ALBERT CAMUS SÜRGÜN VE KRALLIK

Benzer belgeler
-gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di

Gök ler. Uçak lar la gi di lir an cak ora la ra. İn san gök ler de do la şa bil se. Bir ak şa müs tü, ar ka daş la rıyla. Bel ki ora la ra uçak lar

mer can or ma nı için de do laş mak tay dı. Ka ya la rın ara sın da ki ya rık lar da on la rın yu va la rıy dı. Ha nos de lik ler den bi ri ne bil gi

ya kın ol ma yı is ter dim. Gü neş le ısı nan top rak üze rinde ki çat lak la rı da ha net gö rür düm o za man. Bel ki de ka rın ca la rı hat ta yağ

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

STAJ ARA DÖNEM DEĞERLENDİRMESİ AYRINTILI SINAV KONULARI

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

Afetler ve İlişkilerimiz

İslam da İhya ve Reform, çev: Fehrullah Terkan, Ankara Okulu Yayınları, Ankara 2006.

BU KALEM UN(UFAK)* SEL YAYINCILIK. Enis Batur un yayınevimizdeki kitapları:

VE R M L ÇA LIŞ MA NIN L KE LE R

36. AVRUPA BRİÇ ŞAMPİYONASI WIESBADEN / ALMANYA

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

Abdullah Öcalan. Weşanên Serxwebûn 85

TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ

Perihan Mağden Biz kimden kaçıyorduk Anne?

sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

Yayına Hazırlayanlar NAZAN AKSOY - BÜLENT AKSOY Türk Edebiyatına Eleştirel Bir Bakış

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

Din İstismarı Üzerine

Abdullah Öcalan. SEÇME YAZILAR Cilt VI

Eynu Bat Çin: Sar Uygurca ve Salarca Kuzeydoğu Güney Sibirya Şorca Sayan Türkçesi Bat Moğolistan Duha...

Görsel İşitsel Politikasıyla Avrupa Birliği:

Türkçe Dil Bilgisi B R N C BÖ LÜM SES B L G S. a b c ç d e f g h i j k l m n o ö p r s t u ü v y z TÖMER. Gazi Üniversitesi 17

Azad Ziya Eren Kitapları Şi ir: Diğer:

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak

30 MALİ BORÇLAR *** En çok bir yıl içinde ödenmesi gereken ve ödenmeleri dönen varlıklarla gerçekleştirilecek

ABDULLAH ÖCALAN. PKK 5. Kongresi'ne sunulan POLİTİK RAPOR

ULUSLARARASI USKUDARSEMPOZYUMU


TÜRKİYE MİLLİ KÜLTÜR VAKFI

inancım inancım inancım ÜNİTE

DİRİLİŞ TAMAMLANDI SIRA KURTULUŞTA

DENEME 8 SAYISAL BÖLÜM ÇÖZÜMLERİ

Weşanên Serxwebûn 107. Kutsallık ve lanetin simgesi URFA

DE NÝZ leri Anmak, YA DEV RÝM YA Ö LÜM Þiarýný Haykýrmaktýr!

VEKTÖRLER BÖLÜM 1 MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ MODEL SORU - 2 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

ÖDEV ve ÖLÇME AKILLI. Barış TEPECİK

B NB R GECE MASALLARI

Beyaz Diş. Jack London

Seçme Röportajlar ABDULLAH ÖCALAN. Onbinlerce İnsan Ölmesin. Abdullah Öcalan. Cilt-III. WeŞanen SerxWebûn 84

Küçük Bir Kız Tanıyorum On Yaşında

DÜZLEM AYNALAR BÖLÜM 25

le bir gü rül tü ç k yor du ki, bir sü re son ra ye rin al t n dan yük - se len u ul tu yu bi le du ya maz ol dum. Der hal böy le bir du - rum da ke

De ğer li Müş te ri miz, Al fa Ro meo yu seç ti ği niz için te şek kür ede riz.

ÖNSÖZ Doğan HASOL. UZMAN GÖRÜŞÜ Prof. Dr. Metin TAŞ. Yap -Endüstri Merkezi Araşt rma Bölümü - Önsöz

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

1. sınıflar için. Öğretmen El Kitabı

idea SPİNOZA 1. TANRI ÜZERİNE; 2. ANLIĞIN DOĞASI VE KÖKENI ÜZERINE TÖREBİLİM 1 İDEA E1 2011/04

ÖDEV ve ÖLÇME AKILLI. Berna DEMİREL

Değerli Müşterimiz, Bu sayfalarda yer alan ilgili semboller ile belirtilen uyar lar ve aç klamalar, dikkatle okuman z tavsiye ediyoruz:

ALBERT CAMUS DÜŞÜŞ 3

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26

FRANZ KAFKA DAVA. Ahmet Cemal ROMAN. Almanca aslından çeviren

GAZ BASINCI. 1. Cıva seviyesine göre ba- sınç eşitliği yazılırsa, + h.d cıva

Alkollü Sürücünün Kasko Hasarı Ödenir mi?

DENEME 3 SAYISAL BÖLÜM ÇÖZÜMLERİ

TEST 1. Hareketlilerin yere göre hızları; V L. = 4 m/s olarak veriliyor. K koşucusunun X aracına göre hızı; = 6 m/s V X.

SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA

PKK (Partiya Karkerên Kurdistan) Program ve Tüzüğü. Weşanên Serxwebûn 71. Yayınevinin notu PROGRAM VE TÜZÜK

Fa zıl Hüs nü Dağ lar ca Ya pıt la rından bazıları:

Tüketici Kültürlerinin Yükselişi ve Düşüşü

CEMİL KAVUKÇU UZAK NOKTALARA DOĞRU

İbn Sînâ nın Kutsal Akıl Öğretisi

Medeniyet: Kayıp Cennetin Peşinde

Meh med Uzun. (Kürt Ede bi yat An to lo ji si), An to lo ji, iki cilt, 1995; Bî ra Qe de rê (Ka der Ku yu su), Ro man, 1995; Nar Çi çek le ri,

OKUL ÖNCESİ DİN VE AHLÂK EĞİTİMİ

KÜMELER KÜMELER Kümeler Konu Özeti Konu Testleri (1 6) Kartezyen Çarpım Konu Özeti Konu Testleri (1 6)...

SERBEST MUHASEBECİLİK, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK MESLEKLERİNE İLİŞKİN HAKSIZ REKABET VE REKLAM YASAĞI YÖNETMELİĞİ

OYA BAYDAR KAYIP SÖZ

SÖMÜRGECİ CUMHURİYET KİRLİ VE SUÇLUDUR

7. Sınıf MATEMATİK TAM SAYILARLA ÇARPMA VE BÖLME İŞLEMLERİ 1. I. ( 15) ( 1) 5. ( 125) : ( 25) 5 6. (+ 9) = (+ 14)

JANE AUSTEN AŞK VE GURUR

ABDULLAH ÖCALAN. PKK'de gelişme sorunları. ve görevlerimiz. ve görevlerimiz. WeŞanen SerxWebûn 67

KE00-SS.08YT05 DOĞAL SAYILAR ve TAM SAYILAR I

PATRICK SÜSKIND GÜVERCİN

MILAN KUNDERA ÖLÜMSÜZLÜK

D.H. LAWRENCE BAKİRE İLE ÇİNGENE

için de ki ler Röportaj Darüşşafaka Eğitim Kurumları Genel Müdürü Nilgün Akalın: STK'lar devlet okullarında çalışmalı.

TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ YÖNETMELİĞİ

Yoğun Bakımda Ekip Çalışması

FRANZ KAFKA DÖNÜŞÜM 3

SIVI BASINCI. 3. K cis mi her iki K. sı vı da da yüzdü ğü ne gö re ci sim le re et ki eden kal dır ma kuv vet le ri eşittir. = F ky 2V.d X.

KARINCA & POLEN YAYINLARI

Hemşirelerin İş Yaşamı Kalitesi ve Etkileyen Faktörlere İlişkin Görüşleri

BAĞIL HAREKET. 4. kuzey. Şekilde görüldüğü gibi, K aracındaki gözlemci L yi doğuya, M yi güneye, N yi güneybatıya doğru gidiyormuş gibi görür.

HALİDE EDİB ADIVAR HANDAN

Ahmed Güner Sayar. A. Süheyl Ünver (Hayatı-Şahsiyeti ve Eserleri)

Hans Christian Andersen Tahsin Yücel ( Dilek Yördem Ceylan

Said Nursî, Ýslâm için model þahsiyet

Değerli Müşterimiz, Bu sayfalarda yer alan ilgili semboller ile belirtilen uyar lar ve aç klamalar, dikkatle okuman z tavsiye ediyoruz:

YETİŞKİNLİK DÖNEMİ DİN EĞİTİMİ

SERAY ŞAHİNER GELİN BAŞI

DEVRİMİN DİLİ VE EYLEMİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

E. AHMET TONAK 1951, İstanbul doğumlu de İTÜ den makine mühendisi olarak mezun oldu döneminde Yeni Ortam gazetesinde ve Asyalı

Transkript:

1

2

ALBERT CAMUS SÜRGÜN VE KRALLIK 3

L exil et le Royaume, Albert Camus 1957, Éditions Gallimard, Paris 1996, Can Sa nat Yayınları Ltd. Şti. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. 1. basım: 1996 9. basım: Şubat 2014, İstanbul Bu kitabın 9. baskısı 1 000 adet yapılmıştır. Ka pak ta sarımı: Ayşe Çelem Design Kapak resmi: istockphoto.com / Eduardo Mariano Rivero Ka pak baskı: Azra Matbaası Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi D Blok 3. Kat No: 3-2 Topkapı-Zeytinburnu, İstanbul Sertifika No: 27857 İç baskı ve cilt: Ayhan Matbaası Mahmutbey Mah. Devekaldırımı Cad. Gelincik Sokak No: 6 Kat: 3 Güven İş Merkezi, Bağcılar, İstanbul Sertifika No: 22749 ISBN 978-975-510-450-8 CAN SANAT YAYINLARI YA PIM VE DA ĞI TIM TİCA RET VE SA NAYİ LTD. ŞTİ. Hay ri ye Cad de si No: 2, 34430 Ga la ta sa ray, İstan bul Te le fon: (0212) 252 56 75 / 252 59 88 / 252 59 89 Faks: (0212) 252 72 33 w w w. c a n y a y i n l a r i. c o m y a y i n e v i @ c a n y a y i n l a r i. c o m Sertifika No: 10758 4

