The Journal of International Social Research. Cilt: 7 Sayı: 31 Volume: 7 Issue: 31. Issn:

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "The Journal of International Social Research. Cilt: 7 Sayı: 31 Volume: 7 Issue: 31. www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581"

Transkript

1 AHMET MDHAT EFEND VE FELÂTUN BEY LE RAKIM EFEND ROMANINDA DEERLER ETM AHMET MDHAT EFEND AND VALUES EDUCATION IN THE NOVEL NAMED FELÂTUN BEY ILE RAKIM EFENDI Mehmet ÖZDEMR * Gökçen GÖÇEN ** Öz Bu çalımada henüz on dokuzuncu yüzyılda deerler eitimini gerçekletirme çabası fark ettiimiz Ahmet Midhat Efendi nin Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanında öne çıkarılan deerler tespit edilerek geçmi ile günümüz arasında bir deerler köprüsü oluturmak amaçlanmıtır. Bu amaçla çalıma, nitel aratırma yaklaımında tarama modeli ile oluturulmu ve çalıma bulguları doküman analizi ile toplanmıtır. Elde edilen veriler içerik analizi ile ortaya konmutur. Ahmet Midhat Efendi, Felâtun Bey ile Rakım Efendi eserinde batının ilmî özelliklerini vurgularken millî ve ahlaki deerleri kaybetmenin sonuçlarını ortaya koymutur. Romanda öne çıkarılan millî, eitimsel, estetik, sosyal, siyasi, ahlaki ve dinî deerler günümüzde de geçerliliini sürdürmektir. Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanında yer alan deerler, Türk Millî Eitim Sisteminin Genel Amaçları ve ilköretim derslerinin öretim programları aracılııyla verilmek istenen deerler ile de örtümektedir. Anahtar Kelimeler: Ahmet Midhat Efendi, Edebî Eser, Edebiyat Eitimi, Türkçe Eitimi, Deerler Eitimi. *Yrd. Doç. Dr., Sakarya Üniversitesi, Eitim Fakültesi, Türkçe Eitimi Bölümü. **Doktora örencisi, Sakarya Üniversitesi, Eitim Fakültesi, Türkçe Eitimi Bölümü. Abstract This study aims to build a bridge of values between the past and present day. To do so, the values in the novel by Ahmet Midhat Efendi, whose effort to teach values even in 19 th century was realized, have been determined. The study has employed the scanning method within the qualitative research approach and the findings have been gathered by document analysis. The data has been presented by content analysis. Ahmet MidhatEfendi showed the consequences of losing national and moral values while emphasizing the scientific features of the West. National, educational, aesthetical, social, political, moral and religious values highlighted in the novel are still valid. The values in the novel correspond with the values stated in the Primary Education program and Overall Objectives of Turkish National Education System.

2 216 Keywords: Ahmet Midhat Efendi, Literary Work, Teaching Literature, Teaching Turkish, Values Education. Giri Osmanlı-Türk tarihinde Batılılama hareketleri, Tanzimat Fermanı nın ilanından önce balamı, 1839 da fermanın ilanıyla da resmiyet kazanmıtır. Tanzimat ın ilânıyla balayan süreç içerisinde, toplumsal hayatın hemen her alanında, sosyal, siyasal ve kültürel alanda, eitim kurumlarında, askerî sahada ve ekonomik yapıda yeni düzenlemeler yapılmıtır. Osmanlı toplumunun düünce yapısındaki deiim, kılık-kıyafetteki yenilikler, geleneksel hayata ve manevi deerlere bakıın farklılaması, elence anlayıının batıyı taklitten ibaret olması; bununla birlikte musiki, müzik aletleri, tahsil ve terbiyedeki tüm deiimlerkendinî daha da hissettirmeye balamıtır (Alver, 2012: 29). Ahmet Midhat Efendi nin dünyaya geldii 1844 yılında, Tanzimat Fermanı ilan edilmi, sosyal müesseselerde ıslahat hareketlerine giriilmi bulunuyordu. Ancak Tanzimat Edebiyatı adı verilen Batı ya dönük iir, hikâye ve roman ile birlikte tiyatro ve gazetecilik henüz olumamıtı. inasi nin Agâh Efendi ile Tercüman-ı Ahvâl gazetesini nere balaması, âirevlenmesi nin neri gibi ilk yenileme belirtileri Ahmet Midhat ın on be - on altı yalarındaki delikanlılık çaına rastlamıtır. Demek ki Ahmet Midhat ın çocukluunda, bir asrı geçen Avrupalılama hareketi varsa da edebiyatta henüz tesirleri yoktur (Okay, 2008: 22). Toplum hayatındaki deiiklikler kısa zamanda edebiyat üzerinde de etkisini göstermeye balamıtır. Eski edebiyatın yeni hayatı dile getirmekte yetersiz olduunu gören yeni kuak, Batı medeniyetine yönelerek yeni bir edebiyat çıırı açmaya girimitir. Sosyal ve politik düünceler dönemi gözü ile de bakılabilecek Tanzimat Edebiyatı nın ilk döneminin balıca sanatçıları inasi, Ziya Paa, Namık Kemal ve Ahmet Midhat Efendi olmutur. Batı edebiyatından tiyatro, roman, hikâye, makale gibi edebiyat türlerini getiren yazarlar, Toplum için sanat ilkesine balanarak ve konuma dili ne yönelerek toplumla ilgili konu ve kavramları ele almılardır (Kavcar, 1999: 10). Bu dönem eserlerinde, özellikle hayatın alafrangalaması ve Batı yı yanlı anlama teması çokça ele alınmı, dou-batı kavramlarını temsil eden kahramanlar younluk kazanmı, roman kurgusu genellikle bu iki kesim arasında cereyan eden maddimanevi çatımalar ve çekimeler üzerine ekillenmitir. Bu dönem Türk romanlarında yabancılama olgusu ise, daha çok roman kahramanlarının batı kültürünü yanlı algılaması ve batılılama kültürünün beraberinde getirdii aırı tüketim ekonomisine kendilerini kaptırmaları sonucu, bata kendi kiiliklerine olmak üzere yaadıı toplumun deerlerine yabancılaması ve bunun neticesinde de toplum tarafından soyutlanması ile kendinî göstermitir (Alver, 2012: 31). Eitim, sosyal hayat ve devlet yönetiminde meydana gelen düzensizlik ve bozulma bata sanatçılar olmak üzere o dönemin yasadıı bir tekilâtı olan Genç Osmanlılar cemiyetinin de kurulmasına sebep olmutur. Batılıların daha sonra Jön Türk olarak isimlendirecekleri Genç Osmanlılarla Tanzimat devri sanatçılarının ilikileri de o yıllara dayanmaktadır. Genç Osmanlılar ın siyaseten gündeme getirdikleri konular yava yava sanatçıların eserlerinde de yer almaya balamıtır. Bazı sanatçılar dorudan yönetimi hedef alırken Ahmet Midhat Efendi gibi aydınlar da orta bir yol tutarak bu medeniyet deitirme krizine çözümler üretmeye çalımıtır. Ahmet Midhat Efendi, toplumdaki bireylerin eitilmesi, eitim süreci boyunca takip edilecek yöntemler, nelerin nasıl öretilmesi gerektii, verilen eitimin insanı ne derece deitirip dönütürebilecei, eitim sürecince yapılan yanlılıklar gibi konuları kimi zaman Batılı toplumlarla karılatırmalar yaparak okuyucuya aktarmıtır (Koç, 2009: 387). O, eserlerinde eitim sorununa deinirken kendisi de bir yazardan çok bir eitimci olarak hareket etmi ve halkın eitilmesi için kendi döneminin sanatçıları gibi edebiyatı bir vasıta olarak görmütür. Çetin e (2012: 10) göre o, romanın kurgusal imkânlarını sosyal faydaya dönük olarak kullanmıtır. Bu fayda salama, Tanzimat sonrasında youn bir ekilde ortaya çıkan Batılılama hareketinin sosyal ve kültürel hayatta birçok deiimi de beraberinde getirmesi sonucunu ortaya çıkarmıtır. Ahmet Midhat Efendi, sosyal fayda ilkesinden hareket ederek amaçladıı halkı eitme çabasını, yalnızca hikâye ve romanlarıyla deil, düüncelerini yazılarıyla ifade ederek ve bizzat öretmenlik yaparak da gerçekletirmeye çalımıtır.

3 217 Yazar, yaadıı dönemin sorunlarını ele alıp bu sorunlar karısında halkı eiterek toplumsal mesajlar verirken, aynı zamanda topluma yararlı olacaını düündüü dou ve batıya ait kültür deerlerini de aktarmayı amaçlamıtır. Böylece Ahmet Midhat Efendi, öretmenlii ile dorudan, eserleri yoluyla da dolaylı bir biçimde halkı eitme yolunu seçmi, bu yolda döneminin kültür yapısını gözler önüne sererken topluma bugün önemle üzerinde durulan bir deerler eitimi vermeyi amaçlamıtır. Bu balamda Ahmet Midhat Efendi, Tanzimat döneminde batı özentisi, alafrangalık, kendi varlıını ve deerlerini küçümseme, Batıyı ve Batılı olanı yüceltme, ötekine aırı balılık, hatta tapınma, körü körüne taklit gibi ortaya çıkan hastalıkların farkına varıp önlem almaya çalımıtır. Bunun için üstün nitelikli, becerikli, bilgili, dürüst, ahlaklı ve bizden tipleri ortaya çıkararak Türk gençliine örnek modeller sunup onların millî özgüven duygusu kazanmalarına gayret etmitir (Çetin, 2012: 10). Henüz on dokuzuncu yüzyılda deerler eitimini gerçekletirme çabasını fark ettiimiz ve bir Tanzimat dönemi sanatçısı olarak ele aldıımız Ahmet Midhat Efendi, uygulayıcı öretmen olarak, yazdıı makalelerle düüncelerini iletmesi bakımından akademik olarak ve eserleri yoluyla eitime hizmet etmi önemli sanatçılarımızdan biridir. Bundan dolayı, onun eserlerinin son zamanlarda, birçok aratırmacı tarafından eitim deerleri açısından ele alınıp incelendiini görüyoruz. Biz de bu çalımamızda, kültür hayatımızdaki deimeleri ilemesinden dolayı önem taıyan, Bey ve Efendi kelimelerinin çarıtırdıı dou batı karıtlıını ileyen, Rakım ve Felâtun isimlerinin anlamıyla edebiyatın eitim ilevinden istifade eden ve bütün bunlarla beraber yanlı batılılamayı eletiren Ahmet Midhat Efendi nin Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanını ele aldık. Böylece bu romanda öne çıkarılan deerleri tespit ederek geçmi ile günümüz arasında bir deerler köprüsü oluturmayı amaçladık. lköretim yıllarından itibaren, örencilere deer kazandırmaya yönelik etkinliklere rehberlik edilmektedir. Bu ekilde dürüst, hogörülü, birbirini seven, saygılı ve aile birliine önem veren bireylerden oluan bir toplum oluturmak ve bunun için deer eitiminde edebî ürünlerden yararlanmak, bu ürünlerde yer alan millî ve evrensel deerleri belirleyip, bu deerlerle genç kuakları tanıtırmak geleceimizin de teminatı olacaktır. Ahmet Midhat Efendi ve Eitim En geni anlamıyla eitim çocuk, genç ya da yalı insanlarda sosyal hayata ve çaa uygun tutum ve davranı deiiklii salamaktır. Çada eitimin amacı, geçmiteki sosyal ve ulusal deerleri tanıtıp benimsetme, bugünün gerçeklerini gösterme ve gelecee dönük deerler, hünerler kazandırmaktır. Bu amaçla, bir kimse eitim ve öretim çalımalarına -eitimin kuram (teori), aratırma ve uygulama olmak üzere üç ana boyutu olduundan- üç yönden kuramcı (teorisyen) olarak, aratırmacı olarak, uygulayıcı olarak yani öretmenlik ve yöneticilik yaparak hizmet edebilir (Kavcar, 1999: 1). Ahmet Midhat Efendi de yılları arasında yaamı ve eitime kuramcı, aratırmacı ve uygulayıcı olarak hizmet etmi Tanzimat döneminin önemli ahsiyetlerinden biridir. O, Abdülaziz, V. Murad, II. Abdülhamid ve V. Mehmed(Read) devirlerinde yaamı hikâye, roman, tiyatro, makale yazarı ve gazetecidir. Batılılama hareketi ondan yüz sene önce balamı olmasına ramen, o, Batı tipi hikâye ve roman yazımında öncü rol oynamıtır. Ortaya attıı fikirleri her zaman ilgiyle karılanmı, çeitli tartımalara sebep olmutur (Kudret, 1967: 10). Ahmet Midhat Efendi gazete, roman ve tiyatro eserleri gibi hem yeni düünceleri yayma ve kamuoyu yaratma, hem de çada yaayıı tanıtma ve çada görü tarzını getirme bakımından önemli roller oynamıtır. Hatta sosyal konulara aırlık vererek özellikle de medeniyet konuları üzerinde bütün gücüyle tam bir halk öretmenliiyapmıtır (Kavcar, 1999: 10-12). Romancının çocukluk yılları, daha sonra bazı eserlerinde görülecei üzere rahat ve müreffeh bir konak hayatının dadılar ve mürebbiyeler elinde büyüyen bahtiyar bebekleri gibi deil, Rakım Efendi den daha mükül ve çetin artlar içinde geçer. On yaında iken ailece Vidin e gider, tekrar stanbul a döner. Sıbyan mektebini bu iki ehirde tamamlar yılına kadar stanbul dadır ve bu arada Galata da bir ecnebiden Fransızca dersi almaya balamıtır. On yedi yaında iken yine ailece Ni e giderler. Orada Rüdiye yi bitirerek Tuna Vilâyeti MektûbîKalemi ne girer. Galata daki yabancıdan almı olduu Fransızca dersini bir heves eklinde izah etsek bile Ni teki gerek Rüdiye tahsilini, gerekse kalemdeki hayatını, daha sonraki Ahmet Midhat ı hazırlayan bir devre olarak kabul etmek zaruridir. Hatıralarında o zamana kadarki tahsilinin Arapça, Farsça, biraz astronomi ve corafya, bir miktar Fransızca ve kendi hevesiyle okuduu Tarih ten ibaret olduunu ifade eder. Ni te, Vali Midhat Paa nın dikkatini çeken genç Ahmed Midhat mahlâsını bilâheremidhat Paa verecektir - Paa nın zorlamasıyla, galiba biraz kerhen, biraz da izzet-i nefis meselesi yaparak Fransızca ya devam eder. Böylece, memuriyet sırasında Dragan Efendi den ve Cankof isimli bir

4 218 Bulgar dan Fransızca sını ilerletir. AhmedMidhat ın Batı yı tanımaya balaması buradaki Fransızca çalımaları sırasına tesadüf eder. Hakikatte yabancı dil onun için gaye deil vasıtadır. Fransızca, AhmedMidhat ın çok merak ettii bir takım ilimlerin kapısını aralayacak bir anahtardır (Okay, 2008: 22-23). 1 Midhat Paa Badat Valilii ne tayin edilince, o da görevden ayrılıp paa ile birlikte Badat a gitmitir. Hasta aabeyi yolda vefat eder. Paa, Ahmet in çok üzüldüünü görür ve teselli etmek için kendi ismini O na ikinci isim olarak vermi; o günden beri Ahmet, yanına bir de Midhat ismini almı ve Ahmet Midhat olmutur (Yazgıç, 1940: 10). O bu isimle düünceleri yoluyla, uygulayıcı olarak ve eserleri yoluyla eitime hizmet etmitir. 1. Ahmet Midhat Efendi nin Düünceleri Yoluyla Eitime Hizmeti Tanzimat ı izleyen yıllarda, edebiyat ve basın dünyasında adını en sık duyulan Osmanlı entelektüeli Ahmet Midhat Efendi dir. Ahmet Midhat Efendi, Tanzimat dönemi Türk romancılarının en ünlülerindendir. Öte yandan O, yalnızca edebî eserler vermekle kalmamı, aynı zamanda bilimsel ve felsefi konular üzerinde de kafa yormutur. Gerçekten de Osmanlı düünürlerinin 19. yüzyıl boyunca megul oldukları en önemli düünsel uralardan birisi, belki de Avrupa dan aktarılan bazı bilimsel kuramları ve felsefi öretileri, slami inançlarla uzlatırmaktı; aksi takdirde aydınların ve slam toplumunun büyük bir kesiminin, modernlemenin yararları konusunda ikna edilmeleri mümkün olmayacaktı (Demir, 2007: 109). Türk düünce tarihinde, Batı felsefesi üzerinde düünme, ilk olarak Ahmet Midhat la balamıtır. Gerçekten de o zamana kadar Tanzimat düünürlerini ve Yeni Osmanlılar ı, Batı felsefesinin yalnız siyasi yönü ilgilendirmitir. Ahmet Midhat ın ise Batı felsefesinde ilgilenmedii yön kalmamıtır (Kaynarda, 1983, s. 763). Ahmet Midhat sayesinde Osmanlı okuru Batı daki edebî tartımalardan, bilimin gelimelerinden, hatta Batı daki din aleyhtarı cereyanlardan haberdar edilmitir (Mardin, 1985: 51). O, Osmanlılıın özünü korumak, Osmanlı insanının modern hayatla kendi hayatını badatırma yollarını göstermek için uramıtır. Osmanlıların, Osmanlılıını, geleneklerini ve inançlarını kaybetmeden modernlemesinin yollarını bulmak, halkı gelecee hazırlamak, Ahmet Midhat ın 1Alıntılarda, büyük ölçüde alıntı yapılan yazarların imlâsına uyulmutur. kafasını megul eden en önemli sorunlardandı (Bolay, 2002: 529). Ona göre, her eyden önce millet okumalı, dünyayı örenmeli, hayatta faydalı bilgiler örenmeli, Ortaça karanlıından kurtulmalı, aydınlar için çalıma hedefi bu olmalıydı (Rado, 1986: 5). Bu düünceleri ile yazılarını kaleme almıtır. Ahmet Midhat a Badat ta Vilayet Matbaası nı kurmak ve Zevra Badat gazetesini çıkarma görevi verilmitir. Badat ta kendisini kültürlü bir çevre ve oldukça programlı bir sohbet meclisi içinde bulmutur (Kudret, 1967: 9). stanbul da Ceride-i Askerîye dergisi bayazarlıı ile ie balayan Ahmet Midhat bir yandan da aile fertlerinin katılmasıyla Tahtakale deki evinde kurduu matbaada nere balamıtır. Hükümetçe arka arkaya kapatılan Devir ve Bedir mecmualarından sonra Daarcık ve Kırkanbar adında çeitli ilmi, fenni ve felsefi yazıları bünyesinde toplayan iki dergi çıkarmıtır. Duvardan Bir Seda adlı yazısını Daarcık ta yayınlamı ve bu yazı slamiyet aleyhinde görüldüünden ve Gedik Paa tiyatrosunda oynayan Vatan yahut Silistre piyesini Tercüman-ı Hakikat i methederek göklere çıkardıı için Genç Osmanlılardan Ebuz-Ziya Tevfik ile beraber Rodos a sürülmütür (Yazgıç, 1940: 43). V. Murat ın padiah olması ile affedilerek stanbul a dönen Ahmet Midhat Efendi, buradan Kırkanbar dergisi için yazı göndermitir. Daha sonra da gazetecilik tarihimizin en uzun ömürlü gazetelerinden olan Tercüman ı Hakikat ı çıkarmaya balamıtır (Okay, 1989: 101). 2. Uygulayıcı Olarak Ahmet Midhat Efendi nin Eitime Hizmeti Öretmenlik ve yöneticilik yapıp eitime uygulayıcı olarak hizmet etmek büyük önem taımaktadır. Meslek hayatının tümünü ya da uzun yıllarını bu uurda geçiren birçok air ve yazar vardır. Üstelik onların, bu alandaki kendi gözlem ve deneyimlerini büyük ölçüde eserlerine yansıttıklarını, böylelikle eserlerini daha canlı ve çekici kıldıklarını görürüz. Bu bakımdan onların eserlerini iyi inceleyip tararsak, o dönemin eitim deerlerine de ulamı oluruz. Ayrıca eitim kuramı ve güncel eitim sorunları açısından da önemli ipuçları elde ederiz (Kavcar, 1999: 21). Yazar, halkın henüz okuma alıkanlıı olmadıını görmü ve onları okumaya alıtırmak için, politikadan baka her eyden bahseden öretici dergiler, broürler, gazeteler çıkarıp, roman, hikâye ve tiyatro eserleri yazarak da eitime hizmet etmitir. Ahmet Midhat Efendi, ilk kitapları olan Hace-i Evvel serisi ile Kıssadan Hisse yi Badat ta yazmı ve

