FEN VE TEKNOLOJİ ÖĞRETİMİ 2018 KISA DEĞERLENDİRME: Sıradaki notumuz insanoğlunun varoluşunu ve yaşam kalitesini direkt etkileyen fen ve teknoloji öğretimi. Notlarımız çok iyi durumda olup bu alanın öğretimiyle alakalı tüm ayrıntıları içermektedir.sınavda bu dersimizden 1 adet soru çıkmaktadır. 873
ÖĞRENME KURAMLARI VE FEN BİLİMLERİ ÖĞRETİMİNDEKİ UYGULAMALARI Öğrenmeyi farklı bakış açılarına göre ele alan ve açıklamaya çalışan teorilerin varlığı, geliştirilecek öğretim programının da benimsenen teorinin ilkelerine göre hazırlanmasını gerektirmektedir. Bu düşünceyle, farklı öğrenme teorilerinin sınıf ortamındaki uygulanmasına yönelik olarak öğretim modelleri geliştirilmektedir. Öğrenme teorilerini daha etkili anlamak için öncelikle öğrenme kavramının algılanması gerekir. ÖĞRENME NEDİR? Öğrenme ile ilgili bir çok tanım mevcuttur. Bir tanıma göre öğrenme; büyüme ve vücutta değişik etkilerle oluşan geçici değişmelere atfedilmeyecek, yaşantı sonucunda davranışta ya da potansiyel davranışta meydana gelen nispeten kalıcı izli değişme şeklindedir. Öğrenme ile ilgili olarak yapılan bir diğer tanımda ise öğrenme, tekrar ya da yaşantı yoluyla organizmanın davranışlarında meydana gelen oldukça kalıcı değişiklikler olarak ifade edilmektedir. Öğrenme, bazı durumlarda herhangi bir aracıya ihtiyaç duyulmadan bireyin etraftaki uyarıcılara anlam vermesi sonucu gerçekleşebileceği gibi, çoğu durumlarda, öğrenmenin meydana gelmesi, öğrenilecek etkinliğin bir kaynaktan alınması şeklinde gerçekleşir. Bu durumda, bilgiye sahip olan kaynak, sahip olduğu bu bilgiyi değişik formlarda ve değişik yollarla ihtiyaç duyan kişilere aktarır. Bu durum öğrenilecek içeriğin kazanılması ile ilgili olarak, öğretme faaliyetlerinin nasıl yapılacağını ve öğretme kavramını karşımıza çıkarmaktadır. ÖĞRETMEYİ NASIL TANIMLAYABİLİRİZ? Öğretme ile ilgili çeşitli tanımlar yapılmakla birlikte, genel olarak bu tanımların tümünde öğretme, öğrenmenin kolaylaştırılması, öğrenmeye rehberlik edilmesi ve öğrenene öğrenmeyi gerçekleştirmesinde yardımcı olunması süreci olarak ifade edilmektedir. Yani daha genel bir ifade ile öğretme öğrenmeyi kılavuzlama ve sağlama faaliyetidir. Öğretme ile öğrenme çoğunlukla birlikte kullanılan iki kavram olduğu için, öğretme süreci sonucunda mutlaka bir öğrenmenin gerçekleşmesi gerektiği düşünülür. Bu düşünce çoğu zaman doğru olmakla birlikte, öğrenme ve öğretme süreçleri birbirinden bağımsız olarak da devam edebilir. Bazen öğretme etkinlikleri olmadan öğrenmeler gerçekleştiği gibi, süreç sonucunda öğrenmenin meydana gelmediği öğretme faaliyetleri de olabilmektedir. ÖĞRETİM NASIL TANIMLANIR? Öğretim ile ilgili olarak pek çok değişik tanımlamalar yapılmaktadır. Bunlar arasında üzerinde görüş birliğine varılabilecek ortak bir tanım, okullarda yapılan bilinçli, kontrollü, amaçlı, planlı ve örgütlenmiş etkinlikler yoluyla öğrenmeyi sağlamaya çalışma süreci şeklinde ifade edilebilir. Öğretim ile ilgili olarak, öğrenmeyi 874
destekleyen ve sağlayan dışsal olayların planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi sürecişeklinde bir tanım da yapılmaktadır. Bir başka tanımda ise öğretim, tüm öğretme faaliyetlerinin önceden belirlenmiş hedefler doğrultusunda planlı ve kontrollü olarak düzenlenmesi ve yürütülmesi olarak tanımlanmaktadır. ÖĞRENME KURAMLARI (TEORİLERİ) Öğrenmenin nasıl meydana geldiğini açıklamak için pek çok kuram ortaya atılmakla birlikte, fen öğretiminde en çok kullanılanlar Jean Piaget, Jerome Bruner, Robert Gagné ve David Ausubel tarafından geliştirilen kuramlardır. Bunlar dışında son yıllarda, Piaget öğrenme kuramının uygulanma biçimi olan Öğrenme Halkası (Learning Cycle), Yapısalcı veya Bütünleştirici Öğrenme (The Generative or Constructivist Model) Kuramı ve Çoklu Zeka Kuramı (Multiple Intelligence Theory) gibi öğrenme yaklaşımları ortaya atılmış ve özellikle yapısalcı öğrenme kuramı öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini açıklamada en çok kullanılan kuram haline gelmiştir. JEAN PİAGET İN ÖĞRENME KURAMI Piaget bilişsel gelişimin birbiriyle ilişkili dört faktörden etkilendiğini ifade eder. Bu faktörler şunlardır: Olgunlaşma: Bireyler arasında olgunlaşmada farklılıklar meydana gelebilir. Bazı bireyler diğerlerine göre daha hızlı olgunlaşırlar. Deneyim (yaşantı): Bireylerin bazı kavramlarla ilgili geçirecekleri aktif yaşantılar onların dünyayı anlamaları için gerekli bilgileri geliştirmelerini sağlar. Kültürel aktarım (sosyal etkileşim): Bireylerin çevrelerindeki insanlarla bir takım yaşantılar geçirmeleri ve onlarla etkileşim içerisinde bulunmaları sırasında pek çok kavram, ilke öğrenilir. Dengelenme: Kişinin zihnindeki bilgiler veya şemalar dengelenme eğilimindedir. Zihnin dengelenme eğilimi zihnin gelişimini etkiler. Zihinsel gelişimin gerçekleştiği bu dört dönem ve bu dönemlerdeki çocukların taşıdıkları özellikler aşağıda verilmektedir. Duyusal-Hareket (Duyusal-Devinim) Dönemi (0-2 yaş) İşlem Öncesi Dönem (Pre-operational) Dönem (2-7 yaş) Somut İşlemler (Concrete Operational) Dönem (7-11 yaş) Soyut İşlemler (Formal Operational) Dönem (11- ) 1. DUYUSAL-HAREKET (DEVİNİM) DÖNEMİ Bu dönem doğumdan itibaren başlayarak iki yaşına kadar devam eder. Bu dönemde birey sözel olmayan davranışlar gösterir ve duyuları ve motor faaliyetleri yoluyla dış dünya ile ilişki kurar. Dönem içinde ilerledikçe çevresinde olanları ve kendisinin çevresinden farklı olduğunu keşfetmeye başlar. 2. İŞLEM ÖNCESİ DÖNEM Bu dönem iki-yedi yaş arasını, yani okul öncesini kapsar. Dönemin en önemli özelliği çocuğun tümüyle ben merkezli bir düşünce yapısına sahip olmasıdır. Bu dönemdeki çocuklar kendi görüşlerinin tek görüş olduğuna inanırlar, etraflarındaki 875
kişilerin kendilerinden farklı fikirlere sahip olabileceklerini düşünmezler, yani dünyanın kendileri etrafında döndüğünü zannederler. 3. SOMUT İŞLEMLER DÖNEM Bu dönem 7-11 yaş arasını kapsar ve ilköğretimin ilk beş yılına karşılık gelen dönemdir. Okul döneminin başlangıcı olması nedeniyle önemlidir. Bu dönemde çocuğun bilişsel gelişimi temel değişiklikler gösterir ve olayları diğer insanların gözünden görmeye başlar. Bu dönemdeki korunumlar Bacanlı (2002) tarafından şu şekilde ifade edilmektedir: Madde korunumu (bir bütün parçalara ayrılsa bile miktarı değişmez) 6-7 yaş. Uzunluk korunumu (uzun bir tel parçalansa veya kıvrılsa uzunluğu değişmez) 6-7 yaş. Nicelik değişmezliği (bir kaptan diğerine boşaltılan sıvının miktarı değişmez) 6-7 yaş. Sayıların korunumu (nesnelerin yakınlaştırılması veya uzaklaştırılması ile miktarda değişme meydan gelmez) 7 yaş. Alan korunumu (bir kağıt parçasının kapladığı alan, kağıt kesilip başka şekiller oluşturulsa bile, değişmez) 7 yaş. Ağırlık korunumu (şekli değişen bir çamurun ağırlığı da değişmez) 9-12 yaş. Hacim korunumu (çeşitli şekillere sokulan oyun hamurunun içerisine atılan bir kaptan taşırdığı su miktarı aynı kalır) 11-12 yaş. Bu dönemdeki çocukların taşıdığı bazı özellikler şöyle sıralanabilir: Çocuk kavramları somut yaşantılarla öğrenmeye başlar. Çocuk betimlemeli düşünür, yani gördüğünü tasvir eder ve yaşantılardan genellemeler yapar. Çocukta sınıflama becerisi gelişir, yani ortak özellikte olan şeyleri gruplandırabilir. Bir bütünü anlamlı parçalara ayırabilir, parçalardan da bütüne gidebilir. Sıralama düşüncesi gelişmiştir. Çocuk gruplamaya dayalı olarak objeleri, nesneleri ve olguları sıraya koyabilir. Korunum düşüncesi gelişmiştir. Çocuk madde miktarının, ağırlığın, hacmin değişmediğini anlar. Yönergesi verilen bir işlem dizisini, her basamağı açık şekilde anlatılmak şartıyla, yapabilir. Birebir eşleme yapabilir. Örneğin elindeki kalemleri arkadaşlarına birer tane düşecek şekilde dağıtabilir. Bu dönemdeki bir çocuk aşağıdaki davranışları ise gösteremez: Gözlenemeyen durumlarla ilgili düşünüp sonuç çıkaramaz. Bir problemi çözmek için kendi başına doğru çözüm yolu seçemez. Kendi düşüncesini eleştiremez. 4. SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ En üst düzey bilişsel gelişim dönemi olan soyut işlemler dönemi 11 yaş ve sonrasını kapsamakta olup, bu dönemde bireyde ayırt etme, değişkenleri belirleme ve kontrol etme, hayal kurma, soyut kavramları algılayabilme gibi beceriler gelişir. Genelleme, tümdengelim, tümevarım gibi zihinsel işlemler yapılabilir. Birey kendi 876
düşünce süreçlerinin farkındadır, kendi düşüncelerini eleştirir, diğer bilinen gerçekleri ölçüt alarak kendi yargılarının doğruluğunu yoklayabilir. Bu dönemdeki çocukların taşıdıkları bazı özellikler şöyle sıralanabilir: Bu dönemde çocuk mantık kurallarına uygun çıkarsamalarda (tümdengelim) bulunur. Çıkarsama, eğer ise ve ise olur şeklinde gerçekleşen bir düşünme zinciridir. Örneğin çocuk bütün metaller elektriği iletir ve bakır bir metaldir önermelerine dayalı olarak o halde bakır elektriği iletir biçiminde bir çıkarsamada bulunur. Bu basamakta çocuk kendi kurduğu hipotezlere ve sözel ifadelere dayalı olarak çıkarsama yapabilir. Problem durumuyla ilgili değişkenleri belirleyip, değişkenler arasındaki ilişkileri açıklayabilir. Belirlediği değişkenlerden yararlanarak ele aldığı problemin çözümüne yönelik hipotezler kurabilir. Piaget öğrenme kuramına göre, soyut işlemler dönemine gelmiş bir bireyin zihinsel olarak gerçekleştirmesi gereken bazı işlemler ve örnek etkinlikler aşağıda verilmektedir: a) Hipotetik Düşünme Bir problemi çözmek için oluşturulan geçici çözüm yolu niteliğindeki bilgilere hipotez denir. Eğer ve olursa olur şeklinde genel bir cümle yapısıyla ifade edilir. Hipotez kurma dört tür zihin süreciyle olur: 1. Daha önce doğrulanmış bir hipotezi yeni bir durum için deneme. Bu yönteme ödünç alma veya aktarma denir. 2. Önceki deneyimlerden hareketle tümevarım yoluyla hipotez kurma. Bu yöntem daha çok deneysel çalışmalarda kullanılır. 3. Önceki bilgilere dayanarak bir tahminde bulunma. Bu tahmini yaparken akla yakın olan ve önceki bilgilerle çelişmeyen tahminlerde bulunulur. 4. Bir modelden tümdengelim yoluyla doğru olması beklenen bir sonuç çıkarma. b) Değişkenleri Belirleme ve Tanımlama Gözlenen bir olayı etkileyebilecek faktörlere değişken adı verilir. Bu süreç, hipotez, olay veya kavramın test edilmesinde durumun sürekliliğini etkileyen bağımlı ve bağımsız etkenlerin belirlenmesi, tanımlanması ve kontrol altına alınmasını içerir. Değişkenler bağımlı, bağımsız, kontrol edilebilir veya kontrol edilemez şeklinde alt gruplara ayrılabilir. Aşağıdaki etkinlik öğrencilerin bir olaydaki değişkenleri belirleme becerilerinin ölçülmesine yönelik geliştirilmiştir. c) Oranlı Düşünme Değişkenler arası oranın anlaşılabilmesi ve ilişkilerin karşılaştırılmasında kullanılan zihinsel süreç becerisidir. Bu beceri, herhangi bir olayı etkileyen değişkenler arasında ne tür bir oranın olduğunu algılayabilme ile ilgilidir. Değişkenler arasında 877
