TÜRKYE DE ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK TARTIMALARI VE ANADOLU ALEVL MULTICULTURALISM DEBATE IN TURKEY AND ANATOLIAN ALEVISM Yılmaz CEYLAN



Benzer belgeler
MULTICULTURALISM DEBATE IN TURKEY AND ANATOLIAN ALEVISM

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu Ekim 2007, zmir

üzere 1/2000 veya 1/5000 ölçekte düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile bir bütün olan plandır. Çevre Düzeni Planı;10) (Deiik -

MÜZK ETM YÖNETM ve DEERLENDRME LKLER *

AMER KA B RLE K DEVLETLER SAYI TAYI

stanbul, 11 Ekim /1021

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1

BURSA DA GÖREV YAPAN MÜZK ÖRETMENLERNN ULUDA ÜNVERSTES ETM FAKÜLTES GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ MÜZK ETM ANABLM DALI LE LETM VE ETKLEM

BELEDYELERDE NORM KADRO ÇALIMASI ESASLARI

Dousan Boru Sanayi ve Ticaret A Tarihli Faaliyet Raporu. irket Merkezi Erzincan Sivas Karayolu 14 Km Pk 74 Erzincan

GÜNCEL GELMELER IIINDA LKÖRETM: MATEMATK-FEN-TEKNOLOJ-YÖNETM

Taıt alımlarının ette tüketim endeksi kapsamında izlenmesi hakkında bilgi notu

BOYASAN TEKSTL SANAY VE TCARET ANONM RKET Sayfa No: 1 SER:XI NO:29 SAYILI TEBLE STNADEN HAZIRLANMI YÖNETM KURULU FAALYET RAPORU 31 MART 2010 TBARYLE

MUSK MUALLM MEKTEBNDEN GÜNÜMÜZE MÜZK ÖRETMEN YETTRME PROGRAMLARINDAK YAYLI ÇALGI ÖRETMNE LKN SINAMA-ÖLÇME-DEERLENDRME DURUMLARININ NCELENMES

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Esrar kullanımı dengeleniyor, gençler arasında gördüü rabetin azaldıına dair belirtiler var

KOÇ ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER (KÜSB) KULÜBÜ TÜZÜÜ

KTSAD LETMELRE DAHL MENKUL KIYMETLERN DEERLEMES. Bülent AK Ba Hesap Uzmanı

Yöntem Ara tırma Modeli Evren ve Örneklem Veri Toplama Aracı Verilerin Analizi Bulgular

1946 BELEDYE SEÇMLER VE BU SEÇMLERDE KADIN SEÇMENLERN DURUMU. Kadir EKER ÖZET

KATILIMCI YEREL YÖNET M ANLAYI INDA. H.Burçin HENDEN. Özet. Uluslararası nsan Bilimleri Dergisi ISSN:

BÜLTEN. KONU: Mükelleflerin zahat (Özelge) Taleplerinin Cevaplandırılmasına Dair Yönetmelik Yayınlanmıtır.

Avrupa Konseyi Proje No EC/1062

TÜRKÇE ÖRETMEN ADAYLARININ KONUMA KAYGILARINA LKN BR NCELEME A STUDY ON SPEECH ANXIETY OF TURKISH LANGUAGE TEACHER CANDIDATES Esra LÜLE MERT

Bu model ile çalımayı öngören kuruluların (servis ve içerik salayıcılar),.nic.tr sistemi ile uyumlu, XML tabanlı yazılım gelitirmeleri gerekmektedir.

TÜRKYE OTOMOBL SPORLARI FEDERASYONU

DELTA MENKUL DEERLER A..

ETK LKELER BANKACILIK ETK LKELER

Sosyo-Ekonomik Gelimilik Aratırması

LKÖRETM KNC KADEME (2005) TÜRKÇE DERS ÖRETM PROGRAMINDA GENEL AMAÇLAR - HEDEF/KAZANIMLAR

MATEMATK ÖRETMNDE BULMACA ETKNLNN ÖRENC BAARISINA ETKS

BilgiEdinmeHakki.Org Raporu Bilgi Edinme Hakkı Kanunu nun Salık Bakanlıı Tarafından Uygulanmasındaki Yanlılıklar

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi

ÜNVERSTELERN GÖREVLER

Ergin AYAN (2009). Willermus Tyrensis in Haçlı Kronii ( ), Karadeniz Dergisi Yayınları, Ankara, 160 s, ISBN

ARACI KURUMUN UNVANI :DELTA MENKUL DEERLER A.. Sayfa No: 1 SER:XI NO:29 SAYILI TEBLE STNADEN HAZIRLANMI YÖNETM KURULU FAALYET RAPORU

OTSTK ÇOCUKLARDA TEACCH PROGRAMININ GELMSEL DÜZEYE ETKS: OLGU SUNUMU

Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi letmeleri A Tarihi tibarıyla Sona Eren Hesap Dönemine likin Yönetim Kurulu Yıllık Faaliyet Raporu

Türkiye de Ekonomik Aktivite çinde Yabancı Sermaye Payı

DEPREM FELAKET SONRASINDA ÇIKARILAN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER VE SAYI TAY DENET M DI INDA KALAN KAMU FONLARI M. Hakan ÖZBARAN Sayı tay Denetçisi

XIX. YÜZYILIN SONLARINDA KIREHR SANCAI NIN DEMOGRAFK YAPISI DEMOGRAPHIC SITUATION OF KIREHR AT THE END OF XIX CENTURY

TÜRKYE SERMAYE PYASASI ARACI KURULULARI BRL SCL TUTMA ESASLARI

DI TCARET HADLERNDEK DEMN CAR LEMLER DENGES VE GSYH ÜZERNE ETKLER ( )

BRSA BRDGESTONE SABANCI LASTK SANAY VE TCARET A. BLGLENDRME POLTKASI

Bizi biz yapan degerli ogretmenlerimizin onunde saygiyla egiliyoruz...

!" # $%! "# $$ $! " % % # $ &&& " '( % )* " '(

BANKALARIN KRED LEMLERNE LKN YÖNETMELKTE DEKLK YAPILMASINA LKN YÖNETMELK TASLAI

Aratırma Koordinatörü: Prof. Dr. Faruk en. Hazırlayanlar: Gülay Kızılocak Cem entürk Dr. Martina Sauer

TÜLN OTBÇER. Seminer Raporu Olarak Hazırlanmıtır.

TÜS AD YÖNET M KURULU BA KANI ARZUHAN DO AN YALÇINDA IN GLOBAL L DERL K FORUMU AÇILI KONU MASI. 11 Mayıs 2007 Bahçe ehir Üniversitesi, stanbul

OTSTK ÇOCUKLARIN ALELERNE YÖNELK GRUP REHBERL NN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLK SAYGISINA ETKS

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi

ÖRGÜTLERN SOSYAL SORUMLULUKLARI:KAVRAMSAL BR ÇÖZÜMLEME. Kürad YILMAZ ÖZET

! "#$ % %&%' (! ) ) * ()#$ % (! ) ( + *)!! %, (! ) - )! ) ) +.- ) * (/ 01 ) "! %2.* ) 3."%$&(' "01 "0 4 *) / )/ ( +) ) ( )

SIKI TIRILMI YOL ZEM NLER N N KOMPAKS YON PARAMETRELER N N KONTROLÜ

SINIF ÖRETMEN ADAYLARININ NTERNET KULLANIMINA LKN TUTUMLARININ DEERLENDRLMES

Üretim irketleri daıtım irketleri ile itirak ilikisine girebilirler fakat kontrol oluturamazlar (Md. 3.c.1)

LKÖRETM OKULLARINDA GÖREV YAPAN YÖNETC VE ÖRETMENLERN ÖRENEN ORGANZASYONA LKN ALGILARI

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu Ekim 2007, zmir

Yonca Anzerliolu, Karamanlı Ortodoks Türkler, Phoenix Yayınları, Ankara 2003, 376 s.

Amaç ve Kapsam. Yetki ve Sorumluluk

LKÖRETM ÖRENCLERNN GÖRÜLERNE GÖRE ÖRETMENLERN ETKLL WIEWS OF ELEMENTARY SCHOOL STUDENTS WITH REGARD TO TEACHERS EFFICIENCY

Yazılım Süreç yiletirmede Baarı Faktörleri

TEKSTL BANKASI ANONM RKET NN 15 MART 2010 TARHNDE YAPILAN 2009 YILI OLAAN GENEL KURUL TOPLANTI TUTANAI

Durum böyle olmakla birlikte, özet çeviri metninin okuyucuların gerçekten yararlanabilecekleri i levsel bir doküman oldu u ku kusuzdur.

Tüketim eilimleri analizine taıt alımının dahil edilme gerekçesi

! " # $ % $ &'() % *! ) +

*** Prof. Dr., Mersin Üniversitesi, Eitim Programları ve Öretimi Bölümü,

) Komisyon: lköretim 7 Türkçe Örenci Çalıma Kitabı, MEB Yayınları, Ankara,

ÜNVERSTE ÖRENCLERNN ÇEVRE DUYARLILIKLARININ NCELENMES

T.C. EGE ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER ENSTTÜSÜ Kurumlar Sosyolojisi Anabilim Dalı

!$YER!NDE C!NSEL YÖNEL!M AYRIMCILI%I: LGB B!REYLERE YÖNEL!K B!R ALAN ÇALI$MASI


Çada nternet Yönetimi

3065 SAYILI KATMA DEER VERGS KANUNUNUN BAZI MADDELERNN DETRLMESNE LKN KANUN

KÜRESELLEEN DÜNYADA YETKN ETM

3. 27 I C C' C C (V B ' C ') C DC. EM1 Modeli I B C E (V B ' E ') E' r E ' I E

ÖRETMEN ADAYLARININ ALGILADIKLARI LETM BECERS DÜZEYLERNN NCELENMES

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi

Kiinin özgürlük ve güvenlik hakkı

Beykoz Belediyesi Yarışması

RAN SLÂM CUMHURYET ANKARA BÜYÜKELÇS SAYIN FROOZ DAWLATABAD LE RÖPORTAJ. Kırmızı Çizgi dergisinde yayımlanan bu röportajı

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul.

