoloji 5. Bilimlerin gelişmesi, tarihsel süreç içinde Mezopotamya, Mısır, Çin, Hint ve Eski Yunan medeniyetleri arasında, birbirine miras şeklinde aktarılarak büyüyen bir olay olup, herhangi bir ulusun tekeline verilemez. Böylece bilimi tüm insanlığın ortak ürünüdür diyebiliriz. Parçada, bilimsel bilginin aşağıdaki niteliklerinden hangisi vurgulanmaktadır? A) Evrensel olması B) Genellenebilir olması C) Olgusal olması D) Tutarlı olması E) Objektif olması 6. Gerçeklik, somut ve zihinden bağımsız olarak var olan, düşlenmiş şeylerin karşıtıdır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi gerçeklik örneği değildir? A) Bir müzede sergilenen tablolar B) Futbol oynamada kullanılan top C) Fotoğraf çekmede kullanılan makine D) Çöpleri toplamak amacıyla kullanılan çöp arabası E) Dünyayı iki eşit parçaya bölen ekvator çizgisi 7. Gorgias: Hiçbir şey yoktur. Bir şey olsaydı bile biz onu bilemezdik. Bildiğimizi varsaysak bile başkalarına bildiremezdik. Gorgias ın savunduğu bu düşünce aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? A) Realizm B) Materyalizm C) İdealizm D) Nihilizm E) Rasyonalizm 4. Nesneler bize algılarımızı oluşturan duyu etkileşimlerini verirler. Bunlar daha sonra akıl tarafından ele alınıp kavramlarımızı şekillendirirler. Bu anlamda deneysiz kavramlar boş, kavramsız deneyler kördür. Bu düşünce hangi felsefi akımla ilgilidir? A) Sezgicilik B) Kritisizm C) Septisizm D) Pozitivizm E) Pragmatizm 8. Husserl e göre, Pozitivizmin en büyük hatası, yalnız duyusal ve bireysel verileri ele almış olmasıdır. Oysa biz, tümel kavramları düşünerek kavramak istiyoruz. Bir şeyi o şey yapan özellikleri yani nesnelerin özünü, içinde düşünmenin de yer aldığı bir tür sezgiyle bilebiliriz. Husserll in bu görüşünün dayandığı felsefi sistem aşağıdakilerden A) Varoluşçuluk B) Pozitivizm C) Empirizm D) Entüisyonizm E) Fenomenoloji

46 Felsefede Kavramlar-I "Ey varlığı, varı var eden Var! Yok yok, Sana yok demek ne düşvâr.!" Ziya Paşa ya ait bu dizelerde felsefenin problem alanlarından hangisinin konusu üzerinde durulmaktadır? A) Estetik B) Etik C) Epistemoloji D) Bilim E) Ontoloji 13. "Bilimsel bilgi, kendi içinde çelişki barındırmayan tutarlı bir bilgidir." Bu cümlede bilimsel bilginin hangi özelliği vurgulanmaktadır? A) Mantıksal düşünme kurallarına uygun olma B) Gözlem ve deneyle doğrulanabilme C) Olgusal olarak denetlenebilme D) Birikimli olarak ilerleme E) Evrensel olarak kabul edilme 10. Bilimsel bilgi, havaya atılan bir taşın düşmesi, giden bir uçağın aşağı doğru yönelmesi, yıldızların kayması gibi tek tek ve birbirinden bağımsız gibi görünen olaylar arasında bir bağlantı kurarak onları tüm cisimleri içeren bir kanun olan, düşme kanunu ile ifade eder. Bu parçada, bilimsel bilginin daha çok hangi özelliği üzerinde durulmuştur? A) Birikimli ilerleme B) Objektif olma C) Genellenebilir olma D) Evrensel olma E) Akla dayanma 11. Bilim adamı, "Aynı nedenler aynı şartlarda aynı sonuçları meydana getirir." şeklinde ifade edilen nedensellik yani determinizm ilkesinden hareket eder. Böylece ulaştığı neden -sonuç ilişkilerine dayanarak bazı doğal ve toplumsal olayların olacağını önceden tahmin edebilir. Örneğin, güneş ve ay tutulması olaylarının önceden tahmin edilmesi gibi. Bu parçada bilimsel bilginin hangi özelliğinden söz edilmektedir? A) Sistemli ve düzenli olduğundan B) Öndeyide bulunduğundan C) Mantık ilkelerine uygun olduğundan D) Birikimli olarak ilerlediğinden E) Eleştirel bir tavır içerdiğinden Körfez Yayınları 14. Hegel e göre: Akla uygun olan gerçek, gerçek olan akla uygun olandır. Yani var olan her şey akılsaldır ve zihinsel olanın kendisini açması ile ortaya çıkmıştır. Gerçeğe, hiçbir şekilde deneye başvurmadan sadece akılla ulaşılabilir. Hegel in bu düşüncesi hangi felsefi akımla ilgilidir? A) Nihilizm B) Realizm C) Empirizm D) İdealizm E) Sensualizm 15. Bir bilim adamı zeytinyağının yanıcı olup olmadığını zeytinyağı ile yanıcı sözlerinin anlamlarına bakarak saptamaz. Bunu anlamak için gözlem ya da deneye başvurur. Bu özellik bilimsel bilgiyi mantık, felsefe gibi düşünsel bilgilerden ayırır. Burada, bilimsel bilginin hangi özelliğinden söz edilmektedir? A) Güvenilir bir bilgi olması B) Kendini yenileyerek değişebilmesi C) Olgulara dayanması D) Sistemli ve düzenli olması E) Birikimli olarak ilerlemesi 12. Protagoras, Her şey insana nasıl görünüyorsa öyledir. Bir elimizi sıcak, diğerini soğuk suya batıralım, sonra her ikisini de ılık suya batıralım. Her iki elimizin algısı farklı olacak ve kaptaki ılık su gerçek ısısıyla algılanamayacaktır. Protagoras ın bilgi ile ilgili bu görüşü, aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir? A) Entüisyonizm B) Realizm C) Empirizm D) Relativizm E) Sensualizm 16. Aşağıdakilerden hangisi epistemolojinin bir sorusudur? A) Kesin, genel - geçer bir bilgi var mıdır? B) Bilimsel yöntemler nelerdir? C) Özgürlük ne demektir? D) Evren nasıl meydana gelmiştir? E) Bilimsel çalışmalar ne zaman başlamıştır? Test 22 CA 1.E 2.C 3.A 4.B 5.A 6.C 7.A 8.D 9.E 10.B 11.D 12.D

47 FELSEFE Felsefede Kavramlar-II YGS / LYS TS / TM / YGS Felsefe görüşlerinde otobüsü bir düşünceden ibaret sayanlar, otobüsün altında ezilmemek için hızla karşı kaldırıma koşarken onun düşünceden ibaret olmadığını çok iyi anlarlar. Bu cümlede savunulan ve eleştirilen görüş sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir? A) Nihilizm- İdealizm B) Realizm - İdealizm C) Nihilizm - Realizm D) Rasyonalizm - Materyalizm E) İdealizm - Realizm 2. Bazı düşünürler kendi dönemlerinde var olan hiçbir toplumsal düzenin insanları mutlu edemediğini ve edemeyeceğini, aynı zamanda da bu durumu düzeltmenin olanaksız olduğunu savunmuşlardır. Bu nedenle hiçbir yerde gerçekleşmemiş ve gerçekleşme şansı olmayan ideal toplumsal düzenler tasarlamışlardır. Bu parçada sözü edilen kavram aşağıdakilerden A) Ütopya B) Otorite C) Devlet D) Egemenlik E) Erdem 3. Günümüz çağdaş demokratik toplumlarında insanlar yönetimde daha çok söz sahibi olabilmekte, gerektiğinde isteklerini yaptırabilmek için iktidar üzerinde baskı oluşturabilmektedirler. Bu amaçla çeşitli sendikalar kurulmuş, dernekler oluşturulmuş ve vakıf çalışmaları yapılmıştır. Parçada sözü edilen oluşumlar siyaset felsefesinin hangi kavramı ile açıklanabilir? A) Ütopya B) Egemenlik C) Hukuk D) Sivil toplum E) Bürokrasi 5. Güneş, havanın sıcaklığı ya da yağmur birer doğru değil, gerçek tir. Ama güneşin var olduğuna, havanın sıcak olduğuna ya da yağmurun yağdığına ilişkin yargılarımız doğru ya da yanlış tır. Buna göre "doğruluk" ve "gerçeklik" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz? A) Gerçeklik bilen özneye bağlı olarak vardır. B) Ancak yargılar doğru ya da yanlış olabilirler. C) Doğruluk zihnin ürettiği yargılarla ilgilidir. D) Gerçeklik insan zihni dışında var olandır. E) Bir varlık, doğru ya da yanlış olamaz. 6. Dünyanın başlangıcı, sonu ve niçin var olduğuna ilişkin sorular hep merak uyandırır. Heidegger, bu türden sorulara ilişkin genel fikirlerin ve bunların tarihinin ayrıca bunlardan kaynaklanan başka şeylerin belirtilmesinde felsefe sözcüğünün kullanılmasını olanaksız kılmıştır. Bunun da, Heidegger in felsefeye en temel katkısı olduğu söylenebilir. Bu parçaya göre Heidegger in felsefe sözcüğünün kullanılmasını istemediği alan aşağıdakilerden A) Etik B) Metafizik C) Estetik D) Bilim felsefesi E) Bilgi kuramı 7. Bilimsel yargıların doğruluğu genel bir nitelik taşır. Bu yüzden felsefe yalnızca bilimsel kavram ve yöntemlerin analizi ile ilgilenmeli, matematiktekine benzer bir sembolleştirme ile bilimsel yargıları en doğru biçimde ifade etmeye çalışmalıdır. Bu paragrafta dile getirilen görüş hangi felsefi akıma aittir? A) Mantıkçı empirizm B) Rasyonalizm C) İdealizm D) Realizm E) Pragmatizm 4. Aşağıdakilerden hangisi etiğin bir sorusudur? A) Kesin, genel - geçer bir bilgi var mıdır? B) Vicdan güvenilir bir yol gösterici midir? C) Eşitlik ne demektir? D) Evren nasıl meydana gelmiştir? E) Varlık nasıl meydana gelmiştir? 8. Zavalı akıl, beni çürütmek için dayandığın kanıtları yine benden alıyorsun. Bu cümlede, hangi felsefi sistem eleştirilmektedir? A) Nihilizm B) Entüisyonizm C) Empirizm D) Rasyonalizm E) Sensualizm

48 Felsefede Kavramlar-II Kant a göre bilgi, duyuların bir yargının malzemesini, aklın da onları birleştirmeye yarayacak çimentoyu vermesiyle mümkündür. Örneğin, Sıcaklık cisimleri genleştirir. önermesinde birbirinden farklı iki unsur vardır. Bunlar, duyumun verdiği unsurlar olan sıcaklık, genleşme ve cisimler. Diğeri, duyumun dışında kalan ve yalnızca zekâdan (akıl) gelen bir unsur olan nedensellik bağı. Bu anlamda bilimsel olan her yargı, zorunlu olarak duyusal unsurlarla akli unsurlardan oluşur. Buna göre Kant ın uzlaştırmaya çalıştığı iki alan aşağıdakilerden A) Rasyonalizm - Entüisyonizm B) Entüisyonizm - Empirizm C) Empirizm - Sensüalizm D) Rasyonalizm - Empirizm E) Rasyonalizml - Fenomanoloji 10. Doğa bilimleri, doğada hüküm süren genel yasaların bilgisine ulaşmaya çalışırken, doğada bir düzenlilik bulunduğunu kabul eder. Bu bilimlerin temelinde yer alan ilkeye göre, "hiç bir şey nedensiz değildir, aynı nedenler aynı koşullar altında aynı sonuçları verir." Parçaya göre doğa bilimlerinin dayandığı ilke, aşağıdakilerden A) Tümevarım B) Paradigma C) Determinizm D) Analoji E) Tümdengelim 11. Marx a göre evren, hareket halinde olan maddedir. Bu madde, çatışma ve çekişmelerden geçerek, bütün var olanları ortaya çıkarır. Maddesel varlıklar, canlılar, insan ve toplum bu sürecin ürünleridir. Parçada sözü edilen felsefi düşünce sistemi aşağıdakilerden A) Nihilizm B) Realizm C) Empirizm D) İdealizm E) Materyalizm Körfez Yayınları 13. Pyrrhon a göre, genel geçer bilgiye ulaşmak mümkün değildir. Çünkü biz varlıkların gerçek yapısını hiçbir zaman bilemeyiz. Bildiğimiz şeyler duyumların bize verdikleridir. Duyumlar ise öznel olup, kişiden kişiye değişebilir. Öznel bilginin ötesindeki nesnel bilgi kişiye kapalıdır. Bu nedenle insan bilme arzusundan vazgeçmeli, hiçbir şey hakkında yargıda bulunmamalı ve her türlü bilgiden şüphe etmelidir. Pyrrhon un bu görüşü aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? A) Nihilizm B) Realizm C) Empirizm D) Septisizm E) Egzistansiyalizm 14. Auguste Comte a göre felsefe, duyularımızın bize sağladığı olaylardan hareket etmelidir. Dolayısıyla doğru bilgiye deney ve gözlem yoluyla elde edilen bilgilerin doğruluğunu savunur ve duyu organlarının ötesinde kalan metafiziği reddeder. Doğada var olan her türlü varlık ve olayı somut nedenlerle açıklar. Comte un bu yaklaşımında temel aldığı görüş aşağıdakilerden A) Nihilizm B) Entüisyonizm C) Pozitivizm D) Rasyonalizm E) Pragmatizm 15. I. Varlık düşünce olarak vardır. II. Varlık dinamik, canlı ve değişen bir yapıya sahiptir. III. Varlık fenomendir. IV. Düşünce beynin bir fonksiyonudur. Bu açıklamalarda, varlıkla ilgili kavramlardan hangisi yer almamıştır? A) Oluş B) İdea C) Madde D) Öz E) Ruh 12. Gazali ye göre, insan kalp gözüyle yani sezgiyle hakikati bütün açıklığıyla kavrar. Var olan her şey, sezgi yoluyla bir aynada olduğu gibi aracısız ve bütün açıklığıyla görünür. Gazali nin bu düşüncesi, aşağıdaki felsefi akımlardan hangisiyle açıklanabilir? A) Entüisyonizm B) Pozitivizm C) Empirizm D) Kritisizm E) Pragmatizm 16. Ömer Hayyam ın: Geçmiş, gelecek masal hep, Eğlenmene bak ömrünü berbat etme! Dizelerinde geçen görüşü, aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini temel almıştır? A) Pragmatizm B) Hedonizm C) İdealizm D) Realizm E) Materyalizm Test 23 CA 1-C 2-A 3-B 4-B 5-A 6-E 7-D 8-E 9-E 10-C 11-B 12-D 13-A 14-D 15-C 16-A Test 24 CA 1-B 2-A 3-D 4-B 5-A 6-B 7-A 8-D 9-D 10-C 11-E 12-A 13-D 14-C 15-E 16-B