5 Hace-i Evvel ünvanını almıtır. O, sürgün devresinde Rodos ta çocuklar için Medrese-i Süleymaniyye yi kurup, ders vermitir (Okay, 1989: 101). Sonraları çeitli görevlerle çalımaya devam etmi Merutiyet döneminde emekli olmutur. Bakanlar Kurulu (Meclis-i Vükela) nun özel bir kararı ile Üniversite (Dar ül-fünûn ) de Felsefe Tarihi, Dinler Tarihi ve Genel Tarih, Vaizler Medresesi (Medresetü l-vaizin) nde dinler tarihi, Kız Öretmen Okulu nda Tarih ve Eitim bilimleri dersleri okutmutur. Ayrıca Darü -afaka da parasız olarak öretmenlik yapmı, bu okulda nöbetçi olduu bir gece kalp krizinden vefat etmitir ( 28 Aralık 1912 ) (Kudret, 1967: 12). Tüm bunlar, yazarın direkt uygulayıcı olarak eitime hizmetleri için fırsat olmutur. Hatta Darü - afaka da parasız olarak öretmenlik yapması ve bu görevinde nöbet tutarken vefat etmi olması da onun eitim konusundaki fedakârlıının bir göstergesi olarak deerlendirilmelidir. Öretmenlikleri esnasında ve gazetelerde yazdıı yazılarında, sırasını getirip, konuyu bir yana bırakarak okuyucuya bilmedii eyleri öretmesi, evkle nasihat vermek yolunu tutmu olması da toplumu eitme isteinin bir baka göstergesidir. Gazetesinde çıkan tefrikaları en heyecanlı yerinde keserek okuyucuyu merakta bırakıp ertesi günü yine gazeteye hücum ettiklerini görmek onu pek memnun eden durumlardandır. Ayrıca bir öretmen olan Ahmet Midhat Efendi nin, halkı eitmek, onlara bazı eyleri öretmek istedii için yazılarını kendi devrindeki edebiyatçıların tersine halkın konutuu dille kaleme alması da aslında onun eitime verdii önemin bir baka göstergesidir. Bu bakımdan Cemil Meriç in ifade ettii gibi Ahmet Midhat Efendi halkımız için de hâce-i evvel ve âhir dir. 3. Eserleri Yoluyla Ahmet Midhat Efendi nin Eitime Hizmeti Tanzimat dönemi sanatçılarının, verdikleri eserlerde, edebîlikten önce sosyal fayda ilkesini öne çıkararak halkı eitmeyi amaçladıklarını bilmektedir. Türk edebiyatında Yunus Emre birçok iirini ve Risaletü n-nushiyye (Öüt Kitabı) adlı eserini, Mevlâna Mesnevi sini, Nabi Hayriyye sini, Namık Kemal tiyatro eserlerinin çounu, Ahmet Midhat romanlarını, Tevfik Fikret Halûk un Defteri ve ermin adlı eserini, Mehmet Akif Safahat ını, Hüseyin Rahmi romanlarını ve daha pek çok air ve yazar, eserlerini hep insanlara nasıl yaanılması, nelere deer verilmesi gerektiini öretmek amacıyla yazmılardır (Kavcar, 1999: 3). Hikâye, roman, oyun, inceleme türlerinde 200 ün üzerinde eser vermi olan Ahmet Midhat Efendi nin her çeit konuda bilgi verme çabası eletiri konusu olmakla birlikte, halka 219 okuma zevkini verebilmi olması takdirle anılmıtır (Iık, 2002, s. 35). Ahmet Midhat Efendi görev bilinci olan bir insandır. Bu görev de halkı bilgilendirmektir. Bu i için ilk basamak olan edebiyat, insanı yetitirip yükselten ve manen yücelten bir ileve sahip olmalıdır. Bir edebiyat eseri, okurun sıkılmadan eitim görecei küçük bir okul niteliini taımalıdır. Yazılar, okurun bilgi seviyesini yükseltmeli, ahlakını yüceltmeli, kötüyü ve yanlıı sezdirmek suretiyle iyiyi ve doruyu benimsetmelidir. Bu münasebetle ilk eseri olan Hace-i Evvel den itibaren, hoca vasfını üzerinde taıyan ve eitimci görevini benimseyen Ahmet Midhat Efendi, bütün hayatını ve kalemini buna adamıtır. Bu amacı uruna da romanın akıına müdahale etmemek gibi estetik nazariyeleri dikkate almamıtır. Sanatkâr olma iddiasında bulunmamı, geni kitlelerin ilk öretmeni olmutur. Talebeleri ise okuma ile yeni tanımı bir okuyucu kitlesidir. O, talebelerinin hem bilgi seviyesinden hem de ahlak ve edep seviyelerinden kendisini sorumlu hissetmitir (Yiit, 2006: 1).Kolay okunan bir yazar olması itibarıyla da halkın büyük bir kesimine ulaabilmitir (Akpınar, 2008: 64). Ahmet Midhat Efendi nin eserlerinde eitimle ilgili üç farklı yaklaım görmekteyiz. Bunlardan ilki, belli bir bilginin, kültürün bir eitici (hoca, madam, mürebbiye, dadı) vasıtasıyla verilmesidir. kincisi ise bir eitim kurumu aracılııyla yapılan eitimdir. Bunun yanında eserlerinde daha çok görmeye alıtıımız ise bunların ötesinde, bunları da kapsayan, özel çabalar sonucu edinîlen bilgidir ki Ahmet Midhat ın ahsi hayatı da daha çok böyle bir gayretin ürünüdür (Koç, 2009: 389). Safvet Nezihi tarafından 1325 yılında yazılan bir makalede, Ahmet Midhat ın halkı eitmeye çabalaması konusunda u yorum yapılmaktadır: AhmedMidhat Efendi nin âlem-i matbûata en büyük hizmeti halkı mütâlâaya alıtırmasıdır. O zamana kadar seviye-i irfânzâtenzîk bir dâ ireye münhasır kalmı olmak hasebiyle bazı kibâr mehâfil-i husûsiyeden baka yerlerde âsâr-ı cedîde-i edebîyye ve mü ellifât-ı cedîde-i ilmiye celb-i nazar-ı iltifat idebilmekden mahrûm kalmakda idi. Çünkü halk bu gibi âsâr-ı müfîdenin mütâlâasına alımamıdı Okusalar bile onlardan bir zevk-i mütâlâa duyacak derecede iz ân ve irfanları nev ü nemâ bulmamıdı. Bu hakikati vaktiyle anlamı olan Ahmed Midhat Efendi eserlerini âmiyâne yazdı, onların anlayabilecei vâdide kalem oynattı. (Akt. Doan, 2013: 197) Onun bu özel meclislerde konuulan konuları halk ile paylaması, edebiyatın ve ilmin yeni ve faydalı konularını halkın anlayacaı ekilde yazmı olması, bu

6 220 alandaki çabaları halkın bilgilendirilmesinde ve eitilmesinde çok önemli bir rol oynamıtır. Felâtun Bey ile Rakım Efendi Romanında Deerler Eitimi Kültür, bir milletin deerler bütünüdür ve hayatın her alanına yansıması bakımından önem taır. Toplumun fikir dünyası, zevki ve deer yargıları kültürün vazgeçilmez unsurlarıdır. Mümtaz Turhan (2002: 4) kültürü, bir cemiyetin sahip olduu maddi ve manevi kıymetlerden teekkül bir bütün olarak tarif etmektedir.milletler, yüzyıllar boyunca kendilerine ait oluturdukları deneyim, bilgi ve kültürleri kendilerinden sonraki kuaklara belirli bir sistem içinde aktarmılardır. Çünkü her millet kültürel hafızasını zenginletirmek ve bunu da yaatmak ister (Kalfa, 2013: 105). Her toplumun kendine has deerleri vardır. Bu deerler milletin karakterini oluturur. Deerler, davranılara kaynaklık eden ve onları yargılamaya yarayan anlayılardır. Deerler, ayrıca bireylerin neyi önemli gördüklerini tanımlayarak istekleri, tercihleri, arzu edilen ve edilmeyen durumları gösterir (Erdem, 2003: 56). Deer eitimi, toplum hayatının düzenleyicisi ve koruyucusu olarak ve eitimin de önemli bir parçası olarak yer almaktadır (Cokun vd., 2009). Bu eitim ve deer kazandırma iinde edebî eserler, oldukça zengin ve iddialı metinlerdir (Salık, 2005: 153). Edebiyat eserleri insana özgü bazı deer ve niteliklerin yerleip köklemesi, toplumsal yaamın ve çaın gerektirdii deerlerin benimsenmesi yolunda önemli roller oynar. Kısacası edebî eserler hem bireysel hayatla, hem de sosyal hayatla ilgili olarak, iyiye, güzele ve doruya yönelme yolunda, yeni deerler kazandırma yolunda telkinlerde bulunur, insanları bunlar dorultusunda eitir (Kavcar, 1999: 6). Çeitli kahramanların yer aldıı hikâyeler örencilerin ilgilerini çekmekte, deerlere ilikin tartıma ortamı için iyi birer kaynak oluturmaktadır. Hikâyeler ve kahramanlar insan yaamının olumlu ve olumsuz yönlerine dikkat çekmektedir. Deerlerin geçmiten bugüne nasıl deitii, deime nedenleri, geçmiteki önemli kiilikler ve bunların yaantıları örencilerin deer oluturmalarında önemli unsurlardır (Demirciolu ve Tokdemir, 2008). Nurullah Ataç, edebiyatın deer kazandırmadaki rolünü u cümlelerle ifade eder: Bir toplumda ahlakın ilerlemesini, düzelmesini istiyor musunuz? O toplumda edebiyat, sanat merakını uyandırmaya, gelitirmeye çalıın. Çocuklara, gençlere iirler, hikâyeler, romanlar okutturun, onları tiyatrolara, sinemalara gönderin. O hikâyelerin, romanların, oyunların insanlarıyla tanısınlar, onların hayatlarını hayallerinde yaasınlar, örensinler, onların içlerini böylece gerçekteki insanları da daha iyi anlarlar. Çocuunuz büyüyünce ne olacaksa olsun, küçükken siz ona edebiyatı sevdirmeye bakın, ilim, bilgi sonradan gelecektir, önce insanlıını kurmak, hayalini iletmek gerekir (1968: ). Çocuk zıtlıkları, ikilemleri bu tür edebî eserlerde tanır ve yaar. Günlük hayatta çocuun uyması gereken toplumsal kurallar ve yükümlülükler uygulamada çocuk için soyut genellemelerden öteye geçemez. Sözlü olarak telkin edildiinde çocuklar bunları dikkate almayabilirler. Doru veya yanlı bir davranıın olumlu veya olumsuz taraflarını sözlü olarak telkin etmek yerine, öyküleyici bir eserde bunun yararlarını veya zararlarını öykü kahramanlarının kiiliinde çocua yaatmak, deer olarak iyi kötü, doru-yanlı vb. bir davranı olduunu göstermek daha etkilidir (Karatay, 2011: 1445). Çocuk okuduu kitaplardaki olaylardan, kahramanlardan etkilenerek kahramanları kendisine örnek alır ve onları taklit eder. Klasik eserlerde de kahramanların tavır ve davranıları, olayların ilerleyii çocua mükemmel örnek oluturabilecek bir yere sahip olmalıdır. Çünkü sosyalleme sürecinde deerler, kiiler tarafından örenilmekte ve üstlenilmektedir. Kısaca, kiinin ahsiyet yapısına entegre olmaktadır. Bunun doal bir sonucu olarak deerler, kiinin ahsiyetinin bir parçası olarak görülmektedir (Özensel, 2003: 231). Hikâyelere konu olan kahramanların yaadıkları dönemlerin özellikleri ile birlikte anlatılması, kahramanlarda bulunan deerlerin ya da o dönem insanlarında var olan deerlerin örenciler tarafından daha kolay özümsenmesini salar (Yazıcı, 2009). Hikâyelerde yer alan kahramanlar, yasayıları ve davranıları ile yaadıkları toplumda örnek insanlar olarak toplumun dier bireylerine yarar salayacak özverili davranıları ile o toplumun deerlerini ifade ederler. Bazen kahramanların örnek oluturduu deerler, kendi kültürlerini aarak evrenselleebilir. Çocukiyilik, dürüstlük, yardımseverlik, paylama, hogörü, özveri gibi hem ideal birey olmak hem de toplum hayatına uyum gösterebilmek için gerekli olan pek çok deer ve davranıı kitaplar vasıtasıyla kazanır. Ait olduu grubun davranı biçimlerini örenir. Aile bireyleriyle, arkadalarıyla ve daha geni bir çevreyle olumlu ilikiler kurmanın yollarını fark eder (Sınar, 2007: 16). Uçan (2006: 29), dünya edebiyatından örnekler vererek sevgi, efkat, merhamet veya acımasızlıın edebî eserlerden örenilebileceini ifade eder. Demirta (2012) da çalımasında millî edebiyatımızdan örnek vererek ulusal ve evrensel deerleri yansıtması bakımından edebî eserlerden yararlanılabileceini belirtmitir.

7 221 Eitim, salt dorularla ya da olumlu deerlerle gelien bir olgu deildir; tersine karıtlıkların dengesi gözetilerek sunulan deerler, çocuu etkiler. Bu amaçla yola çıkan yazar, genellikle çocuk okuyucuya olumluyu göstermek için olumsuzdan yararlanır; böylece ideal olanı sezdirir (Batur ve Yücel, 2012: 1043). Ahmet Midhat Efendi tarafından 1875 yılında yazılan Felâtun Bey ile Rakım Efendi eseri de olumluyu göstermek için olumsuzdan yararlanan karıtlıklar ile oluturulmu bir romandır. Yanlı batılılama üzerine kurulan roman, kültürel olarak o dönemin yapısını ve deerlerini yansıtmaktayken evrensel deerlere de örnekler vermektedir. Yazar, bu yapı üzerinden mesajlar verirken olumlu ve olumsuzu okuyucuya göstererek özellikle millî deerleri vurgulamıtır. Millî deerlerin neler olduunu, bu deerlerini kaybedenlerin neler yaayacaını okuyucuya hissettirmitir. Tanpınar (1988: 293) da bu romanı, Memlekette Tanzimat la balayan züppe ve köksüz insanla, memleket artlarının yetitirdii hakiki münevver arasındaki farkı göstermek isteyen bir roman olarak nitelemektedir. Ahmet Midhat Efendi, bu iki insan tipini ortaya koyarken okuyucudan bu tipleri analiz etmesini ve bunun sonucunda deer yargılarını kendilerinin oluturmasını istemitir. yi-kötü, doru-yanlı, olumluolumsuz tüm hâlleri ile okuyucunun karısındadır. Okuyucu iki tipin baına gelenleri okuyacak, bunlar üzerine düünecek ve buna göre kendi deer yargılarını oluturacaktır. Bu bir çeit karakter eitimidir ve Ahmet Midhat, deerlerin aktarılmasını bu yöntem ile gerçeklemitir. Böylece okuyucu ulatıı deer yargısını akla dayalı temellere oturtabilecek, bilinçli bir seçim yapmı olacaktır. Karatay a (2011: 1447) göre edebî eserlere dayalı karakter eitimi, eserlerde geçen çelikili/ikilemli durumlardan ahlaki muhakeme yaparak bir yargı ve/veya yargılar çıkarmaya dayanır. Ahlaki muhakeme yöntemi,örencilerin ahlaki geliimini yükseltmede, deer edinîminde kullanılan etkin bir yöntemdir.örenciler, ikilemli olay ve durumlar karısında sürekli ahlaki muhakemeyaparak akıl yürütmeninüst seviyelerine yönlendirildiklerinde deerleri örenir ve benimserler. AhmedMidhat Efendi, Felâtun Bey ile Rakım Efendi tiplerini okuyucuya sunmakta ve okuyucudan deer yargılarını bu karakterlere göre oluturmalarını istemektedir. Felâtun, ite bu mükemmeliyet timsalinin, yani Rakım ın olmadıı her eydir. Batılılar gibi yaamaya heveslenir; ancak bu konuda tek yapabildii, yarım yamalak Fransızca yla ve en moda giysilerle Beyolu nda gezmektir. Tembeldir; roman boyunca çalıırken hiç görmeyiz onu. Cahildir; her eyi birbirine karıtırır; kendi kültürünü, dilini doru dürüst bilmez. Çocuktur; Rakım ın dedii gibi, baını, sonunu düünmeden hareket ettiinden komik durumlara düer. Müsriftir; çok para harcar. Saftır; kendisini gerçekten sevdiini sandıı hoppa bir Fransız aktrise tutulmutur; Rakım ın uyarmasına ramen bütün servetini onun urunda tüketir. Hem yazar, hem roman kiileri elbirliince horlar, alay eder, eletirirler onu (nci, 2005: 82). Felâtun Bey ve Rakım Efendi romanıyla Osmanlıda Batılılama sorunlarını alafranga züppe figürüyle Türk romanında ileyen, Batılı modernleme çaba ve sancılarının ortaya çıkardıı kimlik bunalımına eletirel bir bakı açısı getiren (Çiçek, 2012: 23) Ahmet Midhat Efendi, izlek konusunda eitici/pedagog kimliinin, yapı konusunda ise farklı anlatım yöntemlerini deneyen yenilikçi ve sentezci anlayıının sonucu olan romantik, ironik bir metin ortaya koymutur (Yıldırım, 2011: 1793). Bir öretmen gibi okuyucuyu eitmeye, yönlendirmeye çalıan Ahmet Midhat Efendi nin Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanını incelemek, dönemin kültür yapısını ve deer yargılarını fark etmek ve anlamak okuyucunun millî deerlerine sahip çıkması ve evrensel deerlere ulaması konusunda kendinî sorgulamasına yardımcı olacaktır. Yöntem Bu bölümde aratırma modeli, verilerin toplanması ve çözümlenmesi balıklarına yer verilmektedir. Aratırma Modeli Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanında yer alan deerleri belirlemeyi amaçlayan bu çalıma, nitel aratırma yaklaımında tarama modeli ile oluturulmutur. Verilerin Toplanması Çalıma bulguları doküman analizi ile elde edilmitir. Aratırmada 2012 yılında Özgür Yayınevi nde altıncı basımı yapılan ve erife (Ba) Çaın tarafından yayına hazırlanan AhmetMidhat Efendi nin Felâtun Bey ile Rakım Efendi eseri kullanılmıtır. Birçok yayınevine ait basımı bulunan romanın bu yayınevinden seçilmi olmasının sebebi, kelimelere ait anlam ve açıklamaların kelimenin hemen yanında parantez içinde gösterilmesinin makale okuyucusu için okuma kolaylıı salayacak olmasıdır. Verilerin Analizi Çalıma ile elde edilen deerlerin sınıflandırılması ve sunulması aamasında öncelitaratür taraması yapılmı ve deerler üzerine yapılan çalımalarda genel olarak kabul görmü be sınıflandırma dikkati çekmitir.