GÖÇÜN 50.YILINDA ENTEGRASYON VE DN LKSNN DÖNÜEN PARAMETRELER: ALMANYA DA TÜRKLER

! " #$$% & ' ( ) ) ' *+ + & &, ( (-,, ) &!!. ' )' - " ) & Özel Tüketim Vergisi Genel Teblii. (SeriNo: 22)

II. KURUMSAL YÖNETM LKELER UYUM RAPORU

INTOSAI KAMU KES M Ç KONTROL STANDARTLARI REHBER. Özet Çeviri Baran Özeren Sayı tay Uzman Denetiçisi

ÖZEL DURUM AÇIKLAMA FORMU

Bilgi, Belge ve Açıklamaların Elektronik Ortamda mzalanarak Gönderilmesine likin Esaslar Hakkında Tebli

Masalları Uyutmak. Prof. Dr. Ali Osman ÖZTÜRK

Necdet Subaşı kimdir?

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ÇES LETM BLGLER KURUMUN ADI ADRES LETM BLGLER. Av. Sancar BAYAZIT GENEL SEKRETER YETKL K

03. En Muhtemel Sayı (EMS) Yöntemi (5 li EMS) EMS Yönteminde Dilüsyon Kavramı

ERP MPLEMENTASYONU PROJELERNDE DENETM SÜRECNN ÖNEM ve KARILAILAN RSKLER. Uur Kaan DNÇSOY

T.C. ÇUKUROVA ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER ENSTTÜSÜ ETM BLMLER ANABLM DALI

BÜLTEN. KONU: Menkul Kıymetlerin Vergilendirilmesi Hk 277 Nolu GVK G.T. Yayınlanmıtır

ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIINCA YAPILAN ÇEVRE DÜZEN PLANI DANIMANLIK HZMET ALIMI HALELERNN KAMU HALE KURUMUNCA NCELENMESN TALEP ETTK 15

Transkript:

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 8 Sayı: 37 Volume: 8 Issue: 37 Nisan 2015 April 2015 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 TÜRKYE DE ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK TARTIMALARI VE ANADOLU ALEVL MULTICULTURALISM DEBATE IN TURKEY AND ANATOLIAN ALEVISM Yılmaz CEYLAN Öz Günümüz dünyası, aynı dile, dine, etnik kökene ve kültüre sahip insanların tek bir devlet çatısı altında yaamasının neredeyse mümkün olmadıı bir dünya haline gelmitir. Türkiye, en baından beri Osmanlı devletinden aldıı farklılıkları içinde barındıran bir ülkedir. Bu farklılıklar ulus-devlet mantıı çerçevesinde sindirilmeye, benzetirilmeye çalıılsa da bu proje tutmamıtır. Bu tartımalar çerçevesinde ortaya çıkan tartımalardan bir tanesi de Alevilik meselesidir. Türkiye de Alevilik meselesi, Kürt meselesinden sonra kültürel çoulculua dair tartımaların baında gelmektedir. 1980 sonrası yükselie geçen Alevilik teolojik olmaktan daha çok kültürel ve siyasi alanda kendini göstermektedir. Ortaya çıkan bu yeni alevi hareketinin bir kimlik hareketi olduu söylenebilir. Kimlik problemine batıda çözüm olarak sunulan çokkültürlülük projesinin Türkiye de bir kimlik hareketi olan Alevilie çözüm olup olamayacaı çalımanın tartıma konuları arasındadır. Bu çalımayla, Anadolu Alevilii nin çokkültürlülük balamında nerede durduu, Batı toplumları için gelitirilen kültürel çeitlilik merkezli kuramların Anadolu Aleviliiyle ilikilendirilmesinin ne kadar uygun olup olmadıı tartıılmı ve çokkültürlülük balamında Anadolu Aleviliine dair birtakım çıkarım ve önerilerde bulunulmutur. Sonuç olarak, bin yıllık bir tarih serüveni içerisinde bize ait olan Alevilik meselesinin problemlerinin batı merkezli düünce sistemi çerçevesinde üretilen kuram ve kavramlarla çözülecei yaklaımının bizim için çokta uygun bir yaklaım olmadıı anlaılmıtır. Kültürel çeitlilik balamında bizim daha olgusal boyutta bir tartımanın içerisinde olduumuz gerçei bir kez daha ortaya çıkmı durumdadır. Anahtar Kelimeler: Alevilik, Kültürel Çoulculuk, Çokkültürlülük, Küreselleme, Ulus-Devlet. Abstract Today's world, the same language, religion, ethnicity and culture of the people who have to live under the umbrella of a single state of a world that has become nearly impossible. Turkey has diversity that received from the Ottoman Empire very beginning is steeped. These differences are to be digested in the framework of the nationstate logic, has also tried to keep this project to simulate. One of these discussions emerged in the framework of the debate is the issue of Alevism. Recently, the issue of Alevism, one of the topic Kurdish issue after the debate on cultural pluralism in Turkey.. Identification of problem solution in the West as an identity movement in Turkey is among the projects submitted to the multiculturalism debate of the study is not the solution to the Alevi. In this study, the Anatolian Alevism multiculturalism in the context of where you stand, which Western societies developed for cultural diversity-based theories Anatolian Alevism be associated with how eligibility was discussed and cultural diversity in the context of Anatolian Alevism on the number of interests and suggestions were made. As a result, those of us in the adventure of a thousand-year history of the problem of Alevism matter produced within the framework of the Western system of thought based theories and concepts will be resolved with the approach that there is an appropriate approach for us has been understood. Cultural diversity in the context of a discussion of our more phenomenological dimension in the fact that we are once again emerged situation. Keywords: Alevism, Cultural Diversity, Multiculturalism, Globalization, The Nation-State. Bu makale, Tunceli Üniversitesi tarafından 20-22 Eylül 2013 tarihleri arasında düzenlenen II. Uluslararası Tunceli(Dersim) Sempozyumu ve Bingöl Üniversitesi tarafından 3-5 Ekim 2013 tarihleri arasında düzenlenen Geçmiten Günümüze Alevilik I. Uluslararası Sempozyumu na sunulan bildirilerin birlikte ele alınmı ve düzenlenmi halidir. *Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümü Doktora Örencisi, yceylan66@hotmail.com

Bu dünya, senden olmayanlarla hotur. Onların sana verdii ilimlerle, kıymetlerle, gönüllerle hotur. Sadece senin gibiler deil, senden olmayan da çok yaasın ki, sen de yaa. Hele bir de onun gözüyle gör u fani dünyayı. Herkes beyaz olsa, o zaman beyazı fark edemezsin ki! Deil mi? Ve yahut da siyah. Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. Beni ben yapan yegâne ey, benden olmayandır. O yoksa sen de yoksun. Ne anlamın kalır ne rengin belli olur, ne de tadın. ( Hükümet Kadın 1 filminden). Giri Aynı devlet çatısı altında farklı kültürlerden insanların birlikte yaadıı durumu açıklamak için çeitli kavramlar kullanılmaktadır. Kültürel çeitlilik, kültürel çoulculuk, çokkükltürlülük, çokkültürcülük, çok ulusluluk, çok etniklilik vs. bu kavramlardan bazılarıdır. lmi çalımalarda bir gerçekliin her eyden önce tespitinden balamak gerekir. Politik tartımalara girmeden eer bir sorunsal mevcutsa toplumların ve kültürlerin öncelikle ne liinin sorgulanması problemin çözümü noktasında öncelik ifade eder. Kültürel çeitlilik tartımalarını Alevilik üzerinden tartıacaksak, Alevilie dair insicamlı bir aratırmanın olması gereklidir. Ancak, Türkiye de yapılan çalımaların bu noktada sıkıntılı olduu söylenebilir. Alevilik noktasında teolojik ve kültürel boyutlarından uzak oluturulmu batı merkezli kuram ve kavramların dikkatsiz bir ekilde kullanımı sorunların çözümü noktasında herhangi bir yayar salamayacaktır. Batı merkezli üretilen çokkültürlülük tartımaları birçok farklılıı kapsamaktadır. Ancak genel itibariyle etnisite ve din farklılıı üzerinde durulmaktadır. Türkiye de bu maksatlı tartımaların özellikle Kürt meselesi ve Alevilik balamında gündeme geldii söylenebilir. Türkiye için, çatımaların da beraberinde getirdii nedenlerden dolayı çokkültürlülük denince akla hep Kürt sorunu ve bu sorunun uyandırdıı bütünlükçü duyarlılıklar gündeme gelmektedir (Aktay, 2003: 63). Çokkültürlülüün anavatanı olan Batıda bu kavram, sadece etnik ve dini temelli olmayıp, çok farklı amaçlarla gündeme gelmiken, Türkiye özelinde çokkültürlülük denince Kürtlere verilen ya da verilmesi gereken haklar akla gelmektedir. Bu maksatla çokkültürlülüün ifade ettii birçok alt kültür ıskalanmı olmaktadır. Bu da kültürel çoulculuk ifade eden farklılıkların gözden kaçırılmasına neden olduu gibi, bu farklılıkların bir zenginlik olarak görülmesine de engel olmaktadır. Küresellemenin ve bireysel ya da kitle göçlerinin sonucu olarak ortaya çıkan kültürel çeitlilik, içinde bulunduumuz dünyanın çokkültürlü toplum yapısalıyla karı karıya kalmasına neden olmutur. Kültürel çoulculua dair tartımalar, sadece Türkiye ye özgü olmayıp bütün dünyada yaygın bir ekilde görülmektedir. Küreselleme ve ulus üstü yapılar neticesinde tek kimlikten uzaklaılıp çoulculuun kabulü, hatta kutsanması sonucu ortaya çıkmıtır. Sosyal bilimlerde 1970 lerden itibaren tartıılagelen postmodern paradigma, farklılıın, yerelliin, dinselliin, kültürel çoulculuun vurgusunu yapmaktadır. Bu balamda modern ulus-devlet projesi kapsamında bireyleri tek tipletirmeye çalıan politikalar eletirilmekte ve birçok tabu, tartıma konusu haline gelmektedir. Dünya tarihinde birçok devlet ve bunların çatısı altında farklı kültürler yaamıtır. Aynı ülkede yaayan farklı kültürlere karı çeitli politikalar uygulanmıtır (Millet Sistemi, Anglouyum Modeli, Eritme Potası). Postmodern dönemin politikası olarak karımıza çıkan ise çokkültürcülüktür. Çokkültürcülüe imkân salayan iki önemli unsur vardır: Birincisi, konunun siyaset ve toplum hayatında tartıılmadan önce sosyal bilimlerde tartıılmı olması, ikincisi, modernliin deerleri olan tek tiplilik ve evrenselciliin tersine farklılıkların kutsandıı postmodern bir döneme geçilmesidir. 1. Çokkültürcülük Çokkültürcülük, resmi bir devlet politikası olarak, halkı beyaz ve Hıristiyan olmayan ülkelerden akan göçün artmasıyla, 1960 lar sonu ve 1970 lerde Batılı ülkelerde gündeme gelmitir. Ancak, çokkültürcülüü bir devlet politikası olarak uygulayan devletler Amerika Birleik Devletleri, Avustralya ve Kanada olmutur (Kymlicka, 1998: 270; Vatanda, 2001: 352; Bee, 2013: 26). Çokkültürcülük politikasının nedenlerinin en baında; küreselleme, göç hareketlilii ve ulus-ötesi oluumlar sayılabilir (Kymlicka, 1998; Vatanda, 2002; an, 2006; Doytceheva, 2009). Çokkültürcülük politikası, göçlerle oluan Amerika, Avustralya ve Kanada gibi ülkelerde gündeme gelmitir, fakat bu devletlerden çokkültürcülüü bir devlet politikası olarak, 1971 de anayasasına ileyen ilk devlet Kanada olmutur. 1971 den sonra demokratik ülkelerin tümünde ortaya