49 FELSEFE Felsefeyle Tanışma YGS / LYS YGS GRB K.Jaspers a göre, felsefe yolda olmak demektir. T. Hobbes a göre, felsefe yapmak doğru düşünmektir. Platon a göre felsefe doğruyu bulma yolunda düşünsel bir çalışmadır. Sokrates e göre, felsefe neleri bilmediğini bilmektir. Felsefenin bu şekilde farklı tanımlanması aşağıdaki özelliklerinden hangisi ile ilgilidir? A) Kümülatiflik B) Subjektiflik C) Evrensellik D) Tutarlılık E) Sistemlilik 2. Varlık, bilgi ve değer üzerine tam ve bütün bir bilgiye ulaşılmasına denir. Bütün olan bitenlerin esasını bilmektir. Tümel yani her şeyi kuşatan bir kavramdır. Yukarıda anlatılan ve felsefeyi de kuşatan kavram aşağıdakilerden A) Philosophia B) Metafizik C) Aksiyoloji D) Mitoloji E) Hikmet 4. I. İnsan neyi bilebilir? II. Ne kadar özgürüz? III. Varlığın özü nedir? Yukarıdaki sorular felsefenin disiplinlerinden hangilerine aittir? I. II. III. A) Etik Estetik Ontoloji B) Epistemoloji Ontoloji Estetik C) Estetik Epistemoloji Etik D) Ontoloji Etik Epistemoloji E) Epsitemoloji Etik Ontoloji 5. Felsefe sözcüğü, eski Yunancadan Arapçaya ve bu dilden Türkçeye geçmiştir. Felsefe, sevgi ve bilgelik ya da genel olarak bilgi şeklinde iki ayrı sözcükten oluşur. Öyleyse, Felsefe, bilgi ve bilgelik sevgisi, aşkı anlamına gelmektedir. Filozof da, bilgeliği seven, bilgiyi arayan ve ona ulaşmak isteyen kişi dir. Dilimize felsefe olarak geçen bilgelik sevgisi aşağıdaki kavramlardan A) Mitoloji B) Epistemoloji C) Aksiyoloji D) Philosophia E) Teoloji 3. Felsefe, kendine dönük düşünmedir. Felsefe yapan zihin hiçbir zaman yalnızca bir nesne hakkında düşünmez. Herhangi bir nesneyi düşünürken, aynı zamanda hep o nesneye ilişkin kendi düşüncesi hakkında da düşünür. O zaman, felsefeye ikinci dereceden düşünce, düşünce hakkında düşünce denebilir. Bu parçada felsefi düşüncenin niteliklerinden hangisi anlatılmıştır? A) Refleksif olma B) Akla dayalı olma C) Eleştirel olma D) Evrensel olma E) Subjektif olma 6. Aksiyoloji (değerler felsefesi) bireylerin davranışlarına temel teşkil eden değerleri araştırmaktadır. Aksiyolojinin, doğru hareketlere temel olacak değerlerle ilgilenen ve hayal gücü ile yaratıcılığa dayanan doğal ve sanatsal güzelliklerle ilgilenen iki alanı vardır. Aksiyolojiye ait bu iki alan aşağıdakilerden hanisidir? A) Epistemoloji ve ontoloji B) Estetik ve metafizik C) Etik ve estetik D) Ontoloji ve metafizik E) Metafizik ve etik

50 Felsefeyle Tanışma Bir bilim kişisinin açıklamasını diğer bilim kişilerinin de kabul etmesi beklenirken bir filozofun görüşlerini diğer filozofların kabul etmesi beklenmez. Bu durum bilimin hangi yönüyle felsefeden ayrıldığına kanıt oluşturmaktadır? A) Genellenebilir olma B) Tekrarlanabilir olma C) Objektif olma D) Evrensel olma E) Eleştirel olma 10. Bilim hiçbir devletin, ırkın, ulusun malı değil; tüm insanlığın ortak ürünüdür. Felsefi düşünceye katkı yapmayan insan yoktur, felsefenin konuları tüm insanlığı ilgilendirir. Bu iki durum bilim ve felsefenin hangi yönden ortak olduğuna kanıt oluşturur? A) Evrensel olma B) Eleştirel olma C) Sistemli ve tutarlı olma D) Akla dayalı olma E) Merak ve hayret duygusuna dayalı olma 8. Felsefe öncesinde insanların bütün sorularına değişik efsaneler cevap vermekteydi. Bu efsanelere dayalı açıklamalar nesilden nesile aktarılmaktaydı. Efsaneler insan ve evrenle ilgili olayların doğaüstü güçlerle ve dinsel inançlarla hayal gücüne dayalı olarak açıklanması şeklinde tanımlanmaktadır. Bu parçada anlatılan efsaneler aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilmektedir? A) Refleksif B) Etik C) Aksiyoloji D) Mitoloji E) Objektiflik 9. Filozofun, içinde bulunduğu dünyayı anlamak ve kavramak için her türlü bilgi, deney, algı ve sezgi sonuçlarından oluşan düşünceyi analiz ederek açıklığa kavuşturması, felsefi düşüncenin niteliklerinden hangisi ile ifade edilmektedir? A) Akla dayalı olma B) Çözümleyici olma C) Evrensel olma D) Sistemli ve tutarlı olma E) Refleksif olma Körfez Yayınları 11. Felsefenin bilimler gibi bir gelişim süreci yoktur. Örneğin, günümüz Newton fiziği İlkçağ Aristo fiziğinin çok ötesindedir. Ancak günümüzde bilginin imkanı konusundaki görüşler Aristotelesi in fikirlerinin ilerisindedir diyemeyiz. Çünkü tüm felsefi görüşler, diğerlerinden bağımsız bir temellendirmeyle felsefe kazanında kendilerine yer bulur. Bu parçada felsefenin aşağıdaki özelliklerinden hangisi anlatılmıştır? A) Refleksiflik B) Öznellik C) Eleştirellik D) Kümülatiflik E) Tutarlılık 12. İyonya da, insanların düşünce ve görüşlerini serbestçe ifade etme olanağının olması, yeni fikirlerin ortaya çıkmasına ve felsefenin doğmasına katkıda bulunmuştur. Bu görüşe göre felsefenin ortaya çıkmasında rol oynayan temel etken aşağıdakilerden A) Özgür düşünce ortamı B) Kültürel etkileşim C) Merak ve hayret duygusu D) Mitolojik düşüncenin yetersizliği E) Coğrafi konum

51 FELSEFE Bilgi Felsefesi YGS / LYS YGS GRB Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki kavramı karşılamamaktadır? A) Bilgi elde etme sürecini gerçekleştiren öznedir. (Suje) B) Bilginin elde edilmesi sürecinde bilinen her türlü şeydir. (Obje) C) Şüpheden hareketle yani şüpheyi araç olarak kullanarak kesin bilgilere ulaşmaktır. (Metodik şüphe) D) Düşünülen ya da zihinde tasarlanan değil, somut ve bilinçten bağımsız olarak var olandır. (Gerçeklik) E) İleri sürülen bir düşüncenin, dayanak noktalarını göstererek ispat edilmeye çalışılmasıdır. (Diyalektik) 2. W. James a göre ezeli ve ebedi doğrular yoktur. Doğrular, hayatımızda bizim işimize yarayan, faydalı olan şeylerdir. Doğrunun değeri de bize sağladığı fayda ile ölçülür. Bu parçadaki görüşler, bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine uymaktadır? A) Rasyonalizm B) Pozitivizm C) Empirizm D) Pragmatizm E) Septisizm 4. Bu görüşün temel ilkesi, bilincin önündeki görülenlerden yola çıkarak öze ulaşmaktır. Bu yaklaşım olayları değil, olayların içindeki özü bilmeyi amaçlayan felsefi sistemdir. Bu görüşün temsilcisi Husserl e göre, olayların özü deney ve gözlem yoluyla değil, ancak sezgisel bir yolla bilinebilir. Örneğin, insanın özü akıldır ve bu özü ancak bilinç kavrayabilir. Bu parçadaki görüşler, bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine aittir? A) Analitik felsefe B) Pozitivizm C) Empirizm D) Pragmatizm E) Fenomenoloji 5. Duyumların verdiği bilgiler, duyumlayanın o andaki durumuna bağlıdır. Bu bakımdan aynı şey hakkında birbirinin karşıtı iki görüş ileri sürülebilir. Ancak bunlardan herhangi biri mutlak doğru olarak nitelendirilemez. Bunları söyleyen kişinin görüşü, bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine uymaktadır? A) Pragmatizm B) Empirizm C) Entüisyonizm D) Rölativizm E) Sensüalizm 3. Gerçeğin bilgisine mantıksal dil çözümlemeleriyle ulaşılabileceğini savunan görüştür. Bu görüşe göre, felsefenin konusu bilimsel önerme ve kavramlardır. Doğru bilgiye doğrudan ve aracısız bir şekilde sezgi (içgörü, gönül gözü) yoluyla ulaşılabileceğini savunan görüştür. Bu görüşler, sırasıyla bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine uymaktadır? A) Mantıkçı empirizm - Entüisyonizm B) Empirizm - Rasyonalizm C) Pozitivizm - Fenomenoloji D) Pragmatizm - Septisizm E) Sensüalizm - Enstrümantalizm 6. Kesin bilgilere ulaşılamayacağı için her tür bilgiden şüphe edilmesi gerektiğini savunan görüştür. Bu kuram doğru bilinemeyeceği için yargısızlık görüşünü benimsemektedir. Bilgi felsefesinde; evrende kesin bilgilere ulaşılabileceğini savunan görüştür. Bu anlamda şüphecilere karşıt görüşlerin ortak niteliğidir. Bu görüşler, sırasıyla bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine aittir? A) Enstrümantalizm - Analitik felsefe B) Sensüalizm - Rasyonalizm C) Septisizm - Dogmatizm D) Pragmatizm - Septisizm E) Dogmatizm - Entüisyonizm

52 Bilgi Felsefesi Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki kavramı karşılamamaktadır? A) Bir düşüncenin gerçekle uyuşması, bir bilginin bildirdiğiyle uyuşmasıdır. (Doğruluk) B) Düşünceleri, insanın mutlu olmasına yarayan birer araç olarak gören yaklaşımdır. (Enstrümantalizm) C) Genel olarak; herhangi bir düşünceyi körükörüne inanmadır. (Septisizm) D) Deney öncesi, deneyim gerektirmeyen, aklın ortaya çıkardığı bilgidir. (A priori) E) Deney sonrası, deneyim gerektiren, deney sonucu oluşturulan bilgilerdir. (A posteriori) 10. Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içinde yer alan bilginin doğruluk ölçütüne ait değildir? A) Eğer bir nesne hakkında oluşturduğumuz bir görüş, nesnenin kendisine uyuyorsa doğrudur. (Uygunluk) B) Bir önermenin doğruluğunun sistemde daha önce kabul edilmiş doğru önermelerle çelişmemesidir. (Tutarlılık) C) Bir bilgi dil çözümlemesi ve mantıksal çıkarsamaya uygunsa doğrudur. (Apaçıklık) D) Bir bilgi tatmin edici sonuçlar veriyor veya bir problemi çözebiliyorsa doğrudur. (Yarar) E) Herkesin veya çoğunluğun kabul ettiği bilgiler doğrudur. (Tümel uzlaşım) 8. Bilgi kişilere göre değişir. Rüzgar üşüyen için soğuktur, üşümeyen için soğuk değildir. Bu nedenle genel-geçer (herkes için ortak) doğru bir bilgi yoktur. Protagoras a ait bu görüşler aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine uymaktadır? A) Sofizm B) Pozitivizm C) Kritisizm D) Rasyonalizm E) Sensüalizm 9. Bilginin kaynağının akıl olduğunu savunan akımdır. Bu görüşü savunan Sokrates ve Platon gibi bazı düşünürler bilgilerin akılda doğuştan yer aldığını savunurlar. Bütün bilgilerin yaşantı sonucu deneyim, tecrübe yoluyla kazanıldığını savunan görüştür. Bu görüşün temsilcisi J.Locke insan zihnini doğuştan boş bir levhaya benzeterek bilginin akılda doğuştan bulunduğuna karşı çıkar. Bu görüşler, sırasıyla bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine uymaktadır? A) Kritisizm - Mantıkçı empirizm B) Rasyonalizm - Empirizm C) Fenomenoloji - Pozitivizm D) Pragmatizm - Septisizm E) Sensüalizm - Kritisizm Körfez Yayınları 11. Bu yaklaşıma göre deney ve gözleme dayanan bilgiler doğrudur. Bu görüşün temsilcisi A.Comte, sadece bilimin sınırı içinde kalan verileri incelemek gerektiğini savunarak metafizik düşünceyi reddeder. Bu parçadaki görüşler, bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine aittir? A) Septisizm B) Pozitivizm C) Empirizm D) Fenomenoloji E) Kritisizm 12. Doğru bilgiye ancak duyu organları yoluyla ulaşılabileceğini savunan görüştür. Bu görüşün temsilcisi Condillac'a göre, bütün bilgiler duyumdan gelir. Duyu organlarının bildirdiklerinin dışında hiçbir bilgi yoktur. Bilginin deney ile aklın ortak ürünü olduğunu savunan görüştür. Bu görüşün temsilcisi Kant a göre, deneyim yoluyla alınan verileri düzene koyan, işleyen, bilgi haline getiren akıldır. Bu görüşler, sırasıyla bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine uymaktadır? A) Rölativizm - Entüisyonizm B) Kritisizm - Septisizm C) Pozitivizm - Sofizm D) Fenomenoloji - Empirizm E) Sensüalizm - Kritisizm Test 25 CA 1-B 2-E 3-A 4-E 5-D 6-C 7-C 8-D 9-B 10-A 11-D 12-A