ALBERT CAMUS SÜRGÜN VE KRALLIK ÖYKÜ 1957 NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ Fransızca aslından çeviren Tahsin Yücel < > 5

Albert Camus nün Can Yayınları ndaki diğer kitapları: Yabancı, 1981 Mutlu Ölüm, 1991 Tersi ve Yüzü, 1992 Yolculuk Günlükleri, 1993 İlk Adam, 1994 Yaz, 1994 Başkaldıran İnsan, 1995 Düğün / Bir Alman Dosta Mektuplar, 1995 Sisifos Söyleni, 1997 Veba, 1997 Düşüş, 1997 6

AL BERT CA MUS, 1913 yılında Ce za yir de dünya ya gel di. Ce za yir Üniver si te si nde sürdürdüğü fel se fe öğre ni mi ni sağlık sorunları nedeniyle yarıda bıraktı. 1938 de Pa ris e git ti, ilk yapıtları Tersi ve Yüzü ve Düğün bu dönem de yayımlandı. Ede bi yat dünyasına asıl gi ri şi ni, 1942 de yayımlanan Ya bancı adlı ro manı ve Sisifos Söyleni başlıklı fel se fi de ne me si be lirle di. Bir bi ri ni ta mam la yan bu iki yapıtta, va ro luş çu iz ler taşıyan saç ma fel se fe si ni ge liş tir di. Baş kaldıran İnsan, Yaz, Sürgün ve Krallık isim li eserleriyle hem ede bi yat hem de düşünce alan larında yet kin li ği ni kanıtladı. Mutlu Ölüm ve İlk Adam adlı ro man ları ölümünden son ra yayımlandı. 1957 de No bel Ede bi yat Ödülü ne de ğer görülen ve bugün XX. yüzyıl ede bi yat ve düşünce dünyasının en önem li ad larından bi ri ka bul edi len Al bert Ca mus, 1960 yılında trafik ka zasında ya şamını yi tir di. TAHSİN YÜCEL, 1933 te Elbistan da doğdu. Galatasaray Lisesi ni ve İÜ Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü nü bitirdi (1960). Varlık Yayınları nda çevirmenlik ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. Öykü derlemeleri, romanları, bilimsel araştırmaları ve kuramsal yazılarının yanı sıra, Balzac, Flaubert, Daudet, Gide, Simenon, France, Proust, Camus, Sartre, Malraux ve Duras gibi önemli Fransız yazarların yapıtlarını dilimize kazandıran Yücel, 1984 de Azra Erhat Çeviri Üstün Hizmet Ödülü ne, 1997 de Fransız hükümeti Palmes Académi ques Nişa nı na değer görüldü. 7

8

Francine e

İçindekiler Al da tan Ka dın... 13 Dön me ya da Ka rı şık Bir Ka fa... 33 Dilsizler... 51 Ko nuk... 65 Jonas ya da Resim Yapan Ressam... 81 Bü yü yen Taş... 113 11

12

AL DA TAN KA DIN Cam la rın ka pa tıl mış ol ma sı na kar şın, oto büs te bir sü re dir cı lız bir si nek do la şı yor du. Tu haf mı tu haf, bit kin bir uçuş la gi dip gel mek tey di. Ja ni ne onu göz den kay betti, son ra ko ca sı nın kı mıl tı sız eli ne iniş yap tı ğı nı gör dü. Ha va so ğuk tu. Cam la ra çar pıp vı zıl da yan kum lu ye lin her yük se li şin de si nek tit ri yor du. Kış sa ba hı nın za yıf ışığın da, zor lu bir sac ve din gil gü rül tü sü için de araç gi diyor, sal la nı yor, zor luk la iler li yor du. Ja ni ne ko ca sı na baktı. Dar bir alın üze rin de dik ve kır saç tu tam la rı, ge niş bir bu run, dü zen siz bir ağız la, Mar cel so murt kan bir kır tanrı sı nı an dı rmaktaydı. Yo lun her çu ku run da, Ja ni ne onun ken di si ne çar pa rak sıç ra dı ğı nı du yu yor du. Son ra, ba kı şı kı mıl tı sız, ye ni den can sız, uzak, ağır göv de si ni ay rık bacak la rı nın üze ri ne bı ra kı yor du. Göm le ğin kol la rı nı ge çip bi le ği ör ten gri fa ni la nın da ha da kı salt tı ğı tom bul, kıl sız el le ri can lı gö rü nü yor du yal nız ca. Diz le ri nin ara sı na kon muş kü çük bez bir va li zi öy le bir sı kı yor lar dı ki, si ne ğin du rak sa ma lı ko şu su nu duy maz gö rü nü yor lar dı. Bir den, ye lin uğul da dı ğı belirgin bir biçimde du yuldu ve oto bü sü çev re le yen ma den si sis da ha da ko yu laş tı. Şim di, cam la rın üze ri ne, gö rün mez el ler ce atı lır mış gi bi, avuç avuç kum lar in mek tey di. Si nek ür per ti li bir bi çimde ka na dı nı oy nat tı, ayak la rı nın üs tün de kıv rıl dı, son ra 13