doğru veya ters orantı olabilir. Yani birindeki artış diğerindeki azalmaya, birindeki azalma diğerindeki artışa yol açabilir. d) Olasılıklı Düşünme Bir olayın veya hipotezin başlangıcından sonuç evresine kadar olan bütün aşamalarda mümkün olan her türlü olasılıkları düşünebilme yeteneğidir. Olasılıklı düşünmede karşılaşılabilecek olasılıklar yüzdeliklerle ifade edilir. Karşılaşılması muhtemel olan olaylar vardır, kesinlikten söz edilmez. e) Kombinezonlu Düşünme Tanımlanmamış olsa bile olası bütün teorik veya deneysel ilişkileri sistematik bir şekilde göz önüne alan zihinsel beceridir. Bu beceri bir olayın, bir deneyin veya kuramsal bir modelin mümkün olabilecek tüm yönlerinin düşünülmesi şeklinde gerçekleşir. Örneğin bir para havaya atıldığında oluşabilecek yazı ve tura şeklinde iki kombinezon vardır. Kombinezonlu düşünmede kesinlik vardır. Karşılaşılacak durumlar belli olduğu için kesinliği daha fazladır. f) Korelasyonel Düşünme Değişen bir nesnenin bir başka değişken nesne ile ilişkilendirilmesidir. Araştırılan olay veya durumlar arasında ne tür ilişkilerin, bağıntıların olduğunun veya olmadığının düşünülmesi şeklinde yürüyen bir süreçtir. Korelasyonun olması için iki değişkene ihtiyaç vardır. Bunlar arasında herhangi bir ilişki yoksa korelasyon sıfırdır. İki değişkenin pozitif veya negatif korelasyonu neden-sonuç arasındaki durumu gösterir. ÖĞRENME HALKASI YAKLAŞIMI Öğrenme halkası yaklaşımı Piaget tarafından ileriye sürülen zihinsel gelişim kuramı üzerine temellendirilmiş bir yaklaşım olup, ilk kez Karplus ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir. Bu yaklaşım öğrencilerin kavramsal gelişim yoluyla kazandıkları bilgilerin sınıfta tartışılması esasına dayalıdır. Sınıf ortamındaki uygulaması üç aşamalı olarak gerçekleştirilir. Bu aşamalar inceleme ve veri toplama aşaması, kavram tanıtımı aşaması ve kavram uygulama aşamasıdır. a)inceleme ve veri toplama aşaması Bu aşamada öğrenciler yeni bir öğrenme ortamında kendi çabaları, tepkileri ve aksiyonları ile deneyim kazanırlar. Öğrenciler öğrenme ortamında yeni karşılaştıkları araç-gereçleri ve diğer materyalleri öğretmenin veya başka kişilerin yardımı olmadan incelerler ve onlar hakkında deneyim kazanmaya çalışırlar. b)kavram tanıtımı aşaması Bu aşamada öncelikle öğrenciye yeni kazandırılacak kavramla ilgili bir tanım verilerek öğrencinin bir önceki aşamada kazandığı bilgi ve deneyimleri yorumlaması ve değerlendirmesi sağlanır. c)kavram uygulama aşaması Öğrencilerin öğrendikleri kavramları yeni ve farklı durumlara uygulayarak pekiştirdikleri aşamadır. Öğrencilerin araç ve gereçlerle fiziksel deneyimi, öğretmen ve diğer öğrencilerle iletişimi önemlidir. Öğrenilen bilgilerin yeni ve farklı durumlar 878
için kullanılabilmesi için, öğrencilere farklı durumlarla ilgili sorular sorulur. Bu sorular sayesinde öğrenci düşünme, yorum yapma ve bilgilerini yeni problemin çözümüne uyarlama faaliyetlerini gerçekleştirerek, bilgilerini kavramış ve pekiştirmiş olur. JEROME BRUNER İN ÖĞRENME KURAMI Bruner kavram öğretimi ve buluş yoluyla öğretim konularında yaptığı çalışmalarla fen bilimleri eğitimine önemli katkılarda bulunmuştur. Kavram öğretimi sürecinde kavramın adı, kavramın tanımı, kavramın özellikleri, kavramın önemi ve kavramla ilgili örnekler adımlarının izlenmesi gerektiğini savunur. Buluş yoluyla eğitim ise, öğrencilerin aktif katılımları ile bilgiye kendilerinin ulaşması gerektiğini savunur. Bruner buluş yoluyla öğretimin öğrencilerin zihinsel gelişmişlik düzeyine göre üç farklı şekilde uygulanabileceğini belirtir. Bunlar, bağımlı buluş yoluyla öğretim, yarı serbest buluş yoluyla öğretim ve serbest buluş yoluyla öğretim dir. Bu üç uygulamada da esas olan öğrencilerde keşfetme isteğini uyandırmaktır. Öğrenciler buluş yapmaya güdülendiklerinde, üzerinde çalıştıkları veya araştırma yaptıkları kavramı ilk kez kendileri keşfediyorlarmış gibi bir duygu hissederler. Bu durum öğrencilerin fen bilimlerine olan ilgisinin artmasına ve fenne karşı olumlu tutum geliştirmesine yardımcı olur. ROBERT GAGNE NİN ÖĞRENME KURAMI Fen öğretimine en önemli katkısı öğrenmenin planlı olarak basitten karmaşığa doğru aşamalı bir sırada yapılması gerektiğini belirtmesidir. Bu süreçte önemli olan öğretim sonunda ulaşılması istenen amaçların davranışlar cinsinden yazılmasıdır. Bunun için de ulaşılmak istenen ana amaç en başa yazılmalı, bu ana amaca ulaşmak için diğer alt amaçlar da hiyerarşik olarak basitten karmaşığa doğru sıralanmalıdır. Gagné öğrenmeyi basitten karmaşığa sekiz aşamadan oluşan bir model ile açıklar. Bu aşamalar; işaretle öğrenme, uyarıcı-tepki ile öğrenme, zincirleme öğrenme, sözel öğrenme, ayırt ederek öğrenme, kavram öğrenme, kural öğrenme ve problem çözmedir. Bu modelde her bir öğrenme türü kendisinden sonra gelen için ön koşul niteliği taşımaktadır. Yani birinci öğrenme olmadan ikinci, birinci ve ikinci tür öğrenme olmadan üçüncü ve ilk yedisi olmadan da problem çözerek öğrenme gerçekleşmez. DAVİD AUSUBEL İN ÖĞRENME KURAMI Ausubel, sunuş yoluyla öğretim yaklaşımını benimseyerek geliştirdiği anlamlı sözel öğrenme kuramı ile fen öğretimini etkilemiştir. Bu kurama göre öğrenmenin çoğu sözel olarak gerçekleşir. Anlamlı öğrenme için ön koşul öğrenciye öğretilecek konuyla ilgili ön bilgilerin kazandırılmasıdır. Ausubel in geliştirdiği ve sergileyici öğretim adını verdiği model üç basamaklı olarak uygulanmaktadır: a) Ön düzenleyiciler kullanarak öğrenciyi yeni konuyu kavramaya hazır hale getirmek. Ön düzenleyiciler çocukların yeni konuyla ilgili bilgileri daha kolay anlayabilmeleri amacıyla onları hazır hale getirmek için verilen ön bilgilerdir. 879
b) Yeni konunun ayrıntılarını adım adım sergilemek Gerekli ön düzenlemelerle yeni konuyu öğrenmeye hazır hale getirilen öğrenciye konuyla ilgili verilmek istenen detaylar adım adım verilir. c)yeni konunun ana ilkesini çeşitli örneklere uygulayarak öğrencinin birleştirme, kaynaştırma ve bağdaştırma gibi zihinsel süreçlerini geliştirmesini sağlamak Konuyla ilgili bilgiler verildikten sonra, öğrencinin öğrendiği bilgileri pekiştirmesi, içselleştirmesi ve yeni durumlarda kullanabilmesinin sağlanması amacıyla öğrencilere yeni problem durumlarının veya örneklerin verilmesi gerekir. YAPILANDIRMACI (CONSTRUCTİVİST) ÖĞRENME KURAMI Öğrenme-öğretme sürecinin doğasını açıklamak için pek çok öğrenme teorisi ortaya atılmıştır. Bu teorilerden birisi de son yıllarda en çok savunulan zihinde yapılanma kuramı, oluşturmacı, bütünleştirici veya yapılandırmacı öğrenme teorisi (constructivism) olarak adlandırılan teoridir. Bu yaklaşım Wittrock tarafından geliştirilmiş olup, Ausubel in öğrenmeyi etkileyen en önemli etken öğrencinin mevcut bilgi birikimidir, yeni öğrenilen bilgiler bunlar üzerine inşa edilir şeklinde ifade edilen düşüncesi üzerine odaklanmıştır. Bu düşünceye göre öğrenci yeni kazandığı bilgileri daha önceden sahip olduğu bilgilerle karşılaştırarak yorumlar