53 FELSEFE Varlık Felsefesi YGS / LYS YGS GRB Nicolai Hartmann'a göre; bazı problemlere bilimsel olarak yanıt verilemez. Ancak bu problemleri inceleyen bir alan bulunmaktadır. Martin Heidegger'e göre de, var olanı olduğu gibi ve bütünlüğüyle anlama yetisini yeniden kazandırmak için var olanın ötesini araştıran bir alan bulunmaktadır. Bu iki düşünürün bahsettiği alan aşağıdakilerden A) Metafizik alan B) Fiziksel alan C) Bilimsel alan D) Pozitif alan E) Fenomen alanı 2. Elime aldığım bir kaşık ile karşılıklı duruyoruz. Kaşık karşımdayken ve ben onun elimde tuttuğumda, kaşık ve ben, karşılıklı bulunuyoruz. Birbirimize göre, karşılıklı konumumuz içinde varız. Demek ki bu karşılaşmada söz konusu olan şey kafamın içinde uçuşan tasarımlar değil. Bu parça aşağıdakilerden hangisinin varlıkla ilgili görüşlerine örnek oluşturur? A) İdealizm B) Düalizm C) Realizm D) Nominalizm E) Nihilizm 4. Monizm, varlığın niceliği konusunda var olan herşeyin tek bir gerçeklikten oluştuğunu savunan görüşlere denir. Buna göre aşağıdaki görüşlerden hangisi monist bir görüş olarak gösterilebilir? A) Anaxagoras ın varlığın, doğadaki varlıkların nitelikleri sayısınca tohumlardan oluştuğunu savunması B) Demokritos un tüm evrenin atomlardan oluştuğunu savunması C) Descartes in varlığın ruh ve bedenden oluştuğunu savunması D) F. Herbart'ın varlığı, tek varlık olarak kabul etmemesi E) Empedokles in varlığı hava, su, toprak ve ateş elementlerini birlikte kullanarak açıklaması 5. Varlık var mıdır? sorusuna yoktur şeklinde cevap veren bir görüştür. Her şeyin, değerden ve anlamdan yoksun olduğunu savunur. Genel olarak Tanrı'nın var oluşunu, ruhun ölümsüzlüğünü, iradenin özerkliğini, değerlerin nesnelliğini, bilginin imkânını, tarihin mutlu sonunu reddeden bir görüştür. Bu parça aşağıdakilerden hangisinin varlıkla ilgili görüşlerine örnek oluşturur? A) Konseptüalizm B) Düalizm C) Materyalizm D) Plüralizm E) Nihilizm 3. Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki kavramı karşılamamaktadır? A) Gerçekliğin açıklamasının ancak birden çok ilkeyle mümkün olabileceğini ileri süren görüştür. (Plüralizm) B) Varlığı, bilginin öncesine koyan ve bilgi teorisinin ontolojiye dayanması gerektiğini öne süren anlayıştır. (Yeni ontoloji) C) Varoluşun, nesnelerle değil, yalnızca insanlarla ilgili olduğunu savunan anlayıştır. (Öznel idealizm) D) Genel kavramların çevredeki varlıkların içindeki özler olarak bulunduğunu savunan görüştür. (Fenomenoloji) E) Varoluşu, insandan bağımsız olarak düşünen anlayıştır. (Nesnel idealizm) 6. Tek gerçekliğin madde olduğunu ve her şeyin maddeden oluştuğunu savunan felsefi görüştür. Bu görüşe göre ilk ve tek varlık maddedir. Düşünce maddeden sonra gelir ve varlığı maddeye bağlıdır. Bu görüşün ilk temsilcilerinden Demokritos, varlığın atomlardan meydana geldiğini söyler. Atomlar sonsuz sayıda ve sonsuz küçüklüktedir. Hatta O na göre ruh da; en ince, en düzgün ve en hareketli atomlardan oluşur. Bu parça aşağıdakilerden hangisinin varlıkla ilgili görüşlerine örnek oluşturur? A) İdealizm B) Düalizm C) Materyalizm D) Nihilizm E) Fenomenoloji

54 Varlık Felsefesi Nesnelerin varlığını insan düşüncesine, bilincine bağlayan görüştür. Diğer bir ifadeyle, varlığı madde üstü metafiziksek güçlerle(tanrı, yaratma, ruh) açıklamaya çalışan felsefi sistemdir. Bu görüşün kurucusu Platon a göre, iki evren vardır. Bunlardan biri, görünüşler evrenidir. Bu evren, içinde yaşadığımız evrendir ve aldatıcıdır. Diğer evren ise fikirler evrenidir. Asıl gerçek olan evren burasıdır. Fikirler evreni, her biri değişmez bir gerçekliğe sahip olan duyular dünyasındaki gerçekliklerin özünü oluşturan varlıkların bulunduğu evrendir. Bu parçadaki görüşler varlığın ne olduğu konusunda aşağıdakilerden hangisine uygun düşer? A) İdealizm B) Realizm C) Materyalizm D) Düalizm E) Fenomenoloji 8. Varlık alanında yapı ve öz bakımından birbirinden farklı iki ilkenin bulunduğunu kabul edenlere ikici denir. İkicilerin kabul ettiği ve birbirine indirgenemez özelliğe sahip olan bu ilke, var olmak için kendisinden başka bir varlığa ihtiyacı olmayan şey olarak tanımlanır. Bu parçada tanımı yapılan ilke aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilmektedir? A) Paradigma B) Töz C) Kaos D) Monad E) Tao 9. Bu akımın düşünürlerine göre varlık; birbirine indirgenemeyen iki ögeden oluşur. Bu akıma göre, varlık alanı madde ve düşünce olarak ikiye ayrılmıştır. Bu iki alan öz ve yapı bakımından birbirine indirgenemeyen niteliktedir. Bunlar birbirinden bağımsız alanlardır. Bu parça aşağıdaki özgün görüşlerden hangisini yansıtmaktadır? A) R.Descartes in dualizmini B) Platon un idealizmini C) Demokritos un materyalizmini D) E.Husserl in fenomenolojizmini E) F.Nietzsche nin nihilizmini Körfez Yayınları 10. Herakleitos a göre, Her şey akar. Bu dünyadaki hiçbir şey olduğu gibi durmaz. Her şey her zaman değişir.yok oluncaya kadar şeyler, farklı yollardan varlığa gelirler. Var oldukları süre boyunca iki an yoktur ki birbiriyle aynı olsun. Evrendeki her şey böyledir. Belki evrenin kendisi de bu şekildedir. Bu parçadaki görüşler varlığın ne olduğu konusunda aşağıdakilerden hangisine uygun düşer? A) Varlık ideadır. B) Varlık maddedir. C) Varlık oluştur. D) Varlık fenomendir. E) Varlık hem madde hem de düşüncedir. 11. Lao Tse görüşünü, evrendeki tüm karşıtlıkları kendisinde birleştiren tanımlanamaz bir kavram ile açıklar. Bu kavram; evrenin adsız kaynağı, yasaların yasası, kendi kendine yeten, mutlak, kavranamayan, anlatılamayan bir düzen ilkesidir. Lo Tse ye göre, tanımlanamaz bu kavram; her şeydir, her şey O na akar ve O'na döner. Bu parça aşağıdakilerden hangisinin varlıkla ilgili görüşlerine örnek oluşturur? A) Fenomenoloji B) İdealizm C) Realizm D) Monizm E) Taoizm 12. Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki kavramı karşılamamaktadır? A) Genel kavramların zihin dışında gerçekten var olduğunu savunan öğretidir. (Ontolojik realizm) B) Genel kavramların zihin dışında bir varlığa sahip olmadığını iddia eden görüştür. (Nominalizm) C) Genel kavramların çevredeki varlıkların içindeki özler olarak bulunduğunu savunan görüştür. (Konseptualizm) D) Hiçbir değer, kural ve ahlaki öğreti kabul etmeyen görüşün adıdır. (Nihilizm) E) Var olan herşeyin tek bir gerçeklikten oluşamayacağını savunan görüştür. (Monizm) Test 26 CA 1-E 2-D 3-A 4-E 5-D 6-C 7-C 8-A 9-B 10-C 11-B 12-E

55 FELSEFE Ahlak Felsefesi YGS / LYS YGS GRB Aşağıda verilen görüşlerden hangisi, ayraç içindeki kavramı karşılamamaktadır? A) İnsan, sorumluluklarını başkalarına dağıttığı ölçüde özgürlüğe kavuşur. (Otodeterminizm) B) Herşeyin önceden doğaüstü bir güç tarafından belirlenmiş olduğunu ve kimsenin bu yazgıyı değiştiremeyeceğini savunur, bu nedenle de özgürlüğü kabul etmez. (Fatalizm) C) İnsan özgürdür, çünkü, insan eyleminin sonuçlarına katlanmayı göze aldıktan sonra dilediğini yapabilir. (İndeterminizm) D) İnsan eylemleri bir takım kurallara göre ortaya çıkmaz. Bu nedenle eylemleri belirleyen kurallar olmadığı için insan özgürdür. (Liberteryanizm) E) İnsan özgür değildir, çünkü, toplumun beklentileri, vicdanımızın baskısı, ahlak normları, hukuk kuralları, eylemlerimizin nasıl olması gerektiğini belirlemektedir. (Determinizm) 2. Bireyin yalnız kendi çıkarını düşünmesini, başkalarının haklarını gözardı etmesi gerektiğini savunan bir görüştür. Evrensel ahlak yasasına da karşı çıkan bu görüş aşağıdakilerden A) Nihilizm B) Egoizm C) Utilitarizm D) Hedonizm E) Egzistansiyalizm 4. Danışma, tanıtma, bilgi, haber alma, haber verme, haberleşme gibi anlamlara gelir. Özellikle günümüzde haberleşmenin, teknolojinin gelişimine bağlı olarak, bu etik çeşidinin önemi artmıştır. Gazete ve radyodan sonra televizyon ve internetin haber kaynağı olarak insanları bilgilendirmede kullanılması ve bu durumun hızlı ve karmaşık olması, bu uygulamalı etik alanının ortaya çıkışını gerekli hale getirmiştir. Bu parçada anlatılan uygulamalı etik alanı aşağıdakilerden A) Meslek etiği B) Biyo etik (tıp etiği) C) Enformasyon etiği D) Siyaset etiği E) Çevre etiği 5. Toplumsal fayda davranışlarımızın temel ilkesidir. Bu ilke, olabildiğince çok insanın olabildiğince mutluluğu şeklinde dile getirilir. Bu görüşlere sahip bir düşünürün aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini savunması beklenir? A) Pragmatizm B) Entüisyonizm C) Utilitarizm D) Hedonizm E) Ödev ahlakı 3. Birçok akımın tersine bireye genel bir kavram gibi yaklaşmaz, onun öznelliğini nesnelliğinin üstünde tutar. Bireyin varoluşunu, özünden önceye alan bu öğretide insanın önce var olduğu daha sonra kendini tanımlayıp, bilerek özünü oluşturduğu dile getirilir. Bu akıma göre hayatın anlamı ve bireyin öznel tecrübesiyle ilgili sorular diğer bütün bilimsel ve felsefi alanlardan önemlidir. Bu parçada görüşleri verilen felsefe yaklaşımı aşağıdakilerden A) Hedonizm B) Pragmatizm C) Utilitarizm D) Entüisyonizm E) Egzistansiyalizm 6. Koşullu buyruk (hipotetik imperatif) belirli bir amaca ulaşmak için ne yapılması gerektiğini söyleyen buyruktur. İnsanın arzu ve isteklerine bağlı olan bu buyruk, eylemin muhtemel sonuçlarını dikkate alarak ortaya çıktığı için bu buyruğa bağlı ortaya çıkan eylemler ahlaki değildir. Koşulsuz buyruk (kategorik imperatif) ise; bir koşula bağlı olmadan, bütün insanlar için geçerliliği olan buyruktur. İnsanın arzu ve isteklerine bağlı olmayan bu buyruk, eylemin muhtemel sonuçlarını dikkate almadan, zorunlu olarak ortaya çıktığı için ahlakidir. Kant a ait bu görüşler, bir eylemin ahlakiliğini belirleyen aşağıdaki ölçütlerden hangisinin açıklamasıdır? A) Mutluluk B) Sezgi C) Özgürlük D) Fayda E) Ödev