ha va lan dı. Oto büs ya vaş la dı, nerdeyse du ra caktı. Son ra yel ya tı şır gi bi ol du, sis bi raz ay dın lan dı ve araç ye ni den hız lan dı. To za bat mış gö rü nüm de ışık de lik le ri açıl maktay dı. Ma den den oyul mu şa ben ze yen in ce ve ağar mış iki üç hur ma ağa cı be lir di cam da, bir an son ra da göz den silindi. Ne mem le ket! de di Mar cel. Oto büs maş lak la rı na gö mü lüp uyur gi bi ya pan Arap larla do luy du. Ki mi le ri ayak la rı nı sı ra nın üs tü ne çek miş ler, ara ba nın de vi nim le rin de öte ki ler den da ha çok sal la nı yor lar dı. Ses siz lik le ri, al dır maz lık la rı so nun da Jani ne e ağır gel me ye baş lı yor du; bu dil siz top lu luk la günler dir yol cu luk edi yor muş gi bi ge li yor du ona. Oy sa araba şa fak ta de mir yo lu is tas yo nun dan yo la çık mış tı, iki saat tir, so ğuk sa bah ta, en azın dan yo la çık tık la rın da, dik çiz gi le ri kı zı lım sı çev ren le re dek uza nan, taş lık, kı raç bir yay la üze rin de ilerlemekteydi. Ama yel çık mış ve ya vaş ya vaş, uç suz bu cak sız uza mı yut muş tu. Bu an dan son ra, yol cu lar hiç bir şey gör me miş ti ar tık; bir bi ri ar dın dan sus muş lar dı, ara da bir ara ba ya sı zan kum dan ya nan gözle ri ni ve du dak la rı nı sil miş, bir tür ak ge ce nin için de sessiz ses siz yüz müş ler di. Ja ni ne! Ko ca sı nın ses le ni şiy le ir kil di. İri ve güç lü bir ka dın ol du ğun dan, bir kez da ha bu adın ne den li gü lünç ol du ğu nu dü şün dü. Mar cel kü çük ör nek çantasının ne rede ol du ğu nu bil mek is ti yor du. Ja ni ne aya ğıy la sı ra nın al tını araş tır dı, bir nes ne ye rast la dı, onun bu çanta ol du ğu na ka rar ver di. Ger çek ten de bi raz so luk suz kal ma dan eği lip bak ma sı ola nak sız dı. Oy sa ko lej de jim nas tik te bi rin ciy di, so lu ğu tü ken mez di. Bu den li çok mu ol muş tu? Yir mi beş yıl. Öz gür ya şam la ev li lik ara sın da du ra la dı ğı da ha dünmüş gi bi gel di ği ne, bel ki yal nız ba şı na yaş la na ca ğı şu günü bu na lım la dü şün dü ğü de da ha dün müş gi bi gel di ği ne gö re, yir mi beş yıl hiç bir şey de ğil de mek ti. Yal nız de ğil di, 14

hiç ya nın dan ay rıl mak is te me yen şu hu kuk öğ ren ci si de şim di ya nın da bu lu nu yor du. Bi raz ufak ol ma sı na, doymaz ve kı sa gü lü şü nü de, faz la çı kık ka ra göz le ri ni de sevme me si ne kar şın, onu ka bul et miş ti so nun da. Ama bu mem le ke tin Fran sız larıy la pay laş tı ğı ya şa ma ce sa re ti ni se vi yor du. Olay lar ya da in san lar, bek le di ği gi bi çık ma dığı za man lar da ki şaş kın gö rü nü şü nü de se vi yor du. Özellik le, se vil me yi se vi yor du, o da hep üs tü ne tit re miş ti. Ken di si için va r ol du ğu nu öy le sık du yu ru yor du ki Marcel ger çek ten va r e di yor du onu. Ha yır, yal nız de ğil di... Oto büs, dur ma dan işa ret ler ve re rek, gö rün mez engel ler ara sın da yol açı yor du ken di ne. Bu arada, ara ba da hiç kim se kı mıl da mı yor du. Ja ni ne bir den ken di si ne bakıl dı ğı nı se zin le di ve ge çi din öbür ya nın da ken di si nin kinin uzan tı sı olan sı ra ya bak tı. Bu adam Arap de ğil di, yola çık tık la rın da bu nu far k et me miş ol ma sı na şaş tı. Fransız Sah ra bir lik le ri nin üni for ma sı nı giy miş, iyi ce ya ğızlaş mış, uzun ve siv ri ça kal yü zü nün üs tü ne bez bir kep ge çir miş ti. Yü zün de bir tür so murt ma, açık renk göz leriy le ara lık sız in ce li yor du ken di si ni. Ja ni ne bir den kı zardı, sis ve yel için de hep önü ne ba kan ko ca sı na dön dü. Man to su na sa rın dı. Ama Fran sız as ker hep göz le ri nin önün dey di, uzun ve in ce. Üze ri ne uy du rul muş kı sa ceke tiy le öy le si ne in cey di ki, ku ru ve ufa la nı cı bir mad deden, bir kum ve ke mik ka rı şı mın dan ya pıl mı şa ben zi yordu. Önün de ki Arap ların za yıf el le ri ni ve ya nık yüz le ri ni o za man gör dü, ko ca sıy la ken di si nin zor otur duk la rı sıra lar üze rin de, ge niş giy si le ri ne kar şın çok ra hat gö ründük le ri ni ay rım sa dı. Man to su nun etek le ri ni top la dı. Oysa, o den li şiş man de ğil di, iri ve dol gun du da ha çok, şehvet liy di, bi raz ço cuk su yü zü, ılık ve din len di ri ci ol du ğunu bil di ği bu iri be den le çe li şen kör pe, açık renk göz leriy le hâlâ ar zu la nır du rum day dı; er kek le rin ba kış la rı altın da iyi ce se zer di bu nu. 15

