Kordomalar n Biyolojisi

Benzer belgeler
KAFA TABANI KORDOMALARI

MESANE TÜMÖRLERİNİN DOĞAL SEYRİ

SAĞ VE SOL KOLON YERLEŞİMLİ TÜMÖRLER: AYNI ORGANDA FARKLI PATOLOJİK BULGULAR VE MİKROSATELLİT İNSTABİLİTE DURUMU

BİRİNCİL KEMİK KANSERİ

Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi

Klasik Hodgkin Lenfoma Vakalarında PD-L1 Ekspresyonunun Sıklığı, EBV ile İlişkisi, Klinik ve Prognostik Önemi

Cerrahi Dışı Tedaviler

MEME PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM

OLGU. 57 yaşında Sağ memede son 10 ayda hızla büyüyen kitle

Kafa Tabanı Kordomaları

GLİAL TÜMÖRLERDE POSTOP GÖRÜNTÜLEME

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ

Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi

Dr. Fatma PAKSOY TÜRKÖZ Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ

TAKD olgu sunumları- 21 Kasım Dr Şebnem Batur Dr Büge ÖZ İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji AD

SEMİNOM-DIŞI TESTİS TÜMÖRLERİNİN TEDAVİSİNDE RADYOTERAPİ. Doç. Dr. Mert Saynak

Paratiroid Kanserinde Yönetim İzmir den Üç Merkezli Deneyim

KOLOREKTAL KANSERLERİN MOLEKÜLER SINIFLAMASI. Doç.Dr.Aytekin AKYOL Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı 23 Mart 2014

GENÇ MEME KANSERLİ HASTALARIN ÖZELLİKLERİ. Dr. Mutlu DOGAN Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği

PEDİATRİK TÜMÖRLERDE İKİNCİ SERİ IŞINLAMA Dr. Ahmet Dirier Gaziantep Üniversitesi

Abdominal Myomektomi Fertiliteyi Arttırıyor

İTF

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ

Serviks Kanserinde Fertilite Koruyucu Tedavi

Kemik metastazlarında reirradiasyon

DİFÜZ GLİAL TÜMÖRLER

İNVAZİV MESANE TÜMÖRLERİ. -Patoloji- Dilek Ertoy Baydar Hacettepe Ün. Patoloji AD

ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ

Kolorektal Adenokarsinomlarda Tümör Tomurcuklanmasının Kolonoskopik Biyopsi ve Rezeksiyon Materyalleri Arasındaki Uyumu

KOLOREKTAL KARSİNOMA VE ÖNCÜ LEZYONLARINDA MİKROSATELLİT İNSTABİLİTESİNİN İMMÜNHİSTOKİMYASAL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012

Tiroid Papiller Kanserde Güncel Kanıtlar ve Gerçekler. Kılavuzlara göre Ameliyat Stratejisi Değişti mi?

KÜRATİF TEDAVİ SONRASI PSA YÜKSELMESİNE NASIL YAKLAŞALIM? Doç. Dr. Bülent Akduman Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.D.

İKİNCİL KANSERLER. Dr Aziz Yazar Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD. Tıbbi Onkoloji BD. 23 Mart 2014, Antalya

KANSER EPİDEMİYOLOJİSİ VE KARSİNOGENEZ

28. Ulusal Patoloji Kongresi Çıkar İlişkisi Beyanı

Düşük Riskli Diferansiye Tiroid Kanserlerinde RAİ Tedavisi

Küçük renal kitlelerde aktif izlem

MİDE KANSERİNDE P53 EKSPRESYONUNUN PROGNOSTİK ÖNEMİ: META- ANALİZ

AKCİĞER TÜMÖRLERİNDE RE-İRRADYASYON. Prof. Dr. Mustafa Cengiz Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı

Safra Yolları Kanserlerinde SistemikTedaviler. Dr.M.Oktay TARHAN İzmir K.Ç.Ü. Atatürk E.A.H. Tıbbi Onkoloji Kliniği

TRİPLE NEGATİF MEME KANSERİNE YAKLAŞIM RADYOTERAPİ

ENDOMETRİAL HİPERPLAZİ VE KARSİNOMUNDA NÜKLEUS BOYUTUNUN KARŞILAŞTIRMALI MORFOMETRİK ANALİZİ. Dr. Ayşe Nur Uğur Kılınç. Dr.