8 222 Bunlar Polat ve Celep e(2008: ) görerokeach in Deerler Envanteri, Morris in Deerler Sınıflandırması, Spranger in Deerler Sınıflandırması, Kahle nin Deerler Listesi ve Schwartz ın Deerler Teorisi dir. Bu sınıflandırmalar incelendiinde millî kültürümüze ait ve Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanında da yer alan bazı deerlere sınıflandırmalarda yer verilmedii görülmütür. Bu sınıflandırmaların ardından eksiklii fark eden Güngör (2000: 84-85) deerleri altı grup halinde estetik, teorik (ilmî), iktisadi, siyasi, sosyal ve dinî deerler olarak toplamanın adet olduunu belirtmi, ancak bu deerlere ahlaki deerleri de ekleyerek sayıyı yediye çıkartmıtır. Deerlerin sınıflandırmasında evrensel deerler ortak bir ekilde sunulabiliyorken millî deerlere ait ögelerin sınıflandırmaların hangi bölümüne yerletirilecei bir baka sorunu oluturmaktadır. Sınıflandırmalarda kültür kaynaının farklı olması sınıflandırmaların tam olarak örtümesini engellemektedir. Kaynaını kendi kültürümüzden alarak 1726 veli ve 575 öretmenin katılımıyla gerçekletirdikleri aratırmalarının sonucunda Acat ve Aslan (2012) önceki sınıflandırmalarla da uyumlu olmak üzere yeni bir deer sınıflandırmasına ulamılar ve deerleri u balıklar altında toplamılardır:1. Küme: Muhafazakâr- Geleneksel Deerler, 2. Küme: Ulusal-Millî Deerler, 3. Küme: Öze Dönük-Kiisel Deerler, 4. Küme: Sosyal- Toplumsal Deerler, 5. Küme: Bilimsel-Yenilikçi Deerler. Acat ve Aslan (2012) millî bir deer sınıflandırmasına ulamı ve bu kümelerin içerdikleri deerlere aratırmalarında yer vermilerdir. Deerlerin sınıflandırmasında bir baka belki de en önemli sorun ise bir deerin baka deerleri de ifade eden ortak yapısının olmasıdır. Bu nedenle bir deeri tek bir sınıflama altında deerlendirerek daraltmak ve sınıflandırmak zor olmaktadır. Bu ayrımın yapılmasının zor olmasından olacak deerler eitimine yönelik yapılmı çalımalarda bir sınıflandırmaya gitmek yerine deerlerin tek tek (hogörü, misafirperverlik, yardımseverlik ) yazıldıı görülmütür. Deerlerin tek tek ifade edilmesi lköretim programlarında da yer almakta, bu programlarda bir sınıflandırmaya gidilmemektedir. Girmen (2013) çalımasında ilköretim programlarında verilen deerleri öyle aktarmaktadır: Türkçe Dersi Öretim Programı nda deerler ayrı bir balık altında verilmemitir. Programda dört zorunlu dört seçmeli olarak sekiz tema belirlenmitir. Zorunlu temalardan biri deerlerimiz temasıdır. Bu temada; Türk kültürü, Türkçemiz, önemli deerlerimiz, bayramlar ve törenler, türkü, halk oyunları, vatan, kahramanlık, bayrak konu balıklarına yer verilmitir. Önemli deerlerimiz balıı altında daha çok somut olan kültürel mirasımızdan bahsedilmitir. Somut olmayan kültürel mirasımız olan atasözlerine Türkçe Dersi Öretim Programı nda ayrı bir balık altında yer verilmemitir. Hayat Bilgisi Dersi Öretim Programı nda kiisel nitelikler balıı altında örencilerin gelitirmelerine yardımcı olunacak kiisel nitelikler ve deerler verilmitir. Bunlar; sevgi, saygı, barı, yardımseverlik, hogörü, doruluk, dürüstlük, adalet, yenilie açıklık, vatanseverlik, sabır, kültürel deerleri koruma ve gelitirme olarak belirlenmitir. Fen ve Teknoloji Dersi Öretim Programı nda tutum ve deer kazanımı balıı altında örencilere kazandırılması beklenen deerlere yer verilmitir. Bunlar; temiz ve salıklı yaama, kendisine ve çevresine saygılı davranma, bakalarının hakkını çinememe, adil ve dürüst olma, ibirlii yapma, sorumluluklarını yerine getirme, her eyin sevgi, barı ve mutlulua hizmet için olduunu fark etme, mantıa, bilime ve teknolojiye güven duyma, demokratik süreçlere güven duyma, kendisi ve çevresi için güvenlik önlemleri alma olarak belirlenmitir. Sosyal Bilgiler Dersi Öretim Programı nda deerler balıı altında; adil olma, aile birliine önem verme, baımsızlık, bilimsellik, çalıkanlık, dayanıma, duyarlılık, dürüstlük, estetik, hogörü, misafirperverlik, salıklı olmaya önem verme, saygı, sevgi, sorumluluk, temizlik, vatanseverlik ve yardımseverlik olarak belirlenmitir. Görsel Sanatlar Dersi Öretim Programı nda deerler balıı olmamakla birlikte, estetik, sorumluluk, saygı, deerlerine farklı balıklar altında yer verilmi ve örencilerin millî ve evrensel deerlere duyarlılık gelitirmelerine yer verilmitir. Müzik Dersi Öretim Programı nda temel beceriler ve deerler balıı altında; paylaım, sorumluluk ve hogörü deerlerine yer verilmitir. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öretim Programı nda deerler balıı altında; adalet, aile birliine önem verme, demokrasi bilinci, baımsızlık, alçak gönüllülük, baılama, barı, bilimsellik, Türk bayraına ve stiklal Marı na saygı, cesaret, cömertlik, çalıkanlık, bilimsellik, dayanıma, doa sevgisi, doal çevreye duyarlılık, doruluk, dostluk, duyarlılık, estetik, emaneti korumak, fedakârlık, gazilik, görgülü olmak, güvenirlik, hakseverlik, hakikat sevgisi, hogörü, ibadet yerine saygı, iffet, iyi niyet, kadirinaslık, kanaat, kardelik, merhamet, millet sevgisi, millî birlik uuru, misafirperverlik, mürüvvet, namuslu olmak, nezaket, ölçülülük, paylaımcı olmak, sabır, sadelik, salıklı olmaya önem verme, samimiyet, saygı, sevgi, sorumluluk, sözünde durma, ehitlik, ükür, tarihsel mirasa duyarlılık, temizlik, tutumluluk, Türk büyüklerine saygı, vatanseverlik, vefa, yardımseverlik biçiminde verilmitir (Girmen, 2013: ).

9 223 Yapılmı bir deer sınıflandırmasını önceden belirlemek ve bu sınıflandırmada verilen deerlere göre bir romanı incelemek, sınıflandırmada yer almadıı düüncesiyle bazı deerlerin gözden kaçmasına neden olabilmektedir. Bu düünceyle bir deer sınıflandırmasını göz önünde bulundurmadan içerik analizi yöntemi ile incelenen Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanında ulaılan deerleri, bu sınıflandırmaların içine yerletirmek yerine deerleri gruplama yolu seçilmitir. Bu gruplamada ise deerlerin kültürün bir parçası olduu ve kültürü oluturan unsurların deerleri de oluturduu göz önünde bulundurulmutur. Böylece romanda yer alan deerler millî deerler, eitim ile ilgili deerler, estetik ile ilgili deerler, sosyal hayatla ilgili deerler, siyasi deerler, ahlaki deerler ve dinî deerler olmak üzere bir sınıflandırmaya gidilmitir. Böylece bizden önce yapılan tasnifleri reddetmeden ancak elde ettiimiz bulguları esas alan bir yöntemle deerlerin incelenmesi yoluna gidilmitir. Bulgular Medeniyetler evrensel, kültürler ise millî bir özellik taımaktadır. Ancak buna ramen evrensel olan medeniyetlere rengini veren hâkim bir kültür ün bulunduunu da inkâr edemeyiz. Bundan dolayı Okay a (2008: 352) göre XIX. asrın baında Batı medeniyetiyle karılatıımızda onun hâkim kültürü gözlerimizi kamatırmı ve tesir gücünü, dier sahalardan daha kolay geniletmitir. Hâkim kültürün bu büyük tesiri altında Ahmet Midhat Efendi nin Batı kültürü karısındaki tavrı öyledir: Her eyden önce Batı kültürünü bilmek, tanımak lâzımdır. Madem ki yenilemek istiyoruz ve kıyas ettiimiz zaman karımızda dev gibi bir Avrupa kültürü vardır. O halde Avrupa nın kültürünü tanıyalım, bilelim. Ancak bunu yaparken kendi kültürümüzü ve deerlerimizi kaybetmeyelim. te, Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanında yer alan deerler bu düüncelerden domutur. Bizim çalımamız da bu deerleri ortaya çıkarmayı amaçlamıtır. Bu açıdan bakıldıında romanda yer aldıı tespit edilen deerler unlardır: Millî Deerler Bey ve Efendi Kavramları Romanda okuyucu, Felâtun Bey in ve Rakım Efendi nin ahsiyetlerinde, bütün bir Tanzimat devrindeki muhafazakâr ve modern kesimlerin yaayıının, örf ve âdetlerinin, kültürünün, âdâb-ı muaeretinin çatımasını seyreder. Tanzimat tan sonra yaygınlaan usule göre kendi imkânlarıyla okuma yazma örenmi veya hususî tahsil görmü yahut kitabet sınıfında bulunmu olanlara efendi denilmitir. Buna mukabil rüdiye, idâdî, sultanî gibi yeni usûl mekteplerde okumu olanlarla zabitan sınıfına mensup olanlara da bey denilmitir (Okay, 2008: 461). Arapça rakm kökünden gelen ve hesaplılık, düzenlilik anlamlarını da çarıtıran Rakım Efendi nin ismi kendi kiiliiyle paralellik tekil eder. Buna karılık, bilgelii çarıtıran Felâtun kelimesiyle her eyi yüzeysel taraflarıyla yalan yanlı bilen Felâtun Bey in, aynı zamanda bilgelie yakımayacak ekilde ısrarcı ve kendinî beenmi tutumu arasında tam bir çeliki vardır (Ba Çaın, 2012: 10). Bu karıtlıktan istifade eden Ahmet Midhat Efendi, batıyı temsil eden eflâtun ve bey kavramları yerine, tercihini bize ait olan rakım ve efendi kelimelerinden yana kullanarak düzenlilik ve hesaplılık deerini öne çıkarmıtır. Batılı Gözüyle Dou ve Türkler Romanda, piyano hocası Yozefino nun söyledikleri Türkler in yaayıı hakkında bilgi vermektedir: Vallahi efendim, sizin memleketinizin en güzel eylerinden birisi de mastikadır. Ben pek seviyorum. Hem size bir sırrımı dahi açayım ki, âdeta her akam Türkler gibi ben de mastika içiyorum, ama az! Üç dört kadeh kadar. (s. 74) 2. Buna karılık Rakım Efendi, insanın aklını kaybetmeyecek kadar içilecek bu içkiyi dahi bize ait diye - u cümlelerle onaylar: Fena etmiyorsunuz efendim. Az içilirse güzel eydir. (s. 75). Yozefino erkenden kalkıp Rakım Efendi nin evinde yaptıı kahvaltı sırasında, (Osmanlıların u sabah safasını pek beenip) Lâkin ne alâ ey! (s. 127) diye tanımlar. Güne domadan yapılan kahvaltının ardından Kâıthane ye giderken günein douunun izlenecei konusundaki sohbetteyozefino öyle karılık verir: Vallahi pek houma gidiyor. Rakım sana dorusunu söyleyeyim mi? Türklerin her hâli Avrupa nın her hâlinden iyi! (s. 127). Deniz üzerindeki bu yolculuk sırasında da unları ekler: böyle bir seyahat lezzeti, Avrupa nın hiçbir tarafında tanınmamı olduunu dava edebilirim. stanbul ahalisinin içinde de yüzde birisi bu seyahati düünememitir, zannederim. (s. 129). Bu konumalarla Ahmet Midhat Efendi, özellikle batılıların beendikleri bize ait deerleri öne çıkarmaktadır. Rakım Efendi nin Avrupa nın da güzel zevkleri olduunu söylemesi üzerine Yozefino öyle cevap verir: Vakıa Avrupa nın dahi elencesi çoktur, ama monoton, daima bir siyak [düzen] üzeredir. Bir kere kı geceleri uzun olduu zaman alafranga saat on ikiden, yani gece yarısından evvel yatılmaz. Hele saat 2Alıntılarda Ahmet Midhat Efendi nin Felâtun Bey ile Rakım Efendi eserinin Özgür Yayınlarına ait altıncı baskısı (2012) kullanılmıtır.

10 224 ikiye kadar da oturulduu olur ya! Bu hâlde uyandıımız zaman yine ortalıı gündüz olmu buluruz. Yani demek isterim ki, biz tabiatın yalnız bir akam letafetinden [güzelliinden] müstefid oluruz [yararlanırız]. Sabahı, o sabahı ki tabiatın uykudan uyanması demektir, o güzel sabahı temaadan [seyirden] hemen daimî suretle mahrum kalırız. (s. 128). Bu, yazar tarafından öne çıkartılan durum, aslında Dou ya yani bize ait bir güzelliin-deerin bir Batı lı tarafından üstün tutulmasıdır. Bunların ardından Ahmet Midhat Efendi, bize ait en önemli millî deerlerimizden olan misafirperverlik hakkında Yozefino ya unları söyletir: Bir kere Türklerdeki u misafirperverlik Avrupa da bulunmaz. Muradım [amacım] onlar birbirine gitmezler demek deildir. Lâkin sofraları, baloları hep resmî eylerdir. Herkes hanesine geldi mi yine kendi familyası [ailesi] halkıyla kalır. Aralıkta bir familya içine misafir gelmi görülmesi veyahut insanın kendisini baka bir familya içinde görmesi bir büyük teceddüt [yenilik] demektir. (s. 128). Bizde olan, ancak batıda olmayan bir deere vurgu yapılması eitim açısından önem taımaktadır. Rakım Efendi nin evine misafir oldukları sırada Türk ve Osmanlı hanımları üzerine yapılan konumada ngiliz kızı Can ın Mahpus gibi evin içinde kapalı oturmasam, Türk hanımı olmaya razı olur idim. (s. 150) demesi üzerine, bu görüe karı çıkan Rakım Efendi: Türk hanımı deil a, ite Canan gibi bir esir bile ev içinde mahpus olmuyor. Her istedii yere gezmeye gidiyor. (s. 151) diyerek, Türk kadınlarının evde esir olmadıklarını, istedikleri yerleri rahatça gezebildiklerini savunur. Ayrıca bu misafirlik sırasında Ahmet Midhat Efendi, ngiliz kızlarının Canan ın baka bir odada kaldıına inanmayarak söylediklerine de yer verir: Yok yok, öyle deil. Siz onun konküben, haniya u ne derler, odalık. Ben bilirim Osmanlılarda hep odalık var. (s. 152). Bu bölümde Ahmet Midhat Efendi, bir Batılı gözüyle bize ait deerlerin övgüsünün yapıldıını görüyoruz. Batılı gözü ile Batı medeniyetinden farklı olarak ve Dou ya ait üstün tutulan deerler arasında sarho olmayacak kadar(!) içmek, sabah vakti günein douunu seyretmek ve misafirperverlik sayılmaktadır. Ayrıca Türk kadınları hakkındaki, evde bir mahpus ya da bir odalık-cariye olması gibi yanlı kanaatler kabul edilmeyerek düzeltme yoluna gidilmitir. Dou ve Batı Cemiyetlerinde Asâlet Anlayıı Yozefino nun Felâtun Bey hakkında, Hatta kendi familyası Üranüs sülâlesinden indiinden bahisle asilzadelik dava ider idi. sözüne karılık, Rakım Efendi nin: Asilzadelik dava ettiini bilmem. Velev ki [isterse] etsin. Bizim memlekette hamdolsun bu esaret yoktur. (s. 181). diyerek karılık vermesi ile Dou ya ait deeler arasında doutan veya uzaydan gelmek gibi bir asâlet anlayıının olmadıı vurgulanmıtır. Ahmed Midhat ın olayları stanbul da geçen romanlarında, evlilik mevzuunda da sınıf farkı, asâlet bahis konusu deildir. Köle ve cariyelerle efendilerinin veya çocuklarının evlendikleri sık sık görülür (Okay, 2008: 189). Bundan dolayı romanın sonunda Canan da Rakım Efendi nin karısı olur. ngiliz kızları Canan ı tanıdıktan sonra kıskanacak ve Böyle bir esir olmayı benim dahi canım istedi. (s. 153) diyeceklerdir. Bu durumun Osmanlı toplumunda aristokrat bir yapı olmadıının da göstergesi olduunu söyleyebiliriz. Köle ve Cariyeler Osmanlı devletinde, Batı daki feodal dönemde olduu gibi sınıfsal yapıya balı ve devamlılık gösteren bir kölelik anlayıının olmadıı bilinmektedir. Hatta böyle sınıfsal bir kölelik anlayıına Türk tarihinin Osmanlı ve Selçuklu öncesi dönemlerinde de tesadüf etmiyoruz. Buna ramen Osmanlı döneminde de köle ve cariye gerçeinin olması, Ortadou ülkelerinin ve Batı nın tesirini düündürmektedir. Genellikle, Saray ve konaklarda karımıza çıkan köle ve cariyeler, savalar sonucunda ele geçirilen esirler arasından seçiliyordu. Bu ekilde ele geçirilen esirlerin köle ve cariye olarak devlet hizmetlerinde çalıtırılmaları da bir baka gerçektir. Ancak bütün bunlara ramen, Osmanlı toplumunda bunların azat edilmeleri de tevik edilen bir durumdu. Bu bakımdan köleler, sosyal sınıflar içinde hakir görülen bir zümre tekil etmemektedir. Mürüvvet sahibi bir efendinîn davranıı, bu kölelerin esaretini kaldırmak ve onları saadetlerine kavuturmaktır (Okay, 2008: 194). Dönemin bütün roman ve hikâyelerine yansıyan bu gerçek incelediimiz Felâtun Bey ve Rakım Efendi romanında da karımıza çıkmaktadır. Nitekim bu romanda arap, zenci veya beyaz cariye ve kölelere iyi muamele yapılmaktadır. Rakım Efendi nin evindeki Arap Fedaî Kalfa, daha hanımının salıında evin ikinci bir hanımı gibi olmutur. Bu dönemin bir baka özellii evlerde bulunan cariyelere, evin dier çocukları ile birlikte eitim veriliyor olmasıdır. Kendi cariyesini, ders verilen dier ngiliz kızlarıyla bir tutan Rakım Efendi u yorumu yapar: Hazır ngiliz kızlarını bu gün balattık ya! Dur bakalım u Çerkez i de balatalım. Bu mu onları geçer yoksa onlar mı bunu? diye Canan ı yanına çaırıp ona dahi huruf-ı hecayı [alfabeyi] tersim eyledi [gösterdi]. Vay kızcaızdaki sevinç! Evet Çerkez kısmı okumaya pek haris [istekli] olduundan bir Çerkez e okutmak kadar ibraz-ı muhabbet [sevgi göstermek] olamaz. (s. 49). Piyano örenmek isteyen Canan a bir piyano alan ve bir de öretmen tutan Rakım, Canan ın piyano hocasından

11 Fransızca örendiini görmesi üzerine bizzat kendisi ona bir de Fransızca dersi vereceine dair söz verir (s. 73). Romanda bu durum u cümlelerle izah edilir: Canan âdeta olur olmaz eyleri kendisi kaleme almaya ve hemen her yeni kitabı okuyup anlamaya baladı. Hatta Rakım kendisine bir kestirme yoldan Arabî ve Farisî [Arapça ve Farsça] dahi göstermeye balamıtır. (s. 74) Piyano hocası, Canan ın çalıkanlıını, dier cariyelerle de karılatırarak öyle anlatıyor: Bey in, kendi cariyelerini dahi, Canan la beraber yedi sekiz aydır talim eylediim hâlde hiçbir ey örenemediler. Geçen gün bey beni âdeta tekdire [azarlamaya] baladı. Ben de Canan ı haber verdim. Sekiz ay içinde örendii Türkçeyi, Fransızcayı, çalgıyı, okumayı, yazmayı sizinkiler sekiz senede örenirler ise memnun oluruz dedim. (s. 89) Yukarıda da ifade ettiimiz gibi aslında cariye olan Canan ın Rakım Efendi ile evlenmi olması, Osmanlı toplumunda köle ve cariyelerin durumu ile ilgili de bize bir kanaat vermektedir. Eitim le lgili Deerler Bilgisizlik ve Eitim Felâtun Bey, bilgisiz olduu konular üzerinde de konumaktan çekinmeyen hatta bildii ey nedeniyle bakalarını küçük gören bir tiptir. Türkçe dersi alan ngiliz kızlarına karı henüz kim olduunu bilmedii öretmen Rakım Efendi yi küçük düürmek ve ngiliz kızlarına Felâtunluk satmak için alfabede p, ç, j harflerinin olmadıına yönelik konumasına Rakım öyle cevap verir: Vakıa beyim, mektepte biz buyurduunuz gibi okuduk. Ama bizim okuduumuz elifba yalnız Arapça içindir. Türkçe için ise ondan fazla birkaç harfe ihtiyacımız vardır. Meselâ Paa, çavu, müjde yazacaımız zaman nasıl yazarız? Elbette bu harflere muhtaç olmaz mıyız? (s. 52). Söylediklerinin doru olmadıının kanıtlanması Felâtun Bey in utanmasına, yüzünün kızarmasına sebep olsa da o amacına ulamak için tartımaya devam eder. Alfabe üzerinden devam ettirdii görülerinde, harflerin kelimenin baında, ortasında ve sonunda deien biçimlerini öretmenin, ngiliz kızlarının zihnini bozduunu savunur. Bunun üzerine Rakım, eline bir kalem alarak öyle cevap verir: Efendim! Faraza Mustafa yazacak olsak, sad, tı, fe, ye diye yazmayız. Bunları mutlaka birbirine rabt ile [bitiik] yazarız deyince Felâtun bunun dahi farkına varmı ve fakat bu defaki hicabı [utancı], evvelki hicabını geçmitir. (s. 53). Bunun ardında yazar, büyük bir utanma ile sonuçlanan Felâtun Bey in alfabe hakkındaki bilgisizliine; Bahusus ki [Özellikle] memleketimizde bilenlerin en çou bildiklerini nasıl örenmi olduklarını bilmezler. te Felâtun Bey dahi bildii eyi nasıl örenmi 225 olduunu bilmeyenlerden idi. (s. 53) cümleleri ile dikkat çekerek, okuyucunun bu duruma aırmaması gerektii savunur. Felâtun Bey in, yarım yamalak bilgilerinden dolayı, tartımaların sonunda sürekli yüzünün kızarması ve utanması, cahilliinin ortaya çıkması eserde onun salon adamı olmamasına, kahvehane kültürüne sahip olmasına balanır. Çünkü o, konutuu dilin alfabesi hakkında bile yeteri kadar bilgiye sahip olamamıtır (s. 81). AhmedMidhat ın Dou kaynaklarından gelen ilimler olarak telâkki ettii, sarf ve nahiv bahisleriyle Türkçe, Arapça ve Farsça; slâmî esaslara dayanan tefsir, hadis, kelâm, fıkıh ve mantık; tarih olarak da slâm ve Osmanlı tarihleridir. Kaynaını Batı dan alan bilgilerin baında ise yabancı dil, bilhassa Fransızca gelir. Sonra, Avrupa tarihi ve müspet ilimlerin çeitli ubeleri. Gerek Dou gerek Batı kaynaklı olsun her iki sahaya ait ilimlerin tahsil edilmesi gereklidir (Okay, 2008: 74). Yazar, romanlarında yer verdii kahramanlar üzerinden bu gerçei, yani her iki sahaya ait ilimlerin öretilmesi gerçeini vurgular. Tek taraflı eitim alarak yetien gençler eksik yetimilerdir. Ele aldıımız romandaki bütün tipler böyle her iki sahaya ait eitim alarak yetimemilerdir. Yazar, eitimdeki tedriciliin de terk edildiini, bir uçtan dier uca savrulmaların yaandıını, Felâtun Bey in babası Mustafa Merakî Bey üzerinden u cümlelerle anlatır: Mustafa Merakî Efendi, kemal [son] derece alaturkalıktan, yine kemal derece alafrangalıa birdenbire sıçramı bir adam olduu ve bu tahavvül [deime] ise yalnız kendi telezzüzat-ı maddiye ve maneviyesi[maddi ve manevi zevkleri] o yüzden hasıl olmaktan neet eyledii cihetle [kaynaklandıı için] böyle bir adamın, hem de öksüz kalan evlâdı nasıl bir terbiye altında büyüteceini her kim düünse bulabilir. (s. 27) Elbette, bir çocuun eitimi için, sadece mektebe gidip gelme yi ya da Fransız hocanın eve gelip gitmesi ni yeterli görmek yanlıtır. Yazar bu yanlılıa, Felâtun Bey in babası Mustafa Merakî Efendi üzerinden dikkat çeker. Ayrıca Merakî Efendi için bir kiiye eitim vermek demek, alafrangalıı öretmek demektir. Merakî Efendi nin konaındaki hizmetçi Mehmet ile ilgili romanda verilen u bilgiler bu konu için güzel bir örnektir: MerakîEfendinîn alafrangalııyla beraber böyle bir Mehmetçii konaına kabul etmi olmasına amayınız. Onu terbiye edecekti. Hatta terbiye etmeye baladı bile. Bir gün Mehmet! Beyefendi ne yapıyor? deyip de, Mehmet ten Çorba içiyor cevabını alınca Ulan öyle söyleme, ona alafrangada supe yiyor derler demi ve Mehmet Hayır efendim, Allah göstermesin! Sopa yedii yok, çorba içiyor dedii hâlde