Ha yır, hiç bir şey onun san dı ğı gi bi ol mu yor du. Marcel ge zi si ne ken di si ni de gö tür mek is te di ği za man, kar şı çık mış tı bu na. O bu yol cu lu ğu uzun za man dır, tam olarak sa vaş so nun dan, iş le rin ye ni den yo lu na gir di ği an dan be ri dü şü nü yor du. Sa vaş tan ön ce hu kuk öğ re ni min den vaz ge çin ce, ai le sin den al dı ğı ufak ku maş te ci mi on la rı ol duk ça iyi ya şat mak tay dı. Kı yı da, genç lik yıl la rı mut lu ola bi lirdi. Ama ko ca sı be den sel ça ba yı faz la sev mez di, kı sa sü re de onu plaj la ra gö tür mez ol muş tu. Kü çük araba yal nız ca pa zar ge zi si için kent dı şı na çı ka rı yor du onla rı. Ge ri ka lan za man da bu ya rı yer li, ya rı Av ru pa lı semtin ke mer le ri nin göl ge sin de, çok renk li ku maş lar la do lu ma ğa za sın da otur ma yı yeğ li yor du. Dükkânın üs tün de, Arap ör tü le ri ve Barbès mo bil ya la rıy la süs lü, üç oda da ya şı yor lar dı. Ço cuk la rı ol ma mış tı. Panjur la rı ya rı ka pa lı tu ta rak sür dür dük le ri ya rı göl ge de yıl lar geç miş ti. Yaz, plaj lar, ge zin ti ler, hat ta gök bi le uzak tı. Mar cel i iş ten baş ka hiç bir şey il gi len dir mez gö rü nü yor du. Onun gerçek tut ku su nu an la dı ğı nı sa nı yor du; pa ray dı bu tut ku, ne den, pek bil mi yor du ya, bun dan hoş lan mı yor du. Ne de ol sa ken di si de ya rar la nı yor du bun dan. Mar cel cim ri de ğil di; cö mert ti ter si ne, he le ken di si ne kar şı. Be nim ba şı ma bir şey ge lir se, gü ven de olur sun, di yor du. Gerçek ten de yok luk tan ko run mak ge re kir. Ama en ba sit ge rek si nim ol ma yan şey kar şı sın da ne re ye sı ğı nı la cak tı? Ara da sı ra da, bu la nık bir bi çim de duy du ğu şey buy du. Bu ara da, Mar cel in def ter le ri ni tut ma sı na yar dım ediyor, ba zı ba zı da onun ye ri ne dükkâna ba kı yor du. En çeti n sı ca ğın tat lı sı kın tı du yu su nu bi le öl dür dü ğü yaz mev si miy di. Bir den bi re, tam da yaz or ta sın da, sa vaş, Mar cel in as ke re alın ma sı, son ra çü rü ğe çı ka rıl ma sı, ku maş yok luğu, du ran iş ler, ıs sız ve sı cak so kak lar. Bun dan son ra bir şey ol ursa, ar tık gü ven ce de ol ma ya cak tı. İş te bu nun ne 16

denle ku maş lar pa za ra dö ner dön mez, Mar cel ara cı lardan kur tul mak ve ma lı nı Arap sa tı cı la ra doğ ru dan satmak için yük sek yay la la rı ve Gü ney in köy le ri ni do laşma yı ta sar la mış tı. Ken di si ni de gö tür mek is te miş ti. Ulaşı mın güç ol du ğu nu bi li yor du, so lu ma zor lu ğu var dı, bek le me yi yeğ ler di. Ama Mar cel inat et miş, o da is te ği ni ge ri çe vir mek faz la güç ge rek ti re ce ği için bo yun eğ miş ti. Şim di de yol day dı lar iş te, hiç bir şey ta sar la dı ğı na ben zemi yor du ger çek ten. Sı cak tan, si nek sü rü le rin den, ana son ko ku la rıy la do lu pis otel ler den kork muş tu. So ğu ğu, bıçak gi bi ke sen ye li, bu bu zul taş lar la do lu, ner dey se kutup yay la la rı nı dü şün me miş ti. Hur ma ağaç la rı ve yu muşak kum lar düş le miş ti. Şim di çö lün bu ol ma dı ğı nı, yalnız ca taş, her yan da taş, taş la rı ara sın da yal nız ca ku ru buğ day gil ler bi ten yer de ol du ğu gi bi yal nız ca taş to zunun, gı cır tı lı ve so ğuk taş to zu nun ege men ol du ğu gök te de taş. Oto büs bir den dur du. Şo för şu ya şa mı bo yun ca anla ma dan işit ti ği dil de bir kaç söz cük söy le di or ta ya. Ne ol du? di ye sor du Mar cel. Şo för, bu kez fran sız ca, kar büra tö rün kum dan tı kan mış ol ma sı ge rek ti ği ni söy le di, Mar cel bir kez da ha bu ül ke ye la net et ti. Şo för otuz iki di şi ni gös te re rek gül dü, bu nun hiç önem li ol ma dı ğı nı, kar bü ra tö rü aça ca ğı nı, son ra gi de cek le ri ni söy le di. Ka pıyı aç tı, ay nı an da yüz le ri ni bin ler ce kum la dö ve rek soğuk yel ara ba nın içi ne dol du. Tüm Arap lar bu run la rı nı maş lak la rı nın içi ne dal dı rıp to par lan dı lar. Ka pı yı ka pat, di ye hay kır dı Mar cel. Şo för ka pı ya doğ ru ge lir ken gü lüyor du. Ağır ağır, araç lı ğın al tın dan bir kaç alet al dı, son ra, si sin için de ufa cık, ara ba nın önün de gö rün mez ol du, kapı yı ka pat ma dan. Mar cel içi ni çe ki yor du. Ya şa mın da hiç mo tor gör me di ğin den kuş kun ol ma sın. Bı rak! de di Ja ni ne. Bir den, ye rin den sıç ra dı. Yol da, ara ba nın he men ya nın da, ku maş la ra sa rı lı göl ge ler du ru yor du kı mıl da ma 17