En Etkili Kemoterapi İlacı Seçimine Yardımcı Olan Moleküler Genetik Test

Tiroidin en sık görülen benign tümörleri foliküler adenomlardır.

Dr Ercan KARAARSLAN Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi

Beyin ve Sinir Cerrahisi. (Nöroşirürji)

Vaka Eşliğinde Güncel Pratik Yaklaşım: Oligometastatik Meme Kanserine Yaklaşım. Prof. Dr. Feyyaz ÖZDEMİR K.T.Ü Tıbbi Onkoloji B.D.

Sternum korpusunda (en çok)

MEME KARSİNOMLARINDA GATA 3 EKSPRESYONU VE KLİNİKOPATOLOJİK PARAMETRELER İLE İLİŞKİSİ

Osteosarkom Tedavisinde Neoadjuvan Tedavi. Dr. Bülent Yalçın 5. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi, Mart 2014 Susesi Otel, Antalya

MULTİPL PLAZMASİTOMLA SEYREDEN PLAZMA HÜCRE HASTALIKLARINDA TEDAVİ YAKLAŞIMI

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Mide Kanseri Tanısı Olan Hastalarda Lenf Nodu Tutulum Oranı ve Sağkalım İlişkisi

Pediatrik kemik tümörlerinde radyolojik tanı

TTOD MEME KANSERİ GÜNCELLEME KURSU HAZİRAN 2015 İSTANBUL 08:25-08:30 Açılış 08:00-08:30 Pratiği değiştiren çalışmalar. (salonda kahvaltı ile)

Cerrahi: Hangi Hastalara Prof. Dr. Sertaç İşlekel

Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr.

Nörofibromatozis Tip 1 Tanılı Olguların Değerlendirilmesi: Tek Merkez Deneyimi

Adrenokortikal Karsinom Tek merkezin 10 yıllık deneyimi

PROSTAT KANSERİNDE YENİ DERECELENDİRME SİSTEMİ. Prof. Dr. Işın Kılıçaslan İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

PROF.DR. KADİR BAYKAL GATA HAYDARPAŞA EĞİTİM HASTANESİ ÜROLOJİ KLİNİĞİ

Santral Sinir Sistemi Rabdoid Teratoid Tümörü Radyoterapisi. Dr. Ayşe Hiçsönmez AÜTF Radyasyon Onkolojisi Nisan 2013

ANKARA MEME HASTALIKLARI DERNEĞİ BİLİMSEL TOPLANTISI

Merkezi Sinir Sistemi Tümörleri/Meningioma

MEME PATOLOJİSİ Slayt Semineri Oturum Başkanları: Dr. Osman ZEKİOĞLU - Dr. Gülnur GÜLER


Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni

ACİL CERRAHİ GİRİŞİM GEREKTİREN ENDOKRİN PATOLOJİLER: ERKEN TANI & HIZLI TEDAVİ

Merkel Hücreli Karsinom

Metastatik Prostat Kanserinde Tedavi. Dr. Deniz Tural Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji


Akciğer SBRT Planlama Ve Plan Değerlendirme. Fiz.Müh.Yağız Yedekçi Hacettepe Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D

ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİ TPOG ÇALIŞMA SONUÇLARI. Prof. Dr. Rejin KEBUDİ

Organa Sınırlı Prostat Kanserinde Aktif İzlem. Prof. Dr. Tarık Esen Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı

Yumuşak Doku Sarkomları ve Tedavi İlkeleri

Coğrafi temel yaklaşım farklılıkları

Düşük dereceli B-hücreli Hodgkin-dışı lenfomalardan oluşan olgu sunumları OLGU IV

KAFA TRAVMALI HASTALARDA GÖRÜNTÜLEMENİN TANI, TEDAVİ VE PROGNOZA KATKISI. Dr. Fatma Özlen İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi AD

TRAKEA CERRAHİSİNDE TEMEL PRENSİPLER

Prof. Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Cebinizdeki Görüntü Analizi. Ki67 Proliferasyon İndeksini Belirlemek İçin Pratik Ve Basit Uygulama. Dr. Haldun Umudum Ufuk Üniversitesi, Ankara

Differansiye tiroid kanserinin standart tedavisi cerrahi rezeksiyon, radyoaktif iyot ve TSH süpresyonudur. Rezidüel, yinelemeli ya da nod tutulumu