56 Ahlak Felsefesi Hayat sürekli akış hali içerisindedir. Bu akış hâlinde nasıl davranacağımızın bir kuralı olmadığından iyi ve kötünün ne olduğunu sezgilerimizle bilebiliriz. Sezgilerimizle ortaya çıkan ahlak, özgürleştirici ahlaktır. Sezgide kural yoktur, örnekler vardır. Geçmişten gelen birçok erdemli insan bizler için örnek teşkil eder. Sezginin insana ait bir özellik olması bütün insanlarda aynı davranışın ortaya çıkmasına sebep olur. Bu parçada görüşleri verilen yaklaşım aşağıdakilerden A) Egoizm B) Pragmatizm C) Nihilizm D) Entüisyonizm E) Hedonizm 10. Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki kavramı karşılamamaktadır? A) Eylemlerde bilginin belirleyici olmasını gerektiren ideal erdemlilik durumudur. (Bilgelik) B) Bir tehlikeyi korkmadan göğüsleme olanağı veren yüreklilik, yiğitlik halidir. (Cesaret) C) Başarılı bir sonuç elde etmek amacıyla güç harcayarak yapılan devamlı etkinliktir. (Çalışkanlık) D) Herkesin hak ettiği ödül ya da cezayla karşılaşması hâlidir. (Erdem) E) Davranışlarda orta yolu bulma, aşırıya kaçmama durumudur. (Ölçülülük) 8. Doğası gereği iyi olan insanın özünü devam ettirmesi için özgür olması gerekir. İnsanın özgürlüğünü kısıtlayan her türlü kuralı, yasayı reddetmek gerekir. Bu yüzden en üst kural koyucu olan devlet ortadan kaldırılmalıdır. Bu parçada görüşleri verilen yaklaşım aşağıdakilerden A) Egzistansiyalizm B) Anarşizm C) Egoizm D) Nihilizm E) Hedonizm 9. F.Nietzsche, insan değer yaratabildiği ölçüde üstün insan olarak özgürdür. Özgürlük güç istenci ile değerler yaratmak ve bu yaratılan değerlere göre yaşamakla oluşur. Ahlaklılığın başka ölçütü de yoktur. Bu nedenle evrensel ahlak yasası diye bir şey yoktur. F.Nietzsche nin bu görüşleri aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine aittir? A) Anarşizm B) Entüisyonizm C) Hedonizm D) Septisizm E) Nihilizm Körfez Yayınları 11. Aşağıdaki ifadelerden hangisi hem ahlak yargılarının hem de estetik yargıların özelliği arasında yer alır? A) Rölatiftir (görecelidir), kültürden etkilenir. B) Beğeniye dayalı olduğundan subjektiftir. C) Normatif olduğu için zorlayıcılığı vardır. D) Dogmatik bir yapıda olduğu için eleştiriye kapalıdır. E) Olgusal alana ait olduğu için objektif bir yapısı vardır. 12. Yaşamın amacının en yüksek hazza erişmek olduğunu savunan görüştür. Hazzı sağlayan her şey iyi, acı veren şey ise kötüdür. Bana faydalı olan iyi; bana faydalı olmayan kötüdür. anlayışıdır. Evrensel ahlak yasalarına karşı çıkar. Bu görüşler, sırasıyla ahlak felsefesiyle ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine uymaktadır? A) Hedonizm - Utilitarizm B) Egoizm - Pragmatizm C) Nihilizm - Egoizm D) Anarşizm - Entüisyonizm E) Hedonizm - Pragmatizm Test 27 CA 1-A 2-C 3-D 4-B 5-E 6-C 7-A 8-B 9-A 10-C 11-E 12-E

57 FELSEFE Sanat Felsefesi YGS / LYS YGS GRB Bütün güzellikler için, parçaların uyumlu birleşmesi önemlidir. Hem hareketli hem de hareketsiz bütünlerde uyum önemlidir. Sanatçı, evrendeki ve varlıklardaki gizli uyumu yakalayıp onu eserlerinde yansıtmak ister. Güzellik, bir varlıkta karşıtların gerilimine dayanan bir uyumdur.evrendeki bu uyum sanat eserlerine de yansırsa onlar da güzel olur. Bu parçada anlatılanlarda güzelliğin hangi niteliğinin öne çıkarıldığı söylenebilir? A) Yetkin olmak B) Orantılı olmak C) Aslına uygunluk D) Harmonik olmak E) Simetrik olmak 2. Estetik sujenin estetik nesne hakkında "güzel" veya "çirkin" şeklinde hüküm bildirmesine denir. Yukarıda tanımlanan sanat felsefesinin temel kavramı aşağıdakilerden A) Sanat eseri B) Estetik tavır C) Estetik yargı D) Estetik nesne E) Estetik suje 4. Felsefede sanatı tanımlamanın bir yolu da sanatı bir tür öykünme olarak değerlendirmektir. Platon ve Aristoteles in savunduğu bu yaklaşımın adı Yunanca mimesis sözcüğünden gelmektedir. Bu yaklaşıma göre sanatçı aslında yeni bir şey ortaya koymamaktadır, gerçeklikte var olan bir şeyi eserine aynen aktarmaktadır. Bu parçada anlatılan sanat anlayışı aşağıdakilerden A) Oyun olarak sanat B) Yaratma olarak sanat C) Toplum için sanat D) Taklit olarak sanat E) Nesne olarak sanat 5. Aşağıda verilenlerden hangisi, ayraç içindeki ifadeyi karşılamamaktadır? A) Plastik sanatlar (Görsel sanatlar) B) Ritmik sanatlar (İşitsel ve görsel sanatlar) C) Fonetik sanatlar (İşitsel sanatlar) D) Oyun olarak sanat (İnsan oynadığı sürece insandır) E) Yaratma olarak sanat (Sanat taklidin taklididir) 3. Güzelliğin on par'etmez Bu bendeki aşk olmasa Eğlenecek yer bulaman Gönlümdeki köşk olmasa Aşık Veysel e ait bu dizelerden aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir? A) Güzelliğin önemsiz olduğu B) Aşk ın önemsiz olduğu C) Asıl olanın nesne olduğu D) Asıl olanın özne olduğu E) Değerlerin belirsiz olduğu 6. İnsan ürünü olmalıdır. Özgün, tek ve biricik, orijinal olmalıdır. Pratik kaygılardan (maddi çıkar, fayda) uzak olmalıdır. Doğal olandan farklı olmalıdır. Bu özellikler sanat felsefesinin temel kavramlarından hangisine aittir? A) Sanat eseri B) Estetik tavır C) Estetik yargı D) Estetik nesne E) Estetik suje

58 Sanat Felsefesi Yunanca da; duyum, duyulur algı anlamına gelen bir kavramdır. Başlangıçta sadece güzel i inceleyen bu alandır. Daha sonra gelen Kant, Hegel gibi birçok filozof, bu alanın kapsamına güzelden başka; yüce, zarif, hoş, alımlı, trajik ve çirkin gibi kavramları da dahil ederek onu güzel sanatların hepsini inceleyen bir felsefe disiplini hâline getirmişlerdir. Bu parçada anlatılan alan aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir? A) Etik B) Ontoloji C) Estetik D) Metafizik E) Harmoni 10. Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki kavramı karşılamamaktadır? A) Estetik sujenin çıkar gözetmeyen bakış açısıyla estetik nesneye yaklaşmasıdır. (Estetik tepki) B) Estetik sujenin estetik nesne hakkında bildirdiği "güzel" veya "çirkin" yargısıdır. (Estetik tavır) C) Estetik nesnenin meydana getirdiği beğenme duygusudur. (Estetik haz) D) İnsanın kendi çevresi ile kurduğu ilişkiyi estetik bir ifadeyle sunmasıdır. (Sanat) E) İnsanın bilinçli, amaçlı etkinliği sonucu oluşan doğada bulunmayan yapıtlardır. (Sanat eseri) 8. Hem doğadaki hem sanattaki güzelin ne olduğunu sorgulayan ve bunun bilgisine ulaşmaya çalışan alana estetik denir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi estetiğin temel kavramları arasında yer almaz? A) Sanat B) Güzel C) Hoş D) Vicdan E) Sanat eseri 9. Güzellik nesnelerin salt duyusal görünüşleri ile ilgilidir. Güzelliğin kavramla ve akılla ilgisi yoktur. Güzellik akla değil duyulara, duygulara ve hayal gücüne yöneliktir. Bu nedenle estetik olarak hoşa giden, haz duyulan bir şeyin bilgisinden yoksun olsak bile, o şeye güzel diyebiliriz. Bu parçada güzel kavramının aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ayrımı yapılmıştır? A) Fayda B) İyi C) Hoş D) Yüce E) Doğruluk Körfez Yayınları 11. Estetik nesnenin estetik öznede, estetik haz ya da beğenme duygusuna yol açan özelliğine denir. Bu parçada anlatılan sanat felsefesinin temel kavramı aşağıdakilerden A) Güzellik B) Estetik tavır C) Estetik yargı D) Estetik obje E) Estetik suje 12. Karadeniz ormanlarındaki ağaçları, yapmayı düşündüğü ahşap eve uygun olduğu için güzel bulan bir mimar ya da incelemek istediği canlıları barındırdığı için beğenen bir biyoloğun bakış açısı çıkar gözettiği için estetik değildir. Aynı ormanları, yalnızca, sahip olduğu doğal dinginliğinden ve göze hitap eden yeşilin tüm tonlarına sahip renklerinden etkilenerek beğenen bir kişinin bakış açısı ise estetiktir. Bu parçada anlatılan sanat felsefesinin temel kavramı aşağıdakilerden A) Sanat B) Estetik tavır C) Estetik yargı D) Estetik haz E) Estetik suje Test 28 CA 1-A 2-B 3-E 4-C 5-C 6-E 7-D 8-B 9-E 10-D 11-A 12-E

59 FELSEFE Din Felsefesi YGS / LYS YGS GRB Belli bir dinin akidelerini ele alır. İncelediği dinin inanç ve ibadetlerini doğru olarak kabul eder ve bu inanç ve akideleri güçlendirmeye çalışır. Dogmatik bir yapısı olduğu için eleştiri kabul etmez. Yukarıda özellikleri verilen alan aşağıdakilerden A) Din felsefesi B) Teoloji C) Metafizik D) Bilim E) Ontoloji 2. Tanrı ya ve her türlü inanca karşı çıkan, bunun yanında ruhsal varlıklarla ilgili metafizik inançları reddeden ve var olan gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen bir felsefi düşünce akımıdır. Bu parçada görüşleri anlatılan öğreti aşağıdakilerden A) Agnostisizm B) Teizm C) Ateizm D) Panteizm E) Deizm 4. Tanrı, buyruklarını bir insan ile nasıl bildirebilir? İki farklı varlık olan Tanrı ile insan (peygamber) arasındaki iletişim nasıl gerçekleşmektedir? Bu sorular din felsefesinin aşağıdaki problemlerinden hangisi ile ilgilidir? A) Tanrı nın varlığı problemi B) Evrenin yaratılışı problemi C) Vahyin imkanı problemi D) Ruhun ölümsüzlüğü problemi E) Tanrı evren ilişkisi problemi 5. Şintoizm Tanrılar ın Yolu anlamına gelen, belli bir kurucusu ve inanç sistemi olmayan milyonlarca tanrısı olan bir dindir. Şintoizm Japonlar ın millî dinidir. Şintoizm in bu parçada geçen görüşleri aşağıdakilerden hangisine karşı örnek oluşturur? A) Monoteizm B) Politeizm C) Panenteizm D) Panteizm E) Agnostisizm 3. Bir okulda iki müdür, bir köyde iki muhtar, bir ilde iki vali olmaz; olsa o yerde düzen olmaz. Birlik ve beraberlik de olamaz. Çünkü herkes kendine göre bir yönetim benimser. Aynen bunun gibi kâinattaki düzen tek bir Tanrı nın varlığına delildir. Bu parçada geçen görüşler aşağıdakilerden hangisine karşı örnek oluşturur? A) Monoteizm B) Teizm C) Panenteizm D) Deizm E) Politeizm 6. Tanrıcılık, tek, ezeli, ebedi, her şeye gücü yeten bir Tanrı'nın var olduğunu savunan öğretidir. Tanrıcılık öğretisine göre, Tanrı sürekli olarak evrenle etkileşim halindedir yani Tanrı evrenle iç içe(içkin)dir. Bu parçada görüşleri anlatılan öğreti aşağıdakilerden A) Teizm B) Deizm C) Panenteizm D) Panteizm E) Agnostisizm

60 Din Felsefesi Aşağıda verilenlerden hangisi, ayraç içindeki ifadeyi karşılamamaktadır? A) Her türlü ölçü ve değer üstünde yer alan, en üst noktada bulunan, mutlak, sonsuz, eksiksiz. (Yüce) B) Tanrının peygamberlere bildirdiği ilahi sözler. (Vahiy) C) Tanrı'nın bildirdiği emir ve sözleri insanlara iletmek için Tanrı tarafından seçilmiş insanlardır. (Peygamber) D) Tanrı'nın ilahlığını tanımak, bir olduğunu tasdik etmek ve ona hiçbir eş, ortak koşmamaktır. (Tevhit) E) İnanan insanda gerçekleşen her türlü dini yaşantı içerikleri ve manevi haz durumudur. (Kutsal) 10. Aşağıda verilenlerden hangisi, ayraç içindeki ifadeyi karşılamamaktadır? A) Yaratılıştan gelen, dış etkilerle bozulmamış yapıdır. (Fıtrat) B) Dince saygıya layık, değerli ve anlamlı olandır. (Kutsal) C) İnanan insanda gerçekleşen her türlü dini yaşantı içerikleri ve manevi haz durumudur. (Dini tecrübe) D) Tanrı'nın emri gereği yapılan saygı gösterisi ve tapınma etkinlikleridir. (Mucize) E) Tanrı'nın varlığını söz ve kalple tasdik etmedir. (İnanç) 8. Her şey Tanrı'dadır diyen ve Tanrı ile evreni bir saymayantanrı görüşüdür. Buna aynı zamanda çift kutuplu Tanrı anlayışı da denir. Bu görüş Tanrı'yı soyut mutlak ve değişmez gibi yönleriyle evrenin üstünde; somut, göreli ve değişen yönleriyle de evrenin içinde görür. Bu parçada anlatılan felsefi yaklaşım aşağıdakilerden A) Teizm B) Deizm C) Panteizm D) Agnostisizm E) Panenteizm 9. T.H.Huxley, hem geleneksel Yahudi-Hristiyan Tanrıcılığını, hem de Tanrı Tanımazlık Öğretisi ni, reddederek Tanrı nın varlığı sorununu; Tanrıya var diyemem, yok da diyemem şeklinde ortada bırakan bir görüş ortaya çıkarmıştır. Bu parçada anlatılan görüş aşağıdakilerden A) Ateizm B) Panteizm C) Panenteizm D) Agnostisizm E) Politeizm Körfez Yayınları 11. "...Tanrı-alem ikiliğini kaldıran, Tanrı'nın her şeyi ihtiva ettiğini, hatta onun her şey olduğunu, dolayısıyla ne tabiatın ne de insanın müstakil varlıklar gibi görülemeyeceğini; onların sadece varlığın farklı tarzlardaki açılımlarından ibaret olduğunu ileri süren felsefî bir görüştür." Bu sözleri söyleyen bir düşünür aşağıdaki görüşlerden hangisini savunmaktadır? A) Ateizm B) Deizm C) Panteizm D) Agnostisizm E) Panenteizm 12. Bu görüşe göre, evren başlangıçta Tanrı tarafından tasarlanan, hareketi başlatılan, daha sonra ise dışarıdan müdahale olmadan doğa kanunlarına uygun şekilde işleyen bir bütünlüktür. Bu akım, kaynağı ilahi ilan edilen dinlerin reddinden dolayı peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günâh, ibâdet, dua, vahiy, melek, cin, şeytan, cennet, cehennem, ahiret ve kader gibi kavramları da kabul etmez. Bu parçada anlatılan felsefi yaklaşım aşağıdakilerden A) Monoteizm B) Deizm C) Teizm D) Ateizm E) Politeizm Test 29 CA 1-D 2-C 3-D 4-D 5-E 6-A 7-C 8-D 9-E 10-B 11-A 12-B

61 FELSEFE Siyaset Felsefesi YGS / LYS YGS GRB Aşağıda verilenlerden hangisi, ayraç içindeki ifadeyi karşılamamaktadır? A) Devletten özerk, özgür vatandaşların oluşturduğu topluluklardır. (Sivil toplum) B) İktidara sahip olma, iktidarı kullanmadır. (Meşruiyet) C) Yaptırım gücünü devletten alan yazılı kurallar ve yasalar sistemidir. (Hukuk) D) Devleti, belirlenen kurallar, ilkeler ve amaçlar çerçevesinde idare etmedir. (Yönetim) E) Bireylerin yasalar karşısında aynı haklara sahip olmasıdır. (Eşitlik) 2. Hiçbir toplum düzeninin insanları mutlu edemeyeceği ve var olan devlet düzenlerinin düzeltilmesinin olanaksız olmasından hareketle gerçekleşmemiş ve gerçekleşme şansı pek fazla olmayan toplumsal düzenlere denir. Bu parçada anlatılan ve gerçekleşmesi zor toplumsal tasarımlara ne ad verilir? A) İktidar B) Meşruiyet C) Demokrasi D) Bürokrasi E) Ütopya 4. Aşağıda verilenlerden hangisi, ayraç içindeki ifadeyi karşılamamaktadır? A) Din ve devlet işlerinin ayrılarak bireylerin dini inanç ve vicdan konusunda özgür bırakılmasıdır. (Laiklik) B) Tüm vatandaşların, devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olmasıdır. (Demokrasi) C) Yasalar önünde herkesin aynı haklara sahip olmasıdır. (Eşitlik) D) Devleti yönetme yetkisi, devleti yönetme gücüdür. (İktidar) E) Var olması için halk, toprak, bağımsızlık birlikteliği gereken en büyük siyasi otoritedir. (Toplum) 5. Özgürlüğün eşitsizliğe yol açacağı görüşünden hareket eden ve mülkiyeti devlete devrederek eşitliği sağlamaya çalışan felsefi görüştür. Bu görüş insanların ekonomik, siyasal ve sosyal bakımdan eşit haklara sahip olduğu sınıfsız bir toplum ideal bir toplum düzenini savunur. Bu parçada görüşleri verilen felsefi akım aşağıdakilerden A) Liberalizm B) Sosyalizm C) Nihilizm D) Anarşizm E) Cumhuriyet 3. Liderde bulunan üstün ve büyüleyici niteliklere dayalı bir egemenlik türüdür. Bu egemenlik türünde liderler güçlerini, topluma sağladıkları başarılardan alırlar. Bu parçada anlatılan egemenlik türü aşağıdakilerden A) Geleneksel egemenlik B) Feodal egemenlik C) Karizmatik egemenlik D) Rasyonel egemenlik E) Teokratik egemenlik 6. Özgürlükçülük, bireysel özgürlüğü temel alan politika geleneği ve düşünce akımına denir. Bu akım her türlü alanda özgürlüğü temel alan devlet modelini ve insan hakları, çoğulcu demokrasi, sivil haklar, inanç özgürlüğü ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve özel mülkiyet gibi fikirleri savunur. Bu parçada görüşleri verilen felsefi akım aşağıdakilerden A) Liberalizm B) Sofizm C) Sosyalizm D) Anarşizm E) Monarşizm

62 Siyaset Felsefesi Kişinin devletten gerçekleştirmesini isteyebildiği haklardır. Bunlara isteme hakları da denir. Başlıcalar şunlardır; ailenin korunması, eğitim öğretim hakkı, çalışma ve sözleme özgürlüğü, sağlık hakkı gibi haklardır. Bu parçada anlatılan haklar aşağıdaki başlıklardan hangisinin altında yer alır? A) Kişisel haklar B) Siyasal haklar C) Meşru haklar D) Sosyal ve ekonomik haklar E) Resmi olmayan haklar 10. Aristoteles e göre bir devletin yasal olması için kuruluş gayesini yerine getirmesi gerekir. Devlet, kuruluş dayanaklarına uygun eylemlerde bulunmuyorsa yasal değildir. Örneğin insanlarını korumak için kurulmuş bir devletin yasallığı ancak insanlarını korumasına bağlıdır. Bu parçada anlatılan siyaset felsefesi temel kavramı aşağıdakilerden A) Demokrasi B) Bürokrasi C) Hukuk D) Meşruiyet E) Sivil toplum 8. Devlet işlerini yürütmek için hiyerarşik bir yapı içinde örgütlenmiş çalışanların oluşturduğu bütüne denir. Bu parçada anlatılan siyaset felsefesi temel kavramı aşağıdakilerden A) Sivil toplum B) Meşruiyet C) Demokrasi D) Bürokrasi E) Laiklik 9. Bir kimsenin haklarıyla başkalarının hakları arasında bir uyumun bulunması hali olarak tanımlanır. Tanımlanan bu kavramın uygulanması hem özgürlüğün hem de eşitliğin temel ilke olarak kabul edildiği bir devlet biçimini ortaya çıkarır. Bu parçada anlatılan devlet modeli aşağıdaki kavramlardan hangisini ölçüt olarak almıştır? A) Özgürlük B) Eşitlik C) Adalet D) Ütopya E) Laiklik Körfez Yayınları 11. Bütün toplumsal kötülükler, insanların özgür olmamasından kaynaklanır. Bu nedenle insanı sınırlayan bütün değer, kurum ve düzenler yıkılmalıdır. Bu parçada görüşleri anlatılan yaklaşım aşağıdakilerden A) Nihilizm B) Sofizm C) Liberalizm D) Sosyalizm E) Komünizm 12. Bu görüşe göre, doğa düzeni ve doğal yaşam, toplumsal olandan daha değerli ve önceliklidir. Doğada güçlünün egemen olması gibi toplumsal yaşamda da yasalar güçlüden yana olmalıdır. Oysa toplumsal yaşamda güçsüzler kendilerini korumak amacıyla yaptıkları yasalarla güçlü olanın egemen olma hakkını elinden almaya çalışmışlardır. Bu ise doğal yaşama aykırıdır. Bu parçada görüşleri anlatılan yaklaşım aşağıdakilerden A) Liberalizm B) Sofizm C) Nihilizm D) Sosyalizm E) İdealizm Test 30 CA 1-B 2-C 3-E 4-C 5-A 6-A 7-E 8-E 9-D 10-D 11-C 12-B

63 FELSEFE Bilim Felsefesi YGS / LYS YGS GRB "Neden?" sorusuna verilen cevaptır. Nedeni bilinmeyen olguların, nedeni bilinenlerle ifade edilmesidir. Örneğin, hızlıca sıcak suya batırılan bir civalı termometrenin göstergesinin önce düşmesinin, sonra ise hızlıca yükselmesinin nedeni nedir? Civanın çevresindeki cam ısınır ve genleşir; bu durum göstergenin başlangıçta düşmesine neden olur. Daha sonra ise civa da ısınarak genleşir; bu durum da göstergenin yükselmesine neden olur. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi örneklendirilmiştir? A) Bilimsel açıklama B) Denence C) Bilimsel öndeyi D) Hipotez E) Paradigma 2. Henüz gerçekleşmemiş bir olayı bilimsel araştırmalara dayanarak ve bilimsel açıklamalardan hareketle önceden haber vermeye, kestirmeye, tahmin etmeye denir. Bu parçada anlatılan bilim felsefesi kavramı aşağıdakilerden A) Paradigma B) Denence C) Hipotez D) Kuram E) Öndeyi 4. Bu yaklaşım, bilimi bir süreç ve bilim adamlarından oluşan bilimsel topluluğun faaliyetleri olarak değerlendirir. Bu yaklaşıma göre bilimi anlamak için, bilim adamlarının; yaşayış biçimine, inançlarına, başka grup ve kesimlere bakış açılarına, içinde bulundukları kültür ortamlarına bakmak gerekir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine yer verilmiştir? A) Mantıkçı empirist bilim anlayışına B) Bilimsel kuram ile bilimsel hipotezin farkına C) Etkinlik olarak bilim anlayışına D) Klasik bilim görüşüne E) Ürün olarak bilim anlayışına 5. Evrende meydana gelen her şeyin değişmez yasalarla açıklanamayacağını; nedensellik yasasına bağlı olmadan gerçekleşen olay, olgu ve süreçlerin de bulunabileceğini; her şeyin neden-sonuç zincirine bağlı olarak çalışmadığını ileri süren görüştür. Bu parçada görüşleri verilen yaklaşım aşağıdakilerden A) Siyantizm B) Fatalizm C) Pozitivizm D) Determinizm E) İndeterminizm 3. Pozitivizmin bir kolu olarak da tanımlanan bir görüştür. Metafizik ve ahlaki problemler de dahil her sorunun madde ve hareketin araştırılmasından elde edilecek verilerle çözülebilecegini savunan görüştür. Bu parçada anlatılan görüş aşağıdakilerden A) Paradigma B) Siyantizm C) Mantıkçı empirizm D) Determinizm E) İndeterminizm 6. Doğruluğu deney sonucu kesinleşen hipotezlere denir. Bir ölçüde de olsa doğrulanmış ama henüz bütünüyle kesinleşmemiş bir sistemdir. Bu sistemler, yasa ve ilkelerde belirtilen veya çok sayıdaki araştırmada tekrarlanmış olan ilişkilerin sebeplerini belirtir. Bu parçada anlatılan bilimsel yöntem aşaması aşağıdakilerden A) Denence B) Hipotez C) Yasa D) Kuram E) Gözlem

64 Bilim Felsefesi Daha çok mantıkçı empirizmin görüşlerini yansıtan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre bilim, bilimsel yöntemlerle yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıkan bir üründür. Bu nedenle bilimi anlamak için, yazılmış metinlere, bilim adına ortaya konan eserlere bakmak gerekir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine yer verilmiştir? A) Bilimsel yöntemin aşamalarına B) Bilimsel kuramın özelliklerine C) Etkinlik olarak bilim anlayışına D) Klasik bilim görüşünün eleştirisine E) Ürün olarak bilim anlayışına 10. Fayda ve zarar teknolojinin kendisinde değil, onu kullananın niyetinde ortaya çıkar. Bir bıçak doktorun elinde hayat kurtarırken, bir katilin elinde hayat alır. O hâlde, iyilik ve kötülük, fayda ve zarar, bilim ve teknolojinin bizatihi kendisinde değil, onu kullanan insana göre değişmektedir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi örneklendirilmiştir? A) Bilimin pratik değeri B) Bilimin entelektüel değeri C) Bilimin ahlaki değeri D) Bilimsel yöntem E) Bilimsel öndeyi 8. Ortaçağ Avrupası nda kilisenin öğretilerini temel alan dogmatik felsefi anlayıştır. Bu parçada anlatılan felsefi anlayış aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir? A) Paradigma B) Etkinlik C) Skolastik D) Ürün E) Analitik 9. Bilim adamlarının bir döneme hakim olmuş, bir dönem geçerliliğini korumuş bilimsel düşünce ve bakış açılarıdır. Bu bakış açıları zaman içerisinde değişebilir. Bu parçada anlatılan görüş aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir? A) Dogmatiklik B) Öngörü C) Varsayım D) Teori E) Paradigma Körfez Yayınları 11. Doğruluğu henüz kanıtlanmamış, doğrulanmak üzere öne sürülen iddiadır. Bu parçada anlatılan bilim felsefesi kavramı aşağıdakilerden A) Paradigma B) Gözlem C) Hipotez D) Kuram E) Öndeyi 12. Bilim insanı inanç, önyargı, fikir ve isteklerinden bağımsız olarak dış nesnel gerçekliği olduğu gibi bilmeye ve anlamaya çalışır. Böyle bilgi, insandan insana değişmez. Bireysel değildir. Toplumdan topluma, çağdan çağa da değişmez. Bu nedenle bilim herkes tarafından test edilebilir bilgiler bütününden oluşur. Bu parçada anlatılan bilimin özelliği aşağıdakilerden A) Objektiflik B) Eleştirellik C) Seçicilik D) Akla dayalılık E) Birikimlilik Test 31 CA 1-B 2-E 3-C 4-E 5-B 6-A 7-D 8-D 9-C 10-D 11-A 12-C Test 32 CA 1-A 2-E 3-B 4-C 5-E 6-D 7-E 8-C 9-E 10-C 11-C 12-A

philia (sevgi) + sophia (bilgelik) Philosophia, bilgelik sevgisi Felsefe, bilgiyi ve hakikati arama işi

philia (sevgi) + sophia (bilgelik) Philosophia, bilgelik sevgisi Felsefe, bilgiyi ve hakikati arama işi FELSEFE NEDİR? philia (sevgi) + sophia (bilgelik) Philosophia, bilgelik sevgisi Felsefe, bilgiyi ve hakikati arama işi Felsefe değil, felsefe yapmak öğrenilir KANT Felsefe, insanın kendisi, yaşamı, içinde

Detaylı

BILGI FELSEFESI. Bilginin Doğruluk Ölçütleri

BILGI FELSEFESI. Bilginin Doğruluk Ölçütleri BILGI FELSEFESI Bilginin Doğruluk Ölçütleri Bilimsel bilgi Olgusal evreni, toplum ve insanı araştırma konusu yapar. Bilimler; Formel bilimler Doğa bilimleri Sosyal bilimler olmak üzere üç grupta incelenir.

Detaylı

FELSEFİ PROBLEMLERE GENEL BAKIŞ

FELSEFİ PROBLEMLERE GENEL BAKIŞ FELSEFİ PROBLEMLERE GENEL BAKIŞ FELSEFENİN BÖLÜMLERİ A-BİLGİ FELSEFESİ (EPİSTEMOLOJİ ) İnsan bilgisinin yapısını ve geçerliğini ele alır. Bilgi felsefesi; bilginin imkanı, doğruluğu, kaynağı, sınırları

Detaylı

EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ. 3. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL

EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ. 3. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ 3. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL FELSEFENİN ANLAMI Philla (sevgi, seven) Sophia (Bilgi, bilgelik) PHILOSOPHIA (Bilgi severlik) FELSEFE

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Felsefe Nedir OKG 1201 EĞİTİM FELSEFESİ. Felsefe: Bilgelik sevgisi Filozof: Bilgelik, hikmet yolunu arayan kişi

Felsefe Nedir OKG 1201 EĞİTİM FELSEFESİ. Felsefe: Bilgelik sevgisi Filozof: Bilgelik, hikmet yolunu arayan kişi Felsefe Nedir OKG 1201 EĞİTİM FELSEFESİ Felsefe: Bilgelik sevgisi Filozof: Bilgelik, hikmet yolunu arayan kişi GERÇEĞİ TÜMÜYLE ELE ALIP İNCELEYEN VE BUNUN SONUCUNDA ULAŞILAN BİLGİLERİ YORUMLAYAN VE SİSTEMLEŞTİREN

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

FELSEFE BÖLÜMÜ SOFİSTLER DERSİ DERS NOTLARI (3)

FELSEFE BÖLÜMÜ SOFİSTLER DERSİ DERS NOTLARI (3) DOĞRULUK / GERÇEKLİK FARKI Gerçeklik: En genel anlamı içinde, dış dünyada nesnel bir varoluşa sahip olan varlık, varolanların tümü, varolan şeylerin bütünü; bilinçten, bilen insan zihninden bağımsız olarak

Detaylı

Öğretmenlik Meslek Etiği. Sunu-2

Öğretmenlik Meslek Etiği. Sunu-2 Öğretmenlik Meslek Etiği Sunu-2 Tanım: Etik Etik; İnsanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, normları, kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlaksal açıdan

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

225 ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ. Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarıtaş-Atalar

225 ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ. Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarıtaş-Atalar 225 ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarıtaş-Atalar Bilgi Nedir? Bilme edimi, bilinen şey, bilme edimi sonunda ulaşılan şey (Akarsu, 1988). Yeterince doğrulanmış olgusal bir önermenin dile getirdiği

Detaylı

Matematik Ve Felsefe

Matematik Ve Felsefe Matematik Ve Felsefe Felsefe ile matematik arasında, sorunların çözümüne dayanan, bir bağlantının bulunduğu görüşü Anadolu- Yunan filozoflarının öne sürdükleri bir konudur. Matematik Felsefesi ; **En genel

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23

İÇİNDEKİLER. Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23 İÇİNDEKİLER Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23 I. Felsefe Eğitimi ve Öğretimi 23 A. Eğitim ve Öğretim 23 B. Felsefe Eğitimi ve Öğretimi 24 II.

Detaylı

Temel Kavramlar Bilgi :

Temel Kavramlar Bilgi : Temel Kavramlar Bilim, bilgi, bilmek, öğrenmek sadece insana özgü kavramlardır. Bilgi : 1- Bilgi, bilim sürecinin sonunda elde edilen bir üründür. Kişilerin öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile çaba

Detaylı

ESTETİK (SANAT FELSEFESİ)

ESTETİK (SANAT FELSEFESİ) ESTETİK (SANAT FELSEFESİ) Estetik sözcüğü yunanca aisthesis kelimesinden gelir ve duyum, duyularla algılanabilen, duyu bilimi gibi anlamlar içerir. Duyguya indirgenebilen bağımsız bilgi dalına estetik

Detaylı

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10. ADÜ Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Laboratuvara Giriş Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.2013) Derslik B301 1 BİLGİ EDİNME İHTİYACI:

Detaylı

1.Estetik Bakış, Sanat ve Görsel Sanatlar. 2.Sanat ve Teknoloji. 3.Fotoğraf, Gerçeklik ve Gerçeğin Temsili. 4.Görsel Algı ve Görsel Estetik Öğeler

1.Estetik Bakış, Sanat ve Görsel Sanatlar. 2.Sanat ve Teknoloji. 3.Fotoğraf, Gerçeklik ve Gerçeğin Temsili. 4.Görsel Algı ve Görsel Estetik Öğeler 1.Estetik Bakış, Sanat ve Görsel Sanatlar 2.Sanat ve Teknoloji 3.Fotoğraf, Gerçeklik ve Gerçeğin Temsili 4.Görsel Algı ve Görsel Estetik Öğeler 5.Işık ve Renk 6.Yüzey ve Kompozisyon 1 7.Görüntü Boyutu

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF FELSEFE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF FELSEFE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF FELSEFE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı 1.ÜNİTE - FELSEFEYLE TANIŞMA A-Felsefe Nedir? Felsefenin

Detaylı

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017)

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017) 12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017) ÜNİTE: 2-KLASİK MANTIK Kıyas Çeşitleri ÜNİTE:3-MANTIK VE DİL A.MANTIK VE DİL Dilin Farklı Görevleri

Detaylı

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Mit, Mitoloji, Ritüel DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Kelime olarak Mit Yunanca myth, epos, logos Osmanlı Türkçesi esâtir, ustûre Türkiye Türkçesi: söylence DR. SÜHEYLA SARITAŞ

Detaylı

Bilimsel Araştırma Yöntemleri AHMET SALİH ŞİMŞEK (DR)

Bilimsel Araştırma Yöntemleri AHMET SALİH ŞİMŞEK (DR) Bilimsel Araştırma Yöntemleri AHMET SALİH ŞİMŞEK (DR) Ders İçeriği Bilgi, bilgi edinme yolları, bilim, bilimsel bilgi Bilimsel araştırma süreci ve basamakları, araştırma problemi, hipotez Araştırma türleri

Detaylı

BİLGİ EDİNME İHTİYACI İnsan; öğrenme içgüdüsünü gidermek, yaşamını sürdürebilmek, sayısız ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve geleceğini güvence altına a

BİLGİ EDİNME İHTİYACI İnsan; öğrenme içgüdüsünü gidermek, yaşamını sürdürebilmek, sayısız ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve geleceğini güvence altına a BİLİMSEL YÖNTEM Prof. Dr. Şahin Gülaboğlu Mühendislik Fakültesi -------------------------------------------------------------------- BİLİM, ETİK ve EĞİTİM DERSİ KONUŞMASI 19 Ekim 2007, Cuma, Saat-15.00

Detaylı

ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS

ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS.476-1453 Ortaçağ Batı Roma İmp. nun yıkılışı ile İstanbul un fethi ve Rönesans çağının başlangıcı arasındaki dönemi, Ortaçağ felsefesi ilkçağ felsefesinin bitiminden modern düşüncenin

Detaylı

ESTETİK; Estetiğin konusu olarak güzel;

ESTETİK; Estetiğin konusu olarak güzel; TASARIM ve ESTETİK ESTETİK; Estetiğin konusu olarak güzel; Plato( İ.Ö. 427-347) her alanda kusursuzu arayan düşünce biçimi içersinde nesnel olan mutlak güzeli aramıştır. Buna karşın, Aristoteles in (İ.Ö.

Detaylı

YGS Felsefe BİLGİ FELSEFESİ

YGS Felsefe BİLGİ FELSEFESİ Madde ve Özkütle 2 YGS Fizik 1 YGS Felsefe BİLGİ FELSEFESİ YGS Felsefe BİLGİ FELSEFESİ başlığı ile hazırladığımız yazıyı okuyarak bilgi ve bilgi çeşitlerini, doğru bilginin ne olduğu veya ulaşılıp ulaşılamayacağını,

Detaylı

BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ

BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Temel Kavramlar Dr. Seher Yalçın 3.2.2017 Dr. Seher Yalçın 1 Bilginin Kaynağı İnsanlar sürekli olarak kendilerini ve çevrelerini aydınlatma, tanıma, olay ve oluşumları açıklama

Detaylı

BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ (1) Y R D. D O Ç. D R. C. D E H A D O Ğ A N

BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ (1) Y R D. D O Ç. D R. C. D E H A D O Ğ A N BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ (1) Y R D. D O Ç. D R. C. D E H A D O Ğ A N İnsan var olduğu günden bu yana, evrende olup bitenleri anlama, tanıma, sırlarını çözme ve doğayı kontrol altına alarak rahat ve

Detaylı

BİLGİ FELSEFESİ Felsefenin, insan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini ele alan dalına bilgi felsefesi denir. O, belli bir bilgi türünü değil de,

BİLGİ FELSEFESİ Felsefenin, insan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini ele alan dalına bilgi felsefesi denir. O, belli bir bilgi türünü değil de, BİLGİ FELSEFESİ Felsefenin, insan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini ele alan dalına bilgi felsefesi denir. O, belli bir bilgi türünü değil de, bilen özne ile bilinen obje arasındaki ilişki ile ortaya

Detaylı

ÜNİTE:1. Felsefe Nedir? ÜNİTE:2. Epistemoloji ÜNİTE:3. Metafizik ÜNİTE:4. Bilim Felsefesi ÜNİTE:5. Etik ÜNİTE:6. Siyaset Felsefesi ÜNİTE:7.

ÜNİTE:1. Felsefe Nedir? ÜNİTE:2. Epistemoloji ÜNİTE:3. Metafizik ÜNİTE:4. Bilim Felsefesi ÜNİTE:5. Etik ÜNİTE:6. Siyaset Felsefesi ÜNİTE:7. ÜNİTE:1 Felsefe Nedir? ÜNİTE:2 Epistemoloji ÜNİTE:3 Metafizik ÜNİTE:4 Bilim Felsefesi ÜNİTE:5 Etik 1 ÜNİTE:6 Siyaset Felsefesi ÜNİTE:7 Estetik ÜNİTE:8 Eğitim Felsefesi 0888 228 22 22 WWW.22KASİMYAYİNLARİ.COM

Detaylı

EĞİTİM FELSEFESİ KISA ÖZET KOLAYAOF

EĞİTİM FELSEFESİ KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTE- LERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. EĞİTİM FELSEFESİ KISA ÖZET 1 KOLAYAOF

Detaylı

ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı. ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri. ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri

ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı. ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri. ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri ÜNİTE:4 Bilişsel Psikoloji 1 ÜNİTE:5 Çocuklukta Sosyal Gelişim ÜNİTE:6 Sosyal

Detaylı

AHLAK FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI

AHLAK FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI Ahlak ve Etik Ahlak bir toplumda kendisine uyulmaya zorlayan kurallar bütünü Etik var olan bu kuralları sorgulama, ahlak üzerine felsefi düşünme etkinliği. AHLAK FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI İYİ: Ahlakça

Detaylı

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI 3-4 Aile bireyleri birbirlerine yardımcı olurlar. Anahtar kavramlar: şekil, işlev, roller, haklar, Aileyi aile yapan unsurlar Aileler arasındaki benzerlikler ve farklılıklar Aile üyelerinin farklı rolleri

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

Yapılandırmacı anlayışta bilgi, sadece dış dünyanın bir kopyası ya da bir kişiden diğerine geçen edilgen bir emilim değildir.