ve anlamlı hale getirerek zihnine yerleştirir. Bu nedenle öğrenci kendisine verilen bilgileri aynen almak yerine, kendi zihin yapısına uygun olarak anlamlandırır. Yeni bilginin kazanılması: Öğretmenler uygun öğretim etkinliklerini planlayıp kullanarak yeni vermek istedikleri konuyu öğrencilere kavratmalıdır. Bu süreçte öğrenci yeni verilen bilgi ile mevcut bilgisi arasında uyum olup olmadığına karar verebilmelidir. Öğretmenin öğrencilerin yeni bilgiyi öğrenmelerine yardımcı olması gerekir. Bilginin anlaşılması:öğrenciler yeni karşılaştıkları bilgileri daha önceden zihinlerinde var olanlarla karşılaştırarak anlama ve kavrama sürecini başlatırlar. Bu süreçte mevcut bilgilerle çelişmeyen yeni bilgiler kolayca kabullenilirken, çelişki durumunda zihinsel işlemler başlatılır. Bilginin uygulanması:yeni kazanılan bir bilginin öğrenci tarafından istenilen düzeyde kavrandığının göstergesi, o bilginin karşılaşılan yeni ve farklı problemlerin çözümünde kullanılması, bir başka deyişle farklı uygulamaların yapılabilmesidir. Bilginin farkında olunması:öğrencilerin sahip oldukları bilgilerin farkında olmalarını sağlayacak etkinlikler, bilgiyi nasıl ve hangi yollardan geçerek kullandıklarını görmelerine olanak sağlayan etkinliklerdir. Yapılandırmacı öğrenme kuramına göre öğrenme özetle aşağıdaki şekilde gerçekleşir: Özümleme:Birey, yeni kazandığı bilgiler önceden sahip oldukları ile çelişmiyorsa, bu yeni bilgileri kolayca kabullenebilir. Yerleştirme:Zihin normal haliyle dengededir. Yeni kazanılan bilgiler önceki bilgilerle çelişiyorsa öğrencinin kafası karışır ve zihnin dengesi bozulur. Buna zihin dengesizliği denir. Bu yapılanma üç şekilde gerçekleşebilir: 880
a. Birey yeni kazandığı deneyimi göz ardı eder, b. Birey yeni kazandığı deneyimi zihninde kendine uygun şekilde değiştirerek kabullenir, c. Birey düşünme tarzını yeni kazandığı deneyimi kabullenecek şekilde değiştirir. Zihinde yapılanma (zihinsel denge):yerleştirme işlemi başarılı olduğunda insan zihni yeniden yapılanır. Böylece kişi kendi gayretleri ile bilgilerini genişletmiş ve düzeltmiş olur. Buna kendi kendine ayarlama denir. Sürekli özümleme: İnsan hayatı boyunca sürekli dışarıdan bilgiler aldığı için özümleme ve kendi kendine ayarlama hayat boyu devam eder. Oluşturmacılık (kendi kendine sorular üretme): Birey dışarıdan bilgi almadan da zihninde çeşitli sorular üretip bu sorulara cevap bularak yeni bir takım bilgiler kazanabilir. YAPILANDIRMACI ÖĞRENME KURAMININ SINIFTA UYGULANMA MODELLERİ Bu modelin aşamaları aşağıda verilmektedir: Birinci aşama:bu aşamada öğrencilerin dikkatleri öğrenilecek kavram üzerine çekilir ve onların kavrama yönelik yaşantıları ve varsa yanlış öğrenmeleri belirlenmeye çalışılır. İkinci aşama (odaklama aşaması):bu aşamada öğrencilerin öğretilecek kavramla ilgili zengin yaşantılar geçirmeleri sağlanır. Üçüncü aşama (mücadele aşaması):bu aşama öğrencilerin kavramla ilgili yeni öğrendiklerini ön bilgileriyle karşılaştırdığı, sorguladığı, değerlendirdiği ve yorumladığı aşamadır. Dördüncü aşama (uygulama aşaması):bu aşama öğrencilerin öğrendikleri bilgileri yeni ve farklı durumlara uyguladıkları aşamadır. Yapılandırmacı öğrenme kuramının dört aşamalı bu uygulamasının yanı sıra, beş aşamalı olarak uygulanan ve 5E Modeli olarak bilinen bir başka uygulaması daha vardır. Bu modelin aşamaları aşağıda verilmektedir: Girme (enter/engage) aşaması: Öğrencilerin eski fikirlerinin farkında olmalarının sağlanması amacıyla, konu hakkında bildiklerini tanımlamalarına yardımcı olunur. Keşfetme (explore) aşaması Öğrenciler birlikte çalışarak, deneyler yaparak, öğretmenin yönlendirebileceği bilgisayar, video ya da kütüphane ortamında çalışarak sorunu çözmek için düşünceler üretirler. Açıklama (explain) aşaması Bu basamakta öğretmen öğrencilerin yetersiz olan eski düşüncelerini daha doğru olan yenileriyle değiştirmelerine yardımcı olur. Derinleşme (elaborate) aşaması Bu aşamada öğrenciler kazandıkları bilgileri veya problem çözme yaklaşımını yeni olaylara ve problemlere uygularlar. Bu yolla zihinlerinde daha önce var olmayan yeni kavramları öğrenmiş olurlar. Değerlendirme (evaluate) aşaması Bu dönem, öğretmenin problem çözerken öğrencileri izlediği ve onlara açık uçlu sorular sorduğu bir aşamadır. 881
Teşvik etme, keşfetme, açıklama, genişletme, kapsamına alma, değiştirme ve inceleme şeklinde yedi aşamadan oluşan bu modelde her bir basamakta öğretmen ve öğrencilerin neler yapması gerektiği aşağıda açıklanmaktadır: Teşvik etme (excite) aşaması Bu basamakta öğretmen öğrencinin derse ilgisini çekmek için çeşitli sorular sorar ve öğrencilerin yeni öğretilecek kavram hakkında ne bildiklerini, hangi ön bilgilere sahip olduklarını ve ne düşündüklerini ortaya çıkarmak için değerlendirme yapar. Keşfetme (explore) aşaması Bu basamakta öğrenciler yeni karşılaştıkları olayı keşfetmek ve gözden geçirmek için sorgulama yöntemini kullanıp, serbest düşünerek tahminler yapar ve hipotezler kurarlar. Açıklama (explain) aşaması Öğrencilerin grup tartışmaları ile seçilen kavramları açıklamaya ve tanımlamaya çalıştıkları, öğretmenin ise sorduğu sorularla onlardan daha derin açıklamalar yapmalarını istediği aşamadır. Genişletme (expand) aşaması Öğrencilerin önceki bilgilerinin yardımıyla yeni sorular oluşturdukları, çözüm yolları önerdikleri, kararlar aldıkları ve deneyler tasarlayıp yaptıkları aşamadır. Kapsamına alma (extend) aşaması Öğretmen mevcut kavramların diğer alanlardaki anlamlarını da hatırlatır, karşılaştırır ve bu yolla yeni kavramlar oluşturur. Öğrenciler ise kavramlar arasındaki ilişkileri görmeye ve orijinal kavramların anlamını genişletmeye çalışırlar. Değiştirme (exchange) aşaması Öğrencilerin grup tartışmaları ile kavramlar hakkında bilgi paylaşımı yaptıkları, diğer gruplar veya kendi grubundaki arkadaşları ile işbirliği yaptıkları aşamadır. İnceleme / sınama (examine) aşaması Bu modelin son basamağında öğretmen yeni kavram ve becerilerini uygulayan öğrencileri inceler, bilgi ve becerilerini ölçerek davranış değişikliklerinin sebeplerini açıklamaya çalışır. ÇOKLU ZEKA KURAMI İnsanlarda farklı zeka türlerinin varlığından söz etmektedir. Gardner, geleneksel zeka anlayışını eleştirerek zekanın tek bir faktörle açıklanamayacak kadar çok yeteneği içerdiğini ileri sürmüştür. Gardner zekayı bir kişinin farklı kültürlerde bir ürün ortaya koyabilme kapasitesi veya gerçek hayatta karşılaştığı problemlere etkili çözümler üretebilme becerisi olarak tanımlamaktadır. Bu düşünceyle insanlarda doğuştan gelen, fakat farklı kültürlerde ve yaşam ortamlarında farklı şekillerde ortaya çıkan zeka alanlarının varlığından söz edilmeye başlanmıştır. Geleneksel olarak kabul gören zeka anlayışı ile çoklu zeka anlayışı arasındaki farklılıklar aşağıda tablo halinde sunulmuştur. Gardner in geleneksel zeka anlayışını reddeden çalışmaları sonucunda, insanlarda doğuştan gelen, geliştirilebilir nitelikte olan ve farklı kültürel ortamlarda farklı şekilde gelişebilen sekiz zeka alanının varlığı ortaya koyulmuştur. Bu alanlar aşağıda sırasıyla kısaca açıklanmıştır. Sözel-dilsel zeka Bu zeka alanı, bir dilin temel işlemlerini ve sözcükleri açıkça kullanabilme yeteneğidir. Okuma, yazma, dinleme ve konuşma ile iletişim sağlamak 882
bu zeka türünün en belirgin özellikleridir. Bu zeka türüne sahip olan insanların yazılı veya sözlü anlatım yoluyla kendisini ifade etme, etkili konuşma, etkili dinleme, düşüncelerini belirtme, bilgisini aktarma veya insanları ikna etme becerileri oldukça gelişmiştir. Mantıksal-matematiksel zeka Bu zeka alanı, sayılar ve akıl yürütme, soyut problemleri çözme ve birbiri ile ilişkili kavramlar, düşünceler arasındaki karmaşık ilişkileri anlama yeteneğidir. Bu tür zekaya sahip olan insanlar mantık kurallarına, neden-sonuç ilişkilerine, hipotez oluşturmaya ve sorgulamaya ve bunlara benzer soyut işlemleri yapmaya karşı oldukça duyarlıdırlar. Görsel-uzaysal (uzamsal) zeka Bu zeka alanı, bireyin çevresini gözlemlemesi, algılaması ve dış çevreden aldığı görsel uyarıcıları değişik grafiksel yollarla ifade edebilmesi yeteneğidir. Bu zeka türüne sahip kişiler, resimlerle ve şekillerle düşünür, harita, tablo, çizelge ve diyagramları kolayca okuyabilir veya kolayca oluşturabilir, film, slayt gibi görsel sunumları ve sanat etkinliklerini sever, yazılardan çok resimlerle ilgilenir ve çok hayal kurarlar. Bedensel-kinestetik (devin-duyumsal) zeka Bu zeka alanı, bir kişinin bir problemi çözmek, bir model inşa etmek veya bir ürün meydana getirmek için vücudunu veya bazı organlarını kullanabilme becerisi ile ilgilidir. Genellikle atletik yapılı kişilerde ve sporcularda gelişen bir alan gibi algılansa da, bu alanı sadece sporcularla sınırlamak yanlış olur. Müziksel-ritmik zeka Bu zeka alanı, bir bireyin müziksel olarak düşünmesi ve olayların oluş şekillerini veya düzenini müziksel olarak algılaması, yorumlaması ve iletişimde bulunması olarak tanımlanabilir. Sosyal (kişiler arası) zeka Bu zeka alanı, çevredeki bireylerle sözlü ve sözsüz etkili iletişim kurma, insanları anlama, kişilerin ruh durumlarını ve yeteneklerini tanıma, insanların farklı özelliklerinin farkına varma gibi özellikleri ifade eder. Kişisel (içsel-özedönük) zeka Bu zeka alanı, kişinin kendisini tanıması, kendi özelliklerinin, yeteneklerinin ve bilgilerinin farkında olması ile ilgili davranışlara sahip olma yeteneğidir. Bu zeka türü gelişmiş olan kişiler, objektif olarak kendilerini değerlendirebilir, kendi sınırlarını bilir ve davranışlarını bu sınırlara göre ayarlar. Doğacı zeka Bu zeka alanı, kişinin çevrede yaşayan bitkileri ve hayvanları tanıması, onları özelliklerine göre sınıflandırması, çevreyle ilgili olaylara duyarlı olması ile ilgilidir. Bu zeka türü gelişmiş kişiler, sağlıklı bir çevre oluşturma bilincine sahiptir ve çevrelerindeki bitki, hayvan ve doğal olaylara karşı meraklıdır. Çoklu Zeka Kuramının Eğitimde Kullanımı Çoklu zeka teorisi, sınıf ortamlarında bulunan farklı zeka yapısına ve farklı öğrenme biçimine sahip öğrencilere hitap edebilecek öğretim etkinliklerinin geliştirilmesi yönünde eğitime önemli katkılar yapmaktadır. Eğitimciler bu teoriyi temel alarak ve her bir zekanın öğretim yöntemlerinden faydalanarak teoriyi öğrenme ortamlarına taşıyabilirler. Çoklu zeka teorisine yönelik olarak dünyada özellikle ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri üzerinde yapılan bir çok araştırma bu teorinin başarılı sonuçlar verdiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, bir taraftan öğretim ortamlarında farklı zeka türlerine yönelik olarak geliştirilecek etkinliklerle farklı zeka türündeki öğrencilere ulaşma kolaylığı 883