Anksiyete Bozukluklarında Genom Boyu Asosiyasyon Çalışmaları

Spinal Tumors. Başar Atalay M.D. Yeditepe University Faculty of Medicine Department of Neurosurgery. Tuesday, April 3, 12

Meme Olgu Sunumu. Gürdeniz Serin. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı. 3 Kasım Antalya

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU

Pediatrik Over Tümörleri Slayt Semineri

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı

Adenoid Kistik Karsinomlar. Dr. Murat Çaloğlu Trakya Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Radyasyon Onkolojisi Ab.D., Edirne

PLEVRAL MALİGN MESOTELYOMA: HİSTOPATOLOJİK TİP VE GİRİŞİMSEL TANI YÖNTEMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Transkript:

Nöro-Onkolojide Genetik Genetics in Neuro-Oncology Kordoma Biyolojisi Biology of Chordomas Kordomalar n Biyolojisi Dr. Necmettin PAM R Marmara Üniversitesi, T p Fakültesi, Nöroflirürji Anabilim Dal, stanbul Kordoma embriyonal notokorddan (chorda dorsalis) köken aldığı düşünülen, kafa tabanından sakruma kadar omurga boyunca yerleşen, yavaş büyüyen, invaziv, destrüktif, metastatik olabilen bir kemik tümörüdür. İlk olarak Luschka (1856) tarafından tanımlanmış ve 1857de Virchow ve 1858 de Müller in yazıları ile konfirme edilmiştir. İlk cerrahi rezeksiyon 1909 yılında Cushing tarafından gerçekleştirilmiştir. Cushing bu vaka hakkındaki düşüncelerini belirtirken tümörün suprasellar yerleşimine rağmen hipofizden köken almadığını belirtmiş ve hasta rekürrens nedeniyle kaybedilmiştir. Kordoma nadir bir tümördür. Farklı serilerde insidans %0.2 ile %6.15 arasında bildirilmiş olsa da, bugün için kabul gören kondrosarkomalarla birlikte tüm intrakranial tümörlerin %0.2 si ve tüm kafatabanı tümörlerinin %6 sını oluşturduğudur(11). Kordomların %32 si intrakranialdir, %30 gibi bir oranın ise kafa tabanında yerleşimli olduğu düşünülmektedir(11). Embriyonal notokordun artıklarından geliştiği düşüncesi daha ilk tanımlandığı 1857 de Virchow tarafından ortaya atılmıştır. Kordomların ekstraselüler matriks yapısı ve hücre farklılaşma şekilleri fetal chorda dorsalis i taklit eder. Notokordun hamartomatöz, non-neoplastik artıkları normal kişilerde görülür ve Echordosis physilaphora olarak isimlendirilir(12). 1956 monografında Zülch bu tümörlerin notorkordun kıkırdak tarafından çevrelenmediği anatomik lokalizasyonlarda görüldüğüne dikkat çekmiştir. Kafatabanındaki yerleşim yeri sfenooksipital sinkondrozdur. Schisano(19) ve Raffel in(16) 1982 yazılarında kafatabanındaki lokalizasyonların basisocciput (caudal klivus) ve basisphenoid (rostral klivus) olduğu belirtilmiştir. Tedavi edilmemiş kordomalarda semptomların başlamasından sonra ortalama sürvi 28 aydır. Dolayısı ile tanı alan semptomatik kordoma vakaları tedavi edilmelidir. Tüm kordoma vakalarında uygulanabilecek optimal bir tedavi yoktur. Cerrahi, radyoterapi ya da her ikisinin birlikte kullanımından sonra ortalama yaşam beklentisi 3.6-6.6 yıldır(10). Tedavi gerektiren tüm tümörler rekürrens gösterir. Buna rağmen kordomalar konusunda şimdiye kadar yapılan tüm çalışmalarda prognozları açısından birbirinden keskin sınırlarla ayrılan iki grup dikkat çekmiştir(10). Bunlardan ilki 3-5 yıl içerisinde mortal seyreden kötü prognozlu grup diğeri ise yavaş seyreden (ve normal yaşam beklentisi olan) iyi prognozlu gruptur. Bugüne kadar bir çok araştırıcı bu iki grubun karakteristiklerinin ne olduğunu araştırmıştır. Laws ın 2001 yazısında da dikkati çektiği gibi bu iki grup arasındaki fark tümörün intrensek biyolojisinden kaynaklanır(10). Peki o zaman bu davranışı belirleyen biyolojik özellik nedir? Yazımızın kalanında bu konuda tıp literatüründeki birikimi sunacağız. Tümör davranışını anlamak için biz analizimizi farklı konularda yoğunlaştırdık ve 5 farklı alandaki özellikleri inceleyerek iki farklı prognostik grup arasıdaki muhtemel farkları inceledik. Bu 5 analiz alanı tanısal yöntemler (Radyoloji), Tümör Davranışı (Klinik davranış analizi), Fenotip (Patoloji), İmmünotip (İmmünohistokimya) ve Genotip (Genetik-Moleküler biyoloji) oldu. Tanısal yöntemler (Radyoloji) Literatürde yer alan kordomalarla ilgili klinikradyolojik çalışmalar bu tümörlerin direkt grafi - bilgisayarlı tomografi ve MRI incelemelerindeki tipik özelliklerini belirlemek amaçlıydı. Bu çalışmalarda da görülebileceği gibi kafa tabanı 6