12 226 dahi Merakî efendi meraklanmayıp, Olum! Alafrangada çorbanın ismi supedir. Bunları birer birer örenmeli. diye bir nasihat vermi idi. te anlayınız ki Mehmet dahi yava yava alafranga olacaktır. (s. 31). Yazar biraz da alaylı bir dille, memleketinde iken Amme cüzüne kadar okuma baarısı gösteren Mehmet i, bu eitme iinin ne kadar zor olacaını: Ne zannettiniz ya! Felâtun isminden Pantolon lâfzına ve Mihriban isminden dahi Merdüvan kelimesine intikal edebîlmek[geçebilmek] haylice dirayete [zekâya] mütevakkıftır [balıdır]. Mehmetçik asıl büyük efendiye dahi Meraklı Efendi der idiyse de efendisinin isminde lâm [l harfi] olmadıı için bunu doru söylememekte olduunu anlayarak mahçub olur idi. (s. 31). cümleleri ile vurgular. Romanda, Dou ve Batı ilimlerinin ikisini de tahsil edenler arasında ilk defa Rakım Efendi ye rastlıyoruz. Rakım Efendi Dou ve Batı ilimlerini çok güzel tahsil etmi, bunun yanında slâm ahlakı ve Türk terbiyesi ile yetimi ideal bir Osmanlı efendisidir (Okay, 2008: 74). Rakım Efendi, aynı zamanda Ahmet Midhat Efendi nin, yetitirmeyi hedefledii ideal aydın tipini de temsil etmektedir. Bu ideal gencin yetime sürecini de u cümlelerle açıklar: Kendi hâhii[istei] ve dadısının sevk [yönlendirme] ve teviki sayesinde Arabî den sarf ve nahiv [dilbilgisi] filândan maada [baka] Risale-i Erbaa yı erhleriyle [açıklamalarıyla] beraber lâyıkıyla gördü. Hele mantık cihetini tasdikat-ı hitamına [son derecesine] kadar pek kuvvetli tahsil eyledi. lm-i hadis ve tefsirde [Hadis ve tefsir ilminde] oldukça behre kazandı [ilerledi]. Fıkhı [slâm hukuku bilgisini] dahi gözden geçirdi. Farisî den Gülistan ve Baharistan ve Bostan ve Pend-i Attar ve Hafız ve Saib i tekmil etmekten kat ı nazar [okuyup bitirdikten baka] en müntehib[seçkin] parçalarını ezber dahi eyledi. Fransızca ya gelince: Bir kere lisanda rüsuh peyda eyledi [iyi derecede örendi]. Badehu [sonra] Galata daki dostundan hikmet-i tabiiye [fizik bilgisi], kimya, terih-i menafiü l-azayı [biyolojiyi] oldukça tahsil edip Beyolu ndaki Ermeni dostunun kütüphanesinde dahi corafya, tarih, hukuk ve muâhedat-ı düveliyeye[devletler arası antlamalara] dair lüzum derecesinin fevkinde [üstünde] dahi malûmat [bilgi] topladı. Hele okuduu Fransız romanlarının ve tiyatronamelerinin [tiyatro eserlerinin] ve e ar[iir] ve edebiyatının âdeta nihayeti yok gibiydi. (s. 37) Bu açıklamalara baktıımızda, Rakım Efendi nin Dou ve Batı kütüphanelerinin en önde gelen temel eserlerini okumanın yanında, fizik, kimya, biyoloji gibi fen bilimleri ile iç ve dı siyasetin yanında hukuk, tarih, corafya ve edebiyat konularında kendisini ileri derecede bilgiye sahip olarak yetitirdiini görüyoruz. Romanda dikkat çekici bir baka konu da tahsil ve terbiyenin, insanın deerini artıran bir faaliyet olarak görülmesidir. ngiliz kızı Magrit in, Canan için söyledii: Bu kız alındıı zaman yüz lira ancak ederdi. imdi iki bin lira eder. te onu talim ve terbiye ettii için bu kadar kıymet buluyor demektir. (s. 153) gibi sözler, eitimin insanın deerini artırdıını ortaya koyan sözlerdir. Kızların Tahsil ve Terbiyesi On dokuzuncu yüzyıl, Osmanlı da batı tesirinde bir deiimin hayatın her alanında en derin biçimde hissedildii dönemdir. Yüzyılın eski ile yeni arasında kalmı insanını yönlendirenler ise doal olarak modernleme taraftarı aydınlardır. Bu yüzyıl içindeki bütün modernist yazarlar ve siyasal otorite, Osmanlı insanının bu kritik eii eitimle aacaı inancında birleirler. Yeni teekkül ettirilen eitim kurumlarıyla bu fikir daha da etkin bir boyut kazanır. Bu çabalar sayesinde asrın son çeyreine gelindiinde, ortada zihinsel dönüümünü gerçekletirdii söylenebilecek hatırı sayılır bir erkek nüfusu vardır. Uzun asırlardır içinde bulundukları dünyanın dıına çıkma cesareti gösteremeyen kadınlarsa, lehlerine atılmı küçük adımlara ramen, çadalama adına henüz yeterli bir seviyeye gelememilerdir. Oysa dıa açık, dolayısıyla zaten sosyal bir hayatın parçası olan erkeklerin aynı zamanda yeni medeniyet anlayıı dorultusunda eitim almı olmaları, onları modernizm ile daha erken karılatırmı ve kadınlar aleyhine ister istemez bir dengesizlik oluturmutur. Ancak bu dengesizlik, erkeklerin karı cinste zihinsel karılıklarını/devamlarını bulamamaları üzerine çok yönlü bir toplumsal sorun haline dönüür. Çünkü hem kadınlar eitimsizdir ve geri kalmıtır hem de eitilmi erkekler yalnızdır. Böylece kadınların gecikmi eitimi, toplumun bütünüyle medenilemesi için bir zorunluluk haline gelir. Bu durum, bir yandan devrin yazarları aracılııyla halka özellikle de kadınlara eitim fikrini anlatma çabası dier yandan da onlara yönelik eitim kurumları açma giriimleriyle çözümlenmeye çalıılır (Argunah, 2013: 5). Tanzimatla beraber maarifte yapılmaya balanan ıslahat hareketi kızların tahsili hususunda da ele alınmıtır. Mahalle mekteplerinde ve mekteb-i ibtidâilerde kız çocukları zaten okumaktaydı yılında zamanın ihtiyaçlarına göre tanzim ve ıslah edilmi be yıllık ilkokul olan rüdiyeler açılır de ise ilk kız rüdiyesi teessüs eder de yılında kurulan erkek öretmen okullarında mukabil, kız öretmen okulu 1869 da açılır (Okay, 2008: 371).II.Mahmud ve Tanzimat devirlerinde modern eitim ve öretim alanında yapılan çalımalar 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi yle yeni bir safhaya girmitir. Bu Nizamname ile eitim tekilâtı, ilk-orta öretim, öretmen temini ve eitimin mali yönü gibi hususlar,

13 modern bir anlayıla, bir takım esaslara balanmıtır (Kodaman,1980;263). Fakat uygulama alanında aynı baarının elde edilememi olması da bir gerçektir yılında yani konumuz Ahmet Midhat Efendi nin ilk neir hayatına atıldıı yıllarda da bu çabalar devam eder ancak herkes için aynı olmaz. Felâtun Bey in kız kardei Mihriban, alafranga bir eitimle yetimi ancak öksüz büyüdüünden tahsilde ilerleyememitir. Bu durum romanda u cümlelerle ifade edilir: Babası müzika talimi için alâ bir piyanocu madam getirmi idi. Lâkin madam kendisi çalıp babası dinledii cihetle Mihriban Hanım, Ta altında bir yılan, kaları durur divan arkısından baka bir ey örenemedi. (s. 32). Ayrıca Mihriban, alafranga olamadıı gibi millî geleneklerimizle yetimi kızlar gibi oya yapmasını, çorap ilemesini de örenememitir. Rakım ın annesi ise zamanında bunları örenerek büyüdüünden el ii diker, oya yapar, çevre, uçkur iler ve bunları Salıpazarı nda sattırır, sonuçta ellerinin emeiyle kimseye muhtaç olmadan geçinip giderler (s. 35). Mihriban ın terbiye kabul eder bir karaktere sahip olmasından dolayı kocası tarafından bu konuda nasıl çaba sarf edildii romanda; kocası evvel emirde [önceleri] kızcaızı pek hoppa bularak sevmemi ve beenmemi idiyse de, terbiye kabul etmeye istidadını [yeteneini] görünce bu bîçare kızı terk etmemek, terbiyesini himmet eylemek [eitmeye çalımak] kadar mertlik olmadıını hükümle kıza nice baba nasihatleri, nice karde tavsiyeleri, ne kadar sadık bir koca iradları[uyarıları] arz ederek hoppalıı bütün bütün bertaraf ettikten maada [bir yana bıraktıktan baka], kendisini dahi bir yâr-ı sadık [sadık dost] olmak üzere kıza sevdirmitir. (s. 140). cümleleri ile vurgulanmıtır. Yazar kadınların eitimi konusunda erkeklere de bir takım görevler yüklemektedir. Hoppa karılar ekseriya âkil[akıllı] kocalarının verdikleri terbiyeyi kabul ederek akıllarını balarına alabilirler. (s. 140). sözleri, bunun açık bir örneidir. Fakat yazar, hoppa erkeklerin ise; âkil karılarının nasihatlerini çounlukla dinlemedikleri için hayatlarını berbat ettiklerine de dikkat çeker. Hususî muallime tutarak dil öretme modası kız çocuklar için de yayılmıtır (Okay, 2008: 373). Bunun için yazar romanda, özellikle Canan ın hızlı bir ekilde Fransızca yıörendiinden bahsederken dier taraftan da ngiliz kızlarının Rakım Efendi den Türkçe örendiklerini vurgular (s. 63). Hatta bu kızlar kendilerini Türkçe örenmeye o kadar kaptırmılardır ki balo ve tiyatroya gitmekten, yemeden içmeden bile vaz geçmilerdir (s. 143). Eski ve Yeni Tarz Eitim Kurumları 227 Batı kültürünü tanımak için yabancı dil örenmek yanında ikinci âmil, Batı usulü tahsil ve terbiyedir. Filhakika Tanzimat tan önce balayan, okulların ıslahı faaliyeti, 1839 dan sonra kesifleerek devam eder. Bu ıslahatın Batı öretim usulleri örnek alınarak yapılmı olduu açıktır (Okay, 2008: 363). stanbul da Abdülhamit devrinde pek çok okul açıldıını biliyoruz. (Kodoman, 1999). Buna ramen yabancı mürebbiyelere rabet de devam etmektedir. Bundan baka hususi mektep ve dershaneler de vardır. Bunlar arasında bilhassa yabancıların açtıkları mektepler Batı kültürünün giri kapıları olmutur (Okay, 2008: 378). Romanda Felâtun Bey de okula gidiyor, yabancı mürebbiyeden ders alıyor ancak bu dersler, Vakıa çocuk mekteb-i rütiyeye [ortaokula] verilmi olduundan her gün çantası elinde gider gelir idi. Bundan baka bir de Fransız hocası var idi ki haftada iki defa gelir gider idi. (s. 27) eklinde, ciddiyetsiz bir ekilde yapıldıından ve lâyıkıyla yapılmadıından faydalı olamamıtır. Rakım Efendi nin eitimi ise farklı olarak öyle anlatılmaktadır: Rakım büyüdü. Be yaında Salıpazarı ndaki Ta Mektep e verilip on bir yaında stanbul tarafında Valide Rütiye Mektebi ne alındı. On altısında oradan çıkıp Hariciye Kalemi ne[dıileri Bakanlıı na] kendisini kabul ettirmeye yol buldu. (s. 36). Bu eitim, dierine göre daha ciddi ve düzenli bir ekilde yapıldıından ayrıca Rakım Efendi nin, kendi gayretleri ile de örendiklerini eklediinde fark daha belirgin bir ekilde ortaya çıkmaktadır. Dönemin eitimle ilgili bir baka özellii de devlet dairelerinin durumudur. Devlet daireleri Osmanlı da bir eitim kurumu gibi çalımaktadır. Nitekim rakım Efendi de Rüdiye Mektebi nden mezun olduktan sonra Hariciye Kalemi nde hem memurlua hem de eitimine devam etmitir. Yabancı Dil ve Yabancı Kelimeler Tanzimat aydını için Batı kültürüne yabancı kalmamak zaruridir; bunun için de ilk elde edilmesi gereken ey Batı dillerinden biridir. XX. yüzyılın ortalarına kadar olduu gibi Tanzimat yıllarında da en çok bilinen yabancı dil Fransızca dır. Türk edebiyatının Tanzimat tan sonra Batı tesirinde kaldıını söylediimiz zaman hemen tamamiyle Fransız tesirini kastetmiizdir (Okay, 2008: 355). Tanzimat ın ilanından biraz evvel, 1832 de Babıali Tercüme Odası nın kurulması ile balayan resmî tercüme faaliyetinin de esasını Fransızca tekil etmektedir. Bu kalemde yeni yetien memurlara Fransızca öretilir (Okay, 2008: 355). Romanda Felâtun Bey de Rakım Efendi de Fransızca bilmektedir ve Rakım Efendi yaptıı tercümeler ile ek gelir kazanmaktadır. O devirde Mekteb-i Tıbbiye nin birçok dersleri Fransızca yapıldıı

14 gibi ders kitapları da Fransızca olduundan (Okay, 2008: 356) Rakım Efendi de doktorlardan Fransızca örenir. Rakım Efendi nin ve piyano hocasının Fransızca bilmesi üzerine Canan da bu kiilerden Fransızca örenir. Romanda örenilen tek yabancı dil Fransızca deildir. Yabancılar da Türkçe örenmektedir. Rakım Efendi, yabancılara Türkçe dersi verirken, bir taraftan onun ne kadar incelikli ve ho olduunu anlatırken dier taraftan da Türkçe nin yabancılara öretiminin zorluklarına dikkat çekmitir (s. 78). AhmedMidhat ın romanda kullandıı yeni yabancı kelimeleri iki grupta toplamak mümkündür. Bir kısmı okuyucularına meseleyi izah etmek için zarurete mebnî kullandıkları, bir kısmı da romanlarında tatlı su frengi tipi Osmanlıları konutururken kullandıklarıdır (Okay, 2008: 359). Bunlar umumiyetle mirasyedi, hususi ecnebi muallimlerinden ders görmü, Osmanlılıını, bu arada Türkçesini de kaybetmi kiilerdir (Okay, 2008: 361). Romanda Felâtun Bey in, bu ikinci gruba girenlerden biri olduu onun kullandıı; Küçük bey Fransızca dan baka söz söylemiyor ki! Sütlü kahve isteyecei zaman kafe ole diyor. (s. 31) cümlesi üzerinden anlatılır. Görüldüü gibi Ahmet Midhat Efendi nin romanda telkin ettii yabancı dil örenimi, sütlü kahve istemek için deil, Batı medeniyetini daha doru tanıyıp anlamak içindir. Hayatı AhmedMidhat ın gerek romanlarında gerekse dier eserlerinde, i hayatı sahasında en çok bahsettii ve takdir ettii ey ahsî teebbüs ve ticarettir. Bizzat kendi hayatında zaman zaman kabul ettii memuriyetleri sırasında bile gazeteciliini ve muharrirlii terk etmemitir. Onun bütün hayatı boyunca, kalemiyle geçinen bir yazar oluu ve âyân-ı hayret çalıkanlıı mehurdur (Okay, 2008: 147). Yazarın bu çalıkanlıına karılık, romanlarındaki kahramanların birçou kendisine benzemez. Meselâ Rakım Efendi, memuriyetten aldıı parayı az bulduu için devlet dairesindeki iini de terk eder. Aslında babası da Tophane kavaslarından olduu için, ölümünden sonra oluna da miras olarak pek bir ey bırakmamıtır (s. 40). Romanda memurluk yapan bir dier kii de Felâtun Bey dir. Ancak onun, babasından saladıı gelir sayesinde memurluktan aldıı paraya ihtiyacı yoktur. Zaten Tanzimat devri romanlarında özellikle dikkat çekilen hususlardan birisi de devlet dairelerinin ve memurların durumudur. Ortak olarak vurgulanan özellik de devlet dairelerindeki ciddiyetsizliktir. Romanda bu konunun en açık anlatıldıı yer Felâtun Bey in i hayatının anlatıldıı bölümdür. Devrin 228 memuriyeti ve dairelerin hali Felâtun Bey örneinden hareketle öyle anlatılır: Felâtun Bey büyücek kalemlerin [devlet dairelerinin] birisinde memur idi. Cuma günü mutlaka bir seyir mahalline [yerine] gidip cumartesi ise dünkü yorgunluu çıkarır ve pazar günü mahalleri daha alafranga olduundan gitmemezlik edemez. Pazarın yorgunluunu dahi pazartesi çıkarır. Salı günü kaleme [daireye] gitmeye hazırlanır ise de havayı muvafık [uygun] görünce Beyolu nun bazı ziyaret mahallerini [yerlerini], baba dostlarını, ahbabı vesaireyi ziyaret arzusu o günü dahi tatil ettirir. Çaramba günü kaleme gidecek olur ise de saat altıdan dokuza kadar olan vakti, ancak o haftanın vukuatını [olaylarını] hikâyeye bulabilip akam için mutlaka iki dalkavukla gelir. Bunlar dahi kendisi gibi genç olacaklarından ve bahusus [özellikle]felâtun Beyefendi Beyolu nda oturmak münasebetiyle ahbabını alafranga bir yolda elendirmek lâzım geleceinden perembe gecesini alafranga elence mahallerinde [yerlerinde] geçirir. O gece sabahladıı cihetle perembe günü akama kadar uyunur. Nihayet yine cuma gelir ve ite bu bir haftalık meguliyet nasılsa dier haftaların meguliyetleri dahi yine nev-umma [hemen hemen] onu andırır. (s. 29). Haftanın altı gününü gezinti yerlerinde dolaarak, sonra dinlenerek ve Beyolu nu gezerek geçiren, sadece Çaramba günü daireye - bir hafta boyunca yaadıklarını oradakilere anlatmak için öyle bir urayan memurdan veya memurlardan devlet ne yarar salayabilir. Yazarın kendisi, hayatı boyunca büyük bir gayretle çalımı olmasına ramen, bu ekilde devlet memurlarının tembelliini gündeme getirerek, aslında Batı karısındaki önemli bir eksikliimize dikkat çekiyordur. Estetik le lgili Deerler Edebiyat Ahmet Midhat Efendi, Hasan Mellâh da, verdii bütün eserlerde maksadının yalnız masal söylemek olmadıını insan denilen meçhulün hislerini aramak olduunu söyler (Kudret, 1979: 32). Fakat yazar buna ramen asıl amacının edebiyat yapmak olmadıını ifade ettikten sonra bunun gerekçesini u cümlelerle izah eder: Çünkü benim eserlerimin çounu yazdıım sıralarda, memlekette edebiyattan anlamayanlar nüfusumuzun bilâ-mübalaa yüzde doksan dokuzunu tekil ediyordu. Benim emelim de ekseriyete hitap etmek, onları tenvire, onların dertlerine tercüman olmaa çalımaktı. (Yazgıç, 1940: 24).Ahmet Midhat Efendi, edebiyat yapmaya ne vaktinin ne de kaleminin müsait olduunu vurguladıktan sonra, edebiyat yapmayı erbaplarına yani Hâmitlere ve Ekremlere bıraktıını söyler. Hatta elinden gelse onları da