Yapılandırmacı anlayışta bilgi, sadece dış dünyanın bir kopyası ya da bir kişiden diğerine geçen edilgen bir emilim değildir. Yapılandırmacılık, pozitivist geleneği reddetmekte; bilgi ve öğrenmeyi Kant ve Wittgeinstein'nın savunduğu tezlerde olduğu gibi özneler arası kabul etmektedir. Bu bakış açısından yapılandırıcı öğrenme,

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Davranış Bilimleri I. Fizyobiyolojik Sistem A Biyolojik Yaklaşım II. Psikolojik Sistem B. Davranışçı Yaklaşım C. Gestalt

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI 12. SINIF VE MEZUN GRUP FELSEFE GRUBU DERSLERİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KONULARI VE TESTLERİ

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI 12. SINIF VE MEZUN GRUP FELSEFE GRUBU DERSLERİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KONULARI VE TESTLERİ AY 06-07 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI. SINIF VE MEZUN GRUP FELSEFE HAFTA DERS SAATİ KONU ADI.ÜNİTE - FELSEFEYLE TANIŞMA A- Felsefe Nedir? - Felsefenin Anlamı - Felsefenin Alanı - Geçmişten Geleceğe Felsefenin

Detaylı

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri

Detaylı

BİLİM TARİHİ I 1.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. Bilim ve Bilgi

BİLİM TARİHİ I 1.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. Bilim ve Bilgi BİLİM TARİHİ I 1.Ders Dr. İsmail BAYTAK Bilim ve Bilgi BİLİM NEDİR? Bilimsel düşüncelerin doğuşunu ve yayılışını, Bilim adamlarının düşünce biçimlerini, Bilimsel bilginin felsefe, din, sanat gibi düşünsel

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

Ana fikir: Oyun ile duygularımızı ve düşüncelerimizi farklı şekilde ifade edebiliriz.

Ana fikir: Oyun ile duygularımızı ve düşüncelerimizi farklı şekilde ifade edebiliriz. 2018-2019 Eğitim- Öğretim Yılı Özel Ümraniye Gökkuşağı İlkokulu Sorgulama Programı Kim Olduğumuz Bireyin kendi doğasını sorgulaması, inançlar ve değerler, kişisel, fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

BİLGİNİN SERÜVENİ Necati Öner Vadi Yayınları, Ankara 2005, 80 s. Yakup YÜCE

BİLGİNİN SERÜVENİ Necati Öner Vadi Yayınları, Ankara 2005, 80 s. Yakup YÜCE sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 15 / 2007, s. 215-219 kitap tanıtımı BİLGİNİN SERÜVENİ Necati Öner Vadi Yayınları, Ankara 2005, 80 s. Yakup YÜCE Bilgi sorunu ilkçağlardan beri insanoğlunun

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

Öğrenme nedir? Büyüme ve yaşa atfedilmeyecek yaşantılar sonucunda davranış ve tutumlarda meydana gelen nispeten kalıcı etkisi uzun süre

Öğrenme nedir? Büyüme ve yaşa atfedilmeyecek yaşantılar sonucunda davranış ve tutumlarda meydana gelen nispeten kalıcı etkisi uzun süre Öğrenme nedir? Büyüme ve yaşa atfedilmeyecek yaşantılar sonucunda davranış ve tutumlarda meydana gelen nispeten kalıcı etkisi uzun süre değişimlerdir. Öğrenmede değişen ne???? İnsan ve hayvan arasında

Detaylı

BİLGİ KURAMI DERS NOTLARI DİL VE TARİH-COĞRAFYA FAKÜLTESİ, FELSEFE BÖLÜMÜ

BİLGİ KURAMI DERS NOTLARI DİL VE TARİH-COĞRAFYA FAKÜLTESİ, FELSEFE BÖLÜMÜ DOĞRULUK / GERÇEKLİK FARKI Gerçeklik: En genel anlamı içinde, dış dünyada nesnel bir varoluşa sahip olan varlık, varolanların tümü, varolan şeylerin bütünü; bilinçten, bilen insan zihninden bağımsız olarak

Detaylı

1.4.Etik Sistemleri Etik ilkelerin geliştirilmesinde temel alınan yaklaşımlar hakkaniyet ilkesi, insan hakları, faydacılık ve bireysellik

1.4.Etik Sistemleri Etik ilkelerin geliştirilmesinde temel alınan yaklaşımlar hakkaniyet ilkesi, insan hakları, faydacılık ve bireysellik 1.4.Etik Sistemleri Etik ilkelerin geliştirilmesinde temel alınan yaklaşımlar hakkaniyet ilkesi, insan hakları, faydacılık ve bireysellik ilkeleridir. Hakkaniyet, bütün kararların tutarlı, tarafsız ve

Detaylı

1. ÜNİTE FELSEFEYLE TANIŞMA

1. ÜNİTE FELSEFEYLE TANIŞMA 1. ÜNİTE FELSEFEYLE TANIŞMA Not: İlk iki üniteden, 1999 2011 arası gerçekleşen ÖSS sınavlarında toplam 53 soru sorulmuştur. A. FELSEFEYE GİRİŞ 1. Felsefenin Anlamı ve Alanı Felsefe kelime anlamı olarak

Detaylı

Ahlâk ve Etikle İlgili Temel Kavramlar

Ahlâk ve Etikle İlgili Temel Kavramlar Ahlâk Kavramı Yrd. Doç. Dr. Rıza DEMİR İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İnsan Yönetimine Etik Yaklaşım Dersi Etik Türleri Mesleki Etik Türleri 2017 Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim

Detaylı

ZEKA ATÖLYESİ AKIL OYUNLAR

ZEKA ATÖLYESİ AKIL OYUNLAR ZEKA ATÖLYESİ AKIL OYUNLAR Akıl Oyunları çocukların ve yetişkinlerin strateji geliştirme, planlama, mantık yürütmemantıksal bütünleme, görsel-uzamsal düşünme, yaratıcılık, dikkat - konsantrasyon, hafıza

Detaylı

FELSEFE + SANAT => SANAT FELSEFESI

FELSEFE + SANAT => SANAT FELSEFESI FELSEFE + SANAT => SANAT FELSEFESI Kemal ULUOAG* Özne olan insan ile nesne olan doğa arasındaki, insan etkinliklerinin temeli, insanın doğayı kendi denetimine alma çabasıdır. Insan etkinliklerinin ve çabasının

Detaylı

MİSYON, VİZYON VE DEĞERLER

MİSYON, VİZYON VE DEĞERLER MİSYON, VİZYON VE DEĞERLER KURUMSAL KÜLTÜRÜMÜZ VE DEĞERLERİMİZ KURUMSAL KÜLTÜRÜMÜZ VE DEĞERLERİMİZ GÜVEN Dürüstlüğümüz, doğruluğumuz ve etik iş uygulamalarımız ile güven kazanırız. Doğruluk ve yüksek

Detaylı

MATEMATİK DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI. Programın Temel Yapısı

MATEMATİK DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI. Programın Temel Yapısı MATEMATİK DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI Programın Temel Yapısı MATEMATİK DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI İlkokul ve Ortaokul 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. Sınıflar Çıkmış soru (ÖABT-LS) Uygulanmakta olan Ortaöğretim Matematik

Detaylı

Bilgisayar II, 2013-2014 Bahar, Kültür Üniversitesi, İstanbul, 08-15 Nisan

Bilgisayar II, 2013-2014 Bahar, Kültür Üniversitesi, İstanbul, 08-15 Nisan FİLOZOF BEYİN Yücel KILIÇ İstanbul Kültür Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programı Bilgisayar II: «Konular ve Sunumlar» İstanbul, 08-15 Nisan

Detaylı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd

Detaylı

FELSEFE DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

FELSEFE DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER FELSEFE DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER Sıra Sayfa 1 1. paragraf Felsefe, bilgiyi sevmektir. Felsefe merakla başlar. Felsefi düşünce ise sorgulamakla ortaya çıkar. Ben i, varlığı, evreni,

Detaylı

4. Yaşımız büyüdükçe dünyaya hayret etme yeteneğimizi. 5. Her şeyi olduğu gibi kabul eden, merak etmeyen,

4. Yaşımız büyüdükçe dünyaya hayret etme yeteneğimizi. 5. Her şeyi olduğu gibi kabul eden, merak etmeyen, ÜNİTE 1: YLE TANIŞMA Felsefenin Anlamı, Doğuşu; Felsefe, Bilgelik ve Hikmet-Felsefi Düşüncenin Nitelikleri-Felsefe Nedir? UYGULAMA TESTİ 1 ASF 1. Felsefe, bilgeliği incelemedir. (Rene Descartes) Felsefe,

Detaylı

Bilim ve Araştırma. ar Tonta. H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü

Bilim ve Araştırma. ar Tonta. H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Bilim ve Araştırma Yaşar ar Tonta H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü [email protected] http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta.html Bilim Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen,

Detaylı

11. FELSEFE GRUBU FELSEFE SINIF TEST. Ünite 1: Felsefeye Giriş (Felsefeyle Tanışma)

11. FELSEFE GRUBU FELSEFE SINIF TEST. Ünite 1: Felsefeye Giriş (Felsefeyle Tanışma) 11. SINIF GRUBU Ünite 1: Felsefeye Giriş (Felsefeyle Tanışma) 1. Felsefeye yapılacak bir girişte önceden herkesin hemen dayanacağı bir tanım ileri sürülemez, örneğin felsefeye şu ve şu şeylerin bilimidir

Detaylı

ETKILI BIR FEN ÖĞRETMENI

ETKILI BIR FEN ÖĞRETMENI FEN BİLİMLERİ ÖĞRETMENLERİNİN YETİŞTİRİLMESİNDE DEĞİŞİM VE GEREKÇELER Öğrencinin performansını yükseltmek istiyorsanız kaliteli öğretmen yetiştirmek zorundasınız Alan bilgisi Genel eğitim ve kültür dersleri

Detaylı

Nitel Araştırmada Geçerlik ve Güvenirlik

Nitel Araştırmada Geçerlik ve Güvenirlik Nitel Araştırmada Geçerlik ve Bilimsel araştırmanın en önemli ölçütlerinden biri olarak kabul edilen geçerlik ve güvenirlik araştırmalarda en yaygın olarak kullanılan iki en önemli ölçüttür. Araştırmalarda

Detaylı

Bilgi Kavramıyla Anlaşılan şey Nedir?

Bilgi Kavramıyla Anlaşılan şey Nedir? Bilgi Kavramıyla Anlaşılan şey Nedir? Bilgi edinme insanın en temel güdülerinden birisidir. İnsan bu özelliği sayesinde diğer canlılardan ayrılır. İnsan yalnızca varlığın sürdürebilme gereksinimiyle yaşamaz.

Detaylı

FEN BĠLGĠSĠ EĞĠTĠMĠNĠN TEMELLERĠ

FEN BĠLGĠSĠ EĞĠTĠMĠNĠN TEMELLERĠ FEN BĠLGĠSĠ EĞĠTĠMĠNĠN TEMELLERĠ Fen Bilgisi Eğitiminin Önemi 06-14 yaş arasındaki zorunlu eğitim döneminde fen bilgisi eğitimi önemli bir yere sahiptir. Fen bilgisi eğitimi; Çocuğa yaratıcı düşünme becerisi

Detaylı

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI FELSEFE

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI FELSEFE YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI FELSEFE CEVAP 1: (TOPLAM 7 PUAN) Galileo Galilei Dünya yuvarlaktır dediğinde, hiç kimse ona inanmamıştır. Bir dönem maddenin en küçük parçası molekül zannediliyordu. Eylemsizlik

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ORTAOKULU DÜŞÜNME EĞİTİMİ DERSİ 8. SINIF ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ORTAOKULU DÜŞÜNME EĞİTİMİ DERSİ 8. SINIF ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI 208-209 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ORTAOKULU I. DÖNEM Amaç : Düşünme eylemi üzerine düşünmeleri, Kazanım:Düşünmenin gerekliliği, hayatımızdaki önemi hakkında düşünmek ve bilgi toplayarak yazmak Düşünme üzerine

Detaylı

AŞKIN BULMACA BAROK KENT

AŞKIN BULMACA BAROK KENT AŞKIN BULMACA 18.yy'da Aydınlanma filozoflarıyla tariflenen modernlik, nesnel bilimi, evrensel ahlak ve yasayı, oluşturduğu strüktür çerçevesinde geliştirme sürecinden oluşur. Bu adım aynı zamanda, tüm

Detaylı

FELSEFE GRUBU FELSEFE

FELSEFE GRUBU FELSEFE 12-A GRUBU Ünite 1: Felsefe İle Tanışma 1. Felsefe: Sokrates e göre neleri bilmediğimizi bilmektir. Platon a göre doğruyu bulma yolunda düşünsel bir çalışmadır. Nietzsche ye göre ise aklın sınırlarını

Detaylı

ÜNİTE:1. Dil Nedir? ÜNİTE:2. Dil Kültür İlişkisi ÜNİTE:3. Türk Dilinin Gelişimi ve Tarihsel Dönemleri ÜNİTE:4. Ses Bilgisi ÜNİTE:5

ÜNİTE:1. Dil Nedir? ÜNİTE:2. Dil Kültür İlişkisi ÜNİTE:3. Türk Dilinin Gelişimi ve Tarihsel Dönemleri ÜNİTE:4. Ses Bilgisi ÜNİTE:5 ÜNİTE:1 Dil Nedir? ÜNİTE:2 Dil Kültür İlişkisi ÜNİTE:3 Türk Dilinin Gelişimi ve Tarihsel Dönemleri ÜNİTE:4 Ses Bilgisi ÜNİTE:5 1 Yapı Bilgisi: Biçim Bilgisi ve Söz Dizimi ÜNİTE:6 Türkçenin Söz Varlığı

Detaylı

Bilgi felsefesi, 16.YY.da Descartes,la başlayıp Locke, Hume ve Kant ın doğrudan bilgi üzerine sistemli düşünceleriyle bir disiplin olmuştur.

Bilgi felsefesi, 16.YY.da Descartes,la başlayıp Locke, Hume ve Kant ın doğrudan bilgi üzerine sistemli düşünceleriyle bir disiplin olmuştur. Bilgi felsefesi, 16.YY.da Descartes,la başlayıp Locke, Hume ve Kant ın doğrudan bilgi üzerine sistemli düşünceleriyle bir disiplin olmuştur. Descartes Locke Hume Kant Bilgi Kuramının Konusu Bilginin kavramları

Detaylı

İÇİNDEKİLER BÖLÜM - I

İÇİNDEKİLER BÖLÜM - I İÇİNDEKİLER BÖLÜM - I Eleştirel Düşünme Nedir?... 1 Bazı Eleştirel Düşünme Tanımları... 1 Eleştirel Düşünmenin Bazı Göze Çarpan Özellikleri... 3 Eleştirel Düşünme Yansıtıcıdır... 3 Eleştirel Düşünme Standartları

Detaylı

BİLİMİN DOĞASI VE BİLİM TARİHİ «Bilim, Anlamı ve Kapsamı»

BİLİMİN DOĞASI VE BİLİM TARİHİ «Bilim, Anlamı ve Kapsamı» 2015-2016 BBDT-Sunu_1 BİLİMİN DOĞASI VE BİLİM TARİHİ «Bilim, Anlamı ve Kapsamı» Dr. Aysun Ö. KAPLAN Dersin Akışı Bilimin doğası kart oyunu sonuçlarının tartışılması Tercih edilen kartlar Bilim tanımlarında

Detaylı

Bireyler ve Toplumlar Öykü ve Öğretim

Bireyler ve Toplumlar Öykü ve Öğretim Bireyler ve Toplumlar Öykü ve Öğretim tanım Öyküleme, yeni icat edilmiş bir uygulama olamamasına rağmen geçmişi yüzyıllar öncesine ulaşan bir öğretim tekniği olmadığı da belirtilmelidir. 20.Yüzyılın ikinci

Detaylı

İYİ VE KÖTÜ NÜN KÖKENLERİ

İYİ VE KÖTÜ NÜN KÖKENLERİ İYİ VE KÖTÜ NÜN KÖKENLERİ Hayatın asıl etik anlamı, bizim iyi ve kötü sözcükleriyle tanımlayarak yol almaya çalıştığımız soyutluklardadır. Bu derece soyut ve kökenleri sıra dışı olan kavramlarla uğraşmak

Detaylı

PYP VELİ MEKTUBU 1. SINIFLAR PRIMARY YEARS PROGRAMME EĞİTMEN KOLEJİ SORGULAMA HATLARI ÖĞRENEN PROFİLLERİ

PYP VELİ MEKTUBU 1. SINIFLAR PRIMARY YEARS PROGRAMME EĞİTMEN KOLEJİ SORGULAMA HATLARI ÖĞRENEN PROFİLLERİ PYP VELİ MEKTUBU EĞİTMEN KOLEJİ 1. SINIFLAR DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA : DÜNYANIN İŞLEYİŞİ ÜNİTENİN UYGULANMA SÜRESİ : 10 Aralık 2018 18 Ocak 2019 ANA FİKİR : DÜNYA MIZIN HAREKETLERİ CANLILARIN YAŞAMINI ETKİLER

Detaylı

Felsefeyle Tanışma Çözüm 1

Felsefeyle Tanışma Çözüm 1 Felsefeyle Tanışma Çözüm 1 1. Parçada felsefenin kelime anlamı ve tanımı üzerinde durulmuştur. Felsefe biriken fakat ilerlemeyen bir düşünme etkinliğidir. 4. Her filozofun çalışmasında farklı sonuçlar

Detaylı

ŞİMDİ LYS ZAMANI FEM YAYINLARI REHBERLİK KOORDİNATÖRLÜĞÜ

ŞİMDİ LYS ZAMANI FEM YAYINLARI REHBERLİK KOORDİNATÖRLÜĞÜ ŞİMDİ LYS ZAMANI FEM YAYINLARI REHBERLİK KOORDİNATÖRLÜĞÜ Asıl puan LYS lerde gelecek YGS yi hedeflediği gibi sonuçlandıran adaylarda bir rahatlama gözlenirken sınavı hedeflediği biçimde sonuçlanamayan

Detaylı

1.Tarih Felsefesi Nedir? 2.Antikçağ Yunan Dünyasında Tarih Anlayışı. 3.Tarih Felsefesinin Ortaçağdaki Kökenleri-I: Hıristiyan Ortaçağı ve Augustinus

1.Tarih Felsefesi Nedir? 2.Antikçağ Yunan Dünyasında Tarih Anlayışı. 3.Tarih Felsefesinin Ortaçağdaki Kökenleri-I: Hıristiyan Ortaçağı ve Augustinus 1.Tarih Felsefesi Nedir? 2.Antikçağ Yunan Dünyasında Tarih Anlayışı 3.Tarih Felsefesinin Ortaçağdaki Kökenleri-I: Hıristiyan Ortaçağı ve Augustinus 4.Tarih Felsefesinin Ortaçağdaki Kökenleri-2: İslâm Ortaçağı

Detaylı

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ. ÜNİTE: KAZA VE KADER Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek konular ve ders işleme teknikleri hakkında bilgi sahibi

Detaylı

Giorgio Colli, Felsefenin Doğuşu / Çev. Fisun Demir Dost Yayınları, Ankara, 2007, s. 94.

Giorgio Colli, Felsefenin Doğuşu / Çev. Fisun Demir Dost Yayınları, Ankara, 2007, s. 94. Giorgio Colli, Felsefenin Doğuşu / Çev. Fisun Demir Dost Yayınları, Ankara, 2007, s. 94. Dominique Folscheid, Felsefe Akımları / Çev. Muna Cedden Dost Yayınları, Ankara, 2005, s. 160. * Tanıtan: Tamer

Detaylı

Eleştirel Düşünme Tahir BENEK S

Eleştirel Düşünme Tahir BENEK S Eleştirel Düşünme Tahir BENEK S.226-232 Kaynak II; Eğitimde Program Geliştirme Yazar;Ö.DEMİREL Hazırlayan; Tahir BENEK 2005-2006 Ders Sor.; Doç. Dr. Nasip DEMİRKUŞ, 1-Önce Soruları Tıklayın Yanıtlamaya

Detaylı

Bilimsel Yasa Kavramı. Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014

Bilimsel Yasa Kavramı. Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014 Bilimsel Yasa Kavramı Yrd.Doç.Dr. Hasan Said TORTOP Kdz.Ereğli-2014 Bilimsel yasa her şeyden önce genellemedir. Ama nasıl bir genelleme? 1.Bekarla evli değildir. 2. Bahçedeki elmalar kırmızıdır 3. Serbest

Detaylı

DOÇ. DR. DOĞAN GÖÇMEN DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ

DOÇ. DR. DOĞAN GÖÇMEN DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ DOÇ. DR. DOĞAN GÖÇMEN DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ Felsefe neyi öğretir? Düşünme söz konusu olduğunda felsefe ne düşünmemiz gerektiğini değil, nasıl düşünmemiz gerektiğini öğretir. Mutluluk

Detaylı

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize;

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize; Sayın Veli, Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken, öğrencilerimizin yıl boyunca öğrenme ortamlarını destekleyecek, ders kitaplarını ve kaynak kitapları sizlerle paylaşmak istedik. Bu kaynakları belirlerken

Detaylı

VAN HIELE GEOMETRİ ANLAMA DÜZEYLERİ

VAN HIELE GEOMETRİ ANLAMA DÜZEYLERİ VAN HIELE GEOMETRİ ANLAMA DÜZEYLERİ Van Hiele teorisi, 1957 de, iki matematik eğitimcisi olan Pier M. Van Hiele ve eşi Dina van Hiele-Gelfod tarafından Ultrehct üniversitesindeki doktora çalışmaları sırasında

Detaylı

Economic Policy. Opening Lecture

Economic Policy. Opening Lecture Economic Policy Opening Lecture Neden buradasın? economic policy iktisat üniversite Neden buradasın? iktisat öğrenmek (varsayalım!) geleceğin için üniversite diploma bilgi Neden buradasın? bilgi bilmek

Detaylı

I. FELSEFEYE GİRİŞ FELSEFENİN ANLAMI. 1. Bilginin Tanımı: 2. Bilgi Türleri: a) Gündelik Bilgi (Empirik bilgi)

I. FELSEFEYE GİRİŞ FELSEFENİN ANLAMI. 1. Bilginin Tanımı: 2. Bilgi Türleri: a) Gündelik Bilgi (Empirik bilgi) I. FELSEFEYE GİRİŞ FELSEFENİN ANLAMI Bugünkü bildiğimiz anlamda, felsefeyi ilk olarak ortaya koyanın eski Yunanlılar olduğu kabul edilir. Böyle bir felsefe, Klasik Çağ ya da Antik Çağ adı verilen, yalnız

Detaylı

a) Doğru Bilginin Kaynağı Problemi

a) Doğru Bilginin Kaynağı Problemi a) Doğru Bilginin Kaynağı Problemi Bilginin kaynağı deney(im)dir. (Empirizm) Bilginin kaynağı akıldır. (Rasyonalizm) Bilginin kaynağı hem akıl hem deney(im)dir. Bilginin Kaynağı sezgidir. b1) Bilginin

Detaylı

4.HAFTA/KONU: IMMANUEL KANT IN ETİK GÖRÜŞÜ: İNSANIN DEĞERİ. Temel Kavramlar: Ahlak yasası, isteme, ödev, pratik akıl, maksim.

4.HAFTA/KONU: IMMANUEL KANT IN ETİK GÖRÜŞÜ: İNSANIN DEĞERİ. Temel Kavramlar: Ahlak yasası, isteme, ödev, pratik akıl, maksim. 4.HAFTA/KONU: IMMANUEL KANT IN ETİK GÖRÜŞÜ: İNSANIN DEĞERİ Temel Kavramlar: Ahlak yasası, isteme, ödev, pratik akıl, maksim. Kazanımlar: 1- Immanuel Kant ın etik görüşünü diğer etik görüşlerden ayıran

Detaylı

Bilimsel Araştırma Yöntemleri I

Bilimsel Araştırma Yöntemleri I İnsan Kaynakları Yönetimi Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programları Bilimsel Araştırma Yöntemleri I Dr. M. Volkan TÜRKER 7 Bilimsel Araştırma Süreci* 1. Gözlem Araştırma alanının belirlenmesi 2. Ön Bilgi

Detaylı

06-14 yaș arasındaki zorunlu eğitim döneminde fen bilgisi eğitimi önemli bir yere sahiptir.

06-14 yaș arasındaki zorunlu eğitim döneminde fen bilgisi eğitimi önemli bir yere sahiptir. FEN BİLGİSİ EĞİTİMİNİN TEMELLERİ Fen Bilgisi Eğitiminin Önemi 06-14 yaș arasındaki zorunlu eğitim döneminde fen bilgisi eğitimi önemli bir yere sahiptir. Fen bilgisi eğitimi; Çocuğa yaratıcı düșünme becerisi

Detaylı

Aristoteles (M.Ö ) Felsefesi

Aristoteles (M.Ö ) Felsefesi Aristoteles (M.Ö. 384-322) Felsefesi -Aristoteles 17-18 yaşlarındayken Platon un Akademisine girmiş ve filozofun ölümüne kadar (367-347) 20 yıl onun derslerini dinlemiştir. Platon un öğrencisi iken ruhun

Detaylı

BİLİM İLE BİLİMSEL YÖNTEM İLİŞKİSİ

BİLİM İLE BİLİMSEL YÖNTEM İLİŞKİSİ BİLİM İLE BİLİMSEL YÖNTEM İLİŞKİSİ Bilim Bilim, genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve sistemli bilgi açıklamasıdır. Bilimin Amacı: Doğayı ve doğa olaylarını anlamak, Daha iyi yaşama

Detaylı

Zaman Çizgisi. Venn Şeması

Zaman Çizgisi. Venn Şeması Zaman Çizgisi Zaman çizgisi, bir değerlendirme planını göstermenin ve öğrenme döngüsü boyunca çeşitli değerlendirme yöntemlerinin ortaya çıkışını incelemenin basit bir yoludur. Venn Şeması Venn şeması

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ ÜZERİNE YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ

DAVRANIŞ BİLİMLERİ ÜZERİNE YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ DAVRANIŞ BİLİMLERİ ve İLETİŞİM DAVRANIŞ BİLİMLERİ ÜZERİNE YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ Davranış Bilimleri üzerine Davranış Bilimleri insan davranışını, davranışa etki eden toplumsal, psikolojik, grupsal ve

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ

DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ DAVRANIŞIN TANIMI Davranış Kavramı, öncelikle insan veya hayvanın tek tek veya toplu olarak gösterdiği faaliyetler olarak tanımlanabilir. En genel anlamda davranış, insanların

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF PSİKOLOJİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF PSİKOLOJİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 017-018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF PSİKOLOJİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı 1 ÜNİTE: 1 PSİKOLOJİ BİLİMİNİ

Detaylı