dan. Maş la ğın baş lı ğı nın al tın da ve bir ör tü si pe ri nin ardın da, yal nız ca göz le ri gö rü nü yor du. Kim bi lir ne re den gel miş, ses siz ses siz yol cu la ra ba kı yor lar dı. Ço ban lar, de di Mar cel. Ara ba nın için de, ses siz lik tam dı. Tüm yol cu lar, başla rı nı ön le ri ne eğ miş, bu so nu gel mez yay la la ra ka pıp koy ve ril miş ye lin se si ni din ler gi biy di ler. Ja ni ne, bir denbi re, ner dey se tam bir ba gaj yok lu ğu kar şı sın da şa şı rıp kal dı. De miryo lu is tas yo nun da, şo för ken di ba vul la rıy la bir kaç bal ya yı ça tı ya çı kar mış tı. Ara ba nın için de, fi le lerde, yal nız ca bu dak lı değ nek ler ve düz se pet ler gö rü nüyor du. Gö rü nü şe ba kı lır sa, tüm bu Gü ney in san la rı el leri boş yol cu luk edi yor lar dı. Şo för ge ri dön dü, hep öy le di ri. Onun da yü zü nü mas ke le mek te kul lan dı ğı ör tü ler üze rin de göz le ri tek baş la rı na gü lü yor du. Yo la çı kı la ca ğı nı ha ber ver di. Ka pıyı ka pat tı, yel sus tu, cam lar üze rin de kum yağ mu ru daha iyi du yul du. Mo tor ök sür dü, son ra so lu ğu ke sil di. Uzun uzun marş la des tek len dik ten son ra, en so nun da dön dü ve şo för ga za ba sa rak ba ğırt tı. Bü yük bir hıç kı rık için de, oto büs ye ni den yo la çık tı. Ço ban la rın hep kı mıltı sız du ran pa çav ra kit le sin den bir el kalk tı, son ra, ar kala rın da, sis te si lin di. Ner dey se he men son ra, araç da ha da kö tü le şen yo lun üs tün de zıp la ma ya baş la dı. Arap lar sarsı lıp sal la nı yor lar dı dur ma dan. Bu ara da Ja ni ne uy ku sunun gel di ği ni du yu yor du, bir den önün de ka dı hin di do lu bir kü çük, sa rı ku tu be lir di. Ça kal-as ker ken di si ne gülüm sü yor du. Du ra la dı, al dı, te şek kür et ti. Ça kal ku tu yu ce bi ne koy du ve gü lüm se me si ni bir so luk ta yut tu. Şimdi, dos doğ ru önü ne, yo la ba kı yor du. Ja ni ne Mar cel e dön dü ve yal nız ca sağ lam en se si ni gör dü. Cam lar dan, çu kur la ra dol du rul muş top rak lar dan yük se len da ha yoğun si se ba kı yor du. Saat ler dir gi di yor lar dı ve yor gun luk ara ba da her 18