15 edebiyat yapmaktan men etmek istediini çünkü nüfusun yüzde doksan dokuzu koyu cehaletten tamamıyla kurtulmamı bir memlekette, henüz en aydınlık ve basit fikirleri bile sökemeyen kimselere edebî eser vermek, karnını doyuramamı bir kimseye meyve ikram etmek kadar garip (Yazgıç, 1940: 25) gördüünü savunur.bunu için de her eserinde mutlaka okuyucuyu bilgilendirmek için kıssadan hisse çıkarmaya devam eder. Yazar edebiyat yapmayı bu ekilde hafife almasına ramen Batı edebiyatına karı kendi edebiyatımızı savunmayı da ihmâl etmez. Batı ya uzanmı Türk romancılıının ilk temsilcileri arasında AhmedMidhat Efendi nin böyle bir çıırı açmı olduunu söylemek pek de isabetsiz deildir. Fikhakika Batı dan yapılan tercümelerden sonra ilk uzun hikâye/romanımız AhmedMidhat ınletâif-i Rivayat serisinden çıkardıı be kitaptır (Okay, 2008: 405). AhmetMidhat ın eserlerinde kahramanlarının birçou Batı kültürüyle yetimitir. Bunlar arasında resim, müzik, yabancı dil ile ilgilenenler olduu gibi edebiyatla ilgilenenler de vardır. Ahmet Midhat Efendi, Rakım Efendi nin Fransız kültürüne hâkimiyetini öyle anlatır: Kendisine bir kütüphane tedarik etmeye balayıp Türkçe ve Fransızca en mutena [seçkin] asarı [eserleri] toplar idi. (s. 40). Batı Edebiyatı nın yanında Dou Edebiyatı da yerini almaktadır. Ahmet Midhat Efendi nin Nihayet Rakım, bunların bir ricaları üzerine dahi Divan-ı Hafız ı kendilerine batan aaıya kadar okutmayı vaad eyledi. (s. 144) cümlesinden Rakım Efendi nin ders verdii ngiliz kızlarının da Dou edebiyatıyla ilgilendii anlaılmaktadır. Bu taraflar karısında edebiyatımızı Batı edebiyatından ayıracak olan asıl mühim ölçü ahlak olacaktır. AhmetMidhat, beerin realitesi üzerinde, melek ahlaklı insanların doldurduu bir romana taraftar deildir. Romanın maksadı fenalıkları tehirden ibaret deil, okuyucuya ibret dersi, bir hikmet vermek olduundan, onun realizmi, tezli roman kavramına daha yakındır. Roman, yahut realist roman, insana hayatta karılaacaı durumlarda ne gibi davranılarda bulunacaını gösterir (Okay, 2008: 410). Ahmet Midhat a göre de yazılanlardan ders alınması gerekir. Birçok eyi yaamadan okuyarak da tecrübe edebiliriz. Bu düünce Rakım ın Felâtun Bey i kadınlar konusunda uyarması sırasında öyle aktarılır: Bu alafranga denilen âlemin batak köelerini sen benden alâ bilirsin. Bu kadar Fransız romanları okumusundur. Bir tiyatro aktrisine alâka edip de feyiz almı bir kimsenin sergüzetini okudun mu? Bu hikâyelerin filvaki [gerçekten] vuku bulmu olması lâzım deildir. Muharrirler daima ihtimalâttanbahsederler. Onları okuyarak hem lezzet almalı, hem de mütenebbih 229 olmalı [uyanmalı]. Hiç yabancının bir kaltaı sana yâr olur mu? (s. 141). Ayrıca bakalarının yaadıklarından ders almak, o eyi tecrübe etmekten daha iyidir: Ah! nsan kısmı böyledir. Bahusus genç kısmı böyledir. nsan, sairlerinin ettikleri tecrübelere itimat edemeyerek, itimat etmek için ise mücerrebatı[tecrübe olunmu eyleri] dahi bizzat tecrübe etmek ister ve halbuki bu tecrübeden, nedametten baka bir ey hasıl olmaz. (s. 142). Edebiyat konusunda da Dou ve Batı nın sentezini yapan Ahmet Midhat Efendi, edebiyat eserleri yoluyla bir eyler öretme anlayıını eserinde bir deer olarak da yansıtmaktadır. Edebiyat bilgi, estetik için var olduu kadar örenme ve tecrübe kazanmak için de vardır. Ancak Ahmet Midhat Efendi, edebiyat ile aktarılan duygulara okuyucunun kendisini kaptırmaması konusunda da u cümlelerle uyarıda bulunur: Ben sizin hüsn-i ahlakınızdan eminim. Lâkin iire ziyadece heveskâr olan kızlar, hiss-i airanenin galeyanına pek de tahammül edemezler. (s. 94). Dou ve Batı Müzii XIX. asrın balarından itibaren Batı müziinin Türkiye ye girmekte olduunu biliyoruz. III. Selim ve II. Mahmud devirlerinde bazı Batılı virtüözler, yalnız saray çevresinde de kalmı olsa konserler vermilerdir (Okay, 2008: 395). Bu konuda da Batı nın etkisi Tanzimat tan sonra toplumun her kesiminde görülmeye balamıtır. Aileler yabancı öretmen tutarak çocuklarına Batı müzii dersi aldırmaya balamıtır. Bu derslerde en çok kullanılan enstrüman piyano olmutur. AhmetMidhat Efendi nin bizzat kendisinin de müzikle megul olması ve piyano çalması (Okay, 2008: 395) gibi Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanında da kahramanlar, müzikle ilgilendii gibi piyano çalar ya da piyano dersi alırlar. Rakım Efendi cariyesine dier cariyeler gibi piyano dersi aldırmaktadır. Ahmet Midhat Efendi, eserinde yalnızca Batı müziine yer vermez ve dier konularda olduu gibi Dou ve Batı nın sentezini yapar. Hatta Rakım tarafından bi l-vekale[dolaylı olarak] edilen rica üzerine bir esmer ve güzel madam piyano baına geçip O dökülen kumral saç ile Hüsnünde var iken gibi birkaç alaturka havalar dahi çalmı idi. (s. 56) cümlesinden anlaıldıı gibi alaturka ve alafranga müzik birlikte yer alır. ngiliz kızları da bu sentezi yakalamıtır ve Birkaç hava alafranga çalıp birkaç da arkı söyledikten sonra o zamanların pek moda olan Ey saba, esme nigârım uykuda arkısını piyano ile (s. 69) çalarlar.

16 230 Ahmet Midhat Efendi müzik konusunda da Batı ile Dou nun sentezini yaparak millî deerlerimizi kaybetmeden Batılı deerleri kullanabilmenin mümkün olduunu göstermeye çalımıtır. Böylece deerlerin estetik bir yanını da ortaya koymu olur. Sosyal Hayatla lgili Deerler Âdâb-ı Muâeret (Görgü Kuralları) XIX. asırda Beyolu nun yabancı ve ekalliyet çevresinde yaayan alafranga âdâb-ı muâeret, çeitli vesilelerle Türk evlerine de nüfus etmeye balar. Hakikisi-taklidi, riyâkarı-samimisi münakaa edilir. Her hâl ü kârda bizim hayatımıza tatbik edilmese de bile, gerek Türkiye deki Avrupalılarla, gerekse Avrupa ya gidenlerin girecei muhitlerle temas için bir zaruret olduuna kanaat getirilir. Ahmet Midhat Efendi, Avrupalılarla münasebetlerinde, gerek stanbul da gerekse Batı ülkelerinde muâeret kaidelerine dikkat etmi, bilhassa içine girdii sınıfın âdâbına uymayı bir vazife bilmitir. Tabii Osmanlı fesini ve sakalını terk etmeyerek (Okay, 2008: ). Bunun romandaki yansıması Rakım Efendi dir. O, Batı lı usülleri örenmitir: Alafrangada bir delikanlıdan veya kızdan böyle bir arkı rica eyledikleri zaman diri etmek [esirgemek] ayıp olduundan ve Rakım da ise bu dereceye kadar tabiat-ı musikiye [müzik yetenei] dahi bulunduundan (s. 69) kendisinden rica edildiinde, arkı da söylemektedir. Batılı görgü kaidelerine uyma konusunda iyisini kötüsünden ayırmak gerekmektedir ki ite halk arasında alafranga veya ık tabiriyle alay edilen kiiler Batılı âdâb-ı muâeretin taklit tipleridir (Okay, 2008: ). Bu tipin yansıması ise romanda Felâtun Bey de görülmektedir. Mösyö Platon olarak Osmanlı ismini terk ederek sözde Batılı davranıa uyması u cümlelerle anlatılmaktadır: Fransızca bu iki harfi tanırsınız ya! Birisi medli elif, birisi P harfleridir. Evvelkisi Ahmet Felâtun Beyin isminin ilk harfi ve ikincisi Felâtun lugazının [bilmecisinin] Fransızcası olan Platon kelimesinin birinci harfidir. (s. 30). Felâtun Bey Batılıların kart-vizit kullanma alıkanlıına da uymaktadır. Herhangi kitap çıkarsa çıksın, satıcılardan kendisine daima kitap getirmeye alımı olan müvezzi [daıtıcı], en evvel Felâtun Beyin kitabını görüp Beyolu nda mücellid Gulam a teslim eder ve o dahi alâ alafranga olarak bi t-teclid [ciltleyerek] arkasına altın yaldız ile A ve P harflerini dahi bastıktan sonra götürüp Felâtun Beyin uaına verir ve akam bey geldikte kitabı görüp gayet muntazam kütüphanesine vaz ederdi [yerletirirdi]. (s. 30). Felâtun Bey in bu sahte davranıları romandaki dier kahramanlarında dikkatini çekmektedir: Ben salon adamı deildir dedim. Onu ispat etmek için unu da ilave edeyim ki kendisi Margrit in dedii gibi kahve adamı olduundan bir salon içinde gördüü kızı dahi kahvehanede gördüü kızlar gibi zannediyor. (s. 81). Bu kötü örnek, Avrupalılar arasında da görülmektedir. Felâtun Bey in metres edindii Polin nezâketli konumalarının ardından argo sözler de sıralamaktadır. Ahmet Midhat Efendi bu konuda açıklama yapma gerei hisseder: Alafranga âlemini gezmi tozmu olanlar teslim ederler ki karılıklı konumanın suret-i tasvirinde [anlatımında] asla mübalaa etmiyoruz. Fransız aüfte-gânının en ivebazane [cilveli] muhabbeti böyle olur. (s.19) Yazar, Batı da tiyatro sanatçılarının da benzer özellikler taıdıklarını ifade eder. Ahmet Midhat Efendi ye göre, toplum içinde bazı olumlu davranılar konusunda Batı yı örnek alabiliriz, ancak tümüyle buna balanmak doru deildir. Davranılar konusunda hangi millî deerlere sahip olduumuz bilinmeli ve kimi millî deerlerimizin üstünlüü de unutulmamalıdır. Beyolu Çevresi Beyolu, Batı âdet, moda ve elencelerinin stanbul a nüfuz ettii bir kapı olmutur. Ahmet Midhat ın romanlarının birçounda vak a ya tamamıyla veya kısmen Beyolu nda geçer. Çünkü, bizzat romancının hayatının mühim bir kısmı bu semtte geçmitir. Tercüman-ı Hakikat matbaası bir ara Beyolu nda çalımı olduu gibi yazar da bir müddet hasbellüzum bu semtte bir Fransız kadının evini kiralamıtır (Okay, 2008: 133). Romanda Dou medeniyetini terk edip Batı medeniyetine balanmanın örnei Felâtun Bey in babası ile anlatılmaktadır. Ahmet Midhat Efendi, millî deerlere sahip çıkmanın ve özünden, köklerinden ayrılmamanın önemini anlatmaya çalıırken, bunun tersi durumu taınma ile sembolletirmi ve köklerinden ayrılan birinin yaadıkları ile topluma deer kazandırmaya çalımıtır. Hal ve vakti pek yolunda, hem de ziyadece yolunda olduundan kendisi zaten Üsküdarlı olduu ve orada güzel konaı, baı, bahçesi dahi bulunduu hâlde mücerrred[sadece] alafranga, yani rahat yaamak için cümlesini ucuza pahalıya bakmayarak satıp gelmi, Tophane nin Beyolu na civarbir mahallesinde müceddeden[yeni batan] güzel bir hane ina ettirip sakin olmu [yerlemi] idi. (s. 26). Romandaki dier kahramanlar da Beyolu ve çevresinde oturmaktadır. Fakat Beyolu nun da Rakım Efendi nin oturduu yer gibi Dou ve Batı nın sentezini yapan ya dafelâtun Bey in oturduu gibi tamamen Batılı olan tarafları da yazar tarafından vurgulanır. Eski ve Yeni Ev Düzeni

17 Dou ve Batı anlayıına göre farklı özellikler gösteren semtler gibi bu semtlerde yer alan evlerin mimarîsi de farklılıklar göstermektedir. Batı eskisiyle Beyolu na taınma fikri, evin iç düzenine de etki etmitir. Batı etkisiyle evin görünümü ve eyaları da alafranga bir hâl almıtır. Bunun örnei Felâtun Bey in babasında görülmektedir. Beyolu na taınan baba evin dı görünüünde de Batı yı örnek almaktadır: Alafrangaya olan merakın derecesini undan anlayınız ki, yaptırdıı hane mutlaka alafranga olmak için kârgir olarak [tatan] yaptırılmı idi. (s.27). Batı ile yenilemenin taraftarı olan Rakım Efendi ev düzeninde ise yine Dou ile sentez yapacaktır. Batı anlayııyla evinde bir piyano bulunan Rakım Efendi, evini eski anlayıa uygun olarak Üç odadan ibaret bulunan haneyi üç nefer sekenesi [üç kiilik ev halkı]beynlerinde[aralarında] taksim ederek bir de misafir kabul edecek yer olmak üzere salonlarını döemitir (s. 58) veevde Arap dadının odası da eski zaman odaları gibi yüklü dolaplı bir ey olup dadı kalfa karyolada yatmadıından alaturka yatak takımı yükünde durur idi. (s. 60). Bu eski usul evdeki düzenin nasıl olduunu görmek isteyen Mister Ziklas a Rakım Efendi nin verdii cevaplarda eski ev düzeni hakkında bilgi vermektedir: biz Müslüman olduumuzdan, bizim karılar erkeklerden kaçar. alaturka bir ziyafet görmek isterseniz, o ziyafette kadınlar bulunamaz. Yok eer ziyafet yalnız zevceniz Misters ile kızlarınız için olacaksa, onlar alaturka ziyafetin tamamiyetini görebilirler. (s. 147). Mister Ziklas, Rakım Efendi nin evinde ailece bir ziyafet nasıl olur görmek istediinde ise u cevabı alır: Ama o hâlde hiçbir kadın göremezsiniz. Yalnız oda kapısı tarafından bir siyah Arap kolunun içeriye bir sahan uzattıını görürsünüz. (s. 148). Ahmet Midhat Efendi bu bölümde, Dou ile Batı nın sentezini ev düzenine yansıtmı ve Batı etkisiyle ev düzenine yeni eyalar gelmi olsa da eski tarzın kaybedilmemesi gerektiini de örneklendirmitir. Bunu yaparken millî kültüre ait deerleri layıkıyla yansıtmayı baarmıtır. Ziyafetler, kramlar ve Sofra Âdabı Ahmet Midhat Efendi, Batı anlayıı ile deien ev yöresini ve ev düzenini göstermekle birlikte eserinde ev içinde eskiye ait adetleri de ayrıntısıyla yansıtmaktadır. Bunlar dönemin kültür yapısını ortaya koyduundan önem taımaktadır. Mister Ziklas ın, Rakım Efendi nin evinde misafir olduunda ona eskiusûl yemek kültürü tanıtılır. Ardından u cümlelerle devam edilir: Nihayet taam vakti gelmekle Rakım müdevver [yuvarlak] sofra iskemlesi, pirinç sini, sofra bezi, uzun pekir elinde olduu hâlde Ziklas ın bulunduu odaya girip kaıklık 231 kesesi, ekmek sepeti, tuzluk, biberlik, erkân minderleri, hâsılı tamam alaturka bir sofranın kâffe-i levazımını [bütün gereklerini] Ziklas a gösterdi. (s. 154). Farklı yaayı tarzlarına uyum salamak Dou medeniyeti için kolay deildir: Henüz alafranga bir sofrada yemek yememi olan bir Türk ün alafranga usulüyle yemek yediini görmek vakıa insanı güldürür. Ezcümle önünde tabak içinde bulunan eti bıçakla keserek çatalla yemeyi beceremeyenler, elleriyle kopardıktan sonra çatalla saplayıp aldıkları görülür ki, bu acemilik, insanın pek houna gider. (s. 154). Bu yalnızca Dou medeniyeti için geçerli deildir. Baka kültürdeki yemek adetlerini uygulamak ngilizler için de pek kolay olmamaktadır: Lâkin hiç alaturka yemek yememi bir ngiliz in alaturka yemek yemesi insanı katılıncaya kadar güldürecek bir eydir. Hele bugünkü misafirlerin yemek yemeleri kendilerini dahi güldürmekteydi ya! (s. 154). Ahmet Midhat Efendi verdii örnekler ile okuyucusunu gülümsetirken aslında bir davranıı özümsemeden yerine getirmenin nasıl sonuçlar ortaya çıkardıını gözler önüne sermektedir. Elence Hayatı ve Dans stanbul un Beyolu yakasında çok eskiden beri elencenin alaturkası ve alafrangası birbirine karımı olarak devam ediyordu. O yıllarda alafranga elenceyi alaturkadan ayıran vasıflardan biri de kumardı. Kumar, Avrupaî evlerin, salonların balıca oyunu, hatta zarafetin bir zarûriyeti idi (Okay, 2008: ). Dier konularda olduu gibi Felâtun Bey bu konuda da Batı anlayıına uymutu. Rakım Efendi, Felâtun Bey e i olarak ne yaptıını, ticaretle mi uratıını sorduunda u cevabı alır: Bizim gibi adamların ticareti nasıl olur bilmez misin? Akam oldu mu cebine kırk elli koyarsın, oyun salonuna gidersin. (s. 112). Ticaretin kiiye para kazandırmasının aksine Felâtun Bey kendi ticaret biçimi ile parasız kalacaktır. Böylece kumarın kötü bir ey olduu da vurgulanmı olacaktır. Batı adetleriyle beraber kültürümüze giren baka elenceler de vardır: Bir aralık polka havaları dahi çalmaya baladıklarından huzzarın bazıları, kadın erkek çift çift kalkıp polka ederler idi. Zira böyle hususî cemiyetlerin zevki böyle çıkacaı alafranga âleminde yaayanlara malûmdur. (s. 79). Buna uyum salamak ise herkes için kolay deildir: MistersZiklas niçin dans etmediini Rakım dan sual eyledikte, kadril, lansiye filân gibi oyunları yapabilmekte ise de polka ve vals oyunlarında baı döndüünü arzla özür diledi. (s. 80). Batı nın bu elence anlayıına karılık Rakım Efendi için elence, hem de alaturka elence öyle anlatılmaktadır: Kâıthane vakıa dünyanın en güzel yerlerinden birisidir. Lâkin oranın zevki cuma ve pazar günleri