kondroid tümörlerinin kordoma-kondrosarkoma bu bölgede yerleşimli diğer tümörlerden ayrımı hemen her vakada kolaylıkla yapılabilmektedir (17). Ayırıcı tanıda yer alan meningiomlar, invaziv hipofiz adenomları, plazmositomlar, metastatik tümörler, sfenoid sinus karsinomları, nazofaringeal karsinom, lenfoma ve (pediatrik vakalarda) rabdomiyosarkom gibi tümöral oluşumlar ve histiositoz, granülomatöz hastalıklar, kıkırdağımsı tümörlerden günümüz nöro-radyolojik yöntemleri kullanılarak güvenilirlikle ayrılabilmektedir. Fakat kordomaların farklı bir prognoz taşıyan kondroid alt tipi ya da kondrosarkomlardan ayrımını sağlayabilecek güvenilir bir bulgu yoktur. Literatürde kordomalar ve kondrosarkomaların birbirinden ayrımının yapılabileceğini ortaya atan araştırıcılar oldu. İddia edildiğine göre kordomalar orta hatta klivus çevresinde yerleşmekte, buna karşılık kondrosarkomlar paramedian yerleşimli idi ve petröz kemik içinde görülmekteydiler(5, 6, 9, 18, 21). Fakat kendi klinik vakalarımızın analizinden saptadığımız her iki tümörün de, her iki lokalizasyonda sıklıkla bulunduğuydu. Diğer araştırmacılar ise T2 ağırlıklı incelemelerde görülen şiddetli hiperintens odakların patolojide izlenen kıkırdak adacıklarını gösterdiğini ve böylelikle kondroid kordomaların diğerlerinden ayrılabileceğini ortaya attılar(22). Biz literatürde bildirilmiş ve bildirilmemiş olan ve potansiyel olarak kafa tabanı kıkırdağımsı tümörleri arasında ayrım yapılabilmesini sağlayacak görüntüleme özelliklerini belirlemek amaçlı 42 vakayı inceledik. İncelenen özellikler belirlenen 18 farklı kafa tabanı anatomik oluşumu içinde lokalizasyon, invazyon, BT bulguları(dansite, kemik invazyon paterni, kontrast tutulumu, kalsifikasyon), MRI bulguları (T1W/T2W/PD/FLAIR ve diffusion incelemelerinde dansite, homojenite, kontrast tutulumu, reaktif değişiklikler), MRA bulguları (vasküler deplasman, daralma) ve DSA bulguları (tümör boyanması, vasküler itilme, daralma)idi. Analizimiz sonucunda bu tümörlerin birbirinden ayrılmasını sağlayacak güvenilir bir parametre olmadığı sonucuna vardık. Tümör Davranışı (Klinik davranış analizi) Kordomaların klinik davranışları ile ilgili bu güne kadarki bilgi birikimini kısaca özetlemek gerekirse:cerrahi ve radyoterapinin eklenmesi ortalama yaşam beklentisini uzatır. Daha yüksek oranda eksizyon daha uzun hayatta kalım sağlar(7).genç yaş tek iyi prognostik faktördür(7). Genç hastalar agresif cerrahiden daha çok yarar görürler(7). Konvansiyonel fraksiyone radyoterapi ile anlamlı progresyonsuz ya da genel sürvi sonuçları elde etmek mümkün değildir(2). Daha yüksek dozlar kullanıldığında sonuçlar iyileşir(1). Gamma-Knife ışın-cerrahisi küçük kordomalar için efektif bir tedavidir(14) Bu güne kadar denenen kemoterapi protokollerinin kordoma üzerinde etkisi yoktur(20) Bu konudaki bulguları sorgulayabilmek için 1986-2004 yılları arasında kliniğimizde tedavi edilen kordomaların bir analizini yaptık. Kliniğimizin bu konudaki öncül sonuçlarını içeren 26 vakalık bir analiz daha önce literatürde yer almıştı(15).yeni eklenen vakaları da içerecek şekilde 42 hastayı incelediğimizde şu sonuçlara vardık: Kordoma hastalarının hayatta kalım süresi tümör biyolojisi tarafından belirlenir. Cerrahi yaklaşım yöntemi prognozu etkilemez fakat rezeksiyonun miktarı yaklaşım yöntemi ile ilişkilidir. Kafa tabanı yaklaşımları daha yüksek oranda rezeksiyona imkan tanır. Kliniğimizde kullanılan kordoma tedavi protokolü bu bilgi birikiminin ışığında tekrar şekillendirilmiştir(15). Fenotip (Patoloji) Işık mikroskobunda incelendiklerinde kordomalar içlerinde berrak görünüm veren pas pozitif glikozaminoglikanlar bulunan (fizaliferoz) hücrelerden oluşurlar. Tümör hücreleri ekstraselüler matriks içinde lobüler bir düzenlenme gösterirler. Lokal kıkırdak adacıklarına da rastlanır. Kordomalar ve kondrosarkomlar birbirleriyle karışabilir. Bu ayrımın kesinleştirilmesi ancak immunhistokimya incelemeleri sonucunda sağlanabilmektedir. Kordomalar epitelial özellikler taşırlar ve gerek konvansiyonel boyalar ve mikroskopi, gerek elektron mikroskopisinde gerekse immünhistokimyasal olarak bu özellikleri barındırırlar. Konvansiyonel mikroskopideki atipik epitelial markerler, elektron mikroskopisindeki dezmozomlar ve basit hücre junctionlarının varlığı, immünhistokimyasal olarak gösterilebilen EMA ve epitelial sitokeratinler bu özelliklerdir. Buna karşılık kondrosarkomlar epitelial işaret taşımazlar ve S100 ekspresyonu gösterirler. Ayrım konusunda asıl zorluğu yaratan net bir diferensiasyon göstermeyen tümörlerdir. Heffelfinger ve ark. (8) kordomaların histolojisi konusunda 1973 yılında yaptıkları çalışmasında, kıkırdak adacıkları içeren tümörleri kondroid 7

kordoma olarak adlandırdılar ve ayrı bir alt gurup olarak incelediler. Hasta serilerinde yaptıkları incelemelerde, bu alt grubun daha iyi bir sürviye ve daha düşük bir rekürrens oranına sahip olduğunu gösterdiler. Buna karşın Mitchell ve Scheithauer 41 hasta üzerinde yaptıkları retrospektif çalışmada klasik kordomalar, kondrosarkomalar ve kondroid kordomalar arasında prognoz açısından istatistiksel olarak anlamlı farklar bulamadılar(13) ve Heffelfinger tarafından rapor edilen farkın kondroid kordoma grubunun daha genç olmasından kaynaklanabileceğini ortaya attılar(13). İmmünotip (İmmünohistokimya) Kondroid kordomaların klasik kordoma ve kondro sarkomalarla benzeşim göstermesi, bu tümör grubunun her iki patolojinin bir alt tipi olabileceğine dair spekülasyonların oluşmasına yol açtı. Bu konuya biraz olsun berraklık getiren yayınlardan biri, Gottschalk ve ark. 2001 tarihli çalışmalarıdır. Bu çalışmada, klasik kordomalar, kondroid kordomalarda kordoid alanlar ve fetal korda dorsalisin, moleküler biyolojik yöntemler kullanarak ekstraselüler matriks yapısı bakımından birbirlerine benzedikleri gösterildi. Buna karşılık, kondroid kordomalardaki kondroid bölgeler Kollajen II ekspresyonu ile Pediatrik nukleus pulpozusu taklit etmekteydi. Kondrosarkomlar ise, tamamen farklı bir paterne sahipti. Kordomalarda histopatolojik olarak kıkırdak gösterilemese de, Kollajen II ekspresyonunun varlığı bu tümörlerin büyük kısmının kondrojenik potansiyele sahip olduklarını düşündürmekteydi. Dolayısı ile kondroid kordomaların, kordomaların bir alt tipi olarak kabul edilmesi anlamlı idi. Hücrelerarası adezyon moleküllerinin ekspresyonu (NCAM, VCAM-1, CD44, N-Cadherin, B-Cathenin) da fetal notokordu taklit eder. Kordomaların kafatabanında invaziv bir şekilde büyümeleri bu tümörlerin ekstraselüler matriksi yıkan proteazlar salıyor olabileceklerini akla getirir. Gerçekten de osteoklastlardaki ana kemik yıkıcı ekzo-enzim olan Katepsin K nın hem imünohistokimya, hem de RT-PCR teknikleri ile kordomalar ve kondorsarkomların bir kısmında aktif olduğu gösterildi. Aynı enzim fetal korda dorsaliste bulunmamaktaydı. Immünohistokimya bulguları tanısal açıdan yadsınamayacak kadar büyük bir değere sahip olmasına karşın prognostik açıdan anlamlılığı konusunda çalışma azdır. İlk akla gelen tümörün hızlı büyümesinin bir agresivite göstergesi olacağıdır. Dolayısıyla prognozla ilişkilendirilmeye çalışılan ilk parametreler hücre siklusu ve çoğalması ile ilgili olanlarıdır. MIB-I, p53 ve cyclin-d1 ekspresyonları kordomalarda önemli rekürrens göstergeleridir. Bizim kliniğimiz daha önce de bahsettiğimiz iyi ve kötü prognozlu gruplar arasındaki potansiyel farklılıkları araştırmak amaçlı olarak 14 hastaya ait örnekleri immünhistokimyasal yöntemlerle büyüme faktörleri ve ekstraselüler matriks proteinleri açısından inceledik(4). İncelediğimiz büyüme faktörleri TGF-α, β-fgf, VEGF; incelediğimiz yapısal proteinler ise Kollajen 3, Kollajen 4 ve fibronektindi. Sonuç olarak ulaşılan bulgular bfgf ekspresyonunun kordomalarda agresif davranışla korele olduğunu göstermekteydi. Bu molekül tümör hücresi ile ekstraselüler matriks etkileşiminde rol alabiliyor olabilir. TGF-alpha ekspresyonu da kordomalarda agresif davranışla korele idi. VEGF ekspresyonunun çok düşük bulunması kordomalarda anjiyogenezin anlamlı düzeylerde olmadığını düşündürmekteydi. Benign seyirli ve agresif gruplar karşılaştırıldığında ekstraselüler matriks yapı taşları açısından bir fark rastlanmadı. Genotip (Genetik-Moleküler biyoloji) Kordomlardaki genetik çalışmalar ilk olarak bu tümörlerin kalıtılabileceğinin gösterilmesi ile başladı. 1958 yılında metastatik sakrokoksigeal kordoma ile başvuran bir abla-kardeş olgusu bildirildi. Ailesel vakaların genetik analizinde Stepanek otozomal dominant bir kalıtım paternine rastlandı. Genetik çalışmaları LOH analizleri izledi. Daha sonra yürütülen tüm genom linkage-analizi ile bu aynı ailedeki defekt Kelley ve ark. tarafından 7q33 e lokalize edildi. Rekürren ailesel kordomada 1p delesyonu (1p36) gösterildikten sonra Miozzo tarafından bu 1p36 lokusunda bir tümör supresör geni varlığı kanıtlandı. 27 vakada yapılan LOH analizi ile defekt 1p36.13 lokusuna lokalize edildi. Bu bölgede CASP9, EPH2A ve DVL1 tümör supresör genleri bulunmakta idi. Kordomalardaki sitogenetik bozuklukların genomun hangi bölgelerinde yoğunlaştığını araştırmak amacıyla yapılan çalışmalar da literatürde bildirilmiştir. Comparative Genomic Hybridization analizi kullanılarak 13 hastada 16 tümör örneğinin incelenmesi sonucunda 3p ve 1p de 8

sıklıkla kayıp, 7q, 20q, 5q ve 12q da sıklıkla kazanç izlemiştir. Daha önce bahsettiğimiz Mitchell ve Scheithauer in 1993 tarihli yazısında[13] 14 klasik ve 16 kondroid kordoma hastasında flow cytometry ile ploidi analizi bildirilmiştir. Colli ve Al-Mefty nin 2001 yılında yayınlanan 2 klasik ve 5 kondorid kordoma hastasındaki flow cytometry ile ploidi analizi ve 11 klasik, 3 kondroid kordoma ve 4 kondrosarkoma vakasında karyotip analizi çalışması ile bir arada ele alındığında şu sonuçlar çıkmaktadır(3). Klasik, kondorid kordoma ya da kondrosarkoma vakaları arasında anormal karyotip sıklığı açısından fark gösterilememiştir. Klasik ve kondroid kordomalar aynı oranda diploidi ve tetraploidi gösterirler. Kondrosarkom ya da kondroid kordomaların hiçbirinde anöploidiye rastlanmamıştır. Diploid and anöploid tümörlerin klinik prognozları ya da rekürrans oranları arasında fark yoktur. Colli ve Al-Mefty nin gösterdiği bir önemli bulgu ise, anormal karyotip varlığında rekürrens oranlarının daha yüksek olduğudur. Kordoma karsinogenezine yönelik iki çalışma tümör supresör genlerini incelemiştir. Lee-Jones ve ark. tüberoz skleroz hastasında sakrokoksigeal kordoma gelişimini TSC-1, TSC-2 tümör supresör genleri ile ilişkilendirdiler. Retinoblastoma(Rb) geninin RFLP ile LOH analizini yapan Eisenberg ve ark. 2 agresif kordomada heterozigosite kaybı saptadılar. Buna karşılık kondrosarkomlarda heteroziosite kaybı bildirilmemiştir. Pallini ve ark. 2003 yılındaki yayınlarında Kordomalarda telomeraz enziminin aktiflenmesi güvenilir bir prognoz göstergesi olduğunu göstermişlerdir. Kliniğimizde halen yürütülmekte olan bir çalışmada, biz kafa tabanı kordoma vakalarında bu defektler ne sıklıkla bulunduğunu ve zaman içinde artan kümülatif bir genomik instabilitenin var olup olmadığını sınamaya çalıştık. 7 kafa tabanı kordoma vakasından elde edilen 7 primer tümör örneği ve aynı hastalardan 11 rekürren tümör örneği üzerinde 8 farklı probla FISH analizi çalışıldı. Öncül sonuçlarımız sporadik kordomalarda bulunduğu bildirilen 1q25 lokusunda artan genomik instabilite saptandı. Kordoma vakalarının bir kısmında da 17p13.1 delesyonları görüldü. Sonuç Kordomaların biyolojisi konusundaki bilgileri özetlemek gerekirse: Radyolojik incelemeler kordoma, kondroid kordoma ve kondrosarkomu birbirinden güvenilir şekilde ayıramaz. Kordomaların tedavisinde cerrahi primer tedavi yöntemidir. Cerrahi radikal rezeksiyon amaçlamalıdır, çünkü daha yüksek rezeksiyon daha uzun hayatta kalım ile koreledir. Kafa tabanı cerrahisi daha yüksek rezeksiyon oranlarını mümkün kılar. Histopatolojik olarak kordoma ve kondrosarkoma karışabilir. Kordomaların immunofenotipi kendine özgüdür. İmmünohistokimyasal bulgular kordomaların notokord orjinli oldukları savını destekler. Kordomalarda şimdiye kadar gösterilmiş olan sitogenetik bozukluklar kondrosarkomlardakinden farklıdır. Bu sitogenetik bozukluklar prognozla korele değildir. KAYNAKLAR 1. Austin-Seymour M, Munzenrider J, Goitein M, Verhey L, Urie M, Gentry R, Birnbaum S, Ruotolo D, McManus P, Skates S, ve diğerleri: Fractionated proton radiation therapy of chordoma and low-grade chondrosarcoma of the base of the skull. J Neurosurg 70: 13-17, 1989 2. Catton C, O'Sullivan B, Bell R, Laperriere N, Cummings B, Fornasier V, Wunder J: Chordoma: long-term follow-up after radical photon irradiation. Radiother Oncol 41: 67-72, 1996 3. Colli BO, Al-Mefty O: Chordomas of the skull base: follow-up review and prognostic factors. Neurosurg Focus 10: Article1, 2001 4. Deniz ML, Kilic T, Almaata I, Kurtkaya O, Sav A, Pamir MN: Expression of growth factors and structural proteins in chordomas: basic fibroblast growth factor, transforming growth factor alpha, and fibronectin are correlated with recurrence. Neurosurgery 51: 753-760; discussion 760, 2002 5. Doucet V, Peretti-Viton P, Figarella-Branger D, Manera L, Salamon G: MRI of intracranial chordomas. Extent of tumour and contrast enhancement: criteria for differential diagnosis. Neuroradiology 39: 571-576, 1997 6. Erdem E, Angtuaco EC, Van Hemert R, Park JS, Al-Mefty O: Comprehensive review of intracranial chordoma. Radiographics 23: 995-1009, 2003 7. Forsyth PA, Cascino TL, Shaw EG, Scheithauer BW, O'Fallon JR, Dozier JC, Piepgras DG: Intracranial chordomas: a clinicopathological and prognostic study of 51 cases. J Neurosurg 78: 741-747, 1993 8. Heffelfinger MJ, Dahlin DC, MacCarty CS, Beabout JW: Chordomas and cartilaginous tumors at the skull base. Cancer 32: 410-420, 1973 9. Larson TC, 3rd, Houser OW, Laws ER, Jr: Imaging of cranial chordomas. Mayo Clin Proc 62: 886-893, 1987 10. Laws ER, Jr: Skull base chordomas: overview of disease, management options, and outcome. Neurosurg Focus 10 (3): Article 12, 2001 9

11. McMaster ML, Goldstein AM, Bromley CM, Ishibe N, Parry DM: Chordoma: incidence and survival patterns in the United States, 1973-1995. Cancer Causes Control 12: 1-11,2001 12. Mehnert F, Beschorner R, Kuker W, Hahn U, Nagele T: Retroclival ecchordosis physaliphora: MR imaging and review of the literature. AJNR Am J Neuroradiol 25: 1851-1855, 2004 13. Mitchell A, Scheithauer BW, Unni KK, Forsyth PJ, Wold LE, McGivney DJ: Chordoma and chondroid neoplasms of the spheno-occiput. An immunohistochemical study of 41 cases with prognostic and nosologic implications. Cancer 72: 2943-2949, 1993 14. Muthukumar N, Kondziolka D, Lunsford LD, Flickinger JC: Stereotactic radiosurgery for chordoma and chondrosarcoma: further experiences. Int J Radiat Oncol Biol Phys 41: 387-392, 1998 15. Pamir MN, Kilic T, Ture U, Ozek MM: Multimodality management of 26 skull-base chordomas with 4-year mean follow-up: experience at a single institution. Acta Neurochir (Wien) 146: 343-354, 2004 16. Raffel C, Wright DC, Gutin PH, Wilson CB: Cranial chordomas: clinical presentation and results of operative and radiation therapy in twenty-six patients. Neurosurgery 17: 703-710, 1985 17. Richardson MS: Pathology of skull base tumors. Otolaryngol Clin North Am 34: 1025-1042, vii, 2001 18. Robertson WD: Magnetic resonance imaging of the skull base. Can Assoc Radiol J 42: 210-215, 1991 19. Schisano G, Tovi D: Clivus chordomas. Neurochirurgia (Stuttg) 5: 99-120, 1962 20. Seifert V, Dietz H: Combined orbito-frontal, sub- and infratemporal fossa approach to skull base neoplasms. Surgical technique and clinical application. Acta Neurochir (Wien) 114: 139-144, 1992 21. Soo MY: Chordoma: review of clinicoradiological features and factors affecting survival. Australas Radiol 45: 427-434, 2001 22. Sze G, Uichanco LS, Brant-Zawadzki MN, Davis RL, Gutin PH, Wilson CB, Norman D, Newton TH: Chordomas: MR imaging. Radiology 166: 187-191, 1988 10