konan azınlık veya cemaat politikaları asimilasyondan 1 daha kapsayıcı bir hale gelmi hatta kültürel çeitliliin tanınmasına kadar uzanan deiiklikler olmutur (Vatanda, 2002: 30; Doytceheva, 2009: 61; Canatan, 2009: 83). Pierre Trudeau, Kanada nın o dönemki babakanı olarak çokkültürlü bir politikadan söz etmitir. Ama Kanada da bir süre daha çift kültürlülük devam etmitir. Çokkültürcülüün tarihsel olarak eritme potası ya da etnik mozai e alternatif bir niteliinin söz konusu olduu söylenebilir (Murray, 1999: 109; Yakıır, 2009: 24). Yukarıdaki açıklamaların sonucunda çokkültürcülüün siyasal bir proje olarak ortaya çıktıı anlaılmaktadır. Dünya üzerinde yaanan reel tecrübeler sonucunda ortaya çıkan kültürel çeitlilik aynı devlet çatısı altında bir meruiyet krizi yaanmadan birlikte yaamanın yollarının aranmasına neden olmutur. Hem devletin devamı hem de çeitliliin devamı açısından demokratik bir çözüm olarak ortaya atılan siyasal sitemin yeni adı çokkültürcülüktür. Tarihsel bir gerçeklik olarak çokkültürlülük yeni bir olgu deildir. Ancak, bir devlet siyaseti olarak çokkültürcülüün benimsenmesi ve bu maksatlı uygulamalara gidilmesi, yakın zamanda olmutur. Çokkültürlülük, bir toplumda farklı kültürlerin varlıına iaret eden bir olguyken, çokkültürcülük, siyasal anlamda çokkültürlülüün tanınmasını ve devlet eliyle bu yönde politikalar izlenmesi anlamına gelmektedir. Bir toplumda bir kültürün ön plana çıkartılıp ötekilerin bastırılmasının aksine; farklı etnik, dinsel ve cinsel kimliklere ait kültürel farklılıkların kabul edilmesi ve bunlara yaam alanlarının tanınması, çokkültürcülüü iaret etmektedir (Parekh, 2002: 7; Anık, 2012: 12). Çokkültürcülük, modern toplumun kültürel bakımdan türde olmadıının bir tespiti ve bu çeitlilie barıçıl bir ekilde yaklaıldıının ifadesidir. Bir tespit ifade eden çokkültürlülükten farklı olarak, normatif bir anlam içeren çokkültürcülük: Çeitli özellikleriyle kültürel farklılık sahibi bireylerin veya grupların, farklılıklarıyla tanınma hakkına sahip oldukları ve bunun saygıyla karılanması gerektiini ifade etmekte ve buna yönelik çeitli düzenlemeleri içermektedir (Anık, 2012: 76). Çokkültürcülük bu maksatlı bir kimlik siyaseti olarak ifade edilmitir. Wallerstein de çokkültürcülüün; ezilmi, ihmal edilmi ya da baskı görmü olduklarını düünen grupların siyasi taleplerini içerdiini ifade etmektedir (Wallerstein, 2004: 114). Küresellemenin, ulus-ötesi kurumların (Birlemi Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Birlii) artan rolü, insan haklarına dair düzenlemelerin son zamanlarda daha dikkate deer hale gelmesi ve göçlerin sonucunda aynı devlet çatısı altında saf bir ırkın, milletin ve ulusun yaaması imkânsız hale gelmitir. Özellikle modernizmin katkılarıyla bu deiim ve dönüüm kaçınılmaz olmutur. Elde edilen son istatistikî verilere göre, dünya üzerinde 184 devlet, 600 yaayan dil grubu ve 5000 etnik grup bulunmaktadır 2. Bu da çok az ülkenin kültürel bakımdan benzerlik arz ettiini göstermektedir. Bu balamda toplumların neredeyse tamamının etnik, dinsel ve mezhepsel açıdan hetorejen ve farklı sosyolojik gruplardan olutukları söylenebilir (Kymlicka, 1998: 25; Balı ve Özensel, 2013: 11; Parekh, 2002: 97, Özensel, 2013: 3). Gray, günümüz toplumlarının hemen hemen hepsinde, birçok yaam biçiminin var olduunun tartıılmaz olduunu ifade ederken çoulculuun tarihsel bir yazgı olduunu vurgular (Gray, 2000). Bu balamda, özellikle çokkültürlülüü bir devlet politikası olarak uygulayan ülkelerin göçler yoluyla olumu olması ve ortak bir tarih vurgusuna sahip olmamaları, çokkültürlülük politikasının o devletlere özgü bir tarihsellik ve toplumsallık balamında kader birliine dönütürülmek istendii anlamına gelebilir. Bu maksatla, çokkültürcülük, 1960 lı yıllardan itibaren dinsel, etnik, tarihsel, ulusal kökene, cinsiyete hatta bedensel engellilie ilikin terimlerle ifade edilen kültürel kimliklerin öne çıkııyla ayrımaz bir kategori durumundadır. Çokkültürcülük merkezli çalımaların 1920 lerin baında Amerika da Horace Kallen in kültürel çoulculuk ekseninde yapmı olduu çalımalarla gündeme geldii ifade edilmektedir. Kallen, Amerikanın uygulamı olduu asimilasyon politikalarından farklı olarak, farklı kültürlerin kendi kültürlerini yaayacakları bir çeit kültür federasyonu önermitir (Anık, 2012). kinci Dünya savaından sonra ortaya çıkan göçler ve daha birçok nedenden ötürü farklı ırktan, dinden ve milletten insanlar kendi ülkelerinden farklı bir ülkede yaamak durumunda kalmılardır. Bu maksatla özellikle gelimi ülkeler, birçok farklılık arz eden halkları bünyesinde barındırmak zorunda kalmılardır. Bir arada yaayan farklı kültürleri karılamak için kullanılan çokkültürlülük kavramının sosyal bilimler literatüründe kullanımı, özellikle 1990 lı yıllarda artmı ve bu kavram üzerinde en çok durulan konulardan biri haline gelmitir. Batı literatürde kültürel çeitlilii ifade etmek için balangıçta çokluk ifade eden Latince kökenli pluri kavramı kullanılırken, daha sonra çokluk anlamı içermesinin yanı sıra nicel 1 Asimilasyonu kültürel ve yapısal olarak ayırmak mümkündür. Zencilerin Amerikan kültürünü edinmi olsalar da aynı ölçüde Amerikan kültürüne asimile olmadıklarına dikkat çekilmektedir. 2 uan için dünya üzerinde, Birlemi Milletler e kayıtlı olan ülke sayısı 193tür.