18 232 çıkmaz. Bir salı yahut çaramba günü gideriz. O güzel sahralar, çayırlar tenhadır. Bize her güzelliklerini arz ederler. Baka günler ise oraları at ve araba panayırına döner. Hem Kâıhane ye böyle bizim gibi gidenler, yiyeceklerini, içeceklerini de beraber götürüp öyle elenirler. (s ). Batı nın kız ve erkek bir aradaki elencesine karılık Dou Canan ın sorusu ile öyle anlatılmaktadır: Öyle, ama kalabalıkta siz bizimle beraber oturamazsınız ki! Sözüne Rakım Çaramba günü oralarda kimse olmayacaından koca çayırlarda yalnız olacaklarını söyler (s. 117). Batı ve Dou medeniyetlerinin elence anlayı ve biçimi birbirinden farklıdır ancak uyum salanabilecek durumlar vardır. Ahmet Midhat Efendi kumar gibi elenceler karısında ise Dou nun anlayıını üstün tutmaktadır. Erkek ve Kadın Kıyafeti Toplum hayatında kılık kıyafet konusunda da Batı nın etkisi görülmektedir. Romanın yazıldıı dönemde birçok kii kıyafetlerini modaya göre seçmektedir. O yıllarda erkekler için kullanılmakta olan ık kelimesi vardır. Bu kelime alafranga giyinmesini iyi bilen mânâsında kullanıldıı kadar, Felâtun Bey gibi bu iin taklidinde kalmı olanlar için de kullanılmıtır. Kelimelerin bir dilden baka bir dile ve bir devirden dierine nasıl mâna kaymalarına uradıına çok canlı ve yakın bir misal olan bu kelime, Ahmed Midhat Efendi nin romanlarında alafranga tipler üzerine dikkatimizi davet etmektedir (Okay, 2008: 180) Asıl mânâsında Avrupa usulü karılıı olması lazım gelirken taklitçilerin menfi örnek arz etmeleri sebebiyle züppelik mânâsı kazanmı olan alafranga kelimesi de buna örnek gösterilebilir (Okay, 2008: 183). Ahmed Midhat Efendi, eserinde yalnız Batı özentisi içindekileri eletirmektedir. Bu eletiri romanda erkek kıyafeti konusunda yapılmaktadır. Örnein, Felâtun Bey in babası Merâki Efendi alafranga bir adamdır. Beyolu nda çocuk elbisesi olarak ne moda olmusa herkesten evvel onu bulup çocuklarına giydirmeyi kendisine vazife edinmitir. Böyle bir aile içinde büyüyen, Felâtun Bey in de ondan aaı kalır yanı yoktur: Felâtun Beyin kıyafetini sorarsanız tariften izhar-ı acz ederiz. u kadar diyelim ki, hani ya Beyolu nda elbiseci ve terzi dükkânlarında modaları göstermek için mukavvalar üzerinde birçok resimler vardır ya! te bunlardan birkaç yüz tanesi Felâtun Beyde mevcut olup elinde resim, endam aynasının karısına geçer ve kendinî resme benzetinceye kadar mutlaka çalıırdı. Binaenaleyh kendisini iki gün bir kıyafette gören olmazdı ki Felâtun Beyin kıyafeti udur demek mümkün olsun. (s. 31). Babasının ölümü üzerine siyahlar giyen Felâtun Bey bunu alafrangalıın bir zarureti sayar. Rakım ise bu yas tutma adetinin alafrangada olduunu, ancak Türklerin Cuma geceleri bir Yasin-i erif ile mevtalarını anmasının yeterli olacaı cevabını verecektir: Malûm a, pederin vefatı üzerine yas tutmak alafranga da vardır. Her tarafım gece karanlıı gibi simsiyah kesilmi idi. (s. 105).Felâtun Bey in kıyafet konusunda alafrangayı örnek alması elence yerleri için de geçerlidir. Alafrangaya uygun olarak ayaında bumbar gibi pantolon olup, pantolonun dahi adem-i müsaadesine mebni asla eilmeyerek mum gibi dans eden Felâtun Bey in ayaına basılmasının üzerine alafranga giyinmenin sonu hüsranla biter: Gayet dar ve siyah olmasından dolayı çürük bulunan pantolonun kıçı boylu boyuna ayrılmı olmaktan baka bir ey deildi. Arkasındaki gayet kısa ceket, tesettür için kâfi olmadıı cihetle pantolonun sakatı meydanda idi. Bereket versin ki, o akam ayaında iç donu var idi. Zira Felâtun Bey, pantolonun düzlüü bozulmamak için böyle bir büyücek yere geldii zaman pantolonu donsuz giymek, -zira alafrangalıın gayeti budur- itikadında idi (s. 80). Ancak Ahmet Midhat Efendi, Canan gibi Batı yı taklit etmeden kılık kıyafetine özen gösterenlere destek vermektedir: stanbul da moda olarak ne çıkar ise en evvel yapınanların birisi Canan olur idi. Bundan baka Canan ın dolabında en alâ yapma çiçekler mevcut olup çekmecesinde bir iki elmas inesi, küpesi, yüzüü dahi eksik deildi. (s. 84). Canan alafranga kızlardan farklı olarak bir özenti ile kıyafet almak yerine beendiklerini kendi elleriyle yapmaktadır. Ahmet Midhat Efendi, bir kez daha dütüü komik durumlar ile özünü kaybetmi ancak bir baka öze de kendisini tam olarak yerletirememi Felâtun Bey in kıyafet konusunda baına gelenlerden hareketle okuyucuya mesajlar vermeyi tercih etmitir. Ak, Flört ve Evlilik Usûlleri Ahmet Midhat Efendi, romanda dönemin evlilik hayatı ve anlayıını da yansıtmaktadır.o, Felâtun Bey in babasını anlatırken evlilik yaı ve bununla ilgili düünceler hakkında bilgi veriyor: Kendisi kırk belik bir adamdır. Fakat babası bir çocuu genç evlendirirler ise yüzü gözü açılmadan dünya evine girmi olacaından ırz ve edebîni güzel muhafaza eder efkârında olmasıyla Mustafa Merakî Efendiyi on altı yaında iken evlendirmi idi. (s. 25). Romana göre erken yata evlenmek erkekler için iyi olsa da bu kadınlar için o kadar da iyi deildir. Sebebi ise taraflar arasındaki ya farkıdır: nsan kırk be yaında iken böyle yirmi yedi yaında bir oul ile on be yaında bir kıza malik olmak ne büyük bir saadettir. Lâkin size derhal unu ihtar edelim ki, böyle saadet ekseriya

19 233 babalara mahsus olup valideler için bu saadet musibet addolunur. Nasıl ki Mustafa Merakî Efendinîn zevcesi için dahi öyle olmu idi. Zira Mustafa Merakî Efendi on altı yaında iken pederi tarafından evlendirildii zaman on iki yaında bir kız ile tezviç edilmiti [evlendirilmiti]. Öyle ya! Karı, kocasından dört be ya küçük olmak lâzım gelmez mi? (s. 25). Piyano hocasının Rakım a söyledikleri de bu konuda Batı nın Dou ya bakı açsını yansıtıyor: Ben kırkıma gidiyorum, sen henüz yirmi be yaında bir delikanlı çocuksun. Sizin memleketinizde olup da on be yaında kocaya varmı olsa idim, imdi senin kadar olum olur idi. (s. 91). Batı nın etkisiyle bizde de evlenme gerei ya da evlenilecek kiinin özellikleri deiiklik göstermeye balar. Bu durum romanda u cümlelerle ifade edilir: Halbuki asr-ı ahirin terakkiyat-ı medeniyesi [medenî ilerlemeleri] stanbul da bir adamın bekâr olarak yaayabilmesine müsait olduundan, bir müddet bekâr kaldıktan sonra Mustafa Merakî Efendi bir daha teehhüle [evlenmeye] dahi lüzum görmedi. (s. 26).Felâtun Bey in kardeinin ise neden evlenemedii öyle açıklanır: Ancak görücülere Mihriban Hanım oullarının neci olduunu sorar, Kâtip cevabını alınca Oh! Cebi delik der. Asker cevabını alınca Yarım kunduralı der. Hoca cevabını alınca Sarımsak balı der. (s. 32). Dolayısı ile o dönemde bazı mesleklere sahip olanların - kâtiplerin, askerlerin ve hocaların - evlenmelerinin zor olduuna dikkat çekilmitir. ngiliz kızlarının Türkçe örenme sebeplerinin, bir Türk ile evlenmek için mi olduunu soran arkadalarına Mister Ziklas ın verdii cevap Batı nın evlilik anlayıı hakkında bilgi verir: Kendileri daha gençtir. Bahusus [Özellikle] birkaç tane amcazadeleri, halazadeleri vardır ki, elbette bunların birisine de varacaklardır. Onların dahi kimisi Hindistan da, kimisi Arabistan da, hasılı her biri ark ın bir memleketindedir. Bizim kızların Türkçe örenmelerinden mutlaka müstefid ve memnun olur. (s. 143). Mister Ziklas ın ei de bu düüncelere katılmaktadır. Romanda, Rakım a âık olan hasta kızın iyilemesinin tek yolunun onu Rakım la evlendirmek olduunu örenen anne öyle anlatılır: Vay madam Ziklas taki tela, teessüf-i edide [iddetli üzüntü], itiraz! Kat iyen reddeyledi. Kızın bu kadar amcazadeleri, dayızadeleri filânları var iken bakasına ve bahusus bir Türk e ve bahusus kendi hocasına vermek ârınınasıl hazmedebîleceini kocasına sorarak ölümüne razı olmak lâzım geleceini hükmeyledi. (s. 164). Ancak aile bu kararından kızları için hemen vazgeçeceklerdir. Rakım Efendi nin, kızlarına ümit vermedii konusunda ailenin güveni tam olsa da doktora göre Lakin bir kızın bir erkei sevmesi için, erkek tarafından ona bir söz söylenmek icap etmez. (s. 164). Rakım ın bir istekli olmadıını bildikleri hâlde kızlarıyla evlenmesini istedikleri Rakım Efendi nin evli olduu üzere Mister Ziklas ın hasta kızıyla evlenemeyeceini söylemesi üzerine doktor, Hatta menkûhası[nikahlı karısı] olsa bile ne mâni var? Osmanlılar menkûhalarından kolayca ayrılıp bir dierine daha nikâh olunabilirler. (s. 168) eklinde düüncelerini belirtmektedir. Ancak evlilik için önemli olan sevgidir ve bu yüzden Rakım Efendi bu evlilii yapmak istememektedir. Rakım Efendi için duyulan bu sevgi hasta olan kızın kardei tarafından da hissedilmi ve Rakım Efendi ye öyle aktarılmıtır: Ey Rakım, seni üç parça edebîlmek mümkün olsa idi, ben de bir parçana sahabet [sahip çıkma] gayretinden bir türlü vazgeçmez idim. Bir de hemiremin sana alâkasını haber aldıım için artık benim kasr-ı yed eylemekliim[el çekmekliim] lâzım geldi. (s. 194). Ahmet Midhat Efendi bu bölümde Dou ve Batı nın evlilik konusundaki anlayıını ortaya koymaktadır. Tüm bunlar içinde Dou nun evlilie verdii deer daha üstünken vurgulanan deer evlilik için karılıklı sevginin art olduudur. Ahlaki Deerler nsan sevgisi Ahmet Midhat Efendi, eserinde vermek istedii deerleri taıyan ve iyi olanı temsil eden bir tipi, Rakım Efendi yi yaratmıtır. O, Rakım Efendi nin azından insan sevgisinin önemini u cümlelerle aktarmaktadır: Dünyada benim sevmediim adam mı vardır? Ben ki herkesin hüsn-i teveccühüne [yakınlıına]eedd-i ihtiyaçla [iddetli ihtiyaçla] muhtacım. Herkesi sevmeye bu cihetle dahi mecburum. (s. 51). Böylece sevmenin önemini ve sevilmek için sevmenin gereini vurgulayan Ahmet Midhat Efendi, ihtiyacımız olan bir baka deere de bu ekilde dikkat çeker. Ahlak ve ideal AhmedMidhat Efendi, romanında iyi ve kötü karakter yaratmıtır. Kötü, istenilmeyen özelliklere sahip olan Felâtun Bey dir. Bu kötü özelliklerden biri henüz tanımadıı biri hakkında ho olmayan bir ekilde konuuyor olmak dedikodu yapmaktır.felâtun Bey, Rakım Efendi hakkında konumasının ardından onun kim olduunu ve söylediklerinin yanlı olduunu örenir. Hakkında arkasından doru olmayan bir ekilde konuulduunu örenen Rakım Efendi ise iyi ahlak sahibidir: Felâtun Bey, duçar olduu mahcubiyet üzerine daha ziyade aram edemeyip biraz sonra kalktı gitti. Rakım isefelâtun Bey gittikten sonra ne fazlı [bilgisi] ne de cehli [cahillii] hakkında bir harf söyleyip yalnız kendi iiyle megul olmu idi. (s. 53). Rakım Efendi bu iyi ahlakının karılıını ders saatlerinin

20 arttırılması ile alacaktır. Yalnız iyi ahlaklı olmak demek insanın kusurlarının ya da yanlılarının olmayacaı anlamına gelmemektedir. Nihayetinde kimse melek deildir. Ahmet Midhat Efendi bu durumu öyle açıklar: Biz burada bir melein ahvalini tasvir etmiyoruz dedik. Namusunun muhafazasını bilir, insan gibi yaar, gerçekten alafranga ve alelhusus [hele] zamanımızda yaayan bir genç adamın hakikat-ı ahvalini tasvir ediyoruz. (s. 76). Yazar, iyi ahlaklı olma konusunda verdii örnekler ile okuyucuya iyi ve kötüyü görme fırsatı verir: Delikanlıların hâli ekseriya tiyatroda malûm olur. Felâtun Beyi tiyatroda görenler, familyadan addolunan kadınlar locasına girip de bir kimseye merhaba dediine tesadüf etmemiler ve daima sahipsiz veyahut herkesi kendisine sahip tanıyan karıların localarında kahkahalarla, kihkihlerle megul bulmular idi. Baba Rakım ise, yalnız bir duhuliyebileti alarak tiyatrodan içeri girer girmez ve ondan sonra localarda mevcut huzzarı[bulunan kiileri]lede t-tahkik [aratırarak], meselâ G. Bey ve emsali kibarınlocalarına urayarak hangisine selâm verecek olsa, Maallah Rakım Efendi olumuz, buyurunuz bakalım! Sizin için de yerimiz vardır diye kendisine yer gösterirler idi. (s. 87). Ahmet Midhat Efendi, eserinde iyi ahlakı bakalarının ardından konumama, bakaları için önyargılı davranmama ve toplum içinde uygun davranıta bulunmak ile anlatmıtır. Bunun yanında iyi ahlak sahibi elbette kusur ve hatalara da sahip olabilecektir. Namus ve eref Romanda, dönemin yaayıında olduu gibi Rakım Efendi nin evinde de bir cariye bulunmaktadır. Anne gibi olan arap dadı ise Rakım Efendi ve cariye Canan ın evlenmesini arzu etmektedir. Ne var ki Rakım Efendi, Canan cariyesi olduu için dadısı gibi düünmemektedir. Hem ona bu tembihleri verme. Çocuktur. htimal ki bazı ümitlere düer. Ben de ise o gibi ümitlerin eseri bile yoktur. (s. 49). Öyle ki Rakım Efendi nin uzak davranıları karısında dadısı, Hatta,- Benim beyim melek midir nedir? Karısında peri gibi kız gezdii hâlde asla bir alıcı göz ile baktıı yok.diye canı dahi sıkılır idi. (s. 62). Rakım Efendi yalnız evindeki cariye için deil dier kadınlara da aynı ekilde davranmaktadır. ngiliz kızları ile arasının iyi olmadıından ikâyet eden Felâtun Bey e, Rakım unları söyler: Ben karılara asla yaranmak hevesinde bulunmadıım için beni seviyorlar. Eer siz de bu hâlde olsanız daha ziyade muvaffakiyete mazhar olmanız lâzım gelecek (s. 67). Çevresindekiler de Rakım ın bu davranılarını fark etmektedir. Rakım ın ders verdii ngiliz kızlarının babası Mister Ziklas, Rakım a güvenini 234 öyle anlatıyor: Çünkü Rakım o hanede her nevi kadın, her nevi erkek görmü ve hatta gördüü kadınlar miyanında [arasında] pek serbest Fransız karılarına dahi tesadüf eylemi olduu hâlde hiçbirisi huzurunda edebîn zerre kadar haricinde bir hâl ve hareketi görülmemitir. (s. 87). Ahmet Midhat Efendi, Rakım Efendi tipi üzerinden doru olanı anlatırken kadına karı namuslu ve erefli hareket etmek gereini ön plana çıkarmaktadır. Kadının ffeti Yalnız Osmanlı ve slâm toplumlarında deil, umumiyetle Dou milletlerinde kadın hakkındaki kıymet hükmü iffet ölçüsüyle balar. AhmedMidhat a göre onu Batılı kadından ayıran en mühim vasıf da budur. slâm kadınları için kullanılan muhaddere tabirinde iffetli kadın mânâsının bulunması da bu ölçüyü gösterir (Okay, 2008: 211). Ahmet Midhat Efendi Türk kadını hakkında önce Felâtun Bey in görüünü ortaya koyar. Bu bir çeit Batı lı bakııdır da.buna göre, Türk kadınlarının tavrından ve kibrinden geçilmemekte, bir yarım tebessüm çok görülmekte, nazı çekilmemekte, akası lezzetsiz olmaktadır. Rakım bu sözleri iittikçe Felâtun un almı olduu fikre nasıl aacaını dahi bilemedi. O dahi zihninde bir Osmanlı hanımın, vakar ve azameti yerinde olduu hâlde insana izaka eyledii lezaiz mukabilinde [tattırdıı lezzetler karılıında] u Fransız ın kahrını çekmekte ne hikmet olduunu düünür (s. 111). Ahmet Midhat Efendi, kadına deer vermekte ve iffet konusunda Batı medeniyetine karı Dou medeniyetini üstün tutmaktadır. Cömertlik ve Tutumluluk Ahmet Midhat Efendi ye göre insanlarda olması gereken davranılardan biri de cömertliktir. Rakım Efendi de cömerttir ve kazandıını ailesi ile paylaır. u kadar var ki, buhl ü imsak [eli sıkılık] dedikleri ey Rakım ın zihninden bile geçmemi olduu cihetle, her ne kazanır ise evine ve dadısına ve Canan a sarfeder ve fakat varidatı pek fazla olduu zaman, israfı dahi tecviz etmediinden[uygun görmediinden] bilâkis artan miktarını dadı kalfa kendi sandıında hıfz eyler idi. (s. 84). Rakım Efendi, parası yeterli olmasa da cariyesi Canan için piyano hocası tutmak istemektedir.rakım a arkadaları vasıtasıyla tanıtıı piyano hocası ders karılıı ne istediini öyle söyler: Rakım Efendi nin dostluu! Eer beni dostluu ile tediye ederse[borcunu öderse] her hafta Beyden çıkınca onun cariyesine dahi giderim. (s. 57). Bu durum, Rakım Efendi nin cömertliinin cömertçe karılık bulmasıdır. Ahmet Midhat Efendi, cömertlik, tutumluluk ve yardımlamayı

BURSA DA GÖREV YAPAN MÜZK ÖRETMENLERNN ULUDA ÜNVERSTES ETM FAKÜLTES GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ MÜZK ETM ANABLM DALI LE LETM VE ETKLEM

BURSA DA GÖREV YAPAN MÜZK ÖRETMENLERNN ULUDA ÜNVERSTES ETM FAKÜLTES GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ MÜZK ETM ANABLM DALI LE LETM VE ETKLEM BURSA DA GÖREV YAPAN MÜZK ÖRETMENLERNN ULUDA ÜNVERSTES ETM FAKÜLTES GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ MÜZK ETM ANABLM DALI LE LETM VE ETKLEM Dr. Ayhan HELVACI *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik

Detaylı

LKÖRETM KNC KADEME (2005) TÜRKÇE DERS ÖRETM PROGRAMINDA GENEL AMAÇLAR - HEDEF/KAZANIMLAR

LKÖRETM KNC KADEME (2005) TÜRKÇE DERS ÖRETM PROGRAMINDA GENEL AMAÇLAR - HEDEF/KAZANIMLAR LKÖRETM KNC KADEME (2005) TÜRKÇE DERS ÖRETM PROGRAMINDA GENEL AMAÇLAR - HEDEF/KAZANIMLAR LKS* THE ASSOCIATION BETWEEN GENERAL TARGETS AND GOALS/ACQUISITIONS IN TURKISH LANGUAGE PROGRAM Erhan DURUKAN**

Detaylı

TÜLN OTBÇER. Seminer Raporu Olarak Hazırlanmıtır.