tür lü ya şa mı sön dür müş tü, bir den dı şa rı da hay kı rış lar çın la dı. Maş lak lı ço cuk lar, to paç lar gi bi ken di çev re le rinde dö ne rek, zıp la ya rak, el çır pa rak oto bü sün çev re sin de ko şu yor du. Oto büs şim di ba sık ev ler le çev ri li bir so kakta iler le mek tey di; va ha ya gi ri yor lar dı. Yel hep esi yor, ama du var lar kum par ça cık la rı nı dur du ru yor du, ışı ğı karar ta mı yor lar dı ar tık. Bu nun la bir lik te, gök yü zü hep kapa lıy dı. Çığ lık lar or ta sın da, bü yük bir fren gü rül tü sü için de, ara ba pis cam lı bir ote lin ker piç ke mer le ri önünde dur du. Ja ni ne in di, so kak ta, sal lan dı ğı nı duy du. Ev lerin yu ka rı sın da, sa rı ve in ce bir mi na re gö rü yor du. Solun da, da ha şim di den va ha nın ilk hur ma ağaç la rı be lirmek tey di, on la ra doğ ru git mek is ter di. Ama öğ le ye ya kın ol mak la bir lik te, so ğuk kes kin di, yel den tit re di. Marcel den ya na dön dü, ön ce as ke rin ken di si ne doğ ru gel diği ni gör dü. Onun gü lüm se me si ni ya da se la mı nı bek liyor du. Ama as ker ken di si ne bak ma dan geç ti ya nın dan, son ra göz den si lin di. Mar cel se ku maş san dı ğı nı, oto büsün ça tı sı na yer leş ti ril miş ka ra bir yol san dı ğı nı in dirtmek le uğ ra şı yor du. Ko lay ol ma ya cak tı. Ba gaj lar la yal nız şo för il gi le ni yor du ve ça tı nın üs tü ne di kil miş, ara ba nın çev re sin de top lan mış maş lak lar hal ka sı nın önün de söylev çek me ye ha zır la nı yor du. Ja ni ne, ke mik ten ve de riden oyul mu şa ben ze yen yüz ler le çev ri li, gırt lak tan ge len ses ler le ku şa tıl mış du rum da, bir den yor gun lu ğu nu duydu. Sa bır sız lık la şo fö re ses le nen Mar cel e Ben yu ka rı çıkı yo rum, de di. Ote le gir di. Pat ron za yıf ve ses siz bir Fran sız kendi si kar şı la dı. Bi rin ci ka ta, so ka ğa ba kan bir ka pa lı bal kon üze rin de, için de yal nız ca bir de mir ya tak, be yaz la ke boya lı bir is kem le, per de siz bir giy si lik ve ka mış bir pa ra vanın ar dın da, la va bo su in ce bir kum to zuy la kap lı bir tuva let ten baş ka bir şey yok muş gi bi gö rü nen bir oda ya götü rdü. Pat ron ka pı yı ka pa tın ca, Ja ni ne ki reç ba da na lı 19

çıp lak du var lar dan ge len so ğu ğu duy du. Çan ta sı nı ne reye ko ya ca ğı nı, ne re ye otu ra ca ğı nı bi le mi yor du. Ya ya tacak ya ayak ta du ra cak, her iki du rum da da tit re ye cek ti. Çan ta sı elin de, ayak ta di ki li yor du, göz le ri ta va nın ya nında gök yü zü ne açı lan bir tür maz gal de li ği ne di ki li. Bekli yor, ama ne yi bek le di ği ni bil mi yor du. Yal nız ca yal nız lığı nı, bir de içi ne iş le yen so ğu ğu ve yü re ğin ol du ğu yer de da ha bü yük bir ağır lı ğı du yu yor du. Düş le re da lı yor du, ger çek te so kak tan Mar cel in ba ğı rış la rıy la yük se len gürül tü le re ner dey se sa ğır, bu nun ter si ne; maz gal dan ge len ve şim di, iz le ni mi ne gö re, çok ya kın olan hur ma ağaç la rı ara sın da ye lin çı kar dı ğı ır mak uğul tu su na da ha du yar lıydı. Son ra yel iyi ce sert le şir gi bi ol du, yu mu şak su se si dal ga la rın ıs lı ğı na dö nüş tü. Du var la rın ar dın da, fı rtı nadan eği lip eği lip kal kan, dik ve es nek bir hur ma ağaç la rı de ni zi ta sar lı yor du. Hiç bir şey bek le di ği ne ben ze mi yordu, ama bu gö rün mez dal ga lar yor gun göz le ri ni fe rah latmak tay dı. Ağır, kol la rı sar kık, bi raz kam bur, ayak ta du ruyor, ağır laş mış ba cak la rı bo yun ca so ğuk yük se li yor du. Dik ve es nek hur ma ağaç la rı nı, bir za man lar ken di si olan genç kı zı düş lü yor du. Yı ka nıp arın dık tan son ra, ye mek oda sı na in di ler. Çıp lak du var la ra, pem be ve mor bir re çe le bat mış de ve ve hur ma ağa cı re sim le ri yap mış lar dı. Ke mer li pen ce reler den cim ri bir ışık gel mek tey di. Mar cel, ote lin pat ronun dan sa tı cı lar ko nu sun da bil gi alı yor du. Son ra kı sa ceke tin de as ke ri bir ni şan ta şı yan yaş lı bir Arap on la ra hizmet et ti. Mar cel dal mış tı, ek me ği ni ko pa rı yor du. Ka rı sının su iç me si ne en gel ol du. Kay na tıl ma mış. Şa rap iç. O bu nu sev mi yor du, şa rap ağır laş tı rı yor du ken di si ni. Sonra, lis te de do muz var dı. Ku ran do mu zu ya sak lar. Ama Ku ran, iyi piş miş do muz dan has ta lık gel me di ği ni bil miyor du. Biz ler ye mek yap ma sı nı bi li yo ruz. Ne dü şü nü 20

yor sun? Ja ni ne hiç bir şey dü şün mü yor du ya da bel ki aşçı la rın pey gam ber ler üze rin de ki ut ku su nu dü şün mektey di. Er te si sa bah da ha da gü ne ye gi de cek ler di: öğ le den son ra tüm önem li sa tı cı la rı gör mek ge re ki yor du. Mar cel yaş lı Arap tan kah ve yi ça buk ge tir me si ni is te di. Adam, gü lüm se me den ba şıy la onay la dı, ufak adım lar la çık tı. Sa bah usul dan usul dan, ak şam ağır dan ağır dan, de di Mar cel gü le rek. Kah ve ge ne de gel di. Ça bu cak baş la rı na di kip toz lu ve so ğuk so ka ğa çık tı lar. Mar cel, ba vu lu ta şıma sı na yar dım et me si için genç bir Arap ı ça ğır dı, ama il ke ge re ği üc re ti tar tış tı. Ja ni ne e bir kez da ha ilet ti ği kanı sı, ken di le ri ne dört te bi ri ni ver sin ler di ye her za man iki ka tı nı is te dik le ri gi bi bu la nık bir il ke ye da yan mak taydı. Ja ni ne, key fi kaç mış du rum da, iki ta şı yı cı yı iz li yor du. Ka lın man to su nun al tı na yün bir giy si giy miş ti, da ha az yer tut mak is ter di. İyi piş miş ol mak la bir lik te do muz, bir de iç ti ği azı cık şa rap, içi ne sı kın tı ver mek tey di. Ağaç ları toz içinde bir kü çük park bo yun ca yü rüyor lar dı. Kar şı la rın dan Arap lar ge li yor, ken di le ri ni görmüş gi bi dav ran ma dan, maş lak la rı nın etek le ri ni top la yarak çe ki li yor lar dı. Pa çav ra lar için de ol duk la rı za man bi le, ken ti nin Arap ların da ol ma yan bir gu rur ha va sı bu lu yordu on lar da. Ja ni ne ka la ba lık için de ken di si ne bir yol açan san dı ğı iz li yor du. Aşı bo ya sı bir top rak ka le nin ka pı sından geç ti ler, ay nı ma den si bit ki ler di ki li olan ve dip te, en ge niş ya nın da, ke mer ler ve dükkân lar bu lu nan bir kü çük ala na gel di ler. Ama ala nın üze rin de, top mer mi si bi çimin de ma vi ki reç ba da na lı bir ya pı nın önün de dur du lar. İçe ri de, yal nız ca gi riş ka pı sın dan ışık alan tek oda da, parlak bir tah ta nın ar ka sın da, ak bı yık lı bir yaş lı Arap du ruyor du. Çay dan lı ğı çok renk li üç kü çük bar da ğın üs tün de yük sel tip al çal ta rak çay koy mak tay dı. Da ha dükkânın ya rı ka ran lı ğın da her han gi bir şey far k et me le ri ne za man kal ma dan, Mar cel le Ja ni ne i eşik te na ne li ça yın ta ze ko 21

ku su kar şı la dı. Eşi ği ve or ta lı ğı dol du ran kart pos tal as kıla rı nı, ka lay lı çay dan lık, fin can ve tep si be zek le ri ni ge çer geç mez, Mar cel ken di ni tezgâhın önün de bul du. Ja ni ne gi riş te kal dı. Işı ğı kes me mek için bi raz çe kil di. O an da, yaş lı sa tı cı nın ar ka sın da, ya rı ka ran lık ta, dükkânın di bi ni tü müy le dol du ran ka ba rık çu val lar üze rin de otu ran ve gü lüm se ye rek ken di le ri ne ba kan iki Arap ı gör dü. Duvar lar bo yun ca kır mı zı lı ka ra lı ha lı lar, iş le me li at kı lar sarkı yor du, yer tor ba lar ve hoş ko ku lu to hum lar la do lu küçük san dık lar la kap lıy dı. Tezgâhın üs tün de, ke fe le ri pı rıl pı rıl ba kır dan bir te ra ziy le bas kı la rı si lin miş es ki bir metre nin çev re sin de, kel le şe ker ler sı ra la nı yor du, bun lar dan bi ri ma vi ka ba kâğıt tan kun dak bez le rin den çık mış, tepe sin den tü ken me ye baş la mış tı. Yaş lı sa tı cı çay dan lı ğı tezgâha bı ra kıp da mer ha ba de di ği za man, çay ko ku sunun ar dın dan oda da dal ga lan mak ta olan yün ve ba ha rat ko ku su be lir di. Mar cel, ça buk ça buk, iş ten sö ze der ken baş vur du ğu şu al çak ses le ko nu şu yor du. Son ra san dı ğı açı yor, ku maş ve at kı la rı gös te ri yor, mal la rı nı yaş lı sa tı cı nın önü ne sermek için te ra zi yi ve met re yi iti yor du. Si nir le ni yor, se si ni yük sel ti yor, olur ol maz gü lü yor du, be ğe nil mek is te yen, ama ken di ne gü ve ne me yen bir ka dı nı an dır mak tay dı. Şim di, el le ri ni ge niş çe aç mış, alışveriş öy kü nü sü ya pıyor du. Yaş lı adam ba şı nı sal la dı, çay tep si si ni ar ka sın da ki iki Arap a ge çir di, yal nız bir kaç söz cük söy le di, bun lar da Mar cel in ce sa re ti ni kı rar gi bi gö rün dü. Mar cel ku maş ları nı top la dı, san dı ğa is tif et ti, son ra al nın da pek ola nak lı ol ma yan bir te ri ku ru la dı. Kü çük ha ma lı ça ğır dı ve kemer le re doğ ru git ti ler. İlk dükkân da, sa tı cı baş lan gıç ta ay nı yu ka rı dan ha va yı ta kın mış ol ma sı na kar şın, bi raz da ha mut lu ol du lar. Ken di le ri ni Tan rı sa nı yor lar, de di Mar cel, ama sa tı yor lar da! Ya şam her kes için zor. Ja ni ne ya nıt ver me den ar ka dan ge li yor du. Gök yü zü 22

23

24