çoklukla birlikte nitel çeitlilik ve farklılık anlamlarını da içermesi nedeniyle multi kelimesinin kullanımı zamanla yaygınlamı ve pluri kavramının kullanımı giderek terk edilmitir. Sosyal bilimler literatüründe kavramın ön plana çıktıı Amerika da, 1915 te pluriculturalism terimi kullanılırken, daha sonra multiculturalism terimi kullanılmaya balanmıtır (Anık, 2012: 78). Çokkültürlülüe dair ortaya atılan tezlerin söylemlerinden anlaılan ey, azınlıklara dair problemin ana sorunu tekil etiidir. Bu sorun daha çok etnisite konusuyla paralel olarak gelimitir. Aslında çokkültürcülük, genel itibariyle her türlü alt grupların 3 (cinsel tercihler, sosyal sınıf, statü) eitlik ve adalet söylemlerini dikkate alma politikasıdır. Ancak, çokkültürcülük kuramının iki kanadını oluturan Liberal (bkz. Kymlicka, 1998) ve Kominiteryan (bkz. Taylor, 2010) teorisyenlerin ifadelerinden çokkültürcülük meselesinin kültürel haklar noktasına indirgendii anlaılmaktadır. Bu sorun daha çok etnisite konusuyla paralel olarak gelimitir. Aslında çokkültürcülük, genel itibariyle her türlü alt grupların 4 (cinsel tercihler, sosyal sınıf, statü) eitlik ve adalet söylemlerini dikkate alma politikasıdır. Ancak, çokkültürcülük kuramının iki kanadını oluturan Liberal ve Kominiteryan teorisyenlerin ifadelerinden çokkültürcülük meselesinin kültürel haklar noktasına indirgendii anlaılmaktadır. 5 Bu kültürel hakların da bir azınlık hakları teorisi eklinde gündeme geldii söylenebilir. Azınlık grubu terimi, 1930 lardan itibaren ırksal, etnik, biyolojik ya da dier özellikler temelinde baskıya uramı veya damgalanmı toplumsal grupları ifade etmek için kullanılmıtır (Anık, 2012: 112). Azınlık kavramı ölçütü üç farklılık üzerinden temellendirilmitir: Dinsel, Dilsel ve Etnik (Grigoriadis, 2006: 447; Babakanlık Azınlık Hakları Çalıma Grubu Raporu, 2004). Azınlık kavramı üzerinde anlaılan tanım, Birlemi Milletler Alt Komisyonunda Ayrımcılıı Önleme ve Azınlıkları Koruma tutanaklarında yer alan Justice Deschenes in tanımıdır: Bir devlet sayıca azınlıkta olan ve o devlette baskın olmayan, etnik, dini ya da dil özellikleriyle nüfusun çounluundan farklı olan, birbirleri arasında bir tür dayanıma içinde bulunan, etkin, ortak bir irade etrafında yaamak isteyen ve hem gerçekte hem de yasalar önünde çounluk nüfusla eit haklar kazanmak amacında olan bir grup vatandatır (Bee, 2013: 27). Türkiye açısından azınlık kavramının kapsamı, Türkiye nin de kabul ettii Lozan antlamasında yer alan Rumlar, Museviler ve Ermenilerinle sınırlıdır. Bu gruplarda dil, din ve soy bakımından Türklerden tamamen farklı özelliklere sahiptir. Lozan antlaması gerei, bu grupların dıında, Türkiye de hukuk karısında azınlık grup olmadıı ifade edilmektedir (Özönder, 2005: 102, Soner ve Tokta, 2011). Türkiye Cumhuriyeti azınlık politikası, Lozan Antlamasının da gösterdii gibi Osmanlı azınlık politikası devamı niteliindedir. Osmanlı azınlık politikasında asıl olan dindir. Osmanlıdan Türkiye ye miras kalan azınlıkların Osmanlının millet sistemi sonucunda dinlerini muhafaza eden azınlıklar olarak karımıza çıktıı görülmektedir. Halkların dil ve soylarının farklı olması Osmanlıda bir ayrılık nedeni olarak görülmemitir. Aslında Türkiye nin azınlık konusundaki tavrı için, Osmanlının izlemi olduu politikaların devamı demek yanlı olmasa gerektir. Azınlık olarak ifade edilen grupların dil ve soy bakımından ayrı olmaları, Osmanlı ve Türkiye nin azınlık politikasını karılamamaktadır. Ancak, dini farklı olan grupların dil ve soylarının da farklı olması, Osmanlının ve Türkiye nin azınlıkları din, dil ve soy bakımından ayırdıı anlamına gelmez. Anadolu Alevilerinin özellikle son dönem AB raporlarıyla gündeme gelen azınlık olarak kabul edilip edilmeme tartımaları, Osmanlı azınlık politikası ve bu politikayı kabul eden Türkiye cumhuriyeti için uygun bir durum olarak gözükmemektedir. Çokkültürcülük politikası, modern dönem öncesi ve modern dönem tek tip insan isteyen politikalardan farklı olarak kültürel farklılıkların kutsandıı, herkesin saygıdeer kabul edildii postmodern dönemin politikası olarak karımıza çıkmaktadır. Bu dönemde üzerinde en çok durulan farklılıklar kültürel olarak üretilen insani ürünlerdir. Üretilen insani ürünlerin insanın doası gerei farklı olması doaldır. Ancak bu farklılıklara yaklaımlar da çok farklı ekilde tezahür etmitir. Farklılıkları hogörüyle karılayıp saygı duyan devlet ve toplumlar varken, tamamen karı çıkıp asimile etmeye, benzetirmeye çalıanlarda vardır. Kültürel farklılıklara karı ileri sürülen tezler farklı tartımalara kapı aralamı durumdadır. 3 Yerli halklar, ulusal azınlıklar, etnokültürel uluslar, eski ve yeni göçmenler, feministler, ecinsel erkek ve kadınlar gibi birçok grup çokkültürlülük terimi altında toplanabilir (Parekh, 2002: 1). 4Yerli halklar, ulusal azınlıklar, etno-kültürel uluslar, eski ve yeni göçmenler, feministler, ecinsel erkek ve kadınlar gibi birçok grup çokkültürlülük terimi altında toplanabilir (Parekh, 2002: 1). 5Çokkültürcülük politikalarının kültürel haklar noktasına indirildiine dair bkz. Kymlicka, (1998), Taylor, (2010). 2. Çokkültürcülük Karıtı Söylem Çokkültürcülük tartımalarının püf noktası Taylor tarafından ifade edilen u soru olsa gerektir: Büyük sayıda çokkültürlü kimliklere saygı gösteren, hem de kimsenin yaamını kısıtlı bir biçimde senaryolatırmayan bir tanınma politikası olabilir mi? (Taylor, 2010: 17). Tarihte ve günümüzde böyle bir devletin olduu, kültürel çoulculuk cennetinin yaandıı vaki deildir. Her ne kadar klasik sosyologlar (Comte, Marx, Weber)

modern toplumla birlikte refah seviyesine ulaılacaını ve bu nedenle insanın insanla olan kavgasının biteceini söylese de bunun böyle olmadıı anlaılmıtır. Weber insanın insan üzerindeki tahakkümünü kaldırmaya yönelik her tür kuram ütopik olmaktan öteye geçemez demektedir. Dolayısıyla cemaatçilerin (kominiteryanların) çokkültürlülüe atfettikleri eitlik iddiası, gerçeklemesi çokta kolay olmayan bir hedeftir. Kültürel çeitlie ramen monist yaklaımlardan farklı olarak, Vico, Herder, Montequieu ve Montaigne gibi etkili yazarlar kültürel çoulculuun kaçınılmaz olduunu vurgulayıp ve insanolunu tanımlarken kültürün önemine deinse de birçok kısırlıı da içinde barındırmılardır. Çokkültürlü toplumda çounluun deerlerine aykırı topluluklar bulunması muhtemeldir. Bu aykırılıkların nasıl karılanacaı ise önemli bir sorundur (kadın sünneti, çok elilik, görücü usulü evlilik vb.). Bireyin zarar görmesine neden olan eitsiz her türlü muamele noktasında hüküm kesindir; sınırlandırılmalıdır. Parekh, bu türden bireyin zarar görecei hakların kısıtlanması gerektiini ifade eder. Kymlicka da azınlıklara verilecek haklar noktasında grubun kendi üyeleri üzerinde baskı kurmak için istedii iç kısıtlama haklarından mahrum bırakılmaları gerektiine inanır (Kymlicka,1998: 35, 75, 195). Liberaller azınlık hakları konusunda iki tür sınırlama getirirler: Birincisi, bir azınlık grup kendi içlerinde üyelerinin temel medeni ya da politik özgürlüklerini kısıtlama talebini haklı görmeyecektir. kinci olarak, birey eer ait olduu grubun ilkelerini balılık gösterilmeyecek eyler olarak görürse onları sorgulama ve gözden geçirme özgürlüüne sahip olmalıdır (Kymlicka, 1998: 234-235). Ancak, postmodern dönemin birlikte yaama politikası olarak gündeme gelen çokkültürcüllük, hedefi olan farklı kültürleri bir arada tutma baarısını salayamamıtır. Özellikle çokkültürlülük bakanlıının bile olduu Kanada da çokkültürcülük, temel hedefi olan milli birlii salamakta baarısız olmutur. 1990 lar boyunca Fırankofon kültürün hâkim olduu Quebec te millî egemenlik yanlısı hareket gün geçtikçe daha da güçlenmitir (1980 referandumunda ayrılık yanlısı oylar % 40 ken, 1995 te % 49.4 tür) (Doytcheva, 2009:131). Hem bireyin hem de grubun haklarının gasp edilmedii bir politika üretilebilir mi? Çokkültürlü kuramda hâkim olan hem liberal hem kominiteryan yaklaımı içinde barındıran bir politika olabilir mi? Bu tartımalar çokkültürlülük politikasının eletirilmesine neden olmutur. Özellikle güçlü ulus-devletlerin birletirici politikaları karısında çokkültürlülük politikasının ayrılıkçı yaklaımları egemenlerin youn eletirileriyle karılamıtır. Bu maksatla Rockefeller: Bir kültürün korunması için halklara verilen haklar Yeni Gine de ki ta devrinden kalma bir kabile ya da Çin deki Tibet Budist kültürü gibi tarihsel açıdan özellii olan bir topluluk için savunulabilir. Ancak, demokratik bir ulusun içinde baımsız bir devlet kurulması-quebec örneinde olduu gibi, ya da ABD de belirli bir grup için kendi eitim programına sahip ayrı bir devlet okulu sistemi düünüldüünde ortaya ayrı bir ey çıkar. Etnik kimliin evrensel kimliin önüne geçmesinin söz konusu olduunu, bu yaklaımın tehlikeli olduunu ifade etmektedir demitir (Rockefeller, 2010: 107). Çokkültürcülüe dair yapılan eletirileri genelde dört balık altında toplamak mümkündür: 1. Modern ulus-devletin zarar göreceini düünenler, 2. Çokkültürcülüün yeni ırkçı söylem olduunu savunanlar, 3. Küresel kapitalizmin yeni oyuncaı olduu eklindeki eletiriler, 4. Çokkültürcülüün bir mit olduu iddiası (Zizek: 2012; an, 2006; Anık, 2012). Bu eletirilerin çokkültürcülük karıtlıı çerçevesinde olutuu muhakkaktır. Buradan öncelikli olarak çokkültürcülük tartımalarının, çokkültürcülüe karı çıkanlar ve onu savunanlar diye ayrıldıını çıkarmak mümkündür. Çokkültürcü karıtı olanların savundukları toplum tipi Multi-kültürlü (çokkültürlü) deil Multi-etnikli (çok etnikli)dir. Azınlıkta olanlar, etnik köken olarak farklı olabilirler ancak hâkim kültürün içinde asimile edilmi, içinde bulundukları kültürden farklılık arz etmeyen topluluklardır. Birey ve toplum tarafından istenen kültürel hakların genellikle bir tanınma talebi yani bir kimlik meselesi olduu göz ardı edilmemelidir. Bu maksatla Türkiye de 1980 sonrası ortaya çıkan Alevi uyanıının da bu temelli okunması mümkündür. Kültürel ve siyasi anlamda bir kimlik arayıına dönüen Alevilik meselesinin anlaılabilmesinin, içinde bulunduu durumun tespit edilebilmesinin ve Alevilerin taleplerinin anlaılmasının yolunun bir nebze Alevilie bu açıdan bakmakla mümkün olacaı düünülmektedir. 3. Kimlik Kimlik kavramı yeni bir ey olmamakla birlikte, kimlik meselesi (sorunu) Taylor un da ifade ettii gibi sosyal bilimciler için modern dönemde ortaya çıkmı ve yaygınlamıtır. Kimliin postmodern dönemde de çok daha deer biçilen bir konu haline geldii söylenebilir. Gruplar tarafından çok ilgi gören aynı zamanda da çok sıcak tartımalara neden olan bu mesele, son dönemin en sancılı konularından biri olmaya adaydır. Yaanan bu süreçte, Türkiye de payına düeni almı, 1980 sonrası youn bir ekilde farklı

grupların kimlik talepleriyle yüzlemek durumunda kalmıtır. Aslında Türkiye Cumhuriyetinin kurulduundan itibaren bir kimlik problemiyle birlikte gündeme geldii söylenebilir. Osmanlı mparatorluu ndan milli devlete geçen Türkiye nin Osmanlı nın devamı mı yoksa deil mi, doulu mu yoksa batılı mı olduu tartımaları, Türkiye Cumhuriyeti devletinin en baından beri bir kimlik sorunuyla karı karıya kaldıının göstergesidir. Özellikle 1980 sonrası yükselie geçen Alevilik bir kimlik'meselesiyle birlikte gündeme gelmitir (Bozkurt, 2000: 11; Daı, 2013). Bu balamda ortaya çıkan Alevilik-Bektailik ile ilgili tartımalar bir ekilde kimlik le irtibatlandırılmakta veya kimlik tartıması eklinde yürütülmektedir (Onat, 2009a: 39; Onat, 2009b: 23). Alevi-Bektai toplumu üzerine son dönemde yükselen tartımaların kimlik ve kültür üzerinde younlatıı görülmekte (Bee, 2013: 18-20), ancak, farklılıklara dair tartımaların referans noktasının kültür olduunu söylemek abartı olmasa gerektir. Bireyin ve toplumun kendisini anlamlandırılmasını salayan ey kültürdür. nsanları ve toplumları benzetiren ya da ayrıtıran kültür, aynı zamanda kimlii oluturma aracıdır. Bu balamda kültür ile kimlik arasında yakın bir iliki vardır. Kimliin toplumdan ve kültürden baımsız olamayacaı insanın kimliini ina ettii yerin insanın ürettii kültür olduu söylenebilir. 6 nsan kültürü yaratırken kültürde insanın kimliini oluturur. gerek bireyin kendi varlıını toplum içinde kefetmesi, gerekse kendini ina sürecinin bir toplum içinde mümkün olması, toplumsal kimlik kavramını önemli kılmaktadır (Onat, 2009b: 19). Tek kii düzeyinde kültür: edinilen, özneye balı, bireysel özelliktedir, ulus düzeyindeyse tarihselliin damgasını taıyan, kuaktan kuaa aktarılan, insanlar arası, ortaklaa bir varlık olarak görünür. Bu noktada kültür, kimlii oluturan balıca etken olarak ortaya çıkar (Çelik, 2008/2). Kimlik tanımlaması kültürel farklılıklar temelinde belirginlemitir. Kimlik kavramı, sosyal bilimler mecrasında kendi anlamında kullanılmadan önce deiik alanlarda deiik anlamlarda kullanılagelmitir. Oscar Adli, The Uprooted (1951), eserinde kimlik kavramı için psikolojik kimlikle, kiinin aidiyetine ve onun önceki tanıdık dünyasına gönderme yapmıtır. Will Harberg, Protestand-Catholik-Jev (1955), eserinde kitabın asıl mevzusunu kimlik ve özdeleme oluturmaktadır. Eser, kimliin sancılı sorusu olan kimim ben i yanıtlamak için dinin önemine vurgu yapar. Protestanlık, Katoliklik ve Musevilik meselesine kimlik arayıı açısından yaklamaktadır. 1958 yılında C. Vann Woodward The Search For Southern Identity yazısında kimlik kavramını kendi aırlıında kullanmaya çalımıtır. Robert Penn, Warren Who Speeks For Negro (1965), eserinde kimlikle alakalı öyle demektedir: Kimlik sözcüünü ele alıyorum. Anahtar bir sözcük, onu defalarca iiteceksiniz. Birbirine dönüen bir düzine mesele, bu deiken sözcüe odaklanır, bu sözcük etrafında somutlaır. 1970 lerin baında Robert Coles, kimlik ve kimlik krizi kavramları için basmakalıp sözlerin en katıksızı haline geldiini ifade etmitir. Coles, Vietnamın bir kimlik toplumu tarafından yapılan ilk sava olduunu ifade etmitir. Kimlik kavramı üzerine o kadar çok ey yazılıp söylenmitir ki, bu saatten sonra kimliin ne ifade ettii tartımalı hale gelmitir. Kimliin sosyal bilimler mecrasında revaç bulmamasına en büyük katkıyı salayan kii Erik Erikson olmutur. Kimlik krizi ifadesini icat ederek, kimlik kavramın popülerlemesine herkesten daha çok katkıda bulunmutur (Gleason, 2014). 1960 lardan itibaren, psikolog Erikson un katkısıyla sosyal psikoloji literatürüne giren, daha sonra sosyal bilimlerin birçok alanına sirayet eden kimliin stratejik bir terim haline gelmesinin nedenlerinden biri de, bütün bu politik aciliyetinin yanı sıra, belli bir terminolojik aın içindeki anahtar terimlerden biri olarak görülmesidir. Bugün, etnisite, milliyetçilik, çokkültürcülük, yurttalık, özne gibi terimlerin etrafını çevreleyen aa dönümü durumdadır kimlik (Mollaer, 2014: 8-9). Kimlik tartımaları, içinde bulunduumuz çada, sosyoloji, psikoloji, sosyal psikoloji gibi bilim dallarının en popüler konularından bir haline gelmi durumdadır (Onat, 2009b: 28). Bu nedenlerden ötürü, kimlik kavramı karılıında kesin bir tanımda bulunmakta zorlamaktadır. Bugün, kimlik denilince aklımıza, ürün kimliinden firma kimliine, post-kolonyal kimlikten kiisel kimlie, karaktere ve etnik, cinsel, dinsel kimliklere kadar pek çok tamlama gelmektedir. Kimlik çok sayıda tamlamanın ad ı olarak karımıza çıkmaktadır (Mollaer, 2014: 10). Kimlik, her yerde karılaılan ve tanımlanması zor bir terim olduu kadar, yeni bir terimdir de. Kimliin popüler bir sosyal bilim terimi olarak kullanıma girmesinin, ancak 1950 lerde gerçekletii söylenebilir. Sosyolojik açıdan farklı ekillerde ele alınan kimliin bariz bir ekilde gündeme gelmesi postmodern döneme denk gelmektedir. Geleneksel dönemde ve modernliin evrenselci dönemde tek tipliliin ve 6nsanın ürettii yapının (kurum) (kültür, aile, din, dil) daha sonra insan üzerinde etkili olma tartıması sosyolojik teoride uzun soluklu bir tartımadır. Konuyla alakalı bkz. Berger, 2011. Giddens in yapının ikilii teorisi bu sorunun giderilmesi için ileri sürülmütür. Bkz. Giddens, (1999).

türdeliin revaçta olmasından farklı olarak postmodern dönem farklılıın, öznelliin, yerelliin vurgusunu yapmı, bu da kimlik konusunun gündeme gelmesine katkıda bulunmutur. Modernizm türdeletirme maksatlı yürüttüü politikalara karı, postmodernizmin vurguladıı kimlik politikaları için slogan haline gelmi u cümle açıklayıcı olmaktadır: Evladın unutmak istedii ey, torunun hatırlamak istedii eydir. Kimlik, Latince idem (aynı) kökünden gelir ve ngilizcede 16. yüzyıldan itibaren kullanılmaya balanmıtır. Matematik ve mantıkta teknik bir anlama sahiptir; felsefe de ise, Jhon Locke tan bu yana, ezeli zihin-beden sorunuyla ilikili olmutur. Locke un nsan Anlıı Üzerine Deneme si (1690) ve David Hume un nsan Doası Üzerine nceleme si (1739) üzerinden kimlik tanımı yapan Oxford English Dictionary, kimlii: Bir kii ya da eyin bütün zamanlardaki ya da bütün koullardaki aynılıı; bir kii ya da eyin baka bir ey deil de kendisi olduu gerçei ya da durumu; ferdiyet, kiiliktir eklinde açıklamaktadır (Gleason, 2014: 23). Taylor a göre, kimlik sorunları tipik olarak modern bir kaygıdır. Sadece, modern insan, kendi deerlerini yaratma, seçme, kendini tanımlama ve esiz olma anlamında bir kimlik taır (Doytcheva, 2009: 56 ). Modern öncesi zamanlarda insanlar kimlik ten ve tanınmak tan söz etmiyorlardı-insanların (bizim deyiimizle) kimlikleri bulunmadıı için deil; bu kimliklerin tanınmaya dayanması nedeniyle de deil; tam tersine, bu kavramlar, sorun yaratmaktan öylesine uzaktı ki, böyle adlar altında konulatırılmalarına gerek bile duyulmuyordu (Taylor, 2010: 55). Aslında kimlik meselesi, ben kimim? Sorusuna akla gelen ilk cevaptır. Bu nedenle her bir birey ya da her bir toplum kadar ayrı kimlikler olduunu söylemek mümkündür. Kimlik-farklılık ilikisinde doal/normal olan bir boyut daima vardır. öyle ki, her birey, varolusal olarak kendisinin dier insanlardan farklı olduunu bilir. Ancak, bu varolusal farklılık, dier insanların aaılanmasını, hor görülmesini gerektirmez. Bazen bu doal farklılık boyutu kullanılarak, mücadele edebilecei öteki ni yaratırken, farklılıın bir taraf için onur, karı taraf için aaılanma kabul edilebilecek ekilde düzenlenmesi ve ina edilmesi farklılıkları bir zenginlik olarak almak yerine, korkulan eylere dönütürmektedir (Onat, 2010). Hakim olanın ötekileri aaılaması farklılıkların birer zenginlik olduklarının ıskalanmasına neden olur ve gelecek zamanlar için yeni nesillerinde algılarını ekillendirmi olur. Türkiye özelinde Alevilere isnat edilen mumsöndü gibi meseleler buna örnek verilebilir. Sünni-alevi farklılamasının sembolü halini almı olan bu tür bakı açıları, uan ki alevi ve Sünni kuaklar arasında uçurumlara neden olduu gibi bizden sonra gelecek nesilleri de etkisi altına alacak gibi durmaktadır. 7 Erik Ericson, kimlik: nsanın olmak istedii eyle dünyanın olmasına izin verdii eyin kesime noktasıdır der (Yelken, 1999: 205). Kimlik oluumunda, ne koullar ne de istek tek baına belirleyici deildir. Erikson, topluluk ile birey arasında bir ba kurarak, kimlii; bireyin çekirdeinde, ama aynı zamanda kendi kominal kültürünün çekirdeinde yerlemi bir süreç olarak deerlendirmitir. Böylece bireysel kimliin geliiminde, toplum ve kültürün etkisini göz önünde bulundurmutur (Anık, 2012: 31). çinde bulunduumuz dünyanın, modernizmin gerei denetim ve gözetim noktasında ileri sevide olması nedeniyle hem birey hem de grup kimliinde olmak istediimizden daha çok dünyanın olmasına izin verdii yerde olduumuz söylenebilir. Kimliklerin oluum sürecinde modernizmin baat bir rol oynadıı, insanları ve toplumları tek tipletirdii bilinen bir gerçektir. Giddens Ulus-devlet için, modernliin temel dinamiidir ve aynı zamanda, kapitalist toplumları temsil eden en önemli politik oluumdur der (Esgin, 2008: 422 ). Bir devletin kendisini ulus-devlet olduunu iddia etmesi ve yanı sırada aynı devlette kültürel çoulculuktan bahsetmek alıılmıın dıında bir yaklaımdır. Habermas bu türden bir durum için: Homojen bir ulus-devlet alıılmı, homojenlikten yoksun bir devlet ise alıılmadık, barıı tehdit eden bir olgudur der (Habermas, 2012: 49). Ulus-devletler, birbirinden ayrı yaayan etnik grupların barıçı yollarla devletlemelerinden deil, komularına, soylara, altkültürlere, dil ve din topluluklara sirayet ederek ortaya çıkmıtır (Habermas, 2012: 50). Oluan yeni ulus-devletlerde genel itibariyle, asimile edilmi, baskı altına alınmı ya da marjinalletirilmi alt-haklar pahasına olumaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlıdan kendine miras kalan birçok farklı unsuru içinde barındırmaktadır. Bütün farklılıklara ramen devletin kurulu felsefesi modern ulus-devlet temeli üzerine oluturmaya çalıılmıtır. Ulus-devletin doası gerei seküler olması ve farklı etnik kökene, farklı dile 7 Alevi Çalıtaylarının moderatörlüünü yapan Subaı, çalıtayların altıncısının gerçekletii süre zarfında bir röportajında ayrımaya dair: aleviler ve Sünniler arasında veya Alevilerle devlet arasında çok salıklı bir iletiim imdiye kadar kurulmu deil. Büyük bir kopma tehlikesi var, bu kopma önlem alınmadıı taktirde, gerekli katkılar üretilmedii sürece toplumsal birlik ve beraberliimizi, hem Alevilerin hem Sünnilerin esenliini sabote edecek düzeyde ilerleyebilir demitir (Subaı, 2009: 133).

olumsuz bakması nedeniyle homojenleme yolunda aykırılık arz eden bütün gruplar modern ulus-devlet Türkiye sinin istenmeyenleri ilan edilmilerdir. Kültürel olarak farklılıkları belirginleen durumlara karı nasıl muamele edilecei, kültürel olmaktan daha çok kimlikle alakalıdır. Kimliin toplumsal bir olgudan daha çok siyasal bir olguya dönümesi problemlerin de mahiyetini deitirmitir. Özellikle son dönem ortaya çıkan yeni Alevi hareketinin kültürel ve siyasal bir kimlik inası üzerinden ortaya çıkması, Anadolu Alevilii üzerine yapılan tartımaların siyasal bir mecrada yürümesine neden olmutur. Kültürün ve kimliin birbirinden ayrılmaz parçalar olduu malumdur. nsanın toplumsal bir varlık olması ve kimliini de o toplumun kültürü içerisinde ekillendiriyor olması kültür ve kimlik birlikteliinin kesitii noktadır. Modernlik projesinin nüfusun tümünü kontrol olarak anlaılması, Türkiye de farklı olana, öteki olana karı olumsuz bakılara neden olmu ve cumhuriyetin kuruluundan itibaren neredeyse bütün farklılıkları homojenletirme yolunda politika gelitirilmitir. Homojenletirme yolunda dönütürülmeye çalıılan gruplardan bir tanesi de aratırmanın konusunu oluturan Alevi-Bektailerdir. Cumhuriyetin ilk zamanlarında bu türden yaklaımlara farklı sebeplerden dolayı karı çıkmayan aleviler, sonraki zamanlarda kendilerine yönelik yaklaımların haksız ve önyargılı olduunu farklı ekillerde ifade etmiler ve etmektedirler. 1980 sonrası bir dirili yaadıı kabul edilen Aleviliin, geleneksel yapısından farklı olarak yeni bir kimlik hareketi olarak ortaya çıktıı söylenebilir. 4. Bir Kimlik Olarak Anadolu Alevilii Farklı zamanlarda farklı isimlendirmelerle gündeme gelen Alevilik farklı isimlendirildii her dönemde farklı bir mecraya girmi ve farklı Alevilikler ortaya çıkmıtır. Bu nedenle, 20. yüzyılın ortalarından itibaren ortaya çıkan modern Alevilik teolojisi, kurumları ve kimliini oluturan unsurlar açısından hala nihai formuna ulamı deildir. Tam manasıyla kimlik oluumunu tamamlamı bir Alevilikten bahsetmek uan için mümkün görünmemektedir. Aleviliin bir arayı içerisinde olduunu söylemek mümkündür. Senkretik özellie sahip olması nedeniyle Alevilikte birçok kültürden ve dinden etkileri görmek mümkün olduu gibi hala tam bir forma ula(a)mamı olması nedeniyle de Aleviliin farklı inanç ve kültürlerden etkilenmeye açık olduunu belirtmek gerekir. 8 Bir kimlikten bahsedilecekse hangi tür kimliin öne çıktıının ayrımının yapılması önem arz etmektedir. Aleviliinin teolojik bir çıkı noktası olsa dahi son dönem oluan yeni kimlik arayıında siyasi ve kültürel taleplerin daha öncelikli olduu söylenebilir. Buradan hareketle kimlik merkezli Anadolu Aleviliinin ekseninin siyasi ve kültürel kimlik arayıı çerçevesince olutuu çıkarılabilir. Alevilik, birçok kii ve kurum tarafından tanımlanarak ve bir grubun ya da bir inancın sınırları içinde veya dıında tutulmaya çalıılmıtır. Bu türden yaklaımlar daha çok Alevî olmayanlar tarafından yapılmıtır. Alevilerin kendilerini nasıl tanımladıklarına ve nasıl hissettiklerine dair yaklaımların karısında homojen bir yapının olmaması savunusuyla çıkılmıtır. Tanımlamanın doası gerei içinde bir iktidar mücadelesi barındırıyor olması, tanımlamayı yapanın da hâkim güç olmasını gerektirmektedir. Tanımlama, hangi konuyla ilgili olursa olsun her durumda sınırları çizen, belirleyen ve çizginin içindekileri belirlerken dıındakileri de iaret eden bir giriimdir. Bu maksatla, tanımlayanın, belirlemi de oluyor olması, doal olarak belirleyenin de muktedir olmasına neden olmaktadır. Kendi kaderini tayin, kendini tanımlama hakkı üzerindeki mücadeleyle balar cümlesi bakaları tarafından tanımlanmanın nedenini açıklar niteliktedir (Aktay, 2003. 64; Ecevitolu, 2011: 153; Ecevitolu ve Yalçınkaya, 2013: 71). Hâkim olan kültürün, alt kültür olarak tanımladıı dier azınlık kültürleri tanımak yerine tanımlıyor, benzetiriyor olması tam da bu nedenden olsa gerektir. Aleviliin bir din mi, mezhep mi, merep mi, yoksa kültürel bir kimlik mi olduu meselesi uzun süre tartıılmı bir konudur. Bu tartımaya da kesin bir yanıt bulmak ve bütün Alevileri bu çerçeve içerisinde deerlendirmek zor olsa gerektir. Alevi için din, Aleviliktir (Zelyut, 1998: 49), Alevilik slam daki Bâtınî bir mezhep deil, kendi baına bir inanç sistemidir (Bulut, 2011: 45) tarzındaki yaklaımlar sanki genel bir temayül gibi verilmekte ancak farklı etnik gruba balı olan aleviler, hatta farklı bölgeye mensup Alevilerin hepsinin aynı düünceye sahip olduklarını söylemek güçtür. Bu maksatla tek bir Alevilikten bahsetmek yerine farklı Aleviliklerin olduu söylemek daha doru olacaktır. Alevilii slam ın içinde görenler, hatta slam ın özü sayanlar olduu gibi, Alevilii slam dan tamamen farklı, slam dan daha önce ortaya çıkmı bir inanç sistemi olduunu kabul edenler de 81925 te tekke ve zaviyelerin kapatılması sonucu Bektailerin batılı düüncelere ve masonlua açılmı olduu ve kendi felsefesini yeniden yorumlamaya çalıtıı iddia edilmektedir. Bkz. Melikoff, (2011).

mevcuttur. Alevilie farklı öz bulmaya çalıanların yanı sıra Aleviliin senkretik bir yapıya sahip olduunu savunanlar da vardır. Eröz, Türklerin slam ı ran üzerinden aldıını ve ortaya çıkan yeni inanıın Alevilik olduunu ifade eder. Bu nedenle Eröz, Anadolu Aleviliinin dayandıı kaynakları üç temel üzere olduunu ifade etmitir. Bunlar, slam inancı, slam tasavvufu ve slam öncesi Türk töresidir. Kısaca Eröz, Anadolu Aleviliinin, slam inancı ve eski Türk inançlarının sentezi olduunu iddia etmektedir. Cem ayinleri, kadınlı erkekli ibadetler ve alkol gibi Alevilikte bulunan eyler Eröze göre, eski Türk halk inançlarının devamı niteliindedir (Eröz, 1976: 147-174). Türkdoan, Türklerin Müslümanlıı daha en baından kabul ederken bir birlik ve beraberlik içinde olmadıklarını, Ouzların yerleik Müslümanlar olduunu ancak yerleik olmayan bir göçebe Türkmen 9 grubunun da olduunu ifade etmektedir. Bu Türkmen kavramı hem yerleik olan Müslüman gruptan hem de göçebe olup Müslüman olmayan gruplardan bunları ayırmak için kullanılmaktadır. Türkdoan, ran iiliinin yerleik olan Müslümanlar üzerinde olmasa da yerleik olmayan Türkmenler üzerinde etkili olmu olabileceini ifade etmektedir. Yani Türkdoana göre, Anadolu Aleviliiyle iilik arasında yakın bir iliki vardır ve alevi kimliinin belirlenmesinde Türklerin ia öretisiyle olan ilikilerinin aydınlatılması önemlidir (Türkdoan, 2006: 389-392). Ancak, her nasıl olursa olsun ortaya çıkan Anadolu Alevilii homojen bir yapılanma olarak karımıza çıkmamaktadır. Bunun nedeni, Aleviliin ifahi bir özellie sahip olmasında aranabilir. Ancak, 1990 sonrası bir dirili yaayan Alevilik üzerine haddinden fazla yazılıp çizildii bir gerçektir. Oluturulan bu yazılı kültür, yazılı olmayan bir kültürden her alevi grubunun istedii ekilde bir öz bulma yöntemine dönümütür. Son dönem yazılı kültürle birlikte gözlemlenen farklılamalar aslında bazı nedenlerden dolayı farklılaan Aleviliin bir yansımasıdır. nanç ve uygulamalarından ötürü toplu acı çekme miti üzerinden bir kimlik oluturma noktasında benzeseler de nerdeyse bu trajedi dıında ortak yönlerini bulunmamaktadır. Bu maksatla oluturulmak yeni bir ortak ve yazılı kültür Osmanlı baskısı na dayanan kolektif hatıra ve hatıraların yeniden canlandırılması, üzerine yazılı eserler yoluyla popüler hale getirilmeye ve yeni bir kimlik oluturulmaya çalıılmaktadır (Subaı, 2010: 201). Tarihi açıdan özellikle Yavuz-ah smail olaylarında yaananlar neticesinde ötekiletirilen Alevilik acı ve korkuyla anılır olmutur. Cumhuriyet döneminde Özellikle 90 larda ortaya çıkan Gazi, Çorum ve Sivas Madımak olayları sonucunda da Alevilerin kendilerini tanımlaması tekrardan acı ve trajedi üzerinden olumaya balamıtır. 10 Alevi kimliinin tanımlanmasındaki toplumsal boyut, genellikle ezilmilik ve baskı altında yaamak biçiminde dile getirilmektedir (Bulut, 2011: 49; Subaı, 2010). Bu maksatla, otaya çıkan bu yeni alevi hareketinin kendisini düünsel ve inançsal bakımdan Sünni karıtlıı üzerinden konumlandırmakta olduu ve motivasyonunu asimilasyon korkusu üzerinden aldıı söylenebilir. Özellikle alevi politik hareketin Sünni slamcılıın yükseliine bir tepki olarak gelitii açıktır (Çakır, 2010: 87; Vorhoff, 2010: 49). Günümüzde Alevilie dair Sünni taraftan gelen her türlü fikir ve faaliyetin aleviler tarafından tepkiyle karılanmasının balıca nedeni Sünni karıtlıı olsa gerektir. Alevilerin nanç merkezli grupları cemevi yapılması, cemevine ibadet statüsü verilmesi, dedelerine maa balanması yönünde talepte bulunurlarken, kimlik merkezli gruplar devletin Alevi si olmayacaız diyerek devlet eliyle gelebilecek her türlü yaklaıma karı çıkmaktadırlar. 11 Bu ayrım ehirlemeyle birlikte örgütlenen Alevilerin örgütsel bazda da ayrılmasıyla sonuçlanmıtır. Özellikle Cem Vakfı ve taraftarları Alevilii slam dini (Allah inancı, Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt sevgisi) çerçevesinde tanımlama eilimindedir ve diyanette Alevilerinde temsil edilmesi yönünde çalımalarda bulunmaktadır. Ancak, Pir sultan Abdal Dernei, Pir Sultan Abdal Kültür ve Eitim Vakfı gibi birkaç dernek ve vakıf da Alevilii slam ın dıında kendi baına bir yaam biçimi olarak tanımlamaktadırlar (Bee, 2013: 21). Bunlarla birlikte stanbul merkezli Dünya Ehl-i Beyt Vakfı da üçüncü bir ayrım olarak Alevilii slam ın özü olarak tanımlar ve ii yanlısı bir tavır sergiler. 9 Türkmen olarak ifade edilen grubun slam anlayıı Volk-slam dır. 10 Cumhuriyet döneminde Aleviler tarafından kabul edilen Alevilere karı yapılmı zulümler: 6 Mart 1921-20 Haziran 1921 Koçgiri Soykırımı, 4 Mayıs 1937/1938 Dersim Soykırımı, 1937 Alier ve Zarife Ana (Dersim), 15/17 Kasım 1937 Pir Seyit Rıza (Elazı... Buday Pazarı Meydanı), 6 Austos 1938 Zine Gedii Katliamı (Dersim, Erzincan arası... 95 kii kuruna dizilir), 2 Haziran 1966 Ortaca (Mula) Saldırısı, 1968 Hekimhan (Malatya) Saldırısı, 11 Haziran 1967 Mara/Elbistan Saldırısı... (Mahsuni erif Konseri Sonrasında), 1 Mart 1971 Hatay/Kırıkhan Saldırısı, 18 Nisan 1978 Malatya Katliamı, 4 Eylül 1978 Sivas Katliamı, 19/24 Aralık 1978 Mara Katliamı, 3-4 Temmuz 1980 Çorum Katliamı, 12 Eylül 1980 Kenan Everen Askeri Faizminin katliamı2 Temmuz 1993 Madımak/Sivas Katliamı, 12 Mart 1995 Gazi/stanbul Katliamı, 14/15 Mart 1995 Ümraniye/stanbul Katliamı. 11Ankara nın Mamak ilçesi Tuzluçayır semtinde yapılmak istenen Cami-Cemevi projesine bazı alevi gruplarca tepki gösterilmi ve olaylar çıkmıtır.

Özellikle kimlik merkezli oluturulan alevi vakıf, dernek ve yardımlama kuruluları geleneksel çevrede olmayan yani inanç merkezli olmayan birlikteliin yeni bir eklinin temsili olmaktadırlar. Son dönemlerde hükümet tarafından gerçekletirilen çalıtaylar sonucunda ortaya çıkan önemli sonuçlardan bir tanesi açılım sürecinde kimlik Alevilii ni temsil eden sol eilimli dernek ve vakıf yöneticilerinden ziyade inanç Alevilii ni temsil eden Dede ve Babaların muhatap alınması eklindedir. Bu türden bir sonuca varma nedenleri olarak, Alevilerin temayüllerinin genelde Aleviliin slam olduu yönündeki kanaattir. Alevilik çalıtaylarında ortaya konan manzara, Alevilii slam ın içinde sayan savı destekler niteliktedir: Alevilik, baskın özellii Hz. Muhammed ve ailesine, özellikle de Hz. Ali ve soyuna derin bir sevgi ve saygıyla balı olan ve Sünni olmayan Anadolu Müslümanlarının yol, adap ve erkânlarını ifade etmektedir (Alevi Çalıtayları Nihai Rapor, 2010: 39). Buradan yola çıkarak iki tür Aleviliin öne çıktıı söylenebilir: Birincisi sol eilimli dernek ve vakıfların istedii kimlik Alevilii, kincisi ise, Dede ve Babaların istedii inanç Alevilii. Her ne kadar böyle bir sonuca ulaılmı olsa da bu türden ayrımların pek salıklı olmayacaı bir gerçektir. Bu türden bir ayrım kültürün ve kimliin olumasında dinin rolünün göz kaçırılmasına neden olabilir. Ancak, öyle bir gerçek var ki birçok alevi, kendilerini inancı gerei alevi olarak görmezken kendini tanımlarken aleviyim diyebilmektedir. Bu sonucunda, Ateist Alevi, Ali siz Alevi, Sosyalist Alevi ya da buna benzer birçok tanımlamayla karılaabilirsiniz. Yapılan çalıtayların yanı sıra Alevilere yönelik devlet eliyle yapılan farklı çalımalarda mevcuttur. Türkiye de alevi çalıtaylarından önce Ekim 2004 te Babakanlık nsan Hakları Danıma Kurulu Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalıma Grubu tarafından hazırlanan rapor, Türkiye de yeni bir tartımaya neden olmutur. Türkiye nin uzun zamandır tartıtıı Kürt meselesinden sonra bu raporla birlikte bir de Aleviliin kültürel çoulculuk tartımaları arasına girmesine neden olmutur. Alevilerin bir farklılık barındırdıkları gerçei genel bir kabul olarak bilinse de bir azınlık hakları raporuna devlet eliyle alınıyor olması farklı tartımalara neden olmutur. Deiik kesimlerden gelen tepkiler nedeniyle Babakanlık tarafından hazırlatıldıı söylenen bu rapor Babakanlık nsan Hakları Danıma Kurulu sitesindeki raporlar arasında yer al(a)mamı ve hükümet tarafından sahiplenilmemitir. Bu rapora dair deiik kesimlerden eletiriler gelmi ve rapor hakkında kitaplar, makaleler kaleme alınmıtır. Raporun kamuoyuna sunulması ve daha sonraki süreçte gerçekleen tartımalar, Türkiye de çokkültürcülüün bir siyasi politika olarak uygulanıp uygulanmamasından daha çok olgusal boyutta bir çokkültürlü toplum olup olmadıımız konusunda yapılması gerektiini göstermektedir. Rapora dair u yaklaımlar tartımaların hangi düzeyde olduunu göstermesi açısından manidardır: Bu rapor, bir gaflet ve ihanet belgesidir. Bu komisyonu toplayanlar, kendi niyet ve hedeflerini komisyon üyelerine ihale etmilerse tarihin hükmünden nasiplerini alacaklardır (Güner, 2005: 130). Aynı rapor eksenli, Türkiye de Dil Farklılıı Dıında Etnik Azınlık Yok isimli makalesinde Tadelen, Türkiye de olan en belirgin farklılıın ana dil farklılıı olduunu belirtmi ve bunun dıında olan farklılıkları folklorik olarak ifade etmitir (Tadelen, 2005: 157). Tartımalardan da anlaılacaı üzere Alevilik için azınlık kavramının kullanılması ve bunun devlet eliyle yapılıyor olması çok ciddi eletirilere tabi tutulmutur. Sonuç Yerine Modern ulus-devlet olma yolunda hareket eden cumhuriyetin tek ulus, tek kimlik politikaları çerçevesinde bir kimliklendirme projesinin sonucu farklı kimliklerin baskı altında olduu bir gerçektir. 1990 sonrasında yaan demokratik gelimeler, dünyada yaanan postmodern dalga gibi nedenler neticesinde kimlik hareketlerindeki canlılık Türkiye üzerinde de etkisini göstermi ve Alevilikte bundan nasibi almak durumunda kalmıtır. Göç ve kentlemenin burada çok ciddi bir etkisinin olduu bilinmelidir. Tarihsel süreç içinde yaanan siyasi ve sosyal olaylar sonucunda tezahür etmi Alevilik meselesi, 1990 yılların sonunda tekrardan gündeme gelmi ama bu kez teolojik bir arayı yerine siyasi ve kültürel bir mecraya kaymıtır. Alevilie dair aranan çözümlerde doal olarak siyasi odakların konusu haline gelmitir. Batıda kimlik hareketlerine bir çözüm olarak sunulan çokkültürcülük politikalarının bir kimlik hareketi olarak ortaya çıkan Alevilik meselesine çözüp olup olamayacaı da tartıılan konular arasındadır. Ancak, çokkültürcülüün merkezi olan Batıda, bu kavram, çok daha geni anlamlar ve farklı amaçlar kapsıyor olmasına ramen, Türkiye de etnisite ve din merkezli olarak gündeme gelmitir. Özellikle 1980 sonrası ortaya çıkan çatımalar ve 1990 sonrası gerçekleen Alevî uyanıı sonrasında, kültürel çoulculuun bu alana sıkıtıı söylenebilir. Ancak, daha yakın zamanda göçlerle olumu ülkelerin birlikte yaama adına ortaya attıkları bir politika olan çokkültürcülüün uzun yıllar boyunca aynı kaderi paylaan topluluklar için (Türkiye özelinde de) gündeme gelmesi sosyolojik temeli olmayan teorik bir tartıma olarak görülmektedir.

Kültürel çeitliliin temel nedenleri olarak sayılan küreselleme ve dı göçün çok az etkiledii Türkiye de, kültürel çeitlilie dair batıda üretilmi kuram ve kavramların yerli yerine oturmadıı birçok kez tecrübe edilmitir. Bu maksatla birlikte yaama adına üretilecek kavram ve kuramların bize özgü olması, bizim toplumumuzun tarihselliini ve kültürelliini taıması açısından önem arz edecektir. Hem toplumun selameti hem de birlikte yaayabilmenin yollarının kendi içimizde aranması, bize özgünlüün en önemli ayaı olsa gerektir. Alevilerin Türkiye de kültürel bir çeitlilik barındırdıkları muhakkaktır. Ancak aleviler tarafından talep edilen hakların, çokkültürcülük politikası çerçevesinde deerlendirilmesinin üzerinde düünülmesi gereken bir konu olduu gerçektir. 2004 yılında çıkan Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalıma Grubu raporu, bu konuda kamuoyunda ses getiren tartımalara neden olmutur. Alevilerin azınlık statüsünde deerlendirilmesi, Türkiyelilik gibi konular kamuoyunda sıcak tartımaların nedeni olarak sayılabilir. Son dönem, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti zamanında yapılan çalımalar (Açılım politikaları, Alevi çalıtayları, Demokratikleeme paketi vs.) bir çokkültürcülük politikası olarak deerlendirilse de, 12 çalımaların içeriinin bir gruba ayrıcalık tanımaktan yana olmadıı aksine anayasal yurttalık temelli evrensel insan hakları çerçevesinde deerlendirilebilecei ifade edilebilir. Yani Alevilerin talep ettikleri ve onlara dair verildii söylenen ya da verilen haklar alevi oldukları için deil, yurtta oldukları için verilmektedir. Modern ulus-devlet olma yolunda baından beri kimlik problemleriyle karı karıya kalan Türkiye de kimlik problemlerinin birçok alanda yaandıı görülmektedir. slamcılıın yükselie geçii, Kürt hareketindeki çatımalar ve Alevilik bunların öne çıkanlarıdır. Yani bu tür tartımalar Türkiye için yenidir ve Alevici hareketin taleplerine bakıldıında çokkültürcü politikanın içerisinde düünülmesi zor gibi durmaktadır. Buradan da yola çıkarak, Türkiye de bu maksatlı yapılan tartımaların çokkültürcülüün bir politika olarak uygulanıp uygulanmasından daha çok, olgusal boyutta bir çokkültürlü toplum olup olmadıımız noktasında olması gerektii eklindeki açıklamalara katılmak gerekir. KAYNAKÇA AÇNR (2010), Alevi Çalıtayları Nihai Rapor, Ankara: T.C. Devlet Bakanlıı. AKTAY, Yasin (2003). Küreselleme ve Çokkültürlülük, Tezkire, Temmuz, S. 35, Kasım/Aralık, s. 55-81. ANIK, Mehmet (2012). Kimlik ve Çokkültürcülük Sosyolojisi, stanbul: Açılımkitap Yayınevi. BALI, Mazhar ve Ertan Özensel (2013). Çokkültürlü Vatandalık, Konya: Çizgi Yayınevi. BEE, Ahmet (2013). Alevi Toplumsal Kimlii Tartımaları Üzerine Yaklaımlar, Alevilik-Bektailik Aratırmaları Dergisi, S. 8, s. 17-34. BULUT, Faik (2011). Ali siz Alevilik, stanbul: Berfin Yayınları. CAN, slam (2013), Çokkültürlülük Tartımaları Iıında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) nin Çokkültürlü Politikalarını Anlamaya Giri, II. Türkiye Lisansüstü Çalımalar Kongresi Bildiriler Kitabı I içinde, s. 115-132, Bursa. ÇAKIR, Ruen (2010). Politik Alevilik le Politik Sünnilik : Benzerlikler ve Zıtlıklar, Çev., Bilge Kurt Torun, Hayati Torun, Editörler: T. Olsson, E. Özdalga, C. Raudvere, stanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. DOYTCHEVA, Milena (2009). Çokkültürlülük, Çev., Tuba Akıncılar Onmu, stanbul: letiim Yayınları. ECEVTOLU, Pınar (2011). Alevilii Tanımlamanın Dayanılmaz Siyasal Cazibesi, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, Cilt 66, No. 3, s. 137-156. ESGN, Ali (2008). Anthony Giddens Sosyolojisi, Ankara: Anı Yayınları. ERÖZ, Mehmet (1976). Türkiye de Alevilik ve Bektailik, Ankara: Kültür Bakanlıı Yayınları. GLEASON, Phillip (2014). Kimlii Tanımlamak: Semantik Bir Tarih, Ed., Fırat Mollaer, Kimlik Politikaları-Tanınma, Özdelik ve Farklılık, Ankara: Dou Batı Yayınları. GRAY, John (2000). Liberalizmin ki Yüzü, Çev.: Koray Deirmenci, Ankara: Dost Kitabevi. GRGORADS, Loannis N. (2006). Political Participation of Turkey s Kurds and Alevis: A Challenge for Turkey s Democratic Consilidation, Southeast European Black Sea Studies, 6:4, p. 445-461. GÜNER, Agah O. (2005). Bir Kültürel Mensubiyetin Adı: Türkiye Cumhuriyeti, Çok Kültürlülük ve Türkiyelilik çinde, Ankara: Tek Aaç Yayınları. HABERMAS, Jürgen (2012). Öteki olmak, Öteki yle Yaamak-Siyaset Kuramı Yazıları, Çev: lknur Aka, stanbul: Yapı Kredi Yayınları. REM, Nazım (2004). Yanlı Giden Ne? Postmodernizm, Çokkültürcülük ve Avrupa da Yeni Irkçılık, Sivil Toplum, S: 5, s. 19-34. KYMLCKA, Will (1998). Çokkültürlü Yurttalık-Azınlık Haklarının Liberal Teorisi, Çev., Abdullah Yılmaz, stanbul: Ayrıntı Yayınları. MOLLAER, Fırat (2014). Kimlik: Can Alıcı Bir Mesele ve Banalleen Bir Kelime, Ed., Fırat Mollaer, Kimlik Politikaları-Tanınma, Özdelik ve Farklılık, Ankara: Dou Batı Yayınları. ONAT, Hasan (2009). Kimlik-Teoloji likisi Balamında Alevilik-Bektailikle lgili Kimlik Tartımaları Üzerine, Alevilik-Bektailik Aratırmaları Dergisi, S. 1, s. 18-31. ÖZENSEL, Ertan (2013). Dou Toplumlarında ve Türkiye de Birlikte Yaama Arayıı: Çokkültürlülük mü? Yoksa Yeni Bir Model mi?, Akademik ncelemeler Dergisi, Cilt: 8, S. 3, s. 1-18, Sakarya. 12 Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti tarafından yapılan çalımaların çokkültürlülük balamında deerlendirildii çalımalar için bkz. Özensel, 2013; Can, 2013.

ÖZÖNDER, Cihat (2005). Irk ve Etniklik Kavramları Hakkında, Çok Kültürlülük ve Türkiyelilik çinde, s. 100-108, Ankara: Tek Aaç Yayınları. PAREKH, Bhikhu (2002). Çokkültürlülüü Yeniden Düünmek, Çev., Bilge Tanrıseven, Ankara: Phoenix Yayınları. POLOMA, Margaret M. (2011). Çada Sosyoloji Kuramları, Çev. Hayriye Erba, Ankara: Palme Yayınları. ROCKEFELLER, Steven C. (1994), Comment, in Multiculturalism, Editor: Amy Gutmann, New Jersey: Prenceton Üniversty Press, p. 87-98, SAD, Edward (2010). Kültür ve Emperyalizm, Çev., Necmiye Alpay, stanbul: Hil Yayınları. AN, Mustafa K. (2006). Küreselleme Çaında Farklılık ve Çokkültürlülük Siyaseti, Avrupa Günlüü EUROAGENDA- 8, s. 299-335. TADELEN, H. Mustafa (2005). Türkiye de Dil Farklılıı Dıında Etnik Azınlık Yok!, Çok Kültürlülük ve Türkiyelilik kitabı çerisinde, Ankara: Tek Aaç Yayınları, TAYLOR, Charles (2010). Çokkültürcülük-Tanınma Siyaseti, Çev., Cem Aka, stanbul: Yapı Kredi Yayınları. TÜRK, Hüseyin ve Arif KALA (2014). Alevilikte Kimlik Sorununun Deerlendirilmesi ve Tartıılması, Alevilik-Bektailik Aratırmaları Dergisi, S. 9, s. 45-69. TÜRKDOAN, Orhan (2006), Alevi Bektai Kimlii, stanbul: Tima Yayınları, VATANDA, Celalettin (2002). Küreselleme Sürecinde Toplumsal Kimlikler ve Çokkültürlülük, stanbul: Deiim Yayınları. VORHOFF, Karın (2010). Türkiye de Alevilik ve Bektailikle lgili Akademik ve Gazetecilik Nitelikli Yayınlar, Çev., Bilge Kurt Torun, Hayati Torun, Editörler: T. Olsson, E. Özdalga, C. Raudvere, stanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. YAKIIR, A. N. (2009). Bir Modern Olgu Olarak Çokkültürlülük, Yayınlanmamı Yüksek Lisans Tezi, Konya. YELKEN, Ramazan (1999). Cemaatin Dönüüm-Geç Modern Dönemde Cemaat Sosyolojisi, Ankara: Vadi Yayınları. ZELYUT, Rıza (1998). Öz Kaynaklarına Göre Alevilik, stanbul: Yön Yayınları. ZZEK, Slovaj (2001). Çokkültürcülük Ya Da Çok Uluslu Kapitalizmin Kültürel Mantıı, Çev., Tuncay Birkan, Defter, S: 44, s. 145-175.