TÜLN OTBÇER. Seminer Raporu Olarak Hazırlanmıtır. TÜLN OTBÇER Seminer Raporu Olarak Hazırlanmıtır. Ankara Hacettepe Üniversitesi Mayıs, 2004 ! - " $ - "%%&%$ - "%' $ - "(%' $ - "( ) (* $+,( $ - ") (',( $ - "- %./$ 0 1*&/1(2, %("%. 3/1(4""3%(/1-( /32 $$

Detaylı

EL PARMAKLARINA DEERLER VEREREK KOLAY YOLDAN ÇARPMA ÖRETM YÖNTEMYLE ZHN ENGELL ÖRENCLERE ÇARPIM TABLOSU ÖRETM UYGULAMASI

EL PARMAKLARINA DEERLER VEREREK KOLAY YOLDAN ÇARPMA ÖRETM YÖNTEMYLE ZHN ENGELL ÖRENCLERE ÇARPIM TABLOSU ÖRETM UYGULAMASI Bu aratırma 2005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. EL PARMAKLARINA DEERLER VEREREK KOLAY YOLDAN ÇARPMA ÖRETM YÖNTEMYLE ZHN ENGELL ÖRENCLERE

Detaylı

MÜZK ETM YÖNETM ve DEERLENDRME LKLER *

MÜZK ETM YÖNETM ve DEERLENDRME LKLER * MÜZK ETM YÖNETM ve DEERLENDRME LKLER * Prof. Dr. lknur OKATAN *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öretmeni Yetitirme Sempozyumu Bildirisi SDÜ, 7-10 Nisan 2004, Isparta Sunu Sayın Bakan

Detaylı

DEĞERLER EĞİTİMİ. Prof. Dr. Emin Karip M illi Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başka nı

DEĞERLER EĞİTİMİ. Prof. Dr. Emin Karip M illi Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başka nı DEĞERLER EĞİTİMİ Prof. Dr. Emin Karip M illi Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başka nı Okulların, sınıfların, okul ile ilgili tüm içerik ve düzenlemelerin niteliği, değerlere ve değerler eğitimine

Detaylı

KOÇ ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER (KÜSB) KULÜBÜ TÜZÜÜ

KOÇ ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER (KÜSB) KULÜBÜ TÜZÜÜ KOÇ ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER (KÜSB) KULÜBÜ TÜZÜÜ YAPI Madde 1. Koç Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü, kısa adıyla K.Ü.S.B., Koç Üniversitesi örenci kulüpleri tüzüüne balı ve Koç Üniversitesi örencilerinin

Detaylı

GÜNCEL GELMELER IIINDA LKÖRETM: MATEMATK-FEN-TEKNOLOJ-YÖNETM

GÜNCEL GELMELER IIINDA LKÖRETM: MATEMATK-FEN-TEKNOLOJ-YÖNETM KTAP NCELEMES GÜNCEL GELMELER IIINDA LKÖRETM: MATEMATK-FEN-TEKNOLOJ-YÖNETM Editörler: Arif Altun ve Sinan Olkun Orhan KARAMUSTAFAOLU Yrd.Doç.Dr., Amasya Üniversitesi, Eitim Fakültesi, Dekan Yrd., AMASYA

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

OTSTK ÇOCUKLARIN ALELERNE YÖNELK GRUP REHBERL NN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLK SAYGISINA ETKS

OTSTK ÇOCUKLARIN ALELERNE YÖNELK GRUP REHBERL NN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLK SAYGISINA ETKS Bu aratırma 2005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. OTSTK ÇOCUKLARIN ALELERNE YÖNELK GRUP REHBERL NN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLK SAYGISINA

Detaylı

PYANO ETMNE YEN BALAYAN ÖRENCYLE LK DERSN ÖNEM. Özlem Ömür ÖZET

PYANO ETMNE YEN BALAYAN ÖRENCYLE LK DERSN ÖNEM. Özlem Ömür ÖZET Piyano Eitimine Yeni Balayan Örenciyle lk Dersin Önemi Özlem ÖMÜR PYANO ETMNE YEN BALAYAN ÖRENCYLE LK DERSN ÖNEM Özlem Ömür ÖZET Piyano eitimine yeni balayan bir örenciye, piyano enstrümanını benimsetmek

Detaylı

BREYSEL ÇALGI ETM I (KEMAN) DERS HEDEFLERNN GERÇEKLEME DÜZEYLERNN BELRLENMES * (A..B.Ü ÖRNE)

BREYSEL ÇALGI ETM I (KEMAN) DERS HEDEFLERNN GERÇEKLEME DÜZEYLERNN BELRLENMES * (A..B.Ü ÖRNE) BREYSEL ÇALGI ETM I (KEMAN) DERS HEDEFLERNN GERÇEKLEME DÜZEYLERNN BELRLENMES * (A..B.Ü ÖRNE) Yrd.Doç.Dr. Öznur Öztosun Yrd.Doç.Dr. Dolunay Akgül Barı *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

BELEDYELERDE NORM KADRO ÇALIMASI ESASLARI

BELEDYELERDE NORM KADRO ÇALIMASI ESASLARI BELEDYELERDE NORM KADRO ÇALIMASI ESASLARI Belediyelerin görevlerini etkin ve verimli bir ekilde yerine getirebilmeleri için ihtiyaç duydukları optimal (ihtiyaçtan ne fazla ne de az) kadronun nicelik ve

Detaylı

OTSTK ÇOCUKLARDA TEACCH PROGRAMININ GELMSEL DÜZEYE ETKS: OLGU SUNUMU

OTSTK ÇOCUKLARDA TEACCH PROGRAMININ GELMSEL DÜZEYE ETKS: OLGU SUNUMU Bu aratırma 2005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. OTSTK ÇOCUKLARDA TEACCH PROGRAMININ GELMSEL DÜZEYE ETKS: OLGU SUNUMU Psk. Deniz VARIR

Detaylı

MUSK MUALLM MEKTEBNDEN GÜNÜMÜZE MÜZK ÖRETMEN YETTRME PROGRAMLARINDAK YAYLI ÇALGI ÖRETMNE LKN SINAMA-ÖLÇME-DEERLENDRME DURUMLARININ NCELENMES

MUSK MUALLM MEKTEBNDEN GÜNÜMÜZE MÜZK ÖRETMEN YETTRME PROGRAMLARINDAK YAYLI ÇALGI ÖRETMNE LKN SINAMA-ÖLÇME-DEERLENDRME DURUMLARININ NCELENMES MUSK MUALLM MEKTEBNDEN GÜNÜMÜZE MÜZK ÖRETMEN YETTRME PROGRAMLARINDAK YAYLI ÇALGI ÖRETMNE LKN SINAMA-ÖLÇME-DEERLENDRME DURUMLARININ NCELENMES 1. GR Yrd.Doç.Dr.Cansevil TEB *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden

Detaylı

GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ ÖRENCLERNN OKUL DENEYM I DERSNE YÖNELK LGLER VE BEKLENTLER **

GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ ÖRENCLERNN OKUL DENEYM I DERSNE YÖNELK LGLER VE BEKLENTLER ** GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ ÖRENCLERNN OKUL DENEYM I DERSNE YÖNELK LGLER VE BEKLENTLER ** Yrd.Doç.Dr. Gürsan SARAÇ * **1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öretmeni Yetitirme Sempozyumu Bildirisi

Detaylı

Yöntem Ara tırma Modeli Evren ve Örneklem Veri Toplama Aracı Verilerin Analizi Bulgular

Yöntem Ara tırma Modeli Evren ve Örneklem Veri Toplama Aracı Verilerin Analizi Bulgular Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 8 Sayı: 38 Volume: 8 Issue: 38 Haziran 2015 June 2015 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 ÖRETMENLK UYGULAMASI

Detaylı

Aratırma Koordinatörü: Prof. Dr. Faruk en. Hazırlayanlar: Gülay Kızılocak Cem entürk Dr. Martina Sauer

Aratırma Koordinatörü: Prof. Dr. Faruk en. Hazırlayanlar: Gülay Kızılocak Cem entürk Dr. Martina Sauer Download von www.bteu.de / Avrupali Türk Isadamlari Birligi Hannover / TAM Vakfi Yayinlari!" #"# Aratırma Koordinatörü: Prof. Dr. Faruk en Hazırlayanlar: Gülay Kızılocak Cem entürk Dr. Martina Sauer Bu

Detaylı

Sosyo-Ekonomik Gelimilik Aratırması

Sosyo-Ekonomik Gelimilik Aratırması Giri Sosyo-Ekonomik Gelimilik Aratırması Taner Kavasolu Devlet Planlama Tekilatı Kalkınma Planlarımızda, ülke corafyasında ve kesimler arasında dengeli bir gelime salanması hedefi, ülke ekonomisi için

Detaylı

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir Türkiye de Bölgesel Kalkınmanın Aracı Olarak Kalkınma Ajansları: zmir Kalkınma Ajansı Örnei Ergüder Can zmir Kalkınma Ajansı Giri: Türkiye de dier ülkeler gibi bölgelerarası hatta bölgeler içinde kalkınma

Detaylı

GÜZEL SANATLAR LİSESİ HAFTALIK DERS ÇİZELGESİ (MÜZİK) DERSLER

GÜZEL SANATLAR LİSESİ HAFTALIK DERS ÇİZELGESİ (MÜZİK) DERSLER İ ORTAK DERSLER SEÇMELİ DERSLER D GÜZEL SANATLAR LİSESİ HAFTALIK DERS ÇİZELGESİ (MÜZİK) DERSLER 9. 10. 11. 12. DİL ANLATIM 2 2 2 2 TÜRK EDEBİYATI 3 3 3 3 DİN KÜLTÜRÜ AHLAK BİLGİSİ 1 1 1 1 TARİH 2 2 - -

Detaylı

TANZMAT DÖNEM NDE BR AYDIN OLARAK AHMET MTHAT EFEND VE DÜÜNCE THE TANZIMAT PERIOD AS AN INTELLECTUAL AHMET MITHAT EFENDI AND THOUGHT zzet EREF*

TANZMAT DÖNEM NDE BR AYDIN OLARAK AHMET MTHAT EFEND VE DÜÜNCE THE TANZIMAT PERIOD AS AN INTELLECTUAL AHMET MITHAT EFENDI AND THOUGHT zzet EREF* TANZMAT DÖNEM NDE BR AYDIN OLARAK AHMET MTHAT EFEND VE DÜÜNCE THE TANZIMAT PERIOD AS AN INTELLECTUAL AHMET MITHAT EFENDI AND THOUGHT zzet EREF* Öz Ahmet Mithat Efendi, önde gelen Batılı düünürlerin düünce

Detaylı

SVAS L MERKEZNDE BULUNAN LKÖRETM ÇAINDAK ÇOCUKLARIN AIZ D SALII DURUMU VE ALIKANLIKLARININ BELRLENMES

SVAS L MERKEZNDE BULUNAN LKÖRETM ÇAINDAK ÇOCUKLARIN AIZ D SALII DURUMU VE ALIKANLIKLARININ BELRLENMES SVAS L MERKEZNDE BULUNAN LKÖRETM ÇAINDAK ÇOCUKLARIN AIZ D SALII DURUMU VE ALIKANLIKLARININ BELRLENMES DETERMINING ORAL HEALTH CONDITION AND HABITS OF PRIMARY SCHOOL STUDENTS IN CENTRAL SVAS Ör.Gör. Dr.

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı SAYI : 6 SAYI : 18 76 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı TARİH : 27.01.2014 KONU: Genel Lise, Anadolu Lisesi, Hazırlık Sınıfı Bulunan Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı SAYI : 6 SAYI : 18 76 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı TARİH : 27.01.2014 KONU: Genel Lise, Anadolu Lisesi, Hazırlık Sınıfı Bulunan Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

Bizi biz yapan degerli ogretmenlerimizin onunde saygiyla egiliyoruz...

Bizi biz yapan degerli ogretmenlerimizin onunde saygiyla egiliyoruz... Balikesir Kepsut 'tan Sevgili Fatih ogretmenimizin yazisini ogretmenlerimize, ozellikle de YIBOlarda gorev yapan ogretmenlerimize, yoneticilerimize armagan ediyor, ogretmenler gununuzu kutluyoruz... YIBOda

Detaylı

LKÖRETM 3. SINIF TÜRKÇE DERS ÖRETMEN KILAVUZ KTABI VE ÖRENC ÇALIMA KTABININ YAPILANDIRMACI YAKLAIMA UYGUNLUU. Tolga ERDOAN * ÖZET

LKÖRETM 3. SINIF TÜRKÇE DERS ÖRETMEN KILAVUZ KTABI VE ÖRENC ÇALIMA KTABININ YAPILANDIRMACI YAKLAIMA UYGUNLUU. Tolga ERDOAN * ÖZET lköretim 3. Sınıf Türkçe Dersi Öretmen Kılavuz Tolga ERDOAN LKÖRETM 3. SINIF TÜRKÇE DERS ÖRETMEN KILAVUZ KTABI VE ÖRENC ÇALIMA KTABININ YAPILANDIRMACI YAKLAIMA UYGUNLUU Tolga ERDOAN * ÖZET Bu aratırmada,

Detaylı

ETM MÜZNDE PROZOD * Yrd.Doç.Dr. Selçuk BLGN

ETM MÜZNDE PROZOD * Yrd.Doç.Dr. Selçuk BLGN ETM MÜZNDE PROZOD * Yrd.Doç.Dr. Selçuk BLGN *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öretmeni Yetitirme Sempozyumu Bildirisi SDÜ, 7-10 Nisan 2004, Isparta Okul öncesi eitim kurumlarından yüksek

Detaylı

TÜRKYE DE DEERLER ETM KONUSUNDA YAPILAN ARATIRMALAR 1 STUDIES CONDUCTED ON VALUES EDUCATION IN TURKEY Mustafa GÜÇLÜ

TÜRKYE DE DEERLER ETM KONUSUNDA YAPILAN ARATIRMALAR 1 STUDIES CONDUCTED ON VALUES EDUCATION IN TURKEY Mustafa GÜÇLÜ Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 8 Sayı: 38 Volume: 8 Issue: 38 Haziran 2015 June 2015 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 TÜRKYE DE DEERLER

Detaylı

YÖNETCLERN VE ÖRETMENLERN ALTI YA GRUBUNDAK ÖRENCLERN LKOKUMA-YAZMAYA HAZIRLANMALARINA YÖNELK BLGLER VE GÖRÜLER. Banu YANGIN

YÖNETCLERN VE ÖRETMENLERN ALTI YA GRUBUNDAK ÖRENCLERN LKOKUMA-YAZMAYA HAZIRLANMALARINA YÖNELK BLGLER VE GÖRÜLER. Banu YANGIN YÖNETCLERN VE ÖRETMENLERN ALTI YA GRUBUNDAK ÖRENCLERN LKOKUMA-YAZMAYA HAZIRLANMALARINA YÖNELK BLGLER VE GÖRÜLER Banu YANGIN ÖZET Bu çalımanın amacı, yöneticilerin ve öretmenlerin altı ya grubundaki örencilerin

Detaylı

ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 3 Sayı: 6 Aralık 2012

ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 3 Sayı: 6 Aralık 2012 ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 3 Sayı: 6 Aralık 2012 TÜRKÇE ETM ALANINDA ÖRENM GÖREN LSANSÜSTÜ ÖRENCLERNN BLG OKURYAZARLII

Detaylı

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi SINIF ÖRETMEN ADAYLARININ LSANS ETMLERNN ÖZEL ALAN YETERLKLERN KAZANDIRMASINA YÖNELK GÖRÜLER * THE OPINIONS OF PROSPECTIVE ELEMENTARY SCHOOL TEACHERS REGARDING THEIR UNDERGRADUATE EDUCATION EFFECTIVENESS

Detaylı

LKÖRETM SOSYAL BLGLER DERS KTAPLARININ ÖRETMEN GÖRÜLERNE GÖRE DEERLENDRLMES (KIRIKKALE ÖRNE)

LKÖRETM SOSYAL BLGLER DERS KTAPLARININ ÖRETMEN GÖRÜLERNE GÖRE DEERLENDRLMES (KIRIKKALE ÖRNE) Ahi Evran Üniversitesi Kırehir Eitim Fakültesi Dergisi (KEFAD) Cilt 8, Sayı 1, (2007), 51-61 51 LKÖRETM SOSYAL BLGLER DERS KTAPLARININ ÖRETMEN GÖRÜLERNE GÖRE DEERLENDRLMES (KIRIKKALE ÖRNE) Adem ÖCAL G.Ü.G.E.F.

Detaylı

stanbul, 11 Ekim 2004 2004/1021

stanbul, 11 Ekim 2004 2004/1021 TÜRKYE SERMAYE PYASASI ARACI KURULULARI BRL Büyükdere Cad.No:173 I. Levent Plaza A-Blok Kat:4 34394 I. Levent-stanbul Tel : (212) 280 85 67 Faks : (212) 280 85 89 www.tspakb.org.tr stanbul, 11 Ekim 2004

Detaylı

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERSLERDE UYGULANACAK ÖĞRETİM PROGRAMLARI

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERSLERDE UYGULANACAK ÖĞRETİM PROGRAMLARI AÇIKLAMALAR Haftalık ders çizelgeleri, 2014 2015 eğitim ve öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının 9-10. sınıflarından başlamak üzere kademeli olarak uygulanacaktır. Haftalık ders çizelgelerinde ortak

Detaylı

ÜNVERSTE ÖRENCLERNN ÇEVRE DUYARLILIKLARININ NCELENMES

ÜNVERSTE ÖRENCLERNN ÇEVRE DUYARLILIKLARININ NCELENMES ! "#$#%$#%&$#' #$$ ÜNVERSTE ÖRENCLERNN ÇEVRE DUYARLILIKLARININ NCELENMES Ar. Gör. Burcu ÇABUK Ankara Üniversitesi Eitim Bilimleri Fakültesi lköretim Bölümü Okulöncesi Eitim Anabilim Dalı Öretim Elemanı

Detaylı

Güzellerden Güzellemeler...

Güzellerden Güzellemeler... Güzellerden Güzellemeler... Geçen hafta Tosya Y!BO ö"rencilerinin yaptıklarını anlatmı#tım, bu hafta da kolejlerde okuyan çocuklardan bir iki örnek verece"im Alev Okullarına gitmi#tim ilk dönem, Alev Okulları

Detaylı

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 7 Sayı: 33 Volume: 7 Issue: 33 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 FARKLI SPOR BRANINDAK ÜNVERSTE ÖRENCLERNN

Detaylı

Nazlı Yürekler için!lk Adımım

Nazlı Yürekler için!lk Adımım Bu akşam Boğaziçi Üniversitesinden ilk projesine katılan Merve yazmış, Nazlı Yüreklere İlk Adim... Gönüllüler nasıl anlatılır... Gönüllülerin çocuklara sevgisi... Ve onların çocuklara ulaşma gayretleri...

Detaylı

MÜZK ÖRETMEN YETTREN KURUMLARDAK YARDIMCI ÇALGI PYANO DERSLER ÜZERNE BR ARATIRMA *

MÜZK ÖRETMEN YETTREN KURUMLARDAK YARDIMCI ÇALGI PYANO DERSLER ÜZERNE BR ARATIRMA * MÜZK ÖRETMEN YETTREN KURUMLARDAK YARDIMCI ÇALGI PYANO DERSLER ÜZERNE BR ARATIRMA * Dr. Belir Tecimer Kasap GR *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öretmeni Yetitirme Sempozyumu Bildirisi

Detaylı

SINIF ÖRETMEN ADAYLARININ NTERNET KULLANIMINA LKN TUTUMLARININ DEERLENDRLMES

SINIF ÖRETMEN ADAYLARININ NTERNET KULLANIMINA LKN TUTUMLARININ DEERLENDRLMES Ahi Evran Üniversitesi Kırehir Eitim Fakültesi Dergisi (KEFAD) Cilt 8, Sayı 1, (2007), 209-222 209 SINIF ÖRETMEN ADAYLARININ NTERNET KULLANIMINA LKN TUTUMLARININ DEERLENDRLMES Erturul USTA Ahi Evran Üniversitesi,

Detaylı

ÜNVERSTELERN GÖREVLER

ÜNVERSTELERN GÖREVLER ÜNVERSTELERN GÖREVLER VE YENDEN YAPILANMA Günümüz Türkiye sini gelecee taıyanlar i adamlarıdır. Ancak, i hayatının gayretleri Türkiye yi belli bir sınıra kadar ilerletebilir. Eer Türkiye, kaybettii bilimin

Detaylı

CUMHURYETN KURULUUNDAN GÜNÜMÜZE TÜRKYE DE HAYAT BLGS DERS PROGRAMLARININ GELM EVOLUTION OF THE SOCIAL STUDIES CURRICULUM FROM REPUBLIC TO PRESENT

CUMHURYETN KURULUUNDAN GÜNÜMÜZE TÜRKYE DE HAYAT BLGS DERS PROGRAMLARININ GELM EVOLUTION OF THE SOCIAL STUDIES CURRICULUM FROM REPUBLIC TO PRESENT CUMHURYETN KURULUUNDAN GÜNÜMÜZE TÜRKYE DE HAYAT BLGS DERS PROGRAMLARININ GELM EVOLUTION OF THE SOCIAL STUDIES CURRICULUM FROM REPUBLIC TO PRESENT Mustafa AHN Özet Bu çalımada cumhuriyet dönemi boyunca

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

T.C. BÜYÜKÇEKMECE BELEDYES

T.C. BÜYÜKÇEKMECE BELEDYES Sayfa No 1 / 23 Sayfa No 2 / 23 PERFORMANS YÖNETM Gözlem ve Takip (kontrol ) Hedefleri konusunda nereye kadar ulatıklarını, gelitiklerini düzenli olarak sorun, takip edin htiyaçlarını belirleyin Gözlem

Detaylı

İSTANBUL VALİLİĞİ «İSTANBUL UN ÇOCUK YAZARLARI» PROJESİ SELİMPAŞA AHMET ZİYLAN İLKOKULU PROJE SINIFI 3/A

İSTANBUL VALİLİĞİ «İSTANBUL UN ÇOCUK YAZARLARI» PROJESİ SELİMPAŞA AHMET ZİYLAN İLKOKULU PROJE SINIFI 3/A İSTANBUL VALİLİĞİ «İSTANBUL UN ÇOCUK YAZARLARI» PROJESİ SELİMPAŞA AHMET ZİYLAN İLKOKULU PROJE SINIFI 3/A İçerik: Hikâye, masal, anı, şiir, gezi yazısı, kompozisyon vb. Yazı içerikleri, milli, manevi ve

Detaylı

TÜRKYE DE MÜZK ÖRETMENLNE YÖNELME NEDENLER. Cansevil TEB * ÖZET

TÜRKYE DE MÜZK ÖRETMENLNE YÖNELME NEDENLER. Cansevil TEB * ÖZET TÜRKYE DE MÜZK ÖRETMENLNE YÖNELME NEDENLER Cansevil TEB * ÖZET Günümüzde daha popüler bir yer edinen müzik öretmenlii giderek bireylerin kendilerini daha iyi ifade edebildikleri bir alan olmaktadır. Müzik

Detaylı

ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 1 Sayı: 2 Aralık 2010

ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 1 Sayı: 2 Aralık 2010 ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi Issn: 1309-9302 http://sobiad.odu.edu.tr Cilt: 1 Sayı: 2 Aralık 2010 KAVRAM HARTALARI LE NOT TUTMANIN LKÖRETM ÖRENCLERNN DNLEDN ANLAMA

Detaylı

*** Prof. Dr., Mersin Üniversitesi, Eitim Programları ve Öretimi Bölümü, tyanpar@gmail.com - 673 -

*** Prof. Dr., Mersin Üniversitesi, Eitim Programları ve Öretimi Bölümü, tyanpar@gmail.com - 673 - Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 8 Sayı: 38 Volume: 8 Issue: 38 Haziran 2015 June 2015 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 INTEL ÖRETMEN

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

AMER KA B RLE K DEVLETLER SAYI TAYI

AMER KA B RLE K DEVLETLER SAYI TAYI AMERKA BRLEK DEVLETLER SAYITAYI Yazan: Dawid M. WALKER Çeviren: Müslüm PARLAK Amerika Birleik Devletleri Sayıtayı, Birleik Devlet yönetiminin yasama bölümü içerisinde yer alan baımsız bir kurumdur. Genellikle

Detaylı

The Reading Habit of Elementary School Teacher Candidates *

The Reading Habit of Elementary School Teacher Candidates * Elementary Education Online, 5(1), 1-6, 2006. lköretim Online, 5(1), 1-6, 2006. [Online]: http://ilkogretim-online.org.tr The Reading Habit of Elementary School Teacher Candidates * Zeynep Aydin Yilmaz

Detaylı

ÖRETMEN ADAYLARININ ALGILADIKLARI LETM BECERS DÜZEYLERNN NCELENMES

ÖRETMEN ADAYLARININ ALGILADIKLARI LETM BECERS DÜZEYLERNN NCELENMES Ahi Evran Üniversitesi Kırehir Eitim Fakültesi Dergisi (KEFAD) Cilt 8, Sayı 1, (2007), 123-135 123 ÖRETMEN ADAYLARININ ALGILADIKLARI LETM BECERS DÜZEYLERNN NCELENMES Mehmet Arif ÖZERBA Gazi Üniversitesi

Detaylı

BOSAD Boya Sanayicileri Dernei TÜRK BOYA SEKTÖRÜ. Dünya Boya Ticaretindeki Gelimeler

BOSAD Boya Sanayicileri Dernei TÜRK BOYA SEKTÖRÜ. Dünya Boya Ticaretindeki Gelimeler BOSAD Boya Sanayicileri Dernei Dünya Boya Ticaretindeki Gelimeler TÜRK BOYA SEKTÖRÜ Dünya ekonomisindeki gelimeyle paralel olarak dünya boya üretimi bugün 29,4 milyon ton civarında gerçeklemektedir ve

Detaylı

Ergin AYAN (2009). Willermus Tyrensis in Haçlı Kronii (1143-1163), Karadeniz Dergisi Yayınları, Ankara, 160 s, ISBN 978-975-8951-33-8.

Ergin AYAN (2009). Willermus Tyrensis in Haçlı Kronii (1143-1163), Karadeniz Dergisi Yayınları, Ankara, 160 s, ISBN 978-975-8951-33-8. Ergin AYAN (2009). Willermus Tyrensis in Haçlı Kronii (1143-1163), Karadeniz Dergisi Yayınları, Ankara, 160 s, ISBN 978-975-8951-33-8. Abdullah GÜNEYSU Avrupa Hıristiyanlarının, kendilerince kutsal kabul

Detaylı

ÖRETM ELEMANLARININ ETM VE LETM SORUNLARI EDUCATIONAL AND COMMUNICATIONAL PROBLEMS OF FACULTIES

ÖRETM ELEMANLARININ ETM VE LETM SORUNLARI EDUCATIONAL AND COMMUNICATIONAL PROBLEMS OF FACULTIES ÖRETM ELEMANLARININ ETM VE LETM SORUNLARI EDUCATIONAL AND COMMUNICATIONAL PROBLEMS OF FACULTIES Yrd. Doç. Dr. Vedat SALAM* Yrd. Doç. Dr. Yüksel TERZ** Ör.Gör. Nurettin SAVA*** Naci MURAT**** Özet Üniversitelerde

Detaylı

Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi letmeleri A.. 30.06.2013 Tarihi tibarıyla Sona Eren Hesap Dönemine likin Yönetim Kurulu Yıllık Faaliyet Raporu

Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi letmeleri A.. 30.06.2013 Tarihi tibarıyla Sona Eren Hesap Dönemine likin Yönetim Kurulu Yıllık Faaliyet Raporu Sayfa No: 1 Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi letmeleri A.. 30.06.2013 Tarihi tibarıyla Sona Eren Hesap Dönemine likin Yönetim Kurulu Yıllık Faaliyet Raporu Sayfa No: 2 Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi

Detaylı

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek amacıyla dini eğitim veren hem mesleğe, hem de yüksek öğrenime

Detaylı

LKÖRETM KNC KADEME TÜRKÇE DERS KTAPLARININ TÜRLER AÇISINDAN NCELENMES 1 A TEXTBOOK ANALYSIS OF SENIOR PRIMARY EDUCATION TURKISH COURSE BOOKS

LKÖRETM KNC KADEME TÜRKÇE DERS KTAPLARININ TÜRLER AÇISINDAN NCELENMES 1 A TEXTBOOK ANALYSIS OF SENIOR PRIMARY EDUCATION TURKISH COURSE BOOKS LKÖRETM KNC KADEME TÜRKÇE DERS KTAPLARININ TÜRLER AÇISINDAN NCELENMES 1 A TEXTBOOK ANALYSIS OF SENIOR PRIMARY EDUCATION TURKISH COURSE BOOKS Murat SOLAK 2 Derya YAYLI 3 Özet Türkçe ders kitaplarında yer

Detaylı

- 422 - 1) Komisyon: lköretim 7 Türkçe Örenci Çalıma Kitabı, MEB Yayınları, Ankara,

- 422 - 1) Komisyon: lköretim 7 Türkçe Örenci Çalıma Kitabı, MEB Yayınları, Ankara, Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 4 Sayı: 19 Volume: 4 Issue: 19 Güz 2011 Fall 2011 www.sosyalarastirmalar.com 7. SINIF TÜRKÇE DERS ÖRENC ÇALIMA

Detaylı

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Lisans Ders İçerikleri 1.Yarıyıl

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Lisans Ders İçerikleri 1.Yarıyıl TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Lisans Ders İçerikleri 1.Yarıyıl TDE 101 Retorik Bilgisi AKTS 5, KREDİ (3+0) 3 Söz sanatları, tür, şekil bilgilerini kavramak ve bu alanla ilgili terimler bilgisine sahip

Detaylı

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

FRANSA DA OKULA GTME

FRANSA DA OKULA GTME Turc FRANSA DA OKULA GTME Fransa ya yeni gelen örencileri ve aileleri aırlama belgesi BU BELGE SORULARINIZI CEVAPLIYOR Çocuumu ilkokula, ortaokula veya liseye nasıl yazdırırım? Çocuum henüz fransızca konumuyor.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý

Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý Ö m e r A y h a n Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý Tanzimat edebiyatýnýn düzyazý yazarlarý, öyküden çok romana eðilmiþ, öykü türündeki verimleri, neredeyse romana yaklaþan oylumlarýyla

Detaylı

Intel Ö!renci Programı

Intel Ö!renci Programı Intel Ö!renci Programı De!erlendirme Raporu Eylül 2009 - A!ustos 2010 Cengiz Hakan AYDIN Hasan ÇALI"KAN Murat ATA#Z# Giri! Intel Ö!renci Programı, özellikle teknolojiye eri$imin sınırlı oldu!u bölgelerdeki

Detaylı

ADAY ÖRETMENLERDE ÖFKE * Emine BABAOLAN ** ÖZET

ADAY ÖRETMENLERDE ÖFKE * Emine BABAOLAN ** ÖZET ADAY ÖRETMENLERDE ÖFKE * Emine BABAOLAN ** ÖZET Aday öretmenlerin yeni bir i ve sosyal çevreye uyum salama sürecinde, karılatıkları sorunlardan dolayı engellenmeleri ve bunların sonucunda öfke duygusunu

Detaylı

OTSTK BR OLGUNUN DUYGULARI ANLAMA VE FADE ETME BECERSNN KAZANDIRILMASINA YÖNELK DÜZENLENEN KISA SÜREL BR E TM PROGRAMININ NCELENMES

OTSTK BR OLGUNUN DUYGULARI ANLAMA VE FADE ETME BECERSNN KAZANDIRILMASINA YÖNELK DÜZENLENEN KISA SÜREL BR E TM PROGRAMININ NCELENMES Bu aratırma 005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. OTSTK BR OLGUNUN DUYGULARI ANLAMA VE FADE ETME BECERSNN KAZANDIRILMASINA YÖNELK DÜZENLENEN

Detaylı

AB Uyum Sürecinde Türkiye nin Rekabet Gücü lerleme Raporu Üzerine Tespitler

AB Uyum Sürecinde Türkiye nin Rekabet Gücü lerleme Raporu Üzerine Tespitler AB Uyum Sürecinde Türkiye nin Rekabet Gücü lerleme Raporu Üzerine Tespitler Avrupa Komisyonu tarafından Türkiye hakkında hazırlanan lerleme Raporu, Türkiye ile müzakerelerin balaması yönünde olumlu bir

Detaylı

*** Prof. Dr., Mersin Üniversitesi, Eitim Programları ve Öretimi Bölümü, tyanpar@gmail.com - 654 -

*** Prof. Dr., Mersin Üniversitesi, Eitim Programları ve Öretimi Bölümü, tyanpar@gmail.com - 654 - Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 8 Sayı: 38 Volume: 8 Issue: 38 Haziran 2015 June 2015 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 INTEL ÖRETMEN

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

ETK LKELER BANKACILIK ETK LKELER

ETK LKELER BANKACILIK ETK LKELER ETK LKELER Türkiye Bankalar Birlii tarafından hazırlanan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu nun 15 Haziran 2006 tarih ve 1904 sayılı kararlı ile yayımlanan Bankacılık Etik lkeleri Bankamız tarafından

Detaylı

Bu model ile çalımayı öngören kuruluların (servis ve içerik salayıcılar),.nic.tr sistemi ile uyumlu, XML tabanlı yazılım gelitirmeleri gerekmektedir.

Bu model ile çalımayı öngören kuruluların (servis ve içerik salayıcılar),.nic.tr sistemi ile uyumlu, XML tabanlı yazılım gelitirmeleri gerekmektedir. .tr alan adlarını tescili, 1991 yılından itibaren, Türkiye'yi ilk olarak nternet'e balayan Üniversitemiz bünyesinde devam etmektedir. Bu kapsamda, bugün itibarı ile, toplam yaklaık 70,000 adet.tr uzantılı

Detaylı

AKÇA, Hakan (2012). Ankara li Aızları (nceleme, Metinler, Dizin), Ankara: Türk Kültürünü Aratırma Enstitüsü Yayınları, XXII+672 s.

AKÇA, Hakan (2012). Ankara li Aızları (nceleme, Metinler, Dizin), Ankara: Türk Kültürünü Aratırma Enstitüsü Yayınları, XXII+672 s. AKÇA, Hakan (2012). Ankara li Aızları (nceleme, Metinler, Dizin), Ankara: Türk Kültürünü Aratırma Enstitüsü Yayınları, XXII+672 s. Bahadır GÜNE * Aynı kökten geldii üst sistem durumundaki bir standart

Detaylı

ÖZ YETERLLK (SELF-EFFCACY) KAVRAMI ÜZERNE Tülin ACAR

ÖZ YETERLLK (SELF-EFFCACY) KAVRAMI ÜZERNE Tülin ACAR ÖZ YETERLLK (SELF-EFFCACY) KAVRAMI ÜZERNE Tülin ACAR Öz yeterlik (self efficacy) Bandura nın Sosyal Örenme Kuramı nda dikkati çeken bir kavramdır. Öyleyse nedir öz yeterlilik? Öz Yeterlilik Bandura ya

Detaylı

* Saime Özçürümez lköretim Okulunda Sınıf Öretmeni. ** Yrd. Doç. Dr., Nide Üniversitesi Eitim Fakültesi lköretim Bölümü.

* Saime Özçürümez lköretim Okulunda Sınıf Öretmeni. ** Yrd. Doç. Dr., Nide Üniversitesi Eitim Fakültesi lköretim Bölümü. SAMET BEHREG KTAPLARIYLA KURGULAA YARATICI DRAMA ETKLKLER ÖRECLER YAZMA BECERS VE TUTUMLARIA ETKS THE EFFECTS OF CREATIVE DRAMA ACTIVITIES COSTRUCTED WITH SAMED BEHREGI BOOKS O THE WRITIG SKILLS AD ATTITUDES

Detaylı

MÜZK ÖRETMEN ADAYLARININ MESLEK KAYGILARI. H. Seval KÖSE ÖZET

MÜZK ÖRETMEN ADAYLARININ MESLEK KAYGILARI. H. Seval KÖSE ÖZET H. Seval KÖSE Müzik öretmeni Adaylarının Mesleki Kaygıları MÜZK ÖRETMEN ADAYLARININ MESLEK KAYGILARI H. Seval KÖSE ÖZET Bu aratırmada, müzik öretmeni adaylarının mesleki kaygı alanlarına ilikin kaygı düzeyleri

Detaylı

LKÖRETM 6. SINIF ÖRENCLERNN YARATICI DÜÜNME DÜZEYLER*

LKÖRETM 6. SINIF ÖRENCLERNN YARATICI DÜÜNME DÜZEYLER* LKÖRETM 6. SINIF ÖRENCLERNN YARATICI DÜÜNME DÜZEYLER* THE CREATIVE THINKING LEVELS OF STUDENTS AT SIXTH CLASS OF PRIMARY EDUCATION Esen ERSOY** Ne e BAER*** Özet Günümüzde yaratıcı bireylere ve onların

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

FAKR BAYKURT UN ROMANLARINDA ETM ZLE. Hülya YAZICI OKUYAN ÖZET

FAKR BAYKURT UN ROMANLARINDA ETM ZLE. Hülya YAZICI OKUYAN ÖZET FAKR BAYKURT UN ROMANLARINDA ETM ZLE ÖZET Bu çalımanın amacı, toplumcu gerçekçilik çizgisi içinde deerlendirilen, yazar-eitimci Fakir Baykurt un romanlarının temel izleklerinden biri olan eitim izleinin

Detaylı

BLG SSTEMLERNN GÜVENLNE LKN OECD REHBER LKELER- GÜVENLK KÜLTÜRÜNE DORU

BLG SSTEMLERNN GÜVENLNE LKN OECD REHBER LKELER- GÜVENLK KÜLTÜRÜNE DORU BLG SSTEMLERNN GÜVENLNE LKN OECD REHBER LKELER- GÜVENLK KÜLTÜRÜNE DORU 14 Aralık 1960 tarihli ktisadi birlii ve Gelime Tekilat Anlamasının, özellikle 1b), 1 c), 3 a) ve 5 b) maddeleri uyarınca; 23 Eylül

Detaylı

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize;

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize; Sayın Veli, Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken, öğrencilerimizin yıl boyunca öğrenme ortamlarını destekleyecek, ders kitaplarını ve kaynak kitapları sizlerle paylaşmak istedik. Bu kaynakları belirlerken

Detaylı

Çin Konferansı Panel Bölümü Notları

Çin Konferansı Panel Bölümü Notları Çin Konferansı Panel Bölümü Notları Çin Konferansı kapsamında düzenlenen Çin ve Türkiye: Yatırımda ve Dı Ticarette Sorunlar, Fırsatlar, birlikleri konulu Panel, Çin ile ilikileri olan irketlerin temsilcilerini

Detaylı

YABANCI DLLER VE TÜRK DL VE EDEBYATI BÖLÜMÜ SON SINIF ÖRENCLERNN YABANCI DL ÖRETM VE YABANCI DLLE ÖRETM KONUSUNDAK YÖNELM VE GÖRÜLER

YABANCI DLLER VE TÜRK DL VE EDEBYATI BÖLÜMÜ SON SINIF ÖRENCLERNN YABANCI DL ÖRETM VE YABANCI DLLE ÖRETM KONUSUNDAK YÖNELM VE GÖRÜLER YABANCI DLLER VE TÜRK DL VE EDEBYATI BÖLÜMÜ SON SINIF ÖRENCLERNN YABANCI DL ÖRETM VE YABANCI DLLE ÖRETM KONUSUNDAK YÖNELM VE GÖRÜLER PREFERENCES AND OPINIONS OF LAST YEAR STUDENTS OF FOREIGN LANGUAGES

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

ELEKTRK MÜHENDSLER ODASI MESLEK Ç SÜREKL ETM MERKEZ YÖNETMEL

ELEKTRK MÜHENDSLER ODASI MESLEK Ç SÜREKL ETM MERKEZ YÖNETMEL ELEKTRK MÜHENDSLER ODASI MESLEK Ç SÜREKL ETM MERKEZ YÖNETMEL Amaç Madde 1: Bu Yönetmeliin amacı; meslekteki bilimsel, teknolojik gelimelerle ve uygulama alanları ile ilgili olarak Üye Mühendislere verilecek

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

üzere 1/2000 veya 1/5000 ölçekte düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile bir bütün olan plandır. Çevre Düzeni Planı;10) (Deiik -

üzere 1/2000 veya 1/5000 ölçekte düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile bir bütün olan plandır. Çevre Düzeni Planı;10) (Deiik - üzere 1/2000 veya 1/5000 ölçekte düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile bir bütün olan plandır. Çevre Düzeni Planı;10) (Deiik - R.G.: 17.3.2001-24345 / m.4) Çevre Düzeni Planı: Konut,

Detaylı

YÜKSEK FONKSYONLU OTSTK VE ASPERGER SENDROMLU ÇOCUKLARIN E TMNDE KAYNATIRMA

YÜKSEK FONKSYONLU OTSTK VE ASPERGER SENDROMLU ÇOCUKLARIN E TMNDE KAYNATIRMA YÜKSEK FONKSYONLU OTSTK VE ASPERGER SENDROMLU ÇOCUKLARIN E TMNDE Yard. Doç. Dr. Alev GRL; D.E.Ü. E. Bil. Fak. PDR AB Dalı KAYNATIRMA Yetersizlii olan bireylerin eitimleriyle ilgili düzenlemeler, yatılı

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

TÜRKÇE ETM BÖLÜMÜ ÖRENCLERNN ÖRENME STLLER VE BUNLARIN ÇETL DEKENLERLE LKS (GAZ ÜNVERSTES ÖRNE)

TÜRKÇE ETM BÖLÜMÜ ÖRENCLERNN ÖRENME STLLER VE BUNLARIN ÇETL DEKENLERLE LKS (GAZ ÜNVERSTES ÖRNE) TÜRKÇE ETM BÖLÜMÜ ÖRENCLERNN ÖRENME STLLER VE BUNLARIN ÇETL DEKENLERLE LKS (GAZ ÜNVERSTES ÖRNE) LEARNING STYLES OF THE TURKISH TEACHING STUDENTS (The Case of Gazi University) Tazegül DEMR Özet Bu çalımada,

Detaylı

TEMZ BR HAYAT ÇN SZ DE DETERJANI KESN

TEMZ BR HAYAT ÇN SZ DE DETERJANI KESN ÖZEL EGE LSES TEMZ BR HAYAT ÇN SZ DE DETERJANI KESN HAZIRLAYAN ÖRENC: Zeynep ÇALANDA 63 6B DANIMAN ÖRETMEN: Özgem Ayça BEKTUR ZMR (2011) ÇNDEKLER Sayfa Konu, Özet, Giri.3 Projenin Amacı, Projenin Hedefleri

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı